Verfügbare Informationen zu "'KIZILBAŞ KÜRTLER' Hagop Sahbaz"
Qualität des Beitrags: Beteiligte Poster: dersim Forum: DERSİM-ZAZA ARŞİVİ Forenbeschreibung: Dersim-Zaza Platformu aus dem Unterforum: ERMENİ KAYNAKLARINDA ZAZALAR ve DERSİM Antworten: 1 Forum gestartet am: Dienstag 05.12.2006 Sprache: türkisch Link zum Originaltopic: 'KIZILBAŞ KÜRTLER' Hagop Sahbaz Letzte Antwort: vor 14 Jahren, 8 Monaten, 15 Tagen, 11 Stunden, 30 Minuten
Alle Beiträge und Antworten zu "'KIZILBAŞ KÜRTLER' Hagop Sahbaz"
Re: 'KIZILBAŞ KÜRTLER' Hagop Sahbaz
dersim -'KIZILBAŞ KÜRTLER' Hagop Sahbaz
HAGOP SAHBAZ ve 'KIZILBAŞ KÜRTLER'
Önsöz: Sako ZULALYAN
1865 yılında Van şehrinde doğan Hagop Sahbaz, tıp ve hukuk dallarında eğitim görür. Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnak Partisi) aktif üyesi olarak, Osmanlı politik arenasında faaliyetlerde bulunan Sahbaz, 1909 yılında İstanbul Gregoryan Ermeni Patrikhanesinde sekreterlik görevini üstlenir.
Üniversitelerin, sosyolojik çalışmaları 'bilimsel' olmadıkları gerekçesiyle dışladıkları dönemde, bu alanda amatörce yazılmış çalışmalar kaleme alır. "Ermeni Folkloru ve Filolojisi" başlığı altında yayınlanan çalışmasının yanı sıra, "Kürt-Ermeni İlişkileri" başlığı altında topladığı anı, gözlem, araştırma türünden yazıları 1911 yılında İstanbul da Araks yayinevince yayınlanır.
Çevirisini sunduğum 'Kürtler ve Kızılbaşlar' bölümü kıtabın bütününü tanıtmaktan uzaktır. Yeni bir bilgi sunmasa da, dönemın bakış açısını, kavramların kullanımını anlamak açısından önemlidir. Bundan dolayı kısaca, kitabın yayımlandığı dönemde yüklendiği işleve değinmek istiyorum.
H. Sahbaz, o döneme dek ulusalcı anlayışla yazılagelen klasik ve de 'romantik' ulus-tarih kitaplarının geliştirdiği görüşten farklı, filoloji, sosyoloji ve folklorik ilk çalışmaların sunduğu araçlarla konuya yaklaşır. Konular belli başlıklar altında işlenir. Bunları birbirine bağlama kaygısını gütmez. Osmanlı Ermenistanındaki üretim ilişkilerini açımlayan bir konudan, 'Kürt ve Ermeni kadınlarının' toplumsal yaşamda oynadığı role geçer... Yazarın böylesi bir çalışmayı kaleme almasındaki amacı irdeleyebilecek yeterli verilere sahip değilim. Giriş ve sonuç bölümlerindeki değerlendirmelerden yola çıkarak Tarihi Ermenistan'dan uzak, büyük şehirlerde yaşayan, kozmopolit Ermeni toplumların, Batı Ermenistan'a dair; "yerleşik, inançlı (Hıristiyan), çalışkan, barışçı, Ermeni toplumunun yüzyıllardır yaşadıkları topraklarda, göçebe, vahşi 'Kürtler'(1) tarafından sürekli talan edildiği ve baskı altında tutuldugu biçimindeki imajin (bu gerçek yadsınmadan ama nedenlerinin araştırılarak) sorgulanması gerektiği savını öne sürdüğünü söyleyebilirim.
Yazar, ilk bakışta yukarda özetlediğimiz gibi görünen toplumsal ilişkilerin görünmeyen nedenlerini, etnik ayrımlar, inanç farklılıkları, aşiret ve beylik örgütlenmelerinin rolünü, sırasıyla Bizans, Pers, Abbasi İmparatorluklarının egemenlikleri döneminde bölgede yoğurdukları hamuru ilkel biçimde de olsa tanıtmaya uğraşıyor. Batı Ermenistan'da "yerleşik Ermeniler" ile "göçebe Kürtler"in birlikte yaşayabilecekleri bir yol tutulması halinde, bölgeye huzurun ve refahın gelebileceğini vurgulaması ve "sosyalist toplumu" öneriyor olması, bu anlamıyla kozmopolit Ermenilerin rüyasındaki 'bâkir Ermenistan' düşlerini eleştirmesi önemlidir.
H. Sahbaz, Avrupalı emperyalist devletlerin çıkarları doğrultusunda bölgeye müdahale ettiklerini yüzeysel de olsa değinir. Bölgede oynayabilecekleri olumsuz role dikkatleri çeker.
Yazar kitabı kaleme aldığı dönemde bugün bizlerin yapabildiği 'etnik sınıflandırmayı' kullanabilecek materyallere sahip değildir. Kürtler, Aleviler, Zazalar, Dujigler, Kızılbaşlar, Sünnî Müslümanlar ise Türk olarak birbirine karıştırılırken, AYRIŞTIRMAYI ister.
İngiliz, Amerikan, Fransız yazarlardan yaptığı uzun alıntılarla, kozmopolit Ermeni okurlar önünde savunduğu fikirleri güçlendirir.
Günümüzde yazarın bu çalışmasına yönelik eleştiri; amatörce kaleme alınmış, sosyolojik çalışmaların ilkel bir örneği olarak değerlendirebiliriz. Yazıldığı dönemdeki bilimsel çalışma düzeyi ve siyasi ortam gözönünde tutulursa, Hagop Sahbaz'ın bu çalışması, kendi türünde ilginç bir örnektir.
Osmanlı İmparatorluğunda her türden ve milletten kozmopolit entellektüellerin, ulusçuluk korosunda boy gösterdiği dönemde, multi toplumlu 'sosyalist yönetim biçimini' savunmasının altı çizilmelidir.
Hagop Sahbaz 1915'te, İstanbul'dan yola çıkarılan Ermeni aydınları kervani içinde ve Anadoludaki mezarı bilinmeyen kırım ölüleri safına girer.
Not:
1-'Kirt', 'Kirdats' adlandırması, bölgede Yezidi, Türkmen, ve Çerkez olmayan tüm göçebe topluluk ve aşiretler için bir dönem Ermeni yazarlar tarafindan kullanılır. Öyleki, Hıristiyan ve Ermeni olduklarını beyan etmekten çekinmeyen, Kirmanç ve Ermenice karışımı dil konuşan göçebe topluluklar için bile 'Kirdats' (göçebeleşmiş-Kürtleşmiş eş anlamıyla) denir. Yerleşik yaşamdan, göçebe yaşama geçiş yapmaları kast edilir.
KIZILBAŞ KÜRTLER
HAGOP SAHBAZ
Kızılbaş Kürtleri Dersim ve yakın çevresindeki yerleşim birimlerinde yaşarlar. Toplam sayıları yetmişbeşbin civarindadır. Sürekli silah taşıyanlar ise onbeşbin olarak tahmin edilir. Kızılbaş Kürtler, Dersim dağlarının en kuytu köşelerine dek dağılmış aşiret birlikleri halinde örgütlenmişlerdir. Doğal afetlerin yarattığı zararlara karşı birlikte önlem alırlar. Başlıca geçim kaynakları hayvancılık, çiftçilik, zenaatlar arasında en uzman oldukları silah yapımcılığıdır. Osmanlı yönetimine vergi ve silahlı güç vermeksizin "adı konulmamış" otonomiye sahiptirler. Seferberlik dönemlerinde, merkeze toplu askeri güç verilmesi ya da askerlik çağındaki gençlerin, silah alınmasına yönelik birçok girişim her defasında başarısızlığa uğramıştır.
Osmanlı yönetiminin Ovacık'ta inşa ettiği kışlalar bu aşiretleri sürekli kuşatma altında tutar. Sancak merkezi HKARPERT (Harput), Dersim'in güneyine iki saatlik uzaklıktadır. Mutassarıf ise HKOZA (Hozat) da oturur. Dersim'deki Ermeni köylerinin miktarı yeterli sayıdadır. Zenaatlarla meşguldürler. Hıristiyanlığın çokça adet ve kurallarını korur ve uygularlar. Aralarında Türk (Müslüman, s.z.) barındırmazlar.
Dersim Kürtleri'ne Zaza denir. Kendilerine özgü (parpar) dilleri* vardir. Doğu Torosların doruklarında yaşayanlar ise Avşar olarak adlandırılır. Avşarlar, gelenek ve dillerıyle, Kürtlerden çok Zazalara yakındırlar. Avşar aşiretlerindeki yaygın söylenti; kendilerini Arşagunilerin torunları olarak göstermeleridir.**
Malatya ve Dersim civarında yaşıyan bir başka aşiret Haçovali olarak anılır. Haçovali'nin dinsel manâsı hkaçyan diye karşılanır. Bu benzerliklerin altını çizmeden geçemiyeceğiz. H.F. Lyneli'in İngilizce yayımlanan "Armenia" kitabının, "Politika ve Denge" (Political and Statical) başlıklı bölümünden uzun alıntılar yapmayi gerekli görüyoruz.
"Bütün Orta-Doğuda bu Kürtlerin Kızılbaş olarak anılması, Osmanlıya karşı düşmanlık tohumları eker. Yönetimin, Kızılbaşları müslümanlaştırmaya yönelik girişimlerine direnmektedirler. Yönetim karşıtı mücadelelerde Hıristayanlarla birlikte davranma eğilimindedirler. Hıristiyan inancına saygılıdırlar. Isa'yı, tanrının vucudi(?) (insanlaşmış) hali olarak bilirler. Bildiğimiz kadarıyla, Kızılbaşlar'ın inanci, arian inanci bütünüyle özdeşleşir. İnsanlaşmiş tanrıyı arar. Musa, İsa, Muhammed ve Ali'nin tanrısal nitelik yüklenmiş varlığı önemsenir.
Dilleri, Kürtçe'nin bir dalını koruduğu gibi, Farsça'dan ve Hayca'dan aldığı sözcüklerin karışımıdır. Anlatıldığına göre, bölgede çoğunluğun konuştuğu lehçeden önemli farklılık arz eder. Birinin konuştuğunu diğeri anlamaz. Kızılbaşlar erkek çocuklarını sünnet ederler. Bazı İslami kuralları uygularlar. Kızılbaşlar, bu topraklardakı Kürtlerden farklı olan topluluklardır. Eğer bir sayı vermek gerekirse, Türkiye Hayastanın'da yaşayan Kürtler'in üçte biri kadardır. (Kızılbaş ve Sünni Kürtlerin sayısı 410.812 dir. Ayrıca 442.946 bin Türk eklenmelidir
»Erzincan’daki 4. Ordu’nun hemen güneyinde konumlandıkları dağlık ve yabani yerleşim bölgeleri günümüzde askeri açıdan önemlidir. Dersim adıyla anılan bu vilayet uzun zamanlar, Osmanlı baskısına direnmiş ve direnmeyi sürdürmektedir. Sosyal yapıları aşiret bağlarıyla örülmüş çobanlıktır. İklim koşullarının ağırlığı ve arazi, sabit yerleşim bölgelerinde yaşamaya zorlar. Evlerinin çevresindeki sınırlı toprak parçasını ihtiyaçlari için işlerler. Dersim’in doğusu ve batısındakı Kızılbaş toplumlar barışsever ve çalışkandırlar. Seyyahlar onlardan araştırmacı saygınlığıyla söz eder. Erzurum'daki İngiliz büyük elçisi Tailor’un hükümetinin her yıl yayınladığı ‘Mavi Kitap’da yayınlanan raporunda, Kızılbaşlar'ın sayısını 110 bin olarak gösterir. Ben ise elimizdeki yeni bilgilerin ışığında, sayılarını 50 bin olarak göstereceğim.«
Yazar, Kürtler'in genel durumundan söz ederken, Kızılbaşlarla ilgili düşüncelerini netleştirir.
»En eski tarihlerin söz ettiği bu halk ve alın yazıları Avrupa’da yeterince biliniyor. Bu bölgede yaşayan Kürtler'in sosyal yaşam düzeyindeki farklılıkları yalnızca bu neden, onlara özel dikkat göstrememizi gerektirir. Bunun yanı sıra, dil ve inanç farklılıkları gözden uzak tutulmamalıdır. Hükümetin resmi vesikalarında Sivas’tan Malatya’ya, Fırat’ın iki kolu arasında kalan bölge, Muş ve civarlarında yaşayan halk Sünni-Müslüman olarak kaydedilmiştir. Ne var ki onlar ne bu dinin gereklerini uygularlar, ne de komşu aşiretlerin leçesiyle konuşurlar.«
Yazarın Kızılbaşlar ya da Dujig aşiretiyle ilgili kanıları ise aşağidaki gibidir.
»Büyük Dujig aşireti, Erzincan'dan bir kaç saat uzaklıktaki Dersim dağlarından Xarpert doğrultusuna, Naşin ve Arapgir’e dek yayılmıştır. Bu büyük aşiret bir çok tayfadan meydana gelir. Bunların en önemlilleri, Balabanlılar, Kureyişler ve Kulabiler'dir. Osmanlı hükümeti çeşitli dönemlerde Dujigler üzerine sefer yollamış ama hiç bir zaman boyun eğdirememiştir. Bir söylentiye göre, Dujigler gerektiğinde 30 ile 40 bin arası eli silah tutan insanı bir araya getirebilmektedir.
Türkler onlara Dujig ya da basitçe , Kürd'ün çoğulu olan ‘Ekrad’ diye adlandırırlar. Halbuki gerçek Kürtler onlara Kizilbaş der.
Dujigler, inançları, bölgedeki diğer topluluk ve aşiretlerden farklılaşan, özellikle dinsel harcın bir arada tuttuğu, bölgede önemli rol oynayan toplumdur. Ali’yi tanrı olarak kabul ederler ve toplum içinde özellikle kadin-erkek eşitliüine özen gösterirler.
Dujiglerden daha güçsüz ama önemli olan Afşar tayfaları Kayseri (Kapados) dağlarını mesken tutarlar. Bunlar sürekli hareket halinde olup, önemli ticaret yollarına yaptıkları akınlardaki talanları ve saldırganlıklarıyla isim yapmışlardır.«
Diğer bir İngiliz araştırmacısı V.C.’ye göre Kızılbaşlar
»Bu toplum inançlari itibarıyla, Haricilere yaklaşırlar. Haricilerin içinde onlardan farklıdırlar. Bölgedeki Hıristiyanlardan, yaşama biçimi açısından çok az farklılık gösterirler. Dede denilen dini önderlerce uygulanan ve doğu Hıristiyan ritüellerini andıran ayin biçimleri, ekmek ve şarap üzerine örülmüştür. Ayine katılanların huzurunda Dedelerce kutsanan ekmek ve şarap herkese dağıtılır. Bir iddiaya göre, üst düzeyde gizli ruhani katman (Hıristiyan kilise hiyerarşisindeki Episkoposluğa denk düşen, ç.n.) tarafindan yönetilirler. Bu tür söylentiler bizi ister istemez, eski Hıristiyanların, Müslümanlik kisvesi altında, kendi özgün örgütlenmelerini sürdürdüklerine dair iddialara yaklaştırıyor. İran’dan ya da sınıra yakın bölgelerden gelip bu topraklara yerleştiklerini sanırlar. Kızılbaşların sayısı, 182.580'dir. Diyarbakır'da yaşayan bin kişilik topluluğu da bu sayıya eklersek, 183.580’e ulaşilir.«
Kızılbaşlarla ilgili rakamlardaki aşiri oynamalar, onların Türklerle karıştırılmasından ya da Müslümanlardan ayrı göstermek kaygısından kaynaklanır. Sonuç olarak ancak özgür, bilinçli ve dürüst bir sayımla oların gerçek sayısını öğrenebileceğiz. Eger yaklaşık bir sayı söylemek illâ da gerekliyse 110 binlik miktar kabullenilebilir.
Notlar:
*Parpar: Metinde ‘parpar’ olarak geçen ermenice sözcügün türkçe karşiligi ; ‘dil’, ‘ses’, ‘lehçe’dir. Lehçe, özgünlüğü karşıladığına göre, yazar özgünlüğün altını çizerken dili vurgulamaktadir. (ç.n.)
**Yebisgobos (episkopos) Yegişe Cilingiryan bölgede bulunmuş, Afşarlarla temas etmiştir. Anlatısına göre ; Avşarlar, Arşagunilerin ‘Kılıç’ ve ‘Tacını’ koruduklarına dair söylentiyi kanıtlamak isterler. (y.n.)
Arşaguniler, M.S. III .yydan 428 dek Ermenistanda hüküm sürmüş prenslik (Dynastie) tir. (ç.n.)
http://www.dersimsite.org/hagopsahbaz.html
http://www.iphpbb.com/board/ftopic-33096965nx69579-131.html
Not: Sako ZULALYAN tarafından çevrilen ve Dersim adlı sitede yayınlanan HAGOP SAHBAZ'ın 'KIZILBAŞ KÜRTLER' başlıklı çalışmasını burada yayınlarken, imla bakımından düzeltmelerde bulunmak zorunda kaldım.
M. Tornêğeyali
Mit folgendem Code, können Sie den Beitrag ganz bequem auf ihrer Homepage verlinken
Weitere Beiträge aus dem Forum DERSİM-ZAZA ARŞİVİ
EUROPA II. DERSIM KULTURFESTIVAL - gepostet von dersim am Sonntag 27.05.2007
KIRMANCIYE - gepostet von dersim am Freitag 15.12.2006
DİLLERİN ÖLÜMÜ TEK DİLLİ BİR DÜNYAYA GÖTÜRÜYOR İNSANLARI... - gepostet von dersim am Donnerstag 31.01.2008
Ähnliche Beiträge wie "'KIZILBAŞ KÜRTLER' Hagop Sahbaz"
Schaukelt sich auf - gepostet von Fliese40 am Montag 01.05.2006
Die beste band aller zeiten - gepostet von [k.h.] am Donnerstag 18.05.2006
Wer war Jesus - gepostet von Imperator Vorenus am Sonntag 11.06.2006
Meine Wellis - gepostet von erikascholpp am Dienstag 04.07.2006
