A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

DERSİM-ZAZA ARŞİVİ
Verfügbare Informationen zu "A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004"

  • Qualität des Beitrags: 0 Sterne
  • Beteiligte Poster: dersim
  • Forum: DERSİM-ZAZA ARŞİVİ
  • Forenbeschreibung: Dersim-Zaza Platformu
  • aus dem Unterforum: PKK_A. ÖCALAN
  • Antworten: 29
  • Forum gestartet am: Dienstag 05.12.2006
  • Sprache: türkisch
  • Link zum Originaltopic: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004
  • Letzte Antwort: vor 13 Jahren, 11 Monaten, 14 Tagen, 10 Stunden, 37 Minuten
  • Alle Beiträge und Antworten zu "A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004"

    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004


    06.04.1999-15.12.2004

    Görüşme Notları: 06.04.1999 Tarihli Görüşme

    TC ve Dünya Kamuoyu’na!

    Sürece ilişkin açıklamamdır;


    1. 1 Eylül 98 Ateşkes sürecinin her alanda tam sorumluluk altında sürdürülmesi;
    2. Devletin, başta af olmak üzere barış için alınacak tedbirler temelinde silahlı çatışmalara kalıcı olarak son verilmesi;
    3. 90’lı yıllardan itibaren bazı saptırmalara rağmen Kürtlerin ifade özgürlüğüne ve açık hale gelen Demokratik Cumhuriyet sisteminin güven vermesiyle birlikte tüm sorunların barışçıl çözümü için zemin olarak görülmesi;
    4. Bu koşullar altında PKK’nin, kendini demokratik sistem içinde yasallaşmaya hazırlaması;
    5. En azından devletin tavrını –yeni parlemento ve hükümet kuruluşunda- görünceye kadar aktif toplumsal bir barış, af, kardeşlik sloganı altında bir siyasal eylem çizgisinin benimsenmesi ve kararlıca uygulanması;
    6. Tüm uluslararası barış, insan hakları kuruluşları, hükümet ve parlementolarının bu temelde destek sunması;
    7. Eğer öngörüldüğü gibi bu doğrultuda bir uygulama gelişirse BM, Avrupa Birliği, Avurupa Konseyi, AGİK’in sürece gözlemci olarak katılması;
    8. Türkiye’de ilgili tüm çevrelerin; kamu, özel, partiler ve basın-yayın, tüm sivil toplum kuruluşlarınca, gelişmelerin tarafımca özde bu temelde olduğunu bilerek, ülkemize ve demokratik sisteme katkılarımın hayati önem taşıdığının bilinmesi;



    Tarihi bir barış sürecine girmişken daha önce metropol eylemleri, en son olarak da Bingöl’deki intihar eylemini şiddetle kınadığımı, ısrar edenleri provakatör olarak değerlendireceğimi, tüm güç ve çevrelerimizin, çerçevesi çizilen dönem çizgisini derinliğine kavrayarak aktif ve kapsamlı bir siyasi çalışma yürütmeleri gerektiğini saygıyla arz ederim.

    Herkesi selamlıyor, özgür barış çalışmalarında başarılar diliyorum.

    Görüşme başlamadan önce yukarıdaki metni vererek, yapacağımız basın açıklamamızda açıklamamızı ve ilgili yerlere göndermemizi istedi. Daha sonra avukatlardan sırayla söz almalarını isteyerek bilgilerini aktarmalarını istedi. Hasip Kaplan ilk sözü alarak yapılan çalışmalarla ilgili kısa bilgiler aktardı.

    Yunanistan’a açmak istediği davaya ilişkin yaptıklarından bahsetti. Kendisiyle birlikte getirdiği dilekçe taslağı üzerinde bilgi vermeye çalıştı. Diğer avukatlar da hukuki bilgi vermeye çalışınca, çok önemsemediği, ilgili olmadığını göstererek kesti. Ve diğer gelişmelerden bahseldilmesini istedi. İlk önce seçimlere ilişkin tahminlerimizi aldı. Bunları değerlendirirken de kendi tahminleri ortaya çıkıyordu. DSP’nin yüzde 15, DYP’nin yüzde 12, ANAP ve FAZİLET partilerinin de yüzde 20 civarında oy alabiliceğinden bahsetti.

    Bundan sonrasına ilişkin bir avukatın vurgusu oldu, hatta savunmasının nasıl olması gerektiği üzerinde telkinlerde bulundu. Bunun üzerine “Sanırım ana çerçeve olarak hazırdır. Tek tek olaylara fazla girmeyeceğim. İsyandır, isyanı değerlendireceğim. Demokratik Cumhuriyet itibariyle geliştiriyorum. Bu temelde Türkiye’nin tarihini, Cumhuriyet tarihini değerlendireceğim. 90’dan itibaren Demokratik Cumhuriyet yönünde gelişme vardır. Örneğin dil kullanılması vb.

    Sonuç bölümünde de sorunun demokratik çözüm olduğunu ortaya koyacağım. Demokratik istem süreci Türkiye’de başlamıştır. Engelleyenler de var. Demokratik sistem Türkiye’de yürürlüktedir. Buna kültür de girmektedir. Kurumlar, enstütü vb. Küçük görmemek gerekir. İşletilmiyor. Benim davam cumhuriyetin demokratikleşip demokratikleşmeyeceği davasıdır. Demokratikleşip demokratikleşmeyeceği davası olursa dava rolünü oynayacak. Eski Kürt savunmalarının benzeri olmayacak, klasik sol anlamında da savunma olmayacaktır.

    Demokratik çözümü, otonomi ve federasyondan daha anlamlı buluyorum. Süreç, herkesi sistem içinde tutarlı olmaya zorluyor. Uzlaşma olmazsa 21. Yüzyıla kavga hakim olur.”

    Bu noktada yaşanan zorluklardan, baskılardan bahsedildi. Devletin yumuşama içinde olmadığını, Cumhurbaşkanı’nın, Genelkurmay Başkanı’nın konuşmaları aktarıldı. Avukatların tutumu; kişisel görüşlerini aktarırken farklı tonlarda da olsa devletin yaklaşımının olumsuzluğundan bahsettiler. “Zorlukla demokratik sistemi önleyemez. Cumhuriyetin 90’lardan sonraki süreci, demokratikleşme sürecidir. Bu iradelerinin üstünde bir gelişmedir. Bireylerin üstünde bir süreçtir ki, bu doğrultuyla ancak çözüme gider. Kürtler özgür ifadeyle cumhuriyete eklenmelidir. Özgür yurttaş programını unuttu. Demokratik Cumhuriyette özgür birlik esastır. Demokratik Cumhuriyet güvencedir de. Kürt sorununun çözümü için de şans doğar. Bana göre Türkiye bunu düşünecektir. Seçimden sonra af çalışması gelişecektir. Bütün çalışmalarınızı da af için yoğunlaştırmalısınız. Toplumsal barışın yolunun aftan geçtiğini bilmelisiniz.”

    Burada basının durumuna ilişkin soru üzerine bilgiler aktarılırken, savcı ile yaptığı görüşme öncesine kadar Kosova sorunundan kaynaklı basından, gündemden düşme, lehte ve aleyhte yazı çıkmadığından sözedildi. Bir de önemli bazı makalelerden sözedildi. “Derin sessizlik var. Kırsalda operasyonların alt düzeyde olmasından dolayı ateşkesten bahsedilebilir mi?” Bizlerde bunu farklı yorumlandığını anlattık. Diğer alanların imhasından sonra kırsala yönelme olabileceğini vurguladık. “Bunu pek doğru bulmuyorum” dedi.

    Yaşar Kaya’nın ulusal kongre başkanlığı için öneri sunduğu anlatıldı. (biraz şaşkın bir tepkiyle) “Henüz gerçekleşmedi mi?” Konu ile ilgili detaylı bilgimizin olmadığını söyledik. “Olabilir” dedi.

    “Daha önce konuşuluyordu. Kendileri bilirler.” ABD eski Adalet Bakanı kendi avukatlığını üslenmek istediğini ifade ettik. “Olabilir. Kendisi ile görüşmek isterim. Koşullar yaratılırsa Avrupalılar ve Amerikalılar gelebilir. Daha öncesinden bilgiler bana MED TV konuşması, protokeller istenilmeli. İlk bize ulaşan metin temin edilmeli. 96’dan beri mesajlar var, bunlar toplanmalı. Selim’in Ankara’dan getirip ulaştırdığı metinler var. Bize ulaştırılsın.” Bizde bu konuda hazırlığın sürdüğünden bahsettik. MED TV’nin ayın 12’sinde açıklamasının muhtemel olduğunu, yine yüzde otuz civarında bir riskin de bulunduğunu, ancak tedbirlerin de geliştirildiğinden bahsedildi. CTV’de devam ettiğinden bahsedildi. CTV’nin günde bir saat hırıstiyanlık propagandasını yaptığını ve bunun halkımızı etkileyip etkilemeyeceğini sordu. Biz de öyle bir şey olmaz dedik. “Yayın dilinin çizgiye uygun olması gerekir.”

    Tekrar savunma üzerinde duruldu. Savunmanın nasıl inşaa edileceği soruldu. “Genelde Kürtlerin isyanı var. Kürt meselesi, bizim burada, Ankara’da karşımıza çıktı. Cumhuriyetin kuruluşuyla bugünlere kadar geldi. Ölüm, savaş boyutuna gelmiştir. Kürtlerde yozlaşma başladı, engellemeye çalıştım. Gerilla, meşru savunma için çıkmış. Kürtler kendilerini özgür ifade edinceye kadar bu meşru hakkını kullanacak. Kürtlerin mücadelesine kısaca değineceğim. Kısaca Kürtler, Selçuklu ve Osmanlı döneminde kendi devlet programlarını Türklerle birlikte düşünmektedirler. Devlet kurma gereğini duymuyorlar. (Kendisine verilen bir tarih kitabının sağcı olarak bilinen yazarına gönderme yaparak) Osman Turan bile Malazgirt Zaferi’nin kazanılmasının, Mervani Devletinin, yani Kürtlerin yardımıyla olduğunu söylüyor. O şanlı imparatorluğun, Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlıların imparatorluk olmalarında Kürtlerin rolü olmuştur. Mustafa Kemal dönemi için de geçerlidir”

    Yine Avukatın Kürt isyanına aşırı vurgu yapmasından sonra “Kürtler eşittir isyan değil herzaman. Kürtlerin kurucu güç olması hayatidir. Bu tespit önemlidir. Kürtler bunun bilincinde değil. Özgür yurttaş haline gelmemişlerdir. Kürtlerin kurucu güç olarak şimdi özgür ifade haklarını ortaya koymak gerekir. Siyasi sistemden haklarını almaları gerekir. Hakları var. Varolan hakları üzerine oturtulmalıdır. Devletin bastırmaları, ihmali, Kürt bilinçsizliği, ifade tarzı bulmaması, örgütsüzlüğünden dolayı bu gerçekleşmemiştir. Doğrusu böyle değil, farklıdır. Rolünü bundan sonra böyle oynamalıdır. Suçu sadece devlete yüklemek yanlıştır. Bizim de eksikliklerimizi görmemiz gerekir”

    Avrupa’ya ilişkin bir vurgu üzerine, “Devlet, Kürt sorununu çözerse Avrupa Birliğine girecek. Devlet, Kürt sorununu çözerek Avrupa ile bütünleşebilir.”

    Kosova olayının yankıları, Kürt sorunuyla benzerliği konuşuldu. Basında Kürt sorunuyla özdeşleştirme korkusu yaşandığı ifade edildi. “Kosova sorunu biterse Kürt sorununun gündeme geleceğini ben de tahmin ediyorum” dedi.

    Savcılarla görüşmesi üzerine sorular soruldu. “Özellikle savcıları ben istedim. Cevdet Volkan ve Talat Şavk’ı olumlu ve uygun gördüm.”

    Savcıların kitap ve radyo aldığı yönünde basına çıkan haberler soruldu. “Kitap aldım. Siyasi gazete ve dergi yok. Gazetede çıkmış mı?” Bugünkü Cumhuriyet ve Sabah gazeteleri çıktığı haliyle aktarıldı. “Cumhuriyet de politik yaklaşmıştır. Savcılara ulusal bütünlük, ortak vatan ve demokratik cumhuriyet kavramlarını açtım. Kürt sorununu bunun içinde ele aldım.” Bunun üzerine ek ifade vermediğini, yazılı beyanda da bulunmadığını ifade etti. Savcılarla bu temelde görüşüp düşüncelerimizi aktarabileceğimizi ifade etti. “Davayı kısır çekişmeye dönüştürmeyin. Kısır şey yok, ben de bu haliyle çözümleyici gidiyorum. Sadece savunma ile değil bütün çalışmalarımda çözümleyici gidiyorum. Türkiye’de demokratik barış olacaksa bu dava ile olabilir. Uzlaşmaya girmeyeceğim. Benim davam tarihidir. Asrın davası durumundadır. Kimse sıradan girmesin.”

    Ahmet; sizin Şex Sait çözümünüz biraz sorun yarattı. (İdama ilişkin) “Yeni çözümün kararlılık düzeyi ile iyihal olacak benim için. Savcıların üzerinde iyi izlenim bırakın. Davanın sonucu nasıl gelişebilir?” Çözümleyici olursa, bu süre çok net verilemedi.”

    Avukatlar kendisinin önemini akıl veren tarzda üzerinde durunca fazla uzatmaya izin vermeden bu tür tartışmaların kendisini rahatsız ettiğini ima ederek “Benim nefes alışım bile Kürtleri etkiler. Bunu biliyorum. Bana yüklenen çözüm imkanı, devletle zıtlaşma değil; çıkmazı derinleştirmeyelim. Türkiye Cumhuriyeti’’nin dünyada sıkışması nasıl aşılır? Biz ılımlı yaklaşacağız. Onlar da adım atmalılar. Böylece gelişme olur”

    Çiller kanadının idam karşısındaki yersiz tavrı anlatıldı. “Bana yönelik politika çok üsttendir. Üstten gelişmeler olumludur. Ateşkes yürüyecek. Bu yukarıdaki metni yayınlayın. Başkanlık Konseyi’ne de gönderin. İlerde belki onlara cevap yazarım. Olumlu, pozitif yaklaşın. Metropol eylemlerini onaylamıyorum, provakasyondur.”

    İçerden bazı arkadaşların gelmesi üzerine konuşuldu, kimi istediği soruldu. Sabri vb. Olabilir mi? “Eğer gelebilirlerse uğraşsınlar. Savcıların yaklaşımlarından tutuklama sürecine göre devam edeceğini tahmin ediyorum. Ceza aldıktan sonra durum değişebilir.” (Bu savcılardan aldığı izlenimdir.)

    Avukatların yine ısrarla dikkatli olması ve nasıl davranması gerektiğini empoze etmeleri üzerine öfkelenerek “Anlayın, bunu devlet dinliyor. Burada bireysel konuşmayın. Devlet benden hiçbir şey istememiştir, nasıl istersen öyle yap demiştir. Ben de sizden istiyorum. Çözümleyici davranın, asırlık dava böyle çözülebilir ancak. Şahısların ferdi davranmasıyla değil, Kürt toplumuna nefes aldırmak ancak böyle olabilir. Kürtlere Cumhuriyet içinde bir yer ayarlamak gerekiyor. Taviz ne verilir ne alınır. Devlet sonuca bakarak gitmek istiyor.”

    Yani süreç açık mı? sorusuna, “Önceden ayarlanmış bir şey yok. Biz ılımlı yaklaşırsak onlarda yaklaşır. Biz çözümleyici olmazsak onlarda olmazlar. Devletin tavrı meclisin açılışına ve hükümetin kuruluşuna kadar netleşecek. Siz bilmiyorsunuz. En ufak adım bile tarihidir. Ne kırsalda ne de metropollerde eylem olmasın. Barış ve af üzerinde durulsun. MED TV’nin dili olumlu olsun.”

    Mahmut Şakar’a, “Perşembe günü tekrar gelirsin. Grubunuzu kurun, kendi aranızda örgütlenin. Ailenin gelişiyle ilgileniyorsunuz, ilettiğim maddi ihtiyaçlar ve diğer konularda. Eğer sen gelemezsen bile aileyi başka bir avukatla gönderirsin.”

    Basın açıklamasını kimin okumasını istediği yönünde bir soru üzerine, “Mahmut okusun” dedi.

    Yunanistan’a dava açılmasına ilişkin soru üzerine, “Olabilir” dedi. Bizim bunu siyasi boyutuyla düşünmemiz daha olumlu olmaz mı sorumuz üzerine, bunu avukatlara bıraktı. Bursa’ya gönderdiğim mektubu kurye aracılığıyla kendilerine iletildiği ifade edildi. “Olumlu oldu” dedi.

    Asker ailelerinin mahkemede gösteri yapabileceklerine ilişkin kaygı aktarıldığında, “Böyle çok gelişmeyebilir. Belki ilk duruşmadan sonra böyle bir kaç kişi bile kalmaz.”



    Kaynaklar: http://www.dengeroje.com/modules.php?name=News&file=article&sid=36169

    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=36169



    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    12.04.1999 Tarihli Görüşme


    Görüşme Notları: 12.04.1999 Tarihli Görüşme



    Saat 13’de 40 dakika önce basın açıklamasına ilişkin bilgi verildi. Neden toplantı şeklinde yapılmadığı yönünde eleştiri alındı. Başkan bundan dolayı bize kızdı. “Bir daha basın açıklamalarınızı toplantı biçiminde yapacaksınız” dedi.


    8 maddeye ilişkin olarak, Çetin Altan’ın Aktüel Dergisindeki ropörtajı Başkan’a iletildi. Basında çıkan diğer gelişmeler aktarıldı. “Söyledikleri, ABD demokrasisi modeline yakındır, yani Çetin Altan’ın şeyidir. Ne siyasi, ne de askeri çözüm, demokratik çözüm Türkiye koşullarına uygundur. Otonomi uygun olmayabilir, gerçekçi olmaz. Nüfusun yarısı Doğu’da yarısı Batı’dadır, uygulanamaz. ABD modeli demokratik çözüm gerçekçidir. Öyle taviz vererek değil gerçekçi çözümler getirerek.

    Çok önemli bir şey söyleyeceğim. İlk defa size söylüyorum, HADEP barajı aşamayacak. Olağanüstü bir kararla Ecevit desteklenebilir, ya da Yılmaz önerimdir. Bu oylar böyle boşuna heba olmasın. Ecevit veya Yılmaz’la görüşerek olabilir. Tarihidir, değerlendirmek gerekiyor. Genel seçimler için bunu önemli buluyorum. Onlarla görüşürsünüz.”




    Avukat Yılmaz’ın daha uygun olabileceğini söylüyor, ancak Başkan “Ecevit daha uygundur” diyor. “Ecevit ile çözümlenebilecekse görüşülmelidir. 8 maddelik talebi de görüşmeye götürmek gerekiyor. Ecevit bunu önemli karşılar. Demokratik çözüme katkıdır. Ecevit’in başkanlığında gelişebilir. Oylar boşuna gitmesin. Demokratik çözüme götürür. Ecevit’e bunu onaylarsanız çözüme gelebilirsiniz, demokrasiyi güçlendirirsiniz denilir. Barışa hizmet için Güneydoğu da dahil barış anlayışına hizmet için biz sizi desteklemek istiyoruz. Demokratik çözüm benim durumumun yargılanması, af vb. görüşler halka sunulur. Ecevit’in kendisi de bunu istiyor. Heyet halinde görüşün. Bu demokrasiyi güçlendirme işidir. Aksi halde ben açıklama yaparım, falan partiyi destekleyin diye. Buna gerek kalmasın. Benim de görüşüm olarak söylersiniz. DSP ile görüşün. 8 madde idealdir, Ecevit’in tarzıdır. Anti-feodal çözümdür. Ecevit uyabilir. Ecevit’in birinci parti olmasında zarar yok. Ecevit’in şahsının da ötesinde demokratik çözüm şansıdır. Acılı süreci sona erdiriş barışçıl süreci getirebilir.

    Legal sahamızda bazı kişiler sorun çıkarabilir. Onlarla da tartışın, oylar boşuna gitmesin, yoksulların oylarıdır. Ecevit’i eskiden seviyorlardı, şimdi de sevebilirler.”

    Avukat bunu söylerken gülümsediğini söyledi. “Mahsuru yok. Ecevit ile yapacağınız görüşmeler tamamen kapalı yapılmalıdır, olgunlaşıncaya kadar. Perşembe günkü ziyarete kadar mutlaka sonuçlarını getirin. Daha sonra kitleye açıklama yapılır. Son anda görüşüm olarak verilir. Duygusallık yapılmasın. Hazırlık yapılsın. Milletler çapında hazırlıklar yapılsın.”

    Not: Seçimlere ilişkin istatistiki bilgiler aktarıldı. DSP, ANAP, CHP, DYP, HADEP ne kadar oy alır tartışıldı. Başkan “Çetin Altan kadar yoğunlaşmanız yok” eleştirisinde bulundu.

    “Avukatlar ve aydınlar demokratik çözümü ve barışı örgütlemeniz gerekir. Gizli ve kapsamlı görüşmeler olabilir”

    Avukat, Yunanistan aleyhine dava açılsın mı? Türkiye’nin de isteği bu yönlüdür. “Yunanistan tarih boyunca hiç affedilmez.”

    Devamla “MED TV, ITC nasıl istiyorlarsa öyle yapsınlar. Barış görüşmeleri için geç kalıyoruz. MHP ile görüşün. Sürece karşı duramaz. DYP en hırçınıdır, tasfiye edecekler. Peki, iyi hale vesile olabilirler mi? son altı sayfayı hakimlerle ve savcılarla görüşün. Bu ifadeleri boşuna vermiyorum. Çözüm ifadeleridir, arkası gelir, demokratik çözümdür. Savcıya son olarak bir mektup yazdım. İçeriği daha güzeldi. İyihal için kullanacaksınız bunu, mükemmeldir. Güncelleşecek pişmanlık yasası üzerinde duracaksınız. Her parti ile bu konuda görüşeceksiniz. Anayasal açıdan af olmuyor. Pişmanlık yasası bunu şekli olarak kapatır. Af için Anayasal değişiklik gereklidir.”

    Avukat, pişmanlık kelimesine karşı çıktı. Yani bu konu çok olumsuz etkileyecek, olumsuz anlaşılacak biçiminde avukat kendi görüşlerini belirtmiş. Başkan “Dışarıya farklı yansıtın” demiş. “Bu kelime tekniki açıdan olabilir. Bize ilişkin değildir. Ecevit bu formülasyonu uygunlaştırırsa HADEP destekler. Barış eylemi için af, idama karşı duruş, pişmanlık yasası, infazın düşürülmesi vb. konular üzerinde durulsun. Demokratik çözüm ideal bir barış projesidir. Kardeşlik, bayrak meselelerine saygılı yaklaşın. Devlet kararını seçimden sonra verir. Kararını köklü verir, sıradan karar vermez. Hazırlık yapılıyor. Yargılama süreci ile çözüm beraber ele alınabilir.

    Dönem sloganımız; 21. yüzyılı onurlu bir barış, kardeşlik ve özgürlüğün yüzyılı yapalım. Devlet bunu istiyor. Çalışmalarını barışa yönelik yapmak istiyor. Öyle tahmin ediyorum. (Avukata) Devlet sizi tanıyor. İsminizi vermişim, benim için, devlet için son derece önemli konuşun, uygun. Dönemin espirisine uygun, herkese herşeye önaçıcı olun. Devletin eğilimini dikkate alan, haddini bilen bir tarz. Öncülük ediyorsunuz, organize etmelisiniz.

    Avrupa’dakiler de 8 maddeyi işlesinler. Onları kontrol edin. Ayrıca basın açıklamasına devam edin. Basın toplantılarını da yoğun olarak verirsiniz. Bütün demokratik faaliyetlerin merkezi olacak ve desteklenecek.” (Bunu o sekiz madde için söylüyor.)

    Avukat; ABD yetkilileriyle görüşmemiz gündemde, görüşünüz nedir?

    “Arabuluculuk talep edin, çözüme ilişkin destek isteyin. Onların haberi var. Sonraki görüşmede ABD’den ve İngiltere’den haber getirin. Onlara, bizi ve Türkiye’yi barıştırın, uzlaştırın deyin. Kavga yok, silah yok ve bu sene bitiyor deyin.”

    Yine Avukat’a ilişkin, “Politikacısınız, politika yapamıyorsunuz. Böyle olmaz. Kontrol edeceksiniz. Özgür Politika ve diğerlerinin yayın politikası buna uygun olacak. Büyük bir çözüme hazırlık yapın. Kitlesellik gelişiyor mu?”

    Avukat cevaben ‘evet’ diyor.

    “Gerileme yok değil mi? Artma var değil mi? İşte bu demokrasi için büyük bir güçtür.”

    Operasyonları sordu Başkan. Güney’e Dersim’e, Adıyaman’a, Batman’a yönelik operasyon olduğu aktarıldı. Başkan, eskisi gibi kapsamlı olmadığını söyledi.

    Ecevit, Başkan ile Başkanlık Konseyi arasında anlaşmazlık var demiş. Avukatlar bunu Başkan’a aktarmış. Bu söylem üzerine, “Böyle bir şey var mı?” diye sordu. Avukat; Konseyin açıklamalarında size destek var demiş. Ancak eylemler de vardır. Bunun üzerine, “Olur öyle şeyler. Zaten ateşkesin mantığında o da vardı. Yani yer yer çatışmalar olabilir”. Ayrıca MED TV’ye ilişkin bir not var.

    Med TV Çalışanlarına Açıklamamdır

    Sayın MED TV Çalışanları, sanıyorum yayınlarınız daha çok şiddeti içerdiği nedineyle, yani sert bir yayın politikasından dolayı 21 gün durduruldu. Daha çok benim ile ilgili gelişmeler tarafından olması beni de üzmüştür. Şüphesiz yaratıcı bir yayın politikanız olmalı. Bağımsızsınız, ama benim konumum yeni süreçte stratejik bir barış, kardeşlik ve özgür birliktenliği esas alıyor. Türkiye halkı ve devletiyle artık onurlu bir barış dönemi temel amacımızdır. Artık şiddete değil –ki en zor ve acı vericidir- barış diliyle yaklaşım gereklidir. En azından süreçler netleşinceye kadar. Bu çok önemlidir. Dolayısıyla haber, yorum, panel vb. katkılarınız çok önemlidir. Diğer yönden de esas olarak biraz yaşadığımız süreci derinliğine kültür, sanat, daha çok türkü, şiir, edebiyat diliyle çok daha yaratıcı kılabilirsiniz. Burada çok gelişmeniz gerekiyor.

    Ayrıca çok derinliğine ve kutsalca sevgi, adalet, insanların acı çekmemeleri konularında kutsal din kitaplarındaki kadar anlam, duygu dolu yaklaşmalısınız. Bu yönlü başarınız en değerlidir. Büyük özlemle kucaklıyor, hepinizi selamlıyorum.



    http://www.dengeroje.com/modules.php?name=News&file=article&sid=36171

    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=36171



    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 10.05.1999 Tarihli Görüşme


    Görüşme Notları: 10.05.1999 Tarihli Görüşme


    “Biraz taşkınlık olmuş mahkemede” Kendisine 30 Nisan gelişmeleri ve diğer bilgilendirmeler yapıldı. Operasyonların çapı ve düzeyi hakkında bilgi verildi. “Operasyonların anlamı şudur; çizgi vermek gerekir. Görüntüyü kurtarma amacıyla yapılıyor. Bilinçlidir. Genelde de fazla yok. Bu bizimkilerin aldığı tedbirlerle bağlantılıdır. Bir de dolaylı ateşkes havası vardır. 96 Konseptinde ateşkese dolaylı yanıt verme vardı, yani sınırlandırma var. Mevzi yapması da bu noktalarda yanlışlıklar yapılıyor, ondandır. Devletin niyetini iyi anlamak gerekir. Büyük operasyonlar yapabilir ama yapmıyor.”

    ABD’nin yaklaşımı ve benzer gelişmeler aktarıldı. “Ordu MHP’yi böyle bir noktaya çekti. Gelişmeler biraz daha olumlu. Tek dalgalı FM radyosu geldi. Sabah Gazetesi verildi. Bursa’da çıkan yerel gazeteler verildi. Bunlar semboliktir. Mühim olan yasağın kalkması. Avukatların çalışma tarzı tamamen gözden geçirilsin. Size bir soru sorayım, diyelim ki devletin artniyeti var, büyük bir oyun oynuyor, sonuçta ceza verecek, devlet bu oyuna niye başvursun? Gazeteler aracılığıyla ortamı oluşturur, kalkar yapacağını yapar, tavır koyar, dünyaya karşı da durur. Niye tavır almasın? Avukatların, dünyanın yapacağı bir şey olmaz. Onlara soru sordum kızdılar. Bir devlet imha etmek isterse ilk gün yapar. Gizlisi var, açık dahi sahip çıkmaz. Oyun kelimesi bile iyi değildir biraz. Bu devlet ciddidir. Böyle ufak oyunlara niye başvursun? Bu ona karşı 93-96 sürecine karşı gelişti. Çiller’de tasfiye sürecinde. Buna sanıyorum inanmanız gerekecek. Bu devlet bildiğiniz çete devleti değil. Bu sözlerini de duydum. 6 Mayıs operasyonunu yapan bu devlet değil. 96 Çiller olgusu dışında bir devlet konsepti var. Devlet saptırıldı deniliyor. Konseyin devlet tavrı doğruya daha yakındır. Ben de yeni kavrıyorum. Batı grubu mu desem, durum görünürdeki gibi değil. Kendi politikasına hakimdir. Bütün sivil kurumlara da avukatlara da şeyini yürütecektir.”




    Konsey’e 6 sayfalık metin yazdığını ifade etti. İdare tarafından bize verilmedi. Önümüzdeki Perşembe’ye hazırlanacak. “Teslim alınma NATO kararıdır. ABD önderlik etti. Dikkat edin, o gün tüm Avrupa ülkelerine inişimiz yasaklandı. Pirimakov’da yasakladı o gün. Bu tespit edilmeli. Benim hakkımda NATO seviyesinde de karar var. Ne içerdiğini bilemiyorum. Bildiğim kadarıyla silah bırakma karşılığında, demokratik çözüm. Benim hakkımda karar 96 yılında alınmıştı. NATO kararı; direnirsem vurulmam, esir alınırsam da çözüm idi. Avukatlara, biz engelleme koymadık diyorlar. Belgeleri yeterli olanlar gelir.

    Kimse taşkınlık yapamaz onlara. Kardeşlerimize tek laf eden oldu mu? Savunma noksanlıklarını engellemelerini fazla abartmamak gerekir. Olağanüstü bir durum burası. Güvenlik nedeniyledir. Tek koğuş da aşırı bir işkence değil. Aşırı güvenlik endişesinden kaynaklanıyor. Mücadele ederek bunu aşmalıyız. Doktorla konuştum, barış ve benzeri şeylerden bahsettim, yetkimiz olmadığını söyledi. Psikolojik ortamı sordum; büyük fırsat avukatlara verildi diyor. Tek kişi benim hakkımda konuşamaz, tek hak avukatlara hukuki açıdan 125. Madde uygulanacak. Planlama öyle. Avukatların misyonu ortamı yumuşatma olmalı. Mahmut gibi birisi PKK’ye ulaşıyor. Yoksa kuş uçurtulmaz. Bu bir işarettir. Sizin bir açıklama yapma durumunuz olabilir. Hiç bir devlet yetkilisi benim hakkımda açıklama yapamaz. Ahmet Zeki’nin yöntemi uygun bir yöntem değil. O yönlü olursa adım atılamaz. Devletin adım atma olanağı varsa da devlet çözümü demokratik olur. Olumsuzu kimse engelleyemez. Olumlu imkan var. Panel, sempozyum, demeç vb. yöntemleri kullanın. Sağlığım iyidir. Fiziki olarak psikolojik durum gelişmelerle ilgilidir. İyi izlenimler aldık, gelişmeler var.

    Savunma 40-50 sayfa yazıldı. Daktilo etme imkanı araştırılmalı. Devleti zor durumda bırakma tarzı olumlu değil. Konsey iyi anlamış. MHP’yi de çözüme zorlayacaklar. Kavgacı şahin kanatları dıştalamış diyorlar. Çözüm, öyle bir durum var. Çözüldü demiyorum. Konseyin yaklaşımı önemlidir.”

    Özgür savunma imkanı olmadığından ve mahkemenin talepleri reddettiği anlatıldı. “Niye yüz sayfadan aşağı olmayan savunma yapmayasın dediler. Materyal de tartışma da az. Doğru, kısıtlama var. savunmanın mahkemede engeleneceğini tahmin etmiyorum. Muhtemelen bu doğrultuda bir planlama var. Herhangi bir sanıkla benim durumumu karıştırmayın. Devlet ve NATO’nun iyi bildikleri var. Biz herşeyi hazırlamışız deniliyor. İçtenlikli adım atarsanız olur. Bu bir tedbirdir. Bazı imkanların ters kullanılmasından korkuyor. Hazırlıklar boşa çıkmasın diye. Diyarbakır’da yargılamayı göze almazlar.”

    Avukatların mahkemedeki talebi aktarılmıştı. “Kamuoyunu siz hazırlayın. Buranın statüsü, koşulları nedeniyle davanın uzun sürmemesi olumlu olur. Benim size söylediklerim kişilerin görüşü değildir. Zıtlaşmadan kaçının. Bu politikayı alçakgönüllü uygulayın. Sizden bir rahatsızlıkları yok, çekingenliğe gerek yok. Avrupa’ya gitmeye gerek var mı? Ahmet Bey öyle söylediler.”

    Öyle bir durumun olmadığını ifade ettik. “Barışı, demokratik çözümü zorlayın. Avukatlar cephesinde toplanın, çağrı yapın. Anlamaya çalışın. Sondaj yapın. Basına ne yansımıyor ve tekrar deneyin. Sanığım iyidir deyin. Çok kötü durumda olduğum imajı onları rahatsız ediyor. Esas olarak barış ve demokratik çözüm süreci üzerinde duruyor deyin. Aydınlık’a da mesajımı ısrarla verin. Barış olursa, çözüm olursa sağlığım iyi olur. İğne ucu kadar barış imkanı yaratılırsa olumlu olur. Konsey bunu cevaplamış. Barışın teorik temelleri üzerinde çalışıyorum.

    Demokratik Birlik Manifestosu olarak adlandırabilirsiniz. Sorunun tarihi hamlesi benim savunmamla ilgilidir. Çabalarınızı birleştirin. Küçük olanakları değerlendirin. Devletin çalışma tarzı farklı, burada yeni anladım. Konsey bunu iyi kavramış. Tepki duymadan, karşı çıkmadan uyum içinde olun. Demokratik güçler kazanıyor. MHP uyum sağladı kazandı. Sol da uyum sağlasa kazanır. Özgür Politika’ya görüş ver. Sohbetinizdeki konuşmalarda sağlığımdan bahset. Sizde, Türk televizyon kanallarına açıklama yapın. Benimle iki cümle konuşmak en üst kararla olur. Devletin en üst kararıyla buradasınız. Bu şansınızı kullanın. Tehlike falan yok. Adınızı sordum, pek anti-pati ile karşılanmıyorsunuz. Konum öyle. Bizi daha sonra yaktı demeyin. İyimser değil, iyimserliği geliştiriyorum. Kaba küfür, fiske yemedim. Sana iyi muamele yaptık teşekkür borçlusun diyorlar. İsteseydiler daha kötü yapardılar.

    Konsey’e yeni talimatımı yazdım. Çok daha kapsamlı yazdım, 6 sayfalık. NATO sistemini de, derin çözümledim. Bu barışın ve ülkemizin davasıdır, anlayış bekleyin. Adı pişmanlık olabilir ama aftır. Saygılı olmamız gerekli. Özel davranıyoruz diyorlar. Tedbirler özeldir.”

    Son olarak savunmayı daha geliştirdiğini, bunun üzerinde daha sonra ayrıntılı duracağımızı ve Perşembe günü gelmemizi istedi.




    http://www.dengeroje.com/modules.php?name=News&file=article&sid=36170

    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=36170



    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 13.05.1999 Tarihli Görüşme Notu


    Görüşme Notları: 13.05.1999 Tarihli Görüşme Notu



    BAŞKANLIK KONSEYİNE


    Değerli yoldaşlar,


    6 Mayıs’taki açıklamanızın özünü avukatların yoluyla öğrendim. Değerlendirme ve tedbirleriniz oldukça yerindedir diye bir sonuç çıkardım. Daha gerçekçi buldum. Ondan önce benim de, 6 Mayıs tarihli hazırladığım bir değerlendirmem var. Aynı yolla ulaştırmaya çalışacağım. Daha da aydınlatıcı olur. Ondan sonraki bazı gelişmelere dayanarak bazı eklemeler yapacağım.




    1-Hazırlanmakta olduğumuz süreç öz-irade iledir. Yani 90 başlarında geliştirilmesi gereken sürecin geciktirilmesi olarak da görülmelidir. Her iki tarafın yüzeysel, hazırlıksız ve güven duygusundan yoksun olmaları gelişmemesinin asıl nedenidir. Dünya çapındaki ve içte hem devlet çizgisinde hem de serhildanların anlamı birleştirilseydi, kesin hem programsal hem de eylem çizgisinde Türkiye genelinde demokratik çözüm arayışı karşılık bulurdu. Kaçırılan bu fırsat oldu.

    Şimdi çok acılı bir süreçten sonra canlandırmaya çalışıyoruz. Zaten benim rolüm dışardayken de bu yönlüydü. Avrupa’ya çıkışın amacı da buydu. Devletin tavrını siz nasıl somutta anlamaya çalışıyorsanız benim için de öyle. Tabii daha yakınım. 96’da iletilen mesajlara tereddütsüz olumlu yaklaşım çizgisindeyim. Orada 93-96 çizgisinde olmadığı, onu aştığı benim için önce de bir kanaatti. Belki derinliğini bilmiyorum, siyaset ve toplum üzerinde ağırlığı gayet tabii hakim. Fakat ben bunu daha öncede olumlu görmüştüm. Bazı sol aydınlar yanıldığımı belirtiyorlardı. Bu ilerde daha da netleşecektir. Ama realite bu. Bunun NATO’nun son dönem sorunlara yaklaşım kapsamında görülmesi de doğrudur. Bu anlamda benim ve PKK sorunu, NATO kapsamlıdır. Silahsız bir çözüm istendiği açık. ABD bunu açık söylüyor. Çelişki sürecine girdiği, girmek istediği ve bir sakıncası da yoktur.

    Güney’deki uzlaşmaların da dikkate alınması gerektiği açıktır. Bütün bu hususlar demokratik çözüme, onun dili olan barış sürecine daha kapsamlı adımları kendi yaratıcılığımızla atmamız gerektiği, devletin vereceği ağırlıklı olarak dolaylı yanıtların süreci realite edeceği, kendini aldatmaksızın gerçekçi güvenilir adımları kendi irademizle atmamızı, bu nedenle belirtiyorum. Gelişme olursa bu açık bir barış ilanına gidebilir. Savaşını büyük verenler, barışını da büyük vermeyi bilirler.

    Barışta kusur edenler, kendi savaşlarına anlam vermemiş duruma düşerler. Her iki tarafın bir damla kanı bile barışa dönüştürmelerinin kutsal bir görevleri olduğunu unutmamaları çok iyi bilmeleri gerekir. Bu anlamda barış savaştan da yüce, geliştirici, ahlaki ve siyasi bir eylemdir. Olursa derinliğine, sorumluluğuna çok iyi hazırlanmaktan kastım bu. Gelişmezse zaten belirlediğiniz çizginiz var. Ama tekrar belirteyim, sınırlı bakış imkanı savaşın önemli bir zaferine bile tercih edilmesi gerektiği inancındayım. Benim çizgim çocukluktada buydu. Özgürlüğe dayalı barıştan daha değerli bir şey olamaz.

    2-Bahsettiğiniz büyük operasyonların olmadığı, hele Güney’de olmaması daha yakın gibime geliyor. Operasyonlar olur, ama tahminim biz eğer tutarlı, geçen süreçlerdeki sorumsuz yaklaşımlara fırsat vermezsek ordunun da anlamakta zorluk çekmeyeceği, makul ateşkes sınırında hareket ederseniz, dolaylı yanıt vereceği biçimindedir. Fırsatçı yaklaşmamak, hele geçmişte adeta çetevari hareketleri ile bizi çok zorlayan sorumsuz grupların hareketine, ne ordu ne biz izin verebiliriz. Sanırım bu yönlü hareket eden bazı gruplar süreci zorluyor. Her iki taraftan acı kayıplara yol açıyorlar. Kesin önlemeli, kontrol altına almalısınız. Geçmişte olduğu gibi, yeni süreçte de tehlike bunlardan gelebilir. Bazıları da provakatif hareket edebilir. Tam hakim olmanız gerekir.

    3-Güney’de işbirlikçilik, özellikle KDP’ye dikkat edilmeli. Herkese serbest çalışma hakkı tanınmazsa, devrimci tarzınızı her yola uygulayın. Özellikle Erbil’in herkesin serbest çalıştığı alan olması için cephe alabildiğine yüklenmeli. En zayıf halkaları budur. Demokratik bir çalışma merkezi olmalıdır. KDP’nin sıkışık olacağı Türkiye’den hatta ABD’den eskisi gibi destekleneceğini sanmıyorum.

    Gelişmelere bakarak Güney’de en büyük sonuçlar alınabilir. Türkiye’nin buraya özgü hareketine dikkat edin. Çok özel yüklenmedikçe, ona karşı hareket etmeyin. Hatta ateşkesi bile aşan dolaylı yolda olumlu yaklaşım içinde olmayı gözardı etmeyin. Muazzam bir gelişme süreci yaşanabilir. Tüm yönlerden bir çözüm, iktidar gücü olmayı asla elden bırakmayın. Çok esnek, güç büyüten siyasi yaklaşımla bunun hizmetinde kaybı çok sınırlandıran bir eylem anlayışı esas olmalıdır. Çok yönlü yoğunlaşma alanı ve süreci orasıdır.

    4-Diğer hususları önceki yazıda açtım, ama ABD ve Avrupa ile Türkiye’de ve Türkiye ile barış çabalarına desteğe dayalı diplomasi ve hatta Güney’de de önemlidir, yürütmelisiniz. Bu çizgide diplomasi daha sonuç alabilir, ama eskisi gibi değil. Yani Türkiye’yi karalamaya, baskı altına almaya dayalı bir çizgide değil. Görüşmek, barış, demokratik çözüm tarzına gitme ve ikna, yardımcı hatta arabulucu olma tarzında olmalıdır. Bunun daha sonuç alacağı kanısındayım. Güney’de de bunun zemini oldukça var. Türkmenler de önemli rol oynayabilir. Onlarla ilkeli ilişkiler demokratik gelişme açısından da ölçü olarak görülmeli. Diğer kurumlarla da Türkiye’ye yönelik dili eski propaganda dili olmaktan çıkarmak gerekir. Bence daha saygılı, siyasi seviyesi ve pratik değeri olan bir dil gerekir. Bu bizi yüceltir. Dilimizin çok ağır ve gerçeği de zorlayan propaganda tarzını geride bırakmak ve yeni sınırlı da olsa daha gerçekçi, kazandırıcı tarzda olmasına çalışmak büyüklüktür. Türkiye bize karşı hemen değişmezse bile, biz değişmeliyiz. Yani süreç eğer barış yanına ağırlık verilerek geliştirilecekse, dili ve eylemi de onu tamamlamalıdır. Bu noktada küçük, anlama ihtimali büyük olma ihtimali olan, bir husustan bahsedeyim; bana yetkililerin tavrı kaba bir hareket ve söze yer vermeyen sınırlardaydı. Bizden de beklenen sonuç ne getirirse getirsin, ondan gerikalmayan bir yaklaşım olmalıdır. Kısmen gücüm oranında yapmaya çalışıyorum.

    5-Savunmamın demokratik kuramı, Türkiye’ye ve pratiğimize uyarak hazırladığımızı belirtmiştim. Bu bir anlamda sosyalist-demokrasinin Türkiye’deki büyük etkinliğine de, büyük yanıt olacaktır. Hatta genel demokrasi eleştirisi ve çözümü olarak geliştirmek durumundayım. PKK’nin 70’lerdeki ideolojik ve programatik çizgisini aşması gerektiği açık. Yetmiş yıllık reel sosyalizmin çözülüşü ve çeyrek asrın büyük değişikliğini görmemek ancak körlük olabilir. Bu benim için aynı zamanda bir görevdir. Ama savunma farklı bir araç olduğu için, kapsamlı bir sol PKK eleştirisi ve özeleştirisi yapılamaz. İlerde fırsatım olursa belki mümkündür. Sol tıkanmış, dolayısıyla seçimlerde bu kanıtlandı. PKK tıkanmadı, HADEP’in tabanı üzerinde hiç çalışması olmadığı halde yüksek başarısı bunu kanıtlıyor. Ama eğer, kendini 90’lardan beri çok tekrarlayıcı ve özellikle çok anlamsız ve büyük kayıplara da yol açan eylem çizgisini düzeltse ve siyasi, demokratik yasal çalışmalara kendini doğru yansıtsaydı, kendisine de Türkiye demokraksisine de büyük değer kazandıracağı açıktır. Yapmaya çalıştığımız geç de olsa, aslında bu görevi yerine getirmektir. Kuşku olmasın, barışın gerçekleşmesi, demokratikleşen, öyle olmak zorunda olan solun da zaferi olacaktır. Bu kanat Türkiye’de eksiktir ve sorumluluk bize aittir. Barış, muhafazakar sağın, islami görüntülü sağın, milliyetçi sağın gerilemesi kadar çok yönlü demokratik sol gelişmesinin de anahtarıdır. Ecevit’in yükselişi bence böyle değerlendirilirse daha gerçekçidir.

    6-Son olarak sağlık sorunuma değineyim. Fiziki olarak fazla kilo kaybım var. Bu iyidir. Problem yoktur. Psikolojik olarak eğer kontrol etmekte güçlük çekersem duygular beni ürkütüyor. Onu da barış şansıyla düzeltmeye, yüceltmeye çalışayım. Size daha önce belirttiğim doğru sevgi tarzı, buna ilkeli ve amaçlı da denilebilir ve her şeye yönelik olmalı, siyasetten ayağı kopmamalı, derin ve sürekli olmalıdır.

    Kavgalı olduklarına bile acı vermeyen bir ilişki ahlaki olarak çok gerekli. Acı verme konusunda herkes kendini gözden geçirmeli ve tam bir devrim yapmalı kişiliğinde. Her hareketin ne kadar acı ve sevgiye yol açtığını bilen bir ahlaki görüşünüz olmalı. Tabii ikisi de ilişkilere adaletli, hakkını veren yaklaşımla mümkündür. Bu yönlü şansınız çok büyük. Barış süreci daha da büyütebilir. Özgürce kullanmakta bu şans kadar daha değerli ve güzel bir şey olmaz. Burada kendimi çok şanssız görmek kadar, sizleri kıskanacak kadar şanslı görüyorum. Bu sefer doğrusu başarıyla kullanmak sizi affettirebilir. Tekrar ediyorum, halkı, sizleri, dostları, ilgili herkesi bu durumda bıraktığım için kelime gırtlağımdan çıkmaz. Bu ancak barış zaferiyle mümkündür.

    13 Mayıs 1999

    İnsan Hakları Mahkemesindeki gelişmeler aktarıldı. Bunlar arasında haftalık sağlık raporları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gönderildi. Nedendir diye soruldu. Sağlık için tek kişilik koğuş sisteminin değişmesi gerekir. ”TRT FM kanalında özet haberler dinliyorum. Gazetelerin aktüel şeyleri kesilerek veriliyor. Önemli yerler kesiliyor. Düzenli değil. Hürriyet, Sabah, Türkiye vb. gazeteler tek yada birlikte veriliyor. Bu iki gün öncesinin oluyor. Bunun değişmesi gerekiyor. Koşulların iyileşmesi, değişmesi, Türkiye’nin değişmesine bağlı.”

    Mahkemenin kendisini dinleme kararı alabileceği ifade edilince “Bu önemlidir. İlk duruşma önemlidir, hükümet, devlet böyle diyor. Savunmamı okumam kabul edilmezse çıkarım. Kimse engelleyemez. Olursa olur mu? Hatta açarım biraz daha. Ben konuşmazsam, konuşulmamış sayarım. Ben siyasi şey yapacağım, fazla şeye gerek yok. Uzatmak bile fazla. Üç-dört ay duruşma için fazla değil mi? Ağırdır, hızlı yargılama neden ilk defa uygulanıyor? Tamamen üstten planlanan bir olay. DGM’lerin hiç bir yetkisi yok. Üstten bir karar gelişmişse o karar nasıldır?

    Hakimlerin karar geliştirme durumu yok. Köşe yazarları falan da, o da fazla belirleyici değil. DYP’nin fazla infazda ısrarlı olacağını sanmıyorum, yetkisi de olmaz. En üstten üç-dört kişi sorumlu. NATO’nun kararıdır. NATO ve ABD’nin desteği ile biz buraya getirildik. Karşılığı ne olabilir? Bir şey var mı? Çözümle nasıl bağlantısını kuruyorlar? Diplomatlardan, ABD’den bir şey alamadınız mı? (Hasip Kaplan’a sordu) ABD bu konuda devreye girmek ister. Gelişimle bile benim hakkımda ABC diye kararlar alınmıştır.”

    Hakkari’ye yığınak yapıldığı ifade edildi. “Merkez orada olduğu için, Hakkari’ye yığınak yapılmış olabilr. Operasyonlardan dolaylı bir ateşkes kokmuyor mu? Güney’de ağır bir operasyon gelişmesi, eylem oldu mu asker gidiyor. Sanki bir şeyler yapıyoruz gibi bir karar var. O izlenimi vermek istiyorlar. Operasyonlarda sertlik eskisi kadar değil. Tedbir güçlüdür. Gerilla nitel ve nicel olarak çok güçlüdür. Pişmişler, çok hazırlıklı olduklarını düşünüyorum. Benim buraya alınışımda alanların ortak anlaşması var gibime geliyor.”

    Anadolu’dan Görünüm adlı programı sunan Güntaç Aktan adlı şahsın gelip kendisine selam verdiğini ifade etti. Belki görüşmek isteyebileceğini söyledi. Avukatlar da duruşmaya kadar hiç bir görüşme yapılmamasını söylediler.

    FAZİLET Partisi’nin gizli yada açık propaganlarından bahsedildi. “Türkiye’nin tavrı olumlu bu konuda. Çok saygısızlar. İrtica konusu ciddidir. Ordunun tavrı olumlu bu konuda. Cezaevlerine ve Avrupa’ya gönderilen mektuplar yayınlanabilir. Aydın, Ordu, Sakarya’ya ve Diyarbakır’a mektup yolladım, hepsini alıp yayınlayın, çoğaltın. Benim çıkardığım sonuç, çizgi şöyle; Ahmet biraz kendisini de bizi de zorladı. Teptiler. Bu güçlerin kendisine göre yanıtıdır. Devletin içinde çeşitli güçler var. Bizim muhattap olarak aldığımız devlet, 93-96 döneminin devleti değil deniliyor. Konsept farklı. 1996’dan beri Selim Okçuoğlu aracılığıyla gelen mesajlar ve benim cevaplarım toplansın. Kendinle getir. Buna engel olmazlar. (Mahmut’a söylüyor) 96 deyip geçmeyin. Buna gelmeyen parti REFAH’ın sonu, biliniyor. 28 Şubat Türkiye’de olumlu bir yön ortaya koymuştur.

    Önemli olan budur. Meclis de, hükümet de bunu dikkate almak zorunda. Bu bir yönetim gücüdür. Nasıl icra ediyor bilmem. Mesajlar süreci devam ediyor. Asıl sonuçlarını bilmem. Hemen barış anlamına gelmez. İğne ucu kadar diyorduk. Biraz daha şansım olduğunu gördüm. Bu tip şeyleri en sağa çözdürmek bir yöntemdir. MHP’yi ortak etmek istiyorlar.”

    Şükrü Elekdağ’ın konuşmaları aktarıldı. MHP’nin olası bir çözümde kullanılabileceğine dair, “Şükrü Elekdağ, benim Suriye’den çıkmamı öngören kişidir. Onun ötesinde bizim yaşadıklarımız önemli. Bizi dinleyenler kazanırlar diyorlar adeta. Ciddi devleti ciddeye almak gerekir. Sağda-solda şöyle konuşmuş önemli değil. HADEP için de geçerli. DYP Başkanı ve FAZİLET dinlemediler. DSP ve MHP dinledi. MHP’de sertlik yanlıları dıştalanacak. Çözüme bu derin devlet gider. Soruşturmalardan beri bana yansıtılan başından beri böyle yaklaşsaydınızdır. Soruşturmalardan ilk on gün ölçü alınamaz. MHP’nin saldırı kararlarında, hata biraz bizimkiler de. Fazla suçlamacı olmayın. Tecrübelerimden çıkarıyorum, Avrupa’nın etkisi fazla yok. Değişmeleri Avrupa için yapmıyorlar. Bir devlet bizim için imha kararı almışsa Avrupa dikkate alınmaz, gizli yapılır. Kaldı ki, biz deli miyiz deniliyor.”

    İmralı Adası’nın idamlık tutuklular için ayarlanan cezaevi olarak seçilme durumu olduğu kanısında, tahmini bilgiler verildi. “Gelişte eğer öldürmek isteseydik, helikopterden atardık, niye üstümüze alalım deniliyor. Burada yüksek güvenlik var. Bize sağlık yönünde tehlike gelmemesi için tedbir alınıyor. Benim ölmem panik gibi bir durum yaratıyor. Ufak bir zehirlenme bizim için asla kabul edilemez deniliyor. Beş gardiyan müşterek bakıyor. Ben isterim ölmeyi, onlar istemezler.

    Yüde yüz karar tek taraflı olmaz. Benim tutumumla etkili olur. Bugünün devleti 93-96 devleti değil. Bu devleti saygıyla karşılamak gerekir. Sanki taktiktir diye düşünüyordum, ciddi ilkeli yönü ortaya çıktı. Devletle ilişki şeyi en ufak olumlu yaklaşıma saygılı olmak. Saygı tek taraflı olmaz. Hep şikayet et, üzerine düşeni yapma. Ağırbaşlı bir yaklaşım olursa mahkemede de güvence verdiler. Tantana yapamazlar. Savunmanın çok uzun olmasını kendileri istediler. İddianameye bakarak konuşmayacağım, iddaaname donuk donuk resimler çizmiş. Tarihi, toplumsal dayanaklarını, gelişimini görememiş. Karar hukuka göre değil, iç tüzüğe göredir. Kndini zora sokacak davranışlara girme, savunmada bizim davranışlarımız belirleyicidir. Avukatların yapacağı savunmayı önemsiyorlar.

    Demokratik çözüm tarzını niye daha çok yayamadık. Tek kusur odur ki, (avukatlara) savunmayı önceden okursunuz, kaba bir engelleme yok. Senin gücün var deniliyor. Kafa tutarak, naz tutarak, acı acı eleştirerek değil, sistemin özünü bilerek davranmak gerekir. Daha iyi çalışacağınız kanaatindeyim. Barış imkanını sınırlı olarak geliştirme şanstır. Davanın kendiside o. Pişmanlık ve benzeri yasalar önemlidir. İnfazı keser, daha da gelişebilir. Af mı, pişmanlık mı sorgulamasında sizin avukatlar niye o inceliği göremediler, çok haklılarsa onun anlamı neydi, onun anlamı infazı durdurma da olabilir. Kasttedilen şey yakalanmadan birkaç gün sonraki tutuklulara ilişkin pişmanlık yasasının çıkacağı, başvurunun yapılmasını isteyen bir Bakanlık Genelgesi’dir. Çıktığınızda açıklama yapın; sağlığı iyidir, sağlık barışta deyin. Demokratik çözüm gümbür gümbür geliyor deyin. Önemli oranda gelişecek. Her şey savunma ile ilgili. Barış her şeyin üstündedir. Dilinizi uygun hale getirin. Avukatların rolü, aksanı sizin ağzınızdan ifade etmedir, deniliyor. Tahrik olacak, provakasyon olacak, bu büyük bir dava yapılabilir.

    Not: Görüşme bittikten sonra daha önce hazırlanan iki ayrı metin bize yazılmak için verildi. Bu iki metin de Konsey’e yazılmıştı. Biri altı diğeri ise dört sayfadan oluşuyordu. Altı sayfa olanı Konseyin son açıklamalarından önce hazırlanmıştı, diğeri ise açıklamadan sonra yazılmıştı. Gardiyanlar bize toplam 15 dakika zaman vererek yazmamızı istediler. Ancak üç arkadaş yazmamıza rağmen yetiştiremedik. Pazartesi günü tekrar o metin bize verilecek ve yazacağız.

    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=36172




    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 17.03.2004: Görüsme Notu




    17 Mart 2004 Görüşme Notları

    Hoş geldiniz.( Elinde I. Wallerstein’in Amerikan Gücünün Gerileyişi kitabı vardı ) Başka gelen var mı ? (Mehmet var) tamam. Gündemimizi derli toplu kılalım. (Z. Aydar’ın mesajı var: son değerlendirmeleriniz ön açıcı oldu her tarafta netleşme var, normal işleyiş devam ediyor. Yalnız Ferhat arkadaş ve kendisiyle beraber hareket eden dar bir grubun durumu daha netleşmedi. Kendilerine çağrı yapıldı, mektup gönderildi. Daha bir haber yok. kendi aralarında toplantı yaptıklarını biliyoruz. Hazırlık komitesi için çalışmalar sürüyor. Bu çalışmalarla Cemal ark. ilgileniyor. Pelşin arkadaş, son PJA meclis toplantısında görevi dondurulduğu ve rapor sürecinde olduğu için çalışmalara katılmıyor.)

    Yerleri belli değil mi ? toplantı mı yapıyorlar, çalışma mı yapıyorlar. Ben Pelşin’in durumunu bilmiyordum tabi. Niye alınmış? taraflarla şeyi mi olmuş.

    ( Kadın arkadaşlardan 3 sayfalık kapsamlı bir not var, Pelşin’in durumu da orada açıklanmış)

    Hangi taraftan olan kadınlar gönderiyor notu,

    (taraflardan değil , PJA meclis toplantısı sonuçları aktarılmış )

    Bazıları zaten diğer tarafa gitmiş, onlarda kendi aralarında şey olmuşlar. Onlara ilişkinde açıklamam olacak, sonra mesajı alırım.

    (Z. Aydar mesajında hazırlık komitesi için şu isimleri öneriyoruz, uygun görürseniz, çalışmalara başlayacaklar diyor: Cemal, Fuat, Şahin, Dr. Ali, Rubar Çele, Nuda, Bese Hozat, Asya)

    hangi Fuat, eski Fuat’mı

    ( evet )

    Benim söylediğim Nuda mı? Nuda nerede şimdi

    (ülkede olduğu belirtiliyor )

    Avrupa’dan gitmiş öyle mi? Şahin küçük güneyli olan mı?

    (Evet)

    Erzincanlı olan Bese mi ?

    ( Bese Hozat )

    tamam Hozatlı Bese’yi söylüyorsunuz. Suriye de yanımdaydı. Rubar’la Viyan kim?

    ( Rubar Çukurcalı HPG den , Viyan güneyli genç bir arkadaş.)

    Çok açık. Cesedi mi ikiye parçalayıp bana da onaylatmaya çalıştılar. Her iki tarafta bana oyun oynamaya çalıştı.

    ( iki tarafta sizi kendi zeminine çekmeye çalıştı. Taraflardan birini onaylamanızı beklediler.)

    Ben bu oyuna gelmem. Sizi de bu oyuna düşürme ihtimalleri vardı, kıl payı kurtardınız. Ama ben kurt gibiyim hemen sezdim. Basit taraf oyununa gelmedim. Beni taraftar konumuna getiremediler. Biz bu oyunlara düşmeyiz. Sanki ben uyuyacağım. Cuma kendini akıllı sanıyor, onu ciddi uyaracağım. Ferhat avradı alıp kaçtı peki siz ne yaptınız. Bunlar zavallı. Aslında benim sayemizde yaşıyorlar. Ben o gençlere çok üzülüyorum. Bana çok bağlılar. O kadar da inanmışlardı. Ben o kadar emek verdim bayanlarda bu şeye düştüler. Kadınların bir kısmı orada bir kısmı burada, Özgürlük nedir bilmiyorlar. Mesele bir kocaysa kendinizi bu kadar dağa taşa vurmayın. Bunun için bu kadar eziyet çekmeye gerek yok. Kadının soylu özgürlük hareketi için kendi ellerimle çok büyük hizmet ettim. Özgürlüğün tanımını yapamıyorsanız yaklaşmayın, bu işlere bulaşmayın. Onlara mitolojik bir mesaj vereceğim. Çok soylu değerler de var, Büyük emekler verildi. Cayır cayır kendini yakanlar var. Çağdaş ilişki geliştireceklermiş. Ben buna özel ve genelev diyorum. Sümerlerden kalma kerhaneler diyorum. Bunları bana mı yutturacaklar. Özgürlük bu değil. kadın çalışmalarına bu kadar emek verdim ama anlamadılar. Türkiye’de de anlayan yok. Özgürlük Türkiye’ye de gerekli. Mustafa Kemali de anlamıyorlar. Neden hemen evlendi ve boşandı, kadın özgürlüğü konusunda ciddiydi. Ben bunu söylüyorum beni hemen Atatürkçü olarak değerlendirmesinler. Ama bazı gerçekleri de teslim etmek gerekir. Atatürk türban ve kadın özgürlüğü konusunda şimdikilerden daha ciddidir. Ne türbanın ne de mankenciliğin Türkiye’si Atatürk’ün Türkiye’sidir. Benim kadın yaklaşımım tabii daha derinliklidir.
    Kimse beni yanlış uygulamasın. Ben rica etmiştim, 25 yıldır uğraştığım arkadaşlar benim özgürlük anlayışımı anlamıyorlar mı? Kızlara illa da gelin demedim. Özgürlük için kendini adayabileceksen, savaşabilecek bir cesaretin varsa , yakabiliyorsan o zaman özgürlüğü anlayacaksın. Ben maceraperest biri değilim. Ben yaşama çok yüksek değer biçen biriyim. Tek isteğim öğrenin diyordum., gece gündüz odalarımı dahil her şeyimi onların öğrenmelerine hasrettim. Halen anlamamışlar, benim için önemli olan insanın maddi ve manevi bütünlüğüdür. Suriye’deyken yirmi yıl onlara tek bir zarar verdirtmedim. Suriye’de bu son olaylar var, onun içinde mesaj vereceğim, Newroz için de mesajım olacak. Siz de çok geri, sığ kalıyorsunuz. Bu belediye şeyi nasıl gelişti.

    ( Çok tartışmalı oldu. Halka yansıması da olumsuz oldu. )

    Ben tanımam Osman beyi, Feridun beyi. Benim derdim halktır. Tabandan demokrasiyi geliştirmeden bu işler olmaz. Bu Demokrasiye büyük saygısızlıktır. Demokrasi çok ciddi bir olay, halkı seveceksiniz demiştim, tepeden inme adamlarla olmaz. Tepeden atıyorsun yarın halkı satar, ABD ye satar, başka güçlere satar. Yazık değil mi bu kadar insan acı çekti. Ben bu zihniyeti karşıma alıyorum. Kişilerle meselem yok bu zihniyeti karşıma
    alıyorum. Bu adamların bana saygısı var mı? beni anlıyorlar mı? bir koltuk uğruna beni kullanmak istiyorlar. Koltuk denince hepsi geliyor değil mi ? hepsinin ağzına vuracağım. O zaman ha Cem uzan ha bunlar ne fark ediyor. Ben rica ettim biraz emek verin, bu halka demokratik eğitim demokratik bilinç verin dedim. Kitle benim kitlem, ben buradayım, kimse beni kullanamaz. Halk adına siyaset yapacaksanız bunları anlamak zorundasınız. Halk bağlı ise sen de saygılı olacaksın yoksa Cem Uzan’dan farkınız olmaz, hepsini mahvedeceğim. Öldürmekle değil tükürükle boğacağım onları, halkım bana bağlı, herkes benim halkımla bağımı bilir. Benim halkımla ne yapıp yapamayacağımı Türkiye de biliyor, Suriye de biliyor, Devlet anlıyor sende anlayacaksın bunu, saygılı olacaksın. Yoksa seni beş paralık ederler. Mahir Kaynak’ı radyodan dinledim biliyorsunuz profesör. Bu işleri bilir, aman Kürtleri karşımıza almayalım diyor. Doğru konuşuyor. Zübeyir’i de ayrıca uyaracağım. Bizimkiler hala anlamıyor . Lütfen kendinizi biraz eğitin diyorum. Bir müdür sermaye şirketini yönetmek için taa Avrupalara ABD’lere gidiyor eğitim görüyor. Peki bu halk Koç’un bir şirketi kadar da mı değeri yok. Ya anlayacaksınız ya bundan vazgeçeceksiniz. Bu adamlara söyleyin halka layık olacaksınız, olmazsanız kovarım, Erdoğan bile ben halkın hizmetkarıyım diyor. Gece gündüz çalıyor. Neye kendini yatırıyor. Benim burada söylediğim modele kendini yatırıyor. Erdoğan’ın duyarlılığının onda birini neden gösteremiyorsunuz. Pek sen başbakandan daha mı büyüksün züppe. Ağa bunlar. Büyük Ortadoğu projesini hazırlıyorlar, ABD birkaç Kürdü hazırlamışsa bu neye yarıyor, Kürtleri devşiriyor. Bu tehlikelidir. Hiçbir şey kazandırmaz. ABD size bir şey mi verecek. ABD ye gitmiş, Avrupa’dan izin almış, bunlar iyi şeyler değil, önce halkından izin alacaksın asıl sermayen halktır. Dünyanın en güzel halkıdır Kürt halkı. Söylediklerimi şahsileştirmeyin , Osman’ın şahsına değil, zaten destekliyoruz, kazandıracağız ama yöntemleri yanlış, bunları terk edecekler. Ciddiyet göstermeleri gerekiyor, bunlar halkı genelev gibi görüyorlar. Türkiye de askerin itibarı niye yüksek? Çünkü ciddi duruyorlar. Peki politikacılar niye bu kadar itibarsız çünkü gayri ciddi rant peşindeler. Bunları anlayacaklar anlamıyorlarsa, en basit işte bile ciddiyeti takınamıyorsan niye halka gidiyorsunuz, siz neyin peşindesiniz. Korkak da değilsiniz, siz milyonları temsil ediyorsunuz. ( Demokratik siyasette derinlik ve temsiliyet sorunu var, rant hastalığı da bulaşmış ) Peki siz benim adıma iki dürüst adam bulamadınız mı?

    ( bunu yapmaya çalışsaydık örgütle karşı karşıya gelirdik )

    ne demek örgütle karşı karşıya gelmek.

    Bu kadar ciddi gençler var. Benim adıma gözlerini kırpmadan ölüme gittiler. Ciddiyet önemli. (Aytekin ark. kastederek) Sizin ağabeyiniz vardı, hatırlıyorsun değil mi? bağlıydı değil mi, işini ciddi yapıyordu değil mi? Ben iyi hatırlıyorum, o ciddiyetle ölüme gitti, sonuna kadar tutarlılığı yok muydu , genç bir insan bile bu ciddiyetle son nefesini veriyor, siz gönüllü olarak buraya geliyorsunuz, tercihinizi böyle yaptınız , O zaman siz de buna layık olacaksınız.
    Bunları herkes doğru anlayacak. PKK üstlerine de mektup yazacaksınız. Senin komutan altında yirmi otuz bin genç ölüme gitti. Bu kadar şahadet olmuşsa siz böyle rezillik yapamazsınız. Halkımız aç sefildir. Hastalık bulaşmışta ne demek. Bu şahadetlere saygılı olacaksınız. Bir yetkili burada bana laf atar gibi sizin bu adamlarınız pezevenk olmuş, hepsi bir karı bulmuş diyor. Kadını da erkeği de ciddi değil dedi. Sen ciddi olmazsan sana iş yaptırmazlar. Doğru siyaset yaparak kendinizi kanıtlayacaksınız. Siz kendi programınızı hazırlarsınız, biz tedbir almasını biliriz. Hiç şakam yok, gençleri, kadınları örgütler üstlerine saldırırım. Devlet bile benim geliştirdiğim politikalara karşı bir çok değişiklik yapmak zorunda kalıyor, bizimkiler neyin peşinde. Halk bağlı değil mi? bağlı, siz söylüyorsunuz bunu. Peki bunlar anlamıyor mu? ( herkes size bağlı olduğunu söylüyor, ama anlama ve pratikleşme sorunu yaşanıyor ) anlamak doğru şeyler yapmaktır, uygulamaktır. Benim için ilkeler meselesi önemli. Sorunum bireyler değil, hepsi de değişebilir, ilkeleri koyuyorum.

    Sizinle demokrasinin esaslarını tartışacağım, Newroz mesajım da bu çerçevede olacak.
    Suriye İran Irak hareketimize ilişkin hemen şunu söylüyorum Yılbaşında verdiğim mesajlada bütünleştirirsiniz. Kürt hareketini dört beş kelime ile sloganlaştırıyorum. Halk hamlenizin ismi şu ; Demokratik özgür ve eşit yurttaş hareketi. Sadece Kürtlerin hamlesi demeye de gerek yok demokrasi hamlesi diyorum. Bu son Suriye olaylarına ilişkin de demokrasi ve haklar komitesi kurulur, devreye girer. Suriye’nin son durumunu bilmiyorum , ilişkiler nasıl ? Dostlarımız var görüşürsünüz. Esat ailesinden bazıları vardı. ( Cemil ile ilişkiler olabilir) kendisi de avukattır zaten. Benim adıma bu komite önerimden bahsedersiniz. Suriye de bu oyunu bozmak istiyor dersiniz. Özel olarak gitmek gerekir, selamlarımı iletirsiniz. Siz ikiniz gidersiniz. Bu oyun kötü, Kürdü Araba kırdırtma oyununu bozalım dersiniz. Demokratik özgür ve eşit yurttaş komitesini on maddeyle birlikte Suriye’ ye uyarlanabilir. Kültürel ve eğitim hakkını ve özgür yurttaşlık programını önlerine koyalım. Çünkü yurttaşlık sorunu Suriye’nin birinci sorunu. Dostlarda bunu savunmalı. Yurtsever Suriye’nin iyiliğine hayrına bir şeyler yapmak istiyor deyin. Ekmeğinizi yedik haramzadelik yapmayız. Size uzun ömürler diliyorum . Ama bu halkın haklarını ihlal etmeyin. Bu hakları tanımazsan ABD devreye girer, Saddam gibi olur. Bunları daha önceki söylediklerimden de yararlanıp genişletirsiniz, mektup olarak altına A. Öcalan da yazar, sunarsanız. Halkın içine de girersiniz, barış kardeşlik temennilerimi iletirsiniz. Halep metropoliti de benim dostumdu. Ona da selamlarımı iletirsiniz. Bunu Cemal’gile danışarak yaparsınız. Irakla, Barzani Talabani ile ilişki olacaksa, demokratik , özgürlük eşitlik haklarımızı tanıma temelinde olur. İran’da da aynı şekilde olur. İyi düzenlersiniz. Amaç demokratik özgür yurttaş hareketidir. Bu hamle devlet karşıtı değil, demokrasi ve hak komitesi devleti hedeflemiyor, Talabani Barzani gibi otonomiyi de dayatmıyoruz. Eşit özgür yurttaşlığı dayatıyoruz.

    Türkiye için tarihi kritik bir görüşümü açıklıyorum. Kararımı veriyorum. Türkiye bu sessizlikte uzun süre duramaz. Derin Sevr tehlikesi var demiştim. İçte ve dışta rantçılar var, yolsuzluklar var, oyunlar var. bunların hepsi daha ortaya çıkmadı. Hükümet ve devlet meselesine girmiyorum. Demokrasi gerekiyor, özgür ve eşit yurttaşlık gerekiyor. Kürt hareketi, demokratik eşit özgür yurttaş hareketi demokrasi ve haklar komitesi olarak her ilde her ilçede örgütlenir. Bunlar kanuni hak komiteleridir. Bunu savcılara da anlatırsınız. 15 Ağustos hamlesi gibi bir hamlenin doğru olmadığını savunmamada da teorik olarak işliyorum. Bu konuda çok kapsamlı bir savunma ortaya koyuyorum. Ulusal kurtuluş hareketleri slogan olmaktan öteyi gitmedi, niteliği kapitalizmi bile aşamadı. Kani oldum demokrasi ve özgürlüğü esas alıyorum. Doğru eşitlik ve özgürlük anlayışına ulaştım. Demokrasi anlayışını derinleştiriyorum. İşte görüyorsunuz Sovyeti, Çin’i ABD kapitalizminden daha kötü duruma düştüler. Türk solu, Yalçın Küçük yazıyor. Bunların sosyalizmi yerel devletin bürokrasisinde yer alma sosyalizmidir. Bir koltuk kapma sosyalizmidir. Bunun için bu kadar çaba, emek ve işkenceye gerek var mı? Bu çok anlamsız. Benim eğilimim devlete bir şey dayatma ya da talep etme değildir. a-devlet diyorum, devletsiz bir anlayıştır. Anti - devlet demiyorum. A-devlet diyorum. Devlette ya olurum ya da yıkarız hayır benim eğilimimin içinde ikisi de yok. Bu demek değil ki Devletle ilgilenme olmaz. Devlete mesafeliyiz. Bunu halka anlatırsınız. Bu bir eğitim programıdır. Belediyelere, seçilenlere diyorum ki bunları kafanıza iyi koyacaksınız. Anlamazlarsa cezayı hazırlamışım, bizim geleneklerimizde olan bir cezadır zaten. Onlara altı ay süre veriyorum, yapmazlarsa kuyruklarına teneke bağlar sokağa salarım, mahalle mahalle dolaştırırım. Devlet de eşit özgür yurttaşlığı kabul edeceksin diyorum. Ne gerekiyor. Eşit özgür yurttaş eğitimi ve demokrasiyi öğrenmek, halka bunu vermek. Bu olursa Diyarbakır, Siirt, Dersim cennet olur. Fransız bir yazar 1700 lerin Amerika’sını anlatıyor,( Touiqcuilive’yi kastedederek ) gidip kitap yazıyor orada. ABD nin zenginliğini onun demokrasisine bağlıyor.

    Ben de bu sloganları can sıkıntısından dolayı yazdırmıyorum. Bunları laf olsun diye de söylemiyorum. Bunlar savunmam da var, eşitlik ve özgürlük kavramlarını geniş açtım.
    Anlayışımda üniter devlete zıtlık yok ama ona da bulaşmaz. Devrimci Cumhuriyetin anlamına, aydınlanmasına değer verir. Ama onun faşist ve gerici unsurlarına karşıdır. Vatan meselesinde de ayrı sınırlar çizmeyi anlamlı bulmuyorum, illa bir Kürdistanımız olsun demiyoruz. 23 Arap devleti var. Ama onların bir vatanı var, tek devlette yeter. Türkiye de bir vatan olur ama bu vatanda özgür ve eşit yaşayacağız. Bunlar temel eğitim, temel eylem temel örgütlenme konularıdır. On madde tüm bu amaçlarla birlikte düzenlersiniz verirsiniz. Hukukçusunuz bunların uygulanmasının takipçisi olacaksınız. Bana karşı olanları tespit edip getireceksiniz.

    Parlamentoda öğrenim, yayın hakkı düzenleniyor. Ama eşit değil. Anayasa göre yasalar eşit uygulanır. Ne diyor anayasa, ırk dil, din, cins, ayrımı gözetilmeksizin yasalar herkese eşit uygulanır diyor. Sen ne yapıyorsun, haftada 4 saat Kürtçe diyorsun, hem de alt yazılı olacak diyorsun, bir iki kurs açıyorlar, gazetede okudum. Batman da, birkaç yerde kurslar açılmış, birde başına adam koymuşlar. Bu rezalettir. Demokrasi ve haklar komitesi bu maddelere şiddetle karşı çıkar, bu yasaları takip eder. Eşit uygulanıncaya kadar, bu haklar elde edilinceye kadar sürekli eylem halinde olur. Yasaldır bunlar. Halk ne kadar istiyorsa eğitimde yayında o kadar olur. , Diyarbakır’da dörtyüz avukat var değil mi ? Peki bu terbiyesizler ne yapıyor. hepsi aday olmak için koşuyor değil mi? Bunların karşısında duracak onurlu bir avukat yok mu ? yasal eşitlik sağlanmalı. Bir dile dört beş saat, Türkçe’ye 1000 radyo televizyon hakkı tanıyorsun. Böyle eşitsizliğin olduğu ülkede demokrasiden insanlıktan bahsedilemez. Yasaların ruhuna bağlıyız. Eşit uygulansın, eşit uygulanmazsa o ülkede demokraside olmaz, insanlık da gelişmez. Öyle numunelik Batman da, Urfa da birkaç kurs açmakla olmaz. Bizimkilerde buna alet oluyor. Her köyü bir kurs yerine çevireceksin. İlla devlet yardımı ile değil, devlet yapmazsa kendi imkanlarımızla yaparız. Diyarbakır bir milyon halktır, Diyarbakır bir dersanelik bir halk mıdır? Bu korkunç bir eşitsizlik. Bu söylediklerimi basına da yansıtırsınız. Pek siz neden onurlu bir avukat bulamıyorsunuz. O soytarı Okçuoğlunun şeyi vardı. İnsan Hakları derneği başkanlığı yapıyorsun niye yasaların eşit uygulanması için çalışmıyorsun, Paraları almak için insan hakları başkanlığı yapılmaz. Bu yasaları eşit ve özgür uygulayacaksınız, Anayasa bunları emrediyor. Ben Anayasa ve onun yasalarla olan bağını iyi bilirim, hukukun felsefesini çözdüm. Yasalar uygulanmak içindir. Avrupa uygulama yok diyor. ( ancak Avrupa’nın çözümü sadece birkaç saatlik uygulamaya dayalı bir çözüm .) tabi Avrupa’nın niyeti farklı. Avrupa bizi pazarlamaya çalışıyor. Türkiye PKK yi terörist ilan et al sana şu ihaleyi diyor. Almanya Türkiye’de ihracatta niye birinci, altında bu pazarlıklar yatıyor. İleride bazı sorunlar var, Ermeni sorunu var orada kullanacaklar. Bizim Avrupa’dakilerde bunu iyi anlasınlar

    Leyla da bu ödülleri almasın, mahkemeye de çıkmalarına gerek yok. ( mahkemeye artık çıkmıyorlar, ödülde 95 de verilmiş, yeni bir ödül değil, kendisi bunu size aktarmamızı istedi) biliyorum önceden verildiğini, ben bundan sonraki diplomatik çalışmalar için söylüyorum. Avrupa’ya beni kullanmak istiyorsunuz . Onlara mektup yazmalı beni kullanarak paçayı kurtarmaya çalışıyorsunuz demeli. Kendi sorunun insan hakları ve Kürt meselesi sorunu olduğunu, binlerce mahkumun sorunu olduğunu, çare getirmek istiyorsanız tüm bunlara getirmeniz gerekir demeli. Bu kişisel bir mesele değil. Leyla eşittir Kürt sorunu, eşittir insan hakları sorunu demeli. Tüm Kürtlerin insan haklarına çare getiremiyorsanız bana getiremezsiniz demeli. Mahkemeye de iyi bir savunma göndersinler. Bitti bu mahkeme demeliler. Komitenin bir parçası olarak yerlerini de alırlar. ( komite geniş kesimlerimi kapsamalı ) Dar geniş fark etmez, fikir öneriyorum. Ama bir milyon insanı örgütleyecek bu komiteler. İran , Irak Suriye devletine gidecek biz üniter devletinize karşı değiliz, vatana saygılıyız, silaha karşıyız diyecek, elimize sopa da almıyoruz diyecek. Siz yasa çıkarmışsınız hukuk yasalar uygulanmak içindir. Eğitim ve kültürel haklarımızı istiyoruz diyecekler. Bir dersane vermişsin özgürlük değildir bu. Türkiye de bununla özgürleşmez. Yurttaşlık hakkımızı istiyoruz. Halk çocuğunu dersaneye gönderir göndermez onu halkın kendisi bilir, bu talepler yasalara uygundur. Bir milyon insan birikecek, tabi ki bağırıp çağıracak. Bir tane dersane özgürlüğü değil, bu Türkiye ile de alay etmektir. Bu yüzden savaş çıktı. Ben bir daha silaha başvurmak istemiyorum. Benim adıma kimse ölmesin diyorum. Uyarıyorum yarın kıyamet kopacak. Suriye ve İran da ki şeyler yarın Türkiye’ye de sıçrar. İşler ciddi, tehlike var. Ben yasaların felsefesini bilirim. Uygulama eşitsiz olamaz. Bunun için bir milyon insan hazır olmalı, gerekirse bir milyonu tutuklanabilir, elli bin kişi de bu uğurda ölebilir. Bu halkımızın onuru içindir. Bu özgür yurttaşlık hakkı içindir. Haksız yere de kimseye saldırmayacağız. Bu Türkiye İran Suriye içinde olacaksa Barzani Talabani devleti içinde böyledir. Ferhat kardeşimdir beni satabilir, Talabani’ye gidebilir. Abbas da Barzani’ye gidebilir. Hiç önemli değil, kişilerle uğraşmıyorum. Ben onlarla ilgilenmiyorum. Ben görüşlerimi net ortaya koyuyorum. Halk savunma güçleri halkı savunur. Belirttiğim komiteye belediyeler de dahildir. Barışçıl demokratik bir harekettir. Kardeşçe birliktir, özgür cumhuriyet yurttaşlığıdır. Bunu Türkiye halkına da öneriyoruz. Gelecekte derin Sevr’in uygulanmasını engellemek içindir. Bu iyi anlaşıldı değil mi? Ben eskisi gibi dar anlamda slogancı değilim. Türkiye’yi elli yıl borca batırmışlar. Yarın Ermeni sorunu çıkacak işte Gürcistan da Acaristan sorunu çıktı. Bunları engellemek için Kürt Türk ilişkilerini güncelleştiriyorum. Atatürk’ün 20’lerde yaptığını ben şimdi yapıyorum. M Kemal’e de mi karşı çıkacaklar. Türban önemli, bilmem ne önemli, İlkel milliyetçilik, Talabani, Barzani önemli diyorlar. Ben hayır diyorum demokrasi önemli. Amerika isterse Iraktan daha büyük facialar doğar. İran, Suriye Türkiye içinde bunlar çok ciddi şeylerdir. Tek taraflı ABD Avrupa dayatmalarını engellemek için derin demokrasi programı uygulansın diyorum. Hemen uygulansın da demiyorum bunu her tarafa gönderirisiniz .Tartışılsın, beyin fırtınası yapılsın. Bana bağlı, beni seven herkes bunu yürütür. Geri Anayasa ve yasalar var, buna karşı mücadele yürütmek gerekiyor. Bir milyon insan bir iki ay içinde kendini hazırlayacak. Savcı buna karşı bir şey söylerse onun gözüne sokarsınız. Bunu her tarafa götürün. Irak ve Suriye ye heyet olarak gidersiniz, Gençlere, ilgililere götürürsünüz tartışırsınız. Avrupa ‘ya da gidersiniz. Örgüte halka götürürsünüz. Takip edersiniz varsa bana karşı muhalefetleri DEHAP içinde de muhalefetleri varsa bana getirirsiniz. Doğruları varsa destekleriz, yoksa tükürüğe boğar, teneke bağlarım. Tüm bunların sonuçlarını bana getireceksiniz. Kendim için sabrederim ama halk için sabredemem. Bunlara bir dur demek istiyorum. Sizden sonuç bekleyeceğim. Halkımıza, Türkiye halkına, demokrasiye borcumuzdur. Newroz’u bu temelde kutluyorum.

    Kongre Gel ve HPG halkımızın birlik ve bütünlüğünü bu temelde eşit ve özgür yurttaşlık hareketini düzenleyebilir. İki gruba ilişkin de şunu söylüyorum beni ikiye böldünüz. Diri Apo’yu da söylemiyorum, elinizdeki iki ayrı ceset parçasını almışsınız bana onaylatmak istediniz. İki tarafta kongreye katılmalıdır. Ciddi olacaksınız uygulayacaksınız. Güvenceleri var. Kimse dokunamaz, kılına karışamaz. . Uymazlarsa halkla oynuyorsunuz derim, ben mücadelemi sürdürürüm. Onlara da teneke bağlarım. Bunu güzel bir mektup haline getirin Cumaya da Ferhat’gile de gönderirsiniz. İsteyen PKK nin yeniden inşaasına katılabilir. Eleştiri özeleştirilerini verirler Kongreye katılırlar. Cuma, Abbas, Karasu, yüz kişilik savunma birliği ile kendi savunma tedbirlerini alsınlar. HPG kendi savunma eğitimini yapar, bunun için bir iki ayları var. Apollon’u önermiştim. Savunma tanrısıdır. Didim’de Apollon tapınağının kapısında ne yazıyor biliyor musunuz, oraya gittiniz mi? ( hayır ) Tapınağın kapısında kendini bil yazıyor. Ortadoğu kökenli tanrıdır.

    Bizimkiler de Akademinin girişine “Kendini savunmayı bil” diye yazarlar. Güzel bir yazıyla yazarlar. İnanmayanlar halk savunma birliklerine giremez. Birbirlerini alıp kaçacaklarına bayanlar ayrı savunma şeylerini yaparlar. Star ismi olabilir, Şehit Beritan Özgür Kadın Savunma Akademisi olabilir. Kendi savunmalarını kendileri alır. Tehdit ve saldırılar her taraftan gelebilir, kendi tedbirlerini alsınlar. HPG nicel ve nitel olarak kendilerini güçlendirsinler. Her alana girebilirler, Botan da yoğunlaşabilirler. Hareketli bir yıl önümüzde durduğuna göre bunu yapabilirler. İşler ciddidir. Çok inançlı, kararlı olanlar içeri girmeli.

    PJA içinde şunu belirtiyorum. ( mesajlarını aktaramadık, haftaya aktarabiliriz.) tabi haftaya o mesajı alabilirim, gelirsiniz. Ciddi bir proje geliştirmek istiyorum. Bir grup kadın yoğunlaşabilir mi. Onları üçe ayırıyorum. Mitolojik bir söylemle anlatacağım. Birincisi tanrıçalık yolunda olan kadınlar ikincisi melekleşen ya da melek olma yolunda olan kadınlar üçüncüsü baştan çıkarılması gereken kadınlar. Bunu mitolojik söylemle belirtiyorum. Her grupta on ile yüz arası toplam azami üç yüze yakın gruplar olur. Bu gruplar oluşursa onlarla ilgilenirim. her üç grupta önemli. Birbirimizle uğraşırız, onlar mı beni yoldan çıkarır ben mi onları tanrıçalık yoluna sokarım bakacağız. Herkes yerini burada görür melekleşme yoluna mı girerler, beni baştan çıkarabilirler mi, göreceğiz. Giden kızlar da şimdi mahçuplardır herhalde. Savunmamda özgür kadını net tanımlıyorum. ( savunmanız da kadına ilişkin değerlendirmeleriniz olacak mı ) tabii çok özel bir yer ayırdım. Özgür kadını geniş açıyorum. Diğerleri köledir. Ferhat’ın yanındakiler köledir. Köle bir kadınsanız burada ne işiniz olabilir. Ben bunlarla uğraşmam. ( süre sona erdi ) Sizin, halkın Newroz’unu ve 8 Martını kutluyorum. Size de şunu söylüyorum. Dediklerimi yapmazsanız, sizinle de bozuşuruz. Ne getirdiniz ( 5 kitap ve gazete getirdik ) tamam . Gazeteleri ayarlarsınız, daha önce söylemiştim on gazete olur. Tüm halka selamlarımı söyleyin.


    Mehmet Öcalan’ın aktarımları :

    Avukatlara söyledim. Avukatlar Suriye’ye gitsinler belli şahsiyetler var, dostlar var onlarla görüşürler. Durumu yatıştırsınlar. Irak’a da gitsinler o kopanlara çağrı yapsınlar gelmeleri için. İki taraf ta eleştiri özeleştirilerini versinler. İki avukat arkadaş gözlemci olarak yanlarında bulunsun.
    Avukatların söylediği 9 kişilik komisyonu hemen onaylamıyorum. Onları bir iki hafta izleyeceğim, ona göre karar vereceğim.
    Eğer dediklerimi uygulamayacaklarsa ben başka tür şeyleri uygulamaya koyarım. Bu söylediklerim hem Avrupa için hem Güneydekiler için geçerlidir. Bir aydır aldığın bilgiler nelerdir. ( her iki tarafta başkanın düşüncelerine saygılıyız diyor.) sen onların söylediklerini nasıl yorumluyorsun. ( onların şeylerini aynı Türkiye deki partilerin Atatürk’e söylemde nasıl sahiplik ettiklerini uygulamada da nasıl yapmadıkları biçiminde yorumluyorum) Aynen öyledir. Ne yaptıklarını iyi biliyorum. 25 yıllık mücadele arkadaşını bu durumda mı bırakacaklardı. ( evet söylemde söylüyorlar ama pratikte bir şey yok ) kopanlardan gelenler varsa baskı altında değil, kendi öz iradeleri ile gelsinler. Birliği sağlasınlar. Herkese malzeme oldular. Neyin üzerinde uzlaşamıyor bunlar. Bazıları hata yapmışsa hatanın üzerine hatayla gidilmez.
    Bir aydır gelmemişsin, bu süre zarfında Türkiye de olup bitenler konusunda adaylar konusunda bazı rahatsızlıklar çıkmış herhalde ( eğilim yoklamalarında tercihinizi gerekli yerlere avukat arkadaşlarla ilgili yerlere bildirdik. Dikkate alınıp alınmadığını sizde biliyorsunuz ) neyse olan olmuştur. ( bir aydır Türkiye de ki basın yayın televizyon , demokratik kurumlar, partide dahil sanki ihanet içinde olanlar , hain insanlar varmış gibi gösteriyorlar , bana göre yanlışları çoktur ama hain değildiler. ) Dehap demokratik bir partidir. Herkes tercihini, düşüncesini açıklayabilir. Sınıfsal bir parti değildir. Zararlı olmayana kadar her eğilimden insanları barındırabilir. Emek veren insanlar vardır. Eskiden beri söylüyorum parti her kesimi, eğilimi içine almalıdır. Basın eğer birisine söz hakkı veriyorsa diğerlerine de söz hakkı vermek zorundadır. Parti kimsenin tekelinde olamaz. Demokratik bir parti ise önce kendi içinde demokrasiyi işlemesi gerekir. ( Bazıları diyor ki Mehmet Başkan’ı yönlendiriyor,) -Kızarak- Türkiye devleti beni yönlendirmiyor, zavallı Mehmet mi beni yönlendirecek. Bunu düşünenler beni iyi tanımıyorlar her halde.



    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=63


    ----------------------------------------------------------------------------------------


    Abdullah Öcalan'in avukatlariyla olan görüsme notlari

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Türkiye'de yaklasan yerel seçimler arefesinde Demokratik Güçbirligi'ne dört elle sarilinmasi çagrisinda bulundu. Bunun için "teori, pratik ve inancin" gerekliligine dikkat çeken Öcalan, sözkonusu birligin iyi bir kadro ile alternatif olabilecegini vurguladi.

    Özgür Politika

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'in 10 Mart 2004 tarihinde gündemdeki çesitli konulara iliskin verdigi mesajlari, oldugu gibi yayinliyoruz.



    "Hos geldiniz."

    (Nasilsiniz? Sagliginiz nasil?) Bizim gibi insanlarin sagligi farklidir. Sonra anlatirim. Aktaracaklariniz varsa alayim. Gündemde neler var? Bilinen sikintilar sürüyor mu? Tavir için objektif duyumlarinizi alacagim. (Iç sorunlar devam ediyor. Tüm yapi bu görüsmeyi bekliyor. Çözüm sizden bekleniyor. Aktarilmasi gereken bilgi notlari var, gözlemler var)

    Benimle oynayan, özel olarak beni oyalayan kisi ve gruplar var mi? Selim gibiler benzeri, bile bile oyun oynayanlar var mi? Bana baglilar mi? (Herkes size bagli oldugunu söylüyor)

    Kim kime ne diyor? Kim kimi neyle suçluyor? Ferhat digerlerine ne diyor? (Degisimci olmadiklarini, darbeci olduklarini, Bölge ülkelerine dayali siyaset yürüttüklerini ifade ediyor) Bölge ülkeleri Iran ve Suriye mi oluyor? (Evet) Sol muhafazakar olarak mi suçluyor onlari? Direkt ABD'nin denetiminde midirler? (ABD ile iliski arayislari olduklarini, ancak ABD'nin buna yanasmadigini söylüyorlar) 100 kisiler mi? (15 civarinda eski merkez üyesi var) Kim bunlar? (Ferhat, Botan, Serhat, Kani, Ebubekir, Ekrem, Jiyan Deniz, Hasan Atmaca, Sakine Batman) Onlara bagli güçler var mi? (Bir grup halindeler)

    Derinligine ABD hareketi midir?

    Digerleri ne söylüyor? (Z.Aydar'in bilgi notu var. Ferhat'in yürütme toplantisina katilmadigini, yilbasindan hemen sonra görev alanini terk ettigini, baska güçlerin denetiminde olan bölgeye geçtigini) Hangi bölgedeler? (Medya savunma alanlarinin disindalar) Musul-Kerkük arasi mi? (Evet, o civardalar) ABD'nin etkili oldugu alanlar mi? (Evet, Dogu'lu bir bayanla evlendigini) Kimdir o bayan? (2 yillik katilimi olan biri) Ismi ne? (Jiyan) Jiyan he. (Bu olaylardan sonra Z.Aydar'in Avrupa'dan gelerek kendileriyle iki kez görüstügünü, daha sonra kendini görüsmeye kapattigini, iliskilerin Botan üzerinden devam ettigini, yürütme toplantisinda Botan ve Serhat'a Ferhat'i geri getirmek için görev verildigini, ancak onlarin da geri dönmedigini, basini Ferhat, Botan ve Serhat'in çektigi dar bir grup örgütlenmesine gittiklerini, ayri bir örgüt gibi davrandiklarini, bagimsiz adayi desteklediklerini ifade ediyor) Feridun tercihi benden çikan bir sey. Mehmet'e ben söyledim. SHP'nin durumunu bilmiyordum. Mehmet bana egilimden birinci çiktigini, halkin kendisinden memnun oldugunu söyledi. Ben de ciddi bir hatasi yoksa olabilir dedim. Digerini de tanimiyordum. Buna dayanarak kullanmak istemis olabilirler.

    (Mehmet'in suikastler hakkinda verdigi bilginin dogru olmadigini söylüyor) Suikast yok degil mi? (Botan'in evinin yerinin ögrenilmeye çalisildigi) Ne evi? (Kaldigi evi. Bunu yapan kisi hakkinda da sorusturma açildigi ifade ediliyor. Ayrica Bilim-Sanat komitesine iliskin verilen bilginin dogru olmadigini belirtiyor)

    Baska aktaracaginiz bir sey var mi? (Kongre'den bugüne kadar bu sikintilardan dolayi çalismalar yürütülmemis, komiteler çalismamis, islevsiz kalmis) Hiç yaratici kimse yok mu? Bu kadar zavallilar mi? Gerekeni yapmamislar.

    Savunma Komitesi'ne kim bakiyor? (Cemal ark. var, vekaleten HPG'ye bakiyor. Bahoz da var. 11 kisilik Askeri Konsey var) PJA'nin durumu nasil? (Toplanti yaptilar, sonuçlarini resmi olarak size aktaracaklar) PJA'ya iliskin gözlemleri anlatin. (Yapi nitelikliydi. Sizin açiklamanizdan sonra tarafsiz kaldiklarini ifade ettiler. Ancak Kongre'den bu yana etkisizler) Kim etkisizlestirdi bunlari? Bayanlar da yaratici ve aktif olamamislar demek ki? Iki taraf da bunlari etkisizlestirdi degil mi? O konuda dürüst olmalarina ragmen yaratici olamamislar demek ki?

    Üçüncü taraf ya da tarafsiz kim olabilir? Cemal, Bahoz herhalde? Bayanlardan kim var? Bayanlardan Gülizar mi sorumlu hala? Baska kimler var? (Fatma, Bese Erzincan, Rengin, Asya) Büyük Sakine nerede? (Avrupa'da) O da taraf mi?

    Ferhat'in Zübeyir üzerinden gönderdigi bir seyler var mi? (Yok, Nasname'de yayinlanan bazi bildirileri var.) Peki bunlarin nerede oldugu belli degil mi? Bunlara kim yardimci olabilir? YNK olabilir mi? (Yerel Kürt iliskileri olabilir) Yerel Kürtler olabilir. Demek, Ferhat Irak partisine oynamis. (Irak partisi kurulusu tamamlandi. Yalniz bu PÇDK degil, tüm Irak'i kapsayan, içinde Araplarin da yer aldigi bir parti. Bu grubun çogu zaten Irak faaliyetinde çalisiyorlardi, Irak koordinesi de Botan'daydi) Irak partisini çalistiriyorlar yani, umudunu bu partiye baglamislar. Bunlara bagli gerilla yok herhalde.

    Derinligine ABD hareketi midir? (Dogrudan bir ABD iliskisi olmadigi söyleniyor) Dolayli olabilir. ABD zaten dolayli yapar, Türkiye'den dolayi açik yapmaz zaten. ABD ile çalisip güç olabilir mi? Ferhat tuhaf bir kisilik, 93'te de böyle yapti. O yüzden özel bir emniyet alin demistim. Dengesiz, kullanilmaya müsait. Digerleri de öyle. Cumagil de böyle.

    En agir mahkumiyet durumu olsa bile öldürülmemesi gerekir. Korunmasi gerekir. Idamlik suçlari bile olsa uygulanmamasi gerekir. Bilinçli ajanligi olsa bile ölüm kararinin alinmamasi gerekir. Daha öncede de söylemistim. Merkezi bünyede idam kararinin uygulanmamasi gerekir.

    Avrupa'da kim var, tavirlari nasil? Riza ile Muzaffer orada herhalde. (Mizgin, Nilüfer, Sakine de orada) Irak'takilerle bir bagi var mi? Riza bir ikilem içine girmedi galiba. (Avrupa'nin tavrinin belirleyici oldugu söyleniyor) Kök olarak mi kaldi diyorsunuz? Avrupa'yla görüsebilirsiniz.

    Nuda vardi orada, halen duruyor mu? (Evet) Dürüst biri, selamlarimi söyleyin. Baska? (Nuriye Kesbir vardi, tekrar tutuklandi?) Hollanda'da herhalde. Zübeyir'in tavrinda yeni bir sey yok herhalde. Zübeyir zaten Zübeyir'dir.

    Fuat'tan haber yok mu? Benim için bir sey aktarmadi mi? (Yok) Fuat, ilginç biri zaten.

    HPG saglam duruyor diyorsunuz? Kazim nerede? Bagli mi (Kafkasya'da herhalde) Dersim'li Kazim mi? Hamili'yi diyorum (Evet) Öyle yapmamalari gerekir. Kendi istemiyle mi gitmis?

    'Olaganüstü kongre biraz ertelenebilir'

    Bu iktidar mücadelesiyle ilgili gözlemleri söyleyin bana. Bu seyler yeni mi çikti ortaya? (Daha eskiye dayanmakla birlikte, Kongre'ye Ferhat'in agirligi yansidi. Saniriz bu sikintilar Agustos'tan bu yana sürüyor) Ferhat, benim Amerikan degerlendirmelerimi sey alarak, ben buna oynayayim dedi herhalde. ABD'nin PKK'nin yardimina ihtiyaci var, ben buna oynayayim dedi. Tümüyle örgütü sürükleyecegini sandi. Bunu yaparken neden bana haber göndermedi? Herhalde görüsmelerin aksamasindan dolayi, haberler geç ulasiyor. Saf, biraz da ihtirasli bir kisilik. (Z.Aydar'in bilgi notunda Ferhat, Botan ve Serhat'in tasfiyeci olduklari gerekçesiyle görevlerinin donduruldugunu ifade ediyor)

    Neden KONGRA-GEL platformlarina gelmiyorlar. (Teshir edildiklerini söylüyorlar) Niye teshir ediliyorlar? (Yapi özel yasamlarina tepki gösteriyor) Baska kim kiminle evli? Baska evlenen var mi? (Botan evli) Kiminle? (Dilar'la) Ebubekir evli mi? (Öyle söyleniyor) Bazi erkekler bazi kadinlari kaçirmis diyelim, objektif olarak bu böyle. Onlardan kopup gelmek isteyenler var mi? (Herkes sizin tutumuzu bekliyor) Ona gelecegim. Ileride mesaj verecegim.

    (Gözlemlere göre su an olaganüstü kongre kosullari yoktur. Öneri, kongrenin bir süre ertelenmesidir) Olabilir, biraz ertelenebilir. Ancak fazla gecikmemeli. (Sizin savunmanizdan sonra olabilir) O mühim degil. Sorun o degil. Görüslerim biliniyor. Bu konuda birinci savunmam çok güçlü, yeterlidir zaten.

    Kim iddiali çalisiyor? (Cuma-Abbas, örgütün dagilmayla karsi karsiya kaldigini, kendilerinin örgütü toparlamaya çalistiklarini söylüyorlar. Ancak tarz olarak dar kaldiklari ifade ediliyor) Cuma-Abbas toparlamaya mi çalisiyor? Cemal tarafsiz mi duruyor? (Ferhat, onun için makul adam rolünü oynuyor diyormus) Dogru, rol degil ama ona makul adam diyelim.

    Ferhat simdi ne düsünüyor? (Ilk kez ne yapacagini bilmedigini söylüyormus) Yani ABD'ye dayanarak yenilmis oluyor? Gücü yok gibi. Türkiye'de kimlerle çalisiyor? Ayaklari kimler? (Z.Aydar'in aktarimina göre alternatif parti çalismasi yürütüyorlar) Feridun'u fazla suçlamaya gerek yok. Mehmet'e ben söyledim. (Türkiye ayaklarinin M. Bozlak-A. Türk-E. Karakeçi oldugu söyleniyor. Bazi görüsmüsleri olmus) Ha, Eyüp gidip görüsüyor, Mehmet'e bilgileri o getiriyor. Zaten Mehmet'te söylemisti bilgileri ondan aldigini. Bunlarin öncülügünü kim yapiyor.

    Ranta tenezzül etmesinler

    Sol Birlik seyi yürüyor mu? Bunlar hareketin idraki içindeler mi? Önemini anlamislar mi? DEHAP bir bütün olarak SHP'de mi girdi? (Evet) Adaylar için yapacak bir sey yok. Osman dürüst mü? Bagli mi? (Birikim sorunu var. Sivil toplum geleneginden geldigi için tercih edildigi söyleniyor) Bu benim elestirimdir. Sivil toplum geleneginden gelmesi bir zayifliktir. Ranta bulasir mi? Belediye baskanlari ranta bulasirsa onlari düsürürüm. Neyse olan oldu. Yapacak bir seyimiz yok. Dagdakilere de elestirim var benim. 20 yildir beni kullaniyorlar politikada, bana dayanarak yasiyorlar. Politik ranta bulasmasinlar. Ranta tenezzül etmesinler. Sizi de elestiriyorum. Demokratik siyaset için o kadar sey söyledim, kulaginizdan girdi mi çikti mi, onu da bilmiyorum. Bütün Türkiye'yi bana tapulasalar, benim istedigim bir ekmektir. Benim devlete dayattigim egilim; ranti, yalani, dolani tasfiye eden egilimdir. Ecevit blogu niye dagildi? Benim dayattigim egilimden dolayi. Kismen açiga çikiyor. Ranta dayali kemalizmi yerle bir ettiler. Kemalizm, Atatürkçülük adi altinda ranta bulasan kesimler de var. Cem Uzan bile milliyetçikesildi. Particilik AKP'ye düstü. Onun da fazla gelisecegini sanmam, geçicidir. Orta sinif, KOBI'lere dayali bir parti. Deniz Baykal, cumhuriyet tutucusudur, devletin gerici, baskici güçleriyle birliktedir. Feodal-Osmanli tutuculari AKP'de toplanmis durumda, cumhuriyet tutuculari da CHP'de. Demokratik çizgi sahipsiz kaldi. Çözümü budur. Ben çok çaba sarfettim, zorluklar ortada, bunlar anlamazlar. Beni de sikintiya soktular. Irak'lilar daha iyi anliyor beni. Ne Cumagil ne de digerleri anlamaz. (Savunmalariniz Irak'ta çok okundu, Kürt ve Arap aydinlari büyük ilgi duyuyor) Son çözümlememde dile getiriyorum. Lenin bile çözüm gelistirirken, sözde en anti-kapitalistti, kapitalizme hizmet etti. Marks bile bunun farkli bir versiyonudur. Kapitalizmin birinci versiyonu libaralizm, sosyalizm ve marksizimdir. Musevilik, Hristiyanlik ve Islamiyet Sümer Rahip Devleti'nin üç versiyonu oldu. Demokrasi güme gitti. Demokrasiyi anlayan ABD ve kismen Ingiltere'dir. Bunlar çok iyi, dürüst demokrat olduklari için degil, demokrasiyi çok iyi bir silah olarak kullandiklari için basarili oluyorlar. Türkiye'de bunu anlayan yok. Bunlari isliyorum, bunlari yaziyorum. Bunun için KONGRA-GEL demistim. KONGRA-GEL olmadi, ama yine de onda israr edecegim. KONGRA-GEL'e dört elle çalisin diyecegim. Sol Birlik iyi bir çikis olabilir. Türk-Kürt halkini alip bu potada eritebilirler. Ama ne kadar kavriyorlar. Bunun için teori, pratik ve inanç gerekir. Kadrosu olursa alternatif olur, aksi halde AKP'den alinamaz.

    'Belediyeler için önerilerim var'

    Belediye adaylari tamam, yapacagim bir sey yok. Olan oldu. Kaç ilde alinabilir. (Tahminimiz 9-13 il arasi) Mersin bunun disinda mi? Türkiye'de baska il var mi? Kürt halki sol birlik disinda oylarini baska bir yerde telef etmemelidir. Tutucu cumhuriyetçi ve gerici Islama birakilmamalidir. AKP, Diyarbakir'i zorlar mi? (Mümkün degil) Urfa nasil? (Ortada) Feridun Yazar, dürüst olsaydi, sonuç alinirdi. Urfa'ya yüklenmek gerekir. Dersim'de sikinti yok diyorsunuz? (Alabiliriz orada) Bayan bir aday, bizden mi? (Evet) Nereli? Herhalde oralidir. (Dersim'li, Ankara'da sendikacilik yapiyor) Van'da alinir herhalde? (Evet) Kars taraflarinda? (Agri, Igdir, Hakkari alinabilir) Mus'ta alinabilir mi? (Ihtimal var) Bingöl'de alabiliriz. (Orada zorlanabiliriz)

    Neyse fazla ugrasmaya gerek yok. Baris için kardesçe birlik içinde bir arada yasamak için önemli bir adim, oylarini birlestirmelerini istiyorum. Kürtler oylarini bölüp parçalamasinlar. Aksi taktirde her oy bomba olur, Hizbullah terörü olarak baslarina patlayabilir. Kendi içinde birlik olsunlar. Adaylardan rahatsizlik duyulsa bile birlik ve gelecek için var güçleriyle çalismalidirlar. Ileride, demokrasi, barisçil çözüm için en ciddi adimdir. Barisa ardina kadar yol açabilir. Ben de bunu diliyorum.

    Belediyeler için bazi önerilerim var. Köyler için her köye bir orman ve köy kültür evi öneriyorum. Sehirler için üç önerim var. Birincisi özgür kadin kültür parki. Önemli görüyorum. Kadinin her türlü egitimi; teknik egitimi, cins sorunlari egitimi, çocuk egitimi burada yapilabilir. Benim gelistirdigim projelerimi aliyorlar, kendilerine kullaniyorlar. Daha önce Diyarbakir için söyledigimi Erdogan elimden aldi. Daha önce sizin elinizden Kürtçülügü alacaklar demistim. Onu da aliyorlar. Siz issiz kalacaksiniz. Dicle Nehri'ni çevreleyen bir ada demistim, MHP'liler bunu gelistiriyorlar. Devlet bir bütün olarak degerlendirmelerimi aliyor, isine geleni aliyor, uyguluyor. Çünkü makul önerilerdir. Beni burada tutacaklar, görüslerimizi uygulayacaklar. MHP bile sizden daha iyi izliyor beni. Karayalçin'la bizzat görüsün. MHP ve Agar bile beni sizden daha iyi izliyor deyin. Solun kafasi havada. Ferhat'larin da kafasi ortada. Ordu demokrasi konusunda kendi programini uyguluyor. Hursit Tolon, Ege'de köy toplumuna destek programi yürütüyor. Ordu halk programi uyguluyor. Erzurum'da 3. Ordu komutani, ordunun halk ordusu oldugunu söylüyor. Ordu, ABD'nin projesini anladi. Kendini hazirliyor. Demokrasiye agirlik verecek. ABD, 1950'lerden Soguk Savas'a kadar anti-komünistlik adi altinda Türkiye'yi destekledi. Ama bu asiliyor. Lütfen bunu iyi anlayin. Sol Birlige söyleyin, ideolojik çalisma ayri, politik çalisma ayri. Politik çalismayi anlamazlar bunlar. ABD, Ortadogu'da demokrasinin arkasina geçmek üzere. Ilimli Islam da tutmaz. Amerika bu projeyi, 1948'de Avrupa'da uyguladi, 1975'ten itibaren Dogu Bloku'nda, 1990'lardan itibaren Afganistan ve Irak'ta tartisildi, uygulamaya konuldu.

    Kürt sorununun çözümü devletçik degil demokrasidir. Devletçik degil Kürdistan demokrasisi diyorum. Ilimli Islam degil, derin demokrasi gelisecektir. Bu proje böyle gelisecektir. Ordu kendi çapinda bir program gelistirecektir, kendini AB'ye uyarlayacaktir. Islamilerin çalisma tarzi farklidir. Fethullah Gülen'i ABD finanse ediyor. 80 ülkede binlerce kadrolari var, okullari, sirketleri hizmet ediyor. Cem Uzan'i tasfiye ettiler. Gülen'le demokrasiye gidebilirler mi? Erdogan onlarin bir kadrosudur. Onu basa getirdiler. Amerikan egilimidir. Islami ülkelerde de bunu uygulayacaklar. Eski Arap diktatörlükleri yerine ilimli Islami getirme var, Erdogan tiplemesi Afganistan'da denendi. Bu ABD'ye göre demokrasidir, bize göre degil. Bunu iyi anlayin, Sol Birlige iyi anlatin. Baska seçeneginiz yok, ezilip gidersiniz. Görüsün, Fikri Saglar'a da selamlarimi söyleyin. Adaylar dürüst olurlarsa desteklerim, yoksa düsürürüm. Kardesimdir görüyorsunuz ne haldedir. A.Türk hiç oralara gitmesin, bana ragmen hiçbir sey olmayacagini bilmesi gerekir. Devlet beni ciddiye alir, çünkü bende bir sey var. Devletle herhangi bir iliskim yok. Devlet kendini bana göre ayarliyor. Siz de kendinizi bana göre ayarlayacaksiniz.

    PKK'nin yeniden yapilanmasi

    Bizimkilerin çözümüne geliyorum. PKK'nin yeniden yapilanma olayi tamamdir. Geçici Yeniden Yapilanma Komitesi demistim. Kim olabilir, kime bu rol taninabilir? Cemal ile Gülizargile versek uygun olabilir mi? Baska isim düzeyinde kim olabilir? (isimlere hakim degiliz) Riza olabilir. Ama o Avrupa'da. Simdilik yer almayabilir. Geçici Hazirlama Komitesi ile baslayabiliriz. Her iki tarafa da güven verecek, bu seylere bulasmamis, dürüst, bagli kisiler girebilir.

    Ferhat'a söylüyorum. Ferhat, sen kendi kendini imhaya götürdün. Bunlara bir çagri yapmamiz uygun olur mu? (iyi olur) Yeniden Insaa Komitesi'yle iliskiye geçebilirsiniz. Güvenlikli alana geçin. Onlar güvenliginizi alacaklar. Gülizar da o bayanlarla ilgilensin. Bireysel yasamlarini sürdürebilirler, simdilik karismiyorum. Ama bunu politik seye dönüstürmeleri olmaz. Bunu politiklestiremezsiniz. Cumagil, elestiri-özelestirilerini versinler.

    (Yeniden insanin Bilim-Sanat komitesine verildigini düsünüyorduk) Hayir, partilesme diyorum. Parantezi kaldirdim. Genç, dürüst, son derece bagli bir grup arkadas yeniden yapilanma üzerine yogunlassin, hazirlik komitesini olustursun. Her iki tarafla da baglari olmali. Yeni bir parti tarzi gelistiriyorum. Bu çalismaya sen de katil. Onlarin güvenligini alin. ABD'nin yörüngesinden çikaralim.

    Kongre biraz uzayabilir, ancak fazla uzamasin. Ay sonu olabilir. 7 komite önermistim. En fazla hukuk komitesi eklenebilir. Yürütme Komitesi'ni çalistirmamislar anlasilan. Daha önce söylemistim. Yildan yila parlamento komisyonlari gibi çalismalarini sunarlar. Böylece denetim yapilir.

    'HPG'ye selamlarimi iletin'

    HPG'ye selamlarimi iletin. Akademi çalismalarini yürütürler, dergi çalismalarini yürütürler. (Parastina Gel adli dergi çikmaya basladi, akademi çalismasi yürütülüyor) Ben tarih seyini severim, mitolojiye ilgim var. O yüzden söylemistim. Bu ismin benimle ilgisi yok. Truva savasinda Athena, Agamemnon tarafina geçince; Apollon, Anadolu güçlerinin tarafini tutuyor, Dogu'yu savunma tanrisidir.

    Savunmalarini sürdürsünler, derinlestirsinler. ABD saldirabilir. Savunma anlayisimi gelistirsinler. Güçleri nerede yogunlasiyor, içeride ne kadar güç var? (tahminen 1500Ê kadar) 1500 olabilir, önemli bir güçtür. Saldiri degil, savunma temelinde olabilir. Eski Semdin tarzi degil. Devletin tavrini bekliyordum. Bu tavrim yeni degil, Sam'dan beri devam ediyor. Daglik alanda çok iyi üstlenebilirler. Devlet de buna uymalidir, uymazsa savas olur. Karliova'da 12 kisi dogru mu? (Evet) Kimlerdir? (Daha ziyade Küçük Güney'lilerden olusan bir birlik) Eski tarz olmaz. Siz de bunu uygun bir dille yazarsiniz. Savcilara da bunu yansitirsiniz. Baris çizgisi Apo'nun önemli seyidir deyin. Önümüzde bahar geliyor. ABD sikistirabilir, Iran sikistirabilir. AKP hükümeti suçludur, üstlerine gelirlerse, imha niyeti olursa her türlü mesru savunma savasini verebilirler. Ama kendilerinin oraya buraya saldirayim seyi olmamali. Iran'da sanirim varlar. (50 km'ye kadar içeri girme tartisiliyor) Olabilir. Suriye'ye de sembolik bir iki grup girebilir. Orada Afrin, Derik daglari var. Kesin olsun demiyorum. Güney'de de olabilirler.

    Onlara sinir çizmiyorum, girsinler de demiyorum. Üçgende ve Botan'da yogunlasabilirler. Can güvenlikleri tedbirlerini alabilirler. Kazim da mümkünse gelebilir. Ona özel selamlarimi iletin.

    Dürüst kadrolar Cemal ve Gülizar etrafinda yogunlasabilirler. Halk savunma güçleri bu temelde savunma anlayisi içinde kendilerini gelistirebilirler. Imha durumu olabilir. Halkin güvenligi önemlidir.

    Türkiye ile iliskiler konusunda sunu söyleyebilirim. Bizim devlet amacimiz yok. Bizim çikisimiz Özgür Yurttas Hareketi'dir. Devlet konusu teorimde yok. Devletçi Kürt akimlari kan getirir, basa bela olur. Kargasa, kan getirir. Milliyetçilik milliyetçiligi besler. Sonuna kadar demokrasi diyorum. Kürtler kendi içinde demokrasiyi kursunlar, Türkiye'yi de demokratiklestirsinler.

    (Hazirlik Komitesi, Olaganüstü Kongre için mi? ) Hayir. KONGRA-GEL bir halk örgütüdür. Parti ayrica gerekiyor. Bilim-Sanat parantez içinde PKK demistim. O parantezi kaldirdim. Yeni parti kuruyoruz. Yeni tarz particiligi gelistiriyoruz. PKK'yi yeniden insa ediyoruz. Genç, basarabilecek olanlar yer almali. 500-600 kisilik kadro yer alabilir. Hazirlik komitesi kurulus için çalismalar baslasin, siz de takip edin. (Cemal ve Gülizar kesin mi?) Kesin demiyorum, tartisirsiniz. Bunlar olabilir. Baska isimler de yer alir. Isimler tartisilsin, bana iletilsin, kesinlestiririz.

    Ne getirdiniz?

    (Gazete getirdik)

    Bazi kitaplar getirebilirsiniz. Tübitak Bilim-Teknik dergilerinin bu yilki sayilarini getirirsiniz. Orhan Hançerlioglu'nun Felsefe Ansiklopedisi'ni getirebilirsiniz. Zannedersem birkaç cilttir, Biraz pahali olur, ama getirirsiniz.

    (Savunma yazimina basladiniz mi?) Yaklasik 100 sayfa yazdim, daha da gelistirecegim.

    (CPT'nin raporu açiklandi, olumlu bir rapor) Haftaya tartisiriz.

    (Sagliginiz da bir gelisme var mi? ) Hayati bir tehlike yok.


    (Elbise gerekiyor mu?) Gerek yok."


    http://www.rojaciwan.com/haber-44.html




    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 24.03.2004: Görüsme Notu



    24.03.2004

    (Elinde “Amerikan Gücünün Gerileyişi” kitabıyla, Savunmaları ve bir Bardakla içeri girdi. Masaya oturmadan bardak içindeki sıvının masaya döküldüğünü gördük.)
    vukatlara dönerek) Bu sıvıya dikkatle bakın, boğazımdan geldi bu sıvı. Ekşimsi, Acımsı, yakıcı bir hal almış, boğazımı dudaklarımı yakıyor bu sıvı. Gözlerimi de zorluyor. Fakat son zamanlarda bir perdeleme var. Kulaklarımı da zorluyor. Ekşimsi, yakıcı, tuzlu bir sıvı. Sürekli bir sıvı. (Sıvıyı bardağa yavaş yavaş doldururken Avukatlara dönerek) Siz dikkatli bakın, doktorlarla tartışın. Buradaki doktorlar siz abartıyorsunuz dediler ama beni zorluyor.

    Tartışırsınız. Ne olabilir.
    Evet, hoş geldiniz. Nasılsınız. (O esnada Müdüre dönerek: Savunmalarımı getirdim Avukatlarıma vereceğim. Müdür: sonra görüşeceğiz onlarla. Direkt veremezsiniz bizim almamız gerekiyor dedi. Biz; araya girip biz savcıyla görüşüp oradan alırız dedik. Müdüre dönerek avukatlarımın huzurunda size veriyorum. Avukatlarıma iletilmesi gerekir. Avukatlar bir örneğini alsınlar daktilo etsinler bana getirsinler benimde bir örneğini görmem gerekiyor dedi. ) Evet değerlendirmelere başlamadan önce sizden alalım. Önce sizi mi dinleyelim kadınların mesajını mı alalım. Kadınlara geniş yer vermemizi istiyorsunuz galiba. Kadına ilişkin epey söz verdik ama yeterince değerlendiremedik. Bilgi notları aktarılsın. (Kongra- gel deki son gelişmelere ilişkin iki ayrı bilgi notu var. Birisi Ferhat’gillerden biri de Cemal arkadaşlardan geldi.) İki ayrı bilgi notu var öyle mi? Diğer grup da mı gönderiyor? (evet. Ferhat arkadaş gönderdiği notta kendisinin tavrına ilişkin size daha önce aktarılan gerekçeler vardı.) ne diyor? Kendisinin ağzından tekrarlayın? (Örgüt ortamından kopmadığını, can güvenliği vb. kaygılarla alan değiştirdiğini, özellikle Cuma ve Abbas arkadaşların örgütü ele geçirmek istediklerini, böyle davranmasının temel nedeninin bu olduğunu, ) ha öyle diyor. Örgütten kopmadık diyor. Bu arkadaşların kendine özgü yöntemle örgütü ele geçirme çabası mı var diyor. Biz adeta koparıldık mı demek istiyor? ( En kısa zamanda alana dönecekleri ki döndüler bu arada. Sorunun çözümü için de genişletilmiş bir toplantı istediklerini, bu toplantıya KADEK eski yönetimi, Kongra-Gel yönetimi ve Disiplin Kurulunun katılmasını öneriyorlar. Ayrıca size bağlı olduklarını, çağrınız üzerine geri döndüklerini söylüyorlar. ) Örgüte kongreye bağlıyız diyorlar öyle mi? Diyalog gelişmiş mi bunlarla? Zaten kongreleri olacak. Bunları tartışacaklar. Kongre toplanmak zorunda. Resmi şeyler devreye girmeli. Kongreye saygılı olmaları gerekir. Ön hazırlık toplantılarını yapabilirler. ( Cemal arkadaş da gönderdiği notta sizin verdiğiniz görevin anlamının büyük olduğunu, bunu yerine getirmek için bağlı ve dürüstçe yaklaşacağını, görevin kapasitesini aştığını ancak sizin yardımınızla ve perspektiflerinizle sorunu çözümleyebileceğini söyledi. Ferhat arkadaşların 29 kişiyle dağlık alana döndüklerini kalan dört beş kişinin de en kısa zamanda döneceklerini, bu arkadaşların Güvenlik önlemlerinin alındığını ama Kongra-Gel yönetimiyle değil benimle görüşmek istediklerini söylüyorlar. Kendisinin daha görüşmediğini yakın zamanda görüşeceğini, iki PJA’dan iki HPG’den dört arkadaşın kurumsal olarak gidip Ferhat arkadaşlarla görüştüklerini, bu arkadaşlara Ferhat’ın biz Kongra- gel yönetimiyle şimdilik görüşmek istemiyoruz, yeniden yapılandırma komitesini esas alacağız, dolayısıyla Cemal arkadaşla görüşebiliriz. demişler. Cemal arkadaş ise geçen hafta önerilen yeniden yapılandırma komisyonunu toplayamadığını, bu nedenle yanında bulunan HPG ve PJA yapısından arkadaşlarla bu çalışmayı yürüttüğünü, yine geçen hafta ismi geçen iki arkadaş Fuat ve Şahin arkadaşların uygun görüyorsanız bu çalışmada yer almamasını, HPG ve PJA yapısından olmamaları nedeniyle yer almalarının doğru olmayacağını belirtiyor.) Fuat ve Şahin’in kişiliklerine ilişkin kaygıları mı var. ( Hayır kaygıları yok. Biraz önce belirtildiği gibi HPG ve PJA yapısındaki arkadaşlarla yürütmek istedikleri için bunu belirtiyorlar. Ayrıca Cemal arkadaş, Ferhat arkadaşların dönmelerine rağmen eski tavırlarını devam ettirdiklerini son bilgi notunun da bunun örneği olduğunu, çözümün ancak önderlik çizgisinde öz eleştirisel bir yaklaşımla mümkün olduğunu ayrıca Ferhat arkadaşların yaptığı aktarımların yanlı ve çözüme hizmet etmediğini, size objektif bilgi aktarımı sorununun da aşılması gerektiğini belirtiyor. Ferhat arkadaşların alanda olmalarına rağmen bu yaklaşımlarının işi yokuşa sürmek anlamına geldiği, bu konu da bazı sorunların yaşandığını belirtiyor.) Ferhat’ın bilgilerini yanlı ve tek taraflı olarak nitelendiriyor öyle mi. Bana objektif bilgi aktarımı konusunda neyi kast ediyorlar. (Mehmet’in aktarımlarını kast ediyor olabilirler.) Ben kendi yorumumu geçen hafta yaptım. Cesedimi ikiye bölüyorlar demiştim. Bunlar benden umut keserek hakimiyet kurmaya çalışıyor. Komplovari yaptıklarını sanmıyorum. Çok önemli bir süreçten geçiyoruz. Öcalan çok ciddi dersiniz. Mesele tarihi, Ortadoğu’yu, Türkiye’yi, Kürtleri yakından ilgilendiriyor. Çok ciddi bir aşamaya girilmiştir. Çok kez sizi uyarıyorum. Ben ölür müyüm kalır mıyım umurumda değil. Teorik olarak benden beklenilecek şeyleri söyledim. Geçen hafta da söyledim. Ben ne yaptığımı biliyorum. Savunmamı biliyorum. Objektif olarak halkın muazzam kazanımlarını heba ediyorlar. Abbas’a da Cuma’ya da söyleyeceksiniz Ferhat da bir çizgi. Yirmi beş yıldır bu çizgiyi yürütüyorsunuz. Bırakacaksınız. Ferhat artık bu çizgi böyle yürütülemez. Cuma Elazığ’ın Keko tarzıyla bu işleri yapamazsın demiştim. Abbas da sen bir solculuk öğrenmişsin ama işe yaramıyor. Her birisi için ayrı ayrı kitaplar yazdım. Daha önce de değerlendirmiştim. Geçmişte bazı olaylar yaşandı. Fazla açmak istemiyorum. Bunları mesele etmiyorum. Komutalarında intihar edenler, boşuna öldürülenler oldu. Bunlara fazla girmek istemiyorum. Ama geçmiş pratiklerini aşmalıdırlar. Cemal hazırlık komitesine on iki kişiyle başlasın. Çok kategorik ele almalarını doğru bulmuyorum. Kişilikleri sağlamsa yer alabilirler. Niye Şahin yer almasın diyorlar. Bildiğim kadarıyla Şahin dürüst biridir. ( Kişiliklerine ilişkin bir şey yok. farklı görevleri var) belirtilen isimler dürüst., genç bağlı arkadaşlar. Verdiğiniz isimleri dürüst buluyorum. (geçen hafta Mehmet verdiğiniz isimleri onaylamadığınızı söyledi.) Şaşırarak, hayır ben öyle bir şey demedim. Ayrıca Mehmet bu işe ne diye karışıyor. Bu onu ilgilendirmiyor. Ben bunları sizinle tartışırım. Onaylamayı pratiğe bırakacağım. Fuat’a ilişkin bir değerlendirme yapacaktım zaten. Fuat’a özel bir görev vermek istiyorum. Fuat sen bu işe giriyorsun ama seninle ilgili bir değerlendirme yapacağım. Tarihte Fouche’cilik diye bir kavram var. biliyorsunuz değil mi? Fouche Fransız devriminden sonra Napolyon’un İç işleri bakanı oluyor. Ve Napolyon’u sürekli Rusyaya karşı savaşması için sürekli olarak kışkırtıyor ama bilinçli bir kışkırtma değil bu. Fakat tarihçiler daha sonra yazdı. Fouche, Napolyon’u Rusya’nın üzerine göndermeseydi, Ruslarla ittifak yapsaydı Napolyon düşmezdi, her şey daha farklı olurdu. Avrupa daha farklı olurdu. Fuat sessizce bir Fouche gibi kaldı. Kazım da geçmişte Fuat’a ilişkin böyle değerlendirmeler yapmıştı. Onlarda tartışmıştı bu Fouche’cilik mi diye. Fouchecilik yaptı. Aslında teorik düzeyi gelişkindi ama uygulama gücü sıfırdı. Başkalarını, yanındakileri yönlendirir ölüme de gönderir. Aslında kendisi de ölmek ister. Ölüme gidebilir. Samimidir. Bütün devrimci şeyleri var ama uygulaması yok. Bunu aşabilir mi? Fuat’a şimdi yeni bir görev veriyorum. Kendini iyi kurması gerekiyor. Duyarlı olmak durumunda. Bu çelişkileri aşması gerekiyor. Şimdi ben görevini söylüyorum onun. Benim açıklamalarımı TV de, Basında okuyabilir. (Sadece okuma değil yorum da olacak değil mi) tabi yorumlayabilir de. Bildiriler de, makaleler de kaleme alabilir. Şimdilik görevi budur. Diğer arkadaşlar için de zamanla geliştireceğim.
    Objektif bilgilendirme konusunda şunu söylüyorum. Ben herkesin dediğine şey etmem. Ben mezarda da olsam konuşurum. Anlaşılıyor ki bu arkadaşlar eskiden de beni anlamıyorlardı, sizin beni en az devlet kadar anlamaya ihtiyacınız var. Devletin beni ele aldığı ciddiyetle ele almanız lazım. Siz avukatlarımsınız. Hukuki ve Siyasi temsilcilerimsiniz. Siz de beni iyi temsil edemediniz. Gittiğiniz her yerde konuşun. Ben size geniş bir inisiyatif vermiştim. Öcalan’ı savunacaksınız. Kimliğimi, kişiliğimi doğru anlatacaksınız. Öcalan böyle diyor diyeceksiniz herkese. Ben halkımı iyi temsil ettim. Çıkarlarını iyi temsil ettiğimi düşünüyorum. Bunlar benim için yeterli. Ben halkımın çıkarlarını dışarıda da burada da iyi temsil ettim. Kendi çalışmalarımdan da memnunum. Bunlar benim için yeterli. Bu kişi şu kişi yeterli olmamış demek benim için önemli olmakla birlikte belirleyici değildir. PKK, Kongra-Gel olmuş olmamış önemli değil esas çalışma önemlidir. Bunların etkisi altında kalmam.
    Burada bana karşı bir ciddiyet var. ama durumum da ortada. Ağzımdan zehir akıyor derken devlet beni zehirliyor demiyorum. Bak buraları da (odayı) düzenledi. Ama bilemeyiz, devlet burada kendine göre bir çizgi uyguluyor. Bu uygulamanın içerisinde ne var, ne getirir ne götürür bilmiyoruz. En üsttekiler ancak bilir. Ama şunu söyleyeyim, burada bana karşı sert hakaretvari küfür vb. şeyler yok. Personel ve yemeklerde bir şikayetim yok. Ama boğazımdan gelen sıvı da böyledir. Devletin bana siyasi olarak ne yapmak istediğini kimse bilemez. 24 saat burada bir çizgi yürütüyorlar. Devlet beni şöyle imha edecek diyemem. Ben size objektif olguları gösteriyorum. Siz iktidar hesabı yaptınız. İktidarcılık yaptınız. Basit devletçilik yaptınız. Bunlar tehlikeli şeylerdir. Ben fiziki olarak gitsem bile bu hesapları böyle yapmamalıydınız. Öcalan şeyi öyle basit bir şey değil. Ben size bu konuda geniş inisiyatif tanıdım. Bunları yazmalısınız. Bu yöntemlerle savaşılmaz. Bu İran’ın adamı, bu KDP’nin adamı, bu Talabani’nin adamı bu ABD’nin adamı olsa bile bu yöntemlerle olmaz. Taraflara, herkese yazarsınız. Ben burada toparlamaya çalışıyorum yoksa tasfiye olacaklardı. Sistemli özeleştiriye yönelmeniz gerekiyor. Sistemli açık, keskin, ve ayrıntılı bir özeleştiriye tabi tutulmaları gerekiyor. Zaman çok önemlidir. Tarihi görevinizi anlamak istemediniz. Bunu yapmayın. Ben aldığım tedbirlerle durduruyorum. Yersiz tek bir kelime bile burada söylemiyorum. Ben feodal küçük burjuva kişiliğini eleştirdim. Burada kendime hakimim. Siz orada halkın davasını temsil ediyorsunuz. Böyle temsil olur mu. Anlamak uygulamaktır. Kendileri bağlıyız diyorlar. Ama istismar ediyorlar. Kullanmak istiyorlar. Bu yaşananların arkasında tehlikeli bir oyun var. İçinde ABD var. İçeride ve dışarıda başka güçler var. Bu oyunlar binlerce kişinin ölümüne götürür. Savaş anarşi geliştirir. Bu kadınlarda bulaşmışlar bunlara. Napolyon’un bir sözü var: sevmeyi bil. Napolyon bile savaşırken yanında Josephine vardı. Sevmeyi biliyorsanız sevin. Böyle olmaz. Siz Napolyon musunuz. Bununla bağlantılı İskender’in de bir olayı var. Onu da hemen söyleyelim. 3. Darius İsos’ta yenildikten sonra İskender’e sana imparatorluğun yarısını ve kızımı vereceğim akraba oluruz diyor. İskender hayır diyor. Utanmıyor musunuz Tarihi bir şeyde bana bunu teklif ediyorsunuz. Ben bu imparatorluğun sahibiyim istersem evlenirim istersem evlenmem diyor. Sonra da on bin Makedonla Med-Persle evlendiriyor. Bizdeki bu sarışınlarda oradan geliyor. O günlerden kalmışlar.
    Siz savaşçıysanız yirmi beş bin kişi şehit olmuştur, bunları terk edip ucuz bir tartışma yapamazsınız. Hiçbir ahlaki şey kaldırmaz bunu. Ben sevgiye karşı değilim. Biz sevginin yolunu açıyoruz. Sevgi büyük özgürlük mücadelesiyle olur. Sevgiyle özgürlük mücadelesi arasında sıkı bir bağ var. Feodal usule göre evlilik başınıza bela olur. Bu tip yöntemlerle çözüm getiremezsiniz. Evlilikle böyle şeylerden kurtulamazsınız. Benim tecrübem de var bu konuda. Ben de çok sevmek ve sevilmek istedim. Bu ancak büyük bir özgürlük mücadelesi olursa olur. Bunlar basit şeyler.
    (Newroz oldukça coşkulu geçti. Diyarbakır da bir milyona yakın olduğu söyleniyor. İstanbul da da Seksen bin deniliyor. Batman da Yüz elli ile iki yüz bin arası deniliyor. Urfa’da da elli bin olduğu söyleniyor. İki yüz bin diyenlerde var. Bütün yerlerde son yılların en coşkulu ve en iyi katılımlı Newrozu kutlandı. Öne çıkan şey halkın size olan bağlılığıydı. Yaygın bir şekilde size ilişkin slogan ve posterler alanlara hakimdi. Bu halkın çizgiye sahiplenmesi olarak yorumlandı. ) Van’da da iyi geçmiştir. (Evet katılımın iyi olduğu söyleniyor.) Avrupada nasıldı? ( Oranın da çok coşkulu geçtiği belirtiliyor.) Katılım ne kadardı (Sayıyı kesin olarak bilmiyoruz ama oldukça iyi geçtiğini biliyoruz. Cizre’de de ilk defa kutlandı.) Şırnak’ta, Dersim’de de kutlandı değil mi? (evet) benim Newroz açıklamamı kaç sayfa olarak verdiniz? (Bir sayfa olarak verdik) Tamam yeterlidir. (Geçmiş yıllara göre polisle de bir gerginlik yaşanmadı) Halk bir anlamda Kongra- gel çizgisine, kimliğine sahiplendiğini gösterdi. Bu coşkunun seçimlere de yansımasını diliyorum. Seçimler için ayrıca bir mesaj vermeme gerek var mı? Daha öncede açıklamalarım olmuştu. Gerek var mı? Sanırım belediye sayısı ikiye katlanır. Ne kadar alırız diyorlar. (En az yüz civarında alınacağı söyleniyor.) Urfa için özel bir şey belirtmek istiyorum. Gerekirse bunu özel bir bildiri olarak da sunabilirsiniz. Benim sosyal bilim vakfı önerim de vardı. Ben incelemelerimde şunu gördüm. Urfa peygamberler şehri olarak birinci, Kudüs ikinci Mekke üçüncü sıradadır. Belediye başkanına önerimdir, Halilurrahman’ın etrafını bir kilometre çevirir. Etrafı boşaltılır . Birkaç proje geliştirilebilir. Etrafı bağ bahçe haline getirilir. Bir yürüyüş parkuru yapılır. Hac gezinti yeri olur. Adayımıza önerimdir. Bu yapılırsa Ortadoğu’daki Kudüs, Mekke geriliminin çözümüne de yararı olur. Daha önce Diyarbakır için özgür kadın parkı önermiştim. Bu her il için olmalıdır. Her ile bir Özgür Kadın Parkı, Şehir ormanı, üçüncü önerimde her köye bir Köy Ormanı olmalıdır. Seçilmek isteyenler halkın önünde şimdiden bu vaatte bulunmalıdır. Özgür kadın parkını biraz açmak istiyorum. Aslında bu bir yaşam alanı, eğitim alanı olmalıdır. Uygun adaylar alınır. Kimsesiz kadınlar da alınır. Lokantasını da açabilirler. Muazzam bir eğitim hizmet yeri olur. Aslında bir tür sevgi aşılama merkezi olur. Ortadoğu’da kadın sorunu böyle çözülür. İntiharların, cinayetlerin önüne de böyle geçilir. Buna kadının modern tapınağı diyorum. Her belediye özgür kadın vaadi olarak halka bunu sunmalı. Yine her vilayetin kendine özgü projeleri de olsun. Ben genel teorik perspektif verdim. Demokratik belediyecilik çerçevesinde ileride de değerlendirmelerim olabilir. Herkese başarılar diliyorum.
    Kadın mesajını da alalım. Gülizar’ın durumu nasıl olmuş. (Uzun bir mesaj gönderilmiş. Ancak özetini sunmaya çalışacağım. Yetmiş kişiyle değişik alanlardan katılımlarla PJA meclis toplantısı yapılmış, Kapsamlı bir tartışma yürüttükleri anlaşılıyor. Her iki çizginin etkinleşmesi karşısında kadının buna karşı mücadelesiz kaldığı, kadın içerisinde özellikle genelini yansıtmasa da bir kısmında sağ eğilimin etkilerinin olduğunu bir kesimde ise dengeci, mücadelesiz,üretmeyen, ben merkezci, uzlaşmacı ve bazıların da da protestocu bir yaklaşımın geliştiği, oluşan dengelere karşı örgütlü bir duruşun sergilenmemesi ve erkeğin yarattığı dengelerin aşılamaması nedeni ile kadın mücadelesinin etkisiz , tabi olan , opportunist bir tarzın geliştiğini, bir anlamda erkeğin yarattığı dengelere tabi olma durumunun yaşandığını , dengelerin dışına çıkarak örgütlü bir duruş sergilenmemesinin erkeğin kadın üzerinde tasarrufta bulunmasına ve baskı kurmasına yol açtığını, Genel anlamda çizgilere dahil olmamakla birlikte önderlik çizgisine de sahip çıkılamadığını belirtiyorlar. Kadın açısından etkisiz bir sürecin yaşandığını belirtiyorlar , Aldıkları kararlar ise şunlar ; sağ çizginin içine girdiği provakatif ve tasfiyeci yaklaşımlarına karşı mücadele kararlılığını, yine sol çizgiye karşı da mücadele kararlılıklarını, her iki çizginin özgürlük çizgisi ve kadın hareketi üzerindeki etkilerine karşı bir netleşme kararlılığı, sosyal reformun yarattığı tahribatlara karşı eğitim, toplantı düzenleme kararlarının olduğunu belirtiyorlar.) Erkeğin etki alanından çıkamama durumunu yaşamışlar, anlaşılıyor, kararları olumlu. ( Jiyan Deniz’in sağ çizgiyle hareket eden , bu temelde çizgi ve değerlere ters düşen tutumu nedeni ile Kongre Gel’ deki görevlerinin dondurulması, soruşturmaya alınması, Helin, Sakine Batman ve Dılar’ın PJA üyeliklerine son verilmesi ayrıca Helin ve Sakine’nin Kongre Gel de ki pratik görevlerinin dondurulması, Rengin’in üstlendiği görev ve sorumlulukları yerine getirmekte girdiği üretmeyen, muğlak, sorumsuz ve sağ çizgi karşısında tutumsuz kalması ve bu zemine kayan politik ilişkileri, yine Pelşin’in üstlendiği görevleri yerine getirmekte girdiği ben merkezci, bireyci ve kendini uygulayan dengeci ve sebep olduğu dağıtıcı sonuçlar ve sağ çizgi pratiği içindeki arkadaşlarla o zemin eksenine kayan ilişkileri ...) Pelşin gelişmeleri kendisinde mi tıkamış, tahripkar durum yaşanmış diyorlar öyle mi ? Jiyan biraz toydur. Ona şunu söylüyorum, atak, girişkensin, toparlayıcı olabilirsin ama beyin gücünü geliştirmelisin. Teorik entelektüel derinliğe ulaşmalısın. Kimseye de yaslanmana gerek yok. Özeleştirini iyi geliştirmelisin. Kadınlar etki altında kaldı. Yazık size. Kadınlar gelişmeye adaydır. Bu durumunuza inanmak istemiyorum. Basit kadın zaaflarınıza düşeceğinizi sanmıyorum. Derinleşmeye ihtiyaç var. Özeleştirinizi verin, bütünleşin, iki tarafa da alet olmayın. Halkımıza, kimliğinize sahip çıkın. Geri klasik anlayışlara prim vermeyin. Bunları yazarsınız. Gerekirse arkadaş gönderirsiniz, konuşturursunuz. Erkek dayatması onları boşa çıkarmış. Bu konuda onurlu kimlikli olsunlar. Kadın meselesi çok önemli. kadın özgürlüğü önemli. Ortadoğu’da da Türkiye’de de önemini koruyor. İzliyorsunuz türban neden bu kadar çok tartışılıyor altında kadın sorunu var. Son söylediklerimle bunları birleştirirsiniz. Bu arkadaşlara şunu söylüyorum sizlerin özgürlüğe büyük ihtiyacı var, sizler zaten özgürlük için söz vermiştiniz. Doğrultunuzu derinleştirin. Tanrıça yolunda olanlar, büyük yaratmak isteyenler basit şeylerle uğraşmazlar. Ben hiçbirinizin büyük bir günahı olduğunu sanmıyorum. İnancımı koruyorum. Duygusal analitik zekanıza halkın ve bölgenin ihtiyacı var. Bunlara layık olmaya çalışın. Kendinize güvenin, kusurlarınız olmakla birlikte aşacağınıza inanıyorum. Selamlarımı yolluyorum. Mektup haline getirip bunları özel olarak gönderin.
    Yeniden yapılandırma sorunları burada da var. Seçimlerden sonra bunu değerlendiririz. Bunun üzerine tartışırız. Sol birlik tartışmaları yeniden gündeme gelecek. Şimdiden hazırlık yapmamız gerekir. Sizlerden de bazıları bazı görevler alabilir. Siz de hazırlanın. Size yönelik ileride öyle görevlendirmelerim olabilir. Taraflarla benim adıma ilişki kurun. Yeniden bir demokratik yapılanma içine girilebilir. Ahmet Türk’le, Bozlakla benim adıma görüşün. Siz bunu rahat yapabilirsiniz. Sol birlik için yeniden yapılanmak gerekiyor. Türkiye’nin buna ihtiyacı var.

    Savunmamın iki yüz elli üç sayfasını yazdım. Şimdi burada Müdüre teslim edeceğim. İlk bölümü bitti ikinci kısmı yazmaya başlayacağım. Genel dünya bölümünü tamamladım. Ortadoğu ve Kürtler bölümünü iki hafta içinde sanıyorum bitiririm. İkinci bölüm de aşağı yukarı bu kadar olur. Savunmamda bazı cümle düşüklükleri olabilir, üzerinde bazı düzeltmeler yaptım bunlara dikkat edersiniz. Hiçbir cümlemin anlamına karışmayacaksınız. Fakat bazı imla yanlışlıkları olabilir. Onları düzeltirsiniz. Zaten örneğini bana getireceksiniz ben bakacağım.
    (AİHM Duruşması 9 Hazirana ertelendi.) Neden? (Hükümet istemiş olabilir? Biz talep etmemiştik, Türkiye’nin talep ettiğini sanıyoruz. Erteleme gerekçesi henüz bize ulaşmadı. Teknik bir bilgi ama önemli olduğu için aktarmak istiyoruz. Görüşmelere ilişkin Adalet Bakanlığının yeni bir düzenlemesi oldu. Bundan sonra Çarşamba günleri görüşme yapılamazsa Perşembe ve Cuma günleri de yapılabilecek. Ayrıca uygun bir araç temini içinde çalışma başlattıklarını belirttiler. Bu düzenlemenin CPT’nin yayınladığı son raporun etkisiyle olduğunu düşünüyoruz.) Peki görüşmelerin bir buçuk saate çıkarılması düzenlendi mi? ( Hayır böyle bir düzenleme yok.) CPT’ye aktaracağınız en önemli şey ağızdan akan sıvı sağlığımda hangi sonuçlara yol açar, bunun nedeni nedir bu konuda bir inceleme yapmalarını istiyorum. Bu sıvıdan endişeliyim. buradaki doktorlar abartmayın diyor ama son bir yılda gelişmeye başladı. Tedbir alalım bu konuda. Bu Türkiye için de gerekli.
    Kongre çalışmaları da nisan sonu en geç mayıs başında sonuçlanmak durumundadır. Hazırlık komitesi, eski Bilim -Sanat Komisyonu yerine geçer. Böylelikle yedi ayrı komite olur. Herkes görev alacaktır. Cuma, Abbas, Ferhat dahil herkes görev alacaktır. Gerekirse hepsi için ayrı ayrı değerlendirme yaparım. Hazırlık komitesi on iki kişiyle başlatılsın. İleride gerekirse ayrı ayrı değerlendirme yaparım.
    HPG’ ye ilişkinde kısa bir mesaj vermek istiyorum. Ortadoğu’daki gelişmeler ortada. Ben burada 98 den beri çok dürüst, sorumlu davranmasını bildim. Ülke bütünlüğüne karşı değiliz. Zaten geçen hafta Etnisite değil Yurttaşlık temelli bir demokrasi demiştim. Osman Baydemir’in söylediklerini radyodan dinledim. Osman da benzer şeyleri söyledi. Demokratik yurttaşlıktan bahsediyordu. İyi buldum. Fena değildi. Geçen hafta Belediyeler yurttaşlık komitesi içinde yer alabilirler demiştim. Belediyeler bir ay içinde çok çalışmalıdırlar. Osman da bu çalışmalar içinde yer alabilir. Sizde gidin görüşün. Şunları söyleyin. İşte Filistin’in İsrail’in durumunu görüyorsunuz Tayyip bey deyin. Altı yıldır savaş çıkmamışsa bizim sorumlu davranmamızdandır, gereklerini yapmamızdandır. Ülkemize saygıdandır. Ben korkudan bunları yapmadım. Öyle af maf şeyleri içinde bunları yapmadım. Biz ülkemize saygılıyız mesele bu ülkeyi daha güzel günlere götürmek içindir. Ama tutarlı demokrasi için, insan hakları için, Kürtlerin kültürel hakları için sonuna kadar savunacağım. Bir ayı iyi değerlendirmelerini söyleyin. Bu kadar fedakarlık yaptık. Örgüt ikiye parçalandı. Böyle olursa gelişmeleri kontrol edemez. Doğal olarak bu savaşa gider. Bunu gidin Adalet Bakanlığına da söyleyin. Barışçı çözüm için bir iki ay daha kontrol çabamı devam ettireceğim. İşte Suriye’deki olayları görüyorsunuz buraya da sıçrar. Sizin oraya gitmenizi de söylemiştim. Randevu verirlerse gidersiniz. Onlara Kürtlere yanlış yaklaşmayın deyin. Dostça kaldık, dostça sürdürmek istiyoruz. Bunu ırak için de söylüyorum. Orası için de demokratik çözüm tartışılsın. İran için de bütünlük temelinde çözüm olabilir. (Doğu Kürdistan Partisinin Kongresi var. Sizden mesaj isteniyor) Daha önceki savunmalarımda her ülke için ayrı bir çözüm modeli geliştirmiştim. Burada İran için de özel bir bölüm vardı. mesajım bunu esas alarak demokratik toplumun modelini, programını, örgütünü, meşru savunmayı da ihmal etmeden demokratik barışçıl mücadelenizi geliştirmelisiniz. Bu temelde selamlıyorum.
    Türkiye için söylüyorum, bir iki ay içerisinde azami süre Mayıs sonudur, Türkiye PKK olayına çözüm getirmelidir. ABD müdahale ederse çatışma çıkar. Erdoğan bu konuda inisiyatif almalıdır. Hiç olmazsa Kıbrıs’ın onda biri kadar inisiyatif almalıdır. Çözüm olmazsa ne olur. Sayıları artar gelirler. Beş bin kadar gelir bu da savaş demektir. Engelleyemiyor, tutamıyor dersiniz. Çünkü örgüt gidiyor. Savaş doğallığında gelişir. Bu adımı başlatmayalım istiyoruz. Bu çerçevede Basınla Hükümet çevreleriyle etkili bir diyalog kurun. Öcalan uyarıyor deyin. Bu çalışmalarda belediyeler de ağırlığını koysun. Yurttaş ve özgürlük hareketi hemen hazırlanmalıdır. Şehirler bu konuda hazır hale getirilmeli. Hükümet de çözüme yardımcı olmalıdır. Bütün bu konularda ilerleme olmazsa sonuçta savaştır. ABD sıkıştırırsa bu on bin kişi nereye gidecek. Kaçınılmaz olarak gelişecektir savaş. HPG için şunu söylüyorum, kendi komutanızı, üst durumunuzu, lojistik durumunuzu ayarlamak durumundasınız. Özgücünüze dayanacaksınız. Özgücünüze güvenin. Gördünüz işte neler oluyor. Ben bir tutukluyum, imha durumları gelişebilir. Şimdiye kadar sizlere yardımcı olmaya çalıştım. Büyük hizmet ettim. Ama ben bir tutukluyum. Bundan sonra olmayabilir, daha fazlasını yapamayabilirim. Kendiniz halletmelisiniz. Mayıs sonunda operasyonlar başlayabilir.( Basında ırakta ki yönetim devrinin 30 Haziran’da yapılacak olmasından dolayı Haziran ayı içerisinde bir operasyon olabileceğine dair yorumlar yapılıyor.) Hayır bence Mayıs sonunda operasyonlar gelişebilir. Mayıs, Haziran da fark etmez zaten. Şimdiden hazırlıklarını yapmalıdırlar. Altı aylık bir yıllık için kendi komutanlarınızı seçersiniz. Sağlam kişiliklerle yürütürsünüz. Mayıs sonunda içeriye girmek durumuyla karşı karşıya gelebilirsiniz. Tehlike gelişebilir. Diyalog olursa, demokratik yürüyüş anlam kazanırsa bu tehlike atlatılabilir. Olmazsa savaş gelişir. Tekrardan gazetecilerle bu tehlikeye dikkat çekmek için görüşebilirsiniz. Televizyonda da bu konular tartışılmalıdır. Bu mesajlarımı Medya da bol bol işlersiniz.
    Ne getirdiniz. (Beş kitapla gazeteleri getirdik.) Bir süre kitap getirmeyebilirsiniz. Savunmalarımı mutlaka alın. Takip edin. Selamlar, iyi günler.

    NOT: Çıkışta Cezaevi Müdürü bize savunmaların en geç Pazartesi itibariyle Savcılığa teslim edileceğini., oradan takip edebileceğimizi belirtti.

    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=82



    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    31 Mart 2004 Görüşme Notlari



    31 Mart 2004 Görüşme Notlari

    Hoş geldiniz. Zamanimiz önemli, süratli degerlendirelim, saniyeler bile burada degerli.(ilk defa katilan tercümana ) sizin isminiz neydi ? (Mesut) . Görüşmeyi isterseniz yariya bölelim yarisini size yarasini da arkadaşa ayirabiliriz. (Önceligi AIHM’e ayirabiliriz ) Tamam o zaman.

    (9 Haziran duruşmasina ilişkin hazirliklarimiz sürüyor. Biliyorsunuz Türkiye Hükümeti de temyize gitti. Hükümet özellikle adil yargilama yönünden temyiz etti. Bizde belli konular üzerine çalişmalar yürütüyoruz. Özellikle tutukluluk koşullariniz ve kaçirilma üzerinde duracagiz. ) Kaçirilma oldugu açik. Benim için asil önemli olan bu. Diger hususlar çok önemli degil. NATO zirvesi de bu günlerde oluyor. Söyleyeceklerimi oraya da aktaralim. Mahkeme adil yargilanma yapilmiş diyor. Burada oyun var. Adil yargilanma yok ben kaçirildiktan sonra adil yargilanma olmaz. Benim şu anda özgür koşullarda olmam gerekir adil yargilanmanin olabilmesi için. Mahkeme bunu dikkate almazsa mahkeme de bu oyunun içindedir derim. Açik bir kaçirilma var. Leyla’lar için de yeniden yargilansinlar dediler ama bu uygulanmiyor. Büyük Dairenin beni dinlemesi gerekir, ciddi komplo var. ( Mahkeme prensip olarak kaçirilma olayinin gayri legal buldugunu kabul etti ve bunu inceleyecegini belirtti) tabi ki gayri legal. ( mahkemeye elimizdeki kanitlarin tümünü sunmamiz gerekir. Örnegin Kenyalilar legal olarak teslim ettiklerini söylüyorlar ) beni dinlemeleri gerekiyor Yoksa kanun dişi infaz olur. Tüm iddialarimi kanitlayabilirim. Kenya da ki olayda da Kenya devletinden de gizlenen şeyler var.( temyize gitmemizin esasini bu olgu oluşturuyor ) Beni dinlemeliler. Mahkeme dişinda da konuşmam. Mahkeme ancak bana güvence verirse ben konuşacagim. ( Mahkemeden sizi dinlemenizi istedik ancak büyük ihtimalle dinlenmenize izin vermeyecekler ) o zaman gerçekler nasil ortaya çikacak. Kenya süreci daha da derinlikli. Kazanmak için ne yapmamiz gerekiyor ( bu süreçlerin tümünü anlatmaniz gerekiyor ) tüm süreci detaylari ile anlatmak bir roman işi. Ortada büyük bir oyun vardi. Eger bu oyun sonuca gitseydi, ben burada küçük bir zayiflik gösterseydim on binlerce insan ölürdü.



    (Komplo sürecine ilişkin spesifik bazi sorular sormak istiyoruz ) Avrupa beni Kenya ya yasadişi yollarla kaçirdi. Çünkü Avrupa da kalsaydim bana Avrupa hukukunun uygulanmasi gerekiyordu. ( bize bazi veriler vermeniz iyi olur, bunun için 9 Ekimden itibaren başlamak istiyoruz. 9 Ekim de Rusya ya gitmeden Atina’ya mi indiniz ) evet. ( inişiniz izinli miydi ) Daha önce Yunanistan Parlamentosunda davet almiştim. (Atina’da kim sizi karşiladi?) Havaalanina indigimde Yunanistan istihbarat şefi Stavrakakis ve Kalenderides geldi. (ondan sonra Atina da ne kadar kaldiniz ) dört beş saat. ( o dört beş saat içinde ne yaptiniz ) ben oradayken, bu kişilerle tartiştik. Bu arada Bakanlar kendi aralarinda tartişiyorlardi ne yapalim diye. (Yunanistan’a kalmak için mi gittiniz.) Onlar beni davet etti. PASOK’lu bir milletvekili olan Baduvas beni davet etti. Ayfer Kaya benim yanimda Baduvas’i on kez aradi bir sorun olur mu? gelsin mi diye sordu. O da on kez evet gelsin dedi. ( Atina’ya Yunanistan uçagi ile mi geldiniz ) hayir Suriye uçagi ile geldim. ( dört beş saat sonra Rusya ya mi gittiniz ) evet . Rusya Parlamentosu üçte iki çogunlukla beni önceden davet etmişti . (Moskova’ya nasil gittiniz.) Yunanistan da kalamayinca bana tehditler savrulunca oradan ayrilmak durumunda kaldim.( Kim tehdit etti ) Stavrakakis . (Tehditlerde Türkiye’den veya ABD den bahsetti mi?) Hayir, direkt öyle bir şey yoktu. Orada kalmami istemiyorlardi, aslinda hiçbir gerekçeleri de yoktu. Ben de onlara iki üç gün burada kalayim daha sonra gidecegim yeri belirlerim dedim. (sonra Moskova’ya mi gittiniz ) evet. Yunanistan’in resmi uçagi ile, 8 kişilik özel uçagi ile gittim. Diş Işleri Bakanligi bu uçagi ayarlamişti. ( Rusya da sizi Jirinovski mi karşiladi) ona misafir oldum. Orada ki temsilciligimizin bilgisi dahilindeydi. Onlarda kaldim ondan sonra bir dag evine gittim. Rusya’da Iltica başvurusu yaptim ama orada da kabul edilmedim.( siz orada bir toplanti yapmişsiniz, toplantiya bir devlet yetkilisi de katilmiş miydi ) evet sanirim Iç Işleri temsilcisi olabilir. Ismi herhalde Ivan di ama kod isim de olabilir. ( resmen siginma talebiniz oldu mu ) Oldu. Parlamento da kabul etti. Ama o temsilci, Primakov hükümeti oldukça olmaz dedi, bizi aşiyor dedi. ( M. Albright’in devreye girdigini ve Rusya yi uyardigindan bilginiz vardi ) Tabi devreye girdiler. Türkiye hükümeti ile anlaşma yaptilar. Mavi Akim Projesi bunun ürünüdür. O projenin şartlari halen ortaya çikmadi, çok gizli bir anlaşma yapildi. Türkiye yolsuzlugun ve rüşvetin kaynagi da bu projedir. (Rusya dan ayrildiginizda yaninizda Montavani mi vardi ) evet. ( Yunan parlamenterlerden kimse var miydi) Hayir. ( Italyan hükümeti mi sizi davet etmişti ) Hükümetin bilgisi vardi. Montavani hükümetle irtibatlarim var dedi bana. ( D’Alema mi daveti size iletti ) Bilgisi vardi. Dogrudan degil ama dolayli bir hükümet daveti sayilabilir. ( Mahir Welat ile mi gittiniz) Bunu Ahmet Yaman ile ayarladik.( Rusya ve Italyan Komünistlerin ilişkileri çerçevesinde Rusya’dan Italya’ya geldiginiz söyleniyor ) Rusya zaten benim çikmami istiyordu. (Havaalani geçişlerinde Italyanlarin yardimi oldu mu ?) Geçişleri kendileri ayarladi. (Italya’ya gittiginizde Montavani mi size hasta oldugunuzu belirmenizi söyledi.) Evet kendileri söyledi. (indiginiz de ne oldu ) Indigimde Abdullah Öcalan’im dedim, Iltica talebinde bulundum, saglik sorunlarimin oldugunu belirttim. Bunun üzerine Palestrina Hastanesine götürdüler. (Italya’dayken sizinle hükümet adina Roberto Kulo isminde biri görüştü mü ? ) yetkili biri görüştü ismini tam hatirlamiyorum kisa boylu biriydi. Ismi Roberto Kulo olabilir. (Italya’ya geldikten üç gün sonra Roberto Kulo’nun da oldugu bir toplanti yaptiniz mi?) Neyse, bunlar çok önemli degil. Italya’ya geldigimde de anladim ki, ciddiyet yok. Oraya gelir gelmez anormalliklerle karşilaştim. Hemen parmak izlerimi almaya başladilar. Fotograflarimi çektiler, bir suçluya yapilan uygulamayi yaptilar. Sonuçta şunu söyleyebilirim. 3 ülkenin de istihbarati dürüst davranmadilar. (Roberto Kulo sizi Italya’dan çikarmaya mi çalişiyordu?) Evet. 3 kez geldiler ve üçünde de bunu dayattilar bana. (Hirvatistan’a gitme teklifini Italya’da mi yaptilar?) Evet, yalniz Hirvatistan degil, Afrika ülkelerine, Gine’ye gitmeyi bile söylediler. (Italya Hükümeti mi Hirvatistan’i söyledi?) Tabii. Nereye gidecegiz diyorum. Bir şey söyleme ihtiyacini da duymuyorlar. Havada belli olur diyorlardi. Bunu söyleyen Başbakan adina yetkili geçinen kişiydi. Hirvatistan lafi Italya’da ortaya atildi. (Hirvatistan’da bir General ile baglanti kuruldugu mu söylendi?) Ordu mordu lafi geçti tabi. Petersburg’dan çikarken Moldova ismi de geçti. Avrupa’nin Kenyasidir orasi. Daha sonra bir arkadaşimiz, Cevat Soysal oradan teslim edildi. (Italya başka bir ülkeye gitmeniz için baski uyguladi mi?) Birçok ülkenin adi geçti. Tunus, Libya, Arnavutluk, Gine laflari geçti. Biliyorsunuz bu ülkelerin Türkiye ile ilişkileri var. (Hiç Kenya lafi ettiler mi?) Hayir Italya’dayken Kenya’dan bahsetmediler. ( Libya dediler mi ) önce Tunus oradan Libya ya gidebilirsiniz dediler. Ama bence baştan beri Kenya vardi kafalarinda. Üst düzeyde böyle bir egilim vardi. Neyse fazla önemli degil. Bunlari bir çok defa degerlendirmiştim.

    (Türkiye’ye götürülmenizin ip uçları için bu soruları soruyoruz ) Bunları daha önce belirtmiştim. ( İtalya’da iken Filistin temsilcisi ile görüştünüz mü?) Filistin kurtuluş örgütünün temsilcisi yanıma geldi. Sizi uygun bir ülkeye götürebilirim dedi. Ancak ben ona güvenemedim. ( hangi ülkeye? ) Hırvatistan olabilir. Hırvatistan sanırım onun önerisiydi. Güvence yoktu ama . Bu temsilcinin Türkiye ile irtibatlı olma ihtimali olabilir. (İtalya’dan Rusya’ya giderken uçağı kim tahsis etti ) Ahmet Yaman devredeydi. İtalyan Başbakanlığı tarafından tahsis edilmişti. (Rusya’da nerede kaldınız ) Orada ev tuttuk orada kaldık. Daha sonra Tacikistan’a gittik. (Tacikistan’a niye gittiniz ) Ermenistan, Azerbaycan üzerinden ülkenize gidebilirsiniz dediler. (Tacikistan’da nereye indiniz ) Büyük bir havaalanı idi sanırım başkentleri idi. Orada da bir hafta kaldım. Tekrar Moskova üzeri Petersburg’a, oradan Atina’ya, Beyaz Rusya’ya, oradan Korfu adası ve en son Kenya’ya gittim. ( Moskova da kiraladığınız evi PKK mi kiraladı ) evet. (Rus yetkililerle tekrar temasınız oldu mu?) Aynı adam yine geldi. Ermenistan üzeri ülkenize gidebilirsiniz dedi, iç istihbaratın ikinci adamıydı. Putin’in yardımcısıydı belki de. Çünkü o zaman Putin istihbarata bakıyordu. (Tacikistan’a gitmenizi neden kabul ettiler) Bu Primakov’un bir taktiğiydi. sözde benim Rus topraklarında bulunmadığımı kanıtlamak içindi. Daha sonra Petersburg üzeri Atina’ya geldim. Tekrar çıktım, Beyaz Rusya’ya gittim. (Size yönelik bir tuzak hissettiniz mi, öldürmeye yönelik teşebbüsler oldu mu?) Beyaz Rusya korkunç dondurucu bir yerdi. Bizi uçaktan atmak için çok uğraştılar ama inmedik, inseydik orada donarak ölürdük. Oradan tekrar Atina’ya ve oradan da Korfu adasına geldik. ( Lahey’e ne zaman gitme girişiminiz oldu ) Beyaz Rusya’dayken Hollanda yolu açıldı dediler. Hemen sonra da uçak yok gidemezsiniz dediler. (Kenya’yı ne zaman öğrendiniz ) Korfu da öğrendim. Korfu da Kalanderides hükümet adına geldi, diplomatik pasaportun hazır dedi. Hiçbir sorun yok, Kenya’ya gidersin. Hükümetin şeref sözünü veriyorum dedi. Çok güveniyordum ona. Onun için İsa Yahuda benzetmesi yaptım. Kalenderides bana çok bağlı biriydi, adeta fanatiğimdi. O yüzden onun eliyle yaptılar yüzde yüz başardılar. (Kenya’da ne oldu ) Elçi Kostulas beni karşılamaya geldi ve aldı. (Gümrük geçişini nasıl yaptınız ) Tamamen elçinin kendisi yaptı. Daha sonra arabasına bindik ve gittik. (Elçi kim olduğunuzu biliyor muydu) Evet biliyordu. Belki de hükümet ona bir misafir geliyor karşılarsınız demiş olabilir. (Kenya’ya dört yunanlı polisin geldiği söyleniyor) hayır geleceklerdi biz engelledik. Burada soruşturmadayken seni Yunan elçiliğinden atsalardı seni öldürecektik dediler. Yani Yunan polisleri seni çıkarsalardı biz de hazırlık yapmıştık, seni öldürecektik dediler. (Siz elçilikteyken hiç güvenlik güçlerinden Türkleri etrafınızda gördünüz mü?) Zaten çıkamıyorduk. Burada soruşturma da bana anlattılar. Avrupa’dan çıkışımdan taa Kenya’ya kadar tüm süreci biliyorlardı. Kenya’ya indiğimin ikinci günü gazeteler yazdı zaten, çoğunu biliyorlardı. Bana soruşturmada ellerini kaldırsaydın seni vururduk dediler. Kenya’ya gelmemi, bütün bunları ABD, İsrail Mossad zaten ayarlamıştı. (Dört yunanlı polis sizi zehirlemek ya da bir biçimde öldürmek için mi oraya geldi) Kesinlikle öyle (neden yapmadılar) Yaklaşırsanız intihar ederiz dedik. Dilan tüm bunların şahididir. (Onlara böyle deyince ne oldu) bu durumda gelmediler tabi (dört polisin geldiğini kim söyledi size) yanımdaki tercümanlarım. (Elçilikten çıktığınızda yanınızda sadece zenciler mi vardı?) Elçilikten çıktığımızda Kenyalıların arabasına bindik havaalanına gidene kadar beyaz insan görmedik. (Uçakta kim vardı) daha çok İsrail ve ABD’liler uçaktaydılar. (sivil miydiler) evet sivildiler, gözlük takmışlardı, dört beş kişi de uçağın etrafında vardı, iyice şey edilmişti. (arabaya bindirildiğinizde ilaç verdiler mi?) tam bilmiyorum. Normal direncimde değildim. Karar yeteneğim giderek zayıflıyordu. (Arabaya bindiğinizde Türkçe konuşan var mıydı) hayır, Türkçe konuşanlarla uçakta karşılaştım. Bizi dolambaçlı yollardan havaalanına götürdüler, elçilik ve arkadaşlarımız arkadaydı, onlarla da bağımızı kopardılar. (uçağa giderken polis noktasından geçtiniz mi?) her hangi bir polis noktası yoktu, havaalanına direkt girdik ve direkt uçağa gittik. Belli ki her şey önceden ayarlanmış. (uçağa binerken size bir şey söylediler mi?) Hayır bir şey söylemediler. Üzerime çullandılar ve yere yatırdılar. İki saat sonra uyandım. Sonrası bilinen şeyler. (elçilikten çıkarıldığınızda nereye gideceğinizi söylediler) Yunanlılar Hollanda’ya gidiyorsunuz dediler. Pangalos adına konuşuyorlardı, Pangalos’un özel emridir, Hollanda’ya gidiyorsun dediler. (İtalyan avukatınız Kenya’ya geldi mi?) evet geldi. İtalya’ya sığınma talebim var, elçiliğe gidelim dedim ama onu yapamadık. (Yunan avukatınız sizin yanınıza geldi mi dilekçe verdi mi?) evet dilekçeyi elçiliğe verdi. Elçi de bizzat kendisi söyledi, Bu dilekçeniz kabul edildi dedi. (Yunan avukatınız Kenya havaalanına indiğinde Kenyalılar ona, indiğinizde sizin çekilmiş fotoğraflarınızı avukata göstererek Abdullah Öcalan sizin elçiliğinizde demişler. Bundan bilginiz var mıydı?) hayır yunanlı avukatım bana böyle bir şey söylemedi. Eğer böyle bir şey varsa demek ki Yunan avukatım dürüst değilmiş. (Kenya’dayken Güney Afrika’ya gitme önerisi geldi mi?) evet. Arkadaşlarım bana pasaport ayarlamak için Avrupa temsilciliğimiz üzerinden Yunanlı bir tüccara bir milyon dolar vermişler. Bu soygunculuktur. (verilen kişi belli mi?) ismini bilmiyorum ama temsilciliğimiz vermiş ona. Pasaport vereceklerini söylemişler.

    Bana karşi yapilan komplo tam bir imha operasyonuydu. Ancak Türk Genel Kurmayi öldürülmemin binlerce insanin ölmesi anlamina geldigini bildigi için tedbir almiş olabilir. Ilk olarak beni Genel kurmay yetkilisi karşiladi bu oyunu beraber bozacagiz dedi. Işin kaderi o zaman degişti. Türkiye de büyük bir kavga savaş çikacagini onlar da iyi biliyordu. Bana şunu da söylediler Yunan polisleri seni elçilikten çikarsaydi, en ufak bir direnmen halinde hazirliklarimiz vardi, imha edilirdin dediler. (9 Ekim de Suriye’den çikarken füze ile imha girişimi dogru mu?) olabilir, o tehditler her gün var zaten. (Tacikistan da nerede kaldiniz) bir hafta evde kaldim. (yaninizda Mahir Welat mi vardi?) evet. (Petersburg da kaç gün kaldiniz.) Orada havaalaninda kaldim.

    (Sağlık ve koşullarınıza ilişkinde bazı sorular sormak istiyorduk) Geçen hafta da avukat arkadaşlara söyledim, onlardan geniş bilgileri alırsınız. Ağzımda yakıcı bir sıvı akıyor. Boğazımı, dudağımı, ağzımı ve gözlerimi yakıyor. İnce bir sıvı asitlenmeye yol açıyor, giderilmesi gerekir. (tıbbi kontroller yapılıyor mu size?) her gün inceleme var ama tedavi yok. doktorlar geliyor tansiyon, nabız, ateş vs. şeyleri ölçüyorlar onun dışında bir şey yapmıyorlar. Bu sıvı bir buçuk yıldır yoğunlaştı. Başımdaki bu şişliği ameliyat edin, alın diyorum yapmıyorlar. Odaları düzenlediler. Hava sistemi de bozuldu. Daha az hava geliyor şimdi .Ya da bana öyle geliyor. Bu sıvı akıntısı çok ciddileşiyor, gözlerimi de etkiliyor. Çözmemiz gerekir. (yazılı savunmanızı bitirdiniz mi?) İlk bölümünü bitirdim müdüre verdim, diğer bölümünü de hazırlıyorum. Hükümet ve yetkililer üzerinde baskı oluşturmak gerekir. (yazılı savunmanız önemli. Mahkemeye şunu söyleyebiliriz, doğrudan Öcalan’dan olaylara ilişkin yeni veriler var diyebiliriz.) Son bölümde bu konuya da değinirim. Avrupa’dan çıkarılmam için Avrupa ülkelerine de tehditler yapıldı. İlk defa şimdi söyleyeceğim bir şey var. Sizin hükümetiniz, Londra hükümeti beni ‘Persona non grata’ ilan etti. Yani ‘İstenmeyen adam’ ilan etti. İtalya’dayken İsviçre adına İtalyan polisi bu kararı getirdi bana gösterdi. Yani benim İsviçre’ye girmem İngiltere adına engelleniyor. Birçok ülkeden ‘Persona non grata’ kararı peş peşe geldi. (Geçen görüşmemizde belirttiklerinizi mahkemeye sunduk) Şimdi söylediklerimi de sunabilirsiniz. Yapılan komplo çok açık. Ayrıntılandırmanın da çok fazla anlamı yok. bir Miloseviç’e, Saddam’a uygulananlar bile bana uygulanmıyor. En az bir Miloseviç kadar bana da adil yargılanmanın yolu açılmalıdır. Eğer adil yargılanmanın yolu açılmazsa hepsi bu oyunun içindedir diyorum. AİHM de bunun bir parçasıdır derim. Çocuk mu kandırıyorlar. (Mandela’nın avukatı size karşı geliştirilen komplonun üzerinde özellikle yoğunlaşıyor.) tamam olabilir. Benim durumun Irak olayı kadarda mı önemli değil. Kendimi Saddam’la karşılaştırmıyorum ama o kadarda mı önemi yok. Kaldı ki Saddam, kendi sistemleri içinde çıkmış biri . Ben ise Kürt halkının gerçekliğinin içinden çıkmışım. Bir karış Kıbrıs için bu kadar çaba içerisine giriyorlar. Görüyorsunuz işte birkaç belediyemiz vardı onu da zorla elimizden aldılar. Benim tasfiyem amaçlanıyor. Barzani Talabani’yi zorla başa getirme arayışları var. Bunları zorla başımıza bela edecekler.

    Sizin aktaracaklarınız var mı? (Cemal arkadaştan bir bilgi notu var. Hazırlık komitesinin ilk toplantısını 30 Mart tarihinde yaptığını, tartışmaların başlatıldığını, Ferhat arkadaşgil ile de ilk tartışmaları yaptıklarını, önümüzdeki haftalarda konuya ilişkin daha geniş bilgi sunacaklarını, ancak Ferhat arkadaşın grubundan kalan dört beş kişinin henüz ulaşmadığı) Kimmiş onlar? (Ekrem’in kaldığını biliyorum, diğerlerini net olarak bilmiyorum) O Ekrem’in şeyini değerlendirmiş miydim? Onun kişiliğini ayrıca size değerlendireceğim. Başka ne deniyor. (Suriye de yaşanan olaylara karşı Kuzeyli Yekta isimli bir arkadaşın Halep’te kendini yaktığını) Yekta bayan mı, erkek mi? (muhtemelen bayandır, Ayrıca Dersim ve Mardin’de operasyonların geliştirildiğini, ancak henüz bir temasın yaşanmadığı belirtiliyor) Birlik toplantılarını iyi düzenlesinler. Savaş değerlendirmesi dahil her şeyi tartışsınlar. İki ay içerisinde hükümet gerekli adımları atmazsa her türlü şeyi tartışabilirler. Savunmalarını alabilirler. Kendi tedbirlerini alsınlar. Mayıs sonlarına doğru operasyonlar gelişebilir. Kongra Gel bünyesine dahil edilecek yeni üyeleri de önereceğim. Leyla için özel bir mektup düzenleyin. Senin üzerine çok geliyorlar deyin. PKK’li değilsin doğru ama PKK’yi KADEK’i reddet dayatması yapılıyor sana. Bu bir oyundur. Ben kendisini Kongre Gel temsilciliğine öneriyorum. On yıldır senin üzerinden PKK üzerinde tasfiye terör damgası vurulmak isteniyor. Kongre’nin hapishane adayı olabilirsiniz. Sen ve Hatip temsilci olarak katılabilirsiniz. Avrupa temsilciliği Leyla üzerinden, Türkiye temsilciliği Hatip üzerinden olabilir. Hatip ve Leyla diğer arkadaşları ile de tartışarak bunu netleştirirler. Hapisteyiz örgütsel şeyi yaratamayabiliriz diyebilirler, örgütsel şeyi yaratamazlarsa da temsilci olurlar.

    Seçimleri de değerlendiremedik. Haftaya değerlendiririz. Seçimlere ilişkin farklı bir şey var mı? (alınan sonuçlar tam bir başarısızlık) Tabi ki başarısızlıktır. (otuz ilçede ve bir o kadar da belde de belediye başkanlığı alındı) tamam haftaya bunları değerlendiririz. Leyla ve Hatipgille görüşürsünüz. Mektubu iletirsiniz. Sabri’ye de selamlarimi söylersiniz. Leyla ve Hatiplerle birlikte Sabrigil de Cezaevi çikişlilari da içine katarak Kongre Gel bünyesinde yer alabilirler. SHP ve partinin yeniden yapilanmasina ilişkin de önerilerimi söyleyecegim. Şimdi ismini belirttiklerim de bu çalişmaya katilsin. Seçimlerde alinan sonuçlara ilişkin birbirlerine karşi kötülük yarişina girmesinler. Dürüstçe politika yapmak isteyenler yeniden yapilanmada yer alabilir. Cuma Ferhat ve diger arkadaşlar kendi savunmalarini iyi alsinlar. Yoksa kendileri imha olur. Eleştiri , özeleştirilerini güçlü versinler. Sizde bu sürece katilirsiniz. Eleştiri ve özeleştirilerini büyük yoldaşlik ruhuyla verirler.

    Ne getirdiniz. (gazete ve beş dergi) Savunmalarimin bir kismini müdüre verdim ondan alirsiniz. (elinde savunmalarini Ingilizceye çeviren arkadaşin daha önce gönderdigi mektubuna cevap olarak yazdigi mektubu bize uzatarak) Bunu da o arkadaşa iletirsiniz. (O esnada müdür içeri girerek mektubu inceledikten sonra size verecegiz dedi) Herkese selamlar.

    Not 1: tercümana yazılan mektup ada komutanlığı tarafından çıkışta bize verildi. Bu mektubu sizlere de olduğu gibi gönderiyoruz.

    Not 2 : Savunmanın bize teslim edilmesi talebimize karşılık Müdür, savunmaların ilk bölümünün incelenmesinin tamamlanmak üzere olduğunu, incelemenin muhtemelen yarın biteceğini, bittiğinde ya hemen savcılığa ulaştıracağını ya da haftaya gittiğimizde elden bize teslim edebileceğini belirtti.


    Saygıdeğer İnsan Oliver Konty;

    Anlam yüklü 23 Kasım 2003 tarihli mektubunuzu tutukevi yönetimi bana 29 Mart 2004 tarihinde verdi. Böylelikle haberim oldu. Gözden geçirdim. İstediğiniz gibi çok kısa bir yanıtı vereceğim. Ulaşmaz veya geç ulaşırsa bugün görüşeceğim avukatlarım aracılığıyla sözlü mesaj olarak içeriğini aktaracağım.

    Savunmaya ilişkin Ingilizce tercüme tasariniza katiliyorum. Kamuoyunuzun çagdaş ölçülerde bir yayin konusunda çok hassas oldugunu göz önüne getirerek; savunmanin içerigine ilişkin örneklediginiz hususlar konusunda düzenlemeyi yapmaniz benim için degerli bir çaba ve ancak teşekkür gerektirir. Fakat ilgili konulardaki yogunlugunuzu düşündügümde tercümeyi ortak bir kitap olarak da düzenleyebileceginizi bir öneri olarak sizlere iletiyorum. Benim durumumum kismen kavradiginizi saniyorum. Içinde bulundugum koşullarda bilimsel bir yapit hazirlayamayacagim açiktir. Biraz daha iyi anlamaniz için, verdiginiz Mevlana örneginden de cesaret alarak söylemeliyim ki, benim üslubum çagdaş olamaz. Becersem bile tercih etmeyecegim. Bilimci softaligindan ciddi kuşkularim var. Kendimi yanliş anlamamanizi dileyerek belirteyim ki, üslubum biraz peygamberce veya bilgecedir. Şunu demek istiyorum; Mitolojik, felsefi, dini, bilimsel ve estetik-ahlaki realiteyi içiçe vermeyi daha insancil buluyorum. Çagimiz bilimi korkunç ölçüde kadavrasaldir. Sinirsiz parçalayarak incelemeyi ahlaken de tehlikeli buluyorum. Bana göre insanligin kuruluş gelenegi sonuna kadar belirleyici olmak durumundadir. Bu yüzden totemik, mitolojik anlatimi küçümseyemeyiz, küçümsersek kökünden koparilmiş insani kabul etmiş oluruz. Bu tehlikelidir. Kutsal kitabin - Kur’an da dahil - insanlik öyküsü günümüz bilimince rahatlikla çürütülebilir. Fakat ondaki asla saygisizlik edilmemesi gereken yani gelenege iman derecesinde deger vermesidir. Gelenekten şunu anliyorum ; evrensel oluşumun insanlaşmasina ve oradan günümüze kadar yaşanan her şey ayni zamanda KAOS araligina, yani özgünleşme, yaraticilik olgusuna da inaniyorum. Yani gelenegi degiştirebiliriz. Tanrisalligin özü de budur. Bu tanrisalligin yaratici insan oldugu açiktir. Toplumsal anlamda bu sözcügü kullaniyorum.

    Yapacağınız tercüme de istediğiniz alıntıları savunma ve diğer kitaplarımdan alabilirsiniz. Eğer zihniyet durumumu kavradıysanız ve İngiliz kamuoyu gerçeğine göre düzenlerseniz sanırım okunmaya değer bir eser ortaya çıkabilir. Adıma da olabilir ama üç kademeli tercüme önerinize katılan diğer çalışanlarla birlikte de olabilir, ikimizin adına olabilir tercih sizindir.

    Mevlana’dan yaptığınız alıntı heyecan vericidir. Mevlana üzerinde yoğunlaşma ihtiyacını duyuyorum. Ama daha önemli gördüğüm husus Ortadoğu peygamberlik,evliyalık geleneğini bir bütün olarak çözümlemektir. Ortadoğu uygarlığı derken biraz da bu gerçekliği kastediyorum.

    Hakkımda Avrupa uygarlığının yaptığı uygulamayı biliyorsunuz. K. Marks bile Londra’da Lenin İsviçre’de Humeyni Paris’te dilediği gibi yaşadılar,çalıştılar. Ben Roma’ya adım atar atmaz Avrupa’nın sönükte olsa gerçek ruhunu gördüm. İlkin İngiltere adına beni (persona non grata ) istenmeyen şahıs ilan ettiler. O zaman Saint Paulos’un Roma serencamını ve yazdığı mektupları çok iyi anladım. Biliyoruz M.S. 69. da boynu kılıçla vuruldu. Bana uygulanan ceza daha adileştirme ve alçaklaştırma biçimindeydi. Basit bir neolitik çocuk olduğumu biliyorum. Ama koca bir uygarlığın bu denli bir çocuğun üzerine gelmesini anlayamadım. Savunmam biraz da bu anlamazlığı gidermeye ilişkindir.

    Özgürlük perisini veya tanrıçasını sizin ada - İrlanda dahil - kıyılarında ve hafif tepeliklerinde dünyayı gözetlemeye devam ettiğine inanıyorum. Ama o tanrıçanın binlerce yıl oturduğu tanrıçalar tahtı - kutsal, mitolojik metinlerde var - bizim toros-zağros zirvelerindeydi. Unutmaması dileği ile saygı ile selamlıyorum.

    Tek Kişilik Cezaevi Imrali Adasi/Bursa Abdullah Öcalan

    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=94




    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 07.04.2004: Görüsme Notu


    Görüşme Notları: 07.04.2004: Görüsme Notu

    Hoş geldiniz, önce sizinle tanışsak. (Daha önce tanışmıştık) Doğru, Mersin’den geliyor dunuz? Gündeminizde neler var? Önce sizin gündeminizi alayım. (Yeniden inşa Komitesi’nin bilgi notu var.) Alayım (Komite kuruluşunu bir bildiri ile 4 Nisan’da ilan etti) Yeni mi ilan ettiler? (Irak sahasında bulunanlar, Ekrem dışında hepsi komitenin bulunduğu alana dönmüşler, Ekrem’de sağlık sorunları nedeniyle dönmemiş.) O da gelecek (Daha önce görevleri dondurulanlar, tartışmaların sağlıklı yürütülmesi için görevleri iade edildi. Bir araya gelmede sorunlar var, aşılmaya çalışıldığı belirtiliyor.) Kongre üyelikleri devam ediyor? (Komiteyle diyalogları var. Kongra-Gel genel kurulu için İnşa komitesi ve Kongra-Gel başkanlığından oluşan bir bileşimle bir hazırlık komitesi oluşmuş. Hazırlıklarını sürdürüyorlar. Kongreyi sizin belirttiğiniz tarihte yapmayı hedefliyorlar. ) Görüşmeler olmuş. Şunu söyleyebiliriz. Diyalog var, ileride bir araya gelmeye çalışacaklar, Ekrem dışında hepsi gelmiş.



    Mesajlarım Leyla’gile ulaştı mı? Ona ilişkin bilgi alayım. Soruyorum sık sık. İki aydan fazladır. Olumlu karşıladılar herhalde. (Leyla ve Sabri’lere ulaşıldı, önümüzdeki hafta öneri sunacaklar) Biraz daha açayım o zaman. Bu komplo tabi. İç yapının farkında değiller. 9 yıldır Kürt hareketini terörize etmeye çalışıyorlar. Bunun arkasında kimler var, biliyor musunuz? Yarın çıkaracaklar, Avrupa’da kullanmaya çalışacaklar. Leyla hakkında bana kısaca bilgi verin, değerlerine sahip çıkabilir mi? (Size bağlı olduğunu ifade ediyor) Peki, terör listesi şeyine geliyorum, bu kararın nasıl alındığını biliyor musunuz? Altında bir çok şey var. Korkunç pazarlıklar var, para var.

    Her belediye almak için ne kadar para harcanmış, peki bu alçaklara seçimin böyle alınamayacağını niye söylemediniz? Van’da fark ne kadardı? (%10 gibi) Peki Diyarbakır’da nasıl oldu? (Dehap 88 bin oy almış, AKP 53 bin oy almış) Diyarbakır’da AKP niye bu kadar çok oy almış. Bizim oylarımız niye az. (Katılım zayıftı) Çok tuhaf.

    Devletin imkanlarını nasıl seferber ettiği anlaşılıyor. Hiç kendi emeğinizi düşünmüyor musunuz? Böyle particilik olmaz. Daha önce aktardım ama size de güven olmaz. Sözde ciddi adamlarsınız, yıllarca söylüyorum ama anlamıyorsunuz? Böyle demokrasi mücadelesi, böyle insan hakları mücadelesi verilmeyeceğini ne zaman anlayacaksınız? Bu yiğit bir demokrasi mücadelesiyle olur. Yazdıklarımı anlamadınız. Devlet alıyor, inceliyor.

    Leylagil de dilekçe verecekler. Selamlıyoruz diyecekler. Bizi Kongra-Gel üyeliğine aldılar. Bundan şeref duyarız. Örgüt yasaldır, demokratik bir mücadele veriyor. Biz de onurla katılımı göstereceğiz derler. Leyla Genel Başkan Yardımcısı olsun, bunu aşağıya da iletirsiniz. Avrupa sorumlusu olacak. Ya teröristle oturmazsınız ya da kabul edersiniz. Al size.. Kürt kadınının bu kadar zavallı olmayacağını anlamalılar. Nasıl öyle yapar bu şerefsizler, Kürt meselesi inkar ediliyor. 4 bin köyümüz yakıldı, bu kadar faili meçhul cinayet görmezden geliniyor. Leyla bunu yapmak zorunda, yapmazsa ilişkimi keserim. Ben de sözde evliyim ama 20 yıldır savaşıyorum ama korkunç savaştım. Evlilikler savaş ilişkisidir. Donduracaksın, olup biteni anlamaya çalışacaksın. Ferhat şeyiyle de açığa bu çıktı zaten. Avrupa iki yüzlüdür. Avrupa’ya şunu söyleyecekler. Benim örgüt kimliğim var, terör listesinden çıkaracaksınız. Ya kabul edeceksiniz olmazsa ödülünüzü almam, mahkemeye de gelmeyin desin. Kürt halkını sattınız desin. 15-20 gün içinde hızlı bir savunma hazırlasınlar. Avrupa, AKP ile görüştü, herkesi terörist ilan ettiler. 4 bin köy ve binlerce faili meçhul cinayet üzerine kırmızı çizgi çektiler. Bu oyun kapsamlı. Binlerce yatırım veriyorlar. TV’i kapattılar, al sana üç fabrika diyorlar. Leyla’yı sözde kurtaracaklar, Kürt halkına birkaç belediye, onları da sonra ellerinden alacaklar. Son bir fırsat onurlarını kurtarsınlar.

    Başka aktaracağınız.
    (Doğu Kongresi yapılmış. PJAK ismiyle partileşmişler. 35 kişilik meclisi seçilmiş. Başkanlığına Hacı Ahmedi isminde, doğulu ama Avrupa da oturan bir arkadaş seçilmiş. KNK geleneğinden gelmedir. Kongra-Gel yürütme konseyi üyesidir. ) PJAK nedir (Partiya Jiyana Azadiya Kürdistan)

    (YJA STAR’ın mesajı var. Doğum gününüzü kutluyorlar. ) Doğum günü konusu nasıl buluyorsunuz? İyi mi bu? (Türkiye’nin dört bir tarafından doğum gününüzü kutlamak için köye doğru yola çıkıldı. 5000’e varan bir kitleydi ve 300’e yakın araç vardı Köye ulaşılmadan engellenildi. Kitle 2 saatten fazla direndi.) İlginç. Öyle ha! 5 bin kişi köye mi gitmek istedi. (Engellemelere rağmen bir grup köye ulaştı)Gerçekten nasıl buluyorsunuz? Objektif anlatın. Anlamı var mı? (Halk istiyor) Saygı duyarım, kendileri bilir. Diğer taraflarda da oldu mu? (Avrupa’da kutlamalar oldu.)

    (Rusya’da doğum gününüz vesilesiyle bir toplantı yapıldı. Bizden de bir arkadaş katıldı. Bölgedeki Kürt temsilcileri katılmış, selamları ve bağlılıklarını iletiyorlar. Jirnovski’de katılmış.) Jironovski’de katılmış ha. Kim sorumlu (Berxwedan arkadaştır.) Kimdir o. (Mehmet Eşiyok) Gurbet’in kardeşi orada mı? (Ülkede)

    (İtalya’da bir Belediye size barış ödülü verdi.) Ciddi bir şey mi?(Evet, Aysel ve Mehmet’in kızı Fatma katıldılar.) Mehmet’in kızının dağda olduğu söyleniyordu. (Biri dağda, biri de Avrupa’da) İki tane mi gitmiş? Okuyor mu? (Daha çok siyasal çalışmalara katılıyor) Okusun.

    Orada Mahmut’un kızı vardı, ismi neydi? (Rojin) Babasına layık olsun, İtalyanca öğrensin, İtalyan dilini ve kültürünü en değme İtalyan’dan daha iyi öğrensin. Senin yapabileceğin en iyi şey bu. Serseriliğe girmesin, Dürüst olsun, kendini geliştirsin. Babasının anısına saygılı olsun. Kendini korumaya çalışsın, yetişsin. Diyarbakır kızıdır, biz biraz sahip olduk. Tarih ve kültür üzerinde dursun. Bu önemli bir fırsattır, değerlendirsin. Bu temelde o ve benzerlerine selam ve sevgilerimi iletiyorum.

    (YJA konferansını yapmış. İsmini YJA STAR olarak değiştirmiş. HPG içerisinde kol örgütlemesi şeklinde örgütlenmişler. Genel yönetimlerine 31 kişi seçilmiş. Demokratik işleyişi geliştireceklerini, demokratik ve ekolojik zihniyetle ordulaşmayı geliştireceklerini belirtiyorlar. Asıl mevzilenme alanı Güney olmakla birlikte, Dersim ve Botan’a da güç aktarıldığı, Dersim’de bir takım, Botan’da 100’ün üzerinde bayan arkadaşın olduğunu belirtiyorlar. Bağlılık ve selamlarını iletiyorlar.) Hemen onlara şey söyleyin. Bu, Medya demokratik Özerk Bölge şeyi vardı, duruyor mu? Bunu geliştirsinler. ABD, İran üzerlerine gidiyor mu? KDP, YNK gidiyor mu? (ABD Savunma Bakan Yardımcısı’nın açıklaması vardı. Türkiye ile anlaştıklarını söylüyordu.) Medya Demokratik Özerk Bölgeleri geliştirilsin. Kürt hareketinin Demokratizasyonu açısından oldukça önemli. Sezgileriniz yok, ben iki yıldır söylüyorum. İran’da 50 km. içeri girsinler demiştim. YNK, KDP bölgesinde 50 km. aynı şekilde Türkiye’de zaten bulunacaklar. Bu konuda Genelkurmay ne diyecek. Saldırı olursa zaten girecekler. Bir yaşam alanı yaratılacak. Çok vahşi bir savaş olmaması için, meşru savunma tedbirlerini alırlar. Her üç ülkeye karşı da bu böyledir. Neresi daha dostane yaklaşım gösterirse, ilişki geliştirilir. İki cephedir zaten. ABD saldırırsa İran yedeklik yapar, İran saldırırsa diğerleri yedeklik yapar. ABD ve İran aynı cephede yer almaz. Türkiye gözü kara saldırır mı? Saldırı olursa zaten girecekler. Haziran da bu tür şeyler gelişebilir. Botan’a girebilirler, Büyük Zap’a kadar yaslanırlar. İran ve Irak’ın dağlık kısımları içine alır. Türkiye için de Botan’ı kapsayacak. Yaşamak için bunlar yapılmalı. 98’de de ateşkes ilan etmiştik. Şimdi vurma ihtimalleri yüksek. Keşke karşılıklı ateşkes olsa. Ama vuracaklar. Onu ileride değerlendireceğim. Botan’da kaç kişi var? Herhalde 1000 kişi vardır. Artabilir.

    Genel eğilimim şu, arkadaşlara yönelik zorlamam olmaz. Benim için ne eylem yapın ne de yapmayın demiyorum. Benim dışımda siyasi ve askeri rüştünüzü ispatlayın. Başkanı kurtarmak için eylem yapalım diyorlar, böyle olmaz. Zaten buna da gücünüz yetmez. Bu bir. İkincisi Başkan için mücadele ertelenmez. Başkan için eylem yapılır yada yapılmaz yaklaşımı yanlıştır. Fethedebilirseniz yapın, beni hiç ilgilendirmez. Kendi sorumluluklarında olarak yapabilirler. Yarın devlet gelirse, APO sen gerilla ile devlet arasında arabuluculuk yaparsın derse, o zaman olur. Ben buradan emir çıkartmam, ne yapın ne yapmayın demem. Kendi kararlarını kendileri versinler. Yaşam sizde, ülke sizde, halk sizde, silah sizde, dağ sizde.

    11 Eylül’e kadar umudum şuydu. Devlet çatışmayı bitirir, Ecevit hükümetteydi, sonra seçim oldu, AKP’ye 6 aylık bir süre verdim, o dönemki başbakana mektup yazdım. Hiçbir ses çıkmadı. Bu ne demektir? Demek ki biz bildiğimizi yapacağız diyorlar. 2003’ün ilk yarısına kadar bekledik, olmadı. Yapacağım bir şey kalmadı. Bundan saldırma anlamı çıkmaz, hayır kendi kararlarıdır. Ben burada gerilla yönetmem. Bunu arkadaşlara da, savcıya da söyleyin. ben hukuk nedir bilirim. Siyaseti de bilirim. Arkadaşlara söyleyin siz karar verin. Savaşabiliyorsanız savaşın. Ama Şemdin tarzı çetecilikle olmaz. 99’dan tek taraflı aldım 2003’e kadar getirdim. Tarihi sorumluluğumdu. Demokratlığınız da güven vermiyor. Demokrasiyi da bilmiyorsunuz. DEHAP tarzı siyasetle de olmaz. Ama öğrenmek zorundasınız. Emeğinize sahip çıkın. Kendinizi nerede kaybettiniz. Demek ki bir bit yeniği var. Anlayıp özeleştiri vermek gerekir. Alçakça ihanete uğradım. Ama bundan her şeyi yitirdim anlamı çıkmaz. Onurumu korudum. Büyük savaştım. Geçenlerde okudum, bir gazeteci yazmıştı. APO’nun Suriye’de yaptığını PKK’liler anlayamamışlar diyor. Doğru ben Suriye’de tek bir adam bile vermedim. O gazeteci, Suriye yeni yeni fark ediyor diyor yine. Kürt halkını nasıl örgütlediğime şaşırıyor. Ben dünyanın dört bir tarafını örgütledim. O gazeteci gitsin PKK’lilere anlatsın, Cuma ve Abbas’a anlatsın. Özellikle Cuma ve Abbas’a söyleyin benim gündemime Ferhat’ı getirip koydular. 93’te de Ferhat’ı o yola soktular. Sahip çıkmasan, ya davulcuya ya zurnacıya kaçar. Zavallının teki üstüne fazla gitmek istemiyorum. Mayınlı sahaya sürülen eşekler gibi, bazıları da yol açmak için onu öne sürdüler. Bunu bilinçli yaptılar demiyorum ama objektif olarak böyledir. Aslında arkadaşlar bazı yanlarıyla benden çok daha güçlüler. Yıllardır o dağlarda savaşıyorlar. Ama bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Sözde evli, senin avradına on tane koca çıkar yarın. Devlet anlayışının özü şu: Kürdistan statüsünde, Kürdistan bir genelevdir. Burada bir yetkili neden Barzani ve Talabani’ye gitmedin diye sordu. Güvenmedim dedim. Akıllısın dedi biz bu adamları tanıyoruz. Çıkar için karılarını ve kızlarını bile...

    Ferhat zavallı. Ben aşka ve sevgiye karşı değilim. Aşka inanan bir insanım. Aşkın büyük savaşçısıyım, emekçisiyim. Özgür bir kadın yaratmak için çok çaba sarf ettim. Dağda nasıl yürüyeceklerini, savaşacaklarını, atlayacaklarını ve yüzmeye varan kadar öğrettim. Kızları güçlendirmek için uğraştığımdan, neredeyse adımı şeye çıkaracaklardı. Bir iki kız yaratmak için büyük çaba gösterdim. Beş bin yılın intikamını nasıl alacaklarını öğrettim. Şimdi ne yapacaklar. Kimin kimi kaçırdığını gelip bana anlatıyorsunuz. Beynime kan sıçradı. Bunlar bana anlatılacak şeyler değildir. Sonuçta ABD, PDK ve YNK’nin eline düşecekler. Onlara bir şey kalmaz. Sizin içinde öyle. Kendi savunmanı yapmazsan başkalarının eline düşersin.

    Siz benim evlilik hikaye mi araştırdınız mı? Mahkeme de hakim benim evli olup olmadığımı sordu. Bilmiyorum siz çözün dedim. Romanlaştırılabilir, o mu beni karılaştıracak ben mi onu özgürleştireceğim bakarım dedim. Kitaplaştırılabilir, fiziken Kürd’e benziyor. Devletle de uzlaşan bir aile, solsa sosyalist, Kürt desen Kürt, siyasal bir evlilikti. Ama sonra kıyamet koptu. Başıma neler geldi. Atatürk aman evlenmeyin diyor. İkinci kez evlenmek süper aptallıktır diyordu. Makbule ile evliliğinde çıkardığı derslerden sonra bunu söylüyor. Anlıyorlarsa saygılı olsunlar. Kendilerini bitirtecek duman edecek kalıplara girmesinler. Bu sizin içinde geçerli.

    Geçenlerde de söylemiştim. 10 ila 100 arasında tanrıçalaşma. 10 ila 100 arasında melekleşme ve 10 ila 100 afroditler, baştan çıkarıcalar demiştim. Bizde de afrit derler. Özgürleşme kavramını kavramsal ve teorik düzeyde geliştirdik. Atatürk’ün kadın şeyini küçüksememek lazım. Atatürk’le çok uğraştılar. Halen türbanı dayatıyorlar. Basit ele alıyorlar. Türban Atatürk’ün kadın özgürlük çabasına bir darbedir. Kadın özgürlüğünü daha geliştirmek istiyoruz. Benim önüme böyle şeylerle çıkmasınlar. Arkadaşlara küçük mektuplar halinde gönderin. Devlet kadar bile ciddiye almadılar. Savunma meselesine gelelim. Kadın eksenli demokrasi geliştirilmeli. Demokratik özerk bölgelerde ekonomik, demokratik çalışma yürütsünler. Üç köy bile olsa onu demokratikleştirebilirlerse anlamlıdır. Maxmur kampı olur, orada on bin insanımız var, üç bin çocuk var. Demokratik bir model olur. Film çevirsinler, gazete çıkarsınlar. Sanatla ve eğitimle uğraşsınlar. Kendi tanrıça, melek ve afrodit düzenlerini kursunlar. Çok büyürler. Bunu kurduklarında kazanmış demektirler. İntihar eylemlerine gerek yok. Kendilerini savunsunlar. (Suriye’de kendini yakan arkadaş Erdoğan Kahraman isimli ve o alanda daha çok kültür çalışmalarında sorumluymuş.) Şehit düşmüş kendisini saygıyla anıyorum. Suriye de eylemleri yapan bizim halk mı? Kaç kişi içerde? Bu eylemler zayıf düşürdü mü? Halk diri mi? Bana bu tür bilgileri getirin. Bu kavgadan yana değiliz. Hafız’ın kardeşi ile de ilişki kurabilirsiniz. Mektup da gönderebilirsiniz. Davetiye alırsanız gidersiniz. Zannetmem ama denemek lazım.

    Belediyeler kaç tane (60 civarı belediye kazandık). Dikkate çeken yer hangisi? ( Ceylanpınar, Şırnak’ın Uludere hariç diğer ilçeleriyle birlikte kazanıldı. Hakkari Çukurca hariç kazanıldı) Şırnak kazanıldı demek. Uludere gerillanın eline geçer. (Serhatta Doğubeyazıt ve iki belde dışında hiçbir yeri alamadık) Van’ın hiçbir ilçesini alamadık mı? Çok ilginç.

    Yeniden değerlendirmek lazım. Tuncer’in yetersiz kaldığı ortada. SHP ile ilişkiler sürecek mi? (Önümüzdeki sürece ilişkin ne yapılacağına dair bir değerlendirme yok. Bir iki ufak toplantı dışında bir şey yok. Henüz netlik yok) Bu gün konuşmayalım o zaman. Bir değerlendirme oluşursa onun üzerinde konuşuruz. Demokratik güç birliğini fikir olarak yanlış bulmuyorum. Uygulaması yanlış olabilir. DEHAP kapatılır herhalde Özgür Partinin bir çok bakımdan yenilenmesi gerekir. Şimdiden geleceği kestirmek lazım. Sizler içerisinde yer aldınız niye böyle oldu? (Son bir yıldır siyasetimizde tıkanma var. Daralma var. 3 kasım seçimlerinden bu yana bu aşılamadı. İradeleşme ve ayakları üzerinde durma sorunu var. Yeniden yapılanma çok dar bir yapı ile yapıldı. Kendisini genişletemedi) Bu böyle olmaz uyarmıştım. Binlerce insan var, demokratik hakkınızı kullanın. Platformlar oluşturun. Hakkınızı bilin. Demokratik bir partidir, dar olmaz. Çok büyük eksikliğiniz var yapmayın. Gerçekten kazanmak istiyorsanız gereğini yapmalısınız. Kazanma iddianız yoksa bırakın. Demokratik cesaretiniz varsa üzerine gidin.

    Belediyeler için şunu söylüyorum. İbadet edercesine çalışacaklar. İnsan alıp eğitecekler. Devletten yardım beklemekle olmaz. Seni yolarcasına senden alır. ABD ve Avrupa’dan yardım alarak da olmaz. Kendi çabanla olur. Özgücünle olur. Kendi çabanızla her tarafı güzelleştireceksiniz. Urfa’da ne kadar aldık. (Üç ilçe ve iki belde alındı) her halde bizim beldemiz de alındı. Siverek niye alınmadı. Güçlü olduğu söyleniliyordu. O zaman çalışılmadı. Az oyla kaybedilen yerler hangileri. (Bitlis’te 200 oy farkla kaybedildi, Akdeniz belediyesi 1800 oyla kaybedildi) Akdeniz’de niye kazanılmadı? (Daralmanın yansımaları ve aday belirme yöntemindeki yanlışlar) Eskisi olsaydı kazanır mıydı? En az oda etkili oldu. Adayların belirleme sürecinde kıyametler kopardım burada. Ancak bağırabilirim. (Söylediklerinizi dikkate alacak bir yapı yok, örnek olarak yaşanan somut bir olayı da aktarmak istiyoruz. Fatma abla, sizin yanınızdan gittikten sonra, bir avukat arkadaşla birlikte Siirt’e gideceklerdi. Batman’a kadar gittiler. Bir Başkan yardımcısı aramış, biriniz avukatısınız diğeri de kız kardeşi, oraya giderseniz seçimi kaybederiz demiş.) Tam aksine bir hava yaratırdı değil mi? O ne yapıyor orada. Bundan sonra bu işi yapamazlar, sıradan katılabilirler. Rıza Avrupa’da ne yapıyor. Terör listesine alındı, demek ki fazla çalışmıyorlar.

    Ben bu gençler ölmesin diye bağırıp çağırıyorum. Benim elim yetişmeyebilir ancak sonunda özeleştiri vermekle olmaz. Bu halkla kimseyi oynattırmam. Siz ciddi olacaksınız. Avrupa’ya bildirin hukukumuzu devletten de sizden de alabiliriz. Siz kimleri aldatıyorsunuz. Ben git, halkı selamla dedim, sadece. Fazla uğraşmak istemem, bunlarla. Dağ, bunlardan da tehlikeli. Sana savaş demiyorum, savaşabilirsen savaş, ama gençleri intihara götürme. Böyle demokratik mücadele olmaz, öğren. Böyle yapmayın. Biz burada bir şeyler yaptığımıza inanıyoruz. Ben halkın hakkını birkaç soytarıya bırakmam. Halkımı savunmasını bilirim. Bunu belediye başkanlarına da söylersiniz. Seçilmiş şeyleri koruyacağım. Seçimde devlet, AKP korkunç para döktürdü. Demokratik bir seçim olmadı. Ama halkımızı savunmasını biliriz. Belediyelerde daha kötüye gidilirse şiddetli bir patlamaya yol açar. Fatma’yı arayana söyleyin, özeleştirilerini verip, başarısız olduk diyerek çekilsinler. Diğerlerine de, Dağdakilere de söyleyin siz de başarısızsınız.
    Siz benim temsilcilerimsiniz, mirasımı doğru savunacaksınız. APO, sadece bir insan değil, aynı zamanda felsefedir, tarihtir, kültürdür. Bunları bir bütün olarak göreceksiniz. Korkuyor musunuz? APO’nun avukatları cesur olur. Ne devletten ne de aradakilerden korkmayın. İngilizler geldiler, onlardan memnunum. Mandela’nın avukatı da çalışmalara katılıyor.
    Benim yalnız hukuki mirasım yok, siyasi mirasım da var. Zaten siyasetle hukuk iç içedir. Bu mirasımı kötü kullanıyorlar, gidin biz APO’nun mirasını savunuyoruz deyin. Madem avukatlığımı yapıyorsanız, doğru dürüst yapın. 10-15 günde bir gelip, bana bu gelişmeleri aktarırsınız.
    Dağdakilere, Avrupa’dakilere iyi çalışın deyin. Leyla’ya tekrar mesajımı verirsiniz, kadın mesajlarımı verirsiniz. İnşa Komitesi 12’ye tamamlanır. Kendileri seçsinler. Onaylamayı pratiğe bırakıyorum. Fuat, konuşmaya başlamış mı? Benim adıma konuşacak. Fuat, haftaya konuşmazsa olmaz. Yazdıklarımı ve söylediklerimi benim adıma doğru anlatsın. Siz gözeteceksiniz bunu. Kadın özgürlüğüne bağlıyım, bu konuda çabamı sürdürmek istiyorum.

    Farklı bir şey var mı? (Yeniden inşan komitesinin çalışma tarzına ilişkin tartışmak istiyoruz. Tüzük, program vb.) Şimdi yapılması gereken tüzük vs. değil, önce kendilerini doğru tanımlasınlar. Kimiz, neyiz, ne yapacağızı açığa çıkarsınlar. Diğer işler sonra gelir. Ben kendi kendime yetebiliyorum. Tanrısal yalnızlığı yaşıyorum. Kutsal bir yalnızlık bu benim kimseye ihtiyacım yok. Sizinle de saygımdan dolayı görüşüyorum. Benim adıma tanrısallık yolunda olanlar ancak yürürler, kimse kendini kandırmasın. Bütün kutsal kitapları çözdüm. İngiliz’in yazdığı mektubu okudunuz mu? Braudel meşhur bir tarihçidir, bu konuları iyi işliyor. Foucoult, Wallerstein, hatta Nietsczhe gibi filozoflar oldukça önemli, bunlar okunmalı. Saygı duyuyorum. Çizgim güçlü, tarih bilincim üst düzeyde, dünyanın önünde. PKK bunu çözmüş mü? Devlet bile ciddiyetle yaklaşıyor, bir haftadır savunmamı inceliyor. İleride işleyecek. Beni böyle kullanmak yok. Öcalan ciddi adam. Siz de takip edeceksiniz. Bunlar üzerinden geçiyor. Düşünce fırtınası yaratmalısınız. Bir araştırmacı, tanımıyorum kimdir, anlıyor. Benim partili yoldaşlarım anlamıyor. O kadar çözümleme yaptım, bir kitap bile yok. Bunları takip edin.
    (Elinizdekiler savunmanın devamı mı?) Evet, 395’e geldi. “Bir Halkı Savunmak” adında yazıyorum. İmla ve noktalama şeyine bakarsınız, özüne dokunmayın. İngiliz’e yazdığım mektubu aldınız mı? (Gönderildi, hatta bugün gazetede yayınlandı).
    Ne getirdiniz? (İki kitap, iki dergi, K.Derviş’in broşürü) Bundan sonra bir şey istemiyorum. CHP ve devlet partilerini sonra konuşuruz. O konuda bazı düşüncelerim var, açarım.
    Bir kadife pantolon getirirsiniz. Kalın ve rahat bir şey olsun. Savcı ile anlaşın, tek dalgalı iyi bir radyo getirirsiniz. Benim radyo tamamen bozulmak üzeredir. Savcının yetkisinde olduğunu söylüyorlar. Onunla halledersiniz.
    Mektupların gelmediğini söylüyorlar. 7-8 aydır mektup almadım. (Geçen hafta 7/8 mektup getirdik) O zaman idareyle halledin. Bundan sonra geldiğinizde mektup gelmişse getirirsiniz.
    Havasızlık zorluyor. Hayati bir tehlike yok.
    Kongre şeyine siz de gidersiniz. Sizden de iddiası olanlar gidebilir. Burada da olur. Bir şehir gibi, Kongre Kenti kurulsun. Tam hududun ortasında olur, Zap’ta olur. Kim oraya gelirse sonuna kadar savaşılır. Haziran’a kadar saldırı gelişebilir. Tedbir alınsın.
    (Doğum gününüz kutlu olsun) Selamlar, Mersin’e de selamlarımı iletin.

    MEHMET ÖCALAN’ın aktarımı.

    Merhaba, ne var ne yok. Genel olarak Güney’de ne var? Durumlar nasıl? (Gördüğüm kadarıyla, sakindir. Daralmalar devam ediyor.) Aslında oradaki arkadaşların durumlarını biliyorum. Bende bunların ne yaptığını biliyorum, kökenini biliyorum. Eski arkadaşlarımdır. Bunların bazılarının zayıf tarafı vardı, bilinçli ya da bilinçsiz bir şey yapmaya çalışmışlar. Bazı arkadaşlar da o zayıflıkları bilinçli şekilde deşifre ettiler. Amaçlarının ne olduğunu bilemiyorum. Ama bu gemi içinde herkes vardır. Eğer gemi batarsa herkes batar. Kimse buradan karlı çıkmaz. Arkadaşlar kendi aralarında uzlaşmaya varabilirler. Sanki çevredeki düşmanlar onlara yetmiyormuş gibi birbirleriyle uğraşıyorlar. (Onlar senin arkadaşların, ben fazla tanımıyorum. Sen onları daha iyi tanıyorsun) Tabi. Kimse medya savunma alanını dışına çıkmayacak. Eğer sorunlar varsa, birbirleriyle tartışsınlar, bana da ulaşırsa, ben de katkı sunarım.
    Seçime girdiniz, seçimden çıktınız. Neden bu kadar düşük oy aldınız? Nedenleri sana göre nedir? (Bana göre, birden fazla nedeni var. Güney’de ki iç sıkıntıların yansıması olumsuz etki yaptı. DEHAP’ta örgütsel anlamda daralmanın olması. Basın aracılığıyla bazı kesimler hain ilan edildi. ) Demokratik Güçbirliği ile seçime girilmesi olumluydu. Ama bu sonucun böyle bu kadar düşük olmasının en büyük sorumlusu DEHAP’ın yönetimidir. Bunu geniş bir şekilde, süreç içinde herkes kendi açısından tartışsın. Özeleştirinin halka verilmesi gerekir. Bundan sonra bu yapıyla Türkiye’de ki sol partiler gibi erime olur, yeni bir yapılanma olursa, geniş kapsamlı olmalı, demokratik bir parti olmalı, Kürtlerin bütün eğilimlerini içinde barındıracak şekliyle, temeli çok sağlam atılmalıdır.
    Basının durumu nasıl? (Gazeteyi izliyorum, aynen DEHAP gibi daralma var. 50-60 kişi çalışmasına rağmen, karar veren iki-üç kişidir. Bu haliyle kitleyi doyurmuyor) bu şekil olamaz, basın özgürlüğün sesidir. Daralma olmuşsa, bundan sonuç alınamaz. Herkes kendini sorgulamalıdır. Çok yazık oluyor bu kitleye. Basın da özgürlük olmuyorsa başka yerde de olmaz.

    ROJ TV. nasıl yayın yapıyor? (Orada da daralma vardır ancak azdır) Nasıl oluyor böyle, kim yönetiyor bunları? (Ben bilmiyorum)

    Bütün herkese, Sabri’ye selam söyle. Cezaevinden çıkan arkadaşlar çalışırlarsa Sabri ön ayak olsun bunlara. Bütün halka, dostlara, bütün arkadaşlara selamlarımı söyleyin. Herkesin demokratik sürece katkı sunmasını bekliyorum.

    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=124



    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 14.04.2004: Görüsme Notu


    Görüşme Notları: 14.04.2004: Görüsme Notu


    Hoş geldiniz. Siz yeni mi geliyorsunuz?
    (Daha önceden de gelmiştim. Ben aynı zamanda Feridun Çelik’in kardeşiyim.)
    Ha, öyle mi? Benziyorsunuz. Yaşınız kaç?
    (29.)
    Oldu. siz Hanili miydiniz?
    (Hayır, Kulpluyum.)
    Feridun nasıl?
    (Selam ve saygıları var.)
    O niye gelmedi?
    (Bürokratik sorunlar var.)
    Tamam. Siz nereden geliyorsunuz?
    (Ben Ankara’dan geliyorum, Bingöllüyüm.)
    Daha önce gelmiştiniz zaten. Başka gelen var mı?
    (Hayır, dört kişiyiz.)
    Oldu. En önemli konu nedir sizce? Hemen ver. Çabuk çabuk söyleyin, burası sohbet yeri değil.
    (Hazırlık Komitesinin bilgilendirmesi var.)
    On iki oluyor, değil mi. On ikiye tamamladılar mı?
    (Sanırız.)
    Ben söyledim. Herhalde olmuştur. İsimleri için bildirilen var mı bana?
    (Yok. Örgütsel sorunlara ilişkin bir araya gelindiği, ancak arkadaşların tutumlarının doğruluğunda ısrar ettiği...)


    Kendi ayrışmalarının arkasında mı duruyorlar?
    (Arkadaşların sizi kendilerine göre yorumladıkları belirtiliyor.)
    Bir tarafta Ferhat, Botan ve Serhat; diğer tarafta Cuma, Abbas ve Rıza. Başka şefler kim olabilir? Ben şeyi öğrenmek istiyorum. Niye sen söylemiyorsun? Sandığınızın aksine çok derin şeyler var. Bana göre arkasında başka şeyler var.
    (Avukat arkadaşa) Sen konuş! (Diğer avukatlara) Siz de dinleyin. Sizin itirazlarınız veya ekleyecekleriniz varsa belirtin. Beni niye zamanında bilgilendirmediniz peki?
    (Kongre öncesi ve kongre sırasında görüşe çıkmıyordunuz. Bizim gözlemlerimiz de Kongre gözlemleriydi.)
    Kongre ne zaman oldu?
    (Kasım ayında.)
    Siz ne zaman aktardınız?
    (Aralık ayında aktarmaya başladık.)
    Aralık’ta mı, Ocak’ta mı?
    (Aralık sonlarında.)
    Aralık, Ocak ayında patlak verdi diyorsunuz.
    (Kongre sonrası gelişmelere çok hakim değildik, o yüzden aktaramadık.)
    Asıl iktidar üzeri çekişmedir. İki taraf da gözü kara biçimde birbirlerini tasfiyeyi göze almış. Benim buradan sağ çıkmayacağıma bağlamışlar, buradan sağ çıkmayacağımı düşünüyorlar. APO nefessiz kaldı! Buradan ölümün çıkmasını bekliyorlar. APO’nun bu konuda fazla yapacağı bir şey yok, tecrittedir. İktidar boşluğu var. Kim doldursun? Ne yaparsak kâr kalır dediler. Aslında bu son beş altı yıllık geçmişe dayanıyor. Beklenti halindeydiler, değil mi? Kongrede bunu yavaş yavaş yaptılar. Kongrede iktidar üzerine oynadılar, değil mi?
    (Kongrede Ferhat gilin etkinlikleri daha fazlaydı. Kongreyi sürüklediler. Kongre sonrasında da diğer arkadaşlar müdahale etti.)
    Nasıl?
    (Kongreye Ferhat arkadaşlar daha hazırlıklı gelmişlerdi. Sonrasında diğer arkadaşlar etkinlik kurdu.)
    Peki, bana sadık kalanlar, zihniyetli olanlar kimlerdir? Bu oyunun tutmamasında en önemli etken Halk Savunma Birlikleri çok bağlı, PJA bağlı; bir de kitle bağlı herhalde. Beni tanımaları gerekiyor. Benim kim olduğumu sizin de bilmeniz gerekiyordu. Bana rağmen bunun tutmayacağını bilmeleri lazım. Görüyorsunuz, çok komik duruma düştüler. Bana rağmen siyaset yapamayacaklarını bilmeleri lazım. Bu DEHAP benzeri oluşumlar için de geçerli. Türkiye devleti bile bana ne yapacağına daha karar verememiş. Avukatlarıma da sert yöneleceğim. Korkmadan beni savunacaksınız. Korkuyor musunuz? Korkmuyoruz diyorsunuz, “Bağlıyız, saygılıyız” diyorsunuz. O zaman gidin konuşun dediğim zaman konuşacaksınız. Siz gönüllü olarak bunu kabul ettiğinize göre mesajlarımı onurla yansıtacaksınız. Olay budur. Newroz’da da ortaya çıktı. Halk çok bağlı. Ben keyfimden bunları söylemiyorum. Ben de halka bağlı olmak zorundayım.
    Savunmamın 395 sayfasını yazdım. Müdüre verdim alırsınız. Diğer bölümleri de gelişiyor. Bu iş ciddi. Siz de görüyorsunuz.
    (Diyarbakır’dan gelen avukata) Sizin kardeşiniz de gelebilir. Ben hukuka bağlıyım. O insanları tanımıyorum. Ben seçilenlere bir şey demiyorum. Bir kişiyi suçlamak bana göre değil. Şunu ya da bunu seçin de demem. Ben demokrat biriyim. Demokratlık nedir? Halkın değerlerine milimiyle sahip çıkmaktır. Çirkin olaylar yaşanıyor. Tepeden inme yöntemlerle böyle yaptınız diyorum. Ben buna karşıyım. Bu yöntemlerin hepsi antidemokratiktir. Bu şerefsizlere bunu anlatırsınız. Siz bu kadar adileşemezsiniz. Ben seçimleri o kadar da önemsemiyorum. Ben demokrasiyi önemsiyorum. Burada size demokrasi dersi vermeye çalışıyorum. Ben burada halk için bu kadar çaba sarf ediyorum. Ama dağdakilerin içine düştüğü şeye bakın. Bu tam bir iktidar savaşıdır. Bunlar hukuktan, demokrasiden, devletten ne anlar? Oraya gidip Apo bu değildir diyeceksiniz. Neden böyle yapıyorsunuz diyeceksiniz. Yakalarına yapışıp hesap soracaksınız. Sözde yetkiyi benden alıyorlar. Böyle yapamazsın diyeceksiniz.
    Demokrasi nedir? AKP de bundan anlamıyor. Mervan Gül için Erdoğan 20 trilyon harcadı. Bu ne demektir? “Ben senin ananı parayla satın alırım” demektir. Parayla demokrasi olur mu? Beni doğru anlayacaksınız. Yiyecek torbaları dağıtıyorlar. Bu kimin parası? Halkın parası. Halkın parasını dağıtıyorlar. Parayı yoksul insanlara dağıtıyorlar. Yoksul insanlar yoksul oldukları için satın alınıyor. DEHAP ne yapacak? Buna tepkiyle mi karşı çıkacak? Hiç kimse benim adıma namuslu olmayan şey yapamaz. Sen nasıl halkın ağzını tıkarsın, nasıl benim ağzımı tıkarsın? Demeçlerimin yayınlanmasını nasıl yasaklarsın? Televizyonun başındaki adamı oradan alacaksınız. Avrupa’ya gideceksiniz. Kim gidecek? Tek başına güç yetiremezsin. Apo’nun selamı var desen, bin tane genç toplayamaz mısın? Beni seven gençleri toplayacaksınız, gidip hesap soracaksınız. Sen halkın ağzını nasıl tıkarsın? Devletin bana yapmadığını yapıyorlar. Devlet isterse sizi getirmez, mesajlarımı alamazsınız. Ama bunlar devletten daha ağırını yapıyorlar. Beni tecrit mi ediyorlar? Devletin koymadığı tecridi sen mi koyacaksın? Devlet bile bana saygılıdır. Hani bunlar bana saygılıydı, bağlıydı? Diyarbakırlılara bol bol anlatırsınız. Diyarbakır halkı onurlu bir halktır. Bana bu yapılanı görüyorsunuz işte. Diyarbakır halkına bol bol selam ve saygılarımı iletin. Bizim demeçlerimizi yayınlamama ne demektir? Bizim şeker hastası, zorbela yürüyen zavallı Fatma’yı geri çeviriyorlar. Siirt için ben git dedim.
    (Bilgi notunda bu konuya ilişkin oradaki Arap hassasiyetinden dolayı verilmiş ortak bir karar olduğu belirtiliyor.)
    Ne Arap hassasiyeti? Araplar zaten satın alınmış. Siz ne zaman uyanacaksınız? Kim kimi aldatıyor? Benimle kimse oynayamaz. Siirt için Fadıl’ı cezaevinden çıkardılar. 200 yıl cezası var çıkarıyorlar. Bu uygulama antidemokratiktir. Bizim devlete karşı hatalarımız olabilir. Ama ben devrimci cumhuriyete karşı olamam. İkincisi, meseleleri demokrasi ile halledelim diyorum. Şiddetle değil demokrasiyle meseleleri çözelim diyorum. Devletten de şunu bekledik: Demokrasiyi doğru uygulamasını bekledik. Sen adamı cezaevinden çıkarıyorsun, parayla oy satın alıyorsun. Bunun demokrasi ile ne alakası var? Atatürk’ün tarikatı yoktur. Atatürk’ün cumhuriyeti tarikatçılık olmuş, Kürtleri tarikatların eline vermiştir. Halkın trilyonları artı tarikatlar eşittir seçimdeki sonuç. Trilyonlarla ve tarikatlarla bu olmaz. Atatürk’te bu yoktur. Halkımıza olan uygulamalara da karşıyım. Demokrasi uygulansa Siirt’te bu mu olur? Aşiretle, parayla olmaz. Bunlar çok tehlikelidir. Demokrasiyi öğreneceksiniz. Atatürk Cumhuriyeti bu değildir. Sonu çatışma istemektir. Bundan ben sorumlu değilim. Halkı satın alıyorlar. Bunu yapanlar demokrasi adına hesap verecekler. Ucuz sözlerle değil demokratik uzlaşı ile bunu halledeceksiniz. Suçsuz insanları vursunlar diye, çetecilik yapsınlar diye dağa adam çıkarmam. Altı yedi yıldır bunu söylüyorum. Bazıları bunu anlamak istemiyor. Neymiş? Çetecilik yapacakmış. Ben Devleti bölmüyorsam, şiddet kullanmıyorsam, devlet benimle barışmak zorundadır. Ama dilim yasak, kültürüm yasak. Devlet bunları çözmek zorundadır. Bunlar için tabii ki konuşacağız. Devlet bir iki söz söylesin. Benim amacım şu: Eğer şiddet kullanmıyorsak, devletle bunu konuşacağız. Konuşursak meseleyi hallederiz.
    Ateşkesi ölümden korktuğumuz için yapmadık. Cumhuriyet adına üçkâğıtçılık, bezirgânlık olmaz. Bizimkiler alçaklık yapabilirler. Ama benim durumumu belli. Halk anlamış. Beni biliyor. Savunma birlikleri beni bekliyor, bana bağlı. Siz avukatlarım olarak “Korkmuyoruz, söz verdik” diyorsunuz. Sizin bir numaralı göreviniz benim söylediklerimi hayata geçirmektir. İngiliz avukatları kadar bile olamıyor musunuz. Meşru savunma hakkımı kullanıyorum. Bu hukuka aykırı bir şey değildir. Ben cezalık bir şey söylemiyorum. Bir mahkûmun da demokratik hakları var. Burası ortaçağ değil. Bu hakkımı da güzel kullanıyorum. Devlet tecrit uyguluyor, bizimkiler de tecrit uyguluyor. Utanmıyorlar mı? Burada boğuluyorum zaten. Bizimkiler de beni boğmak istiyorlar. Bu işkence değil de nedir? İki taraf da bana işkence uyguluyor.
    Bana ikide bir toplantı yaptım deyip uyduruk şeyler göndermesinler. Ben Türkiye’deki gibi lidercilik particilik, parti liderciliği yapmıyorum. Bunu anlamanız gerekiyor. Benim onur savaşım belli. Benim Türkiye’ye, Türkiye halkına karşı olma gibi bir sorunum yok. Demokrasi sorunu var. Demokratik haklarını almak, hatta bunu zorla almak Anayasa gereğidir. Neden Fadıl’ı bırakıyorsun da Leyla’yı bırakmıyorsun? AİHM kararı var. Hukuk çiğneniyor. Bunları anlatacaksınız. Beni burada öldürebilirler de. Ben de demokrasi şehidi olurum. Kim kimi kandırıyor? Buradan ilan ediyorum: Erdoğan demokrat değildir. AİHM’e saygılı değildir. Türkiye halkını trilyonlarca dolandıran birisini seçim için bırakmıştır. Atatürk’ün cumhuriyetinde böyle olmaz. Biz çocuk değiliz. Kimse APO, sen yanlış konuşuyorsun diyemez. Böyle demokrasicilik yapılamaz. Bu demokratik cumhuriyet ise, hukuk herkese eşit uygulanmalı. Vergimizi veriyoruz, askerliğimizi yapıyoruz; o zaman hukuk bize de uygulanacak.
    Siz bu dediklerimi anlatacaksınız. Bana ambargo koyuyorlar. Gazete yazmıyor, televizyona çıkarmıyorlar. Siz televizyona çıkacaksınız.
    (Sizin görüşleriniz basına yansıyor.)
    Hayır. Ben biliyorum, yayınlamıyorlar. Benim ölümümü bekliyorlar. Kendileri Ferhat’tan daha düşkün. Ferhat’ı mayınlı alana sürüyorlar dedim. Bunu yayınladınız mı? Ferhat zavallı, saf biri. Kadın da anlamaz. Kürt ağaları da beni kullanarak devlet kurdu. Beni kullandı, devlet kurdu adamlar. Ben buna nasıl isyan etmeyeceğim? Sırf beni Yunanistan teslim ettiği için Kıbrıs elden gidiyor. Bunu derken Kıbrıs Rumlarına karşı değilim. Özgür birlik içinde beraber yaşamalarını savunuyorum. Türkiye, Barzani ve Talabani’ye devlet kurduruyor. Bunları ABD yaptırıyor. ABD Türkiye’ye “Biz size APO’yu verdik, siz de Barzani ve Talabani’yi destekleyeceksiniz” diyor. Cüneyt Zapsu, Hüseyin Çelik, bunlar Türkiye’nin Barzanileri ve Talabanileridir. ABD adına bunu yapıyorlar. Yarın Türkiye’ye Kürt federe devletini dayatacaklar. Bu demokratik olmayacak.
    (Hüseyin Çelik Selahattin Çelik’in amcasının oğlu.)
    Öyle mi? Bunlar Kürt demokratlarını ve emekçilerini, Kurmancları ezecekler. Tarikat ve aşiret adamlarını öne çıkaracaklar, onları canlandıracaklar. Ben demokratik cumhuriyeti feodal Kürt Federe Devletine tercih ediyorum. Bunlar Kürt Federe Devletini AKP’nin içinde kuruyorlar. AKP içinde federe devletin temelleri atılıyor. Hem de devletin trilyonları ile bu yapılıyor. Beni ve yoksul Kürt halkını devre dışı bırakarak Kürt federe devletini kurmaya çalışıyorlar. Yarın Irak gibi bir şey olursa, tarihin zihniyetinde sorumlu ben değilim. Kürt halkı buna rağmen özgürlüğü ve eşitliği savunuyor. Melik Fırat da bu çeteye dahildir. Ben burada nefes alamıyorum. Melik Fırat Yalova’da köşklerde yaşıyor. Melik Fırat, Göklü’den bir adama -benim köylümdür, tanırım, fakirin biriydi- Yalova’da kat veriyor, onu böylece satın alıyor. Sırf köyümde seçimi almayalım diye benim köylüme daire verilmiş. Korkunç bir şey bu. Siirt’te, Van’da, benim beldemde seçim almak için trilyonlara boğuyorlar. Böyle seçim olur mu? Böyle demokrasi olur mu? Çok ağır bir suç.
    Bizimkiler de despotçuk. Halkın adaylıkları konusunda despotluk yapıyor. Hiçbirinin demokrasi ile alakası yok. Halkımdan özür diliyorum. Tecrit koşullarından dolayı bağlantı kopmuştu. Tecritte olduğum için DEHAP adına yapılan korkunç tasfiyeciliği ve despotluğu önleyemedim. Bundan dolayı halkımdan özür diliyorum. Umarım demokratik bir parti yeniden yapılanma ile şekillenir. Demokratik bir partiyi halkımızın desteği ile şekillendireceğiz. Bunun için elimden geleni yapacağım. Özgür Toplum Partisi mi olur, yeni bir parti mi olur, konuşacağız. Başkanını da burada belirleyeceğiz.
    Gazete, radyo ve televizyonda bizim sesimizi kısarlarsa, bunların şeflerini devirin. Kurumlarınıza sahip çıkın. Sizin paranızdır. Televizyonu ve medyayı bize kapatmışlar. Avrupa halkı bunların üzerine gitmeli. Avrupa halkına sesleniyorum: Bunların üzerine gitmelisiniz. Ben bunları görevden alınmış sayarım. Demokratik olmayan temsilcileri atın. Demokrat olanları getirin. Hukuki ve demokratik olsun. Bu söylediklerim İran, Suriye ve Irak için de geçerlidir. Kendi temsilcilerini kendileri seçsinler. Hazırlık Komitesinin seçimlere, şuraya buraya müdahale yetkisi de yoktur.
    On iki kişilik komite bu despotizmi, antidemokratik uygulamayı kim yapmış, kimler bunu dayatmış, bana karşı kim şey yapmışsa, iki ay içinde bir rapor ile bana bildirecek. Komitenin birinci görevi budur. Ben demokrasiyi, Kürtlerin özgürlüğünü, Özgür Kürdistan’ı savunuyorum. Ben halkımı savunuyorum. İran, Türkiye ve Suriye yöneticilerine de şunu söylüyorum: Kürdistan bölünmenin değil, birliğin merkezidir.
    Halk Savunma Güçleri benim bu demeçlerim ekseninde kendilerini hızla ve iyi eğitsinler. Nicel nitel büyütsünler. Kendilerini ve halkı savunurlar. Meşru, anayasal, özgür yurttaşlık hakları nedir, öğrensinler. Savunmamda bunları yazılı hale getireceğim. Dağlarda, şehirde, köylerde kendi öz savunmalarını yapacaklar. Üzerine gidilmedikçe meşru savunma dışında hiçbir kişiye bir fiske vurulmayacaktır. Benim ölçümü biliyorlar. Bu konudaki mesajım anlaşıldı.
    Bunlara şunu söylemek istiyorum: Benim ölümümü bekliyorlar. Ben biraz hizmet etmek istedim. Benim mirasım yok ki! Kaldı ki bu, şehitlerimizin mirasıdır. Bunlar despotizmi uyguluyorlar. İngiliz’in zekasını görüyorsunuz. Bana gönderdiği mektubu okudunuz, değil mi? 20.yüzyılın en iyi filozoflarından biri olan Braudel ve Wallerstein için, sizin görüşünüz onlarınkinden daha ileri diyor. Görüşleriniz birçok bilim adamlarından ileri ve üstündür diyor. O anlamış, siz anlamıyorsunuz.
    (Tercüman arkadaş, tercümeleri bitirdikten sonra düşünceleriniz üzerine derinleşeceğini söylüyor.)
    Savunmalarımı incelediniz mi?
    (Okuduk, ama tam kavrayamadık.)
    Bir daha okuyun. Anlamak uygulamaktır. Siz Kürtler yiğit insanlarsınız. (Arkadaşa dönerek) Feridun da yiğit insandır. Ona söyle, çok fazla tepkili olmasın. Hepiniz beni iyi anlayın, iyi uygulayın. Ama bunu yaparken edepli bir şekilde yapın. Kurumların başına en edepli ve değerli insanlar geçer. Namuslu olacaksınız. Kürtlerde namus anlayışı var. Anam beni üç defa yere attı, boğazımdan tutup kaldırdı. Neredeyse boğulacaktım. Bunu namuslu olmam için yaptı. Onun namus anlayışı da böyleydi. Namuslu olacaksın, bunun dışında yaşam olmaz. Kurumun başında da terbiyesiz biri var. Çıkış için samimi özeleştirilerini verip inzivaya çekilsinler. Fatma’yı tutarak seçim mi kazanacaksın? Bunlara yanlış öğretmişler. Ben de demokrasiyi savunuyorum. Kurumların başına geçip halk sahip çıkacak.
    (Avukat arkadaşa) Sana ve Aysel’e çok kızgınım. Öyle duygu ile yaklaşacağınıza, benim söylediklerimi uygulayacaksınız. Beni uygulayacaksınız. Benden büyüğü yok. Yoksa sizden kuşku duyarım. Halk bana bağlı değil mi? Siz genç değil misiniz? Dışarıda binlerce genci yanınıza alamıyor musunuz? Ben burada demokrasiyi konuşuyorum. Devlet beni yarın da öldürebilir. Ben ölünceye kadar doğruyu savunacağım. Bunları kurumların başından atacaksınız. Beni bırakın, halkın içine girsem aslan gibi savunurum. Elli beş yaşımdayım, ama on sekiz yaş coşkusu ile konuşuyorum. Öyle değil mi? Bir de kendinize bakın: Kocakarı gibi olmuşsunuz. Hiç tanınmaz hale gelmişsiniz. İngiliz beni bilmez tanımaz; ama doğru incelemiş. Siz de bana doğru geleceksiniz. Çekinmenize gerek yok. Halk kimin yanında ise, devlet ona saygı duyar. Devletin içinde çete, antidemokratik şeyler yok mu? Var. Ama tümüyle devleti hedefleyemeyiz. Bunları doğru anlayacaksınız. Saygılıyız demekle olmaz.
    Ben illa Ankara, İstanbul bizim olsun, orada destan yazın demiyorum. Mühim olan doğruları savunmak ve peşinde olmaktır. Benim avukatlarım halka doğruları iyi anlatacaktır. Kendi hatalarımın özeleştirisini yaptım. Doğrularım da derya gibidir. Türkiye halkı için de iyi şeyler düşünüyorum. Türkiye düşmanı, devlet düşmanı değilim. Tersine, Türkiye halkı için daha da yararlı şeyler yapmaya devam edeceğim. Bunu korktuğum için değil, aydın onuruma ve insanlığıma uygun olduğu için yapıyorum. Siz konuşmuyor musunuz, yazmıyor musunuz? Televizyona hemen çıkarsınız. Makale yazarsınız. Sonucunu da takip edersiniz, uygulatırsınız.
    Başka ne var?
    (Leyla ve Hatip gil ile bizden kaynaklı iletişim probleminden dolayı önerilerini haftaya alacağız.)
    Leyla ve Hatip benim Kongre adaylarımdır. Onları kongre başkan yardımcılığına öneriyorum. Bu önerimi diğer arkadaşlara da iletirsiniz. Leyla’lara şunu söyleyin: Sizi belki zorladım. Ama büyük bir oyun var. Bu oyunu bozmak için bunu yapıyorum. Onları bu oyunu bozmaya çağırıyorum. İster içerde ister dışarıda olurlar, aktif rollerini uygulasınlar. Leyla daha çok Brüksel nezdinde bunu yapar. Avrupalı sahtekârlarla, gelenlerle konuşsunlar. Kürtleri kendi çıkarınız için satıyorsunuz desinler. Siz Kürtleri satmak karşılığında kaç fabrika aldınız? Ergani çimento gibi yerleri Türkiye’nin değerleri karşısında sattılar. Bu konuda elimde belgeler var. Türkiye’nin değerlerine konmak istiyorlar. Ayrıca Leyla’nın kurtarıcıya da ihtiyacı yok. Leyla görevlerine sahip çıksın. Siz Leyla’ya anlatırsınız. Avrupa Kıbrıs Rum’u için müthiş çaba sarf ediyor, ama Kürtler için kılını kıpırdatmıyor. Türkiye hiç olmazsa satılmasın diyorum. Leyla Avrupa’ya, üzerimizden oyun oynayamazsın desin. Cezaevlerinde sadece Leyla değil, binlerce mahkumumuz var. Ayrıca hepsi de suçsuz.
    Başka aktaracaklarınız var mı?
    (PJA dan mesaj var.)
    Aslında fazla zaman kalmadı. Anamın ölüm yıldönümü vesilesiyle bir şeyler söylemek istiyordum. Doğum günü ile ilgili de bir şeyler söylemek istiyordum. Ama sizin mesajınızı alalım.
    (PJA iki konuda sizin perspektiflerinize ihtiyaç duydukların belirtiyor. Sizin söylediğiz tanrıçalar, melekleşenler ve Afrodit’ler ayrımı ile ilgili teorik olarak bir yoğunlaşma yaşadıklarını, ancak bunun somut pratiğe uygulanması konusunda sizin perspektiflerinize ihtiyaç duyduklarını söylüyorlar.)
    (Gülerek) Somutlaştırmamı mı istiyorlar? O zaman İngiliz öğretmen gibi aydınlatıcı olmaya çalışayım. Ben mitolojiyi çok severim. Ben dört dili kullanıyorum. Mitoloji dili, felsefi dil, din ve bilim. İki, kötü kadın Hera ve Athena’yı sevmiyorum. Zeus’tan nefret ediyorum. Athena Zeus’un alnından yaratılmıştır. Zeus, puşt tanrıdır. Yani erkeğin beyninden yaratılmış. Hera, Zeus’un karısı. Ben mitoloji dilini kullanıyorum. Hera ‘inek kadın’, dırdırcı, fesat bir kadınmış. Yani erkeğin yarattığı kadın. Benim mitolojim ve felsefemde bunlara yer yok. Buna karşı ben Star diyorum. Star -Sami dilinde İştar, Sümer dilinde İnanna denir, bizde de ‘ya Star’ derler ya- neolitik dönemden kalmadır. Tanrı anlamdadır. Mitolojide kadın ana tanrıçadır, yaratıcı kadındır. Star da odur, yükseltilmiştir, onu esas alıyorum. Afrodit güzelliği temsil eden kadındır. İnek kadın değil, Athena değil yani. Melek kadın, kirliliğe bulaşmamış temiz halk kadınıdır. Savunmamda bunları derin açtım. Bunları güzel güzel anlatırsın.
    (PJA 5. Olağan Kongresi için dokuz kişiden olan bir hazırlık komitesi oluşturulmuş. Kongrenin gündeminde PJA’nın yeniden yapılanması, PKK’nin yeniden inşası, sosyal yaşamın yeniden düzenlenmesi gibi konular var. Sizden PJA’nın Kongra Gel ve PKK’nin yeniden inşası ile olacak örgütsel ilişkisinin nasıl bir modele dayanacağına dair perspektif istiyorlar.)
    Tüm komitelerde yer alırlar. Kadının ayrı örgütü olur. Her ülkede legal anlamda da özgür kadın birlikleri olur. PJA ayrı, kadının kitle örgütü ayrıdır. Yine temsilcileri Hazırlık Komitesinde olur. Önerdiğim üç yüz kişi kendini sınırsız eğitirler. Akıllı ve cesur olanlar burada olabilir. Önerdiğim üç yüz kişi PJA olabilir. Diğerleri de yer alabilirler. Bunları uzun uzun anlatırsınız. Beş altı sayfalık bir yazı haline getirirsiniz. İlerde daha uzun cevap yazacağım. Son savunmalarımı da onlara rapor gibi sunuyorum. Özgürlük ekmek ve sudan daha değerlidir. Kadın özgürleşmesini Ortadoğu’da zeka, savunma, güzellik temelinde baharla birlikte bir güneş gibi yaratacağınıza inanıyorum. Bu heyecanla selam ve saygılarımı yolluyorum.
    (Kongreyi genel kongreden sonra yapmayı planlıyorlar.)
    Olabilir.
    Genel Kongre ne zaman olacak?
    (Hazırlıklar bitiyor. Belirttiğiniz tarihte başlayacak.)
    Daha bir, bir buçuk ayları var. Hazırlıklarına devam etsinler. Kongreye bazı öneriler yapacağım. Birincisi, Karşılıklı Ateşkes Belgesi. Karşılıklı ateşkes olmalı. İran’a, Türkiye’ye, Amerika’ya ve Suriye’ye bunu sunacaklar. Felluce’de bile yapıldı. Utanmıyor musun deyin. Mukteda Sadr kadar da mı olamıyorsunuz? Bizim şehirlerde de on Felluce yaratılır. İkinci önerim Yerel Yönetim Yönetmeliğidir. Sadece şehir merkezleri değil, köy ve mahalleleri de kapsayacak biçimde yerel yönetim yönetmeliğini de hazırlayacaklar. Üçüncüsü, Savaşta Uyulması Gereken Kurallar Yönetmeliği. Bunlar üzerinde daha sonra detayları ile duracağım. Bir buçuk ay sonra her şey olabilir. Saldırabilirler. Bu belgeleri Türkiye, İran, Suriye ve Amerika’ya götürsünler.
    Botan merkezi bir bölge haline gelecek. Oraya kalabalık girebilirler. Çatışmalar gelişirse eski savaş şeyleriyle olmaz.
    (Botan ve Çırav’da bir haftadan beri operasyonlar var.)
    Kayıp var mı?
    (İki taraftan da var. HPG’nin üç ya da altı kaybı olduğu söyleniyor.)
    Basına yansımadı.
    (Bilinçli yansıtmıyorlar.)
    İran’da da varlar, değil mi? Elli kilometre şeyini uyguluyorlardır.
    Kongrenin ismini de Koma Gel olarak öneriyorum. Kom, Aryen dili kökenlidir. Bunu tespit ettim. Bildiğiniz gibi Hint-Avrupa dili buradan çıkmış ve yayılmıştır. Proto Kürt bir kavramdır. Kürtlerin ilk örgüt modelidir. Kom oradan geliyor. İsmi Koma Gelê Kürdistan olur. Yedi tane komite demiştim. Zaman sınırlıdır. Taraflar için de yazı hazırladım. Şimdi çıkarmamız uygun olur mu? Çıksın mı, çıkmasın mı?
    (Çıksa iyi olur.)
    Ama çok ağır. Kaldırabilirler mi? Çok ağır bir yazı. Neyse, bunu daha sonra değerlendiririz.
    Savunma Komitesi bu arkadaşların güvenliklerini sağlar. Cemal arkadaşa gider tartışırsınız. Ona işlerin ciddi olduğunu söyleyeceksiniz. Başka yerde bu tür şeyler, iktidar şeyleri olsaydı, darbecilik kabul edilir ve öldürülürdünüz. Tartışmayı uzatmasınlar.
    DEHAP’a da önerilerimi yapacağım. Özgür Toplum Partisi ile birleştireceğiz. Bunu Leyla, Hatip ve Sabri’lere de danışın. Onları dinlesinler. Bu model üzerinde bir iki hafta içinde bazı şeyler geliştireceğim. Toplantı üzerine toplantı gelişir. Savunmalarımı onlara da verirsiniz. Üzerinde yoğunlaşsınlar. Diyarbakır’a da selam söylersiniz. Seçilenlere değil, seçilme yöntemlerine karşıyım.
    Dersim’den haber alıyor musun? Belediye Başkanı nasıl? Niteliği pek uygun değil gibi.
    (Kendisine ilgi var. Tek kadın İl Belediye Başkanı olduğu için diğer medya da ilgi gösteriyor.)
    Sanırım yetersizdir.
    (Bu arada bir görevli içeriye gelerek, geçen hafta alıp daktilo edip cezaevine götürdüğümüz savunmanın ilk bölümünü vererek, “Huzurunuzda teslim ediyorum” dedi.)
    AİHM’de ne bekliyorsunuz?
    (Hükümetin tecrit davası ile ana davayı birleştirme talebi var.)
    Komploya ilişkin ne çıkar?
    (Atina’da ortaya çıkan bulgular gözetilirse bir şey ortaya çıkabilir. Ama zor görünüyor.)
    Tabii onlara da dokunur. Beni dinleyecekler mi?
    (Bu konuda İngiliz avukatlar çok isteksiz davrandılar. Ama biz başvuru yaptık. Siz de başvuru yapsanız iyi olur. Ayrıca müdürle görüştük. Müdüre de böyle bir dilekçe yazacağınızı ilettik. Savcılık kanalıyla gönderecekler.)
    On yedinci daireye mi yazacağım?
    (Hayır, Büyük Daireye. Ama güvence talebinizi ve mahkeme üyelerinin gelip burada sizi dinlemelerini talep etseniz etkili olur.)
    Tamam. Ben yazıp veririm.
    Ne getirdiniz?
    (Bir pantolon ve tişört getirdik.)
    Kadife pantolon mu?
    (Keten getirdik. Yaz olduğu için.)
    Hayır. Eşofman gibi kullanacağım için kadife olsa daha iyi olur. Haftaya bir tane getirirsiniz. Havva ya da Fatma gelecek mi? Önümüzdeki haftalarda gelirler. Herkese selamlar.

    Not: Görüşme sonrası Savunmasının 254-395 arası sayfalarını teslim aldık.

    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=174



    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 28.04.2004: Görüsme Notu



    Görüşme Notları: 28.04.2004: Görüsme Notu





    (28 Temmuz 2004)

    GÖRÜŞME NOTLARI


    Hoş geldiniz. Havva mı geldi?

    (Evet.)

    Son yirmi gündür gelişmeleri alamıyorum. Radyom verilmedi. Gazetelerden ise yirmi gün öncesinin gazetesi verildi. Son yirmi gündür gelişmelerden hiç haberim yok. Radyoda da FM değil, TRT-1 kanalını istedim.

    (Müdürle görüştük, frekans ayarını yapmak için beklettiklerini söylediler.)

    Takip edersiniz. Savcılarla görüşürsünüz.

    Sizi dinleyeyim.

    (Soruşturma Komisyonunun raporu var.)

    Önem sırasına göre aktarıyorsunuz, değil mi?

    (Evet. Soruşturma Komisyonu merkezde beş kişi, buna bağlı olarak Türkiye’de beş ve Avrupa’da üç kişiden oluşan komisyonlar ile iki aylık çalışmalarını sonuçlandırdı. Komisyonun raporuna göre ilk olarak, önceden beri devam eden, ancak Kongra Gel süreciyle açığa çıkan şeyin bir iktidar mücadelesi olduğunu belirtiyorlar.)

    İç iktidar mücadelesi varmış.

    (Bu mücadelede sizin söylediğiniz iki eğilimin, sağ ve sol eğilimin olduğunu belirtiyorlar.)

    İki eğilim olduğu kesinleşti.

    (Bu iktidar mücadelesinin sizin Kongra Gel projenizi boşa çıkardığı belirtiliyor.)

    Bilinçli olarak, değil mi?

    (Bilgi notunda bunun bilinçli bir şekilde yapıldığı değil, objektif olarak böyle bir durumun ortaya çıktığı belirtiliyor.)

    Objektif olarak kabul ediliyor yani, bunun böyle olduğu açık tabii.

    (Ama Ferhat ile Botan’ın sizin çizginizi deforme etmeye çalıştıklarını belirtiyorlar. Bunların kongre sonrası kaçışları ile de bunun tamamen ortaya çıktığı belirtiliyor. )

    Tamamen bozulmaya çalışılmış.

    (Yine ruhani liderlik konusunda objektif olarak böyle bir pozisyona sokulduğunuz belirtiliyor.)

    Avrupa üzeri, değil mi? Nasıl böyle yapılıyor? Ruhani lideri kim söylüyor? Bu bilinçlidir, çok önemlidir.

    (Ferhat’ın, Kongra Gel’in kuruluş kongresi öncesinde sizin onursal başkan olarak tanınmanız için bir karar tasarısı hazırladığı, fakat bunun tartışmalardan sonra reddedildiği belirtiliyor.)

    Beni onursal başkan yapacaklardı.

    (Yine hareket içerisinde Urfalılığa yönelik bir durumun olmadığı, ancak Ferhat’ın bazı Urfalıları etkilemeye çalıştığı belirtiliyor.)

    Tamam, Ferhat’ın bunu yaptığı açık.

    (Yine büroya yönelik olarak da bir önemsemezliğin var olduğu, Avrupa örgütü tarafından büroya yönelik tepkili bir yaklaşımın ortaya çıktığı belirtiliyor. Aileye yönelik olarak da bir kesim tarafından ailenin tecrit edildiği belirtiliyor. Bir de...)

    Avrupa tarafından mı?

    (Bunun daha çok seçim döneminde ortaya çıktığı belirtiliyor.)

    Aile tecrit edilmiş. DEHAP süreci içinde yapılmış. Soruşturmalarda sorumlu olarak adı geçen kimse yok mu?

    (Ayrıntılı rapor sonra iletilecekmiş.)

    Bana daha önce söylediklerinizi soruşturma komisyonuna söylediniz mi?

    (Hayır.)

    Bildirmeniz gerekirdi. Size yansıyan her şeyi soruşturma ve hazırlık komisyonuna hemen iletmeniz gerekirdi. Derhal bildirin. DEHAP sürecinde tamamen dışlama var. DEHAP çizgi değişikliği yaptı. SHP ile ittifakta siz de rol sahibisiniz.

    (2002 genel seçimlerinde de benzer şey dayatıldı. O dönem kabul edilmedi. Yerel seçimlerde bir rolümüz yoktu.)

    SHP için ortada bir durum var. SHP’nin kontra şeyi olduğu söylendi. Fikri istifa etti, bunu söyledi. DEHAP’ın seçime girmemesini kim istedi?

    (O dönem Abbas arkadaş ilgileniyordu.)

    Ben DEHAP seçime girmesin diye bir şey söylemedim. SHP ile ittifaktan benim haberim yoktu. Eğer Abbas’ın rolü varsa netleştirmeli ve sonuçlarına katlanmalı. Başka aktaracaklarınız?

    (Son olarak soruşturma komisyonu soruşturmada olanların tekrar görevlendirebileceğini belirtiyor. Yine ilerde isim olarak da önerilerde bulunacaklarını belirtiyorlar. Bu notta Rıza arkadaşın merkeze, aşağıya alınmasını öneriyorlar.)

    Ne önerisi? Ben bunu çoktan söylemiştim zaten. Rıza’nın bunu idrak etmesi gerekiyor. Dört beş yıldır Avrupa’dadır. Süre olarak da yeterlidir.

    Bazıları benimle tartışarak, bazıları sağ bazıları da sol oynayarak çok tehlikeli hareket ediyorlar. Bazıları destek versin diye haber gönderiyor; bazıları “İşte otuz yıllık arkadaşıyım, beni bilmesi gerekir” diyor. Başkan güveniyor veya güvenmiyor sorunu değil, benim kişilerle ilgili sorunum yok. Benim bir çizgim var, tarihi görüşlerim var. Ben bir çizgi adamıyım. Özel destek ve karşıtlık olarak dayatmalarda bulunmaları doğru değil. Sanki ben ahbap çavuşlarıyım. Benimle bu temelde, çizgi temelinde yürümek isteyenler yürür. Bunların netleşmesi gerekiyor. Ben de kendimi böyle savunuyorum.

    Başka ne var?

    (PJA’nın aktarımı var. PJA Kongresinin 17 Haziran Sema Yüce’nin şahadet yıldönümünde başlayarak 2 Temmuzda sona erdiği belirtiliyor. Kongreye 240 delegenin katıldığı, 60 da dinleyicinin olduğu belirtiliyor. Savunmanız referans alınarak PJA ismini PAJK olarak değiştirdi. Parti Meclisi yerine bir koordinasyon ile bir yıllık geçiş sürecini götüreceklerini, yeni örgüt modeli olarak da üçlü bir yapıyı benimsediklerini belirtiyorlar. Birincisi ideolojik olarak PAJK Merkezi, ikincisi siyasal çalışmalar için Kongra Gel içindeki örgütlenmeler ve her parça için özgür kadın birlikleri, üçüncüsü de askeri güçlerdeki YJA-STAR olacak.)

    Merkezi koordine mi olacak?

    (Tüm bu yapılar direkt PAJK’a örgütsel temelde değil, ideolojik olarak bağlı olacaklar. PAJK onları örgütsel temelde değil, ideolojik temelde denetleyecek ve yönetecek.)

    Model olarak uygundur. HPG’de olanlar onun işleyişine tabiler, zaten HPG’nin merkezinde de kadınlar var. Kadın özgürlüğü boyutunda da PAJK ile birlikteler. Kendi ideolojik yansımalarını yaparlar. Bu tip şeylerde şaşırmamaları gerekir, kendileri yaratıcılıklarını geliştirmeleri gerekir. Bu konuda hayatın öğrettikleri var. Benim fiilen örgüt yönetmem mümkün değil. Onların yaratıcılıklarını kullanmaları gerekiyor. Değil mi ki bu kadar kadın emeği, onuru var. Kadının başının bağlandığı dönemde biz özgürlük imkanı yaratmaya çalışıyoruz. Ama niye bu süreçte güç getiremediler?

    (İkinci kongrede dağınık kalmışlar ve yeterince etkili olamamışlar.)

    Neden böyle oluyor?

    (Biraz geriye gitmek gerekiyor. Bazı şeyleri anlatmak gerekli. Size hiç aktarılmayan bir olay var. Gulan arkadaşın şahadetinden bahsetmek gerekiyor.)

    Gulan kim?

    (Aslen Bitlisli. 93’te sizin yanınızda kalmış. Amed ve Garzan’da çalışmış. Tanıyabileceğiniz belirtiliyor.)

    Tam çıkaramadım. Ne olmuş ona?

    (Temmuz 2002’de PJA 4. Kongresinin yapıldığı sırada rahatsızlığı nedeni ile dışarıda yalnız olduğu bir sırada boğularak öldürülmüş. Bu olay kadın üzerinde ürkeklik ve tedirginlik yarattı. Hem de bu, kadın üzerinde siyaseten bir baskı aracı olarak kullanılmaya başlanmış.)

    Nasıl yani?

    (Bu olay PJA’ya mal edildi. Kongra Gel Birinci Kongresinde PJA’yı etkisizleştirmek amacıyla kullanıldı. Ağırlıklı olarak Ferhatlar tarafından kullanıldı. Bazı kadın arkadaşlar bu olaydan sorumlu tutularak ilk kongreye alınmak istenmediler.)

    Bu olay yaratılmış diyorsunuz. İsmini çok andığım birisi vardı: Saime Aşkın. O da öldürülmüştü. Bunların suçu açığa çıkmış mı? Bunlar kadınları düşürmeye yönelik şeylerdir. Onları güçsüz bırakma, elde tutmanın manevralarıdır. Ben onlara çok eğitici yaklaştım. Özgürlük denilen olayı anlamaları gerekir. Kadın özgürlüğünü iyi anlamak gerekir. NATO bile Ortadoğu’da kadın özgürlüğünü gündemine almış. Basit cinsellik olarak ele almıyorum. Hasta erkek, hasta kadın; belki yüzde bir bile özgürlüğe yaklaşmamışlar. Yüzde doksan dokuzunun hasta kadın ve erkek olduklarını biliyorum. Ama özgürlükte ısrar edeceğiz.

    Ben üç büyük dinin kadına yönelik dogmatizmine karşı savaş açtım, yıkmaya çalıştım. Sümer mitolojisinden günümüze kadar kadın üzerinde yaratılan örtüyü kaldırdık. Bana göre bunlar olumluydu. Özgür kadının onurlu olduğuna inanıyorum. Yoksa dünya güzeli de olsa, padişah kızı da olsa haramdır. Böyle kadına tenezzül edilmez. Özgürlüğe hamle yapanlar var, ama önü kapatılıyor. Ferhat alçağı da bu evliliği dayatıyor. Onun yaptığı siyasi bir olaydır. Bu adam ‘80lerde de Fatma olayında onun tarafını tuttu. Güya beni boşa çıkartıyor. Kesire ile böyle bir ilişkisi vardı. Kendisine göre bir abi fobisi mi desem, kardeş kıskançlığımı desem, bu çok ilginç bir psikolojik bir durumdur. Ama siyasi nedenleri de var. Talabani’nin kucağına atlaması beni boşa çıkarma girişimidir.

    Çağdaş yaşamdan bahsediyorlar. Bu tahrik edici bir kavram; bana karşı geliştirilen bir kavram. Bunun sosyal yaşamla bir alakası yok. Namus cinayetlerinin tersyüz edilmiş bir biçimidir. Bu haydutluk gibi bir şey. Feodal burjuva anlamda da olsa etik değeri yok. Ya davulcuya, ya zurnacıya kaçma misalidir. Biz özgürlükte ısrarlıyız. Kendine güvenen kadın yürümeye devam eder. Piyasadaki kültürü aşan bir olay. Ortadoğu toplumu beş bin yıldan sonra kadın şeyini ön plana alacak. Emperyalizmin de böyle bir yaklaşımı var. Kadın özgürlüğüne burjuva anlayış dayatılıyor. Bu Hollywood kültürü ile dayatılıyor. Bizim de kendimize göre özgürlük anlayışımız var.

    PAJK Koordinesinde kimler var?

    (Elif Pazarcık, Sevra.)

    Malatyalı mı?

    (Evet. Bahar Pazarcık, Feride, Ronahi Serhat, Kavenda Silopi, Sülbüs Bingöl, Zılar Amed, Zaho Dirbesi, Emek Erzincan. Tekoşin Mardin, Derya Koçgiri.)

    İnşa komitesindekiler girmedi, değil mi?

    (Hayır, onlar girmedi. Yine tüm bu sorunlu dönemi değerlendirdiklerini, tartışmalarının olumlu sonuçlandığını belirtiyorlar.)

    Şunu söylüyorum: Suçu ne olursa olsun saflarımızda öldürmeye karşıyım. Fakat çok sıkı bir eğitim gerekiyor. Birbirini kaçırma şeyi ihanettir. Kimin kimi kaçırdığı fark etmez.

    Savunmam çıktı, değil mi?

    (Evet, önce 75.000, sonra da 25.000 daha basıldı.)

    Sanırım 50.000 daha gider. Toplatma kararı çıktı mı?

    (Hayır.)

    Ciddi bir yönelim yok. Çok ilginç. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?

    (Türkiye’de meşrulaşmanız gelişiyor.)

    Bundan sonra toplatma kararı olmaz herhalde.

    (Kitap basıldığı sırada savcılık incelemiş, ama toplatma kararı çıkmadı.)

    Derinliğine okunsun. İlk defa güvenlik böyle güçlü konuluyor. Benim savunmam ciddi okunursa Türkiye’nin güvenliği için de örnektir. Silaha değil, halkların gerçek özgür birliğine, kardeşliğine dayalı güvenlik. Bu Osmanların geliştirdiği şeyin sonucunda bazı şeyler daha iyi mi anlaşıldı? Bilinçli bir şey derinlikli bakmak gerekiyor.

    Başka ne var?

    (Bölgede birçok panel yaptık. Halkın yoğun selamları var.)

    Paneller demokratik toplum partisi ile mi ilgili?

    (Hayır, daha çok özgür yurttaş hareketi ile ilgili.)

    Şimdi toplumcu demokratik harekete geleceğim. HEP, DEP ve HADEP’ten gelenlerin ve DEHAP’lıların demokratlıkla ilişkileri varsa, politik iddiaları varsa, bu çalışmaya katılırlar, katkı sunarlar. Eğer bunları yapmayacaksa gençlere çağrı yapacağım, onlara bu görevi vereceğim. Savunmamda ideolojik zemin güçlü verildi. Buna paradigma dedik; köklü düşünce sistemidir. Düşünce gücü olmayanların eylem gücü olmaz. Bu savunma hem Türk milliyetçiliğini hem de Kürt milliyetçiliğini engelleyecek. Sanırım Türk aydınları da okuyor. Tartışma var mı? Anlayabiliyorlar mı? Bu CHP’yi de etkileyecek. Bütün gençlik okuduğunda yeni bir düşünce gücü ortaya çıkacak.

    (Ezilen ulus milliyetçiliğini güncel politik alana uyarlama sorunumuz var. Alanda demokratik mücadelenin boşluğu da bunu besliyor.)

    Savunmamla ulusal mesele gerçekçi bir boyuta taşınıyor. Bu savunmanın halkları karşılıklı kamplaşmadan kurtaracağına inanıyorum. Karşılıklı milliyetçilik aşılacak. Bilimselliği öne çıkardık. Dine dayalı dogmaların aşılmasını sağlıyoruz.

    (Gençlik çalışmaları TECAK şahsında merkezileşmiş. Dört parçada, Avrupa, Kafkasya ve eğitim birimleri var. Geleneksel gençlik çalışmaları dışında gençliği bir kimlik olarak örgütlemeye çalışıyorlar. Çalışmalarıyla sizin gündeminize girmeyi amaçlıyorlar. Başından beri Özgür Yurttaş Hareketiyle ilgililer.)

    Kongre inisiyatifinde olmalılar. Kongre inisiyatifinden ayrı olmamaları gerekiyor; onu fazla anlamlı bulmam. Birbirlerinden ayrılmak fazla şey gelmiyor.

    (Gençlik çalışmalarını Kongre adına yürütüyorlar zaten. Özgür Yurttaş Hareketi sizin özgürlüğünüzü merkez alan bir çalışma yürüttü.)

    Mülkiyetleştirme olmamalı, bütün Kongre birimleri benim özgürlük alanımdır.

    (Bu çalışma size karşı yapılan saldırılara bir refleks olarak gelişti. Ayrıca sizin de gençliğe çağrınız vardı.)

    Sembol etmesinler demiyorum. Her şeyi şahsımda ne boğmak ne bağlamak gerekir. Fetişleştirmemek gerekir. Herkesin özgürlüğü neyse benimki de öyledir. Ben özgür olduğum oranda halkım özgürdür. Hem de bu, Türkiye’nin özgürlüğüdür. Ortadoğu’nun özgürlüğüyle de ilgilidir. Bu diyalektik bağ kurulmuş durumda. Aşırı bireyselleştirme olmamalı, dengeli götürülmeli. Benim burada tutukluluğum halkın tutukluluğudur. Gençliğin böyle anlaması gerekiyor. Bir an önce barışa, halkların birlikteliğine kavuşmak gerekir. Benim özgürlük meselem şahsımla ilgili değildir. Aksi halde ABD, Avrupa kullanır, çatışma gelişir, Kürtlerin ve Türkiye’nin aleyhine olur. Benim sağlığım halkın sağlığıyla ilgili olduğu için tartışıyorum. Komplo var derken, bunu söylüyorum. Öyle bir şey kurulmuş ki, benim ölmem gerekiyordu. Ölmemle birlikte, Türk-Kürt savaşı gelişir. Ben bunu hemen uçakta anladım ve ölmemem gerekir dedim. Ya çıkmazı derinleştirme, ya da Barzani ve Talabani’ye gitme. ABD beni buraya tıkıyor, Osman’ı da öne çıkarıyor, beyliğe hazırlıyor.

    (Bugünkü Vatan gazetesinde ABDli bir yetkilinin açıklaması veriliyor. Orada Kongra Gel’i bölmenin, ABD’nin stratejisinin bir parçası olduğu ifade ediliyor.)

    Nasıl yani?

    (Herhalde Osman’ların gidişi kastediliyor.)

    ABD ve Talabani onu orada kullanacaklar, yetiştirip besleyecekler.

    (Aynı haberde Kongra Gel’in bölünmesinin başarıldığını ifade ediyor. Akabinde ise aktif bir saldırının gelişeceğini yazıyor.)

    DİRENİŞİ GELİŞTİRELİM! Bu görüşmenin başlığı bu olur. 15 Ağustos’un 20. yılında direnişi geliştirelim, demokrasiyi kuralım diyorum. Türkiye yanlış anlamasın, bu savaş çağrısı değildir. Türkiye’nin üzerine de ABD ve Talabani ile gelecekler. AKP ve Kürt feodalitesi de bu işin içinde var.

    (Kürdistan’da İslamcı, Kürtçü, Amerikancı bir eğilim gelişiyor.)

    Doğru. Buna rantçı, tarikatçı, ilkel milliyetçi ittifak diyorum. Bu çok büyük bir tehlikedir. Apo Kemalist olmuş diyebilirler. Mustafa Kemal bir devrimciydi. 19. yüzyıl bilimine dayanıyordu. Ben ise 21. yüzyıl bilimine dayanıyorum. Ben ağırlıklı Kürt hareketini geliştirdim, Mustafa Kemal de Türk ulusalcılığına dayandı. Mustafa Kemal Kürtlerle ittifak yaptı, ben de Türklerin demokrat kanadıyla ittifak yapıyorum. Ben Kemalizm’in güncelliğinin demokratizm olduğunu söylüyorum. Cumhuriyetçilik demokratçılığa karşı değildir. Kürt ilkel milliyetçiliği çok tehlikeli bir akım olarak ortaya çıkacak. Kürt ilkel milliyetçiliğinin önünü ben tuttum. Osman’ı neden o kadar öne çıkarıyorlar? ABD beni niye bölmek, bitirmek istiyor? Ortadoğu’yu yeniden yapılandırma planları var. Kürtleri koçbaşı görüyorlar. Beni de buna engel olarak görüyorlar.

    Bunun Türkiye’deki ayakları kimlerdir? Tarikatçı, rantçı ve ilkel milliyetçi kesimleri kastediyorum. Bunlar bu işin Türkiye’deki ayaklarıdırlar. Bizim cumhuriyete karşı olmamız mümkün olamaz. Laiklik, demokrasi açısından cumhuriyete karşı olmamız mümkün değil. Demokrasi, insan hakları, özgürlüklerin müttefikiyiz, dostuyuz, cumhuriyetin birliğiyiz. Cumhuriyetin kazanımlarına karşı değiliz, onunla dayanışma halindeyiz. 1920’lerdeki ittifak ruhu, 2000’lerde demokratik birliğe, dil ve kültürü tanımaya gitmeli. Devletin gerici İslami mevcut tarzı, büründürülen tarzı tehlikeli. Türkçülüğü 50 yıl kullandılar, demokrasiyi mahvettiler. Şimdi de Kürt milliyetçiliğini 50 yıl kullanacaklar. Ben buna karşı direniş diyorum.

    Ben yerel, bağımsızlıkçı ve özgürlükçüyüm. Mustafa Kemal de yerel ve bağımsızlıkçıydı. Anadolucu, sonuna kadar Kürdistan’ın özgürlüğünden yanayım, halkların demokratik ittifakından yanayım. Bu ittifak Ortadoğu’ya yönelik gericiliği boşa çıkarır. Tarihi önemi var. Bu ittifak Ortadoğu’da emperyalizme karşı bir ittifaktır. Türk aydınlarını, Kürt demokratlarını, insan hakları savunucularını bu ittifak için çağırıyorum. Ordunun bir kesimine de sesleniyorum: Bu temelde bizim üzerimize gelmeyin. Biz halkların gerçek birleştiricisiyiz. Talabani buraya kadar geldi, “Savaş kararını İmralı verdi” dedi. ABD Kürt milliyetçiliğini 50-100 yıl kullanmak istiyor. AKP’nin içinde de adamları var, Van’da ve Diyarbakır’da da adamları var. Kürt milliyetçiliğinin elli yılı belirleniyor.

    Milliyetçilik orayla sınırlı kalır mı? Bunların savaş çıkarmayacakları, Şeyh Sait gibi yapmayacakları ne malum? Barzani ve Talabani kırk yıl sessiz kaldılar, sonra da Irak’ı bu hale getirdiler. Arkalarında uluslararası lobiler var. 19. yüzyıldan bu yana Amerika’ya yerleşen çok güçlü lobiler var. Bu lobilerle Kürt milliyetçiliği birleşecek. Türkiye’nin önüne derinleştirilmiş Sevr’i koyacaklar. Belki bugün olmaz, ama iki yıl sonra beş yıl sonra olur. Kürt halkının önüne bağımsızlık ve halkların kardeşliği ve birliğini koyuyoruz. Savunmam bunun en çarpıcı örneğidir. Halklarımızı birbirine karşı kışkırtmamak gerekiyor.

    Kürtlerin hızla demokratikleşmesi gerekiyor. Demokrasimizi kurmamız gerekir. Özgür yurttaşlar cumhuriyetin bilinçli sahipleridir. Kürtlerin tutarlı bir cumhuriyet yurttaşı olmasına engel olunmamalı. Engel olmayın, destek verin. Engel olunması savaş anlamına gelir. Gençlik bilinçli yurttaşlığa kavuşmak istiyor. Buna destek olun. Ağalığa, feodalizme, ranta dayalı devlete karşı biz özgürlüğe dayalı saygın bir cumhuriyet istiyoruz. Feodal gerici devlete, Türk olsun Kürt olsun direneceğiz. Cumhuriyetin Türk’ü , Kürd’ü olmaz; cumhuriyet halklarındır.

    Apo demokrasi istiyor, birlik istiyor, ama nasıl? İbadet eder gibi tartışırsınız. Sürekli tartışırsınız. Köylerde mahallelerde her yerde tartışırsınız, kelime kelime doğru tartışırsınız. Gençlik de sürekli tartışmalı. Böyle bir demokrasi çalışması yapacağız. Namus ve onur budur. Ben bunu savunmamda ortaya koydum. Savcılara da gerek yok. Ağaya, beye, rantçılara karşı biz bilinçli bir cumhuriyet yurttaşı olmak istiyoruz. İnsan hakları ve demokrasi üzerine titiz olarak duruyoruz. Kendi dilimizi ve kültürümüzü istiyoruz. 15 Ağustos vesilesi ile bunları söylüyorum. Fuat arkadaş bunu düzenlesin, gerekirse beş on sayfa haline getirsin, savunmamdan da yararlansın. Ciddi bir saptırmayla karşı karşıyayız.

    ABD ve Talabani Türkiye’yi sevmez, ben onları tanıyorum. Ama ben öyle değilim. Ben milliyetçiliği önemli oranda aştım. Kemal, Haki örneği var. Abbas da beni bilir. Haki kadar emekçi ve fedakar, Kemal kadar direnişçi yok. Bu değerler temiz korunmalı. Halkları karşı karşıya getiremeyiz. Bunu yapan kardeşim de olsa kardeşime karşıyım. Aileci olmadığım buradan da anlaşılır. Biz feodal bir devleti ne yapacağız? Devletin bu tip gerici şeylerine karşıyım. Türkiye ondan daha iyi. Kendi demokrasimizi geliştirelim.

    (Devletimiz olsun da nasıl olursa olsun eğilimi yaygın. Bu eğilim içimizde de var.)

    Hayır, devletimiz değil, demokrasimiz olsun diyeceğiz. Ben bu hareketin sorumlusuyum. Amacım nettir. 15 Ağustos çağrım şudur: Bir devletimiz olsun da nasıl olursa olsun anlayışımız yoktur. Böyle bir amacımız yok. Bizim bir demokrasimiz olmalıdır diyorum. Halkımız kendi tarihini, kültürünü, siyasi otoritesini kurar. Halk olmasından kaynaklı hakkını ve hukukunu dayatır, her yerde örgüt kurar. İnsan hakları, demokrasi ve sivil toplum örgütlerini geliştirir. Her yerde demokrasi örgütlerimizin olması gerekir. Ben laikçiyim, ama İslam’a küfür etmiyorum. İslam siyasete karıştırılmamalıdır. Ne din ne milliyetçilik temelinde siyaset olmaz, tehlikelidir. Cumhuriyetin gerçek milliyetçiliği, kültür yurtseverliğidir. Hakkari’yi de severim, Trakya’yı da severim. Kürdistan’ı da, Türkiye’yi de severim. Laz’ı da, Çerkez’i de severim. Benim yurtseverlik anlayışımı böyle koyacaksınız.

    Kürtlerin anlamaması diye bir şey yok. Anlatmak gerekiyor. Kürt gericiliği ve onlarla işbirliği yapan rantçı kesimler HPG’nin üzerine gelirlerse onlar da kendilerini savunurlar. Gerici devlet halklar için baskı ve zorbalıktır. Ortadoğu’da demokratik devlet yok. Devletin demokratikleşmesi iyidir. Gelecek haftalarda gelirseniz bunu daha da derinleştiririm. Gericilik temelinde üzerimize gelinirse kendimizi savunuruz. Ağaya, rantçıya, tefeciye, emperyalizme çiğnetmemek gerekir. Fuat bunları iki hafta içinde düzenlesin; diline, isim şeylerine dikkat etsin, özünü koysun.

    Cezaevinden son çıkanların pozisyonu nasıl? Toplumcu demokratik harekete katkı sunmaları gerekiyor. Kavramaları gerekir. Savunmalarımdan yararlanmaları gerekir. HEP’ten, DEP’e ve HADEP’e kadar, Ahmet Türk’ten Tuncer’e kadar toplumcu demokratik hareket içinde yer almalılar. Siz de bu harekete katkı sunarsınız. Yoksa tarihi vebal altında kalırsınız. Paneller seminerler devam etmeli. Edirne’den Hakkari’ye kadar çalışma yürütmeliler. Az önce söylediğim öze sahip olurlar. Şimdi hareket olarak gelişir, önümüzdeki aylarda da partileşirler. Kuruculara her kesimden katılım olur. Mesajlarımı doğru aktarmalısınız. Solun AKP’sini yaratalım diyorlar. CHP’de de bu yönde tartışmalar var. İlerde daha geniş tartışırız.

    Kadınlarda en çok iddialı olanlar kimlerdir? Kimlere rol verebiliriz? Bir öneriniz var mı?

    (Hayır. Bir önerimiz yok.)

    Kadın çalışmasına Avrupa’da kim bakıyor?

    (Evindar.)

    Sakine’lerin durumu nasıl? Bağlılar mı?

    (Evet, bağlılar. Son durumlar karşısında tavırları olumluydu.)

    İkisi de özgürlük şeyini gerçekleştirebilirler. Özgürlüğe karar verecek düzeydeler.

    Kadınlara söylüyorum: Tehlike büyük, niye görmüyorsunuz? Kadına yönelik bu şeyleri neden göremediniz? Yüzeyden derini göremiyorsunuz. Mesele sadece bir kocanın olup olmaması değil, mesele özgürlük sahibi ve onurlu olmaktır. Gerisi önemli değil. Şahsi şeyleri mesele yapmasınlar. Geneli kurtarmak gerekir. Bunu kadın koordinasyonuna bir mektup halinde gönderirsiniz. Fuat gile de ayrı bir mektup biçiminde gönderirsiniz.

    İnşa Komitesi Kasım ayında 100 kişiyle kongrelerini düşünebilirler. İlla olsun demiyorum, tartışabilirler. Tartışmalar güçlensin, program ve tüzük tartışmaları gelişsin. Talabani saldırabilir. HPG gerekli önlemleri alsın. Kani, Hasan Atmaca ve diğerlerine de görev verilebilir. Cuma özellikle görev alsın. Bradost mıntıkasını da özgürlük alanına çevirir. İran, Irak, Türkiye içine ne kadar uygun görüyorlarsa girerler. Hiçbir devlete savaş açmıyoruz. Nitel ve nicel büyümelerini sürdürsünler.

    (Erdoğan bugün İran’da. İran’ın Kongreyi terör listesine alacağı söyleniyor.)

    İran gelirse İran’a, Türkiye gelirse Türkiye’ye karşı direneceğiz.

    (İran ile gerilim azaltılmaya çalışılıyor.)

    Türkiye’de de tansiyonu düşürsünler. Bitlis gibi yerlerde demokratikleştirmeyi gerçekleştirsinler. Gericiliği, şeyhliği etkisizleştirsinler. Tasfiye etmek gerekir.

    Ne getirdiniz?

    (Kitap, gazete ve çorap getirdik.)

    Çoraba ihtiyacım yok. Haftaya Tarık Ali’nin Selahaddin Romanı, bir de Soner Yalçın’ın Efendi kitabını getirirsiniz. Haftaya daha derli toplu gelirsiniz. Bana karşı olan şeyleri tartışırız. Bundan sonra savunmamızı böyle yapacağız. Avukatlık da böyle yapılır. İyi günler. Herkese selamlar.







    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1160



    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 09.06.2004: Görüsme Notu


    Görüşme Notları: 09.06.2004: Görüsme Notu




    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 21.07.2004: Görüsme Notu



    GÖRÜŞME NOTLARI

    21.07.2004 Tarihli

    (Elinde Murray Boockhin’in “Toplumsal Ekolojinin Felsefesi” isimli kitabıyla gelerek) Hoş geldiniz. Başka gelen var mı?

    (Mehmet geldi.)

    Oldu.

    (Sağlığınız nasıl?)

    Sağlığım her zamanki gibi. Değişen bir şey yok.

    (Basında beş kişilik doktor heyetinin check–up yapmak için buraya geldiğine dair haberler vardı. Bu yönlü bir gelişme oldu mu?)

    Evet oldu. Geldiler, check-up yaptılar, solunum yollarındaki iltihapları araştırdılar. Sanırım mukozaların salgıladığı şey boğaza akıyor, midedeki asitler sınırlı devam ediyor. Sinüs mukozalarında akıntı var ama iç organlardan değil, solunum yollarındaki sıvının akmasıdır deniliyor, mide ve akciğerden kaynaklanmıyormuş. Şimdilik öyle deniliyor, bilemiyorum sonuçlarını henüz almış değilim. İki yıldır boğazıma akan sıvı yakıcı ve rahatsız edici şekilde devam ediyor. Doktorlar “akıntı zaten tuzlu olur, normaldir” dediler. “Ortamın rutubetli etkisinden olabilir” dediler. Kanımdan beş tüp aldılar. Siz de Hıfzısıhha Hastanesinden takip edebilirsiniz, bir şey var mı yok mu öğrenebilirsiniz. Daha önce boğazdaki akıntıyla ilgili özel doktorlarla görüşün demiştim,

    (Doktorlarla görüşmüştük, alerjik rinite bağlı bir şey olabilir demişlerdi, ayrıca adanın nemli olmasının da etkisi olabileceğini söylemişlerdi.)

    Buranın sağlıklı yaşama olanakları sınırlıdır, teneffüs imkanları sınırlıdır ama dayanıyorum, endişe verici olarak görmeye gerek yok, paniğe şu anda gerek yok, beni fazla meşgul etmiyor. Sağlık açısından benim için öncelikli olan fiziksel değil, psikolojik yöndür. Bunu esas alıyorum. Siyasal, ideolojik ve anlayış gücünü esas alıyorum. Yaşamımı böyle devam ettiriyorum. Anlayış gücümü, ideolojik, siyasal gücümü koruyorum. Anlam gücümün gelişkin olmasını buraya gelen doktorlar da onaylıyorlar, “iyi görünüyorsun, iyi götürüyorsun” diyorlar. Psikologlar sık sık geliyor, kendi kendimi götürmemi başarılı buluyorlar. Fiziğim de sağlıklı, kötü bir alışkanlığım yok, sigara gibi şeyler de içmiyorum.
    Cezaevinden çıkanlar ve içerdekiler, cezaevi pratiğimden büyük ders çıkarabilirler. Birkaç yıldır çıkanlar var, neden ders çıkaramıyorlar bilemiyorum. Bunca senedir içerde kaldılar bir şey öğrenememişler mi? Karasu, Rıza, Sabri, Muzaffer neden fazla gelişmedi? Kemal Pir örneğini yine vereceğim. Bu arkadaşlar Kemal Pir’den aslında hiç öğrenmemişler. Kemal Pir tavrı üzerinde yeniden durulmalı ve derinliğine anlaşılmalı. Kemal Pir’in duruşu çok anlamlıydı. Kemal Pir, Ferhatların eyleminden sonra “bu eyleme aslında bizim öncülük yapmamız gerekirdi” diyordu. Ferhatların eylemi aslında Kemal Pir’indi. Öncüsü, yaratıcısı Kemal’di. Tabii Mazlumların Newroz’daki şahadeti de var, Kemal örnek bir tavır sergiledi,
    Kemal’in ölüm orucu eylemi, eylem tarzı olarak yeterlidir, ama ondan büyük sonuçlar çıkarılmalı. Tabii ölüm orucu, intiharvari eylem tarzlarına gerek yok ama sonraki arkadaşlar devrimci yaşamı ve ilişkiyi sürdüremediler, bazı ilişkiler sağlıksız gelişti. Kemal’in çizgisi ve mirası iyi değerlendirilemedi, sapmalar var, doğru sorumlulukla devam ettirilmedi, hayatı doğru anlaşılamadı. Karasu ve Rızagiller pek bir şey yapmadı, kendilerini doğru sorgulamalılar. Bundan büyük sonuçlar çıkarılabilirdi, bunu sürdüremediler, Aysel’dir Çürükkaya’lardır, Şener’dir, kısmen de Sakine, büyük yozlaşma ilişkisi içinde oldular. Rıza ve Karasu, Kemal’in anısını doğru sorumlulukla, doğru değerlerle siyasi ve ideolojik olarak sürdürmeleri gerekir. Karasu, Şener’le Kemal’in ortasında kalmıştı, Karasu’nun duruşu Kemal’in çizgisine tam oturmuş değil, bu çerçevede yeni bir özeleştiri verebilir. Selim Çürükkaya gibiler tam ihaneti yaşıyorlar. Cezaevinde bulunanlar Kemal’in çizgisine kısmen uyuyorlar ama çok fazla bilinçli değil. Kemal’in vasiyetleri çok önemli, bunu cezaevindekiler iyi değerlendirmeli. “Can Yüce için dikkat edilmeli” demişti. “Kesire için öldürmeyelim” diyordu.
    Kemal bana bir mürit gibi değil, ama yüksek saygıyla, anlayışla bağlıydı. İdeolojik çizgime, örgütsel yürüyüş tarzıma çok güveniyordu, büyük saygı duyuyordu. Yüksek seviyeli, kısa, öz yargıları vardı. Güçlü bir iradeydi. İçeridekiler ve dışarıya çıkanların bu çizgiyi sürdürmesi, Kemal Pir mirasına sahip çıkmaları biricik doğru yoldur. Bazı tavırlar var ortada duruyor, Rıza ve Karasu netleşmek zorunda. Büyük direniş ve şahadetler var, layık olmak gerekir. Dışarıda da binlerce şehidimiz var, bu direnişleri ve şahadetleri yerde bırakamayız. Doğru anlayıp yaşatmak şart. Şimdi iki çizgi deniyor, İki çizginin ruhumuzla siyasal duruşumuzla alakası yok. Bunlar PKK şahadetlerinden hiç anlam çıkaramamışlar. Bunların anılarını bu kadar ucuz ele almaları, anıları üzerine bu kadar sorumsuz durmaları akıl almaz bir şey. Böyle bir ihanete hiçbir şekilde anlam verilemez, düşüncesi bile düşünülemez.
    Son beş yılda iki taraf kesinlikle bir miras şeyine girmişler, benim burada olmamı da fırsat bilerek son derece tehlikeli, basit iktidar çatışmasına giriyorlar. Objektif olarak böyle. PKK’yi tasfiye edecekler. Barzani ve Talabani’ye gidiyorlar, sınıf şeyleri var. Hareketi bunların kuyruğuna götürüyorlar, bu kabul edilemez. Çizgiyi buraya götürmüşler, çizgi üzerinde böyle tahribat var. İki grup, feodal burjuvalaşamamış gruplar var, Nizamettin ile Osman’nın ucuz yaklaşımını hala anlayamıyorum. Yanına bazı kadınları da alarak kaçtılar. Benim de ilgilerim vardı, ama ben onlar gibi ihanet şeyini asla düşünmedim, kadını özgürleştirmek istedim, eğittim. Onların kadına bu ucuz yaklaşımını hala anlayamıyorum. Bir grup Avrupa’ya, birisi ABD–YNK’ye sığındı, objektif olarak böyledir. Abbas KDP’ye, Osman YNK’ye satmak istemişti eskiden de. Talabani Kürt üst sınıfıdır, bunlar çok tehlikeli, sadece kendi çıkarını esas alırlar. Bunlara karşı binlerce bağlı gencimiz vardı, binlerce şahadet yaşandı.
    Tuhafıma giden, bunlara karşı benim çizgime niye kimsenin sahip çıkmadığıdır. Tabii Rızagil bu konuda daha kurnaz, Ferhat toy, saf biri, Abbas daha dengeci. İki tarafın da kötü niyetli olduğunu sanmıyorum. Ama sonuçları miras üzerinde iktidar mücadelesi biçiminde oldu. İki tarafın da Kemal Pir tarzını yürütemedikleri ortaya çıkıyor, Kemal’in çizgisi terk edildi. Kötü bir miras kavgasına girdiler. Kaldı ki, bu miras benim de değildir. Gençliğin, şehitlerin emeği var. Miras onlarındır ama ben bu değerlerin iyi bir sözcüsü oldum. Kendimi de hep öyle gördüm, iyi teorikleştirdim, iyi pratikleştirdim, iyi örgütledim, iyi eğitmeye, yol göstermeye çalıştım, sözcülüğü iyi yürüttüğüme inanıyorum. Basit feodal miras kavgasıdır bu. Edindiğim kadarıyla böyle bir durum var. İki şey çıkıyor burada. Bazıları ya ajandır ya da köle.
    Kadınların ses çıkarmaması tuhafıma gitti. Saflarımızda on binlerce şahadet yaşanmış, bunlara komutanlık etmiş biri nasıl olur da, bir kadını alıp kaçar?Yanlış anlaşılmasın ben sevgiye, aşka karşı değilim, aksine bunun yolunu gösterdim. Sevginin sosyal, siyasal, teorik boyutları var, bu temelde ideolojik-politik temelde özgürlüğe fırlamak özgürlüğe koşmak kaydıyla sevgi olur. Özgürlüğe doğru koşarken, sevmenin yolu açıktır. Talabani’ ye doğru gitmek iğrenç kendilerini lekeliyorlar. Burjuva düzeyde kadın erkek ilişkilerini iğrenç buluyorum. Bunu daha önce de söylemiştim. Sevgi özgürlüğe gitmekse anlamlıdır. Özgürlüğe koşmak bir tutkudur. Sevginin temel şartı özgürlüğe yeterli olmaktır. Bunların yaptığının hareketimizle, benimle alakası olamaz, böyleleri ne bana ne de Hareketimize yaklaşmasınlar. Bunlar feodalizmin ve burjuvazinin temsilcisidirler.
    Benim özgürlük anlayışım bellidir. Feodal kapitalist değerlere kapalı olmak gerekir. Bunlar hakkında derhal tedbir alınması gerekir. Feodal kapitalist köleci ilişkilere karşı çıkan özgürlükçüdür. Dağa çıkmak sevgiye, özgürlüğe gitmektir. Böyle olmayanları ben kabul etmem. Uzak dursunlar Hareketimizden. Bunları bana ve Hareketimize yaklaştırmasınlar. Bunların pratiği objektif-subjektif ajanlıktır, tuzaktır. Kadın üzerinde iki tarafın politikası şöyle gelişmiş; kadını mal olarak görüp üzerinde güç olmaya çalışmışlar, kimin olacak hesabına girmişler. Bunlar örgütü, biri birlerini kariyerlerini mal gibi görmüşler, birileri bunu aptalca Rıza gibileri de kurnazca yapmışlar. Ben özgürlükçüyüm, benim özgürlük değerlerimin felsefik, filozofik bir çizgisi var. Boockhin, Nietzche ayarında, hatta onları aşan çizgim var, siyasi askeri eylemim var ama sapmalar ve saptırmalar da var, hançerleyenler de var. Benim özgürlük çizgim çok güçlü. Kadın özgürlüğü, örgütlülüğü konusunda, askeri, örgütsel, pratik konularda geleneğimiz, çizgimiz nettir. Gücü olanlar özeleştiri geliştireceklerse, bu temelde olur. Bizim özgürlük çizgimiz bunların yaptığı değil, bunların hepsinin soruşturmaya alınması gerekir.
    Radyodan dinledim, belediyelerle ilgili rant iddiaları vardı.

    (Bununla ilgili gazetede çıkan haberi de okudunuz mu? Bu yönlü iddialar içeren bir haber vardı.)

    Yok, hayır radyodan dinledim. Bunlar korkunç şeyler. Bu rant işlerine bulaşanları lanetliyorum. Bütün bunlara engel olmayanları da eleştiriyorum.

    (Rant konusunda çok büyük iddialar var, Rantla ilgili bu iddiaları araştıracak bir komisyon kurulması iyi olur.)

    Olabilir, komisyon kurulup araştırma yapılabilir. Bu konular önemli, siz de bunların üzerine gidemediniz. Siz de DEHAP’taydınız, nasıl demokratlarsınız, bunlar nasıl yapılabiliyor, belediyeler halk tarafından işgal edilsin böyle durumlarda, bunların üzerine gidilmesi gerekir, siz de anlayamadınız, yürütemediniz. Bir tarafta kan dökenler var, bir tarafta rantla beslenenler var, biz de hiç dirayetli bir adam yok mu? Doğru bir hukuk temelinde emeğinize saygı, soylu amaçlarınız varsa, bunların üzerine gitmelisiniz. Devlet bile bu kadar zalim değil, kendi içindeki çeteleri açığa çıkarmaya çalışıyor. Çetelere karşı, görüyorsunuz devlette de demokrat, temiz bir kanat gelişiyor. Bunlar hızla aşılmak zorunda. Van’da, görüyorsunuz çeteleşme şeyleri var, Belediyeye ilişkin bazı şeyler geçmişte basına da yansımıştı.
    Uyardım defalarca. Sizlerin üzerinde de durulmalı, ağlamaklı sızlamaklı insanlar durumuna düşüyorsunuz, bunlar hızla aşılmak zorunda. Kırk beş gündür dayanabiliyorsam, bazı değerlere bağlılığımdan dolayıdır. Ranta bulaşanlar hızla aşılmak zorunda, sen dağdasın, şehirdesin, rahatsın, benim gibi zor koşullarda da değilsin. İşte görüyorsunuz hangi ağır koşullarda yaşıyorum, idareye de sorulabilir koşullarım. Hem “Kürt meselesi” diyeceksin, sonra böyle yaşayacaksın, bu olur mu? Ben kendimi sıradan bir halk evladı olarak görüyorum. Bir Halkı Savunmak dedim, halkın ulusal, insani, demokratik değerlerine sahip çıkmaya çalıştım. Sende yiğitlik yoksa, halkını savunacak iraden yoksa niye yetki istiyorsun, “niye başkan, başkan yardımcısı, komutan, bilmem neyin başkanıyım” diyorsun. Niye dürüst olmuyorsunuz. Ben varım, ben son nefesime kadar bu halkın toplumsal değerlerini savunacağım. Beni ruhani lider olarak görüyorlar, yetkili olan bunu yapmaz, devletten hak alıyoruz, içimizdeki alçaklardan mı alamayacağız.

    Bu Rıza, bu tür şeyleri nasıl yaptı.

    (Bildiğimiz kadarıyla Rıza size bağlı olduğunu, size dönük istese de komplo içinde yer alamayacağını, tecrit içinde tecrit, komplo içinde komplo tutumları içine girmediğini söylüyor.)

    Öyle diyorsunuz ama beş yıldır buraya bir selamı bile gelmedi, sorunlar konusunda yetersiz kaldı. Yetkili olan kıyamet koparır. Tüm bunları bilmen gerekirdi. Namus meselesi bunlar, bu halkın parasını nasıl koruyamazsın, soytarılar düşkünler ele geçirmiş.

    (Değerlendirmelerinizden sonra duygusal bir kırılma yaşadığını, Sizinle bir hukukunun olduğunu, size yönelik komplo ve tecrit gibi tutumlarının olamayacağını, bu hukuk gereği bunları bilebileceğinizi belirtiyor. Ayrıca belediye başkanlığı konusunda da önerinizin dikkate alınmama durumundan değil, rant ilişkisinden dolayı gösterilmeme durumu olduğu belirtiliyor.)

    Avrupa önemliydi, Rıza’nın olumsuzluğu şurada, örgüt içindeki sorunların bu aşamaya gelmesini önleyebilirdi. Bağlıysa, niye müdahale etmedi?

    (Örgütün dağılmak üzere olduğunu, kendisinin müdahalesiyle örgütü dağılmaktan kurtardığını, bu çabasının olumlu görülme yerine, eleştirildiğini düşünüyormuş ve bundan kırgınlık duyduğunu belirtiyormuş. Sorunlar yaşandığında Avrupa’dan Remzi ve Zübeyir’i aşağıya gönderip birliği sağlamaya çalıştığını belirtiyormuş.)

    Türkiye’deki, aşağıdaki olaylardan namusluysa, onurluysa sorumlu davranmalı, gitsin Cuma’yla, Abbas’la netleştirsin. Gerekirse tekrar Avrupa’ya gelir.

    (Psikolojik durumunun iyi olmadığı, bu yüzden aşağıya gitmesinin iyi olacağı söyleniyor.)

    Olabilir, Cuma ile Abbas’a gidip netleştirsin. Rıza hakkında aslında kötü konuşmak istemiyorum, dikkat ederseniz bir çok arkadaş hakkında özel değerlendirmeler yapmıştım ama onun hakkında fazla bir şey söylememiştim, ona söylersiniz senin ismini oraya yazarken zorlanmış, fakat sonuçlara bakarak söylüyorum, oportünist ve dengecidir. Ben kimseye haksızlık etmem kendisini düzeltirse, ona da değer biçer, burada onu da söylerim.
    Giden grubun son durumuna ilişkin gelişme var mı?

    (İnşa Komitesinin bilgilendirme notu var. Ferhat’la doğrudan ilişkiye girmek istediklerini, ancak onların buna yanaşmadığını, dolaylı ilişkiye girdiğini, gönderdikleri haberde kesinlikle dönmeyi düşünmediklerini, her türlü riski göze aldıklarını söylüyorlar. Ayrıca kamuoyuna yönelik bir bildiriyle kendilerini grup olarak ilan ettiler.)

    Bildiri de neler var?

    (Örgütün 1 Haziran kararını kabul etmediklerini, gelişecek savaşın bölge statükoculuğunu güçlendireceğini, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesine destek verilmesi gerektiğini, AKP’yi eleştirmekle birlikte desteklediklerini, size yönelik olarak da sizden ideolojik kaynak olarak yararlanacaklarını, ayrıca değerlendirmelerinizin demokratik çerçeveye uygun olması halinde dikkate alacaklarını belirtiyorlar.)

    Anlaşılıyor, mirasımdan yararlanmaya devam edecek.

    (Ayrıca Güney’deki federatif oluşumun desteklenmesi gerektiğini, Kürtlerin bu yapıyı desteklemeleri halinde, Türkiye’de de kazanımlar olacağını belirtiyor. ABD ile ilişkilerinde tanık olanların anlatımlarından ABD’lilerin Öcalan’ı sevebilirsiniz ama onun liderliğinde olmaz dediklerini, Ferhatgilin de bunu değerlendireceklerini söylediğini, Ferhatlar yine ABD’lilere Irakta bize bir alan açın siyasal çalışma yürütelim, gerekirse gerillayı tasfiye ederiz şeklinde taahhütlerde bulunmuşlar.)

    Anlaşıldı. Bu bizi satıyor. ‘92’de de beni sattı, siz şimdi şaşırıyorsunuz ama ben şaşırmıyorum, teslim olmuş. Bunlar YNK bölgesindeler herhalde, Talabani’ye sığınmışlar.

    (Evet. Talabani bölgesindeler Talabani’nin bilgisi dahilinde, sizin savaşçı kendisinin ise barışçı tutum izlediğini söylüyormuş. Talabani de buna dayanarak Türkiye ve yurtdışında basına yaptığı açıklamada savaş kararının İmralı’da alındığını belirterek direk sizinle bağlantı kurdu.)

    Talabani, Türkiye’nin beni ezmesini istiyor, devlete de oyun oynuyor. Devlet bu oyunu göremiyor, aslında devlet ikilidir, AKP kanadı Talabani’yi destekler ama diğer kanat desteklemez. Talabani’yle beraber benim alçak kardeşim de, beni kullanıyor, bizi 92’de de sattı. Rıza’nın bunu anlaması gerekiyordu. Ferhat teslim olmuş aşağılık bir şey. Türkiye Kürtleri üzerine büyük oyunlar var, her şey bir plan dahilinde işliyor. Cezaevinden son çıkanlarla görüştünüz mü?

    (Gördüğümüz kadarıyla bağımsız kalmaya, gelişmeleri temkinli takip etmeye çalışıyorlar.)

    Türkiye Kürtleri üzerinde büyük bir plan ve oyun var, Burkay ve M.Zana vb. ilkel milliyetçi çevrelerde işin içinde olabilir. Beş on grup var. Çürükkayalar, Hatice Yaşarlar var. Bir kısmı da ABD bağlantılı, ABD bu grupları birleştirecek, uzun vadeli eğitecekler. Tıpkı geçmişte Guam adalarına götürülüp eğitilen gruplar gibi. ABD, Talabani ve Ferhat ile çalışacak öyle görünüyor, emperyalizmin uzun vadeli hesapları vardır, Türkiye üzerinde hesaplar var. Aslında Türkiye’nin bağımsızlığı demiştim. Devlet içinde bağımsızlık, özgürlüğü dikkate alabilecek bazı kesimlerin çıkabileceğini zannediyordum. Avni Özgürel gibileri bunu görüyor aslında. CHP bunu nasıl göremiyor. Açılımlar yapmazsa Derviş filan, Baykal’ı götürecekler. Daha önce de söylemiştim. Kemalizm’in her şeyi de yanlış değil. Kemalizm’in yanlışı Kürt sorununu göremeyişiydi, aslında gördü de ama İngiltere’nin de etkisiyle Kürt feodalleri Kemalizm’i oyuna getirdi. Sonuçta Kemalizm Kürt meselesini çözemedi. Bu oyunu herkese anlatın. Siz de iyi anlatamıyorsunuz galiba. Devlet yetkilileriyle de görüşebilirsiniz.

    (Bizim basınla yaptığımız bazı görüşmeler oldu. Gerek bu görüşmelerde gerekse de yapılan yorum ve değerlendirmelerde sizin burada l Haziran’dan sonra bir savaş kararı verdiğinizi belirten yorumlar çoğaldı.)

    Hayır, savaş kararı falan yok. Ben savaş ilan etmedim. HPG kendini savunmaya alacak dedim. Ben sadece kendilerini iyi savunsunlar, öyle gidip eskisi gibi askere filan da saldırı olsun demedim. Ama büyük bir oyun var ortada. Ben daha önce derinleştirilmiş, Sevr demiştim. Biz savaş istemiyoruz. Öyle alınmış bir savaş kararı da yok. Şunu net olarak söylüyorum: Türkiye’nin, Türk ulusunun güvenliği Kürt halkının, Kürt ulusunun güvenliğinden geçer. Bu güvenliği her bakımdan görmek gerekir. Güvenliği özgür birlik ve özgür ilişki temelinde kurmak, götürmek gerekir. Talabani, Türkiye’yi çok mu seviyor, Türkiye’yi sevmiyor ama biz Türk halkına saygılıyız, biz orduya kesinlikle savaş ilan etmeyiz. Benim bir çok Türk arkadaşım olmuştu. Hep söyledim, Kemal Pir örneğini hep söyledim, en değerli arkadaşım Kemal Pir’di. Biz, böyle bir halka savaş ilan etmeyiz. İşte görüyorsunuz, benim kardeşim ABD’ye diyor ki, ‘Öcalan olmadan biz sorunu çözelim.’ Bu bir oyundur, yarın onu eğitecekler Irak’ta örgütlendirecekler, ordu olarak beş sene sonra Botan’dan, Hakkari’den, Şırnak’tan içeri girip Türkiye’den taviz isteyecekler. Türk burjuvazisiyle Kürt meselesini milliyetçi çizgide çözmeye çalışacaklar, biz buna izin vermeyeceğiz, Kürt halkı buna karşı çıkacak. İşte görüyorsunuz, Cüneyt Zapsu ABD bağlantılı, Melik Fırat’ın çeşitli bağlantıları var. Kürt feodalleri l925’in intikamını almaya çalışıyorlar. Biz milliyetçiliğin esiri, kurbanı olmayacağız. Kürt feodalizmi, Türk burjuvazisinden pay istiyor, yarın ‘federasyon’ diyecekler. Irak’ta, Musul’da Kürtleri birleştirecek, bunu Kürt halkına, PKK’ye Türkiye’ye karşı saldırtacaklar. İşte ben bu tehlikeyi gördüm ve bu yüzden PKK’nin yeniden inşası dedim. Biz, bu Kürt hainlerine karşı kendimizi korumaya çalışıyoruz. Bunların Kürtçülüğü sahte, bu çok tehlikeli, hepsi kaçıp Avrupa’ya gittiler.
    Talabani Türkiye’ye karşı bunları örgütlemiş, hesabı var, Irak’ta federasyon kurduktan sonra sıra Türkiye’de federasyon kurmaya gelecek. Aslında beni de kullanmak istedi, beni oyuna getirmek istedi, ben reddettim. Ben onu iyi tanırım, geçmişte birçok toplantı yaptık, Van’ı başkent ilan etme hesabı vardı, bana da önermişti, bunu ben reddettim. Parayla iş yapan adamın Kürt halkına faydası olamaz. Kürt halkına, Türk halkına bunları açıklayın. Çok gizli hesaplarını örtbas etmek için Talabani bunları yapıyor. Türkiye’nin aleyhinde yiyip içiyorlar. Yarın da Türk ve Kürt halkına yönelecekler. Neden Avrupa beni karga tulumba buraya getirdi onları hala orda besliyorlar? Bunlar Türkiye’yi götürme peşindeler. Benim asla Ermeni ve Rum halkıyla herhangi bir problemim yok, bir demokrat olarak halkların kardeşliğine inanıyorum ama Anadolu coğrafyasında hesap yapanlar var, Amerika’daki Rum ve Ermeni burjuvazisinin önde gelenleri Anadolu üzerinde çeşitli hesaplar peşindeler. İsrail’le Filistin’i nasıl götürdüyseler, Türkiye’yi de öyle götürecekler. Türkiye’ye de federasyonu dayatacaklar. Önce Irak’ta ardından Türkiye’de bu gelişirse, Türkiye’de kan gövdeyi götürür. Türkiye bunu kabul etmez. Barış, demokrasi çizgisi ancak kurtarabilir. Eşitlik, özgürlük demokrasi temelinde Kemalizm’i güncelleştiriyorum. Aman bu oyuna girmesinler, savaşa karşıyız ama meşru haklarımızı da istiyoruz. Biz ise, Türkiye halkıyla özgür birliği istiyoruz. Savaş değil, barış ve kardeşliği istiyoruz. Biz Türkiye ile, demokrasi ve özgürlük temelinde birlik istiyoruz. Devletle en ufacık bir ilişkim yok, halkların kardeşliğine önem veren biri olarak bunları söylüyorum. Anadolu coğrafyasında yaratılacak oyunlara, PKK’yi bu temelde kullanmalarına ben izin vermeyeceğim. Türk halkıyla savaş düşünülemez. Kardeşlik düşünülmeli, ben tarihi yorumluyorum. Kürt ve Türk halkının dayanışma stratejisini, l920’lerin özgürlük, bağımsızlık çizgisini, demokrasi, özgürlük, eşitlik temelinde güncelleştiriyorum. Bunu gerçekleştirmeye çalışıyorum. Avrupa Birliği çevreleri cezaevinden son çıkanların kulaklarına bol bol üflüyorlardır. Onlara deyin, aman oyuna gelmesinler. Bu konu anlaşıldı herhalde.
    Tehlike büyük . Yeniden inşa da görev almam laflarına kızıyorum. Onlar akıllı olsaydı Ferhat çıkar mıydı, ben buna kızıyorum. Ölüm kalım günüdür. Cuma, Abbas, Rızagiller hızla görev alsınlar.

    (Soruşturmadalar.)

    Bu soruşturmayı hızla bitirsinler
    .
    (Abbas, HPG çalışmalarında olduğu belirtildi.)

    Herhalde içeridedir, fazla uzaklaşmamıştır dönebilir. Kadın da bu ihanete karşı tavır alsın. Herhalde toparlanıyorlardır.

    (Genel olarak bir toparlanma sürecine girildiği belirtiliyor. Kadın Kongresi yapıldı, ancak size aktarmamız bugün olamayacak, daha sonra aktarabiliriz.)

    PAJK için şunu söylüyorum: Ölüm kalım günüdür. Beş bin yıllık hiyerarşiye karşı amansız kadın örgütlenmesini gerçekleştirsinler. İhanet, işbirlikçi ihanete karşı örnek bir tavır bekliyorum. Pelşin, Sozdar özeleştiri sürecinden sonra tekrar görev alabilirler.

    (Komitenin bilgi notunda bir kısım kadrolarda ve kitlemizde kırılma, güvensizlik, yılgınlığın geliştiğini, bu nedenle toparlanmanın biraz zaman alacağı belirtiliyor.)

    Kırılma, yılgınlık olamaz. Görüyorsunuz, ben burada bütün bunlara karşı moralimi yüksek tutuyorum. Mücadelemi yürütüyorum. Lider işte böyle olur. Ben halkımın değerlerini zalime de, faşiste de yedirtmem. Komite hızla toparlanmayı sağlamalı.

    (Komitenin sizin desteğinize ihtiyacı var.)

    Daha nasıl destek vereyim, benim desteğim de bu temelde olur. Ben, milliyetçilikle 92’den beri mücadele ediyorum. Devlet bunu yeni yeni anlamaya başladı. Devlet içinde de demokrasiye duyarlı bir kanadın gelişme imkanı var.
    Türkiye’de Demokratik Toplum Partisi gelişecek. Sizden ricam gerçek bir demokrasi hareketi oluşturun. Türkiye’deki yurtsever, demokrat çevreler var, onlarla birlikte ortak örgütlenme de olabilir.

    (Ortak örgütlenmenin denendiği, ancak bu koşullarda gerçekleşme şansının olmadığı söyleniyor. Daha çok Kürt orijinli parti gerekliliği olduğu söyleniyor.)

    Kürt orijinli, Kürt ağırlık olabilir ama demokrat Türk arkadaşlar da yer alabilir, esneklik payı bırakıyorum.

    (Bu çerçevede bazı görüşmeler yaptık , DEHAP merkezindeki arkadaşlarda hak edilmeyen ağır eleştiri alındığına dair genel bir algılama var, bu nedenle görev almada genel bir isteksizlik olduğunu gözledik. Cezaevinden son çıkanlarla görüştük, onlarda da yine siyasi yasaklı oldukları gerekçesiyle görev alamayacaklarını söylüyorlar. Bizce siyasi yasak konusu hukuken tartışmalı bir konu. Ayrıca görev almama eğiliminde olduklarını gözlemledik.)

    DEHAP’lılar beni yanlış anlıyorlar. Emekleri var ama yetmedi. Ben genel bakıyorum, tıkanıklık var, aşılması gerekiyor. Cezaevinden son çıkanlar da bu çalışmada yer almalılar.

    (Cezaevinden son çıkanlara yönelik özel bir mesajınız var mı?)

    Mesajım bellidir. Bu yeniden inşa şeyine katılacaklar ve bu hareket gümbür gümbür gelişecek. Herkes dört elle sarılmalı.

    (Demokratik siyaset alanında iki farklı yapıdan söz ediliyor. Grup veya anlayış olarak ifade edebiliriz. Birisi Murat Bozlak ve bazı eski belediye başkanlarından oluşan bir çevre, diğeri de mevcut DEHAP yöneticileri. Her iki eğilim de birbirleriyle çalışamayacaklarını söylüyorlar.)

    Anlaşılıyor, taraf, grup şeylerini aşmak lazım. Herkes görev almalı. Çizgi belli. Bize bağlı olan binlerce genç var, cezaevinden çıkanlar var, kadınlar var. Herkes hızla görev almalı. Bu çerçevede Murat Bozlak’larla görüşürsünüz. Çizgi çerçevesinde katılanlar katılır, gelenler gelir, uzatılmasın. Sizler de benim adıma hareket edersiniz. Savunmalarımdan demokratik bir program çıkartırsınız. Tüzük vb. hazırlıkları yaparak bir an önce bu hareketi başlatmalısınız. Tabandan kitle bağı olanlarla çalışın, onları getirin. Demokratik Toplum Partisi İnşa Koordinasyonu kurulur, bağlı olanlar, kitle temeli olan ilişkilerle bu geliştirilir. 50-60 kişilik kurucular kurulu bölgeler temelinde kurulur, oluşturulur.

    (Daha önce üç bin veya beş bin sayıda bir delege oluşturulmasından bahsetmiştiniz.)

    Biçime takılmayın, pratikleşmeyi tartışın, esnek bırakıyorum. Önemli olan halka dayalı olarak gelişmesidir. Özü budur, biçimi tartışın ve siz karar verin. Sizler bu çalışmaları yapar gelirsiniz, tartışırız.
    Suriye, İran, Irak ve Avrupa’da hızla kendi partilerini oluştururlar, Demokratik Toplum Koordinasyonları oluşturulur.

    (Avrupa kendi kongresini yaparak koordinasyonu oluşturdu.)

    Diğer alanlar da böyle yapabilir. Rıza, Cuma, Abbas hızla pratikte kendilerini kanıtlasınlar, görev alsınlar. Abbas gelebilir. Güvenliğe uygun davransınlar. Bunların hepsinden coşkulu katılım bekliyorum. Hasan Atmaca, Kani gibiler samimilerse, dürüstlerse yapabilecekleri görevler verilsin.
    Basına da şu mesajımı iletirsiniz: Apo’nun dediği şey şu; savaş ilan etmedim, öyle bir kararım yok. Tam tersine, kardeşliği ve birliği esas alıyoruz. Türk halkına karşı bir eylem kararı olamaz. İmha olmak istemiyoruz. İmha gelişirse kendimizi savunacağız. ABD, Avrupa Talabani’yi hazırlıyor. Türk hükümetine şunu söylüyorum: İçte ve dışta gelişen bu oyunlara karşı özgür birlik temelinde hızla barış, hızla demokrasi istiyoruz. Tekrar söylüyorum, savaş ilanı yok. Asıl savaşı Kürt milliyetçileriyle, ABD çıkarmaya çalışıyor. İç gericiliğe ve emperyalizme karşı özgürlük istiyoruz. Tüm çalışanlara, tüm parçalardaki halkımıza ve Avrupa’dakilere başarılar ve yüksek moral diliyorum. Özgürlük ve demokrasi kazanacaktır.
    HPG savaşı derinleştirmemeli ama meşru savunmasını da sonuna kadar yapmalıdır. Meşru savunmayı yanlış anlamasınlar. Suriye ve İran’da tedbirler alınmalı.
    PAJK’ı selamlıyorum. Kadınlara da siz büyük onur ve özgürlük savaşçılarısınız diyorum. Bu temelde kazanacaklardır herkese selamlarımı iletiyorum.

    (Avrupa’da yaptığımız bazı görüşmeler ve gözlemlerimiz vardı aktaramadık.)

    Sonra aktarırsınız.

    (Mahir Sayın, İrfan Cüre ve Metin Ayçiçek ile görüştük, size selamları vardı. Savunmalarınızı okuduklarını söylediler. Mahir Sayın, savunmalarınızı kapsamlı bulduklarını ama sizin son tezlerinizin anarşizmle yıkandığını söylüyor.)

    Hayır öyle değil, herhalde benim Boockhin’i okuduğum için böyle düşünüyorlar. Bundan sonraki savunmam daha derinlikli olacak. Kendimi güçlü hissediyorum, onlara da bu temelde selamlarımı söyleyin.

    (Herhangi bir ihtiyacınız var mı? Radyoyu verdiler mi?)

    Hayır, vermediler. TRT-l’i bile net alamıyorum. Onu savcıyla görüşürsünüz. Kitap ve gazete getirirsiniz. Tunç Çağı Kentleri ve Altın Çağ Kentleriyle ilgili kitaplar getirin. Herkese Selam söyleyin.




    MEHMET ÖCALAN’la Yapılan Görüşmenin Notları


    Hoş geldin. Ne var ne yok. Güney’de kaçanlardan haberin var mı?

    (O kadar haberim yok ama Talabani Türkiye’ye geldi. Onlar bizim yanımızdalar dedi. Kongra Gel üçe bölünmüş şeklinde bir açıklaması basında çıktı.)

    Bunlar ne yapmak istiyorlar? Fazla güçleri de yok. Bunların amaçları kendilerini yaşatmak. İdeolojik gerekçeler söylüyorlar ama bunlar inandırıcı değil. Bunlar bir çorba ile kendini yaşatıp hayatını sürdürmek istiyorlar. Basına bir bildiri vermişler. Onların bildirilerini kimse dikkate almaz kendi kendilerini bir şey sanıyorlar.
    Bunların kaçış nedenleri nedir?

    (Söylediğiniz bazı şeyler onların zoruna gitmiş, başı boş bırakılmaması için bir çağrınız vardı, bu onlara göre ağır şeylermiş, kaçış gerekçelerini buna dayandırıyorlar.)

    Bunların bağlantıları başka güçlerle var, önceleri bu güçlerle anlaşmışlar. Yaptıkları doğru bir şey değil.
    Kalanlar neredeler? Hasan Atmaca, Sarı Osman, Kani onlar eski yerlerindeler mi?

    (Bildiğim kadarıyla eski yerlerindeler.)

    Uygun görülen yerde çalışabilirler. Cemil çalışmak istiyor , Cemil kendisine uygun olarak Irak ve Suriye sahasında, ya da uygun görülen bir yerde çalışmalara başlayabilir. Suriye sahasında bizim kitle ve diğer çalışmaları yönetebilir. Abbas fazla içerilere girmesin, güvenliklerinin çok dikkatli alınması gerekir. Cemal’in durumu nasıl?

    ( Tv’den izlediğim kadarıyla iyidir.)

    Cemal’in güçlendirilmesi gerekir. Arkadaşların ona destek sunması gerekir. Alanlardaki arkadaşlara hepsini saygı ile selamlıyorum, büyük başarılar diliyorum.
    Çatışmalarda kaybımız ne kadar?

    (Elli, altmış olabilir. Kesin bilmiyorum. Türk basını ve bazı güçler çatışma emrini sizin verdiğinizi söylüyorlar.)

    Ben ateş emri vermedim, öyle bir savaş emri de yoktur. Ben dört parça içinde geçerli olarak güçlerimizin üzerine gelirlerse, meşru savunma tedbirlerinin alınmasını istedim. Diğer güçler bunu başka yöne çekiyorlar. Öyle bir şey demedim.
    Avrupa da durumlar nasıl? Rıza Avrupa’da mı?

    (Evet oradadır. Diğer birkaç arkadaş daha oradadır.)

    Eleştiri ve özeleştirilerini Güney’e giderek verebilirler. Eleştiri ve özeleştirilerini verdikten sonra gerekirse dönebilirler, arkadaşlara kalmış bir şeydir.

    (Hürriyet Gazetesi’nde Rıza’nın savunma raporu çıktı. Bazı Belediye başkanları, büro ve bazı arkadaşlar hakkında iddialar çıktı , sen okursan daha iyi çözebilirsin.)

    Gazeteler bana verilmiyor. Ne tür iddialar var. Para ilişkilerini bulaştıklarını belirtiyor. Bürodaki arkadaşların para ilişkilerine gireceklerine inanmıyorum, inandırıcı da değildir.

    (Ben de inanmıyorum.)

    Televizyonda kim panellere katılıyor. Yeni isimler var mı? Zengin programlar yapıyorlar mı?

    (Eskiye göre panellere katılanlar karmadır, yeni katılanlarda var, bir zenginlik var.)
    Avrupa’daki DEP’liler ne yapıyorlar?

    (Herkes çalışıyor, Remzi basına bakıyor, diğer DEP’liler de diplomatik ve diğer çalışmalardalar.)

    Zübeyir nerede ?

    (Avrupa’da)

    Döndü mü?

    (Evet, gücü oranında katkı sunmaya çalışıyorlar.)

    Zübeyir’e ve diğer DEP’li arkadaşlara ve Avrupa’da çalışan arkadaşlara başarılar diliyorum, selamlarını iletirsiniz . Başka neler var?

    (Gelirken Ankara üzeri geldim. DEHAP Genel Başkanı ile konuştum, ve eski genel başkan, bazı belediye başkanları ile görüştüm, cezaevinde son çıkanlarla da görüştüm.)

    Düşünceleri nasıl?

    (Genel Başkan bana şunu izah etti: Emek veriyoruz, eksiklerimiz olabilir, bağlı olduklarını söylüyorlar.)

    Bağlılık yetmiyor. Demokratik mücadele veriyorlar, inanıyorum ama yetmiyor.
    (Murat Bozlak ve diğerleri ile de görüştüm, gördüğüm kadarı ile herkes kendi cephesinde birbirlerini, kan davası gibi birbirlerini suçluyorlar, Hem Genel Merkez bu şekilde onlara bakıyor, Hem de diğerleri onlara o şekilde bakıyor.)
    Bunlar ikiye şey yapmışlar, birisi bu taraf, birisi o taraf, bölünmüşler. Bu kabul edilecek bir şey değildir. Kim kimin tarafıdır. Kürtlere ve demokratik mücadelemize uygun bir duruş değildir. Yeni kurulacak partiye, kimse taraf olarak kabul edilmez. Kimse bu yeni oluşuma şartlı olarak gelmemelidir. Bu yeni oluşum karma yapıda olmalıdır. Bunun içinde Araplar, Çerkezler, Türk arkadaşlar da olur ama Orjinini Kürtler oluşturur. Cezaevinden son çıkanlar bu oluşuma nasıl bakıyorlar, gruplara nasıl bakıyorlar ?

    (Gördüğüm kadarıyla aynı mesafede iki tarafa bakıyorlar, ilişkileri bu düzeydedir. Onların duruşları daha sağlıklıdır. Ben böyle gözlemledim.)

    Cezaevinden son çıkanlar yeni oluşuma ve partiye katkılarını sunsunlar, diplomatik çalışmalar da yapsınlar. On maddelik deklarasyonum vardı. Bunun üzerinde diplomasi yürütebilirler. Türkiye deki siyasi partilerle bu çerçevede görüşmelere devam edebilirler. On maddelik şey kabul edilirse çözüm gelişebilir.

    Ben, avukat arkadaşlarla senden önce görüştüm. Bu arkadaşlar yeni kurulacak partiye ne kadar katkı sunabilirler, Bunlar sence yeterli olabilirler mi , olamazlar mı?

    (Bunlar ekip halinde katkı sunabilirler.)

    Herhalde bir şeyler yapabilirler. Katkı sunarlar.

    (Cezaevinden çıkan bazı arkadaşları Avrupa’ya çağırıyorlarmış.)

    Avrupa da yeterince insan var. Dürüstlerse yeni oluşuma katkı sunsunlar. Sabri arkadaşla konuşarak bu çalışmalara katılırlar. Sabri kim, ne kadar katkı sunar, nerede çalışabilir o konularda görüşlerini sunsun.

    (Ankara’ya gelirken Belediye Başkanları toplantısı vardı. Bazı belediye başkanları ile de konuştum.)

    Yetenekleri, birikimleri nasıl ?

    (Gördüğüm kadarıyla yetenekleri, birikimleri var.)

    Eğer yetenekleri varsa, birikimleri de varsa halka neden layık olamıyorlar. Onları oraya halk getirmiştir. Ranta buluşmasınlar. Aile ve çevre korumacılığı yapmasınlar. Aile çevre, bireyler onları oraya getirmedi, halk getirdi. Halka layık olsunlar. 5 senelik süreleri var. Şimdiye kadar öyle olduysa, bundan sonra öyle olmayacak. Yanlış yapanlardan halk hesabını soracak. Herkesin kendine göre olanakları var, bilgi, birikimleri var, bunu halkın hizmetine sunsunlar, Bunu yaparlarsa başarılı olabilirler. Bu değerler nasıl yaratıldı onlarda aslında bilirler. Çalışmalarında bu değerlere layık olsunlar, bu temelde başarılar diliyorum.

    Başka neler var?

    (Gazetede bazı belediyeler hakkında rant iddiası yer aldı, kurumlarda da sosyal yaşam da yoz yaşam gelişiyor, üstten alta kadar bu yozlaşma var.)
    Bu yozlaşma rantla bağlantılıdır. Ranta bulaşanlar var. Bu, büyük hastalıktır. Çok tehlikeli bir gidiştir. Bu belki de uluslararası teşvik edilen bir şeydir. Yeniden yapılandırmada birey düzeyinde olsun, kurum düzeyinde olsun ranta bulaşanlar kabul edilemez. Bu hassas bir konudur, bu hastalıklar kurumlara bulaştırılmasın. Yoksa demokratik mücadelede bir sonuç alamayız. Bu sosyal reform filan değildir, bu yozlaşma reformudur.

    Gazetenin durumu şu aşamada nasıl? Ne kadar satılıyor, yirmi otuz bin satıyor mu?

    (Bilemiyorum, gazetede yeni yapılanmalar oluyor. Orada çalışanlara da başarılar diliyorum.)

    Savunmam satışa sunuluyor mu?

    (Evet sunuluyor, yüz bin kadar basıldı, arkadaşlardan aldığım bilgiye göre satılmış.)

    İyi. Güzel bir gelişme. Savunmam hakkında toplatma kararı var mı?

    (Yok.)

    Bu da iyi bir gelişme. Gazetenin içeriği daha zenginleştirilsin, çalışmalarında başarılar diliyorum.
    Başka neler var?

    (Yurttaş Hareketi şimdiye kadar elli bin dilekçe devletin yetkili yerlerine sundular.)

    Bu hareketi götürenler kimlerdir ?

    (Gençlik ve üniversite gençliği bu çalışmayı ağırlıklı yapıyor)

    Onlara sonsuz saygı ve büyük başarılar, mücadelelerine devam etsinler.

    (Tecrit konusunda bazı illerde halkın demokratik tepkileri oldu.)

    Onlara da katılanlara, çalışanları, kadını, gençliği sonsuz selamlıyorum. Bütün halkı saygıyla selamlıyorum.



    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1138



    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 28.07.2004: Görüşme Notu


    Görüşme Notları: 28.07.2004: Görüşme Notu



    (28 Temmuz 2004)

    GÖRÜŞME NOTLARI


    Hoş geldiniz. Havva mı geldi?

    (Evet.)

    Son yirmi gündür gelişmeleri alamıyorum. Radyom verilmedi. Gazetelerden ise yirmi gün öncesinin gazetesi verildi. Son yirmi gündür gelişmelerden hiç haberim yok. Radyoda da FM değil, TRT-1 kanalını istedim.

    (Müdürle görüştük, frekans ayarını yapmak için beklettiklerini söylediler.)

    Takip edersiniz. Savcılarla görüşürsünüz.

    Sizi dinleyeyim.

    (Soruşturma Komisyonunun raporu var.)

    Önem sırasına göre aktarıyorsunuz, değil mi?

    (Evet. Soruşturma Komisyonu merkezde beş kişi, buna bağlı olarak Türkiye’de beş ve Avrupa’da üç kişiden oluşan komisyonlar ile iki aylık çalışmalarını sonuçlandırdı. Komisyonun raporuna göre ilk olarak, önceden beri devam eden, ancak Kongra Gel süreciyle açığa çıkan şeyin bir iktidar mücadelesi olduğunu belirtiyorlar.)

    İç iktidar mücadelesi varmış.

    (Bu mücadelede sizin söylediğiniz iki eğilimin, sağ ve sol eğilimin olduğunu belirtiyorlar.)

    İki eğilim olduğu kesinleşti.

    (Bu iktidar mücadelesinin sizin Kongra Gel projenizi boşa çıkardığı belirtiliyor.)

    Bilinçli olarak, değil mi?

    (Bilgi notunda bunun bilinçli bir şekilde yapıldığı değil, objektif olarak böyle bir durumun ortaya çıktığı belirtiliyor.)

    Objektif olarak kabul ediliyor yani, bunun böyle olduğu açık tabii.

    (Ama Ferhat ile Botan’ın sizin çizginizi deforme etmeye çalıştıklarını belirtiyorlar. Bunların kongre sonrası kaçışları ile de bunun tamamen ortaya çıktığı belirtiliyor. )

    Tamamen bozulmaya çalışılmış.

    (Yine ruhani liderlik konusunda objektif olarak böyle bir pozisyona sokulduğunuz belirtiliyor.)

    Avrupa üzeri, değil mi? Nasıl böyle yapılıyor? Ruhani lideri kim söylüyor? Bu bilinçlidir, çok önemlidir.

    (Ferhat’ın, Kongra Gel’in kuruluş kongresi öncesinde sizin onursal başkan olarak tanınmanız için bir karar tasarısı hazırladığı, fakat bunun tartışmalardan sonra reddedildiği belirtiliyor.)

    Beni onursal başkan yapacaklardı.

    (Yine hareket içerisinde Urfalılığa yönelik bir durumun olmadığı, ancak Ferhat’ın bazı Urfalıları etkilemeye çalıştığı belirtiliyor.)

    Tamam, Ferhat’ın bunu yaptığı açık.

    (Yine büroya yönelik olarak da bir önemsemezliğin var olduğu, Avrupa örgütü tarafından büroya yönelik tepkili bir yaklaşımın ortaya çıktığı belirtiliyor. Aileye yönelik olarak da bir kesim tarafından ailenin tecrit edildiği belirtiliyor. Bir de...)

    Avrupa tarafından mı?

    (Bunun daha çok seçim döneminde ortaya çıktığı belirtiliyor.)

    Aile tecrit edilmiş. DEHAP süreci içinde yapılmış. Soruşturmalarda sorumlu olarak adı geçen kimse yok mu?

    (Ayrıntılı rapor sonra iletilecekmiş.)

    Bana daha önce söylediklerinizi soruşturma komisyonuna söylediniz mi?

    (Hayır.)

    Bildirmeniz gerekirdi. Size yansıyan her şeyi soruşturma ve hazırlık komisyonuna hemen iletmeniz gerekirdi. Derhal bildirin. DEHAP sürecinde tamamen dışlama var. DEHAP çizgi değişikliği yaptı. SHP ile ittifakta siz de rol sahibisiniz.

    (2002 genel seçimlerinde de benzer şey dayatıldı. O dönem kabul edilmedi. Yerel seçimlerde bir rolümüz yoktu.)

    SHP için ortada bir durum var. SHP’nin kontra şeyi olduğu söylendi. Fikri istifa etti, bunu söyledi. DEHAP’ın seçime girmemesini kim istedi?

    (O dönem Abbas arkadaş ilgileniyordu.)

    Ben DEHAP seçime girmesin diye bir şey söylemedim. SHP ile ittifaktan benim haberim yoktu. Eğer Abbas’ın rolü varsa netleştirmeli ve sonuçlarına katlanmalı. Başka aktaracaklarınız?

    (Son olarak soruşturma komisyonu soruşturmada olanların tekrar görevlendirebileceğini belirtiyor. Yine ilerde isim olarak da önerilerde bulunacaklarını belirtiyorlar. Bu notta Rıza arkadaşın merkeze, aşağıya alınmasını öneriyorlar.)

    Ne önerisi? Ben bunu çoktan söylemiştim zaten. Rıza’nın bunu idrak etmesi gerekiyor. Dört beş yıldır Avrupa’dadır. Süre olarak da yeterlidir.

    Bazıları benimle tartışarak, bazıları sağ bazıları da sol oynayarak çok tehlikeli hareket ediyorlar. Bazıları destek versin diye haber gönderiyor; bazıları “İşte otuz yıllık arkadaşıyım, beni bilmesi gerekir” diyor. Başkan güveniyor veya güvenmiyor sorunu değil, benim kişilerle ilgili sorunum yok. Benim bir çizgim var, tarihi görüşlerim var. Ben bir çizgi adamıyım. Özel destek ve karşıtlık olarak dayatmalarda bulunmaları doğru değil. Sanki ben ahbap çavuşlarıyım. Benimle bu temelde, çizgi temelinde yürümek isteyenler yürür. Bunların netleşmesi gerekiyor. Ben de kendimi böyle savunuyorum.

    Başka ne var?

    (PJA’nın aktarımı var. PJA Kongresinin 17 Haziran Sema Yüce’nin şahadet yıldönümünde başlayarak 2 Temmuzda sona erdiği belirtiliyor. Kongreye 240 delegenin katıldığı, 60 da dinleyicinin olduğu belirtiliyor. Savunmanız referans alınarak PJA ismini PAJK olarak değiştirdi. Parti Meclisi yerine bir koordinasyon ile bir yıllık geçiş sürecini götüreceklerini, yeni örgüt modeli olarak da üçlü bir yapıyı benimsediklerini belirtiyorlar. Birincisi ideolojik olarak PAJK Merkezi, ikincisi siyasal çalışmalar için Kongra Gel içindeki örgütlenmeler ve her parça için özgür kadın birlikleri, üçüncüsü de askeri güçlerdeki YJA-STAR olacak.)

    Merkezi koordine mi olacak?

    (Tüm bu yapılar direkt PAJK’a örgütsel temelde değil, ideolojik olarak bağlı olacaklar. PAJK onları örgütsel temelde değil, ideolojik temelde denetleyecek ve yönetecek.)

    Model olarak uygundur. HPG’de olanlar onun işleyişine tabiler, zaten HPG’nin merkezinde de kadınlar var. Kadın özgürlüğü boyutunda da PAJK ile birlikteler. Kendi ideolojik yansımalarını yaparlar. Bu tip şeylerde şaşırmamaları gerekir, kendileri yaratıcılıklarını geliştirmeleri gerekir. Bu konuda hayatın öğrettikleri var. Benim fiilen örgüt yönetmem mümkün değil. Onların yaratıcılıklarını kullanmaları gerekiyor. Değil mi ki bu kadar kadın emeği, onuru var. Kadının başının bağlandığı dönemde biz özgürlük imkanı yaratmaya çalışıyoruz. Ama niye bu süreçte güç getiremediler?

    (İkinci kongrede dağınık kalmışlar ve yeterince etkili olamamışlar.)

    Neden böyle oluyor?

    (Biraz geriye gitmek gerekiyor. Bazı şeyleri anlatmak gerekli. Size hiç aktarılmayan bir olay var. Gulan arkadaşın şahadetinden bahsetmek gerekiyor.)

    Gulan kim?

    (Aslen Bitlisli. 93’te sizin yanınızda kalmış. Amed ve Garzan’da çalışmış. Tanıyabileceğiniz belirtiliyor.)

    Tam çıkaramadım. Ne olmuş ona?

    (Temmuz 2002’de PJA 4. Kongresinin yapıldığı sırada rahatsızlığı nedeni ile dışarıda yalnız olduğu bir sırada boğularak öldürülmüş. Bu olay kadın üzerinde ürkeklik ve tedirginlik yarattı. Hem de bu, kadın üzerinde siyaseten bir baskı aracı olarak kullanılmaya başlanmış.)

    Nasıl yani?

    (Bu olay PJA’ya mal edildi. Kongra Gel Birinci Kongresinde PJA’yı etkisizleştirmek amacıyla kullanıldı. Ağırlıklı olarak Ferhatlar tarafından kullanıldı. Bazı kadın arkadaşlar bu olaydan sorumlu tutularak ilk kongreye alınmak istenmediler.)

    Bu olay yaratılmış diyorsunuz. İsmini çok andığım birisi vardı: Saime Aşkın. O da öldürülmüştü. Bunların suçu açığa çıkmış mı? Bunlar kadınları düşürmeye yönelik şeylerdir. Onları güçsüz bırakma, elde tutmanın manevralarıdır. Ben onlara çok eğitici yaklaştım. Özgürlük denilen olayı anlamaları gerekir. Kadın özgürlüğünü iyi anlamak gerekir. NATO bile Ortadoğu’da kadın özgürlüğünü gündemine almış. Basit cinsellik olarak ele almıyorum. Hasta erkek, hasta kadın; belki yüzde bir bile özgürlüğe yaklaşmamışlar. Yüzde doksan dokuzunun hasta kadın ve erkek olduklarını biliyorum. Ama özgürlükte ısrar edeceğiz.

    Ben üç büyük dinin kadına yönelik dogmatizmine karşı savaş açtım, yıkmaya çalıştım. Sümer mitolojisinden günümüze kadar kadın üzerinde yaratılan örtüyü kaldırdık. Bana göre bunlar olumluydu. Özgür kadının onurlu olduğuna inanıyorum. Yoksa dünya güzeli de olsa, padişah kızı da olsa haramdır. Böyle kadına tenezzül edilmez. Özgürlüğe hamle yapanlar var, ama önü kapatılıyor. Ferhat alçağı da bu evliliği dayatıyor. Onun yaptığı siyasi bir olaydır. Bu adam ‘80lerde de Fatma olayında onun tarafını tuttu. Güya beni boşa çıkartıyor. Kesire ile böyle bir ilişkisi vardı. Kendisine göre bir abi fobisi mi desem, kardeş kıskançlığımı desem, bu çok ilginç bir psikolojik bir durumdur. Ama siyasi nedenleri de var. Talabani’nin kucağına atlaması beni boşa çıkarma girişimidir.

    Çağdaş yaşamdan bahsediyorlar. Bu tahrik edici bir kavram; bana karşı geliştirilen bir kavram. Bunun sosyal yaşamla bir alakası yok. Namus cinayetlerinin tersyüz edilmiş bir biçimidir. Bu haydutluk gibi bir şey. Feodal burjuva anlamda da olsa etik değeri yok. Ya davulcuya, ya zurnacıya kaçma misalidir. Biz özgürlükte ısrarlıyız. Kendine güvenen kadın yürümeye devam eder. Piyasadaki kültürü aşan bir olay. Ortadoğu toplumu beş bin yıldan sonra kadın şeyini ön plana alacak. Emperyalizmin de böyle bir yaklaşımı var. Kadın özgürlüğüne burjuva anlayış dayatılıyor. Bu Hollywood kültürü ile dayatılıyor. Bizim de kendimize göre özgürlük anlayışımız var.

    PAJK Koordinesinde kimler var?

    (Elif Pazarcık, Sevra.)

    Malatyalı mı?

    (Evet. Bahar Pazarcık, Feride, Ronahi Serhat, Kavenda Silopi, Sülbüs Bingöl, Zılar Amed, Zaho Dirbesi, Emek Erzincan. Tekoşin Mardin, Derya Koçgiri.)

    İnşa komitesindekiler girmedi, değil mi?

    (Hayır, onlar girmedi. Yine tüm bu sorunlu dönemi değerlendirdiklerini, tartışmalarının olumlu sonuçlandığını belirtiyorlar.)

    Şunu söylüyorum: Suçu ne olursa olsun saflarımızda öldürmeye karşıyım. Fakat çok sıkı bir eğitim gerekiyor. Birbirini kaçırma şeyi ihanettir. Kimin kimi kaçırdığı fark etmez.

    Savunmam çıktı, değil mi?

    (Evet, önce 75.000, sonra da 25.000 daha basıldı.)

    Sanırım 50.000 daha gider. Toplatma kararı çıktı mı?

    (Hayır.)

    Ciddi bir yönelim yok. Çok ilginç. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?

    (Türkiye’de meşrulaşmanız gelişiyor.)

    Bundan sonra toplatma kararı olmaz herhalde.

    (Kitap basıldığı sırada savcılık incelemiş, ama toplatma kararı çıkmadı.)

    Derinliğine okunsun. İlk defa güvenlik böyle güçlü konuluyor. Benim savunmam ciddi okunursa Türkiye’nin güvenliği için de örnektir. Silaha değil, halkların gerçek özgür birliğine, kardeşliğine dayalı güvenlik. Bu Osmanların geliştirdiği şeyin sonucunda bazı şeyler daha iyi mi anlaşıldı? Bilinçli bir şey derinlikli bakmak gerekiyor.

    Başka ne var?

    (Bölgede birçok panel yaptık. Halkın yoğun selamları var.)

    Paneller demokratik toplum partisi ile mi ilgili?

    (Hayır, daha çok özgür yurttaş hareketi ile ilgili.)

    Şimdi toplumcu demokratik harekete geleceğim. HEP, DEP ve HADEP’ten gelenlerin ve DEHAP’lıların demokratlıkla ilişkileri varsa, politik iddiaları varsa, bu çalışmaya katılırlar, katkı sunarlar. Eğer bunları yapmayacaksa gençlere çağrı yapacağım, onlara bu görevi vereceğim. Savunmamda ideolojik zemin güçlü verildi. Buna paradigma dedik; köklü düşünce sistemidir. Düşünce gücü olmayanların eylem gücü olmaz. Bu savunma hem Türk milliyetçiliğini hem de Kürt milliyetçiliğini engelleyecek. Sanırım Türk aydınları da okuyor. Tartışma var mı? Anlayabiliyorlar mı? Bu CHP’yi de etkileyecek. Bütün gençlik okuduğunda yeni bir düşünce gücü ortaya çıkacak.

    (Ezilen ulus milliyetçiliğini güncel politik alana uyarlama sorunumuz var. Alanda demokratik mücadelenin boşluğu da bunu besliyor.)

    Savunmamla ulusal mesele gerçekçi bir boyuta taşınıyor. Bu savunmanın halkları karşılıklı kamplaşmadan kurtaracağına inanıyorum. Karşılıklı milliyetçilik aşılacak. Bilimselliği öne çıkardık. Dine dayalı dogmaların aşılmasını sağlıyoruz.

    (Gençlik çalışmaları TECAK şahsında merkezileşmiş. Dört parçada, Avrupa, Kafkasya ve eğitim birimleri var. Geleneksel gençlik çalışmaları dışında gençliği bir kimlik olarak örgütlemeye çalışıyorlar. Çalışmalarıyla sizin gündeminize girmeyi amaçlıyorlar. Başından beri Özgür Yurttaş Hareketiyle ilgililer.)

    Kongre inisiyatifinde olmalılar. Kongre inisiyatifinden ayrı olmamaları gerekiyor; onu fazla anlamlı bulmam. Birbirlerinden ayrılmak fazla şey gelmiyor.

    (Gençlik çalışmalarını Kongre adına yürütüyorlar zaten. Özgür Yurttaş Hareketi sizin özgürlüğünüzü merkez alan bir çalışma yürüttü.)

    Mülkiyetleştirme olmamalı, bütün Kongre birimleri benim özgürlük alanımdır.

    (Bu çalışma size karşı yapılan saldırılara bir refleks olarak gelişti. Ayrıca sizin de gençliğe çağrınız vardı.)

    Sembol etmesinler demiyorum. Her şeyi şahsımda ne boğmak ne bağlamak gerekir. Fetişleştirmemek gerekir. Herkesin özgürlüğü neyse benimki de öyledir. Ben özgür olduğum oranda halkım özgürdür. Hem de bu, Türkiye’nin özgürlüğüdür. Ortadoğu’nun özgürlüğüyle de ilgilidir. Bu diyalektik bağ kurulmuş durumda. Aşırı bireyselleştirme olmamalı, dengeli götürülmeli. Benim burada tutukluluğum halkın tutukluluğudur. Gençliğin böyle anlaması gerekiyor. Bir an önce barışa, halkların birlikteliğine kavuşmak gerekir. Benim özgürlük meselem şahsımla ilgili değildir. Aksi halde ABD, Avrupa kullanır, çatışma gelişir, Kürtlerin ve Türkiye’nin aleyhine olur. Benim sağlığım halkın sağlığıyla ilgili olduğu için tartışıyorum. Komplo var derken, bunu söylüyorum. Öyle bir şey kurulmuş ki, benim ölmem gerekiyordu. Ölmemle birlikte, Türk-Kürt savaşı gelişir. Ben bunu hemen uçakta anladım ve ölmemem gerekir dedim. Ya çıkmazı derinleştirme, ya da Barzani ve Talabani’ye gitme. ABD beni buraya tıkıyor, Osman’ı da öne çıkarıyor, beyliğe hazırlıyor.

    (Bugünkü Vatan gazetesinde ABDli bir yetkilinin açıklaması veriliyor. Orada Kongra Gel’i bölmenin, ABD’nin stratejisinin bir parçası olduğu ifade ediliyor.)

    Nasıl yani?

    (Herhalde Osman’ların gidişi kastediliyor.)

    ABD ve Talabani onu orada kullanacaklar, yetiştirip besleyecekler.

    (Aynı haberde Kongra Gel’in bölünmesinin başarıldığını ifade ediyor. Akabinde ise aktif bir saldırının gelişeceğini yazıyor.)

    DİRENİŞİ GELİŞTİRELİM! Bu görüşmenin başlığı bu olur. 15 Ağustos’un 20. yılında direnişi geliştirelim, demokrasiyi kuralım diyorum. Türkiye yanlış anlamasın, bu savaş çağrısı değildir. Türkiye’nin üzerine de ABD ve Talabani ile gelecekler. AKP ve Kürt feodalitesi de bu işin içinde var.

    (Kürdistan’da İslamcı, Kürtçü, Amerikancı bir eğilim gelişiyor.)

    Doğru. Buna rantçı, tarikatçı, ilkel milliyetçi ittifak diyorum. Bu çok büyük bir tehlikedir. Apo Kemalist olmuş diyebilirler. Mustafa Kemal bir devrimciydi. 19. yüzyıl bilimine dayanıyordu. Ben ise 21. yüzyıl bilimine dayanıyorum. Ben ağırlıklı Kürt hareketini geliştirdim, Mustafa Kemal de Türk ulusalcılığına dayandı. Mustafa Kemal Kürtlerle ittifak yaptı, ben de Türklerin demokrat kanadıyla ittifak yapıyorum. Ben Kemalizm’in güncelliğinin demokratizm olduğunu söylüyorum. Cumhuriyetçilik demokratçılığa karşı değildir. Kürt ilkel milliyetçiliği çok tehlikeli bir akım olarak ortaya çıkacak. Kürt ilkel milliyetçiliğinin önünü ben tuttum. Osman’ı neden o kadar öne çıkarıyorlar? ABD beni niye bölmek, bitirmek istiyor? Ortadoğu’yu yeniden yapılandırma planları var. Kürtleri koçbaşı görüyorlar. Beni de buna engel olarak görüyorlar.

    Bunun Türkiye’deki ayakları kimlerdir? Tarikatçı, rantçı ve ilkel milliyetçi kesimleri kastediyorum. Bunlar bu işin Türkiye’deki ayaklarıdırlar. Bizim cumhuriyete karşı olmamız mümkün olamaz. Laiklik, demokrasi açısından cumhuriyete karşı olmamız mümkün değil. Demokrasi, insan hakları, özgürlüklerin müttefikiyiz, dostuyuz, cumhuriyetin birliğiyiz. Cumhuriyetin kazanımlarına karşı değiliz, onunla dayanışma halindeyiz. 1920’lerdeki ittifak ruhu, 2000’lerde demokratik birliğe, dil ve kültürü tanımaya gitmeli. Devletin gerici İslami mevcut tarzı, büründürülen tarzı tehlikeli. Türkçülüğü 50 yıl kullandılar, demokrasiyi mahvettiler. Şimdi de Kürt milliyetçiliğini 50 yıl kullanacaklar. Ben buna karşı direniş diyorum.

    Ben yerel, bağımsızlıkçı ve özgürlükçüyüm. Mustafa Kemal de yerel ve bağımsızlıkçıydı. Anadolucu, sonuna kadar Kürdistan’ın özgürlüğünden yanayım, halkların demokratik ittifakından yanayım. Bu ittifak Ortadoğu’ya yönelik gericiliği boşa çıkarır. Tarihi önemi var. Bu ittifak Ortadoğu’da emperyalizme karşı bir ittifaktır. Türk aydınlarını, Kürt demokratlarını, insan hakları savunucularını bu ittifak için çağırıyorum. Ordunun bir kesimine de sesleniyorum: Bu temelde bizim üzerimize gelmeyin. Biz halkların gerçek birleştiricisiyiz. Talabani buraya kadar geldi, “Savaş kararını İmralı verdi” dedi. ABD Kürt milliyetçiliğini 50-100 yıl kullanmak istiyor. AKP’nin içinde de adamları var, Van’da ve Diyarbakır’da da adamları var. Kürt milliyetçiliğinin elli yılı belirleniyor.

    Milliyetçilik orayla sınırlı kalır mı? Bunların savaş çıkarmayacakları, Şeyh Sait gibi yapmayacakları ne malum? Barzani ve Talabani kırk yıl sessiz kaldılar, sonra da Irak’ı bu hale getirdiler. Arkalarında uluslararası lobiler var. 19. yüzyıldan bu yana Amerika’ya yerleşen çok güçlü lobiler var. Bu lobilerle Kürt milliyetçiliği birleşecek. Türkiye’nin önüne derinleştirilmiş Sevr’i koyacaklar. Belki bugün olmaz, ama iki yıl sonra beş yıl sonra olur. Kürt halkının önüne bağımsızlık ve halkların kardeşliği ve birliğini koyuyoruz. Savunmam bunun en çarpıcı örneğidir. Halklarımızı birbirine karşı kışkırtmamak gerekiyor.

    Kürtlerin hızla demokratikleşmesi gerekiyor. Demokrasimizi kurmamız gerekir. Özgür yurttaşlar cumhuriyetin bilinçli sahipleridir. Kürtlerin tutarlı bir cumhuriyet yurttaşı olmasına engel olunmamalı. Engel olmayın, destek verin. Engel olunması savaş anlamına gelir. Gençlik bilinçli yurttaşlığa kavuşmak istiyor. Buna destek olun. Ağalığa, feodalizme, ranta dayalı devlete karşı biz özgürlüğe dayalı saygın bir cumhuriyet istiyoruz. Feodal gerici devlete, Türk olsun Kürt olsun direneceğiz. Cumhuriyetin Türk’ü , Kürd’ü olmaz; cumhuriyet halklarındır.

    Apo demokrasi istiyor, birlik istiyor, ama nasıl? İbadet eder gibi tartışırsınız. Sürekli tartışırsınız. Köylerde mahallelerde her yerde tartışırsınız, kelime kelime doğru tartışırsınız. Gençlik de sürekli tartışmalı. Böyle bir demokrasi çalışması yapacağız. Namus ve onur budur. Ben bunu savunmamda ortaya koydum. Savcılara da gerek yok. Ağaya, beye, rantçılara karşı biz bilinçli bir cumhuriyet yurttaşı olmak istiyoruz. İnsan hakları ve demokrasi üzerine titiz olarak duruyoruz. Kendi dilimizi ve kültürümüzü istiyoruz. 15 Ağustos vesilesi ile bunları söylüyorum. Fuat arkadaş bunu düzenlesin, gerekirse beş on sayfa haline getirsin, savunmamdan da yararlansın. Ciddi bir saptırmayla karşı karşıyayız.

    ABD ve Talabani Türkiye’yi sevmez, ben onları tanıyorum. Ama ben öyle değilim. Ben milliyetçiliği önemli oranda aştım. Kemal, Haki örneği var. Abbas da beni bilir. Haki kadar emekçi ve fedakar, Kemal kadar direnişçi yok. Bu değerler temiz korunmalı. Halkları karşı karşıya getiremeyiz. Bunu yapan kardeşim de olsa kardeşime karşıyım. Aileci olmadığım buradan da anlaşılır. Biz feodal bir devleti ne yapacağız? Devletin bu tip gerici şeylerine karşıyım. Türkiye ondan daha iyi. Kendi demokrasimizi geliştirelim.

    (Devletimiz olsun da nasıl olursa olsun eğilimi yaygın. Bu eğilim içimizde de var.)

    Hayır, devletimiz değil, demokrasimiz olsun diyeceğiz. Ben bu hareketin sorumlusuyum. Amacım nettir. 15 Ağustos çağrım şudur: Bir devletimiz olsun da nasıl olursa olsun anlayışımız yoktur. Böyle bir amacımız yok. Bizim bir demokrasimiz olmalıdır diyorum. Halkımız kendi tarihini, kültürünü, siyasi otoritesini kurar. Halk olmasından kaynaklı hakkını ve hukukunu dayatır, her yerde örgüt kurar. İnsan hakları, demokrasi ve sivil toplum örgütlerini geliştirir. Her yerde demokrasi örgütlerimizin olması gerekir. Ben laikçiyim, ama İslam’a küfür etmiyorum. İslam siyasete karıştırılmamalıdır. Ne din ne milliyetçilik temelinde siyaset olmaz, tehlikelidir. Cumhuriyetin gerçek milliyetçiliği, kültür yurtseverliğidir. Hakkari’yi de severim, Trakya’yı da severim. Kürdistan’ı da, Türkiye’yi de severim. Laz’ı da, Çerkez’i de severim. Benim yurtseverlik anlayışımı böyle koyacaksınız.

    Kürtlerin anlamaması diye bir şey yok. Anlatmak gerekiyor. Kürt gericiliği ve onlarla işbirliği yapan rantçı kesimler HPG’nin üzerine gelirlerse onlar da kendilerini savunurlar. Gerici devlet halklar için baskı ve zorbalıktır. Ortadoğu’da demokratik devlet yok. Devletin demokratikleşmesi iyidir. Gelecek haftalarda gelirseniz bunu daha da derinleştiririm. Gericilik temelinde üzerimize gelinirse kendimizi savunuruz. Ağaya, rantçıya, tefeciye, emperyalizme çiğnetmemek gerekir. Fuat bunları iki hafta içinde düzenlesin; diline, isim şeylerine dikkat etsin, özünü koysun.

    Cezaevinden son çıkanların pozisyonu nasıl? Toplumcu demokratik harekete katkı sunmaları gerekiyor. Kavramaları gerekir. Savunmalarımdan yararlanmaları gerekir. HEP’ten, DEP’e ve HADEP’e kadar, Ahmet Türk’ten Tuncer’e kadar toplumcu demokratik hareket içinde yer almalılar. Siz de bu harekete katkı sunarsınız. Yoksa tarihi vebal altında kalırsınız. Paneller seminerler devam etmeli. Edirne’den Hakkari’ye kadar çalışma yürütmeliler. Az önce söylediğim öze sahip olurlar. Şimdi hareket olarak gelişir, önümüzdeki aylarda da partileşirler. Kuruculara her kesimden katılım olur. Mesajlarımı doğru aktarmalısınız. Solun AKP’sini yaratalım diyorlar. CHP’de de bu yönde tartışmalar var. İlerde daha geniş tartışırız.

    Kadınlarda en çok iddialı olanlar kimlerdir? Kimlere rol verebiliriz? Bir öneriniz var mı?

    (Hayır. Bir önerimiz yok.)

    Kadın çalışmasına Avrupa’da kim bakıyor?

    (Evindar.)

    Sakine’lerin durumu nasıl? Bağlılar mı?

    (Evet, bağlılar. Son durumlar karşısında tavırları olumluydu.)

    İkisi de özgürlük şeyini gerçekleştirebilirler. Özgürlüğe karar verecek düzeydeler.

    Kadınlara söylüyorum: Tehlike büyük, niye görmüyorsunuz? Kadına yönelik bu şeyleri neden göremediniz? Yüzeyden derini göremiyorsunuz. Mesele sadece bir kocanın olup olmaması değil, mesele özgürlük sahibi ve onurlu olmaktır. Gerisi önemli değil. Şahsi şeyleri mesele yapmasınlar. Geneli kurtarmak gerekir. Bunu kadın koordinasyonuna bir mektup halinde gönderirsiniz. Fuat gile de ayrı bir mektup biçiminde gönderirsiniz.

    İnşa Komitesi Kasım ayında 100 kişiyle kongrelerini düşünebilirler. İlla olsun demiyorum, tartışabilirler. Tartışmalar güçlensin, program ve tüzük tartışmaları gelişsin. Talabani saldırabilir. HPG gerekli önlemleri alsın. Kani, Hasan Atmaca ve diğerlerine de görev verilebilir. Cuma özellikle görev alsın. Bradost mıntıkasını da özgürlük alanına çevirir. İran, Irak, Türkiye içine ne kadar uygun görüyorlarsa girerler. Hiçbir devlete savaş açmıyoruz. Nitel ve nicel büyümelerini sürdürsünler.

    (Erdoğan bugün İran’da. İran’ın Kongreyi terör listesine alacağı söyleniyor.)

    İran gelirse İran’a, Türkiye gelirse Türkiye’ye karşı direneceğiz.

    (İran ile gerilim azaltılmaya çalışılıyor.)

    Türkiye’de de tansiyonu düşürsünler. Bitlis gibi yerlerde demokratikleştirmeyi gerçekleştirsinler. Gericiliği, şeyhliği etkisizleştirsinler. Tasfiye etmek gerekir.

    Ne getirdiniz?

    (Kitap, gazete ve çorap getirdik.)

    Çoraba ihtiyacım yok. Haftaya Tarık Ali’nin Selahaddin Romanı, bir de Soner Yalçın’ın Efendi kitabını getirirsiniz. Haftaya daha derli toplu gelirsiniz. Bana karşı olan şeyleri tartışırız. Bundan sonra savunmamızı böyle yapacağız. Avukatlık da böyle yapılır. İyi günler.

    Herkese selamlar.


    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1160




    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 04.08.2004: Görüşme Notu




    04 Ağustos 2004

    Görüşme Notları


    ( Elinde Toplumsal Ekolojinin Felsefesi kitabı ve Arkeoloji dergisi ile gelerek)

    Hoş geldiniz. Fatma mı geldi?

    ( Evet.)

    Siz ilk defa geliyorsunuz herhalde. Kendinizi tanıtın.
    ( Bursa Barosunda avukatlık yapıyorum.)
    Nerelisiniz?
    ( Batumluyuz.)
    Gürcüsünüz herhalde. Acar bölgesinden misiniz?
    ( Evet. Gürcü kökenliyiz.)
    Gürcüleri oldukça iyi tanımamız lazım. Rusya’nın dağılmasından sonra Kafkas halklarının kaderi ile Ortadoğu halklarının kaderi birleşiyor. Türkiye’de epey varlar mı?
    ( Evet. Kafkaslardan, Gürcülerden, Çerkezlerden epeyce varlar. Mahir Çayan da Gürcü kökenliydi.)
    Öyle mi? O kültürler canlanabilir mi? Abhazlar, Gürcüler, Çerkezler öyle Türk veya Rus egemen şeyine de gelmezler. Benim demokrasi şeyimi iyi kullanabilirler. Özellikle bizdeki örnek iyi değerlendirilmeli. Bizimkiler onlara iyi anlatıyorlar mı? Bizim içimizde de arkadaşlar var. Asya var, diğerleri.
    ( Ben aynı zamanda Sosyalist Demokrasi Partisi yöneticisiyim.)
    İyi. Akın’lara özel olarak selamımı yollarsınız. Yine sizinkilerin eleştirileri varmış. Mahir Sayın’ın benim anlayışımın anarşizm felsefesi ile yıkandığına dair değerlendirmesi var. Bu değerlendirmeler eksik kalmış. Ben anarşizm felsefesini iyi biliyorum. Ben reel sosyalizmi de biliyorum. Ama geliştirdiğim şey farklı. Ben Boockhin’i iyi okudum. Ama benim anlayışım anarşizmden farklı. Özellikle benim bu demokrasi şeyim iyi incelenmeli.
    ( Evet, sosyalist demokrasi önemli.)
    Hayır, önce demokrasi, sonra sosyalizm. Demokrasiyi geliştirmeden sosyalizm olmaz. Anarşizmin ideolojisini de biliyorum. Onu da iyi çözdüm. SDP’nin görüşlerini fazla okumadım, ama demokrasiden sosyalizme gitmek herhalde onların da özlemidir. Demokrasi olmadan sosyalizm olmaz. Lenin gibi bir deha bile tam anlayamadı, bu hataya düştü. Devlet meselelerini iyi çözmek gerekiyor. Ben ne tümüyle devleti yıkalım diyorum, ne de yapmak istediğim burjuva demokrasisidir. Ben burjuva demokrasisi kurmuyorum. Benimkisi Avrupa’nın iki yüzyıllık demokrasi anlayışını da aşan bir yaklaşımdır. Marks ve Engels de anlamadı. Onların dönemi, koşulları farklıydı. Ancak o kadarını çözebildiler. Ama ben neolitik toplumdan bugüne kadar gelip uygarlığı çözdüm. 15 Ağustos’la birlikte demokrasiyi kuralım şeyi var. Onu açacağım. Benim çözmek istediğim burjuva demokrasisi değil. Lenin de az işlemiş, benimki genel uygarlık çözümlemeleridir. Devlet ve demokrasi ilişkisini iyi ortaya koydum. Tekrar açacağım. Wallerstein okunabilir. Onun da iyi çözümlemeleri var. Ama ben biraz daha kategorize etmişim. Anarşistlerin devletsizliği benden farklı. Orada biraz eksik yan var. Ama onların pratiğini inkar etmiyorum Kuru bir devlet inkarcılığı var onlarda. Ama benim demokratik yaklaşımım farklı. Demokrasi ve devletin bir arada yürümesini çözdüm. Ya devlet, ya da sosyalizm anlayışları fazla pratik değerleri olmayan anlayışlardır. Teoride güzel görünebilir, ama pratikte bir değeri yoktur. Ben bu konularda oldukça yoğunlaşmışım. Hem devlet hem demokrasi diyeceğim. Devleti toptan reddedip toptan demokrasi olmaz. Devleti demokrasi açısından yok saymak ne kadar tehlikeli ise, demokrasiyi devlet içinde eritmek de o kadar tehlikelidir. Türkiye’de demokrasi devlet içinde eritilmiştir. Türkiye’nin bütün demokrasisi devletin ayıplarını örten asma yaprağıdır. Genel solun devleti toptan dönüştüreceğine dair görüşü yanlıştır. Türk solunun reel sosyalist yaklaşımlarla devleti yadsıma anlayışları yanlış ve kendi kendini kandırmadır. Bunları siz televizyonlarda, panellerde bol bol işleyebilirsiniz. Buralar size açıktır. Benim vardığım sonuç ise farklıdır. Demokrasinin kendi ayrı kavramları, kurumları, biçimleri vardır. Kültürler içinde yer alır. Devlet bunlardan ayrıdır, ama aralarında diyalektik bir ilişki var. Devlet demokrasiyi yok sayar ve reddederse savaş gelişir, şiddet gelişir, yolsuzluk ve yozlaşma gelişir. Toptan demokrasiye ucuz yaklaşılırsa, bu soysuzlaşmadır. Toptan devlet karşıtlığı da yanlıştır, bu da şiddeti doğurur. Sizin partinizde bunu çözmemişler herhalde. Yine Kürt milliyetçiliği de ayrı bir kategoridir. Sanırım Beşikçi’nin benimle ilgili yazıları varmış. Benim duruşumun sağlam olmadığını söylüyormuş. Beşikçi’nin benim İmralı’daki duruşumu bilmesi gerekir. Duruşumu bilmeden konuşuyor. Ziya Gökalp Türk milliyetçisiydi, Beşikçi de Kürt milliyetçisi olmaya çalışıyor. Beşikçi Kürtlerin Ziya Gökalp’ı olmak istiyor. Kürtlerin Ziya Gökalp’e ihtiyacı yok, demokrasi öğretisine, demokratizme ihtiyacı var. Benim durumumu daha iyi değerlendirmesi gerekir. Milliyetçilik değil, demokrasi temelinde beni değerlendirsin. Benim düşünce gücümün hangi yönde geliştiğini bildiklerini sanmıyorum. Benim hakkımdaki spekülasyonlara toptan cevap veriyorum. Anarşizme kaymış değerlendirmeleri gerçekçi değil. Buradaki duruşumu ve düşünce gücümü bilmeden eleştiri yapmak doğru değil. Bunları anlayıp kavradıktan sonra eleştiri gelirse benim için daha değerlidir, değer veririm. Bizde yaşanan da buydu. Anlamadıkları için ne hale geldiler. PKK’nin de beni kavramaması onları felakete götürüyordu. Benim ideolojik-politik derinliğimi bilmeyenler bana önder demesinler. Ben ucuz ideolojik önderlik yapmam. PKK’nin bütün kurmaylarının ne hale düştüğü ortada. Türkiye’nin de durumu ortada. Bu beş yılı Türkiye’de ben sağladım. Buraya rahat gelip gidiyorsanız, okuyorsanız, bazı şeyler oluyorsa bunlar benim sayemde oldu.
    ( Türkiye’de geniş demokrasi cephesinin kurulması gerekir. İki seçim dönemi arasında böyle bir şey gerekiyordu.)
    Bizim içimizde de farklı şeyler oldu. Anti-Apoculuk gelişti. Arkadaşlar inanılmaz derecede beni tecrit ettiler. 15 haftadır bunu netleştirmeye çalışıyorum. Birazdan bunları avukatlarıma soracağım.
    ( 1 Eylül’e yaklaşırken bizim de ortak bir şeyler yapma çabamız var.)
    Tamam, hepsini 15 Ağustos vesilesi ile değerlendireceğim. Teorik yaklaşım olmadan pratik yaklaşım fazla bir şey ifade etmez. Sizinkiler televizyona çıksınlar, gazetede yazsınlar. Akın bey televizyonda bol bol panellere katılsın, bu düşünceleri dile getirsin. Halklar kendi kültürlerini yaşatmalı. Gazete ve televizyon emrinizde, bunları mütevazı bir şekilde kullanın. Burada benim devletle yürüttüğüm mücadeleyi tekrardan açmaya gerek yok. Bunu biliyorsunuz. AKP yerine demokrasi cephesi iktidarda olabilirdi. Bu avukatlarımın biraz anlayışı olsaydı, demokratik cephe gelişebilirdi. Türkiye dört dörtlük bir Avrupa ülkesi olurdu. Kürtler ve sol biraz anlayışlı olsaydılar, bu söylediklerimi anlasaydılar, sol cephe iktidar olabilirdi. PKK de anlamadı. Anlamadığı gibi beni de tecrit etti. AKP üç yıllık parti. Üç yılda geldi iktidar oldu. Anayasal çoğunluğu elde ettiler. Ama solun bu ülkede 80 yıllık geleneği var. Sol suçu devlete yükleyemez. Faşizm varsa, engeller varsa sol buna yol açtı. Sol bu süreçten sorumludur. Suçu devlete yüklememek gerekir. Solun kendisi sorumlu. Bundan sonra Türkiye halkını daha zora sokmayalım. Devletini üniterliği ile sorunumuz yok. Ama demokrasi esastır. Demokrasiyi teoride iyi kavrayacağız. Pratikte tuğla tuğla öreceğiz. Varoşlara, köylere, mahallelere giderek yerel demokratik organların oluşturulması gerekir. Yerelden örgütleme ile demokrasiyi geliştireceğiz. Bu temelde sizin şahsınızda bütün arkadaşlarınıza, Akın Beye selamlarımı iletirsiniz. Hepsini selamlıyorum. Evet şimdi sizi dinleyelim.
    ( Soruşturma Komisyonunun geniş bir raporu var. Geçen hafta arkadaşlar size bir kısmını özetlemişlerdi. Tek tek isimlere ilişkin değerlendirmeler de var. Sizin sorduğunuz soruların cevapları var.)
    Bunları acele kısa kısa aktarın.
    ( Tecrit şeyinde sizin belirttiğiniz sol eğilimin sübjektif bir yaklaşımı olmadığı söyleniyor. Sağ tarafın daha sübjektif yaklaşımları olduğu belirtiliyor.)
    Temel yanılgı nereden kaynaklanıyor? Benim önderliğimi niye inkar haline getirmişler?
    ( Solun sizin düşüncelerinizi kavramama, pratikleştirmeme sorunu olduğu, bu noktada rollerini oynamadıkları, objektif olarak buna yol açtıkları belirtiliyor. Sağın biraz daha bunu planlı bir şekilde yürüttükleri raporda var. Ferhat’ın hazırlık komitesine söylediği bir şey var. Ferhat, “Yapının genelinden korkmasam, Başkanın adını hiçbir belgeye geçirtmem” demiş. Sol tarafında bunu geç fark ettiği, Kongreye hazırlıklı gelmedikleri, kongre sonrası yaptıkları müdahalenin de yöntemsiz olduğu belirtiliyor.)
    Yani Apo’yu reddetme. Bu, Ferhat’ın gündeminde. Yani beni yok sayma. Ferhat bu oyuna nasıl cesaret ediyor? Geçen hafta bacım gözü yaşlı bir şekilde, Ferhat’ın öldürülmekten korktuğu için kaçtığına dair haber getirmiş. Tekrar bizim içimize sığınmak istiyormuş. Beni yine kabul et diyormuş. Size öyle bir haber geldi mi?
    ( Hayır.)
    Beni yine kullanmak istiyor. Ferhat beni niye reddetmek istemiş olabilir?
    ( Raporda ABD’nin bölgeye müdahalesinden sonra Talabani’lerle eskiden yürüttüğü ilişkilerle ve istihbarat örgütlerinin bu konuda kendisine telkinleri olabileceği ve eskiden “Apo’ya hayır, PKK’ye evet” yaklaşımı yerine, bugün “Apo’ya ve Kongra-Gel’e hayır, işbirlikçi Kürd’e evet” konseptinin devrede olduğu belirtiliyor. Ferhat’ın da bu temelde hareket etmiş olduğuna dair ipuçları var deniliyor. Yine ABD’ye yazdığı mektuplar da bu çerçevede.)
    YNK yi anladım. ABD ile anlaşmışlar mı?
    ( Direkt bir anlaşmaya dair bir bilgi yok; ama istihbarat örgütlerinin sizi devre dışı tutmaya yönelik çalışmaları sonucu böyle bir yaklaşımın ortaya çıktığı belirtiliyor.)
    Bu Talabani çizgisi. Bu Kürtçülük işbirlikçi Kürtçülüktür. Bu işbirlikçi Kürtçülük tehlikelidir. Şimdi söyleyeceklerimi “Direnişi geliştirelim, demokrasiyi kuralım” bölümüne alacaksınız. Devlet de iyi duysun, PKK de iyi duysun. Ben Türkiye tarihine dönüyorum; Türkiye tarihini anlatacağım. 1918’e geliyorum, sene 1918. Türkiye’nin 1918’de yaşadığını bugün Ortadoğu yaşıyor. 1918’lerin yürütücü gücü İngilizlerdi. O gün İngilizlerin yapmak istediğini, bugün ABD bölgede -Ortadoğu’da yapmak istiyor. 1918’de Yunanlıları Anadolu’ya yürüten İngilizlerdi. Yunanlıların böyle bir projesi yoktu. Sırf Anadolu’yu işbirlikçi hale dönüştürmek ve etkisiz kılmak içindi. İşte bu Sevr Antlaşmasıdır. Sene 1919’da Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı var. Mustafa Kemal 1920’deki ittifakla bu işbirlikçi işgale cevap verdi. Sene 2000. ABD bütün Ortadoğu’yu ele geçirmek istiyor. İşte Büyük Ortadoğu Projesi en gelişmiş, dört başı mamur bir yeni sömürgeciliktir. ABD trilyonları döktü, sonuç almak istiyor. 1918’in, 1919’un Yunanlıları bugünün işbirlikçi Kürtleridir. ABD bu rolü Kürtlere veriyor. Şimdi bu çizginin önünde Saddam duramazdı. Ben Saddam’ı tanıyorum, Saddam milliyetçidir. Milliyetçi çizgi dayanmaz. Saddam’ın rolü Enver Paşanın rolüne benziyor. Enver de dayanamadı. Saddam’la Enver Paşa aynıdır. Dayanabildi mi? Hayır. Kimdir öncülük eden? Yunanlılar, Kürtler. Başı kim çekiyor? Talabani. Talabani bu çizgide bütün Kürtleri Ortadoğu’ya sürmek istiyor. Bu işbirlikçilerin Özal ile, Çiller Hükümetiyle ilişkileri vardı. Bunun önünde ben durdum. Ben bu çizgiye inanmadım. Karşı durdum. Saddam’ın direniş çizgisini de doğru bulmadım. Aynı şekilde Envercilik maceracılıktır. Yine Abdülhamitçilik var. Siyasal İslamcıların çizgisi Abdülhamit çizgisidir. Siyasal İslam’la Türkiye’yi kurtaramazsın. Mustafa Kemal gibi özgürlükçü bir çizgiye ihtiyaç var. Bu benim Kemalist olduğum anlamına gelmiyor. Ben mütevazı bir yurtseverim. Kemalizm kendini güncelleştirmelidir. CHP, Baykal ekibi bunu yapamaz. Bu çizginin önderleri 90’larda öldürüldü. Muammer Aksoy’lar, Taner Kışlalı’lar katledildi. Geriye Kemalizm’in gerici bir çizgisi, Enverci bir çizgi ve siyasal İslamcılar kaldılar. Demokratik Kemalizm’e ihtiyaç acildir. Yaratıcı Kemalizm’in olmasını istiyorum. Ben eski ittifakın, 1920’lerdeki ittifakın yeniden kurulmasını istiyorum. Bunu da özgürlükçü sol şahsında istiyorum. 1920’lerin ittifak ruhunu tazeleyelim. Kürtler yarın Türklerle çatışabilir, Araplarla çatışabilir. Bunun sorumlusu Talabani’dir. Bu çizgiyi deşifre edecek kişi benim. Geçmişte Talabani beni bu çizgiye davet etti; ABD ile bağlantılı olarak beni çekmeye çalıştı. Ama ben gitmedim. Beni çekmede başarılı olamadılar. Ondan sonra Clinton’la beni tasfiye kararı aldılar. Bu sefer imhayı dayattılar. O dönemde ABD artık beni gözden çıkardı. Bazı güçler bana söylediler; “ABD seni gözden çıkarmış, imha edecek” dediler. Ondan sonra komplo gelişti. Bazıları bu Büyük Ortadoğu Projesinin geçmişinin 80’lere, bazıları doksanlara dayandığını söylüyorlar. Bu projenin uygulanması benim komplomla başlamıştır. El Kaide’nin provokasyon örgütü olma ihtimali yüksektir. Türkiye’de de buna benzer provokasyon güçleri var. Halk beni seviyor, bana bağlı. Benim İran, Irak ve Suriye de kitlem var. Bu yüzden benim ezilmem gerekiyor. Önce Cemil’i yanlarına almaya çalıştılar. O olmayınca Ferhat’ı yanlarına aldılar. Ben Ferhat mayın tarlasına sürülmüş eşektir değerlendirmemi halen koruyorum. Karı verdiler, para verdiler, daire verdiler, bilmem ne verdiler, yanlarına aldılar. Sol bütün bu olanları anlamıyor, Türkiye anlamıyor, Kürtler anlamıyor. Ortadoğu yeni sömürgeleştirilecek. Türkiye de bu projeye dahildir. Özgürlük güçleri tepkilidir. Buna karşı özgürlük güçlerine demokrasi projesini önerdim. Bütün halklar için sundum. Ben bu tehlikeyi iki binlerde gördüm. İlk savunmamda ben bunu ortaya koydum. İlk savunmamı okuyun. İki bin yılında yazdığım savunmamda daha 11 Eylül olayları da gelişmemişti. Ben bunları ortaya koydum. Gelişmeler beni doğruluyor. ABD beni Türkiye’ye verirken mutlak imha temelinde verdi. Ben Türkiye’ye verilirken benim imham hesaplanıyordu. Ben öldürüldükten sonra topyekün bir saldırı olur, isyan çıkar ve ortalık kan gölüne dönerdi. Böylelikle Türkiye ele geçirilirdi. Benim komplom böyle gelişti. Genelkurmay aslında bunu biliyor. Bu komplo genelkurmayın haberi dışında yürütülmüştür. Benim komplomdan Türkiye’nin hiç haberi yoktu. Çok sonradan Apo hazır, gelin alın denildi. Evren bile, niye başımıza atıyorlar diye söyledi. PKK içinde de komplo sürdürülmek istendi. Sahte Apo’lar ortaya çıkarılmak istendi. Geçmişte Çürükkaya’lardan bugün Ferhat’a kadar. Örgütü benden koparıp bizi de halktan koparacaklardı. En son Osman çıktı. Bu planlar sonucu çok kan dökülecekti. PKK’nin kan dökmesi iyi miydi? Uçakta bana boyun eğdi diye baktılar, ama ben sağduyulu davrandım. Demokratik çözüm projem ortadadır. Benim projem halklar yararınadır. Benim kendimi devlete beğendirme gibi bir sorunum yok. Şemdin de bir PKKli, kendini bir çorbaya sattı. Şimdi kendini devlete yarandırmaya çalışıyor. Nelerle uğraştığı belli. Benim çabam devleti çıkmazdan çıkarmaktır. AKP Kürt meselesinde sözüm ona İsrail ile, ABD ile ittifakla, ya da tam tersi Suriye ile İran’la ittifakla bu sorunu çözecekmiş. Bu bütün Kürtleri Türkiye’nin düşmanı yapma projesidir. Çözüm nedir? Halkların kardeşliğinin demokratik uzlaşma ruhuyla gündemleştirilerek çözüme kavuşturulmasıdır. Çözüm Kürtlerin kültürel varlığı, demokratik haklarını karşılıklı diyalog ile sağlamaktır. Binlerce tutuklunun özgürlüğüne kavuşmasını sağlamaktır. Demokratik, özgür, kültürel haklarının şike olarak değil, Avrupa’yı kandırmak için değil, gerçek bir kardeşlik temelinde tanımaktır. Sert askeri önlemler yumuşatılmalı. Tutukluların özgürlüğü sağlanmalı. Benim çözüm önerim bu. Suriye’ye, İran’a, ABD’ye İsrail’e yalvararak bu sorunu çözemezsiniz. Yine geliştirilecek anti-PKK, anti-Kürt yaklaşımı derin Sevr’i ortaya çıkarır. Sorumlusu hükümettir. Ben 1990’larda gelişmelerden rahatsızdım. Ama çıkış yolu bulamadım. Ama şimdi çıkışı buldum. Ve rahatım. Fuat bunları düzenler, savunmamdan da yararlanır. Geniş geniş açar. Başka aktaracaklarınız?
    ( Raporda sizin belirttiğiniz isimlere ilişkin tek tek değerlendirmeler var. Cuma arkadaşa ilişkin komisyonun belirttiği, size karşı sübjektif anlamda bir şeyi olmadığı. Ancak kavramamadan kaynaklı üzerinizdeki tecritte payı olduğu belirtiliyor.)
    Peki, Abbas’la Rıza’nın sorumsuz yaklaşması? Daha çok Rıza mı? Zaten PKKlileşmesi fazla gelişmemiş bir arkadaş.
    ( Rıza arkadaşın da yüzeysel kaldığı dar olduğu belirtiliyor.)
    Ferhatları bu evlilik şeylerine o mu sokmuş? Ben Ferhat’ları evliliğe Rıza’nın götürdüğüne dair bir şey seziyorum. Rıza bunu açıklamalıdır. Niye beni tecrit etmiş? Görüşlerimin dışarıya çıkmasını nasıl engellemiş? Soruşturma Komisyonu bunun için ne diyor?
    ( Rıza arkadaşın bilinçli bir tutumunun olmadığını, ama Ferhat ve Botan’larla yürüttüğü ahbap çavuş ilişkilerinin bunlara zemin verdiğini, sonra da onlara karşı tavır aldığını yazıyor.)
    Onlarla ahbap çavuş ilişkileri yürütmüş, değil mi? Onları o yola o sokmuş anlamına geliyor. Görüşlerimin yayınlamasını nasıl engellemiş?
    ( Görüşlerinizin yayınlanmasın şeyine dönük bize bir şey söylenmedi. Yerel seçimler döneminde verdiğiniz ismin...)
    Bana anlatılan şeyi arkadaşınız iletti mi?
    ( Hayır. Kısa zamanda gönderecek.)
    Niye göndermemiş? Soruşturma Komisyonuna aktaracaksınız. Korkuyor musunuz? Ben bir örgütün genel önderiyim. Abbas ile Rıza görüşleri yayılmasın demişler. Bunu nasıl söyleyebilirler? Bunu niye aktarmıyorsunuz? Aktarmıyorsanız o zaman siz ikiyüzlüsünüz derim. Neden böyle yapıyorsunuz? Bunu komisyona iletmezseniz sizi ağır suçlayacağım. Başka güçlerin adamısınız diyeceğim. Bunları derhal komisyona aktaracaksınız. O arkadaşınıza da söyleyin, derhal göndersin. Bundan sonra hem bana hem de onlara ileteceksiniz. Kim bana ambargo koymuş? Bunu getireceksiniz. Siz savunma avukatlarımsınız. Bunu ortaya çıkarmazsanız sizi ajan ilan ederim.
    ( 2003 yılında bazı hassasiyetlerden dolayı görüşlerinizin orada düzenlenip yayınlanacağına dair bir talimatın olduğunu, o zaman bürodan sorumlu arkadaş söyledi. O dönem Şamil bürodan sorumluydu. Şimdi o talimatı inkar ediyor.)
    Yalan söylüyor. O da şebekenin adamıdır. Kim bana ambargo uygulayabilir? Siz beni enayi mi sanıyorsunuz? Benim adıma oradan buradan para toplayın, her şeyi benim adıma yapın. Dağda, Avrupa’da rahat rahat yaşayın. Koltuk derdine düşün. Milletvekili seçilin, belediye başkanı olun. Benim adıma bin takla atın. İşinize gelmedi mi, benim görüşlerimi yayınlamayın. O arkadaşınız bunları iletsin. Siz avukatlarımsınız, bunu uygulayacaksınız. Halk önderinin görüşleri halka yayılır. Siz halk önderi diyorsunuz, o zaman görüşlerimi engelleyemezsiniz. Siz de o muhalif denilen avukatlar mıdır nedir, onları getirin. Yoksa sizi de rezil ederim. Görüşlerimi beğenmiyorlarsa beni başkanlıktan atsınlar. Eleştirin, ama halk önderiysem görüşlerim halka net olarak gidecek. Yayınlamazlarsa o basının başındakini atarım.
    ( Son dönemde düzelme var.)
    Ne demek düzelme var? Ben bir halk önderiyim. Benim görüşlerim tabii ki yayınlanacak. Görüşlerimin halka gitmesini kim engellemiş? Bu Soruşturma Komisyonunda tek tek netleşecek. Soruşturma Komisyonunu da ciddiyete davet ediyorum. Siz de o komisyon şeyini takip edeceksiniz. Benden kurtulmak istiyorlar. Cezaevinden çıkmışlar, halkın davası diyorlar. Sözde direnip rantı kopartmak istiyorlar. Ben de halka bağlıyım. Halkın demokratik onuruna, sembol olmaya özen göstereceğim. Halkın demokratik eşitlik ve özgürlük taleplerini son nefesime kadar savunacağım ve buna bağlıyım. Aradaki demagoglara, koltukçu şeflere karşı mücadele yürüteceğim. Halkın beni dikkatle dinlemesi gerekiyor. Kendi doğru yollarını, demokratik örgütlenmelerini yaratmaya çalışıyorum. Benim görüşlerimi doğru dile getirirsiniz. Kimin sorumluluğu varsa ortaya çıkar. Özeleştiri ile durumlarını anlatırlar. Özeleştirilerini verdiler mi?
    ( Evet.)
    Samimilerse, Soruşturma Komisyonu uygun buluyorsa, televizyona basına sırayla çıkabilirler. Siz de bana Türkiye’deki bana karşıt olanları getireceksiniz. DEHAP içindeki bana karşıt olanları tek tek getireceksiniz.
    ( DEHAP’ta iki eğilim var.)
    Eğilimleri geçin, işin özü benim. Siz bana isim isim getireceksiniz. Benimle görüş birliği içinde olanlar çalışır. Yine bana bağlı olanları da getireceksiniz. Benim görüşlerim biliniyor. Savunmalarım ortada. Benim demokratik görüşlerime, savunmadaki görüşlerime candan bağlı olanlara ben destekçi olurum. Benim görüşlerimi engelleyenlerin isimlerini de getireceksiniz. Yine siz de özeleştirinizi yapıp yanıma geleceksiniz. Yoksa sizinle bozuşuruz.
    ( Büroda bir eleştiri özeleştiri toplantısı yaptık, ama sonuç alamadık.)
    Öyle olmaz. Tekrar toplantı yapacaksınız. Özeleştirinizi hazırlayıp geleceksiniz. O arkadaşınız niye gizledi? Eleştirinizi, özeleştirinizi yapacaksınız. Bunu yapmazsanız demokrat değilsiniz, gelmeyeceksiniz. Benim yanıma gelmek istiyor musunuz?
    ( Evet.)
    Siz benim avukatlarımsınız. Biz kabul ediyoruz diyorsanız, hakkı ile yapacaksanız, devam edin. Yoksa yapamıyoruz deyin, çekilin gidin, ben de size saygı duyayım. Toplantı sonuçlarınızı bana getireceksiniz. Başka aktaracaklarınız.
    ( Görevlendirme önerileri var. Cuma ve Rıza’nın İç Siyasi Komitede yer almasını öneriyorlar.)
    Uygun bulunuyorsa Cuma girebilir. Rıza alana gitmiş mi?
    ( Hayır, gitmemiş. Haftaya size bilgi mektubu gönderecekmiş.)
    Özeleştirisini daha vermemiş ki. Alana gidip bunu Soruşturma Komisyonu ile netleştirmeden komiteye olmaz. Gidip Bradost bölgesinde Cuma ile beraber Barzani ve Talabani’lere karşı mücadele edecek.
    ( Abbas arkadaşın da Ana Karargahta görevlendirilebileceği belirtiliyor.)
    Tamam, olabilir. Orada kalabilir. Başka?
    ( PKK’nin kongresini sizin söylediğiniz gibi Kasım ayında yaparsa buna hazırlıksız oldukları, onun için Newroz’da ya da 4 Nisan’da kongreyi yapmayı düşündükleri belirtiliyor.)
    Olabilir. Kendileri nasıl uygun görüyorlarsa yapabilirler. Demokratik toplumcu hareket çalışmaları nasıl gidiyor?
    ( Haftaya çalışmaları yürüten arkadaşlar gelip size bilgi verecekler.)
    Bir muhalif de onlarla gelebilir. Çelik gelebilir.
    ( Başvuru işlemleri yeni başlayacak.)
    Tamam. Başkası da olabilir. Direniş şeyini geçen hafta vermiştim. Direniş çizgimi ortaya koydum. Ferhat gibilere karşı da direniş çizgim ortada. Tarikatçılara, uyuşturucu tacirlerine, bizi her tarafta ablukaya alanlara karşı da direniş çizgim ortadadır. Biz gerçekten bağımsızlıkçı, özgürlükçüyüz. Kimseyle düşmanlık yapmak istemiyoruz. Ama ordu üzerimize amansız gelirse şiddetle kendimizi savunuruz. Toplu olarak üzerimize gelinirse, HPG çok detaylı, planlı kendi örgütleri ile direnişi geliştirebilir. Savunmamdan yararlansınlar. Kimseye bilinçli saldırılar olmasın. Demokrasiyi uygula, taşırabildiğin kadar taşır. Bu temelde başarılar diliyorum. Başka?
    ( Kani sekiz kişilik bir grupla örgütten ayrılmış.)
    Kimler var. Atmaca var mı?
    ( Hayır. Kani, Sadun, Celal, Doğan Şırnak, ayrıca dört kişi var.)
    Ferhatların yanına mı gitmişler?
    ( Net bilgimiz yok, ama sizin görevlendirin talimatınızdan sonra gitmişler. Bazıları görevlendirilmişti zaten.)
    Bu bütün kaçanlara karşı ideolojik siyasi mücadele yürütülsün. Tekrar sığınma talepleri olursa öldürme gibi şeyler olmasın. Bu tür şeylerden benim haberim olsun. Bana haber getirirsiniz. Atmaca’ya görev versinler.
    ( Radyoyu aldınız mı?)
    Evet, bugün aldım. Gelecek hafta bu derginin ilk sayısını getirirsiniz. Wallerstein’ın getirmediğiniz kitapları varsa onları getirirsiniz. İyi günler. Herkese selamlar.


    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1251





    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 12.08.2004: Görüşme Notu


    Görüşme Notları: 12.08.2004: Görüşme Notu

    Hoş geldiniz. Başka gelen var mı ?
    (hayır, Mehmet haftaya gelecek )
    Hızla önemli noktaları aktarın .
    (Temel gündem maddelerimiz şöyle; yeni oluşuma ilişkin tartışma ve çalışmalardan bahsetmek istiyoruz. Bu kapsamda Dehap’ın durumu , belediyeler ve Cezaevinden son çıkanların durumuna ilişkin ayrıntılı bazı bilgiler vermek istiyoruz. , Ayrıca Rıza ve Karasu’nun bilgilendirme notları var. Büroya ilişkin özeleştiri toplantısı yapıldı, sonuçlarını aktarmak istiyoruz )
    En önemli gündem maddeleri bunlar mı ? Hızla aktarabilirsiniz ama ben 15 Ağustos mesajımı devam ettirmek istiyorum. Onu tamamlamam gerekir. Peki o zaman hızla aktarın.
    ( Yaptığımız görüşmelerde şöyle bir tablo çıkıyor. Genel olarak bir siyasal boşluğun varlığından söz ediliyor. Dehap’ın belirsiz bir durumu var. Yasal olarak kongrelerini yapmak zorundalar, İllerde de atama çalışmaları yapıyorlar. Ancak şöyle bir kaygıları var ; bir taraftan yeni parti çalışması var. Atama ve kongre çalışmalarının yeni çalışmaya bir direnç olarak algılanmasından kaygılanıyorlar. Ayrıca belediyeler konusu belirsizliğini koruyor. Belediyelerin Dehap’ a geçmesi kararlaştırılmıştı ancak bunun size sunulmadan da, uygulamak istemiyorlar. )
    Dehap’ın kapatılma durumu var zaten. Sanırım kapatılma ihtimali yüksek
    (Dava son aşamasına geldi. Kapatılacağına yönelik yaygın kanaat var. )
    Kapatılma durumu konuşuluyorken kongresini yapması gerekli midir ?
    (Yasal zorunluluk var )
    O zaman şekli bir kongre yaparlar. Belediyeler de şimdilik böyle kalabilirler
    (Cezaevinden son çıkan arkadaşlarla görüşmelerimiz oldu. Öncelikle siyasi yasaklı olduklarını düşünüyorlar. Bu konuda daha önceki aktarımımızın doğru olmadığını belirttiler. Bunu da düzeltmek istiyoruz. )
    Gazetede okudum, kurucu olabilecekleri belirtiliyordu
    (Uzman hukukçularla görüştüklerini, kendileriyle ilgili siyasi yasak konusunun net olduğunu söylüyorlar. Bu nedenle yeni parti çalışmasında yer alamayacaklarını belirtiyorlar . Ayrıca kendilerine ilişkin olarak diplomatik çalışmalar ve Sivil toplum örgütleriyle görüşmelere dayalı yoğun bir program yaptıklarını , Avrupa ya yönelik olarak da ayrı bir programlarının olduğunu belirtiyorlar. Cezaevinden yeni çıktıklarını toplumu ve parti içi sorunları da , diğer çevreleri de anlamak istediklerini, sorunları daha yakından görmek istediklerini, bunun için de biraz zamana ihtiyaç duyduklarını, bu çerçevede gündeme gelen yeni oluşumun yeterince tartışılmadığını bu yüzden erken başladığını da belirtiyorlar )
    Bu düşündükleri ile yeni oluşum birbirine paralel, birbirini bütünleyen şeyler. Hepinizin anlama sorunu var. Burada önemli şeyler söyledim, çerçeve çizdim ama anlamamakta ısrar ediyorsunuz. Ben öğretmeye çalıştım yüzde yüz beni boşa çıkarıyorsunuz. Böyle olunca da halk içinde bir umut olamıyorsunuz. Saygısızlık derecesine vardırdınız. Ama sallana sallana miting yapıyorsunuz, halkın karşısına çıkıyorsunuz, halk sizi bağrına basıyor, önderim diye ortaya çıkıyorsun o zaman liderliğin gereklerini yerine getireceksiniz. O zaman bu sorumluluğun gereklerini yapın Bunu anlamamak örümcek kafalılıktır. Tartışılmadığını söylüyorlar o zaman tartışsınlar, engel mi var. şaşırtıcı , siz nasıl yaşıyorsunuz, hepinize söylüyorum , gidin tartışın, eskilerle tartışın, yenilerle tartışın. Bu son Diyarbakır olayında da çözemediğiniz anlaşılıyor. Yakışmıyor. Savaşınız da barışınız da tuhaf. Kazandırmayan bir kumar mantığı var. Kara kuvvetleri komutanın çirkin demesinin biraz anlamı var aslında. Anlamak lazım bunu niye dedirtiyorsunuz ? Hassasiyetleri görmek gerekir. Beni anlamamakta büyük bir inat var. Ben başından beri öğretmeye ve örgütlemeye çalıştım. Son savunmalarımda var, hepsi tez değerinde olan değerlendirmelerdir. Ortaya koyduklarım dünya çapındadır. Diren , savaş ama bu tarz umut yaratmıyor. Önderim diye ortaya çıkıyorsunuz ama liderliğin gereklerini yerine getirmiyorsunuz. , millet nedir, siyaset nedir bilmiyorsunuz. Son savunmamı okursanız bu hepinize yeter. Anlamamakta direnmenize şaşırıyorum. Şaşırmakta değil öfkeleniyorum. Savunmamda anlaşılmayan şeyler var mı? . Görüyorsunuz benim tezlerim bazılarında etki yaratıyor, tartışıyorlar. Son günlerin en tartışmalı konusu olan kamusal alanla ilgili her gün onlarca yorum yapılıyor, ben ona demokrasi alanı demiştim. Savunmalarımda bunu açmıştım. Bakın onlar alıp tartışıyorlar. Size diyorum belirttiklerimi anlayın anlatın, altı yıldır buraya geliyorsunuz. Sizin de dar kaldığınıza yönelik eleştiriler geliyor bana. Siyaseti sevin , uygulayın. Biz halka dayalı siyaset, demokratik siyaset yapıyoruz. Leyla’ya da, Rızaya da, Abbas’ a da bunu söyleyin. Ben burada boşuna konuşmuyorum. Söylediklerim dünya çapında tezler. Yol yordam gösteriyorum. Düşüncelerimin bilimsel ve felsefi temeli güçlüdür. İyi tespit ettim. Peki senin hesabın ne. İşte bizim Osman. Birkaç kuruş para aldı, kadınları, kızları kaçırıyorsun, götürdüğü kadınlar da güya partili. Liderliğe oynuyorsun , ne liderliği , felç olup gideceksin. Senin liderliğinin beş paralık bir değeri yok. devlette seni ciddiye almaz, kimse de seni ciddiye almaz. Talabani’ye, Iran’a , ABD ye sığınarak , kadın kaçırarak liderlik yapamazsın, kaç para eder bu. Şu devlet odağına , şu koltuğa satmak senin yaptığın. Türkiye de de böyle koltuk , makam siyasetini devlette ciddiye almaz, metelik kadar değer vermez. Ama beni ciddiye alıyorlar. Her şeyimin de yanlış olmadığını sanıyorum biraz anlıyorlar. . Diyalog falan da değil. Benim 24 saatimi inceliyorlar. Sonuçlar çıkarıyorlar. Savunmamın engellenmemesi önemlidir. Ben objektif gerçeklerden bahsediyorum, bunu görüyorlar. O zaman sen niye anlamıyorsun. Siz bir toplantı bile yapamıyorsanız örgüt olamazsınız. Halkın derin ihtiyacını hissetmezseniz nasıl ilerleyeceksiniz? Birbirinize ihtiyaç mı duymuyorsunuz? Haddinizi mi bilmiyorsunuz? Birbirinizin yüzüne mi bakamıyorsunuz? Nedir sizin sorununuz? İşte bacım geldi. Osman dağda mı çürüyeceğim demiş, ben dağdan kaçtım demiş. Şikayet ediyor. Ben kırk yılımı özgürlük dağlarının hayali için verdim. Neredeyse engel olmasa bacımı ayağımın altına alıp ezecektim. Komutanlar da var bunun içinde. Böyle komutanlık olur mu. Tuhaf. Seni bir çorba ile alıp eşek gibi kullanırlar. İnsanlık, özgürlük tutkun bu kadar basit mi ? Beni muhatap almayan seni mi ciddiye alır. yapmayın. Ondan sonra da liderim diyorsunuz. Ben Rızaya da, Karasuya da ağır konuşmak istemiyorum ama çizgime saygılı olamadınız. 72 de sanırım Newroz günüydü. Bir öğrenci evinde Kemal de vardı, yarım saatlik bir konuşma yapmıştım. Kemal o toplantıdan büyük sonuçlar çıkardı, beni anladı , benimsedi , pratikleştirdi. Büyük bir eylemin sahibi oldu. Ölüm orucu onun büyük eylemidir. saygılıydı. Hatalarımda bile Kesire olayında arkadaş böyle diyorsa bir bildiği var diyordu. . Hatalarıma bile boyun bükmüştür. Öne çıkarmamıştır. Bu bir arkadaşlık, yoldaşlık yaklaşımıdır. Ama nerede bizim anlı şanlı kürtçülerimiz. Bu yaklaşıma anlam verin diyorum. Yoksa emekleriniz boşa gider. Ben bunları size , herkese anlatıyorum. Devleti de uyardım. Ben ilk gün burada Kuzey Irak’ı söyledim. Yapacağınız yardımlar size döner dedim. Uyardım. Şimdide uyaracağım. Beni anla, ister öldür, ister yaşat dedim. Şimdi de uyarılarımı yapıyorum. Cumhuriyetin kuruluş felsefesine uygun , bilimsel esaslara dayalı çözümler üretiyorum. İnsanlık, özgürlük, demokrasi diyorum. Ama beni anlamıyorlar. Bizimkiler de bunu anlamadı. Bir yetkili burada bana sizinkiler karı , kız peşinde , sen burada neyle uğraşıyorsun dedi. İşte sizin varlığınızı devlet böyle değerlendiriyor, kendinizi bu hale getirdiniz. Bu lafı da söylettirdiniz. Bizimkiler ne yapmış? Bunlar beş yıldır benim burada ölmemi mi bekliyorlardı? Bazı liderim diye geçinenler bunu tartışmışlar. Bazılarının, Rıza’nın, Abbas’ın benim için “Apo şimdi kudurmuştur “ dediğini bana söylediler. Bana bazı bilgiler geliyor. Siz de zamanında bunları bana aktarmadınız. Bunu boşuna söylemiyorum. Bazı gerçekleri de konuşmak istemiyorum. Ben halkım için kendimi ortaya koyarken, halkımın onurunu yüksek tutmaya çalışırken bunların yaptığına bak. Benim sırtımdan herkes liderlik taslıyor. Talabani, Osman, Rıza şimdi de Hep’i, Dep’i, Dehap’ı çıktı. Peki ne olacak şimdi. Devlet dört dörtlük bu işin peşinde. Peki senin buna verecek cevabın yok mu ? Devlete de , herkese de söylüyorum. Benim çizgim net. Yüksek bir bilim yüksek bir zihniyet ve irade ile Cumhuriyetin ortak değerleri temelinde halkların özgür ve ortak yaşamını savunuyorum. Buna inandım ve söyledim. Anlayan var mı ? Anlamazsanız tuzla buz olursunuz , hiçleşirsiniz. Ömrünüz, emekleriniz boşa gider. Kurur gidersiniz. Devlet size öyle diyorsa bunu düşünün. Ben bir ciddiyet yarattım onu da bozuyorsunuz. Ben size mi uyacağım. Tarih adına söylüyorum, politika mümkün olanın gerçekleştirilmesi sanatıdır. Zırnık kadar anlıyorsanız şikayet etmeyeceksiniz. Zırnık kadar mertliğiniz varsa uyum göstereceksiniz. Siz benim adıma bunu tek tek anlatacaksınız., yürüteceksiniz. Yeteri kadar tartışma yürütün, tartışmanın zemini açın. Tek tek anlatmak zorundasınız. Demokratik tartışma platformları oluşturun, açıklamalarımı yorumlayın, benim adıma söylediklerimi bol bol tartışın. Hem yerel hem merkezi düzeyde uyum gösterenler bu çalışmaya girer. Demokratik toplum hareketi Türkiye’nin ihtiyacıdır. Öne çıkan aydınlar, çevrelerle tartışın. AK parti tüccar zihniyetidir, gelişkindir hızlı kavradı iktidar oldu. CHP, DSP ve diğerleri dogmatik , muhafazakarlardır. Kavrayamazlar. AKP hızla kavradı. Apo sağa kaydı diyenlere şunu söylüyorum; kaygılanmaya gerek yok iyi anlasanız görüşlerimin dört dörtlük sol olduğunu görürsünüz diyorum. Sağa mı kaydı diyenler benim semtime bile gelemezler. Halkın demokratik siyaset yapma ihtiyacını derinden hissedenler ortak irade ile halkımız karşısına çıkarlar. Devlet, genel güvenlik ve sınırlı kamu ihtiyaçları dışında küçülür, etkisizleşir. Devleti böyle yürütemezsiniz. Yama yapa yapa devleti yürüyemez hale getirdiniz. Köklü bir reform gereklidir. Devleti yeniden örgütlemek gerekiyor , devleti böyle yürütemezsiniz. Devleti küçültmek , sınırlandırmak gerekiyor, böylece geniş demokrasi alanları yaratılır. Gönülden, halkın demokratik siyasetini yürütmek isteyenler, halkın karşısına çıkar kurucu olur. Ortak akıl ortak irade ile Türkiye ‘nin karşısına çıkılır . Program , tüzük hazırlanır bilinen şeyler bunlar. Bu temelde büyük bir çıkış yapmak büyük bir ihtiyaçtır. AKP bunu yapamaz. En fazla cebini doldurur giderler ama, sorunlar ortada kalır. Çözüm ne Talabani gibi emperyalizme dayanarak ne de bu Türk solu dergisinde yazanların ileri sürdüğü gibi aşırı milliyetçi eritme ile gelişir. Ne yüzde yüz yamanmak ne de yüzde yüz özgürlük problemini yok saymak çözüme hizmet etmez. Bunu yapan devletine halkını en büyük zararı veriyor demektir. Doğru Mustafa Kemal’in ideolojisi burjuva ideolojisiydi. O koşullarda ancak bunu yapabildi. Ama şimdi yenilenmesi lazım. Biz Mustafa Kemal’in 1920 ler de yaptığını şimdi Kürdistan’a uyarlamaya çalışıyoruz. Tarihte ki hesapları , oyunları görerek bu güne yaklaşmalıyız. Tarihte Ermenilere, İyonyalı’ lara ne yapıldı? Günümüzde de Kürtlerin başına bu gelmesin istiyoruz. Eğer ABD geri çekilirse Kürtlerin durumu Ermenilerin durumuna dönebilir. Talabani , Barzani çeker gider Kürtler ortada kalır. Ben bu çizgiyi tehlikeli buluyorum. Ben bunun yerine kapsamlı bir özgürlük programı ortaya koydum. Hesapları bozuyorum. Halkların barış içinde özgür birliğini savunuyorum. Emperyalizme ve gericiliğe bunu dayatıyoruz. Ne ayrılıkçılığa düşelim ne de soyumuzu , kimliğimizi inkar edelim. Özü budur. Çizgi net , solum, yurtseverim diyenlerin anlaması gerekir. Özgürlük tercihi ile insan olunur. Bunları anlamazsanız felaketle karşılaşırsınız. Şunu unutmayın, özel savaş şeyi örgütlüdür , sizi nefes alamaz hale getirir. 93 benzeri bir süreç gelişir. Bundan korku duyuyorum. Gazetelerde vardı. Belediye başkanın kız kardeşi boğulmuş mu ne olmuş? Özel savaş şeyi gibi bir dönem mi başlatıyor ben de bu kuşkuyu yarattı.
    (Hayır , gölde boğulma bir kaza sonucu olmuş. )
    Bu nedenle ben demokratik toplum hareketi diyorum. Bunları bol bol tartışın Türkiye ye götürün, diğer gruplara götürün. Tv ve gazetelerde tartışın sonra uygulayın. Yaşlısı, genci, kadını ili tartışmayı başlatın. Gönüllü olanlar katılım gösterir. Ana çerçeve budur. Sanıyorum bu konu anlaşıldı. Evet, sanırım arkadaşın da bir diyeceği olmalı. Herhalde Çelik iddiaları red ediyor.
    (Evet red ediyor, veremeyeceği bir hesabının olmadığını belirtiyor. Hatta 7O milyon dolarlık bir ihaleyi 20 milyon dolara indirdiğini ve bunun da devlet kayıtlarında olduğunu belirtiyor. )
    Anlaşıldı, red ediyorsa çıksın anlatsın. Tv de, gazetede kendini ifade etsin, savunma hakkını kullanabilir. Hürriyet , Rıza’nın şeyini de, kötü kullandı. Rıza niye böyle yaptı ?
    (Bu konuda bizim de bir aktarımımız olacak. Kişileri tartışmanın merkezine koymak anlamında değil ama bu olay her yerde karşımıza çıkıyor. Hakkında ciddi iddialar var, belgeler var deniyor, rakamlar telaffuz ediliyor. Bazı arkadaşlar bu konu netleşmeden gelmemelidir diyor, bazıları hiç gelmemelidir diyor. Bu konu bir kırılma noktası oluşturuyor. Daha önce dile getirilen soruşturma komisyonu önerinizin gerekliliği üzerinde duruluyor )
    Benim yeğenim hakkında da benzer iddialar var. Bu da soruşturulmalıdır. Burada kişi değil anlayış ve tarz , zihniyet sorunu bu. Bu tarz terk edilmeli. Bu tarz feodal burjuva tarzı , feodal mülkiyetçi yaklaşımdır. Bunun özeleştirisini yapan yapı içerisine girmeli. Bu affedilemez bir gözü karalılıktır. Soruşturmaya alsın parti. Bunu yapmazsanız Dehap benim adımı kirletiyor derim. Benim önderlik ettiğim çizgide rant olmaz. Benim adıma el koyup durdurun. Hukukçusunuz, bu işleri bilmeniz lazım. Partinin organları var gerekirse disiplin kuruluna verilir, tüzük işletilir. Bunları göreve davet edeceksiniz. Böyle şey olur mu? Biz bunları ret ederek bu güne gelen bir hareketiz. Benim arkadaşlarım, gencecik insanlar bunları ret ettikleri için hayatlarını verdiler. Bu tarz terk edilmeli. Yarın öbür gün Rıza da götürür, yeni başkan Osman da götürür, Feridun da götürür nasıl çıkacağız bu işin içinden? Bunlar değerlerimizin özüne terstir. Bütün taraftarlarımızın bunu yapanların gırtlağına sarılması lazım. Bu tarz feodal, mülkiyetçi , burjuva tarzıdır. Kan can verenler bunu kabul etmeyerek bugüne kadar geldiler. Mücadelemizde buna yer yoktur. Onurunu , özgürlüğünü savunacaksın. Yeğinim hakkında da benzer şeyler duyuyorum. Bu da soruşturulsun. Sonuçlarını getirirsiniz. Bunları burada tartışmayabilirdik. Yapılması gerekenler bellidir. Gereği uygulanmalıdır. Bu halk size her şeyini verir ama, sizden onun özgürlüğünü vermenizi de bekler. Bu halka ancak böyle layık olunur. Şimdi, mesajımı vermek istiyorum. Cezaevinden son çıkanlar Brüksel de diplomasi yürütsünler. AB nin Türkiye ile müzakereleri başlarsa Leyla ve grubunun önderliğinde Kürt çevreleri de AB ile paralel müzakere sürecini başlatır. Böyle olursa barış ve diyalog kazanır. Bundan Ab de Türkiye de güç kazanır. Müzakere tarihi için altı ay süre var, paralel bir diplomasi süreci gelişirse barış gelişir. Bu çerçevede Leyla’nın dile getirdiği 6 aylık ateşkes çağrısını olumlu buluyorum.
    (Cezaevinden çıkan arkadaşların yaptıkları görüşmelerde, kendilerinden çatışmaların durdurulması için çaba gösterilmesinin istendiğini belirtiyorlardı. Arkadaşlar genel kamuoyunun da, kendilerinden böyle bir talep ve beklenti içerisinde olduğunu , genel kamuoyunun çatışmalardan kaygı duyduğunu belirttiler )
    Bunlar çatışma filan da değil, münferit şeylere benziyor. Kürt çevreleri ile paralel müzakere sürecinin başlayacağının izlenimi varsa Leyla’nın 6 aylık ateşkes çağrısı tekrar ele alınır,değerlendirilir. Kendileri ile görüşün, siz de içinde yer alabilirsiniz. O maddelik çerçevem vardı , yol haritaları vardı. onlar esas alınır. Ben AB yi de savaşın içinde görüyorum. Biz sizinle savaşı geliştirmek istemiyoruz denir. Terör listesine almak bu anlama geliyor. Zübeyir’ gil de AB çevreleri ile görüşür, terör listelerine almakla bu iş olmaz. Bize bir çözüm yolu gösterin der. Sudan’a, Filistin’e gösterilen ilginin onda birini Kürt sorununa da gösterin denir. Önümüzdeki günlerde, yeni bir çağrı olabilir ama bazı izlenimleri almak istiyorum. Leylalar zemin yoklasınlar AB çevreleri ile Kamuoyu ile görüşsünler, izlenim almaya çalışsınlar. Arkadaşlarla da görüşülsün . sonuç alınacağına inanırlarsa böyle bir çağrı geliştirebiliriz. Daha sonra bu bilgileri bana getirirsiniz. Devletin buna karşı çıkmaması lazım. AKP nin’de karşı çıkmaması gerekir. Türk Solu Dergisini izledim. Dış güçlerin hesabı var deniyor. Ben daha önce derin Sevr demiştim. Hesaplar olabilir. Tamam ama bu oyunu ancak barış ve diyalog üzerinden bozabiliriz. Öyle sizin dediğiniz gibi devletin içine alarak eritme ile de olmaz. Ayrılıkçılık yok, ama güven veren ve yürüyen bir diyalog da gerekli. Güvenilir bir demokratik çerçeve içerisinde diyalog gelişebilir. Kim buna karşı çıkabilir. Kürdü bitireceğim dersen bu savaştır. Devleti yok sayma iddiasında değiliz Ama AKP nin İran ile Suriye ile görüşerek sorunu o şekilde çözme girişimi tutmaz. AKP böyle yaparsa çıkmaz derinleşir. Kürdü bitirme, yok sayma , Kürt özgürlüğüne hayat tanımama , oyuna getirme olursa, diyalog oluşmazsa , Kürt özgürlüğüne yönelme olursa altı ay sonra çığ gibi gerilla savaşı gelişir. İstesem de engelleyemem. Devlette bunu duysun. Bu özel savaşın devreye girmesi demektir. Biz elimizden geleni yapmaya bunu önlemeye çalışıyoruz. Eğer olumlu bir izlenim alırsak müzakere tarihine kadar hatta bahara marta kadar yeni bir ateşkes çağrısı yapabiliriz. Gerekirse önce Leyla gil çağrı yapar. Haftaya bu bilgileri getirin tartışırız formüle ederiz. Şimdi bizimkilere geliyorum. Bizimkiler 5 yıldır ne yaptı. Öldü ölecek deyip gün saymışlar. Objektif olarak böyledir. Bu iki taraf içinde geçerli. Hiçbir iş yapmamak , hiçbir pratik yapmamak bu çözümsüzlüğe hizmet etmek demektir. Rıza’ya, Mizgin Şen’in arkasında senin olduğun, senin saldırttığın söyleniyor dersiniz. Gerçekleri fazla da açmak istemiyorum. Yapılan saygısızlıktır. Taylan Özgür, Berzan Öztürk kendilerini cayır cayır yaktılar. Üstelik bu durumda da değildim. Peki ,siz ne yaptınız? Bu duruşa sahip çıkacağınıza saygısızlık yaptınız. Rıza ne diyor?
    (Osman’ın kendi liderlik ve örgüt çizgisini hayata geçirmek için dağı, örgütü, ve Avrupa’yı ele geçirmek istediğini, bu temelde kendisine açıktan uzlaşma ve birlikte hareket etmeyi teklif ettiğini, kendisinin bunu reddettiğini Osman’ın durumu açığa çıktığında bunun size aktarılmasını istediğini, ancak örgütün bazı hassasiyetler nedeniyle aktarmadığını bunun örgütsel bir suç olduğunu kabul ettiğini, SHP adıyla seçime girilmesine karşı çıktığını, ancak genel görüşün SHP adıyla girmekten yana olduğunu, notların düzenlenmesinin kendisine bağlı bir şey olmadığını , gidip gitmeme gibi bir sorunun olmadığını, en ufak bir ihtimalde bunun gerçekleşeceğini, ancak ciddi güvenlik sorunlarının olduğunu belirtiyor )
    Osman beni nasıl böyle gözden çıkardı? Bu teklifi sana nasıl yapabiliyor. Bu Osman bunlara nasıl cüret edebiliyor? Rıza’ nın suçu şu: Osman’ın durumunu zamanında bana bildirecekti. Örgüt bildirmemişse bu bir suçtur.
    (sonraki süreçte örgütsel birliği sağlamaya çalıştığını belirtiyor )
    Hayır, bana bildirecektin, burada Osman’ı ben boğardım. Bildirmiyorsan ben çözeceğim diyorsan, ben de o zaman sen liderliğe oynuyorsun derim. Rıza’ya da Leyla’ya da söyleyin Öcalan’sız bir şey yapamazsınız. Rıza, sen iletmemekte sorumlusun diyorum. Osman’ın ne yaptığı anlaşılıyor. Benim adıma benim soy adımla beni ABD ye satmak istiyor, Muhtemelen para da almışlardır. ABD niye para verdi? Radyo da Ercan Çitliyi dinledim. Bu işleri bilen biridir. ABD PKK ye bir çuval dolusu dolar vermişti diyordu. Araştırılması lazım. Tüm PKK ye gittiğini sanmıyorum, muhtemelen Osman’a gitmiştir. Bu yeğenime parayı Osman’mı vermiş , araştırılsın. Bağlantı olabilir. Benim buradaki duruşumun anlaşılması gerekir. ABD Türkiye eliyle beni ortadan kaldırmak istedi. Ama Türk Genel Kurmayı uyanık davrandı. Beni öldürseydi amansız bir Kürt Türk kavgası gelişecekti. Daha önce de söylemiştim; ben genel kurmayın buradaki tavrını önemsedim. Çizgimi bu güne getirdim. ABD şimdi de kardeşimin eliyle beni bitirmek istiyor. Osman’ ın yaptığı Kürdü , Ortadoğu’yu ABD ye satmaktır. ABD yarın gider, yüz binlerce Kürt katledilir. ABD besledi ama Saddamı sonunda da götürdü. Osman gibiler bu duruma düşebilirler. Ben Mustafa Kemalin pratiğini bu anlamda olumlu buldum. Anadolu kardeşliğini yaşatmak istedi. Bu yönüyle Mustafa kemale saygılı olmak lazım. CHP M. Kemal’in çizgisini sürdüremedi. Kardeşçe bir araya gelelim diyorum. Bu olmazsa evrensel bir hak olan meşru savunma gelişir. 15 Ağustos vesilesiyle bir çağrıda bulunuyorum. Kaçanlar dahil, Avrupa da olanlar Can ve diğerleri Kongra- Gel çizgisi temelinde gelirlerse, öz eleştirilerini yaparlarsa af edilebilirler. Ama, halkımızın temel değerlerine saldırıları devam ederse bu suçtur. Af esprisi ile gelirlerse kabul edilebilir, yoksa direniş sonuna kadar devam eder. Bunun hesabını halkın önünde vermek zorunda kalırlar. Bu söylediklerimi ilgili bölüme yerleştiririsiniz. Fuat bunu düzenleyip önceki söylediklerimle açabilir. Sonuna kadar demokrasiyi dayatmalıyız. Doğru olan budur. Devletle bir anlaşmam yok, bir diyalog yok. Ama devlet ölçüp biçiyor. Demokratik toplum hareketi gelişirse devlet çözüm zeminine girer. Büyük bir birlik ve özveri ile demokratik uzlaşıyı sağlamak gerekiyor. AKP bunu yapamıyor. Deniz Baykal bunu kavrayamaz. Türk solu vs bunlar kızıl elmacıdır. İnkar ve imha siyaseti gelişirse asıl derin sevr tehlikesi o zaman gelişir. Bunlar bunu kavrayamıyor. Geriye demokratik toplum hareketi kalıyor. Onu geliştirmek gerekiyor. Başarıya götürecek olan budur. Türkiye için bu çerçeve geliştirilir, Demokratik Ortadoğu federasyonu demiştim Iran ve Suriye , Irak için yapılması gerekenleri açmıştım. Fuat bunları da açarak işlesin. Karasu ne diyor du ?
    (Örgütte bazı sorunların olduğunu , tasfiyeci çizginin örgütü zorladığını, dikkat çeken bir nokta olarak da, sizin eski arkadaşlara yönelik eleştirilerinizin tasfiyeci eğilim tarafından kullanıldığını belirtiyor )
    Söyleyin Öcalan burada. Kimse benim söylediklerimi farklı kullanamaz. Eski arkadaşlarıma değer veriyorum, Rızaya, Karasuya da değer veriyorum. Görev alabilirler. Ama savunmalarımı iyi okusunlar, derinleşsinler yeni bir başlangıç yapsınlar. Rıza’ya da hemen gitsin demiyorum, acele etmesine gerek yok, geçici görevde alabilir. Bu arkadaşların şunu bilmesi lazım politika da önemli olan yol yöntem ve sonuç almaktır. Eski arkadaşların, yeni bir ruhla başlangıç yapmalarını bekliyorum.
    (Önemli gördüğümüz bir noktayı açmak istiyoruz. Bazı çevreler, Güneyde Kürtlerin ilk defa bir statü kazandığını, ancak sizin Talabani çizgisine karşı geliştirdiğiniz eleştirilerin, sizin Kürtlükten uzaklaştığınızı gösterdiği biçiminde değerlendiriyor. )
    Bunu Beşikci mi söylüyor
    (hayır, Beşikçi değil, daha çok Avrupa da yerleşik bazı Kürt çevreleri bunu yapıyor. Doğrusu halk üzerinde belli bir etki yarattıklarını da söylemek gerekiyor. Dışarıda ki tabloyu tam verebilmek için bunu aktarmak istedik. )
    Çarpıtmasınlar. Bu topraklarda Kürtlüğü biz yoktan var ettik. Daha çok o kaçkınlar bunu çarpıtıyorlar her halde. Kırk yıldır Avrupa’dalar. Basit, iğrenç güdüleri için oradalar. Avrupa’da ki halkımıza söylüyorum bunlara kanmasınlar, bu aşağılıkların yüzüne tükürsünler. Teşhir ve tecrit etsinler bunları. Sizler de televizyona çıkın, yazın anlatın. Makalelerde işleyin. Ben Talabani çizgisini şunun için eleştiriyorum. Statü diyorlar, ama ne statüsü. Öyle ABD ye filan dayanılarak, mandacılıkla statüler elde edilemez. Elde edilse bile kalıcı olmaz. Talabani’ yi eleştirmek ayrıdır, ama biz Kürt halkının özgürlüğünden de, asla vazgeçmeyiz. Süremiz azalıyor. Kadınların durumu nasıl? Bir şey var mı ?
    (Yeni bir şey yok )
    Kadına söylüyorum siz alınıp satılacak varlıklar değilsiniz. Dağda gerekirse çürürüm ama özgürlüğümü de kazanırım demelisiniz. Değerlerinize, özgürlüğünüze sarılın. Buna ihtiyacınız var. Özgürlük aşkıyla öncü düzeyde katılımınızı bekliyorum. Kısa aktaracağınız ne var
    (Özgür yurttaş hareketinin kurumlarla özellikle Dehap la bütünleşme sorunları var. )
    Bunu doğru bulmuyorum. Tüm güçler bütünleşmeli. Özeleştirisel yaklaşsınlar, sorunlarını tartışsınlar , çözsünler. Ancak böyle güçlenebilirler. Tekrar ediyorum af çağrımızı anlayanlar gelsinler. Yoksa yok olup giderler.
    (Gittiğimiz yerlerde gençlerin size selamları var. )
    Siz de benim adıma selam söyleyin. Onlara söyleyin, bütün bunları onlar için yapıyoruz. Gençlere, tüm halkımıza selamlar. Feridun da çalışmalara katılsın. Ateşkes çağrısı ile ilgili söylediklerimi Leyla’larla da tartışıp haftaya getirin, değerlendirelim.
    (Radyonuz verilmişti değil mi )
    Evet. Ne getirdiniz
    (üç kitap ve gazeteler )
    tamam.

    selamlar.


    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1302




    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 25.08.2004: Görüşme Notu



    Görüşme Notları: 25.08.2004: Görüşme Notu

    Merhaba, hoş geldiniz. Pil getirdiniz mi?

    (Önceki haftalar getirmiştik, verilmedi mi?)

    Hayır, verilmedi.

    (Gardiyanlara seslenerek)

    Geçen hafta getirmişler, fakat alamadım.

    (Gardiyanlar, ‘tamam, bakarız’ dediler.)

    Neyse, haftaya yine getirirsiniz. Önce teknik, kırtasiye işlerini halledelim, sonra gündeme geçeriz. Bazı kitaplar isteyeceğim. Wallerstein’ın Modern Dünya Sistemi’nin birinci cildini aldım, ikinci ve üçüncülerini de getirebilirsiniz.

    (Bunlar henüz çevrilmedi.)

    Murray Boochkin’in Kentsiz Kentleşme kitabını getirirseniz iyi olur.

    (Bu kitabı getirmiştik.)

    Alamadım, tekrar getirin. Wallerstein’in Irk, Ulus, Sınıf kitabını getirin.

    (Wallerstein’ın bugün getirdiğimiz üç kitabı arasında o da var. Böylece Wallerstein’ın tüm kitaplarını getirmiş olduk.)

    Tamam.

    (Elindeki Arkeoatlas’ın ikinci sayısını göstererek)

    Bu sayıda Son Kalkolitik Çağı ele alınıyor. Bu derginin ilk Kalkolitik Çağı ele alan birinci sayısını getirirsiniz. Arkeolojik Devrim adlı bir makale yayınlanmış, Urfa’daki son arkeolojik gelişmeleri ele alıyor. Bu yazının yayınlandığı dergiyi getirirsiniz. Eski Çağ Tarihi, Luwiler, Urartular, Hurriler, Hititler dönemiyle ilgili arkeolojik yazı ve değerlendirmelerin yer aldığı kitap ve yazıları getirebilirsiniz. Mahfi Eğilmez’in Anita’nın Laneti romanını getirebilirsiniz.


    Son arkeolojik bulgular Hititlerle Hurriler arasındaki bağı ortaya çıkarıyor olabilir. Bunu bir tez olarak geliştireceğim. Ekrem Akkurgal bile çözemiyor. Bu onun resmi tarih düşüncesinin etkisi altında olmasından kaynaklanıyor olabilir. Hititler Hurrilerin Anadolu’ya uzanmış bir kolu olabilir. Bizim tarih kurumumuz var, bunu araştırabilir, o konuda yoğunlaşabilirler. İlkçağlardan bu yana Kürt tarihi zengin bir tarihtir; Mısır, Hitit saraylarına kadar uzanır; Mısır, Hitit, Mitanni, Hurrilerle devam eder. Hurrilerin başkenti Serêkani bugünkü Ceylanpınar’ın karşısında bir yerdedir. Orada yazıtlar ortaya çıktı. Türk tarihçiler ilgilenmiyorlar. Urartular öncesidir.
    Urfa’da arkeolojik devrim oluyor. Benim tahminim de öyledir. Urfa-Adıyaman-Diyarbakır üçgeninde zengin bir tarih yatıyor. O üçgende neolitik çağın oralarda geliştiğini gösteren pek çok bulgu var. Elazığ da buna dahildir. Onlarla ilgili ne kadar çalışma varsa okumak gerekiyor. Sevgi Aktöre’nin Anadolu’da Tunç Çağı Kentleri adlı kitabını istemiştim, bir derlemedir. Anadolu’da Demir Çağı adlı kitabı getirmiştiniz, Tunç Çağı’nı da getirirsiniz. Urfa ve Fırat’ın kıyıları kentlere öncülük ediyor; öyle sanıldığı gibi küçük değil, neolitikle birlikte kent devriminin izleri var. Önemli tarihi aşamalardır. Türkiye’de bu konuya fazla ilgi gösterilmiyor, bu çalışmaların geliştirilmesi gerekiyor. Bu konularla ilgilenecek kurumlar var mı, onu da bilemiyorum.
    Tarih ve Ortadoğu ile ilgili önemli bilimsel çalışmaları getirebilirsiniz, bazı tarihi romanları getirebilirsiniz. Yakın dönem İslam’la ilgili saptırmalar var. Bu konu üzerinde durulmaya değer. Bu konuda uyanık olmak gerekiyor. ABD’nin Irak politikası bunun üzerine gelişiyor. Yeşil Kuşak Projesi komünist kuşağa benziyor. Komünist kuşağı kullandığı gibi İslam’ı da Ortadoğu’da saptırarak kullanacaktır. Ama bu başına bela olacaktır.
    Sanırım tarihçi ve edebiyatçı arkadaşlar bunu göremiyor, açığa çıkaran çalışmalar yapamıyorlar. Savunmamdan yararlanın derken bunu kastediyordum. Ondan kızıyorum. Türk aydınlarının savunmadan etkilenme şeyini seziyorum. Makalelerden, tartışmalardan anlıyorum. Resmi tarih anlayışı kupkuru hale getirmiş. Devleti değişim ve dönüşüme uğratabilirdik. Kürt aydınlanmasını daha da geliştirebilirdik. PKK farkında bile değil. Hele PKK’nin bu kadar sığ olması beni öfkelendiriyor. Ne ideolojide, ne politikada, ne örgütsel çalışmalarda bunu yapabildiler; hele demokratik çözüm konusunda bir açılım getiremediler. Boockhin ve Wallerstein’ın bu yönlü çalışmaları var; ben geliştirmeye çalışıyorum. O noktayı yakalamak önemli.
    Demokratik akımı Ortadoğu’da kökleştirebiliriz. Basın, medya ilgisiz; kurumlar yapamıyor. Beş yıldır Avrupa’da değişim-dönüşüm adına ne yaptın? Sen beş yıldır Avrupa’da bir şey yapma, sonra karşıma çık! Beni çocuk mu sanıyorsunuz? Ya dürüst olur, demokratik akımı anlar, ideolojik duruşum nedir, bunu anlarsınız; ya da siyasetin kenarına yaklaşmayacaksınız. DEHAP için de söylüyorum: Ya demokrasiyi anlayacaksınız ya da bulaşmayacaksınız. İnsanın çıldırası geliyor. Partinin teorisinden ve pratiğinden bir şey almayacaksınız! Bu böyle olmuyor.
    Kürt meselesini çözümlerken altı iktidar statüsünü bilmek gerekiyor. Bir askeri, iki siyasi, üç sosyal, dört ekonomik, beş psikolojik iktidar statüsü; altıncısı ise bio-iktidar statüsüdür. Foucault’nun da ele aldığı bir kavram, son zamanlarda geliştiriliyor. Bio-iktidar insan canlılığı üzerinde kurulan bir iktidar. Bu deneniyor. Kürtlerin nüfus yapısı üzerinde yoğun uygulanıyor; açlıkla terbiye edilmeye çalışılıyor. Diyarbakır halkı tümüyle açlıkla terbiye edilmeye çalışılıyor. Basında takip ediyorsunuz, bu son kredi şeyleri bunu gösteriyor. Bu iş AKP’ye verilmiş. Bunları gözleyebilirdiniz, bu konuda on kitap yazılırdı. Bunları görmeden nasıl siyaset yapılır? Onların çözümlemesi yapılmadan nasıl politika yapılır, nasıl belediyecilik yapılır? Bilinç seviyeniz yetersiz herhalde.
    Özgür Yurttaş Meclisi bence devreye girebilirdi. Bir yandan tarihi toplumsal gerçekliklerini açığa çıkarır, bir yandan halkı müthiş örgütlerdiniz. Kimse buna bölücüsünüz diyemez, yasalara aykırılığı iddia edilemez. Mustafa Kemal’in ömrünü adadığı cumhuriyet toplumu tarikatlaştırılıyor. Cumhuriyet devriminin özü özgür yurttaş, demokrasinin özü de Özgür Yurttaş Meclisidir. Cumhuriyet felsefesi böyle olmalıdır. Mustafa Kemal’in pozitif aydınlık yanlarına saygıları varsa özgür yurttaşlığın önünü açarlar.
    İlkel milliyetçilikle kesinlikle sonuç alınamaz. Dinci ideolojilerin yol açtığı sonuçlar ortada. Dinci politika Amerikan icadı. İşte El Kaide’nin nasıl bir gelişim izlediği biliniyor. Türkiye’de dinci ideolojinin yansımaları da biliniyor. Efendi adlı roman sanırım bu konuyu işliyor, henüz okumadım.
    Milliyetçilik Türklere dışarıdan dayatılıyor. Almanlar Orta Asya’ya gitmek için Türklere milliyetçiliği aşıladılar. Türkiye’nin böyle bir milliyetçiliği yoktu. Sabetaycılığı ise Türkleri Müslümanlıktan koparmak için empoze ettiler; Türkleri izole etmek, dıştan dayatmalarda bulunmak için bunu yaptılar. Mustafa Kemal Anadolu yurtseverliğine taşırmak istedi; bu konuda ne kadar başarılı olduğu tartışılır. Filistin ve İsrail milliyetçiliğinin Filistin’i ve İsrail’i ne hale getirdiği ortada. Türk milliyetçiliğinin Türkiye’yi getirdiği nokta belli. Enver Paşa milliyetçiliği Osmanlı’yı kaybettirdi. Bu dinci ve milliyetçi ideoloji ile devam edilirse Anadolu da elden gider. Bunu anlamıyorlar.
    Kürtlere 19. yüzyıl Ermeni milliyetçiliği, Grek-İyonyalıların rolü veriliyor. Bu onların sonunu getirdi. Sırf İngilizlerin günübirlik politikası için bin yıllık tarih yok edildi. Almanya, İngiltere politikaları halklara kaybettirdi. Türkler imparatorluğu kaybetti; sonuçta Ermeni, Rum gitti. Kürtler kaldı, ama nasıl kaldı? Kadavrası kaldı.
    ‘Apo Güney’deki devlete karşı’ deniliyor. Mesele devlete karşı olup olmama değil. Arafat devleti, İsrail devleti yıkıma götürüyor. Milliyetçilik iki halkı da zehirlemiş. Yapılmak istenen Kürt milliyetçiliği de Arafat devletine benziyor. Bu, kıyıma götürür. Aynı anlayış, Irak’ta Kürt milliyetçiliği eliyle kukla bir devlet yaratmak istiyor. Aslında ben buna ikinci bir İsrail demiştim; ikinci bir Filistin de diyebiliriz. Sonuçta Arap, Acem, Türk milliyetçiliğiyle çarpıştırılacak. Peki, sonuç ne olacak?
    97’den beri ben buna karşı direndim. Bizimkiler bunu da anlamadılar. Osman alçağı gitti, Talabani’ye sığındı; bir bölümü KDP’ye sığındı, bir bölümü de Avrupa’ya kaçtı. Kürtleri boğazlaya boğazlaya ikinci bir Filistin çıkaracaklar. Kürt devleti bunun ana karargahı olacak. Türkler de kendini başarılı zannediyor. Kürtler vurula vurula, vuruşturula vuruşturula... İşte emperyalizmin, küresel kapitalizmin Ortadoğu’da Kürtlerin kanına dayalı gelişmesi, yaygınlaşması! Küresel kapitalizmin yeni aşaması halkların kanı üzerinde gelişecek. Bunun aşılması gerekir. Emperyalizmin bu tezi kapsamlıdır.
    Yeni dönemi bazı ayrıntılarıyla birlikte ortaya koymak istedim. Yeni düzende, 19. yüzyılın Ermenileri ve İyonyalıları gibi olmamak için demokratik çizginin yoğunlaştırılıp kurumlaştırılması gerekiyor. Halk Kongresi bunun ifadesidir. PKK yeniden ideolojik, politik olarak kendini yenilemeli. Bu konuda iddialı, kendine güvenen, ideolojik-politik tutumu olan, bilime inanan, yaşamını adamak isteyenler PKK’de yeniden yer alabilir, yoğunlaşabilir. Öyle koltukla, mevki ile ilgisi yok; böylelerine uzaklaşmak düşer. Kongra-Gel demokratik çözümün temel siyasal formasyonudur. Kongre içerisinde halkın ihtiyaçlarına uygun komünden birliklere kadar her türlü kurum oluşturulabilir. Bunu demokratik tutumu olan kişilikler oturtabilir. Böyle olursa ikinci Asur, ikinci Filistin, İyonya, Ermeni katliamı yaşanmaz. Dört parçada kendi demokratik sistemlerini geliştirirler; diğer yandan despotik devlet geleneğini demokratik dönüşüme uğratırlar.
    Bunlar tartışılıyor mu? Bu temelde çizgilerini yeniliyorlar mı? İdeolojik-politik patlama yapmaları gerekir. Yasaklara da sığınmasınlar, öyle yasak da yok. Halk topyekün olarak örgütlendi mi, kimse ona katliamı dayatamaz, kimse açlıkla terbiye etmeyi dayatamaz. Milliyetçilik, devlet ilk çağdan bu yana özgürlüksüzlük demektir, eşitsizlik demektir. Devleti amaçlamak köleliği amaçlamaktır. Ama burjuva Kürt devletine karşı değiliz, ancak ona demokrasiyi dayatırız. Devlet, iktidar kliğinin baskı aracıdır; devlet ne halkları kurtarabilir ne de demokrasiyi getirebilir. Arapların yirmi iki devleti var, Afrikalıların da pek çok devleti var, ama en çok ezilenler de onlardır. Devletin kendi başına kurtarıcı rolü yoktur. Toplumun başına beladır. Devletin kanserleşmesi, urlaşması olayı var; bunu kimse çözemiyor.
    Türkiye’de de aynı şey yaşanıyor. Erdoğan patinaj yapıyor. Yaptığı reform falan değil, AB için makyajdır. Bir kadın kendini ne kadar makyajla beğendirebilirse Erdoğan da o kadar beğendirebilir. Devletin demokratik açılıma ihtiyacı var. Ben bu konularda pek çok açılım getirdim. PKK de buna tenezzül bile etmedi.
    Ferhat şimdi demokrasiden bahsediyor. Sanki demokrasiden haberi var da! Bitmiş kişilikler, zavallı tipler, rezil takımı. PKK’de değerli, yürekli arkadaşlar olduğuna inanıyorum. Benim için kendini yakanlar oldu. Cezaevinde yıllarca yatanlar oldu. Kalanlar buna saygılı olmalı. Pis politik hesaplar yapmamalı. Bir kez daha uyarıyorum: Aksi halde yaklaşmamaları gerekir. Çok ciddi bir aşamaya gelinmiştir. Bununla oynanamaz.
    ABD Ortadoğu’da statü değiştirmiştir. Necef bunun bir örneğidir. Kerkük her an patlayabilir. Bunu önlemenin yolu demokratik çizgiyi derinleştirmektir. Doğru bir savunma, doğru bir demokratik toplum hareketi çok şeyi değiştirebilir. Tarihi çözümlemeler geliştirdim. Herkes belli düzeyde saygısızlık gösterdi; hala anlayamadılar. Tecrit edildim. Siz de neden bu kadar beceriksiz çıktınız, neden objektif olarak tecride alet oldunuz? Devlet bile savunmamda belli bir çözüm imkanı olduğunu anladı. Tümü için demiyorum, en azından bir kesimi anladı.
    Bana ‘Başkanım’ diyorsunuz. Başkan sözü, düşüncesi, iradesiyle başkandır. Başkan halkın çıkarı, onuru ve bilincidir. Kendinize saygıyı, kendinize bağlılığı ifade ediyorsunuz. Ben sadece bunun simgesi oldum. Sizi de halkın bir parçası olarak gördüm. Doğru düşünce, özgür irade, doğru bilinç sahibi olasınız diye sizlerle tartıştım; sevgiyle ve saygıyla yaklaştım. Beş yıl sonra karşıma şeyi çıkardınız. Biri almış başını gitmiş, öteki gırtlağına kadar iktidara batmış.
    DEHAP’ta da koltuk şeyleri gelişmiş. Bizans tartışmalarını terk etmek gerekir. Anlayıp bir sonuca gitmeniz önemli. Ciddi olmak zorundasınız. Benim avukatlığımı yapmak ciddi bir şeydir. Sonuçları böyle olduktan sonra avukatlık çabalarınız boşa gitti. Hatice değil netice beni ilgilendiriyor. Ne yazıyor değil, ne yapıyorlar, o önemli. Bana saygılı olarak yaşamanın değerini idrak etme zorundalar. Devlet bile ilişki, diyalog, çelişki şeyimi dikkate alıyor. Burada nefes alışverişim bile problem. Beş yıldır dağda temiz hava aldılar.
    PKK’de değerler var; Rusya’da Taylan, Avrupa’da Barzan kendilerini yaktılar, onlar çok gururlu ve onurluydular. Kaldı ki Avrupa ve Rusya o kadar kötü de değildi. Ama buna rağmen kaskatı kesildiler, kendilerini yaktılar. Ben kendilerini yaksınlar da demiyorum. Eğer yoldaşlarsa değerleri doğru takdir etmeliler. Böyle yaklaşırsanız birlikte yürüyebiliriz.
    Benimle savaş halinde de olabilirsiniz, ama akıllı savaşçılar olun. Ferhat’ınki bir kullanma mantığı. Ya ciddi bir demokrasi çizgisi içinde olacaksınız, ya da sizi maskaraya çevirirler, yok ederler. Türkiye’de politikayı böyle yaparsanız, sudan çıkmış balığa dönersiniz. Bu konular önemli, anlamanız gerekir. Avrupa’dakilere, dağdakilere, aydınlara anlatın. Yoksa hepsi kaybeder.
    Burada yüksek performans gösterdim, büyük bir direnme içerisindeyim, büyük bir aydınlanmaya güç getirdim, bunları gündeminize yansıttım. Üç kelimeyi bile anlasaydınız tutarlı yurtseverlik yapardınız, destanlar yaratırdınız. Yazdınız, ama neden anlatamadınız?
    (İnşa Komitesinin aktarımları var, tümünün yansıtılmasını istiyorlar, önemli buluyorlar. İnşa Komitesi olarak örgütsel toparlanmayı sağlamak için yoğun çaba harcadıklarını, ancak örgütün bir türlü toparlanmanın rayına giremediğini, İnşa Komitesinin dikkate alınmadığını, herkesin Önderliği ve örgütü kendine göre yorumladığını, kendini merkeze aldığını, bu nedenle zorlandıklarını...)
    Bana bu hikayeleri bol bol anlatsınlar!
    (Sağ eğilimin başından beri çeteleşip dış bağlantılarını kurduğunu, sonradan dağa gelişlerinin örgütü ele geçirme amaçlı olduğunu, bunu başaramayınca diğer güçlere sığındıklarını, bu kesimin Süleymaniye’de partileşmeye gittiğini...)
    Partilerinin adı nedir?
    (Kürdistan Yurtsever Demokrat Partisi.)
    Demek KDP ve YNK isimlerini birleştirmişler, ABD’nin de yardımıyla Türkiye’ye dayatacaklar. İşin içinde ABD ve YNK var. KDP’den de faydalanmak istiyorlar.
    (YNK’nin KDP’den eski kaçanları isteyerek UNİTA tipi bir örgütlenme yaratmak istediğini, bunların örgüte ve Önderliğe karşıt olduklarının net olduğunu, 99 yılından beri çeteleştiklerini, bu grubun öncülüğünü Botan, Ekrem, Serhat ve Kani’nin yaptığını, Botan’ın liderlik yaptığını, Ferhat’ın ise bunlarla sonradan ittifaka girdiğini, o grubun Ferhat’ı zırh olarak kullanmak istediğini, Ferhat’ın da buna dayanarak güç olmak istediğini, sonuçta büyük örgütsel tahribat yarattıklarını, sol çizginin ise başlangıçta girdiği özeleştirisel yaklaşımdan Ferhat’ların kaçışından sonra uzaklaştığını, bu kaçışlara dayanarak haksızlığa uğradıklarını ve mağdur edildiklerini davranışlarıyla yansıttıklarını...)
    Sözde radikal kanat bunu yapıyor.
    (Bu arkadaşların Önderliğe karşıt olma, karşıtlık temelinde kendilerini güç haline getirme durumunun olmadığını, ancak objektif olarak sağ eğilime zemin sunduklarını, çözümü geliştiremediklerinin açık olduğunu...)
    Bu hale getiren kendileri. Karşıtlık yapamazlar, çünkü benden yararlanıyorlar: Bu şey Dev-Yol ile Dev-Sol ayrışmasına benziyor. Ferhat aynen Taner gibidir; Taner de Avrupa yaşamının düşkünlüğünü getirdi, evlilikler başladı, Abbas giller de Dev-Sol’a benziyor. Aynı şeydir. Ben sağ iken Dev-Sol olamazlar.
    Bu sorunların aşılması için adam gibi adam gerekiyor. Sol zaaf sağ zaafa yol açar. Rıza gillerin de hesabı büyüktü. Ben olduğum için yapamadılar. Ferhat’ların arkasında ABD oluğu için gelişebilirler. Para var, kadın var, bunları halk üzerinde kullanacaklar. AKP gibi. Her biri bir çete olarak hareket eder. Ancak duyarlı demokratlar bunu önleyebilirler. Beni anlıyorlarsa uygulayabilirler, benim adıma savaşamazlar. Yoksa savaşı kendi adlarına yürütüyorlar derim. Botan on bin kişinin katilidir. Suçsuz .yere gençleri harcadılar, suçsuz yere adam öldürtüp bunun üzerine rütbe verdiler. Bunları zamanında önleyemediğim için üzülüyorum.
    (Merkeziyetçilik ve hiyerarşiye karşı merkezkaç eğiliminin geliştiğini, örgütsel işleyiş açısından bir karışıklığın yaşandığını, PAJK’ın bir ideolojik merkez gibi kendini örgütlediğini, ancak Kongre ile organik bir bağının olmadığını, TECAK’ın öyle bir örgütlenme dayattığını, diğer parçalardaki partilerin de böyle yaptığını, bunun bir örgütsel karmaşaya yol açtığını, İnşa Komitesinin bu durum karşısında zorlandığını, yetersiz kaldığını...)
    Adam yoksa ben ne yapayım? Halen benden ne isteniyor? Demokratik bir partiyi yaratamıyorsanız, yiğit olamıyorsanız emeğin tümü boşa gider. Burjuva, feodal üçkağıtçılığı iyi bilenler halkı alır kullanır. Sizler yırtıcı demokrat politikacılar olabilirsiniz. Tutarlı, halkına bağlı yurtseverler olamadınız. Yiğitseniz, eylemciyseniz çizdiğim çerçevede kendinizi örgütlersiniz. Anam “Bunlar çalışmayacak, tembellik ve mirasyedicilik yapacaklar; sen çalışacaksın, onlar yiyecekler” diyordu. Böyle giderse Celal kurt gibi adam, hepsini yer atar.
    (Soruşturma raporunu iç netleşmeyi sağlayıp örgütsel toparlanmanın ve çıkışın zemini yapmak istediklerini, ancak sürecin uzamasının tehlikeli olduğunu...)
    Benim açımdan mesele aydınlandı. Artık buna ihtiyacım yok. İster sonuçlandırsınlar ister sonuçlandırmasınlar, kendileri bilirler.
    (Ayrıca diğer bir önemli nokta olarak bu sağ eğilimin Suriye ve Irak’ta tahribatlarının büyük olduğunu, Suriye sahasında çalışanların kendi ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak duruma geldiklerini, Irak sahasında bine yakın kadronun düşürüldüğünü, iki yüze yakın evlilik yapıldığını, bununla sosyal zeminlerini yaratmak istediklerini; Kemale Sor üzerinden Suriye partisinde etkili olmaya çalıştığını, yine Doğu ve Güneyde de etkili olmaya çalıştıklarını, Irak sahasındaki kadronun provoke edildiğini ve mücadele yönünün örgüte yöneltildiğini...)
    Suriye halkı bana bağlıdır, beni destekler, bana hep inanır. Ama kadro rolünü oynayamıyor, sahip çıkamıyor. İran’a, Suriye’ye İnşa Komitesi niye sahip çıkamıyor? Televizyon var, radyo var, halk var; halkımız bağlı, kendilerine gelsin, üzerine gitsinler. En güzel mesajlarımı verdim. Üzerinde dursunlar. Halk yine gelir.
    (Önümüzdeki süreçte sağ eğilime karşı ideolojik ve siyasal mücadele yürütüp kampanyaya dönüştürmeyi düşünüyorlar.)
    Hala düşünüyorlar mı? Bir daha bana böyle rapor yazmasınlar. Ben dünyanın en ağır mahkumuyum, burada nefes alamıyorum. Bunların uygulanmayacak nesi var? Bunlarla konuşun, şahlanarak Türkiye’de de bunların üzerine gitmek gerekiyor. Allah belalarını versin, aynen böyle yazın. Hala düşünüyorsanız çok çok zavallısınız. Kurt gibi olmalısınız. Senin hayatını, halkını elinden alıyorlar, daha ne bekliyorsunuz. Bunların boğazına sarılmalıydınız. Halktan bir birey bile sizin yaptığınızı yapmazdı. Beş yıl önce onlar daha ilk adımı attığında boğacaktınız, nefes aldırmayacaktınız. Yarın hepinizin kanına girerler. Kardeşim değil, kim olursa olsun.
    Bütün birimleri, gerçekleri hızla kavrayarak harekete geçirin, gerekeni yapın. Aksi halde tehlike var, oyun var. Bunu devletlere de anlatın. Küreselleşme, emperyalizm işin içine girdi, karıştı. Irak gibi Kürtleri de vurup vuruşturacaklar. Aslında halkları başka türlü bitirmek istiyorlar. Anadolu’ya da sıra gelecek, Anadolu’yu 1920’lerden daha beter hale getirecekler.
    (Ateşkese ilişkin olarak Kongra Gel, HPG Merkezi, PAJK Koordinasyonu ve birçok arkadaşların ortak tartışması sonucu çok erken gelişecek bir ateşkesin bazı sakıncalarının olabileceğini, hazırlık için bir zamana ihtiyaçları olduğunu, ateşkesi uygun gördüklerini, HPG’yi ikna etmek ve hazırlamak için bir buçuk iki ay gibi bir zamana ihtiyaç olduğunu belirtiyorlar. DEP’lilerle de görüştük. Devletten Özal süreci benzeri bir sinyalin alınmadığını, ancak sermaye ve hükümet çevrelerinin, demokratik kamuoyunun AB sürecine dikkat çektiklerini, demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için Aralık ayına vurgu yapıldığını, çatışmaların zorladığını, çatışmaların durmasının bu anlamda olumlu olacağına dair görüş belirttiklerini, DEP’liler böyle bir çağrının uygun olacağını, yapmaya hazır olduklarını belirtiyorlar.)
    Savaş hızlı değil, meşru savunma şeyidir, alevli değil. Leyla gilin grubu gelişebilir, barış ve diyalog girişimine dönüşebilir, Avrupa ve ABD üzerinden diplomatik girişimlerde bulunabilir. Siyasi çözüm yolu açılırsa silahları bırakma dahil gelişme olur. Hızla diyaloglar geliştirsinler. Makul taleplerimiz var, bunu on madde halinde aktarmıştık. Beni kısmen temsil edebilirler. Siz de destek sunabilirsiniz. Daha fazla alevlenmesini istemiyoruz, siyasi diyalogla çözüme gitmek istiyoruz: Biz kardeşçe çözüme gitmek istiyoruz. İnsan haklarını geliştirmek zorundalar, demokratik haklarımızı vermek zorundalar. Dağda, özellikle Irak’ta sorunu halletmek için diyalogu zorlamalılar. AB ile diyalog geliştirsinler, bunları takip etsinler. Belediyeler, DEHAP, KESK katılabilir. Bu alevi söndürmek istiyoruz desinler.
    Süreç 1919’a benziyor. Demokratik çözüm gelişmek zorunda. Aksi halde baharla birlikte gerilla savaşı alevlenir. Ben de önleyemem. İnşa Komitesi de önleyemez. Güney’deki adam Kuzeydekine söz geçiremez. Siyasi çözüm gelişmezse yoğun katılım da olur, sayı ikiye katlanır. Onlara söz geçiremem. Otonom gruplardır, doğru bildiklerini yaparlar, siyasi diyalog yolu açık olursa önleyebilirim. AKP ile gidip görüşülür. Bu iş ABD’ye bırakılamaz. Erdoğan’a barışçı adımlar atmalı denir; ABD PKK’yi parçaladı, Kürtlerin kontrolünü eline alıyor denir. Ben daha önce Bahçeli, Ecevit, Yılmaz koalisyonu için gidecek dedim; dikkate almadılar. Seçimde yerle bir oldular. AKP için de söylüyorum. AKP de gider, iktidar hastası bunlar. Kürt-Türk birbirine girer.
    Ben ülkenin bütünlüğüne ve kardeşliğe evet diyorum. Emeğe saygılıyım, şiddete son vermek istiyorum. Olmazsa, baharla birlikte çığ gibi gelişir. Bahara kadar süreleri var. Benim tecrübem var. Kerkük tehlikeye girerse Botan’a da girerler, buraları doldururlar. Bizi de ele geçirmek isteyecekler. Filistin gibi olur. Rumlara yaptığın kardeşlik teklifini neden Kürtlere yapmıyorsun? AKP’ye götürüp sonuç almak gerekir. Sonuç alınmazsa baharda gerilla gelişir, on bin kişiye ulaşır, otonom gruplar oluşur, her tarafa saldırırlar. Bunların kontrolünü birileri ele geçirmek ister. İran’dan Ermenistan’a, Araplardan ABD’ye kadar herkes. Sonuç kötü kaybedilir.
    Bunlar önlenebilir. Demokratik Toplum Partisi projesini iki üç ay içerisinde geliştirin. En yırtıcı tarzda örgütlenerek toparlayıcı olmalısınız, barış için çok güçlü bir kuvvet olmalısınız. Barış kardeşlik, zenginlik ve özgürlük getirir. Biz buna öncülük ediyoruz.
    Süreç böyle gelişir, meşru savunma temelinde olur. Yılbaşına kadar böyle gider. Sürecin köklü çözümü için Leyla gil Hükümetle, Avrupa’yla görüşülmeli. Baharla birlikte dağdaki gücü çekebiliriz. Ama yeşil ışık görürlerse. ABD’ye havale etmek demek, savaşın kızışması demektir. PKK’yi yok edemezsiniz, Kürtleri de küçültemezsiniz. Bu işin arkasında yüzyıllık lobiler var, başkalarını devreye sokarlar.
    Sağlıklı olmayı isterim, dikkat de ediyorum, ama garanti verilemez. Sizinle hep son kez görüşüyormuşum gibi konuşuyorum. Bunu yanlış anlamayın, farklı yere çekilmesin; özü önemli. Umarım uzun süre götürürüz.
    İnşa Komitesi partileşme çalışmasını hızlandırsın. Kongra-Gel kendini formasyona kavuştursun. Birliklerini, bilimsel, ekonomik ve sosyal kurumlaşmalarını tamamlasınlar. Hukuk Komitesi içinde halka dönük yargı mekanizması oluşturabilir. Altı aya kadar güçleri eğitebilirler. Kendilerini zora sokan eylemlere girmemeleri gerekiyor. Türkiye’de hızla barışçıl sürece girilmesi gerekiyor, Hükümetin barışçıl adımlar atması gerekiyor. Gürcistan için önerdikleri tek yol müzakere yaklaşımını yanı başındaki Kürtler için de uygulamalılar.
    Baharla birlikte on bin gerillaya ulaşılır. Sadece PKK değil, sağcısı solcusu herkes işin içine girer, felaket olur. Bunun sorumlusu ben değilim, tarihi sorumluluk hükümettedir. Bu Türkiye için son bir fırsattır.
    Güney’de, Avrupa’da fırtına gibi kaçanların üzerlerine gitsinler. Affedilmeyi isteyenler varsa fırsat da verilir.
    (PAJK Koordinasyonu ve Avrupa kadın birliklerinin mesajları vardı, aktarmak istiyorduk.)
    Onlar için çok özel şeyler geliştirdim. Bugün zaman yok. Önümüzdeki hafta onlara ilişkin özel toplantı yaparız. Selamlarımı iletin.
    (Bir ihtiyacınız var mı?)
    Hayır, sadece pil getirin.

    Mehmet Öcalan Görüşme Notları :
    Merhaba, nasılsın?
    (İyiyim.)
    Güneydeki gelişmelerden senin de bilgin vardır herhalde. Bunların geçmişleri de böyleydi. Kemal Pir arkadaş bunların içindeki bazı kişilerin durumlarını o zamandan tespit etmişti. Bana aktardı. Bunların amaçları kendilerini yaşatmaktır. Partilerinin isimlerinde yurtsever kullanmışlar. Bunlar yurtseverlik seviyesinde değiller. Aslında ben Suriye’de iken bazılarının kişiliklerini o zaman tespit etmiştim. 1992’lerde Osman’ın durumu o zaman açığa çıkmıştı...
    (Onların durumunu o zamandan tespit etmişsiniz. Amaçlarının bireysel yaşam olduğu açık. O zaman bireysel yaşamlarına uygun evliliklerine izin verilip başka ülkelere gitmeleri bu durumlara gelinmesini engellemez miydi?)
    Biz o zaman da kazanmayı esas aldık. Amacımız oydu.
    (Onlar gibi düşünenler var. Bazıları açığa vuruyor, bazıları da içte tutuyor, zamana bırakıyorlar. Bizim bütün alanlarda böyle düşünenler ve yaşamak isteyenlerin partiler içinde, kurumlar içinde var olduğunu düşünüyorum.)
    Bu aşamada bunlara kaba güçle karşı koymak mümkün değil. Ama kurumlarda çalışan arkadaşlar halk karşısında bunları teşhir etsinler. Kurumları yozlaştırmaya kimsenin hakkı yoktur. Bu demokrasi değildir, sosyal yaşam değildir; bu yozlaştıran bir yaşamdır. Gidenlerin, onlar gibi düşünüp içimizde kalanlar dahil teşhir edilmesi gerekir.
    Gidenlerin bağlantıları kiminle vardır? Bizim yeğenin onlarla bağlantısı var mı, yok mu?
    (Bağlantı olduğunu sanmıyorum, yoktur. Yeğenin Mehmet de cezaevinden çıktı.)
    Onun durumu nasıl?
    (Şu anda bilmiyorum.)
    Yusuf’un çocukları nerede, ne yapıyorlar?
    (Küçük Fırat gidenlerle birlikte; babası, diğer oğlu Avrupa’da, ne yapıda olduklarını bilemiyorum.)
    Yeni oluşumun içinde kimse dışarıda kalmayacak. Güneydeki gelişmeler tehlike yaratabilir. Herkesi kapsayacak bir yapılanma ile bunun önüne geçmeliyiz. Bu yeni oluşum çalışmalarını sen nasıl görüyorsun?
    (Bazı gelişmeler var, ama somut olarak fazla bir şey ortada yok.)
    DEP’li arkadaşların durumu nasıl?
    (Selamları var.)
    Onların yeni partide köprü görevi yapması gerekir. Kimsenin kendini dışarıda bırakmaması gerekir. Bu aşamada herkesin gücü oranında katkı sunması gerekir. Bir şeyleri varsa tartışsınlar, doğruyu bulsunlar. Yasal zeminde DEP’liler kurucu olabilirler mi, olamazlar mı?
    (Ben kesin olarak o durumu bilmiyorum.)
    Yasal sorun bile olsa bu çalışmaları yapmalarına engel değil.
    (DEP’liler ateşkesin olumlu olacağını söylüyorlar.)
    Fiilen zaten savaş yok. Savunma hakkını kullanıyorlar. Bahara kadar böyle gider. Ondan sonra benim de engelleyemeyeceğim durumlar ortaya çıkabilir. Bu aşamada ateşkes denilmez. Dağdakilerin sorununun çözümü için yasal çerçeve oluşturulması ve bunu sağlamak için görüşmelerin yapılması lazım. Bu Avrupa ile de olabilir, hükümetle de olabilir. Bu diplomasiyi DEP’liler yapabilirler.
    Televizyonun, basının durumu nasıl? Oradaki tartışmalara kim katılıyor?
    (Her yapıdaki düşünceye sahip olanlar düşüncelerini açıklıyorlar.)
    Eskiye göre iyi midir?
    (Biraz iyiye gidiyor. Gazetedekiler yeniden yapılanmalarını gerçekleştirmek için toplantılar yapıyorlar.)
    Özgür Halk, gazete bu tartışmalara devam etsinler. En doğrusunu herhalde ortaya çıkarabilirler.
    (Evet, çalışmaları devam ediyor.)
    Hem gazetede, hem Özgür Halk’ta çalışanlara başarılar ve saygılarımı söylersin.
    Cezaevinden çıkanlar ne yapıyor?
    (Sabri arkadaş cezaevinden çıkanların yeni çalışmada daha çok eğitim çalışmalarında yer almalarını önermiş.)
    Yetenekli olanlar, birikimli olanlar sadece eğitim değil, çeşitli alanlarda, yeni oluşumda da yer alabilir. Yeteneklerine göre yer verilir.
    Özgür Yurttaş Hareketine de başarılar diliyorum. Selam ve saygılarımı iletiyorum.
    Senin kızlar neredeler?
    (Avrupa’dalar.)
    Arkadaşlar onlarla ilgilensinler, eğitsinler, dil öğrensinler. Kızlara söyle, layık olmaya çalışsınlar.
    Başka ne var ne yok?
    (Birçok kişinin size selamları, saygıları var. )
    Benim de herkese selamlarımı söylersin.

    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1459


    ________________________________________________________________


    Görüşme Notları: 26.08.2004: Görüşme Notu


    İSTANBUL (26.08.2004) MHA- Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, avukatlarıyla yaptığı haftalık olağan görüşmesinde, Ortadoğu'da ilkel milliyetçi ve dinci ideolojilerin halklara karşı kullanıldığını ve halkların bu ideolojiler karşısında büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu belirterek, bu tehlikeye karşı demokratik çizginin derinliğine geliştirilmesini istedi.


    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın avukatlarından Aysel Tuğluk, Hatice Korkut, Mahmut Şakar ve Öcalan'ın kardeşi Mehmet Öcalan, iki haftanın ardından Öcalan'la haftalık olağan görüşmelerini gerçekleştirdi. Yaptıkları görüşmeye ilişkin bilgi veren Av. Aysel Tuğluk, Öcalan'ın Ortadoğu ve Kürtler üzerinde değerlendirmelerde bulunduğunu ve moral açıdan iyi gözüktüğünü belirterek, şöyle devam etti:

    "Sayın Öcalan, Ortadoğu'da ilkel milliyetçi ve dinci ideolojilerin haklara karşı kullanıldığını ve halkların bu ideolojiler karşısında büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu, bu nedenle bu ideolojilere karşı demokratik çizginin derinliğine geliştirilmesi gerektiğini savundu. Ortadoğu'da tek çözümün halkların demokratik çizgi olduğunu ve kendi çözümünün tam algılanmadığını da dile getiren Öcalan, bu tehlikeyi gördüğü için kendisinin doğru anlaşılması gerektiğini söyledi. Bu trajedileri önlemeye çalıştığını belirten Öcalan, demokratik çizgi ve demokratik tutumda derinleşmenin böyle olabileceğini söyledi. ABD'nin Ortadoğu projesini çok net gördüğünü bunun halklar arasında yaratacağı tehlikelere karşı demokratik çizginin esas olması gerektiğini ve bunun bölücülük olmadığını savunan Öcalan, bunun halkların bir arada kardeşçe yaşamasına dayalı bir çözüm olduğunu vurguladı."

    'Özgür Yurttaş Meclisleri oluşturulmalı'

    Öcalan'ın demokratik siyasete de vurgu yaptığını belirten Tuğluk, "Sayın Öcalan ideolojik ve politik tutum sahibi, yaşamını bu yönde yoğunlaştırmak isteyenlerin siyaset yapması gerektiğini söyledi. Bu dönemde böyle insanların açığa çıkması gerektiğini, siyasetin halka dayalı yapılış tarzına ihtiyaç olduğunu ve demokratik tutumu olan kişiliklerin demokrasinin kurumlaşmasının önünü açabileceklerini söyledi. Böyle olursa halklara dayatılan katliamlardan da kurtulabileceğini söyledi" diye konuştu. Öcalan'ın 'Özgür Yurttaş Meclisleri' oluşturulması gerektiğinin de altını çizdiğine dikkat çeken Av. Tuğluk, şöyle devam etti:

    "Öcalan, 'Cumhuriyetin özünde de demokrasinin özünde de bu vardır. Özgür Yurttaş Hareketi'yle siz kendi tarihsel ve toplumsal gerçekliğinizi de açığa çıkarabilirsiniz, halkı da örgütleyebilirsiniz. Bunun yasal olup olmaması tartışılamaz bile. Bu demokrasinin özüdür' dedi. Son kopuşlara da vurgu yapan Öcalan, tasfiyeci işbirlikçi eğilimlere karşı siyasi ve ideolojik mücadelenin yükseltilmesi gerektiğini ve bunların bazı güçler tarafından kullanılmaya çalışılacağını, buna karşı son derece yetkin, dikkatli ve kapsamlı bir mücadelenin geliştirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Bunların Kürtleri bölme planının bir parçası olduğunun altını çizen Öcalan, buna karşı hem halkın hem de yapının kendisini güçlü bir şekilde savunması gerektiğini belirtti."

    MHA NEWS AGENCY



    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1440



    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 01.09.2004: Görüşme Notu


    Görüşme Notları: 01.09.2004: Görüşme Notu

    BEN BİR DAMLA KANIN DÖKÜLMESİNİ İSTEMİYORUM
    Abdullah Öcalan



    Sezar’ı Öldür Ama Hakkını Ver Murat Yetkin’in Radikal gazetesinde komploya ilişkin dizi halindeki röportajı vardı. Biraz baktım. Oradaki bir satırdan bazı sonuçlar çıkardım. O bile bizimkilerden daha iyi araştırma yapıyor. Ayrıca bu yazıyı AİHM’ne de sunmak gerekiyor.

    Ekim’de AİHM kararının çıkıp çıkmayacağı net değil. Mahkemeye her şey açıkça ortada deyin. Benim teslim edilmemle sonuçlanan süreçte yaşananlar komplo değil de nedir? Hukuk dışı koşulların hepsi var. Avukatlar nasıl çalışıyorlar, bilemiyorum.

    Sıradan bir gazeteci bile onlardan iyi çalışıyor. Beni AB standartlarına göre bir cezaevine koyacakları konusunda anlaşmışlar. İşin içinde Alman istihbaratı var mı? Onun rolü henüz açığa çıkmadı. Komploda CIA zaten var, Yunan istihbaratı belli. Bu durum karşısında mahkeme neden karar vermiyor? Bir komplo var, demokratik özgürlük hareketine karşı bir komplo var. Üstte ABD bastırmış; Almanya Avrupa’ya kabul ettirmiştir. ABD Kürt meselesinde Almanya ile anlaşmıştır; Türkiye de onlarla anlaşmıştır.

    Avrupa sözde bir hukuk temsilcisidir; buna rağmen beni burada nasıl böyle bırakabilir? Hukukta böyle bir şey yoktur. Avrupa nasıl hukuku böyle çiğneyebilir? Gerekiyorsa AİHM’nin önünde ölüm orucuna yatılmalı. Bu uyguladıkları hukuk da halkın çıkarına değil. Sırf Ortadoğu halklarına karşı stratejik bir düşmanlık yürütüyorlar. Bana burada uygulanan, dünyada hiç kimseye uygulanmayan bir statüdür. Beni öldürebilirsiniz, ama Sezar’ın hakkını Sezar’a vereceksiniz. Sezar’ı öldür ama hakkını ver!

    Çatışa çatışa bu durumu ortaya koyacaksınız. Çok ciddi çalışmalar yapacaksınız. Hukuk böyle bir şeydir. Avukatlar da bir şey yapmıyorlar. Bu sizin avukatlık namusunuz, onurunuzdur; gerçeği araştırmak, ortaya koymak zorundasınız. Bu sizin hukuka bağlılık görevinizdir. Kaldı ki siz kendinizi dost görüyorsunuz. Eğer bunları yapmıyorsanız, dostu bırakın, kişiliğiniz tartışmalı olur, komplonun bir parçasısınız derim.

    Ben kendi onurumu koruyacağım. Ortadoğu’da, Avrupa’da bana karşı olanlar var; bunun içinde avukatlar da var. ABD ve AB Kürt meselesinde anlaşmışlar. Bu komplo Türk Hükümetinin çıkarına da değildir. İşte Kuzey Irak, işte Tel Afer; zırnık kadar adım atamıyorlar. Türkmenlerin çıkarını bile koruyamıyorlar. Bir iki Türkmen’in canını bile koruyamıyorlar. Ben Türk halkının düşmanı değilim; beni tehdit ve tehlike olarak yutturmak istiyorlar. Ben barışa ve kardeşliğe varım. Güney’deki durum ortada. Türkiye’nin şu anda izlediği yol Mustafa Kemal’in yolu mudur? Değildir. İşbirlikçilerin tutumu ortada. Tel Afer’de Türkmenler için demokratik bir yapı oluşturamıyorlar.

    Murat Yetkin Ecevit’le röportajında, benim teslim edilmeme ilişkin ABD’nin niyetini sorgulayıp sorgulamadığını soruyor. Ecevit, niyetlerini sorgulamadığını söylüyor. Peki, sayın Ecevit, seni nasıl düşürdüler? Seni başbakanlıktan kim düşürdü? Irak siyasetinin desteklenmesi karşılığında Apo’yu size vermişler. Ben o röportajdan bir cümle çıkardım: Yani “Irak siyasetimizin desteklenmesi temelinde biz Apo’yu verdik.” Güney’de bizi bastırmak için Türkiye 1980’den beri ağalara, şeyhlere devlet kurdurdu.

    AKP’yi çıkardılar, hükümet kurdurdular. Avrupa niçin taviz veriyor? Verir. 1985’de Almanya öncülüğünde Fransa, İtalya ve İngiltere’nin katılımıyla -sonra Yunanistan katıldı, en son İspanya katıldı- Kıbrıs sorununu çözmek istiyorlardı. Türkiye bu konuda verdiği sözler karşılığında da Apo’yu teslim aldı. Yakışır mı bunlar? Osmanlı yönetimi, Abdülhamit, Sultan Vahdettin bile bu duruma düşmezdi.

    Kürt halkına özgürlüğünü ver, kardeş olalım. Türkiye’yi satıyorlar; çünkü AKP dahil, hepsi ABD’ye gebedir. İMF kanalı, AB kanalı var, bu kanalları kullanıyorlar; Türkiye’de bir iki milyar Dolarlık mal mülk satın alıyorlar.

    Beni Kızıl Elmacı olarak gösteriyorlar, “Kızıl Elmanın yolunu döşüyorsun” diyorlar. Benim yaklaşımımın Kızıl Elmacılıkla ne alakası var? Bunları söyleyenler ABD işbirlikçisidirler. Kızıl Elmacılar 1950’den beri ABD’ye postu serdiler. Hatta İttihat ve Terakkicilerden beri postu serdiler. Enver Almanya’ya, Avrupa’ya postu sermişti. Kızıl Elmacılar 1950’lerde Florida’da özel eğitim gördüler; Türkiye’ye kaybettirdiler. Bu gerçekler karşısında Mustafa Kemal’in ruhu sızlar; onun ruhu onların yanında değil, benim yanımda. “Apo milliyetçi olmuş, Kemalist olmuş” diyorlar. Ben bağımsızlıkçı ve özgürlükçü çizgiyi kabul ediyorum; 1920’lerin bağımsızlık ruhunu kabul ediyorum. Mustafa Kemal bunu yapmışsa iyi bir şey yapmıştır. Bunu söylemenin Kemalizm’le alakası yoktur. Günümüze ilişkin bundan dersler çıkarın.

    Türk Hükümeti her şeyi ABD ile hallediyor. Peki, Mustafa Kemal 1922’de niye İngilizlerle halletmedi, niye onlarla çalışmadı? ABD’nin İngiltere ile farkı var mı? O zaman Yunanlıları kullanmışlardı, şimdi de Kürtleri kullanarak Türkiye’yi teslim almaya çalışıyorlar. Bunlar dürüstçe mi? Değil. Bana karşı geliştirilen tarihi komplo özgürlükçü Kürd’ü tasfiye etme temelinde yapıldı. Ardından bazı alçaklar beni suçlamaya girdiler.

    Madem bunların hepsi savaş istemiyorlar, savaşa karşılar; o zaman 17 Aralık’ta zirve düzenleniyor. Gerçekten silahların devreden çıkmasını istiyorlarsa, Kürtlere dürüstçe davransınlar. Kürdistan’da kalıcı barış, kalıcı silahsızlanma istiyorlarsa, tek bir cümle söylerler. Türkiye’nin bütünlüğü esastır, biz üniter yapıya bir şey demiyoruz; Kürt sorunu var, bunun barışçıl diyalog yoluyla çözülmesi esas olmalıdır. Avrupa çağrı yapıp PKK’ye “Tümüyle silahları bırakın”, Türkiye’ye de “diyalogu başlatın” desin. Bundan daha barışçıl, insani bir karar olabilir mi? Böyle bir karar verirse dürüstlerdir derim; vermezse komplo var. AB üyesi devletler bu konuda karar almazlarsa şiddetli bir savaşa çağrı yapıyorlar, bizi savaşa zorluyorlar demektir.

    Erdoğan, Çiller Gibi Konuşuyor

    Irak üzerine bir sürü karar alıyorlar. AB Kürtler üzerine bir karar almıyor, barışçı çözüm üstüne tek bir karar bile almıyorlar. Neden hayır diyorlar? Kürtleri savaşa itiyorlar. Terör listelerine alıyorsun, terörist ilan ediyorsun. ABD ve Avrupa bunu yapıyor. Türklerin akılsız yöneticileri, savaş kliği bizden savaş istiyor. Bugün silahları bıraksak bile kabul etmiyorlar, bize ‘savaşacaksınız’ dayatması içindeler. Bu vahim bir durumdur. Bunu Avrupa, ABD, Türk yönetimi dayatıyor. Gizli, el altından yapıyorlar. Halk gerçekleri bilsin istemiyorlar. Umarım yukarıda belirttiğim temelde diyalog yolu açılır. Yoksa Kongra Gel kendilerini tüm gücüyle savunma savaşına verir. 17 Aralık’ta bu yönde bir karar çıkmazsa kendilerini savunurlar. Başka bir olanak yoktur. Bunu yapmazlarsa imha olurlar. Kaçan kaçar, bazıları ABD’ye teslim olur, bazıları da AB ye teslim olur. Osman ve şürekası ABD’ye kaçtı. Mizgin ve Selim Çürükkaya gibileri Avrupa’ya teslim olur; teslim olmayanlar direnecek, gereği gibi savaşacaktır.

    Başbakan bir çağrı bile yapamıyor, “Demokratik yaşam içinde yeriniz var” bile diyemiyor; “Şerefinizle, onurunuzla gelin” diyemiyor. Çiller gibi konuşuyor; “Sabrımız kalmadı, ABD bombalamazsa biz bombalayacağız” diyor. Ben burada çok büyük bir sabır gösterdim, bunun pratiğini de gösterdim. Burada barış için inatla altı yıldır irademi ortaya koydum, onurumu korudum. Ama illa savaşacaksın diyorlar. Korkuyorlar, bir de savaş ve ölüm emri veriyor diyorlar.

    Ben bir tek damla kanın dökülmesini istemiyorum. Ruslar Çeçenlere devlet vermiş, Çeçenlerin cumhuriyeti var. Biz Kürdistan’a özgürlük ve demokratik yapı istiyoruz; cumhuriyet, federasyon değil, üniter devlet yapısı içinde Kürtlere özgürlük ve demokrasi istiyoruz. ABD Güney’de hareketi zayıflatmaya çalışıyor, Türkiye Kuzey’de taarruzdadır. ABD’ye sığınanlar var. Bu gerçeklerin görülmesi gerekiyor.

    Ben Burada Savaş Emri Vermiyorum

    Ben Kazım Cemal’in yanında kalsın demiştim. Suriye’de ne arıyordu? Kim onu oraya gönderdi? Suriye’den Amanoslar’a mı geçecekmiş? Kim bu kararı vermişse tarihi bir hatadır. Daha önce de, Deniz’lerin meselesinde böyle bir şey oldu. Kaldı ki ben orada kalsın dedim. Anlayamıyorum, kim bunları yapıyor? Bunların sorumlusu kim? Türkiye’ye giriş kararı yanlış, kendisinin bu kararı büyük bir sorumsuzluktur. Kararı kendisi mi verdi, yoksa onu gönderdiler mi, bilmiyorum. Bu tarzını mahkum ediyorum, bu açıkça bir provokasyondur, büyük bir sorumsuzluktur. Hamili geniş kapsamlı bir eleştiri-özeleştiri versin. Önemli olan doğru yaşamaktır; nerede olursan ol, doğru yaşarsın. Bir sürü provokatif şeyler gelişiyor. Ben benim adıma yapılanları engellemek istiyorum. Ben kimseyi bir yere göndermedim. Bu kararları kim vermiş? Bunlar öyle ucuz laflar falan değil, o kadar basit değil. İstihbarat örgütlerinin oyunları var. Hamili’yi, Deniz’i ben çağırmadım. Rusya’da kalabilirdi. Benim doğru bilgi almam lazım. Ben burada savaş emri vermiyorum, ben savaşmıyorum; ama benim adıma savaşanlar var. Benim adıma savaş yapanları uyarmam gerekiyor. Burada örgüt kurulamaz.

    Burada yüzde yüz devlet denetimi var. Burada böyle emirler de verilemez. Kaldı ki bu aleyhimize olur. Benim adıma iftira olamaz. Benim adıma örgüt ikiye bölündü. Zamanında bilgi verilmedi, müdahale edemedim. Ben ne Ferhatçıyım ne de şucuyum; ben Apocuyum. Benim savunmamı yaparken buna ne kadar güç getirdiniz? Bunu doğru yapın. İnşa Hazırlık Komitesinden Hamili’nin Türkiye’ye ilişkin görevlendirilmesini istemedim. Arkadaşı harcadınız. Hesabınızı iyi yapın. Ben gidin eylem yapın demem. Hiç kimse için öldürme emri vermem. Benim teorik görüşlerim var. Gücünüz yetiyorsa özümseyip uygulayın; Savunmaları okuyun, gücünüz varsa pratikleştirin.

    Alman gazetelerinde ölüm emri verdiğime ilişkin haberler yer almış. Ben Mizgin’i ve Kani’yi öldürün emri vermedim. Bunlar yalan, yalanlarla gazetecilik olmaz. Benim adıma demokratik hakkımı kullanın. Almanya’daki avukatlar gazetelere maddi ve manevi tazminat davası açsınlar. Burada savcının denetimi var. Benim çizgim bellidir. Ben kimseye öl-öldür emrini vermedim.

    Kani ve Mizgin’in durumu karışıktır. Bunlar karanlık kişilikler, İngiliz ajanı olabilirler. Kendi kendilerine gelin güvey oldular. Halk savaşçısıydılar, kahramanıydılar. Peki, şimdi Neredeler? Kendi durumlarını örtbas etmek için suçlamalar getiriyorlar.

    Ortadoğu’da Kadın Özgürlüğü Öne Çıkacak Nuriye Kesbir iade edilmesi durumunda Kemal Pir’in tavrını esas alacağını belirtmiş. O kız dürüst ve bağlıdır. Dış güçler Mizgin’i çalıştırırlar, onu kullanırlar. Nuriye dürüst olduğu için Türkiye’ye pazarlamak istiyorlar. Bu olayda yine istihbarat örgütlerinin bağı var. Bana karşı düzenlenen komplonun mikro bir modeli söz konusu. Getirirlerse de çekinmesin, en ufacık endişesi olmasın; sağlam dursun. İnsan her yerde onurunu korur. Savunmam temelinde kendini hazırlasın. Selam ve saygılarımı bu temelde iletiyorum.

    Kadın özgürlüğü önemlidir. Ortadoğu’da kadın özgürlüğü öne çıkacak. Bunu teorik ve pratik olarak koydum. Kadın hareketi Kongra Gel bünyesinde komiteler içinde temsil ediliyordur. Kurum olarak özerk, her tarafta, hayatın her alanında çalışabilirler. Umarım başarırlar, pratikleştirirler. Dağlarına bağlılıkla örgütlenme ve mücadelelerini geliştirsinler. İleride teorik açılımlar vereceğim. Pratikte yanlış yapmasınlar. Dönüşmeleri gerekiyor. Başka türlü kadın özgürlüğü ve onuru sağlanamaz. Dönüşüm zorlu geçer, ama başka türlü kadın özgürlüğü ve onuru sağlanamaz. Kendilerine selamlarımı iletiyor, başarılar diliyorum. Demokratik Toplumcu Hareket bağlamında bütün Türkiye için tabandan uygun bir aydınlanma ve örgütlenme gerekli. Savunmam bunun için uygundur. Savunmam toplatılmadı, yasaldır. Savunmayı iliklerine kadar özümsemeleri gerekiyor. Kadınlar da özümsesinler; kadın özgürlüğünü, kurtuluşunu başarıya doğru götürebilirler. Yeni kadın, yeni toplum, yeni erkeğin yaratılması gereklidir.

    Bugünkü Avrupa kadını 300-400 yıllık manastır-rahibe geleneğinin antitezidir. Ortadoğu’da da onlar baskın olmaya çalışıyor. Ortadoğu’nun kadın kimliği yok, henüz yaratılmamış. İslam içinde kadın geliştirilemedi. Hz. Ayşe, Hz. Fatma olayı var; erkek egemenlik sisteminden çıkamadılar, boğuldular. Harem kültürü aşılamadı.

    Hiç kimse kendi kendini aldatmasın. Bize bağlılık kolay değil. Biz özgürlükçüyüz, bizim sevgimiz, aşkımız, kavgamız özgürlükçüdür. Biz özgürlükle çok yakından bağlantılıyız. Ferhat’ın geliştirdiğine zırnık kadar değer vermiyorum. Özel sevgi önemli değil. Teorik açılımlarım var. Benim özgürlük ilkelerime bağlılıkla olur.

    Şimdi de zina meselesi var. Zina eğer bir suç ise, şu anda içeri alınmayacak erkek yok. Günde bir milyon insan geneleve gidiyor. Bunların çoğu evli. Bir milyon insanı cezalandırmaları gerekir. İslamiyet açısından zinayı değerlendiriyorum: İslamiyet’i bir günde inkar ettiler, zinayı bir günde suç olmaktan çıkardılar. Parti çıkarı bir günde sana İslamiyet’i çiğnettirmiştir. Ağırlaştırılmış müebbet benim içindi, onu da bir günde çıkardılar.

    Savunmamda Benim Ruhum Var

    Benim halkım ırgattır, emekçidir. Beni seven varsa, bürokratik, ağa tarzı, yetkici yaklaşımları kesin kabul etmediğimi bilmelidir. Daha önce açmıştım: Dev-Yolculuk ve Dev-Solculuğu kabul etmem. Savunmamda benim ruhum var. Orada ilkelerim ve ruhum var. Bu kitabın özüne bağlı kalınsın. Beni kendi yanlışlıklarına alet etmesinler. Barzani ve Talabani benim adımı kullanarak devlet kurdu; kardeşim adımı kullanarak gitti beni sattı. Ben bu oyunları bozmak istiyorum. Savunmam böyle yapılmalı. Bunlar beni savunmanın ayrılmaz bir parçasıdır. Neden bunlara izin veriliyor? Osman olayı da önceden bana aktarılmadı. Engelleme yok, neden aktarılmadı? Bu çalışmalardan avukatlarım sorumludur. Doğruları kimse engelleyemez. Avukatlar gerçeğin amansız takipçileri olmalı, müthiş takip etmelidir. Benden bir şey almak kolay değil; bu öncelikle saygı gerektirir. Bu ciddi bir iştir. Bunu aşılmasını diliyorum. Gerçekleri kavramak, gereğini yerine getirmek gerekir. Eleştiri-özeleştiri gerçekleri kavramaktır.

    Çetevari Eylem Kabul Edilemez

    Savaş konusunda da belirlemelerim olacak. İki şey belirteceğim: Birincisi, Ortadoğu’daki bu süreç Üçüncü Dünya Savaşı gibi algılanmalı. ABD ya tam başarabilir, ya yenilir, bırakıp kaçar, ya da ortada kalır. Bir kaos yaşanıyor. Her üç durum karşısında da ya eski despotik devlet geleneği sürer, ya da çözülür, Avrupa süreci benzeri demokratik çözüm yoluna girilir. Ama Ortadoğu demokratik yönü ağır basan devrim sürecindedir. Yeni inşa süreci demokratik devrim stratejisi ile yakından bağlantılıdır. Savunmalarımda koymuştum, açmayacağım. İkincisi, PKK’nin yeniden inşası konusunda. Son gelişmelerden çetecilik anlayışı sorumludur. 1987’den bugüne kadar ki çetecilik anlaşılmıştır. Osman Öcalan şürekası, Selim Çürükkaya, Şemdin ve benzerleri, bunlar 20 yıllık çete pratiklerinin sonuçlarıydı. Geldikleri noktada beni ve çözümlemelerimi doğruladılar. ABD’ye sığındılar.

    Hareket içinde Dev-Sollaşma tehlikesi var; bunlar PKK’nin Dev-Sol’una benziyor. Bunlar bizim özgürlük mücadelemizi, anlayışımızı temsil edemiyorlar. Eğilim değiller, iyi niyetlilerdi, bunlar PKKlileşmeyi düşünüyorlar. Televizyona çıkıp konuşabilirler. Cuma, Abbas ve Karasu bu yirmi yıllık pratiği açabilirler. Osman’ı ortaya çıkaran onların pratiğidir. Güney’deki çalışma tarzı buna zemin açtı, çeteciliği ortaya çıkardı. Zemini açtınız, onlar kurnazdı, kullandı. Pratikleri açığa çıktığında kaçtılar. Siz dürüsttünüz, kaldınız. Demokratik devrimciliği iyi korusunlar.

    Diyarbakır’daki polis olayı nedir? Vali olayı vardı. İki polisin olayı önemli, bu olayın içyüzü açığa çıksın. Tan’ı kim öldürmek istedi? Devlet kendi polisini mi öldürüyor? Bunun açığa çıkmasını istiyorum. Bunlar önemlidir. Bizim adımızı kullanarak kimler müdahale ediyor? Meşru savunma haktır, bu temelde her türlü tedbiri alsınlar. Polis, vali öldürme eylemlerini sağlıklı bulmuyorum. Dağda nereye gidecekler? Tabii ki kendilerini savunacaklar. Dağda beş yüz kişi üstüne geliyor, tabii ki kendini savunacaksın. Yarı yarıya kayıp olsa da, adam gibi savaşacaksın. Sonuna kadar meşru savunma hakkını kullanacaksın. Çetevari eylem kabul edilemez. Dev-Sollaşan tarza karşıyım.

    Kendimle ilgili komploya ilişkin iki şey söyledim. Ben burada yaptığım şeyi savunmamda, buradaki diyaloglarımda açıkça ortaya koydum. Bunu benimseyip inanıyorsanız pratiğe geçirin. Benim her yerde dostlarım, yoldaşlarım var. Dağda, Avrupa’da, metropollerde, şehirlerde, köylerde var. İnanıp benimsiyorsanız gereğini yaparsınız. Ama bu müthiş bir çalışma ve emek gerektiriyor. Ben halkımıza bu temelde komploya ilişkin düşüncelerimi iletiyorum.

    15 Eylül 2004

    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1577




    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 15.09.2004: Görüşme Notu



    Görüşme Notları: 15.09.2004: Görüşme Notu
    Orjinal


    Merhaba, nasılsınız, 3 kişi misiniz başka gelen var mı?
    (hayır yok)
    Benim hakkımda biyografi üzerine çalışma var mı, yeni bir şey yazıldı mı? Murat Yetkin'in kitabı mı çıktı?
    (Murat Yetkinin radikalde komploya ilişkin dizi halinde röportajı vardı, okuyabildiniz mi)
    Biraz baktım, oradan bir satır çıkardım, o bile bizimkilerden daha iyi araştırma yapıyor.
    (AİHM'sine sunmayı düşünüyoruz)
    hala sunmadınız mı, gecikiyorsunuz, ekimde karar çıkacak mı
    (net değil)
    ortada, deyin her şey ortada, komplo değil de ne, hukuk dışı koşulların hepsi var, bilemiyorum siz nasıl çalışıyorsunuz sıradan bir gazeteci bile sizden iyi çalışıyor, AB standartlarına göre cezaevine koyacakları konusunda anlaşmışlar, Alman istihbaratı var mı onun rolü henüz açığa çıkmadı, CİA var zaten, Yunan istihbaratı belli, mahkeme neden karar vermiyor. Bir komplo var, demokratik özgürlük şeyine bir komplo, üstte ABD bastırmıştır, Almanya Avrupa'ya kabul ettirdi, ABD Almanya ile Kürt meselesinde anlaşmıştır, Türkiye de onlarla anlaşmıştır. Ben barışa varım kardeşliğe varım, güneyde durum ortada, bu Mustafa Kemalin yolumudur değildir, işbirlikçiler ortada, Tel Afer de Türkmenler için demokratik bir yapı oluşturamıyorlar. Avrupa sözde bir hukuk temsilcisi beni burada nasıl böyle bırakabilirler, hukukta böyle bir şey yok, bu davam sözde alet oluyor, Avrupa nasıl hukuku böyle çiğneyebilirler, gerekiyorsa
    (AİHM)
    mahkemenin önünde ölüm orucuna yatın, bu uyguladıkları hukuk da halkın çıkarına değil. Sırf Ortadoğu halklarına karşı stratejik bir düşmanlık yürütüyorlar, bana burada uygulanan şey dünya da hiç kimseye uygulanmayan bir statüdür, beni öldürebilirsiniz ama Sezarın hakkını Sezara vereceksiniz, Sezarı öldür hakkını ver. Çatışa çatışa bu durumu ortaya koyacaksınız, çok ciddi çalışmalar yapacaksınız hukuk böyle bir şeydir, avukatlarda bir şey yapmıyorlar, bu sizin avukatlık namusunuz onurunuz, gerçeği araştırmak ortaya koymak zorundasınız, bu sizin hukuka karşı bağlılık göreviniz, kaldı ki siz dost geçiniyorsunuz, eğer bunları yapmıyorsanız bırak dostu kişiliğiniz tartışmalı olur, komplonun bir parçasısınız derim, ben kendi onurumu koruyacağım, Ortadoğu da, Avrupa da bana karşı olanlar var, bunun içinde avukatlarda var. ABD -AB Kürt meselesinde anlaşmışlar, bu komplo Türk Hükümetinin çıkarına da değildir, işte Kuzey Irak işte Tel Afer zırnık kadar adım atamıyorlar. Türkmenlerin çıkarını bile koruyamıyorlar, 1,2 Türkmenin canını bile koruyamıyorlar, Türk halkının düşmanı değilim beni tehdit ve tehlike olarak yutturmak istiyorlar.

    (Murat Yetkin Ecevit'le de röportaj yaptı, sizin tesliminize ilişkin ABD'nin niyetini sorgulayıp sorgulamadığını sormuş, niyetlerini sorgulamadığını söylüyor)
    peki Sayın Eceviti nasıl düşürdüler, seni başbakanlıktan kim düşürdü? Irak siyasetinin desteklenmesi anlamında Apoyu vermişler. Ben o röportajdan bir cümle çıkardım, yani Irak siyasetimizin desteklenmesi temelinde biz Apo'yu verdik. Güneyi Türkiye yarattı, 1980 den beri ağalara, şeyhlere devlet kurdurdular, AKP yi çıkardılar, hükümet kurdurdular. Avrupa niçin taviz veriyor, verir 1985'de Almanya'nın öncülüğünde İtalya, İspanya en son katıldı, İngiltere, Fransa, başta vardı Yunanistan katıldı, Kıbrıs sorununu çözecekler tüm bunarın karşılığında da Apoyu teslim aldılar. Yakışır mı bunlar Osmanlı yönetimi Abdülhamit, Sultan Vahdettin bile bu duruma düşmezdi, Kürt halkına özgürlüğünü ver kardeş olalım, Türkiye yi satıyorlar çünkü hepsi ABD ye gebe AKP dahil, İMF kanalı AB kanalı var, bu kanalları kullanıyorlar, Türkiye de 1,2 milyarlık mal mülk alıyorlar. Beni Kızıl Elmacı olarak gösteriyorlar, Kızıl Elmanın yolu döşüyorsun diyorlar, Kızıl Elma ile alakası yok onlarda ABD işbirlikçisiler, 1950 den beri ABD ye postu serdiler hatta İttihat ve Terakkicilerden beri postu serdiler. Enver Almanya ya, Avrupa ya postu sermişti, Kızıl Elmacılar 1950'lerde Florida da özel eğitim gördü, Türkiye ye kaybettirdiler. Mustafa Kemalin ruhu sızlar ruhu onların yanında değil benim yanımda. Apo milliyetçi olmuş Kemalist olmuş diyorlar, bağımsızlıkçı, özgürlükçü çizgiyi kabul ediyorum, 1920'lerin bağımsızlık ruhunu kabul ediyorum, bunun Kemalizmle alakası yok, bunu yapmışsa iyi bir şey yapmıştır günümüze ilişkin dersler çıkarın. Türk Hükümeti her şeyi ABD ile hallediyor, peki Mustafa Kemal 1922 de niye İngilizlerle halletmedi, çalışmadı, ABD'nin İngiltere ile farkı var mı, şimdi Kürtler o zaman Yunanlılardı, dürüstçe mi değil, tarihi komplo bu temelde yapıldı, Alçaklar beni suçlamaya girdiler duyduğum kadarıyla Yaşar Kaya, Sıraç Bilgin gibi Kürt aydınları da varmış öyle mi, Avrupa sizi doyurdu,
    ( Alman gazetelerinde de sizin hakkınızda ölüm emri verdiğinize ilişkin haberler yer alıyor)
    benim adıma demokratik hakkımı kullanın, Almanya da ki avukatlar gazetelere maddi manevi tazminat davası açsınlar, yalanlarla olmaz, burada savcının denetimi var, benim çizgim bellidir, kimseye öl-öldür emrini vermedim. Kani, Mızgin nerede?
    ( nerede olduğunu bilmiyorlar)
    Kani için diyordum, Mizgin de bunlar karanlık işler, İngiliz ajanıdırlar kendi kendilerine gelin güvey oldular, halk savaşçısıydılar, kahramanıydılar neredeler, şimdi ise suçlamalar getiriyorlar.



    Madem bunların hepsi savaş istemiyorlar, savaşa karşılar 17 Aralıkta zirve düzenleniyor gerçekten silahların devreden çıkmasını istiyorlarsa, Kürtlere dürüstçe davransınlar, Kürdistan da kalıcı barış kalıcı silahsızlanma istiyorlarsa, tek bir cümle söylerler; Türkiye nin bütünlüğü esastır, üniter yapıya bir şey demiyoruz, Kürt sorunu var onun barışçıl diyalog yoluyla çözülmesi esas olmalıdır. PKK'ye tümüyle silahları bırakın dersiniz Türkiye'ye de diyalogu başlatın dersiniz. Bundan daha barışçıl, insani bir karar verecek mi, verirse dürüsttür derim vermezse komplo var, AB'liler bu konuda karar almazlarsa şiddetli bir savaşa çağrı yapıyorlar demektir, bizi savaşa zorluyorlar demektir. Irak üzerine bir sürü karar alıyorlar, AB Kürtler üzerine bir karar almıyor, barışçı çözüm üstüne tek bir karar almıyorlar, neden hayır diyorlar, savaşa itiyorlar, terör listelerine alıyorsun, terörist ilan ediyorsun, ABD, Avrupa bunu yapıyor Türklerin akılsız yöneticileri, savaş kliği bizden savaş istiyor. Bu gün silahları bıraksak bile kabul etmiyorlar, bize savaşacaksınız diyorlar, bu vahim bir durumdur;



    Avrupa, ABD, Türk yönetimi dayatıyor bunu gizli yapıyorlar, el altından. Halk gerçekleri bilsin istemiyorlar. Umarım bu temelde diyalog yolu açılır yoksa Kongra-Gel tüm gücüyle savunma savaşına kendilerini vermelidirler. 17 Aralıkta karar çıkmazsa kendini savunmalıdırlar , başka bir olanak yok, imha olacaklar, kaçan kaçar, bazıları ABD ye teslim olur bazıları da AB ye teslim olur, Osman ve şürekası ABD ye kaçtı Mızgin, Selim Çürükkaya gibileri Avrupa ya teslim olur, teslim olmayanlar, direnecek gereği gibi savaşacaktır. Başbakan bir çağrı bile yapamıyor, demokratik yaşam içinde yeriniz var bile diyemiyor, şerefinizle, onurunuzla gelin diyemiyor, Çiller gibi konuşuyor; sabrımız kalmadı ABD bombalamazsa biz bombalayacağız diyor, ben burada çok büyük bir sabır gösterdim, pratiğini de gösterdim illa savaşacaksın diyorlar, korkuyorlar, birde savaş-ölüm emri veriyor diyorlar. Burada barış için inatla 6 yıldır irademi ortaya koydum, onurumu korudum. Bunu sizde anlatamıyorsunuz tv.lere çıkın konuşun, gazeteye yazın, ben bir tek damla kanın dökülmesini istemiyorum. Çeçenlere Ruslar devlet vermiş, Çeçenlerin cumhuriyeti var, biz Kürdistana özgürlük ve demokratik yapı istiyoruz, cumhuriyet, federasyon değil üniter devlet yapısı içinde Kürtlere özgürlük ve demokrasi istiyoruz. ABD güneyde zayıflatıyor, Türkiye kuzeyde taarruzda. ABD'ye sığınanlar var, kalmak isteyenler bazı yoldaşlar var bunların gerçekleri görmeleri gerekiyor.



    Sizden bazı haberler alacağım
    (PJAK, kongresini yaptı, "Önderlik çizgisinde kararlaşma, yeniden yapılanma" şiarı ile gerçekleştirmişler. PAJK, YJA-Star, Özgür Kadın Birlikleri olarak örgütleneceklerini tüm yapıların yılda bir Özgür Kadın Kurultayında buluşacaklarını, ihanete ve komploya karşı sesiz kalışlarını tartışmışlar, )
    Kadın özgürlüğü önemli, Ortadoğu da kadın özgürlüğü öne çıkacak, teorik ve pratik olarak koydum, Kongra-Gel bünyesinde komiteler içinde temsil ediliyorlar mı?
    (özerk örgütlenmeler olarak varlar)
    kurum olarak özerk, her tarafta hayatın her alanın da çalışabilirler
    (kadının ihtiyaçları doğrultusunda eğitsel, siyasal, kültürel yerelden merkeze doğru örgütleniyorlar)
    gayet doğru umarım başarırılar, pratikleştirirler.



    Başka neler var
    ( Talabani -Barzani Türkiye ye geldi görüşmeler yaptı, buradan İtalya'ya geçtiler, Osman Öcalan'nın basında bir açıklaması çıktı; Barzani ve Talabaniyi Kürt Önderi olarak kabul ettiğini)
    zaten Kürt önderidirler
    (ABD'nin desteğini bir şans olarak değerlendiriyorlar, Türkiye'nin kendilerinin kabul etmesini istiyorlar
    (güldü)
    , Suriye, Hamili Yıldırım'ı 6 arkadaşı ile birlikte Türkiye'ye teslim etti)
    Nedir o sorun?
    (Suriye de uzun bir zamandır tutukluydular)
    Ben Cemalin yanında kalsın demiştim. Orada ne arıyordu, Rusya'dan mı oraya geldi?
    ( Hayır, önce arkadaşların yanındaydı)
    dürüst müydü, çalışmak istiyor muydu, kim onu oraya gönderiyor, Suriye'den nereye geçecekti
    ( grupla Türkiye'ye geçmek üzere Suriye'deymiş, Amanoslara geçecekmiş)
    Kim bu kararı vermişse tarihi bir hatadır, gönderen de suçludur, daha öncede böyle bir şey oldu, Denizlerin meselesinde, ben kaldı ki orada kalsın dedim, anlayamıyorum kim bunları yapıyor? bunların sorumlusu kim? Türkiye'ye giriş kararı yanlış, kendisinin bu kararı büyük bir sorumsuzluktur, kararı kendisi mi verdi yoksa onu gönderdiler mi?
    (bilemiyoruz)
    bu tarzını mahkum ediyorum, bu açıkça bir provokasyondur, büyük bir sorumsuzluk, ben Cemal'in yanında kalsın demiştim, bir sürü provakatif şeyler gelişiyor, Apo kendi adına yapılanları engellemek istiyor, öldürme emri vermedim, kimseyi bir yere göndermedim, kim vermiş bu kararları, bunlar öyle ucuz laflar falan değil, o kadar basit değil, istihbarat örgütlerinin oyunları var, Hamili, Deniz bunları ben çağırmadım, Rusya da kalabilirdi, Mızgin'i Kani'yi öldür emri vermedim, doğru bilgi almam lazım, tüm gerçekleri gelip anlatmanız gerek, bana bunları getirin, bana bunları getirmeniz gerek, ben burada savaş emri vermiyorum, ben savaşmıyorum ama benim adıma savaşanlar var, benim adıma savaş yapanları uyarmam gerekiyor, burada örgüt kurulamaz, yüzdeyüz devlet denetimi var, böyle emirlerde verilemez kaldı ki aleyhimize olur, benim adıma iftira olamaz. Benim adıma örgüt ikiye bölündü zamanında haber getiremediniz, müdahale edemedim, ben ne Ferhatçıyım ne de şucuyum ben Apocuyum, savunmamı yaparken buna ne kadar güç getirdiniz, bunu doğru yapın, hazırlık inşaa komitesine ayrıca yazın ben Hamili'nin görevlendirilmesini
    (Türkiye'ye gönderilmeye ilişkin)
    istemedim, arkadaşı harcadınız hesabınızı iyi yapın, ben gidin eylem yapın demem, hiç kimse için öldürme emri vermem, benim teorik görüşlerim var gücün yetiyorsa özümse uygula, savunmaları oku gücün varsa pratikleştir.




    (Nuriye Kesbir hakkında Hollanda Adalet Bakanlığı iade kararı verdi, üst mahkemeye itiraz etmişler, iade kararı çıkarsa, AİHM'sine ihtiyati tedbir talebinde bulunacaklarını belirtiyorlar.)
    O kız dürüsttür
    ( Size selam ve bağlılığını belirtiyor, iade edilme durumunda Kemal Pir'in tavrını esas alacağını belirtmiş)
    Mızgin'i dış güçler çalıştırırlar, onu kullanırlar, sen dürüst olduğun için Türkiye'ye pazarlamak istiyorlar, bu olay da yine istihbarat örgütlerinin bağı var, bana düzenlenen komplonun mikro modeli, getirirlerse de çekinme, en ufacık şeyin olmasın, sen sağlam dur, insan her yerde onurunu korur, savunmam temelinde kendini hazırlasın, selam ve saygılarımı bu temelde iletiyorum.



    Hamili geniş kapsamlı bir eleştiri özeleştiri versin, daha önce intihara kalkışmıştı, intihara gerek yok önemli olan doğru yaşamak, nerede olursan ol doğru yaşarsın.




    (DEHAP kadın kolları savunmalar temelinde eğitim çalışmalarını yürüttükleri, yeni zihniyeti kavramada sorunlar olduğunu, bağlılık ve selamlarını belirtiyorlar)
    Demokratik Toplumcu Hareket, o bağlam da bütün Türkiye için tabandan uygun bir aydınlanma, savunmam uygundur, toplatması yok değil mi
    (hayır)
    yasaldır, savunmayı iliklerine kadar özümsemeleri gerekiyor, kadınlarda özümsesinler, kadın özgürlüğünü, kurtuluşunu başarıya doğru götürebilirler. Yeni kadın, yeni toplum, yeni erkeğin yaratılması gereklidir. Bugünkü Avrupa kadını 300-400 yıllık manastır-rahibe geleneğinin anti-tezidir.
    (bizi göstererek)
    sizde onlara özeniyorsunuz
    (bir arkadaş hayır deyince gülümsedi, bizi işaret ederek,)
    ama bu odur, onlar baskın çıkıyor, Ortadoğu'nun kadın kimliği yok, henüz yaratılmamış, İslam içinde kadın geliştirilemedi, Hz Ayşe, Hz. Fatma olayı var, çıkamadılar, boğuldular, harem kültürü aşılamadı. Şimdi de zina meselesi var
    (zina suni bir gündem)
    zina eğer bir suç ise şu anda içeri alınmayacak erkek yok, günde bir milyon insan geneleve gidiyor bunların çoğu evli, bir milyon insanı cezalandırmaları gerekir. İslamiyet açısından zinayı değerlendiriyorum; İslamiyeti bir günde inkar ettiler, zinayı bir günde suç olmaktan çıkardılar, parti menfaati çıkarı bir günde sana İslamiyeti çiğnetmiştir,
    (bu tartışmalar içerisinde birçok anti-demokratik madde geçti)
    ağırlaştırılmış müebbet benim içindi onu da bir günde çıkardılar.



    Abbas, Cuma onlar görev aldılar mı
    (sanırım aksi bir haber gelmedi, Abbas, Cuma ve Karasu arkadaşlar televizyona çıkıp konuştular)
    burada söylediklerim temelinde mi özeleştirel mi yaklaştılar.
    (evet konuşmalar bu yönlüydü)
    Hamili gibi durumu kritik olanları göndermesinler, Mızgin kayıp nerede, provakasyonda onlara yer bulabilirler, Mızgin bana komplo öncesi Avrupa da yer bulacaktı, araştırmaları lazım, bu konularda pratik somut bilgi istiyorum, Dilan nerede
    (Avrupa'da)
    içimizde mi
    ( dışarıda duruyor ama size karşı bir tavrı yok, bağlılığını söylüyor)
    Delil nerede, Newroz nerede
    (Paris'te arkadaşlarla çalışıyor)
    dürüst bağlı mı, babası vurulmuştu sonra kardeşi, annesi vardı
    (ikisi de parti içinde çalışıyorlar)
    , Yunanistan da ki ne yapıyor
    (okula devam ediyor, size saygılı)
    bana saygılı olanlar varsa saygı bile yeterli. Nurhayat Altun ne yapıyor, çalışıyor mu
    (hayır, siz sorumlular istifa etsin dediğiniz de istifa etmişti)
    .




    (1998 yılından sonra örgüte katılanlar var, Ferhat'ın eğitimi almışlar, buraya gönderilmişler, bir kısmı yakalanmış, bir kısmı evinde oturuyor, bir kısmı da çalışmak istiyor ancak Ferhatçı oldukları için çalıştırılmıyorlar ancak bunlar size bağlılıklarını bildiriyorlar)
    bu konuya sonra döneceğim, genel bir çağrım olacak, beni kavramaya çalışsınlar. Çalışmalarını kim engelliyor
    (isim bazında tartışmak doğru olmaz, böyle bir anlayış var, legaldeki kurumlarda bazı imtiyazlı kişiler ve sınıflar oluştu, kendi içlerine kapandılar kurumları marjinalleştirdiler)
    benim halkım ırgattır, emekçidir, beni seven varsa bunu kesin kabul etmiyorum, daha önce açmıştım dev yol, dev solculuktur kabul etmem. Devlet bile görüşü engellemiyor, benim ruhum var o kitapta
    (savunmasını kastederek)
    , bu kitabın özüne bağlı kalınsın, ilkelerim ve ruhum var beni alet etmesinler, Barzani Talabani benim adımı kullanarak devlet kurdu, kardeşim beni adımı kullanarak gitti sattı, ben bu oyunları bozmak istiyorum. Savunmamı böyle yapacaksınız, bunlar beni savunmanın ayrılmaz bir parçası neden bunlara izin veriyorsunuz, bu konuda yetkiniz var
    ( bürodaki avukatların bu kadar yetkilendirilmesi halkta tepkiye neden oluyor)
    kim tepki gösteriyor
    (bence avukatların bu kadar yetkilendirilmesi doğru değil. Büronun işlevi mevcut olay ve olguları, gelişmeleri objektif ve tarafsız olarak size aktarmak olmalıdır. Bunun ötesinde yetki doğru değildir.)
    zaten bana Osman olayını da önceden aktarmadılar,
    (avukat arkadaşlara hitaben)
    neden aktarmıyorsunuz, size yönelik engelleme yok, engelliyorlar mı, siz gelin aktarın, sizde bu çalışmalardan sorumlusunuz, gerekiyorsa tek tek bana gelip aktarabilirsiniz, doğruları kimse engelleyemez, avukatlar gerçeğin amansız takipçileri olmalı, müthiş takip etmelisiniz, geçen hafta geldiler özeleştiri vermek istiyoruz dediler, özeleştiri vermek böyle mi olur, benden bir şey almak kolay değil, saygı gerektirir, çoluk çocuk işi değil, bu laubali bir iş değil ciddi bir iştir. Bunu aşmanızı diliyorum, gerçekleri kavramak gereğini yerine getirmek zorundasınız, eleştiri, öz eleştiri gerçekleri kavramaktır.



    Bu diğer eskilerin durumu nasıl, mesela Gülizar, Jiyan Deniz ne yapıyorlar, merak ediyorum
    (PJAK içindeler, özeleştirilerini verdiler, kendi tercihleriyle yönetimde yer almadılar, yapı içindeler bir sorun olmadığı aktarıldı)
    hiç kimse kendi kendini aldatmasın, bize bağlılık kolay değil biz özgürlükçüyüz, bizim sevgimiz, aşkımız, kavgamız özgürlükçüdür, biz özgürlükle çok yakından bağlantılıyız, Ferhatın geliştirdiğine zırnık kadar değer vermiyorum, özel sevgi mevgi önemli değil, teorik açılımlarım var, benim özgürlük ilkelerime bağlılıkla olur
    (kongre de bu temelde kararlaşma yaşamışlar)
    dağlarına bağlıkla, ileride teorik açılımlar vereceğim, pratikte yanlış yapmasınlar, dönüşmeleri gerekiyor başka türlü kadın özgürlüğü ve onuru sağlanamaz, dönüşüm zorlu geçer ama başka türlü kadın özgürlüğü onuru sağlanamaz, onlara selamlarımı iletirsiniz başarılar diliyorum.



    Savaş konusunda da belirlemelerim olacak. İki şey belirteceğim birincisi; Ortadoğuda ki bu süreç 3. Dünya Savaşı gibi algılanmalı, ABD ya tam başarabilir, ya yenilir bırakır kaçar ya ortada kalır. Bir kaos yaşanıyor, her üç durum karşısında da ya eski despotik devlet geleneği sürer, ya çözülür Avrupa süreci benzeri demokratik çözüm yoluna girilir. Ama Ortadoğu demokratik yönü ağır basan devrim sürecindedir. Yeni inşaa süreci demokratik devrim stratejisi ile yakından bağlantılıdır, savunmalarımda koymuştum açmayacağım. İkincisi; PKK'nin yeniden inşaası konusunda son gelişmelerden çetecilik anlayışı sorumludur. 1987 bugüne kadar ki çeteçilik anlaşılmıştır. Osman Öcalan şürekası, Selim Çürükkaya, Şemdin v.b. benzerleri bunlar 20 yıllık çete pratiklerinin sonuçlarıydı, geldikleri noktada beni ve çözümlemelerimi doğruladılar. ABD'ye sığındılar. Dev-Sollaşma tehlikesi var, bunlar PKK'nin Dev-Soluna benziyor, bunlar bizim özgürlük mücadelemizi anlayışımızı temsil edemiyorlar, eğilim değiller, iyi niyetlilerdi, bunlar PKK'lileşmeyi düşünüyorlar. Tv'ye çıkıp konuşabilirler bu 20 yıllık pratiği Cuma, Abbas, Karasu açabilirler, Osmanı ortaya çıkaran sizin pratiğinizdir, Güneydeki çalışma tarzı buna zemin açtı, çeteciliği ortaya çıkardı. Zemini açtınız onlar kurnazdı kullandı pratikleri açığa çıktığında kaçtılar, siz dürüsttünüz kaldınız, demokratik devrimciliği iyi korusunlar. Ordunun güneye kaydırıldığı söyleniyor. İçeriye girişler ne kadar tahminen bunların gücü ne kadar
    ( bu konuda net bilgim yok)
    Hakkari de ki olay doğru mu
    (açıklama yaptılar sayı söylendiği gibi değil tam tersi)
    Kağızman da ki olaydan bilginiz var mı, çok ilgimi çekti
    (bizde gazeteden takip ettik)
    bütün alanlar da varlar o zaman
    ( geniş alandalar)
    . Diyarbakır da ki polis olayı nedir
    ( olay üstlenilmedi)
    vali olayı vardı
    (bu olayla da ilgilerinin olmadığını açıkladılar.)
    iki polisin olayı önemli açığa çıksın, Tan'ı kim öldürmek istedi, devlet kendi polisini mi öldürüyor, bunun açığa çıkmasını istiyorum bunlar önemlidir, bizim adımızı kullanarak kimler müdahale ediyor. Meşru savunma haktır, bu temelde her türlü tedbiri alsınlar, polis , vali öldürme eylemlerini sağlıklı bulmuyorum, dağda nereye gidecekler tabii ki kendilerini savunacaklar, dağda 500 kişi üstüne geliyor tabii ki kendini savunacaksın, yarı yarıya kayıp olsa da adam gibi savaşacaksın, sonuna kadar meşru savunma hakkını kullanacaksın. Çetevari eylem kabul edilemez, dev-sollaşan tarza karşıyım. Bu konuda geniş mektup yazın.



    Kendimle ilgili komploya iki şey söyledim. Ben burada yaptığım şeyi savunmamada burada ki diyaloglarım da açıkça ortaya koydum bunu benimseyip, inanıyorsanız pratiğe geçirin. Benim her yerde dostlarım, yoldaşlarım var. Dağda, Avrupa da, metropollerde, şehirlerde, köylerde inanıp benimsiyorsanız, gereğini yaparsınız, ama bu müthiş bir çalışma ve emek gerektiriyor, ben halkımıza bu temelde komploya ilişkin düşüncelerimi iletiyorum, düzenleyin mesaj olarak veririsiniz.
    (süre bitti)
    ne getirmiştiniz
    (sadece gazeteler, bir şey gereksiniminiz var mı)
    şimdilik yeterli, aileden Mehmet iki, üç hafta üst üste gelmek için koşullarını ayarlasın, Sincan cezaevinden gelen telgraflar oldu onlara da selamlarımı söyleyin, söylediklerimi mesajlar olarak iletirsiniz, iyi günler.




    15.09.2004 Tarihli GÖRÜŞME NOTLARI




    BEN BİR DAMLA KANIN DÖKÜLMESİNİ İSTEMİYORUM
    Abdullah Öcalan

    Sezar’ı Öldür Ama Hakkını Ver
    Murat Yetkin’in Radikal gazetesinde komploya ilişkin dizi halindeki röportajı vardı. Biraz baktım. Oradaki bir satırdan bazı sonuçlar çıkardım. O bile bizimkilerden daha iyi araştırma yapıyor. Ayrıca bu yazıyı AİHM’ne de sunmak gerekiyor.
    Ekim’de AİHM kararının çıkıp çıkmayacağı net değil. Mahkemeye her şey açıkça ortada deyin. Benim teslim edilmemle sonuçlanan süreçte yaşananlar komplo değil de nedir? Hukuk dışı koşulların hepsi var. Avukatlar nasıl çalışıyorlar, bilemiyorum. Sıradan bir gazeteci bile onlardan iyi çalışıyor. Beni AB standartlarına göre bir cezaevine koyacakları konusunda anlaşmışlar. İşin içinde Alman istihbaratı var mı? Onun rolü henüz açığa çıkmadı. Komploda CIA zaten var, Yunan istihbaratı belli. Bu durum karşısında mahkeme neden karar vermiyor? Bir komplo var, demokratik özgürlük hareketine karşı bir komplo var. Üstte ABD bastırmış; Almanya Avrupa’ya kabul ettirmiştir. ABD Kürt meselesinde Almanya ile anlaşmıştır; Türkiye de onlarla anlaşmıştır.
    Avrupa sözde bir hukuk temsilcisidir; buna rağmen beni burada nasıl böyle bırakabilir? Hukukta böyle bir şey yoktur. Avrupa nasıl hukuku böyle çiğneyebilir? Gerekiyorsa AİHM’nin önünde ölüm orucuna yatılmalı. Bu uyguladıkları hukuk da halkın çıkarına değil. Sırf Ortadoğu halklarına karşı stratejik bir düşmanlık yürütüyorlar. Bana burada uygulanan, dünyada hiç kimseye uygulanmayan bir statüdür. Beni öldürebilirsiniz, ama Sezar’ın hakkını Sezar’a vereceksiniz. Sezar’ı öldür ama hakkını ver!
    Çatışa çatışa bu durumu ortaya koyacaksınız. Çok ciddi çalışmalar yapacaksınız. Hukuk böyle bir şeydir. Avukatlar da bir şey yapmıyorlar. Bu sizin avukatlık namusunuz, onurunuzdur; gerçeği araştırmak, ortaya koymak zorundasınız. Bu sizin hukuka bağlılık görevinizdir. Kaldı ki siz kendinizi dost görüyorsunuz. Eğer bunları yapmıyorsanız, dostu bırakın, kişiliğiniz tartışmalı olur, komplonun bir parçasısınız derim.
    Ben kendi onurumu koruyacağım. Ortadoğu’da, Avrupa’da bana karşı olanlar var; bunun içinde avukatlar da var. ABD ve AB Kürt meselesinde anlaşmışlar. Bu komplo Türk Hükümetinin çıkarına da değildir. İşte Kuzey Irak, işte Tel Afer; zırnık kadar adım atamıyorlar. Türkmenlerin çıkarını bile koruyamıyorlar. Bir iki Türkmen’in canını bile koruyamıyorlar. Ben Türk halkının düşmanı değilim; beni tehdit ve tehlike olarak yutturmak istiyorlar. Ben barışa ve kardeşliğe varım. Güney’deki durum ortada. Türkiye’nin şu anda izlediği yol Mustafa Kemal’in yolu mudur? Değildir. İşbirlikçilerin tutumu ortada. Tel Afer’de Türkmenler için demokratik bir yapı oluşturamıyorlar.
    Murat Yetkin Ecevit’le röportajında, benim teslim edilmeme ilişkin ABD’nin niyetini sorgulayıp sorgulamadığını soruyor. Ecevit, niyetlerini sorgulamadığını söylüyor. Peki, sayın Ecevit, seni nasıl düşürdüler? Seni başbakanlıktan kim düşürdü? Irak siyasetinin desteklenmesi karşılığında Apo’yu size vermişler. Ben o röportajdan bir cümle çıkardım: Yani “Irak siyasetimizin desteklenmesi temelinde biz Apo’yu verdik.” Güney’de bizi bastırmak için Türkiye 1980’den beri ağalara, şeyhlere devlet kurdurdu. AKP’yi çıkardılar, hükümet kurdurdular. Avrupa niçin taviz veriyor? Verir. 1985’de Almanya öncülüğünde Fransa, İtalya ve İngiltere’nin katılımıyla -sonra Yunanistan katıldı, en son İspanya katıldı- Kıbrıs sorununu çözmek istiyorlardı. Türkiye bu konuda verdiği sözler karşılığında da Apo’yu teslim aldı. Yakışır mı bunlar? Osmanlı yönetimi, Abdülhamit, Sultan Vahdettin bile bu duruma düşmezdi.
    Kürt halkına özgürlüğünü ver, kardeş olalım. Türkiye’yi satıyorlar; çünkü AKP dahil, hepsi ABD’ye gebedir. İMF kanalı, AB kanalı var, bu kanalları kullanıyorlar; Türkiye’de bir iki milyar Dolarlık mal mülk satın alıyorlar.
    Beni Kızıl Elmacı olarak gösteriyorlar, “Kızıl Elmanın yolunu döşüyorsun” diyorlar. Benim yaklaşımımın Kızıl Elmacılıkla ne alakası var? Bunları söyleyenler ABD işbirlikçisidirler. Kızıl Elmacılar 1950’den beri ABD’ye postu serdiler. Hatta İttihat ve Terakkicilerden beri postu serdiler. Enver Almanya’ya, Avrupa’ya postu sermişti. Kızıl Elmacılar 1950’lerde Florida’da özel eğitim gördüler; Türkiye’ye kaybettirdiler. Bu gerçekler karşısında Mustafa Kemal’in ruhu sızlar; onun ruhu onların yanında değil, benim yanımda. “Apo milliyetçi olmuş, Kemalist olmuş” diyorlar. Ben bağımsızlıkçı ve özgürlükçü çizgiyi kabul ediyorum; 1920’lerin bağımsızlık ruhunu kabul ediyorum. Mustafa Kemal bunu yapmışsa iyi bir şey yapmıştır. Bunu söylemenin Kemalizm’le alakası yoktur. Günümüze ilişkin bundan dersler çıkarın.
    Türk Hükümeti her şeyi ABD ile hallediyor. Peki, Mustafa Kemal 1922’de niye İngilizlerle halletmedi, niye onlarla çalışmadı? ABD’nin İngiltere ile farkı var mı? O zaman Yunanlıları kullanmışlardı, şimdi de Kürtleri kullanarak Türkiye’yi teslim almaya çalışıyorlar. Bunlar dürüstçe mi? Değil. Bana karşı geliştirilen tarihi komplo özgürlükçü Kürd’ü tasfiye etme temelinde yapıldı. Ardından bazı alçaklar beni suçlamaya girdiler.
    Madem bunların hepsi savaş istemiyorlar, savaşa karşılar; o zaman 17 Aralık’ta zirve düzenleniyor. Gerçekten silahların devreden çıkmasını istiyorlarsa, Kürtlere dürüstçe davransınlar. Kürdistan’da kalıcı barış, kalıcı silahsızlanma istiyorlarsa, tek bir cümle söylerler. Türkiye’nin bütünlüğü esastır, biz üniter yapıya bir şey demiyoruz; Kürt sorunu var, bunun barışçıl diyalog yoluyla çözülmesi esas olmalıdır. Avrupa çağrı yapıp PKK’ye “Tümüyle silahları bırakın”, Türkiye’ye de “diyalogu başlatın” desin. Bundan daha barışçıl, insani bir karar olabilir mi? Böyle bir karar verirse dürüstlerdir derim; vermezse komplo var. AB üyesi devletler bu konuda karar almazlarsa şiddetli bir savaşa çağrı yapıyorlar, bizi savaşa zorluyorlar demektir.

    Erdoğan, Çiller Gibi Konuşuyor
    Irak üzerine bir sürü karar alıyorlar. AB Kürtler üzerine bir karar almıyor, barışçı çözüm üstüne tek bir karar bile almıyorlar. Neden hayır diyorlar? Kürtleri savaşa itiyorlar. Terör listelerine alıyorsun, terörist ilan ediyorsun. ABD ve Avrupa bunu yapıyor. Türklerin akılsız yöneticileri, savaş kliği bizden savaş istiyor. Bugün silahları bıraksak bile kabul etmiyorlar, bize ‘savaşacaksınız’ dayatması içindeler. Bu vahim bir durumdur. Bunu Avrupa, ABD, Türk yönetimi dayatıyor. Gizli, el altından yapıyorlar. Halk gerçekleri bilsin istemiyorlar.
    Umarım yukarıda belirttiğim temelde diyalog yolu açılır. Yoksa Kongra Gel kendilerini tüm gücüyle savunma savaşına verir. 17 Aralık’ta bu yönde bir karar çıkmazsa kendilerini savunurlar. Başka bir olanak yoktur. Bunu yapmazlarsa imha olurlar. Kaçan kaçar, bazıları ABD’ye teslim olur, bazıları da AB ye teslim olur. Osman ve şürekası ABD’ye kaçtı. Mizgin ve Selim Çürükkaya gibileri Avrupa’ya teslim olur; teslim olmayanlar direnecek, gereği gibi savaşacaktır.
    Başbakan bir çağrı bile yapamıyor, “Demokratik yaşam içinde yeriniz var” bile diyemiyor; “Şerefinizle, onurunuzla gelin” diyemiyor. Çiller gibi konuşuyor; “Sabrımız kalmadı, ABD bombalamazsa biz bombalayacağız” diyor. Ben burada çok büyük bir sabır gösterdim, bunun pratiğini de gösterdim. Burada barış için inatla altı yıldır irademi ortaya koydum, onurumu korudum. Ama illa savaşacaksın diyorlar. Korkuyorlar, bir de savaş ve ölüm emri veriyor diyorlar.
    Ben bir tek damla kanın dökülmesini istemiyorum. Ruslar Çeçenlere devlet vermiş, Çeçenlerin cumhuriyeti var. Biz Kürdistan’a özgürlük ve demokratik yapı istiyoruz; cumhuriyet, federasyon değil, üniter devlet yapısı içinde Kürtlere özgürlük ve demokrasi istiyoruz. ABD Güney’de hareketi zayıflatmaya çalışıyor, Türkiye Kuzey’de taarruzdadır. ABD’ye sığınanlar var. Bu gerçeklerin görülmesi gerekiyor.

    Ben Burada Savaş Emri Vermiyorum
    Ben Kazım Cemal’in yanında kalsın demiştim. Suriye’de ne arıyordu? Kim onu oraya gönderdi? Suriye’den Amanoslar’a mı geçecekmiş? Kim bu kararı vermişse tarihi bir hatadır. Daha önce de, Deniz’lerin meselesinde böyle bir şey oldu. Kaldı ki ben orada kalsın dedim. Anlayamıyorum, kim bunları yapıyor? Bunların sorumlusu kim? Türkiye’ye giriş kararı yanlış, kendisinin bu kararı büyük bir sorumsuzluktur. Kararı kendisi mi verdi, yoksa onu gönderdiler mi, bilmiyorum. Bu tarzını mahkum ediyorum, bu açıkça bir provokasyondur, büyük bir sorumsuzluktur. Hamili geniş kapsamlı bir eleştiri-özeleştiri versin. Önemli olan doğru yaşamaktır; nerede olursan ol, doğru yaşarsın.
    Bir sürü provokatif şeyler gelişiyor. Ben benim adıma yapılanları engellemek istiyorum. Ben kimseyi bir yere göndermedim. Bu kararları kim vermiş? Bunlar öyle ucuz laflar falan değil, o kadar basit değil. İstihbarat örgütlerinin oyunları var. Hamili’yi, Deniz’i ben çağırmadım. Rusya’da kalabilirdi. Benim doğru bilgi almam lazım. Ben burada savaş emri vermiyorum, ben savaşmıyorum; ama benim adıma savaşanlar var. Benim adıma savaş yapanları uyarmam gerekiyor. Burada örgüt kurulamaz. Burada yüzde yüz devlet denetimi var. Burada böyle emirler de verilemez. Kaldı ki bu aleyhimize olur. Benim adıma iftira olamaz.
    Benim adıma örgüt ikiye bölündü. Zamanında bilgi verilmedi, müdahale edemedim. Ben ne Ferhatçıyım ne de şucuyum; ben Apocuyum. Benim savunmamı yaparken buna ne kadar güç getirdiniz? Bunu doğru yapın. İnşa Hazırlık Komitesinden Hamili’nin Türkiye’ye ilişkin görevlendirilmesini istemedim. Arkadaşı harcadınız. Hesabınızı iyi yapın. Ben gidin eylem yapın demem. Hiç kimse için öldürme emri vermem. Benim teorik görüşlerim var. Gücünüz yetiyorsa özümseyip uygulayın; Savunmaları okuyun, gücünüz varsa pratikleştirin.
    Alman gazetelerinde ölüm emri verdiğime ilişkin haberler yer almış. Ben Mizgin’i ve Kani’yi öldürün emri vermedim. Bunlar yalan, yalanlarla gazetecilik olmaz. Benim adıma demokratik hakkımı kullanın. Almanya’daki avukatlar gazetelere maddi ve manevi tazminat davası açsınlar. Burada savcının denetimi var. Benim çizgim bellidir. Ben kimseye öl-öldür emrini vermedim.
    Kani ve Mizgin’in durumu karışıktır. Bunlar karanlık kişilikler, İngiliz ajanı olabilirler. Kendi kendilerine gelin güvey oldular. Halk savaşçısıydılar, kahramanıydılar. Peki, şimdi Neredeler? Kendi durumlarını örtbas etmek için suçlamalar getiriyorlar.

    Ortadoğu’da Kadın Özgürlüğü Öne Çıkacak
    Nuriye Kesbir iade edilmesi durumunda Kemal Pir’in tavrını esas alacağını belirtmiş. O kız dürüst ve bağlıdır. Dış güçler Mizgin’i çalıştırırlar, onu kullanırlar. Nuriye dürüst olduğu için Türkiye’ye pazarlamak istiyorlar. Bu olayda yine istihbarat örgütlerinin bağı var. Bana karşı düzenlenen komplonun mikro bir modeli söz konusu. Getirirlerse de çekinmesin, en ufacık endişesi olmasın; sağlam dursun. İnsan her yerde onurunu korur. Savunmam temelinde kendini hazırlasın. Selam ve saygılarımı bu temelde iletiyorum.
    Kadın özgürlüğü önemlidir. Ortadoğu’da kadın özgürlüğü öne çıkacak. Bunu teorik ve pratik olarak koydum. Kadın hareketi Kongra Gel bünyesinde komiteler içinde temsil ediliyordur. Kurum olarak özerk, her tarafta, hayatın her alanında çalışabilirler. Umarım başarırlar, pratikleştirirler.
    Dağlarına bağlılıkla örgütlenme ve mücadelelerini geliştirsinler. İleride teorik açılımlar vereceğim. Pratikte yanlış yapmasınlar. Dönüşmeleri gerekiyor. Başka türlü kadın özgürlüğü ve onuru sağlanamaz. Dönüşüm zorlu geçer, ama başka türlü kadın özgürlüğü ve onuru sağlanamaz. Kendilerine selamlarımı iletiyor, başarılar diliyorum.
    Demokratik Toplumcu Hareket bağlamında bütün Türkiye için tabandan uygun bir aydınlanma ve örgütlenme gerekli. Savunmam bunun için uygundur. Savunmam toplatılmadı, yasaldır. Savunmayı iliklerine kadar özümsemeleri gerekiyor. Kadınlar da özümsesinler; kadın özgürlüğünü, kurtuluşunu başarıya doğru götürebilirler. Yeni kadın, yeni toplum, yeni erkeğin yaratılması gereklidir.
    Bugünkü Avrupa kadını 300-400 yıllık manastır-rahibe geleneğinin antitezidir. Ortadoğu’da da onlar baskın olmaya çalışıyor. Ortadoğu’nun kadın kimliği yok, henüz yaratılmamış. İslam içinde kadın geliştirilemedi. Hz. Ayşe, Hz. Fatma olayı var; erkek egemenlik sisteminden çıkamadılar, boğuldular. Harem kültürü aşılamadı.
    Hiç kimse kendi kendini aldatmasın. Bize bağlılık kolay değil. Biz özgürlükçüyüz, bizim sevgimiz, aşkımız, kavgamız özgürlükçüdür. Biz özgürlükle çok yakından bağlantılıyız. Ferhat’ın geliştirdiğine zırnık kadar değer vermiyorum. Özel sevgi önemli değil. Teorik açılımlarım var. Benim özgürlük ilkelerime bağlılıkla olur.
    Şimdi de zina meselesi var. Zina eğer bir suç ise, şu anda içeri alınmayacak erkek yok. Günde bir milyon insan geneleve gidiyor. Bunların çoğu evli. Bir milyon insanı cezalandırmaları gerekir. İslamiyet açısından zinayı değerlendiriyorum: İslamiyet’i bir günde inkar ettiler, zinayı bir günde suç olmaktan çıkardılar. Parti çıkarı bir günde sana İslamiyet’i çiğnettirmiştir. Ağırlaştırılmış müebbet benim içindi, onu da bir günde çıkardılar.

    Savunmamda Benim Ruhum Var
    Benim halkım ırgattır, emekçidir. Beni seven varsa, bürokratik, ağa tarzı, yetkici yaklaşımları kesin kabul etmediğimi bilmelidir. Daha önce açmıştım: Dev-Yolculuk ve Dev-Solculuğu kabul etmem. Savunmamda benim ruhum var. Orada ilkelerim ve ruhum var. Bu kitabın özüne bağlı kalınsın.
    Beni kendi yanlışlıklarına alet etmesinler. Barzani ve Talabani benim adımı kullanarak devlet kurdu; kardeşim adımı kullanarak gitti beni sattı. Ben bu oyunları bozmak istiyorum. Savunmam böyle yapılmalı. Bunlar beni savunmanın ayrılmaz bir parçasıdır. Neden bunlara izin veriliyor?
    Osman olayı da önceden bana aktarılmadı. Engelleme yok, neden aktarılmadı? Bu çalışmalardan avukatlarım sorumludur. Doğruları kimse engelleyemez. Avukatlar gerçeğin amansız takipçileri olmalı, müthiş takip etmelidir. Benden bir şey almak kolay değil; bu öncelikle saygı gerektirir. Bu ciddi bir iştir. Bunu aşılmasını diliyorum. Gerçekleri kavramak, gereğini yerine getirmek gerekir. Eleştiri-özeleştiri gerçekleri kavramaktır.

    Çetevari Eylem Kabul Edilemez
    Savaş konusunda da belirlemelerim olacak. İki şey belirteceğim: Birincisi, Ortadoğu’daki bu süreç Üçüncü Dünya Savaşı gibi algılanmalı. ABD ya tam başarabilir, ya yenilir, bırakıp kaçar, ya da ortada kalır. Bir kaos yaşanıyor. Her üç durum karşısında da ya eski despotik devlet geleneği sürer, ya da çözülür, Avrupa süreci benzeri demokratik çözüm yoluna girilir. Ama Ortadoğu demokratik yönü ağır basan devrim sürecindedir. Yeni inşa süreci demokratik devrim stratejisi ile yakından bağlantılıdır. Savunmalarımda koymuştum, açmayacağım. İkincisi, PKK’nin yeniden inşası konusunda. Son gelişmelerden çetecilik anlayışı sorumludur. 1987’den bugüne kadar ki çetecilik anlaşılmıştır. Osman Öcalan şürekası, Selim Çürükkaya, Şemdin ve benzerleri, bunlar 20 yıllık çete pratiklerinin sonuçlarıydı. Geldikleri noktada beni ve çözümlemelerimi doğruladılar. ABD’ye sığındılar.
    Hareket içinde Dev-Sollaşma tehlikesi var; bunlar PKK’nin Dev-Sol’una benziyor. Bunlar bizim özgürlük mücadelemizi, anlayışımızı temsil edemiyorlar. Eğilim değiller, iyi niyetlilerdi, bunlar PKKlileşmeyi düşünüyorlar. Televizyona çıkıp konuşabilirler. Cuma, Abbas ve Karasu bu yirmi yıllık pratiği açabilirler. Osman’ı ortaya çıkaran onların pratiğidir. Güney’deki çalışma tarzı buna zemin açtı, çeteciliği ortaya çıkardı. Zemini açtınız, onlar kurnazdı, kullandı. Pratikleri açığa çıktığında kaçtılar. Siz dürüsttünüz, kaldınız. Demokratik devrimciliği iyi korusunlar.
    Diyarbakır’daki polis olayı nedir? Vali olayı vardı. İki polisin olayı önemli, bu olayın içyüzü açığa çıksın. Tan’ı kim öldürmek istedi? Devlet kendi polisini mi öldürüyor? Bunun açığa çıkmasını istiyorum. Bunlar önemlidir. Bizim adımızı kullanarak kimler müdahale ediyor? Meşru savunma haktır, bu temelde her türlü tedbiri alsınlar. Polis, vali öldürme eylemlerini sağlıklı bulmuyorum. Dağda nereye gidecekler? Tabii ki kendilerini savunacaklar. Dağda beş yüz kişi üstüne geliyor, tabii ki kendini savunacaksın. Yarı yarıya kayıp olsa da, adam gibi savaşacaksın. Sonuna kadar meşru savunma hakkını kullanacaksın. Çetevari eylem kabul edilemez. Dev-Sollaşan tarza karşıyım.
    Kendimle ilgili komploya ilişkin iki şey söyledim. Ben burada yaptığım şeyi savunmamda, buradaki diyaloglarımda açıkça ortaya koydum. Bunu benimseyip inanıyorsanız pratiğe geçirin. Benim her yerde dostlarım, yoldaşlarım var. Dağda, Avrupa’da, metropollerde, şehirlerde, köylerde var. İnanıp benimsiyorsanız gereğini yaparsınız. Ama bu müthiş bir çalışma ve emek gerektiriyor. Ben halkımıza bu temelde komploya ilişkin düşüncelerimi iletiyorum.

    15 Eylül 2004

    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1712



    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 22.09.2004: Görüşme Notu



    Görüşme Notları: 22.09.2004: Görüşme Notu


    HALKLARIMIZI KÜRT ve TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN TUZAĞINA DÜŞÜRMEYECEĞİZ


    Abdullah Öcalan


    Bana ‘nasılsınız’ diye soruyorsunuz, sağlığımı soruyorsunuz. Ben her zaman derli topluyum, hazırlıklıyım. Asıl önemli olan sizin durumunuzdur. Kendi toparlanma durumunuzu umarım sağlıyorsunuz. Bana öyle geliyor ki, çok derli toplu olamıyorsunuz. Özgürlük tutkusunun uzağındasınız; özgürlükten zihinsel ve ruhsal uzaklık görüyorum. Halkımız her yerde buna ulaşsın. Nasıl bunu özümsemiyorlar, anlamıyorum. Cezaevleri fiziksel tutukluluğa yol açar, ama ruhsal ve düşünsel özgürlük her yerde olur. Önünüzde bomboş bir dünya var; sonuçta ortada bir başarısızlık var. Bu kadar deneyime, bu kadar eğitime rağmen nasıl böyle oluyor, anlayamıyorum. Başkalarından maaş alma, başka yere gitme durumunuz yok. Ama iddianız ve hırsınız da yok. Hele dağlardakiler ve Avrupa’dakilerin günlük olarak nasıl yaşadıklarını anlamıyorum. Sözde yoldaşlık ve bağlılıktan söz ediyorlar. Bir de benim yurtseverlik çizgimi sorguluyorlar. Yaşar Kaya, Siraç Bilgin gibiler benim yurtseverlik çizgimi eleştiriyorlar. Benim yurtseverlik çizgim doğrudur, tarih anlayışım evrenseldir. Tabii ki bunlar benim malım değil, ben de aydınlardan aldım, ama kendi katkımı da koydum.

    Benim yurtseverliğim bilimseldir. Feodallerin, milliyetçilerin yurtseverliği hırsızlıktır, gaspçılıktır. Savunmamda kendi ekolojik toplum düşüncemi net olarak formüle ettim. Ekolojik topluma birinci doğa diyorlar. İkinci doğa toplumdur. Boockhin, özgür doğa diyor; o da bunu Hegel’den almış. O da birinci, ikinci ve üçüncü doğa diyor. Üçüncü doğa, özgür doğadır. Ben bunu tez, antitez ve sentez biçiminde Ortadoğu, Türkiye ve Kürdistan’a uyarladım.

    Birinci hedef seçilmemin nedeni iyi anlaşılmalı Osman ve avenesiyle yapılan röportajı kısmen radyodan dinledim. Benim yurtseverliği terk ettiğimi, Kürtlükten uzaklaştığımı iddia ediyor. Buna öncelik vereceğim. Osman’ı benim yerime hazırlıyorlar. Ne kadar büyük bir utanmazlık, çok büyük bir alçaklık, şerefsizlik! Bu çok büyük bir oyundur, alçaklıktır. İngilizler bunu çok iyi biliyor; bunu Osman’a onlar söyletiyorlar. Mustafa Kemal’in Türkiye, Apo’nun da Kürtler önünde engel olduğunu söylemeye çalışıyorlar. Ben devletle boğuşma halindeyim. Devletle sadece birbirimize öldürücü darbe vurmuyoruz, gerisi yoğun bir boğuşmadır. Mevcut politika açısından hükümet ve devletle boğuşma halindeyim. Buradaki idareyi falan kastetmiyorum, siyaseten söylüyorum. Plan büyüktür, ABD ve İngiltere biliyor. Yakalandığımda Yunan gazeteleri bana on gün ömür biçtiler, Londra bir aydan söz ediyordu. Güya devletle boğuşup ölecektim. Oyun buydu.
    Devletle boğuşma tarzımız esnektir, öldürücü darbe vurulmuyor. Aslında devlet gün geçtikçe ABD tarafından siyasi İslam batağına çekilmek istendiğinin farkındadır. Ben soruşturmada bu uyarıyı yaptım. Sorguda, “Bana ne yaparsanız yapın, ister öldürün ister yaşatın, ama siz Kuzey Irak’ta batağa saplanıyorsunuz” dedim. Ortadoğu’ya, Irak’a asıl müdahale benimle başladı. Neden birinci hedef seçildiğim çok iyi bilinmek durumundadır. Peki, bu oyuna karşı ben nasıl hamleler yaptım? Bizim cephemizden ne oldu? Bunları kimse yazmadı. Murat Yetkin devlet cephesinden yazdı. Ama siz derinleştiremediniz, yanıt veremediniz. Partili arkadaşlar, dostlar yapamadı, avukatlarım olarak siz de yazamadınız. Derlenip toparlanın ve nasıl bir çaba gösterdiğimi yazın. Size burada tarihi değerde binlerce sayfalık vesikalar verdim. Bir halkı nasıl savunduğumu yazmalısınız. Yoksa Saddam’dan beter olursunuz, öldürülürsünüz.
    Devlet, daha doğrusu Genelkurmay benim hemen öldürülmemin işlerine gelmeyeceğini daha ilk günlerde biliyordu. Bunu ben de fark ettim. Bazı gerçekleri görmek için beklemek gerekir dedim ve bekledim. Altı yıldır da bunun için bekliyorum. Aradan altı yıl geçti ve gerçekler şimdi ortaya çıkıyor. Ortadoğu üzerinde büyük oyunlar var. Sizlerden üç dört kitap yazmanızı istiyorum. Önceden olup bitenleri zamanında bana getirmeyerek sizler bile oyuna alet olmaktan kurtulamadınız. Kusurlarınız çok büyüktür. Fakat ben oyunu gördüm, bu oyunu boşa çıkardım ve yaşamayı başardım.


    Osman pespaye bir kişiliktir


    Osman röportajda AKP’nin özgürlükçü olduğunu, Kemalistlerin ise inkarcı ve statükocu olduğunu belirtiyor. Bu nedenle kendilerini özgürlükçü, beni de statükocu olarak değerlendiriyor. Tabii Kızıl Elmacılar olarak adlandırılanlar gibi Kemalist statükocular var. Deniz Baykal’dan Ağar’a, Bahçeli’den Ecevit’e kadar hepsi bunun içine girer. Bunlar statükoculardır, kabul ediyorum. Ama AKP özgürlükçü değildir. ABD’nin dayattığı cepheye özgürlükçü diyemem. Talabani’nin, Osman Öcalan’ın öncülük ettiği cephe özgürlükçü değildir. Osman, Kürtlerin emeği üzerine saldırtılan pespaye, rezil bir kişiliktir. Öcalan soyadını kullanmak için ortaya çıkarılan bir icat, süfli, adi bir kişiliktir. Aslında bu adam 92’de bitmişti. Ben Beritan örneğini defalarca verdim. Bu olayı iyi biliyorum. Talabani’nin adamları etrafını kuşatıyorlar, “gel teslim ol, kendini atma” diyorlar, hatta çeşitli vaatlerde bulunuyorlar; ama o kız teslim olmuyor, kendini uçurumdan atıyor.
    Osman, Azime’yi sevdiğini söylüyormuş. Azime’nin iki kardeşi daha vardı; üç kardeş şehit düştüler. Kardeşi Mehmet Okçu vardı. İyi bir insandı. Talabani onu öldürttü. Osman benden habersiz gidip Talabani’nin kucağına oturdu, örgütü ona teslim etti. Bu pisliğini silmek için politik davranmak zorundaydım. Çok büyük acılarımız oldu, korkunç acılarımız oldu. Benim karşıma çıkıp habire meydan okuyordu. “Beni öldür, öldür” diyordu. Beni kardeş katili yapacaktı. Kesire de beni eş katili yapacaktı. İlginç, Kesire bir internet sitesinde yaptığı yazılı açıklamada konuşmayacağım diyor. Açıklamasında mücadelenin kazanımlarına saygılı olduğunu söylüyor. Kesire bana göre Ali Haydar’ın kaçan eşi gibi değil. Onun hakkındaki değerlendirmelerimi biliyor. Onu bile beni karalamak için kullanmak istiyorlar. Beni karalamak için her şey yapılıyor. Bunu kim yapıyor? Bunun arkasında ABD, Avrupa, Talabani var.

    Ben yedi yaşımdan beri yurtseverlik yapıyorum Kürdistan üzerinde çok önemli planlar var. Bunlar elli yıllık planlardır. Bunların arkasında lobiler var; Yahudi, Rum lobileri var. İşbirlikçi Kürtleri kullanarak Kürdistan’ı ikinci bir Ermeni, ikinci bir İyonya durumuna düşürmek istiyorlar. Mustafa Kemal bu oyunu 1920’lerde bozdu. Onun “Anadolu’daki varlığımızı yok etmek istiyorlar” diye stratejik bir tespiti vardı. Bu doğru bir tespitti. Ben bunu söylüyorum. Bu, Kemalizm’in doğrusu mudur? Evet, bu bilimseldir. Şunu da söylüyorum: O Türkleri hakim ulus yaptı; ‘tek ırk, tek dil’ uygulamaları oldu. Ama Kürtler hiç olmazsa kültürel varlıklarını korudular; en azından fiziki varlıklarını korudular. Ermeniler ve İyonyalılar kalmadı, ama Kürtler varlığın koruyabildi. Ancak katliamlar da yapıldı. Bunu açacağım.
    Suçu sadece Mustafa Kemal’e yükleyemeyiz. 1920’erde eşit ittifakı savunuyordu. Birinci Meclis, Türkler ve Kürtlerin ortak meclisi olarak oluşmuştu. Mustafa Kemal 1924’te İzmit konuşmasında “Kürtler her türlü özgürlüğünü koruyacaktır” diyordu. Bunları söylemiyor mu? Belgelerde var, söylüyor. Sonra isyanlar oldu. İsyanların arkasında Sultan Vahdettin ve İngilizler vardı. Mustafa Kemal isyanlarda sadece Kürtleri görmüyor; “Cumhuriyet gidecek, Türkler ve Kürtler kalmayacak, yerine Sevr gelecek” diyordu. O dönem Türklerin de işbirlikçi kesimleri var. Şeyh Sait, Kürt ulusal kurtuluşçusu değildi, din ağırlıklı feodal otonomiciydi. Barzani ve Talabani de aynı kafadadır. Sonuç bitirmedir. Ermeniler ve İyonyalılar gibi dört bin yıllık halklar da bittiler.
    Mustafa Kemal’in yurtseverliği MHP tipi yurtseverlik değildir. Etibank’ı, Sümerbank’ı o kurdurmadı mı? Sümer kültürünü yurtseverliğinin temeli yapıyor. Eti, Sümer, Hitit kültürü Anadolu’nun, halkların ortak kültürü değil mi?
    Benim Kürtçülüğüm tartışılıyor. Bu korkunç bir oyundur. Oraya geleceğim. İsyanlar ilerici ve bilimsel olmadığı için yeniliyor. Felsefi olarak da öyledir. Eğer bir yerde bir şey yenilmişse, geriyi temsil ettiği içindir. Mustafa Kemal o koşullarda ileri olanı temsil ediyordu. Kürtler gericiydi demiyorum, başındakiler gericiydi. Kürtleri yüzyıl geriye çektiler. Bugün hala bunun acısını çekiyoruz. Bundan kim sorumlu? Bunlar sorumludur.
    Ben yirmi beş yıldır bunları söylüyorum. Geniş açamayacağım. Yurtseverliğime dil uzatılıyor. Benim yurtseverliğimi eleştiremezler. Bu inanılmaz bir şeydir. Ben yedi yaşımdan beri yurtseverlik yapıyorum. Annem bana aileci düşmanlığı ve özgürlüksüzlüğü dayattı. O zamandan beri koptum ve yurtseverliğimi ve özgürlük duruşumu şu ana kadar da koruyorum. Bu alçak ne yaptı? İnşallah romancılar bunu yazarlar. Mehmet’le konuşursanız size onu iyi anlatır.

    Kuralsız savaş kaçanların eseridir Benim bin bir emekle yetiştirdiğim gençleri korkunç harcadılar. Panik halinde kendilerini ABD’nin kucağına attılar. Abbas ve Cuma bunu anlamadılar, onları da sert uyaracağım. Siz bu ortamı hazırladınız, siz bunlara zemin oldunuz. Sırf bu kaçanların pis canlarını korumak için yüzlerce genç kendilerini feda etti. Cemal’i korumak için elli kişi yaşamını verdi, çoğu da değerli kızlarımızdı. Cuma için de öyledir. Cuma ve Cemal bunun değerini bilsinler. Bu değerlerimizi neredeyse bize unutturacaklar. Onlar zaaflarına yenik kızları alıp kaçtılar. Her şey ortada, hikaye açık. Bunun romanını yazmaya başlasınlar. Bu oyunları açığa çıkarın. Bunların Kürtlükle ne alakası var? Yurtseverlik o kadar kolay değil. Bunlar bir kadın için kırk tane vatan satarlar. Osman Öcalan bir karı buldu, her şeyi bıraktı kaçtı. Bunların Kürdistan dağlarıyla bir ilişkileri var mı? Nasıl özgürlükçülük yapıyorlar? Yirmi bin şehidimiz var, bunlar hepsini yüz üstü bıraktılar. Bir iki feodalin, ABD’nin kucağına sığınmışlar. Düşman kim? Düşman Kemalizm, düşman Apoculuk!
    Mustafa Kemal ülkesi için, kendi halkı için dünya çapında en büyük mücadeleyi veren önderlerden biridir. Mustafa Kemal iyi bir savaşçıydı; iyi bir bağımsızlıkçıdır, laiktir, bilimseldir, ortaçağ ideolojisine karşıdır. Zaten cumhuriyetçi olduğunu biliyorsunuz. Mustafa Kemal geleneği budur. Aydın taslaklarına söylüyorum: Mustafa Kemal kadar kendi halkınızı seviyor musunuz? Onun kadar vatanınıza sahip çıkıyor musunuz, antiemperyalist misiniz? Onun kadar kendi halkınıza, onun tarihine ve kültürüne düşkün müsünüz? Yaklaşımınız cahilcedir, buna hakkınız yoktur. O Türk halkı için yapmış, biz de Kürt halkı için yapalım diyoruz. 1920’lerde TBMM’de neden hakkımızı savunmadınız? Kayıtsız şartsız gidip teslim oldunuz? Talabani’nin dostlarının hepsi AKP’dedir. Neden Kürtlerin hakkını savunmuyorlar? Dengir Fırat, Hüseyin Çelik gibiler Kürtler için ne yaptılar? Bazıları bakanlık da yapıyorlar. Kendilerini Kürtçü, Apo’yu ve Apoculuğu suçlu görüyorlar.
    Bunlar kendilerini barışçı, beni savaşçı olarak gördüklerini belirtiyorlar. Ne savaşı? Çarpıtıyorlar. Çapulcu, çorbacı takımı bunlar. O grup içinde kuşkulu tipler var. Geri kalanı, kardeşim dahil, çorbacıdır. En basit çıkarları uğruna en yüce değerlerden vazgeçerler. Kullanılıyorlar, arkadan kışkırtılıyorlar. Osman-Botan grubu telaşla kaçarken saldırıyor. Yirmi yıllık kuralsız savaşın sahipleridir bunlar. Kuralsız savaş bunların eseridir. Yüzlerce değerli yoldaşımızı bile bile ölüme gönderdiler. Benim çocukluk arkadaşım Hasan Bindal’ı katlettiler. En son sıra bana gelmişti. Bunlar suçludur, yaptıkları çeteciliktir.
    Benim sevenlerim var, yoldaşlarım var, halkım var, şehitlerim var. Ki, bunlar bana mal olmuştur. Bunlar mirasımızdır. Bu miras onların önünde engeldir. Özgürlükçü bir mirastır. Benim mirasım ilkel milliyetçiliğin, tarikatçılığın önünde engeldir.

    Beritan bizim Jeanne D’Arc’ımızdır Son dönemlerde bazı çevrelerde benim mücadeleyi bir yere kadar getirdiğimi, bu aşamadan sonra artık pratik politikaya karışmamam gerektiğini, bunu yapacak çok sayıda yetişmiş insan olduğunu düşünenler varmış. Hepsinin emeği ortada. Böyle düşünenler Ankara’da, Yalova’da villalarda yaşıyorlar. Gelip benim acımın, kanımın üzerinde Kürtçülük yapıyorlar. Avrupa’da da varlar. Bu alçaklar Kürdistan’a yaklaştırılmamalı. Ben buradan emir vermem, ama ilk kez emir veriyorum. Bu öldürme, vurma emri değil. Kim besliyorsa onların yanında kalsınlar. Bunlar politika da yapamazlar. Bu anıya saygılı olan, acıyı hisseden, yaşayan demokratlara yol açıktır. Politikayı da, sanatı da, her şeyi yapabilirler. Diğerlerinin suratlarına tükürecekler. Demokratik tepkinizi göstermelisiniz. Yumurta atın, domates atın, medeni hakkınızı kullanın. Bol bol yüzlerine tükürün. Protesto edin. Hem savaş yanlısıymışım, hem de her şeyi bırakmışım! Nasıl oluyor bu? Ne adına savaşıyorum o zaman?
    Beni takip eden kadınlar var. Bu zihniyetin karısı, kızları olmaktan daha rezil bir şey olamaz. Yüzlercesinin anısına akıllı ve edepli bu kızlarımızın siyasette kendilerini güçlendirmeleri, karılaşmaya düşmemeleri, kişiliklerini korumalara gerekir. Karılaşan kadın karılaşan halktır, karılaşan kadın karılaşan ülkedir. Karılaşan kadın başkalarının kirli hanesi olur ve bir değeri de yoktur. Tek başına yaşamayı göze almaları, ölümü göze almaları gerekir. Vasiyetim ve öğüdüm budur. Beritan bize vasiyettir. Ben onu mu, Osman’ı mı esas alacağım? İnsan düşerse çok kötü düşer, hayvandan da beter olur. O kızı unutabilir miyiz? O mesajdır. O bize çağrıdır. O bizim için bir Jeanne D’Arc’tır. Onun gibi yüzlercesi var. Onu esas alacağız, onurumuzdur. Onun eylemi sevdanın, onurun eylemidir. Biz onun olduğu yerdeyiz. Son ferde kadar savaşacağız. Şeref ve özgürlük için, onur için savaşacağız.
    Bunlar benim yirmi yıllık emeğimi yitirmişler, bunun da farkındalar. Ne ruhen ne de ilmen bu eleştirilerimin altından kalkamayacakları için panik halinde toplu olarak kaçmışlardır.

    Halk Özgürlük Mahkemeleri kurulsun Bu konuda bazı kitapların yazılmasını istiyorum. Birinci kitabın Cuma tarafından yazılmasını istiyorum. Özeleştirisel temelde dörtlü çeteden başlayarak Osman-Botan çetesine kadar getirebilir. Bu süreçteki olayların tümünü biliyor. Kavrayıp yazmalıdır. Kapsamını, planını kendisine bırakıyorum. Kitabın adı “İç ve dış komploya karşı demokratik direniş çizgisini geliştirelim” olabilir. Ama kendisi bilir.
    İkinci kitabı Abbas’a bırakıyorum. Sanıyorum görev aldılar. O da özeleştirisel yaklaşsın, o anlamda payı da var. “Kürdistan’da demokratik siyasetin rolü üzerine” ismiyle, savunma ve konuşmaları esas alarak, düzenleme yaparak bir kitap oluşturacak. Kürdistan’da Zorun Rolü adlı kitabı da o düzenlemişti. Zoru anlamadı, ama umarım demokrasinin rolünü anlar. Bu özeleştirisel temelde yapılsın, geç de olsa kendilerini temize çıkarsınlar, faydalı olsunlar.
    Şimdi demokratik hukuk kodlamasına geliyorum. Komisyon düzeyinde araştırma, taslak geliştirme grubu oluşturulsun. Komite içte ve dışta geniş bir ekiple çalışır. Benim değerlendirmelerimi kodlayacaklar. Söylediklerimin hukukta ne anlama geldiğini araştıracaklar. Çözümlemelerimi demokratik hukuk literatürüne dönüştürecekler. Üç dört cilt olabilir. Özgürlük Mahkemesini Bradost’ta kurabilirler. Orada ya da başka bir yerde olabilir. Halk özgürlük mahkemeleri olur. Ben idama karşıyım. Çağdaş dünyanın bu yönlü eğilimini kabul ederek idam yerine müebbet olabilir. İhaneti hukuki açıdan ele alacaklar. Bunların suçları kişi ve kurum olarak bu mahkemelerde açığa çıkarılmalı. Benzeri kurum ve kişiliklerle hukuk diliyle mücadele edecek bir organ olarak gelişebilir. Özgürlük mahkemeleri demokratik hukukun ana kaynaklarından olur. Şimdiden bir hazırlık komitesi kurulabilir. Biz kalıcı silahsızlanmaya varız Hatip yeni oluşuma katılıyorsa yeterlidir. Fazla uzatılmasın. Çalışmayı başlatın. Yerel konferanslardan kongreye doğru gidersiniz. Demokratik katılımı esas almak gerekir. Demokratik tarzda ve topluma dayalı olarak gelişmelidir. Leyla’dan mektup aldım. Ona cevabi bir mektup yazdım. Orada da belirttim. Demokratik Toplum Partisi, tüm Türkiye’nin partisi olur. Bu önemli bir çalışmadır. Kürtler, Türkler, azınlıklar girebilir. Ama seksiyon tarzı örgütlenme de olabilir. Bu, Boockhin’de de var. Ege’de, Karadeniz’de ayrı seksiyonlar olabilir. Demokratik toplum hareketi toplum odaklı, demokrasi hedefli geliştirilir. Leyla’yı da davet ediyorum. İkisinin katılması iyi olmuş. Sanırım katkıları oluyor. Hatip’i daha önce de söylemiştim. Sanırım çalışmak istiyor, ön planda olabilir. Bu işler için Hatip uygundur. Leyla da yardımcısı olsun. Benim savunmalarıma dayalı bir program gelişir.
    Bu çizgiyi Özgür Politika ve diğer yayınlar iyi vermeli. Bu gerçekler temelinde çizgilerini değiştirsinler. Bu çizgiyi hayata geçirmeleri gerekiyor.
    Elli yıl Türk milliyetçiliğini geliştirdiler, şimdi elli yıl da Kürt milliyetçiliğini geliştirecekler. Kürtler üzerinde komplo var. Biz buna düşmeyeceğiz. İki milliyetçilik kışkırtılacak, sonuç çatışma olur. Talabani’nin demokrasi ve özgürlükle alakası yoktur. Yarın Kerkük üzerinde çatışma başlarsa kan durmaz. Olan bizim dürüst halkımıza olacaktır. Bu oyunu boşa çıkaracağız. Çatışmayı başlatanlar kaçar, siz kalırsınız.
    Talabani’yi biliyorum. Aslında Talabani’yi yaşatan da benim. Kürt Federe Devleti benim sırtımda oluştu. Ben yaşarsam er geç ya demokratik bir içerik kazanır; ya 24 saatte dağıtırlar ya da korkunç bir katliam olur. Federe devlet benim sırtımda, yoldaşlarımın omzunda kuruldu. Şimdi bunların hepsi bu mirasa sahip çıkmaya çalışıyor. Binlerce insanı şehit verdik. Kıyameti koparacaksınız. Onların bu mirasla ne alakaları var, özgürlükle ne alakaları var?
    Bazı çevreler ABD’ye ilişkin görüşlerimin çözüme hizmet etmediğini, ABD’nin mevcut durumda Kürtler için ilişki kurulacak bir güç olduğunu belirtiyorlarmış. ABD ile diyalog kurulabilir. Diplomasi olayı ayrı, teslimiyet ayrı bir olaydır. Aynı şey Türkiye için de geçerlidir. Diyalog olur, ama teslimiyet olmaz. Onurlu, özgürlükçü, iktidarcı değil demokratik bir temelde ilişki geliştirilebilir.
    Ben sosyalizmi ilerletmiş durumdayım. Ne anarşizme ne de reel sosyalizme düşüyorum. Milliyetçiliği tamamen aştım. Ortadoğu’da milliyetçiliği tamamen aşacağız. Halkları Kürt ve Türk milliyetçiliğinin tuzağına düşürmeyeceğiz. Hamili’nin Kemalê Sor ve Salih adlı şahıslar tarafından komployla kendisini Suriye’ye teslim ettikleri söyleniyor. Kemalê Sor Suriye ajanı olabilir. Hamili’yi göndermekle tarihi bir hata yapmışlar. Suriye’yi yöneten generaller Esad’ın anısına bağlı değiller. Generallerin faşist uygulamaları devam edebilir. Suriye ile çatışmaya girsinler demiyorum. İleri düzeyde olan arkadaşları, bilinen isimleri göndermesinler. İçimizde Suriyeli arkadaşlar var, kadınlar da var. Onlar çalışma yürütebilir, demokratik partiyi orada geliştirebilirler. Irak için de bunu önermiştim. Barzani ve Talabani ile savaşın demiyorum. Bunlar demokratik çözüme gelirlerse sorun yoktur; bu temelde diyalog gelişebilir.
    Leyla’nın mektubuna cevap verdim, mektup ulaşmazsa diye söylüyorum. Leyla ile AB zirvesine kadar yazışmaya devam edeceğim. Ona bir yeşil ışık al dedim. Barışa katkı sunmak için kayıtsız şartsız, süresiz diyor, ama sanırım fazla anlamıyor. Biz kalıcı silahsızlanmaya varız. Diyalog için yeşil ışık yakılması gerekiyor. Diyalog benimle olsun, Kongra Gel ile olsun, HPG ile olsun demiyorum. Leyla onlarla olabilir, belediyelerle olabilir, avukatlarla olabilir, legal platformlarla olabilir. On maddelik belgemiz de vardı. Bir diyalog olursa iyi olur. Aksi halde ben de HPG’yi tutamam. HPG’ye de mesajımdır: Hiçbir umut olmazsa aktif meşru savunma tarzı gelişebilir. Şimdiden nitel ve nicel hazırlıklara girişsinler. Yirmi yıllık çeteci anlayışı düşmeyin, çeteci pratikleri mahkum edin, çeteciliğin izlerini silin. Üzerinize kim gelirse gelsin, sonuna kadar meşru savunma hakkınızı kullanırsınız. Yerli yersiz şiddet kullanma olmaz; çocuk ve sivil ölümlerini doğru bulmuyorum. Eğer ileride bu hükümet de Çiller döneminde olduğu gibi topyekün bir imha amacıyla üzerlerine gelirse yaygın gerilla gelişir. Diğer alanlar için de bu böyledir. Yarı otonom, yarı özerk komutanlıklar oluşturabilirler. Güney’de yine ana karargah olabilir.

    22.9.2004

    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1770



    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 22.09.2004: Görüşme Notu


    Görüşme Notları: 22.09.2004: Görüşme Notu


    22.9.2004 Tarihli

    GÖRÜŞME NOTLARI

    Hoş geldiniz.

    (Nasılsınız?)

    Ben her zaman derli toplu, hazırlıklıyım. Bana nasılsınız diye soruyorsunuz, sağlığımı soruyorsunuz. Asıl önemli olan sizin durumunuzdur. Kendi toparlanma durumunuzu umarım sağlıyorsunuz. Bana öyle geliyor ki, çok derli toplu olamıyorsunuz. Özgürlük tutkusunun uzağındasınız; zihinsel ruhsal uzaklık görüyorum. Halkımız her yerde buna ulaşsın. Nasıl bunu özümsemiyorlar, anlamıyorum. Cezaevleri fiziksel tutukluluğa yol açar, ama ruhsal ve düşünsel özgürlük her yerde olur. Önünüzde bomboş bir dünya var. Sonuçta ortada bir başarısızlık var. Bu kadar deneyime, bu kadar eğitime rağmen nasıl böyle oluyor, anlayamıyorum. Başkalarından maaş alma, başka yere gitme durumunuz da yok. Ama iddianız yok, hırsınız yok.
    Hele dağlardakiler ve Avrupa’dakiler günlük olarak nasıl yaşıyorlar, anlamıyorum. Sözde yoldaşlıktan ve bağlılıktan söz ediyorlar. Bir de benim yurtseverlik şeyimi sorguluyorlar. Yaşar Kaya, Siraç Bilgin gibiler benim yurtseverlik çizgimi eleştiriyorlar. Çıldırıyorum. Benim çizgim doğru, tarih anlayışım evrenseldir. Tabii ki bunlar benim malım değil, ben de aydınlardan aldım, ama ben de katkımı koydum. Benim yurtseverliğim bilimseldir. Feodallerin, milliyetçilerin yurtseverliği hırsızlıktır, gaspçılıktır. Kendi ekolojik toplum düşüncemi net olarak savunmamda formüle ettim. Ekolojik topluma birinci ve ikinci doğa diyorlar. İkinci doğa toplumdur. Boockhin, özgür doğa diyor. O da Hegel’den almış. O da birinci, ikinci ve üçüncü doğa diyor. Üçüncü doğa özgür doğadır. Tez, antitez ve sentez biçiminde. Ben bunu Ortadoğu, Türkiye ve Kürdistan’a uyarladım.
    (Osman’ların röportajını okudunuz mu? Orada da benzer şeyler var. Yurtseverliği terk ettiğiniz, Kürtlükten uzaklaştığınız söyleniyor.)
    Kısmen radyodan dinledim. Benim yerime hazırlıyorlar. Ne kadar utanmazlık, büyük bir utanmazlık! Buna öncelik vereceğim. Çok büyük bir alçaklık, şerefsizlik! Bu çok büyük bir oyundur, alçaklıktır. O alçak İngilizler bunu çok iyi biliyor. Bunu Osman’a söyletiyorlar. Mustafa Kemal’in Türkiye, Apo’nun da Kürtler önünde engel olduğunu söylemeye çalışıyorlar. Ben devletle boğuşma halindeyim. Sadece birbirimize öldürücü darbe vurmuyoruz, gerisi yoğun bir boğuşmadır. Mevcut politika açısından hükümet ve devletle boğuşma halindeyim. Buradaki idareyi falan kastetmiyorum, siyaseten söylüyorum. Plan büyük, ABD ve İngiltere biliyor. Yakalandığımda Yunan gazeteleri on gün ömür biçtiler, Londra bir ay diyordu. Güya devletle boğuşup ölecektim. Oyun buydu. Boğuşmamız esnektir, öldürücü darbe vurulmuyor.
    Aslında devlet gün geçtikçe ABD tarafından siyasi İslam batağına çekilmek istendiğinin farkındadır. Ben soruşturmada bu uyarıyı yaptım. Sorguda, bana ne yaparsanız yapın, ister öldürün ister yaşatın, ama siz Kuzey Irak’ta batağa saplanıyorsunuz dedim. Ortadoğu’ya, Irak’a asıl müdahale benimle başladı . Neden birinci hedef seçildiğim çok iyi bilinmek durumunda. Peki, bu oyuna karşı ben nasıl hamleler yaptım? Bizim cepheden ne oldu, bunları kimse yazmadı. Murat Yetkin devlet cephesinden yazdı. Derinleştiremediniz, yanıt veremediniz. Partili arkadaşlar, dostlar yapamadı, avukatlarım olarak siz de yazamadınız. Derlenip toparlanın ve nasıl bir çaba gösterdiğimi yazın. Size burada tarihi değerde binlerce sayfalık vesikalar verdim. Bir halkı nasıl savunduğumu yazmalısınız. Yoksa Saddam’dan beter olursunuz, öldürülürsünüz.
    Devlet, daha doğrusu genelkurmay benim hemen öldürülmemin işlerine gelmeyeceğini daha ilk günlerde biliyordu. Bunu ben de fark ettim. Bazı gerçekleri görmek için beklemek gerekir dedim. Bekledim. Altı yıldır da bunun için bekliyorum. Aradan altı yıl geçti ve gerçekler şimdi ortaya çıkıyor.
    Ortadoğu üzerinde büyük oyunlar var. Sizlerden üç dört kitap yazmanızı istiyorum. Önceden olup bitenleri zamanında bana getirmeyerek sizler bile oyuna alet olmaktan kurtulamadınız. Kusurlarınız çok büyük. Fakat ben oyunu gördüm, oyunu boşa çıkardım ve yaşamayı başardım.
    (Aynı röportajda sizin Kemalizm değerlendirmenizin stratejik olduğu, örgüt üzerinde hakimiyetinizi korumak, liderliğini devam ettirmek için statükocularla işbirliği içinde olduğunuzu söylüyorlar. Ayrıca AKP’nin özgürlükçü olduğunu, Kemalistlerin ise inkarcı ve statükocu olduğunu söylüyorlar. Bu nedenle kendilerini özgürlükçü, sizi statükocu olarak değerlendiriyorlar.)
    Kemalist statükocular var. Kızıl Elmacılar olarak adlandırılanlar gibi. Deniz Baykal’dan Ağar’a Bahçeli’den Ecevit’e kadar bunun içine hepsi girer. Bunlar statükoculardır, kabul ediyorum. Ama AKP özgürlükçü değil. ABD’nin dayattığı cepheye özgürlükçü diyemem. Talabani’nin, Osman Öcalan’ın öncülük ettiği cephe özgürlükçü değildir. Osman, Kürtlerin emeği üzerine saldırtılan pespaye, rezil bir kişiliktir. Öcalan soyadını kullanmak için ortaya çıkarılan bir icat, süfli, adi bir kişiliktir. Aslında bu adam 92’de bitmişti. Beritan örneğini defalarca verdim. Bu olayı iyi biliyorum. Talabani’nin adamları etrafını kuşatıyorlar, “gel teslim ol, kendi atma” diyorlar, hatta çeşitli vaatlerde bulunuyorlar; ama o kız teslim olmuyor, kendini uçurumdan atıyor.
    Osman, Azime’yi sevdiğini söylüyormuş. Üç kardeş şehit düştüler. Kardeşi Mehmet Okçu vardı. İyi bir insandı. Talabani onu öldürttü. Osman benden habersiz gidip Talabani’nin kucağına oturdu, örgütü ona teslim etti. Bu pisliğini silmek için politik davranmak zorundaydım. Çok büyük acılarımız oldu, korkunç acılarımız oldu. Benim karşıma çıkıp habire meydan okuyordu. Beni öldür, öldür diyordu. beni kardeş katili yapacaktı. Kesire de beni eş katli yapacaktı.
    (16 yıl aradan sonra ilk kez bir açıklaması çıktı. Bir internet sitesinde açıklama yapacağı söylenmişti, konuşacak diye geçmişlerdi. O da bunun üzerine bir yazılı açıklama gönderdi. Açıklamasında mücadelenin kazanımlarına saygılı olduğunu söylüyordu. Bundan sonra da konuşmayacağını ifade ediyordu. İnternet sitesinde bilinçli olarak provoke edip konuşmaya zorlamak istediklerini yazmışlardı.)
    İlginç, konuşmayacağım diyor öyle mi? Kesire bana göre Ali Haydar Kaytan’ın kaçan eşi gibi değil. Onun hakkındaki değerlendirmelerimi biliyor. Onu bile beni karalamak için kullanmak istiyorlar. Beni karalama için her şey yapılıyor. Bunu kim yapıyor? ABD, Avrupa, Talabani var.
    Kürdistan üzerinde çok önemli planlar var. Bunlar elli yıllık planlardır. Arkasında lobiler var; Yahudi, Rum lobileri var. İşbirlikçi Kürtleri kullanarak Kürdistan’ı ikinci bir Ermeni, ikinci bir İyonya durumuna düşürmek istiyorlar. Mustafa Kemal bu oyunu 1920’lerde bozdu. Onun “Anadolu’daki varlığımızı yok etmek istiyorlar” diye stratejik bir tespiti var. Bu doğru bir tespitti. Ben bunu söylüyorum. Bu Kemalizm’in doğrusu mudur? Evet, bu bilimseldir. Ancak şunu da söylüyorum: Türkleri hakim ulus yaptı; tek ırk, tek dil uygulamaları oldu. Ama Kürtler hiç olmazsa kültürel varlığın korudu. En azından fiziki varlığın korudular. Ermeniler ve İyonyalılar kalmadı, ama Kürtler varlığın koruyabildi. Ama katliamlar da yapıldı. Bunu açacağım.
    Suçu sadece Mustafa Kemal’e yükleyemeyiz. 1920’erde eşit ittifakı savunuyordu. Birinci Meclis Türkler ve Kürtlerin ortak meclisi olarak oluşmuştu. 1924’te İzmit konuşmasında “Kürtler her türlü özgürlüğünü koruyacaktır” diyordu. Bunları söylemiyor mu? Belgelerde var, söylüyor. Sonra isyanlar oldu. Arkasında Sultan Vahdettin ve İngilizler vardı. Mustafa Kemal isyanlarda sadece Kürtleri görmüyor. “Cumhuriyet gidecek, Türkler ve Kürtler kalmayacak, yerine Sevr gelecek” diyordu. O dönem Türklerin de işbirlikçi kesimleri var. Şeyh Sait, Kürt ulusal kurtuluşçusu değildir, din ağırlıklı feodal otonomicidir. Barzani ve Talabani de aynı kafadadır. Sonuç bitirmedir. Ermeniler ve İyonyalılar gibi dört bin yıllık halklar da bittiler.
    Mustafa Kemal’in yurtseverliği MHP tipi yurtseverlik değildir. Etibank’ı, Sümerbank’ı o kurdurmadı mı? Sümer kültürünü yurtseverliğinin temeli yapıyor. Eti, Sümer, Hitit kültürü Anadolu’nun, halkların ortak kültürü değil mi?
    (Aynı röportajlarda, sizin Kürtlükten uzaklaştığınız da söyleniyor.)
    Benim Kürtçülüğüm tartışılıyor. Bu korkunç bir oyun. Oraya geleceğim. İsyanlar ilerici ve bilimsel olmadığı için yeniliyor. Felsefi olarak da öyledir. Eğer bir yerde bir şey yenilmişse, geriyi temsil ettiği içindir. Mustafa Kemal o koşullarda ileri olanı temsil ediyordu. Kürtler gericidir demiyorum, başındakiler gericiydi. Kürtleri yüzyıl geriye çektiler. Bugün hala bunun acısını çekiyoruz. Bundan kim sorumlu? Bunlar sorumludur.
    (Bu düşüncelerinizi 92’de de ifade ediyordunuz, bazı röportajlarınızda da vardı.)
    Ben yirmi beş yıldır bunları söylüyorum. Geniş açamayacağım, savunmamın ilgili bölümlerini alın, genişletin ve öyle yayınlayın.
    Yurtseverliğime dil uzatılıyor, benim yurtseverliğimi eleştiremezler. İnanılmaz bir şey. Ben yedi yaşından beri yurtseverlik yapıyorum. Annem aileci düşmanlığı ve özgürlüksüzlüğü dayattı. O zamandan beri koptum ve yurtseverliğimi ve özgürlük duruşumu şu ana kadar da koruyorum. Bu alçak ne yaptı? İnşallah romancılar bunu yazar. Mehmet’le konuşursanız size onu iyi anlatır.
    Benim bin bir emekle yetiştirdiğim gençleri korkunç harcadılar. Panik halinde kendilerini ABD’nin kucağına attılar. Abbas ve Cuma bunu anlamadılar, onları da sert uyaracağım. Siz bu ortamı hazırladınız, siz bunlara zemin oldunuz. Sırf bu kaçanların pis canlarını korumak için yüzlerce genç kendilerini feda etti. Cemal’i korumak için elli kişi yaşamını verdi, çoğu da değerli kızlarımızdı. Cuma için de öyle. Onlara söyleyin, bunun değerini bilsinler. Bu değerlerimizi neredeyse bize unutturacaklar. Onlar zaaflarına yenik kızları alıp kaçtılar. Her şey ortada, hikaye açık. Abbas mı, Fuat mı olur? Bunun romanını yazmaya başlasınlar. Bu oyunları açığa çıkarın. Bunların Kürtlükle ne alakası var? Yurtseverlik o kadar kolay değil. Bunlar bir kadın için kırk tane vatan satarlar. Osman Öcalan bir kadın buldu, her şeyi bıraktı kaçtı. Kürdistan dağlarıyla bir ilişkileri var mı? Nasıl özgürlükçülük yapıyorlar? Yirmi bin şehidimiz var, hepsini yüz üstü bıraktılar. Bir iki feodalin, ABD’nin kucağına sığınmışlar. Düşman kim? Düşman Kemalizm, düşman Apoculuk!
    Mustafa Kemal ülkesi için, kendi halkı için dünya çapında en büyük mücadeleyi veren önderlerden biridir. Mustafa Kemal iyi bir savaşçıydı; iyi bir bağımsızlıkçıdır, laiktir, bilimseldir, ortaçağ ideolojisine karşıdır. Zaten cumhuriyetçi olduğunu biliyorsunuz. Mustafa Kemal geleneği budur. Aydın taslaklarına söylüyorum. Mustafa Kemal kadar kendi halkınızı seviyor musunuz? Onun kadar vatanınıza sahip çıkıyor musunuz, antiemperyalist misiniz? Onun kadar halkına, tarihine, kültürüne düşkün müsünüz? Yaklaşımınız cahilcedir, buna hakkınız yok. O Türk halkı için yapmış, biz de Kürt halkı için yapalım diyoruz.
    1920’lerde TBMM’de neden hakkımızı savunmadınız? Kayıtsız şartsız gidip teslim oldunuz? Talabani’nin dostlarının hepsi AKP’dedir. Neden Kürtlerin hakkını savunmuyorlar? Dengir Fırat, Hüseyin Çelik gibiler Kürtler için ne yaptılar? Bazıları bakanlık da yapıyorlar. Kendilerini Kürtçü, Apo’yu ve Apoculuğu suçlu görüyorlar.
    (Kendilerini barışçı, sizi savaşçı olarak gördüklerini belirtiyorlar.)
    Ne savaşı? Çarpıtıyorlar. Çapulcu, çorbacı takımı bunlar. O grup içinde kuşkulu tipler var. Geri kalanı, kardeşim dahil, çorbacılar. En basit çıkarları uğruna en yüce değerlerden vazgeçerler. Kullanılıyorlar, arkadan kışkırtılıyorlar. Sevenlerim var, yoldaşlarım var, halkım var, şehitlerim var. Ki, bunlar bana mal olmuştur. Bunlar mirasımızdır. Bu miras onların önünde engeldir. Özgürlükçü bir mirastır. Benim mirasım ilkel milliyetçiliğin, tarikatçılığın önünde engeldir.
    (Son dönemlerde bazı çevrelerde sizin mücadeleyi bir yere kadar getirdiğiniz, ama bu aşamadan sonra artık pratik politikaya karışmamanız gerektiğini, bunu yapacak çok sayıda yetişmiş insan olduğunu düşünenler var)
    Kimmiş bunlar? Hepsinin emeği ortada. Ankara’da, Yalova’da villalarda yaşıyorlar. Gelip benim acımın, kanımın üzerinde Kürtçülük yapıyorlar. Avrupa’da da varlar. Bu alçakları Kürdistan’a yaklaştırmayacaksınız. Ben buradan emir vermem, ama ilk kez emir veriyorum. Öldürme, vurma emri değil. Kim besliyorsa onların yanında kalsınlar. Politika da yapamazlar. Bu anıya saygılı olan, acıyı hisseden, yaşayan demokratlara yol açıktır. politika da, sanatı da, her şeyi de yapabilirler. Diğerlerinin suratlarına tükürecekler. (Gülerek) Demokratik tepkinizi göstermelisiniz. Yumurta atın, domates atın, medeni hakkınızı kullanın. Bol bol yüzlerine tükürün. Protesto edin. Hem savaş yanlısıyım, hem de her şeyi bırakmış! Nasıl oluyor bu? Ne adına savaşıyorum o zaman?
    Beni takip eden kadınlar var. Bu zihniyetin karısı, kızları olmaktan daha rezil bir şey olamaz. Yüzlercesinin anısına akıllı ve edepli bu kızlarımızın siyasette kendilerini güçlendirmeleri, karılaşmaya düşmemeleri, kişiliklerini korumalara gerekir. Karılaşan kadın karılaşan halktır, karılaşan kadın karılaşan ülkedir. Karılaşan kadın başkalarının kirli hanesi olur, bir değeri de yoktur. Tek başına yaşamayı göze almaları gerekir, ölümü göze almaları gerekir. Vasiyetim ve öğüdüm budur. Beritan bize vasiyettir. Ben onu mu, Osman’ı mı esas alacağım? İnsan düşerse çok kötü düşer, hayvandan da beter olur. O kızı unutabilir miyiz? O mesajdır. O bize çağrıdır. O bizim için bir Jeanne D’Arc’tır. Onun gibi yüzlercesi var. Onu esas alacağız, onurumuzdur. Onun eylemi sevdanın, onurun eylemidir. Biz onun olduğu yerdeyiz. Son ferde kadar savaşacağız. Şeref ve özgürlük için, onur için savaşacağız.
    (Kadın Yapısının mesajları var. Aktarmak istiyoruz. Aslında daha önce de mesaj gönderdiklerini, ama aktarım yapılmadığını, bunun için bizi eleştirdiklerini de belirtiyorlar.)
    Anlaşıldı. Bu mesajımı onlara iletirsiniz. Sanırım yeterlidir.
    Bunlar benim yirmi yıllık emeğimi yitirmişler, bunun da farkındalar. Ne ruhen ne de ilmen bu eleştirilerimin altından kalkamayacakları için panik halinde toplu olarak kaçmışlardır. Bazı kitapların yazılmasını istiyorum. Birinci kitabın Cuma tarafından yazılmasını istiyorum. Özeleştirisel temelde dörtlü çeteden başlayarak Osman-Botan çetesine kadar getirebilir. Bu süreçteki olayların tümünü biliyor. Kavrayıp yazmalıdır. Kapsamını, planını ona bırakıyorum. Kitabın adı “İç ve dış komploya karşı demokratik direniş çizgisini geliştirelim” olabilir. Ama kendisi bilir.
    İkinci kitabı Abbas’a bırakıyorum. Sanıyorum görev aldılar.
    (Evet, televizyona çıkıyorlar.)
    Başkan yardımcısı oldu, değil mi? O da özeleştirisel yaklaşsın, o anlamda payı da var. “Kürdistan’da demokratik siyasetin rolü üzerine” ismiyle, savunma ve konuşmaları esas alarak, düzenleme yaparak bir kitap oluşturacak. Kürdistan’da Zorun Rolü adlı kitabı da o düzenlemişti. Zoru anlamadı, ama umarım demokrasinin rolünü anlar. Bu özeleştirisel temelde yapılsın, geç de olsa kendilerini temize çıkarsınlar, faydalı olsunlar.
    Osman-Botan grubu telaşla kaçarken saldırıyorlar. Yirmi yıllık kuralsız savaşın sahipleridir bunlar. Kuralsız savaş bunların eseri. Yüzlerce değerli yoldaşımızı bile bile ölüme gönderdiler. Benim çocukluk arkadaşım Hasan Bindal’ı katlettiler. En son sıra bana gelmişti.
    (Röportajda şimdiye kadar yaptıklarımızdan dolayı pişmanız, özür diliyoruz diyorlardı.)
    Olur mu? Suçlu onlar, yaptıkları çeteciliktir.
    Şimdi demokratik hukuk kodlamasına geliyorum. Komisyon düzeyinde araştırma, taslak geliştirme grubu oluşturulsun. Komite içte ve dışta geniş bir ekiple çalışır. Benim değerlendirmelerimi kodlayacaklar. Söylediklerimin hukukta ne anlama geldiğini araştıracaklar. Çözümlemelerimi demokratik hukuk literatürüne dönüştürecekler. Üç dört cilt olabilir. Özgürlük mahkemesini Bradost’ta kurabilirler. Orada ya da başka bir yerde olabilir. Halk özgürlük mahkemeleri olur. İdama karşıyım. Çağdaş dünyanın bu yönlü eğilimini kabul ederek idam yerine müebbet olabilir. İhaneti hukuki açıdan ele alacaklar. Bunların suçları kişi ve kurum olarak bu mahkemelerde açığa çıkarılmalı. Benzeri kurum ve kişiliklerle hukuk diliyle mücadele edecek bir organ olarak gelişebilir. Özgürlük mahkemeleri demokratik hukukun ana kaynaklarından olur. Şimdiden bir hazırlık komitesi kurulabilir.
    (Yeni oluşum çalışmalarına ilişkin bilgi vermek istiyoruz. Çalışmalar belli bir olgunluğa ulaştı. Ama sonuçlandırmanın önünde bazı sorunlar var. DEPli arkadaşlardan ikisi çalışmalara katıldılar. Diğer iki arkadaşın ise çalışmaya ilişkin bazı kaygı ve eleştirilerinin olduğunu belirtiyorlar. Bu çerçevede çalışmanın dar kaldığını, sonuç alıcı olmayacağını, bu nedenle biraz zamana ihtiyaç duyduklarını, tartışmak istediklerini ifade ediyorlar. Bize göre ise, bu aşamadan sonra daha fazla gecikmenin bazı sakıncaları var.)
    Hatip katılıyorsa yeterlidir. Görüşün, fazla uzatmasınlar. Çalışmayı başlatın. Fazla uzatmayın. Yerel konferanslardan kongreye doğru gidersiniz. Demokratik katılımı esas almak gerekir. Demokratik tarzda ve topluma dayalı olarak gelişmelidir. Leyla’dan mektup aldım. Ona cevabi bir mektup yazdım. İdare birkaç gün içinde verileceğini söyledi. Orada da belirttim. Demokratik Toplum Partisi, tüm Türkiye’nin partisi olur. Bu önemli bir çalışmadır. Kürtler, Türkler, azınlıklar girebilir. Ama seksiyon tarzı örgütlenme de olabilir. Bu Boockhin’de de var. Ege’de, Karadeniz’de ayrı seksiyonlar olabilir. Demokratik toplum hareketi toplum odaklı, demokrasi hedefli geliştirilir. Leyla’ları da çağırın. Size iletmemi istedi deyin. Onu da davet ediyorum. İkisinin katılması iyi olmuş. Sanırım katkıları oluyor. Hatip’i daha önce de söylemiştim. Sanırım çalışmak istiyor, ön planda olabilir. Bu işler için Hatip uygundur. Leyla da yardımcısı olsun. Benim savunmalarıma dayalı bir program gelişir. Daha sonra bu konuyu tekrar değerlendiririz.
    Bu çizgiyi Özgür Politika ve diğer yayınlar iyi vermeli. Bu gerçekler temelinde çizgilerini değiştirsinler. Bu çizgiyi hayata geçirmeleri gerekiyor.
    Elli yıl Türk milliyetçiliğini geliştirdiler, şimdi elli yıl da Kürt milliyetçiliğini geliştirecekler. Kürtler üzerinde komplo var. Buna düşmeyeceğiz. İki milliyetçilik kışkırtılacak, sonuç çatışma olur. Talabani’nin demokrasi ve özgürlükle alakası yok. Yarın Kerkük üzerinde çatışma başlarsa kan durmaz. Olan bizim dürüst halkımıza olacaktır. Bu oyunu boşa çıkaracağız. Çatışmayı başlatanlar kaçar, siz kalırsınız. Talabani’yi, onları biliyorum.
    Aslında Talabani’yi yaşatan da benim. Kürt Federe Devleti benim sırtımda oluştu. Ben yaşarsam er geç ya demokratik bir içerik kazanır ya da 24 saatte dağıtırlar. Ya da korkunç bir katliam olur. Benim sırtımda, yoldaşlarımın omzunda kuruldu. Şimdi bunların hepsi bu mirasa sahip çıkmaya çalışıyorlar. Binlercesini şehit verdik. kıyameti koparacaksınız. Onların bu mirasla ne alakaları var, özgürlükle ne alakaları var?
    (Bazı çevreler sizin ABD’ye ilişkin görüşlerinizin çözüme hizmet etmediğini, ABD’nin mevcut durumda Kürtler için ilişki kurulacak bir güç olduğunu belirtiyorlar.)
    ABD ile diyalog kurulabilir. Diplomasi olayı ayrı, teslimiyet ayrı bir olaydır. Aynı şey Türkiye için de geçerlidir. Diyalog olur, ama teslimiyet olmaz. Onurlu, özgürlükçü, iktidarcı değil demokratik bir temelde ilişki geliştirilebilir.
    Sosyalizmi ilerletmiş durumdayım. Ne anarşizme ne de reel sosyalizme düşüyorum. Milliyetçiliği tamamen aştım. Ortadoğu’da milliyetçiliği tamamen aşacağız. Halkları Kürt-Türk milliyetçiliğinin tuzağına düşürmeyeceğiz.
    Hamili olayı nasıl gelişti?
    (İnşa Komitesi’nin bilgi notu var. Hamili’nin pratiğe girme noktasında kendini dayattığını, kendilerinin de yetersizliklerinin olduğunu, engelleyemediklerini, son çözüm olarak da Önderliğe iletmek istediklerini, ancak o sırada görüş yapılamadığını ifade ettiler. Dolayısıyla hazır olan bir grupla gönderdiklerini, Irak’tan geçişle görevli olan Kemale Sor ve Salih adlı şahısların bir komployla kendisini Suriye’ye teslim ettiklerini, hem Hamili üzerinde oynamayı hem de hareket zarar vermeyi amaçladıklarını, daha sonra da bu ihanetçilerin kaçtıklarını belirtiyorlar.)
    Kemale Sor Afrinli olan mı? O Suriye ajanı olabilir. Tarihi bir hata yapmışlar. Suriye’yi yöneten generaller Esad’ın anısına bağlı değiller. Generallerin faşist uygulamaları devam edebilir. Suriye ile çatışmaya girsinler demiyorum. İleri düzeyde olan arkadaşları, bilinen isimleri göndermesinler. Suriyeli arkadaşlar var içimizde, kadınlar da var. Onlar çalışma yürütebilir, demokratik partiyi orada geliştirebilirler.
    Irak için de bunu önermiştim. Barzani ve Talabani ile savaşın demiyorum. Demokratik çözüme gelirlerse sorun yok; bu temelde diyalog gelişebilir.
    (HPG’nin aktarımı var. Selamlar ve bağlılık dilekleri var. Savunma üzerinde yoğunlaştıklarını, ihanete karşı tavırlarının net olduğunu, 99 öncesi güçlerinin bulunduğunu, alanların tamamında mevzilendiklerini, istendiği taktirde meşru savunmayı daha da yükseltecek kapasiteye sahip olduklarını ifade ediyorlar. Bir iki istisna dışında askeri gelişmelere hakim olduklarını söylüyorlar. Kağızman’da bahsedilen olay doğru, bir kayıp var, ihbar sonucu gelişmiş. Ancak Hakkari’de ifade edildiği gibi on bir kayıp yok; aksine hiç kayıpları olmadığı, 20 civarında askerin yaşamını yitirdiği ifade ediliyor.)
    Ne kadar kayıpları var?
    (1 Haziran’dan itibaren 30-40 civarında olduğu belirtiliyordu, son durumu bilmiyoruz.)
    O zaman gerçekçi bir bilanço istiyorum.
    Leyla’nın mektubuna cevap verdim, ulaşmazsa diye söylüyorum. Leyla ile AB zirvesine kadar yazışmaya devam edeceğim. Ona bir yeşil ışık al dedim. Barışa katkı sunmak için kayıtsız şartsız, süresiz diyor, ama sanırım fazla anlamıyor. Kalıcı silahsızlanmaya varız. Diyalog için yeşil ışık yakılması gerekiyor. Diyalogdan kastım benimle olsun, Kongra Gel ile olsun, HPG ile olsun demiyorum. Leyla gil olabilir, belediyeler olabilir, avukatlar olabilir, legal platformlarla olabilir. On maddelik şeyimiz de vardı. Bir diyalog olursa iyi olur. Aksi halde ben HPG’yi tutamam.
    HPG’ye de mesajımdır. Hiçbir umut olmazsa aktif meşru savunma tarzı gelişebilir. Şimdiden nitel ve nicel hazırlıklara girişsinler. Yirmi yıllık çeteci anlayışı düşmeyin, çeteci pratikleri mahkum edin. Çeteciliğin izlerini silin. Üzerinize kim gelirse gelsin, sonuna kadar meşru savunma hakkınızı kullanırsınız. Yerli yersiz şiddet kullanma olmaz; çocuk ve sivil ölümlerini doğru bulmuyorum. Eğer ileride bu hükümette Çiller döneminde olduğu gibi topyekün bir imha amacıyla üzerlerine gelirse yaygın gerilla gelişir. Diğer alanlar için de bu böyledir. Yarı otonom, yarı özerk komutanlıklar oluşturabilirler. Güney’de yine ana karargah olabilir.
    (Gardiyan içeri girerek sürenin bittiğini söyledi. Neden, her zaman olduğu gibi beş dakika önceden uyarı yapmadıkları soruldu. Müvekkilinizde saat var zaten, o yüzden söylemedik diye yanıtladı.)
    (26 Eylül’de Avrupa’da büyük bir festival var. Mesajınız isteniliyor.)
    Bu görüşmeyi onlara mesaj olarak iletiyorum, düzenler gönderirsiniz.
    (Size kitap ve gazete getirdik. Daha önce ‘Değişimin Yolu’ adlı kitabını getirdiğimiz Michael Albert Türkiye’de idi. Son kitabını da getirdik. Kürt hareketine sempati duyduğunu, Zapatistalara benzettiğini, sizinle yazışmak istediğini söylüyor.)
    Olabilir, sizde yanıt verebilirsiniz.

    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1771



    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 29.09.2004: Görüşme Notu




    29. 9.2004 Görüşme Notları


    (Elinde M. Bookchin’in kentsiz kentleşme kitabıyla içeri girdi)
    Hoş geldiniz. İkiniz yalnız mısınız?
    (Diyarbakır’dan gelen bayan arkadaş avukatlık kimliği sorunundan dolayı alınmadı)
    Uzun boylu olan arkadaş mıydı?
    (evet)
    neyse haftaya gelir. Mehmet geldi mi?
    (evet)
    Şimdi başlayalım. Bir çok şey var ama sıralama önemli. Zamanı iyi kullanalım. Önce sizden alalım aktaracağınızı kısaca alayım.
    (kongre başkanlığının bilgilendirme notu var. Bütün çalışma sahalarına ilişkin kısa bilgiler var)
    Kaç sayfadır. Zübeyir mi göndermiş.
    (evet iki sayfa kadar.)
    Özetleyerek aktarın
    (Kuruluş kongresinden bu yana yaşanan sorunların büyük oranda aşıldığını, toparlanma sürecine girildiğini, yönetimin inşa komitesi ve bütün sahalarla uyum halinde çalıştığını, sağlık sorunları olanlar dışında herkesin görevlendirildiğini, meşru savunma alanına özenle yaklaşıldığını, sorunların fazla bu alana yansıtılmadığını savunma komitesi aracılığıyla bu alanla ilgilenildiğini, kadın ve gençlik çalışmalarına ilişkin daha önce bilgi verildiğini)
    Başkanlık yürütme ayrıştı mı? Bu konuda bilgi var mı?
    (Önümüzdeki günlerde toplantıları var.)
    Halen yapılmadı mı? Benim adıma bu hatalar olmaz. Her sözü sürekli tekrarlattırıyorsunuz bana. Kongre başkanlığı, kongre konseyi ayrı. Kongre başkanlığı yürütmenin başı olmaz. Yürütme başkanlığı ayrı olur. Kongre başkanlığı tipik bir meclis başkanlığı gibidir, o tarzda çalışır. Kongre başkanı kongreyi toplar, kongre süresince çalışır sonra işi yürütmeye bırakır. Daha çok karar tasarılarını, inceleme araştırma komisyonları ile ilgilenir. Ben sizi de sert uyarıyorum. Benim burada her söylediğim sözün tarihi bir nedeni vardır. Ben bir entelektüel, bir öğretmen değilim, bir örgüt lideri de değilim. Ama bir ricacı da değilim. Ben demokratik halk önderliğiyim. Benim savunmam da halkı savunma çerçevesindedir. Kendimi ve halkı da öyle savunacağım. Eğer halk beni tutmazsa ben konuşmam. Ama halk beni destekliyorsa, bir çok yoldaş da istiyorsa ben de sonuna kadar bu işi sürdüreceğim. Kendimi ve halkımı savunuyorum. Nasıl savunuyorum? Görüşlerimi açıklayarak savunuyorum, emir talimat vermem. Siz avukatları da bu konuda bir kez daha uyarıyorum. İşte Osman çıktı, bilmem ne oldu, bana zamanında getirmediniz. Benim onurum halkın onurudur. Bununla oyun olmaz oyun oynattırmam. Kendimce bu onuru temsil ediyorum. Halkında bu onuru temsil etmem için isteği var, buna bağlıyım. Bu temsil etme, özgürlük bilinci ve iradeyle kendini ifade eder. Tekrar söylüyorum bu ayrım önemlidir. Bu ayrım olmayınca pasifizme yol açıyor. Saygılı ve bağlı iseler beni doğru anlayacaklar. Ama lafta bana bağlı olup da bir sürü hata işleyen oldu. Bir sürü başkan yardımcısı seçildi ama işledikleri haltları gördünüz. Sizde zamanında gelip söylemediniz. Siz yürütün demiyorum, bu söylediklerimin takipçisi olacaksınız. Göreviniz takipçi olmaktır, varsa hata yapanı gelip bana aktaracaksınız. Bana her yerde saldırı var. Her gün bir çok yerden saldırıyorlar. Buna rağmen halkın bana bağlılığı var. Onlarda saygılı iseler doğru anlayacaklar. Karşı çıkıyorsan karşı çık, hayır karşı değilim diyorsanız bunu yapacaksınız. Bu ayrımın yapılmaması her türlü oyuna yol açacaktır. Cemal olur, Abbas’da yardımcısı olur demiştim. Hatırlarsanız mektubunu aktardığınızda bir iki kelime ile cevap vermiştim bunu tekrarlıyorum. Filistin modeli var, onlarda da yürütme ile meclis başkanlığı birbirinden ayrı, daha öncede bunu incelemelerini söylemiştim. Şimdi çıkıp Osman şöyle yaptı, böyle yaptı deyip duruyorlar. Ben onu 92 de çözdüm ve işini bitirdim, çorbacı dedim. Çıkıp tekrar tekrar bunu söylemenin artık anlamı yok. Beni doğru anlayıp uygulasanız yeterlidir. Cuma’ya, Abbas’a, Karasu’ya ve Cemal’e söyleyin sizin liderliğiniz bunlara zemin oldu. Siz doğru liderlik yürütseydiniz bunlar piyasaya çıkmazdılar. Şimdi Osman kalkmış görüşlerimi onlara karşı kullanıyor. Vatan gazetesini okudunuz mu? Benim görüşlerimi, demokratik şeyimi almış bize karşı kullanıyor. Bunlara o zemini vermeyecektiniz. Beni doğru anlatıp uygulayacaksınız. Yarın çıkıp biz anlamadık demeyin, ben yürütme niye sorumluluğunu yerine getirmedi, siz sahtekar mısınız, küstah mısınız diye soracağım. Kongre modelini önerdim, 5-10 komite olur dedim, yürütmeyi önerdim, bunu doğru uygulasanız her şeyin önüne geçersiniz. Osman ABD’ye sığınmış, AB’ye mi sığınmışlar hiç önemli değil. Halk beni tutuyor, bir iki defa görüşümü halka yayın yeterlidir. Ben bunların işini bitirmişim kime sığınıyorlarsa sığınsınlar. Benim görüşlerimi bir iki defa tekrarla yeter. Dev-Yol, Dev-Sol örneğini veriyorum bu tarz olmaz. Yine KADEK gibi, benim grubum senin grubunla olmaz. Bizim 40 bin şehidimiz, binlerce tutuklumuz var, açlıkla terbiye edilmek istenen halkımız var. ABD’imiş, AB’imiş bize bir şey vermez, bu kadar acı çeken halkımız için ne yapacağız buna bakacağız. Geçen gün Osman Baydemir’in, 13 maddelik şeyini okudum gazetede, çok geri taleplerdi. Bunlar basit yaklaşıyorlar, hala anlamamışlar. Fazla sert eleştirmeyeceğim ama bu kadar ucuz yaklaşmak olmaz. AB bizi çok ucuza sattı, başta da Almanya bizi sattı. 1985 yılından beri bizi Almanya eli ile sattılar. 40 milyonluk halkımızın, bir anaokulu dahi yok. Sen daha AB’den ne bekliyorsun. Adamların Ortadoğu üzerinde tarihi hesapları var, 19. yy.’da İngilizler Asurilerin arkasına geçtiler, sonra Bedirhan beyler bunların üzerine yürüdü hepsini kırdı, bu sefer İngilizler Osmanlıyı Kürtler üzerine sürdü. Hindistan’ın yolunu açtı, Kıbrıs’ı aldı, Mısır’ı aldı. Daha sonraları ise Osmanlıyı Ermenilerin üzerine sürdü onları da ortadan kaldırttı. Bununla Osmanlıyı kendine bağladı. Böl yönet politikasıdır. Halkları birbirine kırdırttı. Onların deyimiyle iti ite kırdırtmadır. Yani emperyalizme, egemen güçlere güvenmenin sonu yok. Daha önce de örnek vermiştim bu politikalar sonucunda iyonyalıları da tarihten sildiler. Onlar kendi çıkarları için halkları birbirine kırdırtma dışında bir şey yapmazlar. Şeyh Sait olayı ile Türkiye’yi de ürküttüler. Peki bütün bunlardan halklar ne kazandılar? İyonyalılar yok oldular, Asurileri yok ettiler, Ermenileri sürdüler, Kürtler ancak fiziki varlıklarını koruyabildiler, Türk halkı da çok geri kaldı. Anadolu’yu boğdular. İşte görüyorsunuz, Türk halkı aç, memurlar yalvarıyorlar. Hükümet ekonomide ilerledik diyor, ilerlediysen bu açlık nedir. Kim kazandı tabi ki IMF kazandı. Herkesi aç bırak sonra kendine bağla olan budur. M. Kemal bu oyunu biraz bozdu, biraz diyorum çünkü tam bozmadı. Şimdi benim için kemalist olmuş diyorlar, hayır ben iyi olana iyi derim, yanlış olana yanlış diyorum. En son 1950 den beri ABD tarafından milliyetçilik şahlandırıldı. Arab’ı Acem’i birbirine kırdırıp yok edecekler. Kürtler de ya İyonyalılar gibi yok olacaklar ya da İsrail-Filistin gibi olacaklar, bu politikaların sonucu bu olacak. Osman ne demiş, diğeri ne demiş, Baydemir ne demiş beni ilgilendirmez. PKK’ye karşı Türkiye ekonomisini verdi. Şimdi gücü oradan alıyor. Sanki AB özgürlük verecekmiş. AB sizi sattı, daha uyanmadınız mı? Daha 1985 yılında sattı. Çiller döneminde yapılan pazarlıkları, ne kadar milyon dolarların alınıp verildiğini daha önce söylemiştim. Erdoğan Brüksel’e gitti, bunun altında yatanları biliyor musunuz? Zina görüntü idi sözüm ona hazırlanacak raporda Kürtlere ilişkin bir iki şey vurgulanacaktı, gitti onu da engelledi. Verheugen sizi sattı yine “Kürt hor hor içer ayran, ne anlar bayramı” şeyine getirdiler. AB sürecine karşı değilim ama, 40 milyonluk halkımızın tek bir okulu var mı, bir radyosu, bir TV’si var mı, AB size ne verecek. Buna ne diyeceğiz. Kürtleri peşkeş çekmesine ne diyeceğiz. İşte şimdi APO süreci zora sokuyor diyorlar. Benim dediklerim de halklar aleyhine ne var, ben barış içinde kardeşçe yaşam diyorum. Kardeşçe birlik diyorum, milliyetçiliğe hayır diyorum. Türk Kürt halkı kazansın diyorum. Şimdi kim kazanıyor, rantiye kazanıyor, IMF kazanıyor, üst tabaka kazanıyor. Ben bunları söyleyince milliyetçiler APO kemalist olmuş diyorlar, Türkler APO kötü diyorlar. Kemalizmi anlayacaksanız bu temelde anlayın. Bir gazete başlığında Türk ordusu kemalizmde reform yapıyor diye yazmıştı. Ben Kemalizmde reformun şart olduğunu daha önce söylemiştim. 5 yıldır bunu söylüyorum Türkiye’nin çıkışı ancak bununla olur diyorum. Ordu bunu anlamışsa tarih beni doğruluyor demektir. Türkiye’nin çıkışı ılımlı İslam’la olmaz. İslam’a karşı değilim. İslam bir kültürdür, ona edebi bir yaklaşım gerekir. Bunun dışında bir yaklaşım İslam’ın özüne aykırıdır. İslami siyaset sahtekarlıktır, İslam adına politika yürütmek halkı aldatmaktır, halkı soymaktır. Ben laikliği savunuyorum, laiklik herkesin kendi dinini özgürce yaşamasıdır. Devlet 100 bin din adamına para veremez, ben din adamlarına saygılıyım ama İslam kültüründe de para ile din adamlığı olmaz. Din adamları bilgindirler, ahlakı esas alırlar, para mara istemezler. Bir hırka bir lokma onlar için yeterlidir. Gerçek din adamlığı budur. Böyle din adamlığına da saygı duyarız. Siyasileşmiş, ticarileşmiş din faşizmdir. Batının Mussolinisi, Hitleri ne ise, El-Kaide ve Ladin de odur. Bu faşizmin nedeni İslam mıdır? Hayır İslam değildir. Bunun nedeni padişahların, sultanların, şeyhlerin İslamı özünde boşaltmasıdır. Padişah ve sultanların getirdikleri İslamın dinle ilişkisi yok. Her şeyi mutlaklaştırmaları İslamın özüne de aykırıdır, Hz. Muhammet bir kurtuluş ideolojisi ile çıktı, bu gün bu mutlaklaştırma Hz. Muhammedin de inkarıdır. İslamın kültür ve ahlaki yapısı vardır bu yeniden yorumlanmalıdır. Bunu böyle değerlendiriyorum. Türkiye’ye gelince M. Kemal bilimsel temelde ortaya çıktı bir şeyler yapmak istedi ama yıllarca milliyetçilik geliştirildi. Bütün gelişmelerin önü kesildi. Bu gün Irak’ta bilmem nerede günde birkaç kişinin başını kesiyorlar. Yarın öbür gün 100 binlerin başını kesseler ne olacak, bir de despotik devletlerle ittifak yaparlarsa ne olacak. Kürtler bütün bunları düşünmek zorundadırlar. AB size bir şey vermez. Sizi daha 1985 yıllından beri satmış. Leyla bu savaş şeyini anlamamış. Mektubumu almış mı?
    (bilmiyoruz)
    çok tuhafsınız, takip edeceksiniz, alıp almadığını soracaksınız. Leyla’dan iki mektup aldım. Mektupta AB ne diyorsa Kürtler bunu yapmalı diyor. AB tam teslimiyeti dayatıyor, Leyla ile oynamak istiyorlar buna karşı uyanık olmalı, Kürtler de bu teslimiyete karşı uyanık olmalılar. Buna karşı demokratik tepkilerini ortaya koysunlar, gösteriler yapsınlar. Haklarını söke söke almalılar. Bu meşru savunma savaşını anlamalılar, biz savaşı başlatmıyoruz. Bunu anlamamaları cahilliklerinden kaynaklanıyor. Sözde cezaevlerinde kalmışlar. Cezaevini yaşamış insanlar biraz uyanık olurlar. Leyla mektubumu almamışsa bunu böyle bilsin. Bu yürütme ve başkanlığın ayrışmasının takipçisi olun
    (önümüzdeki günlerde toplantı var)
    Niçin şimdiye kadar yapmamışlar.
    ( diğer alanlardaki arkadaşların da gelme durumu olabilir)
    Hayır tehlike varsa gelmesinler, teknoloji gelişmiş toplantılarını telekonferans biçiminde bile yapabilirler. Önemli kişiler her zaman yer değiştirmesinler, Kazım’ın durumuna düşmesinler. Kazım’ın durumu nedir açığa çıktı mı?
    (Daha önce not gönderilmişti. Arkadaşın kendi istemi vardı, kuzey için hatta alanlar önermiş. Israrlıymış bu konuda. Alana geçmek için Suriye partisinden Kemale Sor ve Salih geçişleri yapıyorlarmış, ancak arkadaşı götürdükleri evin ajan olma ihtimali varmış, bu eve de bilinçli bir götürme gibi gözüküyor, zaten buna ilişkin soruşturma açıldığı gibi kaçmışlar)
    Bunlar Suriye ajanı. Ferhat’ın yanına mı gitmişler?
    (Aslında beraber hareket ediyorlar ama Küçük Güneyde Ferhat’a karşı tepki olduğu için görüntüde ayrı duruyorlarmış. Baştan beri ilişkiliymişler.)
    Görüntü olarak ayrı dururlar tabi. Halk nasıl?
    (Halk size bağlı, ama yaşanan sorunlar ve daha önce kaçanların oranın yönetiminde yer alması çok tahribat yaratmış. Daha önce gönderilen kadroların çoğu oturmuş, Suriye devletinin de çok baskıları var, Türkiye’nin 12 eylül durumuna benziyor deniliyor. Halk için mesajınız iyi olur)
    Ben Kürtleri isyana çağırmıyorum ama küçük güneyli halkımız sonuna kadar özgürlük taleplerini devlete dayatsın. Kendilerinin Kürt Özgürlük Mücadelesine verdikleri soylu destek ve emeğe sahip çıksınlar. Ajanlara işbirlikçilere karşı tavırlarını ortaya koysunlar, hainleri işbirlikçileri içlerinde barındırmasınlar. Kongra-Gel çizgisi dışına çıkanları affetmesinler, bunlara gereken cevabı versinler. Beni temsil edenler dışında kimseye yüz vermesinler. İçinize girmek isteyen hain ajan ve işbirlikçilerin yüzüne tükürün. Demokratik tepkinizi her alanda kullanın. Kimseyi öldürün yok edin demiyorum. Her alanda teşhir edin halkın içine koymayın. Suriye devletine çağrım biz Hafız Esad kişiliğine saygılıyız ama halkımızın özgürlük taleplerini sonuna kadar savunacağız. Halkımızın özgürlük taleplerine imha ile yaklaşırsanız biz gereken önlemleri alacağız. Halkları barış ve kardeşçe bir arada yaşamasını istiyoruz. Bunu Kürt halkına ve dostlarımıza başlıklı bir bildiri haline getirip yayınlayabilirsiniz. Daha önce söylediklerim de var bunu genişletebilirsiniz. Bu çağrımı Doğu ve Büyük Güney halkımız içinde tekrarlıyorum. Hain ve işbirlikçilere zemin vermeyin. Kazım’ın durumunu aydınlatıp bana getirin. Kendisinin bu ısrarı tuhaf, niye bu kadar ısrarcı olmuş. Söyleyin arkadaş senin o alanda Cemal’ın yanında kalmanı istemişti. Niye dinlemedin? Televizyona kimler katılıyor? Abbas, Cuma ve Karasu katılıyorlar mı?
    (Katılıyorlar)
    En son kim katıldı?
    (Karasu katıldı.)
    Genellikle neyi tartışıyorlar
    (sizin düşünceleriniz eksenli tartışmalara katılıyorlar)
    Sanırım Cuma’gilin televizyona katılması halka da moral veriyor. Radyoda dinledim, dağılma var deniliyor bu konuda var mı böyle bir şey?
    (propaganda edildiği gibi bir şey yok belli bir toparlama da var. Bu konuda yoğun çabalar var. Kongre modelinin oturtulması üzerine, parça merkez ilişkisi hakkında bazı şeyler söylemek istiyoruz, işleyişin oturtulması çabası var, yaşananlar, ortaya çıkan tahribatların giderilmesi konusunda bütün arkadaşların çabası var. Ama bize yansıyanları aktarmak istiyoruz.)
    zamanımız dar, daha sonra bunları açarız. Ama bu yürütme ve kongre başkanlığının ayrıştırılması acildir. Bunu ayrıştıracaklar oynanan oyunlar böyle boşa çıkarılır. Yoksa işin içine devletler de girer. Bu polis şeylerini daha önce sormuştum.
    (O konuda gelen bilgi TAK isimli bir birimin olduğunu, bunlar sizin koşullarınız ve çözüm konusunda Kongreyi ve HPG’yi pasif kalmakla suçladığını belirtiyorlar. Yönetim, onları denetim altına almak istediklerini ancak her hangi bir gelişme olmazsa kontrolde çıkabileceklerini belirtiyorlar)
    En azından 17 Aralığa kadar beklesinler. Leyla’gile söylemiştim yeşil ışık alırsanız bekleyeceğiz demiştim. Ama olumlu bir şey olmaz tekrar imha dayatılırsa tabi ki otonom şeyler gelişir. Bunun içinde otonom olsunlar demiştim. Eğer AB doğru tavır almaz diyalog gelişmezse, herkes serbesttir diyeceğim. TAK mı çıkar ne olur ben karışmam. O zaman herkes doğru bildiğini yapacak. Leyla 6 ay istiyordu, o zamana kadar altı ayda biter. O zamana kadar sabretsinler. Ama yine hükümet bastırıp, Brüksel’e gidip herkesi terörist ilan edin, ABD’yi üstüne saldırtacağız diyecekse, operasyonlar devam ederse, kimsenin yapacak bir şeyi kalmaz. Herkes kendini savunur. Ben ölürüm kalırım önemli değil. Belki bu gün ben kontrol edebiliyorum ama yarın öbür gün beni de dinlemezler bende kimseden bir şey isteyemem. Şimdilik 17 aralığa beklesinler olumlu bir şey çıkmazsa kıyamet gibi şeyler gelişir. Türkiye Devletinin bir iki olumlu özelliği var, onlarda gider. Sizler, DEP’liler, Belediye başkanları ve Kongre Başkanı bütün bu taleplerimizi bir mektup haline getirip Avrupa Konseyine sunun. Bu dört kurum ortak talepleri birleştirsin. Daha önce açıkladığım 10 maddelik şey vardı, yine diğerlerinin talepleri var hepsini ortak bir mektup haline getirin Avrupa Konseyine ulaştırın. Leyla da bunun takipçisi olsun. Bir nüshasını hükümete verin. Barış gelişmezse ben artık hiçbir şey diyemeyeceğim. Türkiye de temel niteliğini kaybeder. Olumlu bir gelişme olursa, diyalog yolu açılırsa silahlar da bırakılır. Teslim olmalarına bile izin vermiyorlar, barış nasıl gelişecek. Geçen gazete de okudum birisini yakalayıp infaz etmişler, peki diyalogun önü nasıl açılacak. Çok kaybımız oldu. Her şeye rağmen 5-6 yıldır bekliyoruz. Halkı tehlikeye atmayız, Cemal’ın röportajı vardı çok beğenmedim. Diyarbakır’da gelen arkadaşınız bu düşüncelerimi Diyarbakır halkına gidip anlatsın. Diyarbakır halkı onurlu bir halktır, öyle ucuz şeylere tenezzül etmez. Kendi kurumlarını nicel nitel geliştirsinler. Halkın direnişi olmazsa faşizm hepsini yok edecek. 17 aralık tarihini tekrarlıyorum, o zamana kadar sabretsinler, ondan sonra gereken tavır neyse onu göstersinler. Partileşme şeyine geliyorum. Cuma, Abbas, Karasuya söyleyin, bu çıkan gruplar sizin yetersizliklerinizden kaynaklandı. Hatalarınızı temelden düzelterek, yürütme şeyini doğru çalıştırın. Cumaya bir kitap önermiştim. Onun üzerine yoğunlaşsın. Cemal’e ve savunma komitesine bu gerillaya dayatılan üzerine bir kitap önereceğim. Belki bununla kendi durumlarını da anlarlar. Çetecilik diyordum ya bu sonla birlikte bu 4.’sü veya 5.’sı oldu. Gerillaya dayatılan bu çetecilik üzerine bir kitap yazsınlar. Kendileri ile yüzleşmiş olurlar. Türkiye şeyine geliyorum. Daha önce yerelde konferanslarla işe başlasınlar demiştim. Ama üç belge önereceğim onları bitirdikten sonra konferanslara başlasınlar. Birincisi program taslağıdır. İkincisi bundan daha uzun olur 150-200 sayfa kadar olur buda program gerekçesidir. Üçüncüsü tüzük taslağı olur. Bunları hazırlayıp sonra yerelde çalışmaları başlatsınlar. Bu belgeleri hazırlamada benim “Bir Halkı Savunmak” adlı savunmamdan yararlansınlar. Tamamen kongre modelini esas alsınlar. Hukuki ve yasal bir çalışma olacak. Bu konuda Bookchin’in “Kentsiz Kentleşme” eserinden ve Kemal Derviş’in çalışmaları vardı bunlardan da yararlanabilirler. Bu parti de eş başkanlık gibi bir kurum da olabilir. Bütün Türkiye’ye yayılacak. Türkiyelileşecek bu parti. Özgür partinin kongresini yapıp ismini Özgürlük ve Demokrasi Partisi olarak değiştirebilirler, bununla devam edebilirler. Bu da bir seçenektir. Cem uzan yapmıştı daha önce, onlarda öyle yapabilirler. Bu konuları çalışmayı yürüten arkadaşlar geldiğinde uzun uzun konuşuruz. Bütün bu söylediklerimi derleyip ilgili yerlere ulaştıracaksınız. Zamanında da bana bilgi getireceksiniz. Yürütmeye ilişkin söylediklerim hayati önemdedir. PAJK içinde öne çıkan bayan arkadaşlardan biriside Cemal’in yardımcısı olur.
    (Aslında PAJK’ında model tartışması çerçevesinde soruları vardı)
    Acele etmesinler, PAJK, özgür kadın birlikleri şeklinde kendini örgütleyebilir. Bunu sonra geniş açarım. Komiteler içinde yer alsınlar zaman yok sonra tartışırız. Öne çıkan kim? Gülizar ve Jiyan PAJK’talar değil mi?
    (PAJK koordinasyonu var, koordinasyon içinde dönem sözcülüğü var, şimdiki sözcü Zaxo’dur. Pelşin PAJK yeniden yapılanma komisyonundadır, Jiyan da başka bir komisyonda yer alıyor, size selam yollamışlar.)
    Zaxo güneyli arkadaştır değil mi?
    (evet)
    Güvenliklerini alsınlar. Kendilerini korusunlar. Avrupa’da kimler var?
    (Her iki Sakine, Evindar)
    Kadınlara şunu söylüyorum özünüze güveniyorum. Umarım pratik yetersizliklere girmezler bu temelde hepsine selamları yolluyorum. Siirt’te biri intiharvari bir şey yapıp şehit düşmüş, bu tür şeyleri kabul etmiyorum.
    (Maxmur halkının size selam ve bağlılıklarını belirten mektupları var)
    hepsine selamlarımı söyleyin.
    (Haydar Işık ve Demir Küçükaydın’ın mektupları vardı aldınız mı?)
    Onlara selamlarımı söyleyin Herkese selamlar iyi günler


    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1841



    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 20.10.2004: Görüşme Notu


    20.10.2004 GÖRÜSME NOTLARI

    (Elinde I. Wallerstein’in Tarihsel Kapitalizm kitabiyla gelerek)

    Hos geldiniz.

    Havva’mi geldi? Önceligi size birakalim. Ne var, disarida önemli gelismeler var. Sizin demokratik çalismaniz önemli ona mi öncelik versek. Baska önemli seyler var mi?

    (Geçen haftadan kalan notlar var)

    Geçen hafta degil üç hafta oldu.

    (Yeni olusuma iliskin bilgiler var onu aktarmak istiyoruz)

    Sonuca dogru mu gidiyor.

    (Evet sonuca dogru gidiyor, cezaevinden son çikanlarin durumu nedeniyle bir bekleme durumu vardi, Avrupa’ya gitme durumu vardi, gidip geldiler, cuma günü bir açiklama yapacaklar, çalisma baslayacak)






    Gayet tabi, bes yildir bunun üzerinde çalisiyorum. Bu çalisma çok önemli, umarim bu defa ne sizin, ne de bizim yüzümüz kizarir. Savunmamda da vardi. Demokratiklesmenin önemine kapsamli vurgular yapmistim. Bir demokrasi hamlesi gelisiyor, ordu dahil bütün kurumlar, demokratiklesmeyi tartisiyor görüyorsunuz. Ayni zamanda Türkiye’deki bütün kurumlar demokratiklesme sikintisi çekiyorlar. Benim savunmam çikti, M. AYDIN, DAVUTOGLU hepsi aydin geçiniyorlar ama gidasini oradan aliyorlar. Cumhuriyet adina en agir cezayi almisken, fikrimizin cumhuriyeti beslemesi ne ilginç. Bizim fikirlerimiz cumhuriyetin niteliksel dönüsümü sürecinde tartisiliyor ve uygulaniyor. Içerde ve disarida fikirlerimiz tartisiliyor. Hatirliyorsunuz degil mi Türkes 12 eylül sürecinde biz içerdeyiz fikirlerimiz iktidarda diyordu. Benim en yakin arkadaslarim zamaninda anlamadilar. Sizinle yüz yüze konusuyoruz, sizde yeni anliyorsunuz. Demokratizm yeni yeni gelisecek, hiç olmazsa bunu CHP’ye kaptirmayin. Bu olusumun sansi var ama kadro politikasi, tüzük, program konusu önemlidir. Milliyetçilikten kesinlikle uzak durulmalidir. Kültürel özgürlük savunulmalidir. AKP eklektik yaklasiyor, özü, çizgisi, ideolojisi demokratiklesmeye uygun degil. Ama yürütmek zorunda kaliyor. Çok olumlu çok olumsuz demeyecegim, Türkiye 1920’lerdeki gibi bir ittifakla demokratiklesmeye mahkum.


    Olasi siddet seyleri var onlara deginecegim, zamanim olmazsa haftaya deginirim. Disarida bir gelisme var mi? Zannetmem AKP kurnazca davraniyor, 1920’lerdeki Ingiliz politikasina benziyor. Kürtlerle Kemalizm’i çatistirmak istiyorlar. Basinda vardi, Barzani ile anlastik diyorlardi, neyin anlasmasi bu. Aydinlar bunun farkinda mi bilemiyorum. Baykal, Karayalçin soruyorlar, ama isin ciddiyetinin ne kadar farkindalar bilemiyorum. Bazi gerçeklerin farkina yeni vardilar. Fikret BILA bir yazi dizisi baslatiyormus, bakalim ne kadar verecek. Gidin kendisi ile konusun, ben bunlari 92’den beri söylüyorum, bu ittifaktan bahsettim. Osman da bu ittifaka dahil oldumu tehlikeli demistim. Yani is yeni bir M. Kemal çikar mi oraya geliyor, o da zor görünüyor. O yüzden ben güncelleme diyorum. Bizle cumhuriyetçiligin, Kemalizm’in aydinlanmaci yanini çatistirilarak ilimli Islam çikartiliyor. Ilimli Islam’la fasizmin ne farki var belli degil, ABD Ortadogu da ne yapmak istiyor belli degil. Ilimli Islam’in, Bush’un ne getirecegi belli degil. Radikal Islam’in ne getirecegi belli olmaz, Zarkavi kitir kitir kesiyor. 70’lerde Türkiye’nin karsisina da radikal Islam’i çikardilar. Biz bunu önlemeye çalisiyoruz PKK çözülmedi, dagilmadi, ideolojik tarihsel mirasi güçlü, tedbirlerini de aldim. Ama sonra ne gelisir belli olmaz. ABD’nin politikasi bellidir, önce kendisine baglar sonra kirdirir, Islam’i Islam’la Kürdü Kürt’le kirdirir. Talabani Barzani ABD’ye teslim olur, ama sonra kirdirilir. Görüyorsunuz ABD kardesi kardese kirdiriyor.

    (Osman’in durumu halk arasinda elestiriliyor, kardes ihaneti konusunda tarihten örnekler veriliyor. Osman’lar güney de bir asiretten yardim istiyorlar, asiret lideri kardesine ihanet edenle isimiz olmaz diyor.)

    Tabi halk beni taniyor. Onlarin ne yaptiklarini biliyor. Benim de halk için ne yaptigimi biliyor. Halk bana bagli, her yerde oldugu gibi Iran’da da sanirim böyledir.

    (Halk size bagli, ama daha çok kuzeyi esas aldiginiza dair bazi propagandalar yapiliyor.)

    Iran da bazi aydinlarla daha önce görüsmüstüm. Iran’a iliskin daha önceki savunmalarimda açmistim. Karasu ve Cuma’yi bu yüzden elestiriyorum. Niye bunu anlatmiyorlar. Iran yönetimi eger Kürtlerin taleplerine cevap vermezse, Kürt meselesinin saglikli siyasal çözümü gelismezse Iran’da gerilla mücadelesi gelisir. Iran bizim üzerimize gelirse, gerilla nicel nitel gelisimini saglar. Biz halkin mücahitlerine benzemeyiz, öyle disardan destekle yürümüyoruz. Politik programimiz bellidir, özgür ve demokratik Kürdistan’i hedefliyoruz. Iran’la anlamli bir diyalog olabilir. PAJK var, Kongre var onlari muhatap alsin. Iran yönetimini duyarli olmaya çagiriyoruz, bölmek gibi bir amacimiz yok ama özgürlük taleplerimizden de vazgeçemeyiz. Uyariyorum, ABD seçimlerinden sonra Iran gündeme gelecektir, Saddam’in akibetine düsülmemesi için Kürt meselesinde açilim yapmalidir. Iran’in tavri nasil, askeri yönelim var mi?

    (Kuzey benzeri kapsamli operasyonlar gelistiriyor, siyasal çalismalara sert yöneliyor)

    Operasyonlar gelisirse gerilla çig gibi büyür, Kürt gençlerini gerillaya çagiriyorum. Katilimlar var sanirim

    (Kuzey ve dogu da katilimlar var)

    Savunmamin ilgili bölümlerinden de yararlanilarak, özel bir mektup hazirlanilmalidir. Saniyorum Suriye için söylediklerim bir mektup biçiminde iletildi.

    (Evet)

    Bu temelde Iran Kürtlerine selam ve saygilarimi iletiyorum. Ayni seyi Suriye içinde belirtiyorum. Suriye yönetimi Kürtlerin özgürlük taleplerini bastirirsa zorda kalir. Suriye yönetimi ile 20 yil dost yasadik, bunun güncellesmesini istiyorum, dostlarimiz var. Suriye Kürtleri kendi partilesmelerini saglamali, demokrasi ve özgürlük taleplerini örgütlemelidirler. Suriye yönetiminin çirkin tavirlarina karsi kendi tedbirlerini almalilar.

    Simdi sizin demokrasi seyine gelecegim, ama önce biraz bu siddet seyine degineyim. Mevcut hükümet disa bagimli olmasi nedeniyle bizi ordu ile çatistirmak istiyor. Ordu zaten bitirmeye hazir, hükümet de bunu istiyor. Türk aydinlarina da söylüyorum, ilkel Kürt milliyetçileri AKP içerisindeler, Firat, Aksu, Çelik, Zapsu bunlarin ABD ile de güçlü iliskileri var. Talabani Barzani’yi de çagiriyorlar, bunun arkasinda kim var ona bakmak lazim. Kendileri söylüyor biz anlastik diyorlar. Bizi çatistiracaklar kendileri kazanacaklar, Türkiye’de de Osman’i devreye sokacaklar. Ben alti yildir söylüyorum, baris diyorum ama yanki bulmuyor. ABD PKK’yi ne bitiriyor ne de Kürt sorununu çözüyor. Neden çünkü Türkiye’yi PKK ile tehdit ediyor. Avrupa da buna ses çikarmiyor. Biz Türkiye’nin demokratik bütünlügü içinde cumhuriyetçi, halkçi birligi savunalim, silahlari birakalim diyoruz, ama adim atmiyorlar. Neden çünkü efendileri izin vermiyor. Böyle giderse ikinci Israil – Filistin gelisir, hepsi oyunun içindedirler. M. Kemal’in büyüklügü buradan geliyor, sinirli bir biçimde bagimsiz Türkiye’yi yaratti, ben Demokratik Türkiye’yi yaratmak istiyorum. 92 den beri bu oyunu bozalim diyorum. Hepsi bu kirliligin içindeler. Fikret BILA ile bunlari konusursunuz. Ben demokratik birlik ve baris istiyorum. Beni muhatap almiyorlarsa gidip büyük agabeyleri ile görüssünler, isterlerse Osman’i muhatap alsinlar.

    (Basinda son çikan açiklamalarini izlediniz mi, ABD ile isbirligi yapmayan Kürtleri ahmak olarak nitelendiriyordu)

    20’lerde Halide Edip Adivar dahil Türkiye’de mandacilik nasil gelistiyse simdi bizde de ABD mandaciligi gelisiyor, her egilimden, liberallerden, eski solculara kadar, sadece Kürtlerde degil Türkler’de de ABD mandaciligi gelisiyor. Alçak adamlar kendileri uzlasiyor, sonra beni devletle uzlasti diye suçluyorlar. Benim durumumu biliyorsunuz. Devletle en küçük bir uzlasma içerisinde degilim. Beni hareket önünde engel olarak görüyormus hepsi devletin sirtinda geçiniyorlar, Osman da buna dahildir. Iran ve Suriye için söylediklerimi Irak Kürtleri içinde tekrarliyorum. Demokratik uzlasmaya gelmezlerse boyun egmeyiz. Bu bütün ülkeler için geçerlidir. Osman surekasina karsi suikast filan degil, ideolojik siyasal mücadele versinler. Özgürlük çizgisi kendisini örgütlerse, kazanir, tasfiyesi, bertaraf olmasi imkansizlasir. ABD çizgisi gelisirse bir kör dövüs olur. Israil-Filistin gibi olur. Bogusma Ortadogu’ya hakim olur, Kürtler baskasinin masasi olmasin istiyoruz. Bu çizgi cinayetleri katliamlari gelistirebilir, bunun önündeki engel bizim çizgimizdir. Türkiye içinde bu tehlike var. Osman Nizamettin serseridirler, bunlar siyasetten özgürlükten anlamazlar. Bu oyuna dahil olurlar, bir kadin için çekip gidenden her sey beklenir. Türkiye de kendisini kandirmakta ustadir. Sonuç ortada, ben önlem almasaydim ne olurdu. Ilkel milliyetçi ve mandaci ekip birlesiktir. Hepsi ABD ve Israil’in himayesindedirler, bu himaye güç haline de getirebilir ama kürtler için demokrasi olmaz. Kürtçülük bunlar için bir maskedir. Türkiye’de milliyetçilik nasil bir kilif ise bunlar içinde öyledir. Kürtlere kan kustururlar. Türkiye’de rantçilik dahil, bütün kirli isler milliyetçilik kisvesi altinda yapildi. Bunlarin Kürtçülügü ayni kapiya çikar. Biz her seye ragmen demokrasiye dikkatli yaklasacagiz, dolayisiyla demokrasiye yön verecegiz.

    Geçen haftadan kalan aktariminiz neydi, onu alalim.

    (HPG 1 Haziran ile 28 Eylül tarihleri arasindaki savas bilançosunu açikladi. Bu tarihler arasinda 119 operasyon gerçeklestigi, buna karsi 78 misilleme eyleminin yapilildigini, TSK’nin kaybi 284, gerilla kaybi 49 oldugunu, bu kayiplardan 4’ünün Iran ordusu ile girdigi çatismalarda verildigini, 45’inin de kuzeyde verildigini, kayiplar içinde 4’ünün bayan oldugunu açikladilar. 15 agustostan sonra operasyonlardan artis yasandigini, sivil alana iliskinde sert müdahalelerin oldugunu açikladi.)

    119 operasyon çok fazla siddetli oldugunu gösteriyor. 15 agustostan sonra arttigini mi söylüyorlar. Bizim kaybimiz 49 mu?

    (Insa komitesi daha önceki yürütmeye iliskin perspektifin pratikte fiilen gerçeklestigini, yakinda bir toplanti ile bunu resmilestireceklerini belirtiyor. PKK insa çalismalarina basladigini da belirtiyorlar)

    Yürütme seyi önemlidir. Zamaninda yapilmazsa tehlikeli olur. Kazim için de söylemistim dinlemedi bakin ne hale düstü. Kazimin durumuna iliskin yeni bir sey var mi.

    (Kendisi ile görüstük size selamlari ve bagliligini belirtiyordu. Durumu için kendisinin önerisi oldugunu ama diger yerlerinin de onayladigini, her seyi kendisine yüklemelerinin dogru bulmadigini belirtiyor. Ayni zamanda gereken tedbirleri almadiklarini da belirtiyordu. Alanda ayrilmasini iki nedene bagliyordu, Kafkasya’dan döndügünde dogru bir yaklasim görmedigini, diger bir neden de gitmek istedigi alanda daha verimli olabilecegini düsündügünü bu nedenle öneri de bulundugunu söylüyor.)

    Kendisini kandiriyor. Zekidir aslinda, çok duygusal. Madem öyle düsünüyordu oradan çikacagina kalip düzeltseydi, kendisini kandiriyor.

    (Ayrica HPG için güneye geldigini ama Cemal’in mesru savunma komitesinde kaldigini, bu nedenle yaninda kalmadigini belirtiyordu.)

    Ne alakasi var, ikisi de ayni, kendisini kandirmasin. Durumuna çok üzüldüm, acidim. Tarihimizin en trajedik bir dönemiydi. Isa’nin da içinde bulundugu anlamsiz 20 kayip verdirildi. Kendisi ile ilgili uyarimi önceden yapmistim, kendisine bundan sonra iyi bir yasam diliyorum.

    (Size mektup yazdigini, yollayacagini belirtiyordu.)

    Mektup almiyorum. Savci ile görüsün gazeteler zaman zaman verilmiyor, beni ilgilendiren haberler kesilerek veriliyor. Son üç dört aydir hiçbir mektup verilmiyor.

    (Günde kaç tane gazete veriliyor)

    Günde bir tane bile düsmüyor.

    (Savci ile görüstük gazeteleri veriyoruz diyorlar)

    Hayir verilmiyor. Hürriyet Sabah, Milliyet, Cumhuriyet olabilir. En azinda günde bir tane verilmesini isteyin.

    (Yeni bir gelisme var, adalet bakanligi bizim gelislerimiz için yeni bir gemi alindigini ve kisa bir süre sonra kullanmaya baslanacagini belirtiyor. Görüsmeler daha düzenli hale gelebilir.)

    Iyi olmus. Savci ile görüsün biz cumhuriyetin demokratik niteligini bütünlügünü savunuyoruz. Biz istedigimiz için yapiyoruz, korktugumuz için degil bilerek ve isteyerek yapiyoruz. Dogru yaptigimiza da inaniyoruz. Kürt halkinin özgürlügü taninmiyor, yavas yavas bazi adimlar atiliyor ama Kürtlerin haklari taninmiyor. Silahla hak alinmadigi gibi, devletin güvenligi de saglanmaz. Türkiye’nin bütünlügü reçetesini veriyorum, AB sürecine girmis bir Türkiye de, Türkiye’nin birligi ve bütünlügü, insan haklari, demokratik kriterler ve ekonominin güçlendirilmesinden geçer. Silahlarla ülke güvenligi saglanamaz, silahlarla hak alinmaz. Silahlarla hak elde etme yerine ülkenin bütünlügünü, bireyin güçlenmesini istiyoruz. Yok tavrimiz bu diyorlarsa kendimizi savunmayi da biliriz. Ama sizi tanimiyoruz derlerse gerilla çig gibi büyür.

    Leyla kanalinda bir sey varsa alayim. Mektubu mu almis mi?

    (Mektubunuzu almis, Avrupa’daki temaslarina iliskinde ayrintili bir mektup yazdigini söylüyor)

    Daha almadim umarim verirler. Leyla demokratik baris çizgisini yürütsün. Çalismalara mütevazica katilim göstersin. Osman röportajinda Hatip disindakiler bana yakindir diyordu. Onlara el atmak mi istiyor? Kendilerine el altinda haber de gönderebilir. Dikkatli davransinlar, o çizgi tehlikelidir, ayrica tutmaz. Herkesle diplomatik iliski olabilir, ama mandacilik olmaz. Mandacilik çizgisi tehlikelidir. Her halde Mehdi de gelmis?

    (Evet)

    Onun durumu nedir?

    (Bilgimiz yok)

    Ben Mehdi’ye ajan falan dememistim, biraz ileri geri konusuyordu, onu elestirmistim. Fazla politik degil, istiyorsa, demokratik çizgiyi kabul ediyorsa, çalismalara katilabilir.

    Baska aktariminiz var mi? Yoksa sizin demokratik olusumunuza dönecegim.

    (Bayanlarin mesaji vardi. Örgütsel model konusunda tartisma yürütüyorlar. Pelsin ve Jiyan’in mesajlari var. )

    Ne söylüyorlar?

    (Zorlu bir süreç yasadiklarini. Yasadiklari yanilgilarin kaynaginda yeni paradigmaya girememek olarak belirtiliyor. Özelestirisel yaklasim içinde olduklarini, çalismalarda pratikleserek sorumluluklarini yerine getirmek istediklerini, bagiliklarini belirtiyorlar.)

    Anlasilan örgütsel model konusunda sikinti yasiyorlar.

    (Isterseniz aktarabiliriz. PAJK ideolojik ve kadro olusturma partisi olarak öngörülmüs.)

    Hemen sunu söyleyeyim. Koma Jinê Bilind adi altinda hareket edebilirler. Yüce kadin toplulugu oluyor. Bu ad altinda hareket edebilirler. Öneri olarak sunuyorum. Tartismalarina devam etsinler, ideolojik içerik ve yapilanma üzerine tartissinlar. Sanirim yalniz birlik ya da parti olmuyor. Derinlessinler. Özü çok önemli. Bu kizlari alip kaçirma salt bir güdü tatmini degil. Cinsel açlikla açiklanamaz. Bu kadin özgürlügünü yok eder. Osman gibilerinin oyununa gelmeyin, sabrinizin, fedakarliginizin, cesaretinizin büyük oldugunu, sonsuz oldugunu biliyorum. Ben bile olsam bunlara kanmayin. Özgürlük sizin için ekmek ve sudan daha önemlidir. Intihar eylemlerine girmemelidirler. Siirt’te bir bayan eylem yapti. Bunu dogru bulmuyorum. Benzer olaylar olmasin. Güvenlikli bölgelerde demokratik, kültürel çalismalar yapsinlar. Jiyan ve Pelsin’e de sunu söylüyorum; yeni paradigmayi anlayamamalari, hemen kavrayamamalari suç degil. Çokta büyük eksiklik degil. Ben de ancak bunca seyden sonra buna ulastim. Sizi akilli, zeki kizlar olarak görüyorum. Hizli bir yogunlasma ile yeni paradigmaya girmenizi bekliyorum. Simdi kadinlar için I. Wallerstein’in Tarihsel Kapitalizm adli kitabinin 83. Sayfasindan bir cümle okuyacagim. Önemlidir aynisini yazmanizi istiyorum. “ Tarihsel bir sistem olarak kapitalizmin yiktigi ya da dönüstürdügü, önceki çesitli tarihsel sistemlere göre ilerlemeyi temsil ettigi düpedüz dogru degildir. Bunu yazarken de ürperti duyuyorum. Tüm benzerlerimle ayni dualara çiktigim için üzülüyorum” birde ayni sayfada bir üstteki paragrafta önemli. Okursunuz. Orada da tüm benzerlerimle ayni düsünmenin gazabindan korkuyorum diyor. Ben daha bunlari okumadan öncede Marksizm kapitalizmin bir mezhebidir demistim. Wlallerstein gibi dünya çapinda bir sosyal bilimci bunlari söylüyor. Bookchin, Wallerstein gibi düsünürler önemlidir. Bunlari okuyun. Cesursunuz, fedekarsiniz, sahsinizda tüm arkadaslarinizi selamliyorum. O görkemli özgürlük daglarinda en güzeli yaratacaginiza inaniyorum. Bunun disindaki her yasam ölümden beterdir. Kendinize güvenin. Tüm kadinlara sizin sahsinizda selam ve sevgilerimi sunuyorum.

    Evet simdi sizin demokratik çalismaniza gelelim. Program, tüzük çalismalarina basladiniz mi?

    (Hayir. Bu tartismalari genis koordinasyon kurulu olustuktan sonra baslatmanin daha dogru olacagini düsündük.)

    Tabii, genis koordinasyonla olmali. Öncelikle bir program gerekçesi hazirlanabilir. Savunmamda vardi. Savunmam size destektir. Yasaklanmamasi da bu açidan önemlidir. Ilgili bölümlerden yararlanabilirsiniz. AB sürecindeki Türkiye’nin demokratiklesmesi politikalarinin hayata geçirilmesi amaçlanmalidir. Bu AB sürecine çok güçlü demokratik bir yanittir. Türkiye’nin en bilimsel en dogru yürüyüsüne bir destektir. Bu temelde derinlesin. Farkli görüslerden çevreler, kisiler bu çalismaya katilsin. Aydinlar olmali, Aydinlardan kimler var?

    (Iç sorunlarin agirligindan dolayi Türk aydinlarina gitmedik, kurulus sürecinde görüsmeyi planliyoruz.)

    Kurulus sürecinde olabilir. Faik Bulut gibiler de katilabilir.

    (Faik Bulut ve DEMOS çevresi ile görüsmüstük, size yönelik elestirileri var, bu nedenle katilmiyorlar)

    Tamam olabilir. SDP çevresinden de alinmali, tutarli, kendine güvenen aydinlar demokratlar yer almali. Kongre Gel için önerdigim tüzükle ilgili formülü Türkiye hukukuna uyarlayin. Es baskanlik modelini dogru buluyorum. Sanirim Yesillerde de var bu. Yesillerin seçimlerinde bir bayan bir erkek seçildi. Iç demokrasiden yoksunluk Türkiye’de ki bütün partilerin temel sorunudur. Parti içi demokrasi olmadan siyaset demokratiklesemez. Siyaset demokratiklesmedikçe toplum demokratiklesemez. Toplum demokratiklesmezse devlet demokratiklesemez, hepsi birbirine baglidir. Önerdigim tüzük modeli parti iç demokrasiyi gelistirir. Çesitli bürolasmalar olur. Isçi bürosu, köylü bürosu, kadin bürosu, gençlik bürosu, ekoloji bürosu, siyasi büro, ekonomi bürosu olusturulur. Baskanlik sekreterlik ayrimi güçlü konur. Baskanlik güçlü teorik çalismalar yürütür. Simdi programin amaç bölümü için bes sik öneriyorum. 1-Kültürel varliklarin taninmasi, korunmasi ve ifade özgürlügü 2-demokratiklesme önünde engel olunmamasi, engellerin kaldirilmasi 3-toplumsal cinsiyet baskilarina çok yönlü karsi durulmasi, asilmasi 4-ekolojik toplum modelinin benimsenmesi 5-toplumsal sorunlarin zora ve siddete basvurulmadan çözümlenmesi; yani baris politikasini hedefler. Bunlari amaç maddesinde genis açarsiniz. Program bu çerçevede olusturulur. Ikinci önerim; köy, mahalle ve kentlerde özgür yurttas meclisleri olur. Tepeden degil halk demokrasisi, taban demokrasisi, derin demokrasi diyor bazilari, katilimci demokrasi hedeflenir her yerde. Baskanlik nezdinde komisyonlar, sekreterlik nezdinde bürolar olusturulur. Program tüzük tartismalari yapilir. Yerel, bölgesel konferanslar baslatilir. Es baskanlik için Pinar’in kosullari uygun olsaydi, olabilir miydi. Ona Türkiye’nin Behice Boran’i olmaya hazir misin dersiniz.

    (Çalistigi alanda bazi zorlanmalar yasadigini, bazi sorunlarin oldugunu belirtiyordu. Bunlari aktarmamizi da istiyordu.)

    Zorlaniyor öyle mi? Aktardiklarini haftaya alirim. Es baskanlikta Hatip’le birlikte Türkiyeli bir kadin olabilir. Baglar belediye baskani da olabilir. Biri Çanakkale’den digeri Diyarbakir’dan. Güzel olur. Istiyorsa önerimdir. Hatip’e selamlarimi söyleyin. Hatip bu gibi önerileri tartissin. Partinin ismi için özgürlük ve demokrasi partisi olsun demistim.

    (Daha önce kurulan ÖZDEP isimli parti oldugu için ayni ismi kullanmak yasal açidan engel olusturuyor, demokrasi ve özgürlük partisi olabilir mi?)

    Yer degistirerek engel asilabilir mi? Iki kavrama önem veriyorum. Birlikte olmasi iyi olur. Yer degistirerek olabiliyorsa olsun. Iyi olur. Geçen hafta söylediklerimi tekrarliyorum. Türkiye AB sürecinde makyaj anlamina gelen düzenlemeler yapiyor. Gerçek demokratiklesme en büyük ihtiyaçtir. Aydinlarla bol bol görüsün.

    (Akin Birdal’larin baslattigi bir aydin girisimi var, açiklamalari oldu. Bir diyalog girisimi baslatmak istiyorlar, uluslar arasi ayagi da olusturulacagi da belirtiliyor.)

    Diyalog girisimleri önemli, olumlu bir girisim. Çalismalarini devam ettirsinler Akin’a selamlarimi söyleyin.

    (Senanik Öner ve Sarp Kuray’in size selamlari vardi.)

    Onlara da selamlarimi söyleyin. Aslinda tam Sarp’in zamanidir. Çalismalara katilsinlar.

    Ne getirdiniz?

    (Bu hafta sadece gazete getirdik.)

    Tamam. Haftaya bana bir pamuklu, kislik esofman getirin. Gece degil, gündüz giyinmek için. Herkese selamlar. Iyi günler.

    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=2024



    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 27.10.2004: Görüşme Notu




    27.10.2004 Tarihli

    GÖRÜŞME NOTLARI


    "Hoş geldiniz. Diyarbakır’dan geliyorsunuz. Sanırım bir takım talihsizlikler oldu. Görüşmeye gelemediniz. Diyarbakır’dan bahsetmek lazım. Nasıl yapalım, önce Diyarbakır’a ilişkin bir değerlendirmemi yapalım, yoksa genele ilişkin konulara mı değinelim? Genele girersek zaman kalmayabilir.

    (Biz aktaracaklarımızı sonra aktaralım, isterseniz siz Diyarbakır’a ilişkin değerlendirebilirsiniz.)

    Tabii, öncelikle Diyarbakır’dan bahsetmek lazım. Çok şey var. Birikim dergisinde okumuştum: Şeyhmus Diken’in de katıldığı bir konferansa ilişkin yazılar vardı. İlginç bulmuştum. Öncelikle sizin Diyarbakır’a ilişkin mesajlarınızı alalım. Aleyhte şeyler var mı? Köklü sorun nedir? Ne anlatılabilir?


    (Herkesin sizden büyük beklentisi var. Özellikle barış anaları ile görüşmüştüm. Onlar da sürece nasıl cevap olabilecekleri hususunda sizden perspektif bekliyorlar. Halkta yapılara karşı güvensizliği var. Ayrıca bölgede bazı toplantılar yapıldığını duyduk.)

    Kimdir?

    (Sağ kesimin.)

    Hangi sağ kesim, devlet üzerinden gelen sağ partiler mi demek istiyorsunuz?
    (Hayır, ayrılan grubun.)

    Bu dönemde AB sürecini istismar etmek isteyenler olacaktır herhalde. Tabii yeni dönem için sizin sorumluluğunuz büyük. Ben hep verdim, ama siz değerlendiremediniz, bu yüzden eleştiriler alacaksınız. Benim rolüm önemli. Ben bugün rolümü değerlendireceğim. Benim rolüm Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu için önemli. Ama siz de kavrayamadınız. Çok tuhafıma gidiyor. DEHAP da, Avrupa’da, PKK de dahil. Ya ben her şeyin başıyım ya da öleceğim gibi bir beklenti içerisindeler. Ortası olmadı bir türlü. Bu doğru değil. Herkesi beklenti içinde; halkı da büyük beklenti içine koyuyorlar. Daha önce de söylemiştim; bu sürece iyi bir teorik ve pratik katılım gerekirdi. Doğru örgütlenme, doğru çalışma tarzı gerekir. Devlet çok mesafe alıyor. Uygarlık gelişimi açısından önemli değişimler var. Devletle karşılaştırdığımızda bizde çok geri bir anlayış var. Siz anlamadınız, ama devlet anlıyor. İşte AKP hükümete geldi. İşte devlet mesafe alıyor. Bizimkiler AKP’nin beni değerlendirdiğinin yüzde biri kadar bile değerlendiremiyorlar. Halk için pratik önerilerim de vardı, ama hiçbiri uygulanmadı, havada kaldı. Diyarbakır halkını biliyorum, fedakardır, bekliyor. Ama belediyelerde yerel yönetim anlayışı bile gelişmedi. Kürt sorunu geldiğimiz aşamada yüzde doksan yerel yönetim sorunu haline gelmiştir. Kürt sorununu yerel yönetimler düzeyinde çözeceğiz. Burada devletin izin vermesi ya da düşmanlık yapması gibi bir şey yoktur. Belediye devletten hiçbir şey de almayabilir. Devlet izin mi verir, düşmanlık mı yapar? Bu benim için çok önemli değil. Ben belediyeler için Bookchin’i mutlaka okuyun, pratikleştirin demiştim.

    (Yerel yönetimler düzeyinde önemli gelişmeler var, önemli mesafe kat edildi.)

    Leyla’ya da yazdım, uzun uzun açtım. Kürt sorunu yerel yönetim düzeyinde çözüm aşamasına gelmiştir dedim. Türkiye’nin modernleşme tarihinde üç dönem vardır. Tanzimat, cumhuriyet ve şimdi benimle başlayan 2000’li yıllar. İşte Fikret Bila da yazıyor. Fikret’e Genelkurmay yazdırıyor. Ciddi bir gazetecidir, ciddiye alınan bir isimdir. Yazılar yarı resmidir. M. Kemal’in yarı yenilenmiş çizgisidir. Genelkurmayın pozisyonu ve benim Genelkurmaya yaklaşım tarzımı da anlatacağım. Daha önce de anlatmıştım, ama anlamadınız. Fikret Bila’nın kitabı önemli. Benim buradaki çizgimi Fikret Bila kadar ciddiye almadınız. Genelkurmayın bunu yayınlatmasının nedeni var. Ama o yazmadan sizden beklerdim. Sizin büyük sorumluluğunuz var. Şimdi başlayabilirsiniz. İmralı Konuşmaları dersiniz. Ciltler halinde olabilir. Kamuoyunun buna şiddetle ihtiyacı var. Murat Yetkin de yazdı. AB süreci ve demokratikleşme bizim buradaki çıkışımız ve konumumuzla paralel yürüyecektir. Fikret Bila’nın kitabını okudunuz mu?

    (Kitabına baktık, Genelkurmayın sizin stratejik değişim çizginizi taktik olarak gördüklerini belirtiyorlardı. Ayrıca kitabı da getirdik.)

    Genelkurmay taktik der tabii. Bila’nın kitabını şimdi yayınlatarak kendileri de taktik yapıyor aslında. Dışarıda olsaydım taktik nedir görürlerdi. Bundan sonra artık taktik konuşacak. PKK de taktik yapmalıydı, yapamıyorlar. Benim cesedim bile bunlardan fazla politika yapardı. İşte yeni parti yaratacağız. Daha başlamadan yetkiyle, kişilik sorunları ile karşıma geliyorlar. Biraz ciddi olun, demokratik siyasette etkili, yetkili olun, sonuç alın. Olmazsanız sizi uyarıyorum, aşılırsınız. Korkak olmadığınızı, emek kaçkını olmadığınızı biliyorum. Hayatın bin bir türlü zorluklarına göğüs gerdiniz. Bunları biliyorum. Ama gerçek politik kişilik, gerçek hukuk adamı olmaktan neden korkuyorsunuz? Binlerce genç var, değerlendirmelisiniz. Tekrar bölgeye geliyorum: Ağır sorunlar var, biliyorum. Aktarıcıların ve bizi temsil edenlerin eksiklikleri kendi eksiklikleridir. İletişim sorunları da yok aramızda. Ciltler dolusu değerlendirmem var ortada. Ben İtalya’da iken İtalyan gazeteciler benimle iletişim kurmak için çok çaba harcamıştı. Hatırlıyorum, bir kibrit kutusuna bile bir cümle yazsan olur diyorlardı. Benden bir cümle alabilmek için maddi manevi her şeyi sunuyorlardı. Şimdi ortada ciltler dolusu şeyler var, ama ciddiye alma yok, sonuç yok. Güney’deki diğer grupları ciddiye aldığınız kadar beni ciddiye almıyorsunuz. Şimdi konunun özüne gireyim. Türkiye’de benimle mücadeleyi direkt Genelkurmay yürütüyor. Başbakanlık ona bağlı bir araçtır. Başbakanlık, askerin direktifine göre hareket ediyor. Sorgu sırasında idam tartışmaları varken bana “İdamına sen kendin karar vereceksin” deniyordu. Jandarma, MİT, Emniyet, Genelkurmaydan oluşan dörtlü grup bunu söylüyordu. “İstersen öldürücü davranacaksın, istersen aksini yapacaksın, sen belirleyeceksin” dediler. Böyle önemli ve kritik bir hava vardı. Bu önemliydi tabii. Kaypakkaya, Deniz, Hayri ve Mazlum’ların bir direnme tarzı vardı. Benden de bu bekleniyordu. ABD, İngiltere, Güneyliler ve hatta bizimkiler de benden bu tarzı beklediler. Benimki de bana göreydi, kendime özgüydü. Bu bir mücadeledir. İngiliz gazeteleri de yazdı: “APO boğuşuyor” dediler. APO’nun büyük boğuşması dediler. Rus basını AB süreci ile bağını kurdu. Ben kendime göre bir yaklaşım geliştirdim. Onlar anladılar. Bunlar doğruydu. Ben burada boğuştum. Ama bizimkiler anlamadılar. Kendime özgü bir mücadele yaklaşımı geliştirdim. 9 Ekim’le başlarsak 7. yılına girdi. Bu bir süreçti. Tek başıma sürüklediğim bir süreçti. Öyle PKK’nin bana yardım ettikleri falan da yoktu. PKK de tam anlamadı. Yirmi yıllık arkadaşlarımızın zavallılıkları ortada. Onlar öl-öldür çizgisini aşamadılar. Ama ben üretici oldum. Şimdi siz de bunu yazın. Altı yıllık mücadelenin özetini yazmalısınız. Bu tarihi politika ne anlama gelir, hangi dersler çıkarılmalı? sorusuna cevap yazabilirsiniz. Altı yıllık mesajlarımı toplayıp topluma sunun. Edebi bir dile de kavuşturabilirsiniz. Yapmıyorsanız, yapamıyorsanız olmaz. Bazı edebiyatçı uzmanlardan da yardım alabilirsiniz. Yanınıza birkaç arkadaş da alabilirsiniz. Bir ara size de söylemiştim. Savcı bir soruşturma için bana bazı belgeler getirdi. Orada gördüm ‘Geleceğe Notlar’ denmişti, şaşırdım. Ne demek geleceğe notlar? Yani ‘yaz duvara kalsın bahara’ anlayışıdır bu. Size yirmi dört saat gerekecek şeyler verdim. Ama siz eskiden de APO çok konuşuyordu, şimdi de konuşuyor diyorsunuz. Eskiden de böyleydi. İşte anlaşılıyor, böyle olursa başaramazsınız. Böyle yaparsanız diplomatik, hukuki, siyasi hiçbir zeminde başaramazsınız. Medya grubumuz bunu iyi anlamalıdır. Anlamıyorlarsa bıraksınlar. Bu tehlikeli bir yaklaşımdır. Mesele fiziki varlığımla ilgili değil. Tarihsel, toplumsal bir durum var. İşte miras kavgası böyle başladı. Legalden dağa kadar hiç saygı yok mu? Ciddiyet yok mu? Ne demek ‘Geleceğe Notlar’? Ne geleceği? Şu an lazım bunlar. Böyle serserilik mi olur? Bir de beni “Acaba Apo ne kadar dayanır, teslim mi oluyor?” pazarlığına giriştiler. Biz altı sene dayandık burada. Siz benim adıma haykıracaksınız: Bu arkadaş, bu yoldaş altı yıldır üretiyor, yaşam mücadelesi veriyor diyeceksiniz. Bu hesap yanlış. Miras kavgası hepinize bulaşmış. Böyle sonuç alamazsınız. F. Bila’nın kitabını okuyun. Orada ciddiyeti görürsünüz. Örnek alabilirsiniz. İmralı Konuşmalarını kitaplaştırın. Bu önemli. Benim burada yaşamam önemli. Devlet kılı kırk yarıyor. Günü gününe rapor alıyor, burada rejim uygulanıyor. Buna rejim diyorum. Dikkat ederseniz ben hükümet değil, Devlet diyorum. Devlet derken, kendini devletin sorumlusu olarak görenler için söylüyorum. Ağır bir işkence altında değilim. Ama iyi de diyemem. İşte görüyorsunuz, siz yorumlayın. İşkence görüyor derseniz bu ucuz bir yaklaşım olur. İlişkileri rahat derseniz bu da doğru değil. Çok olumlu mudur, vahşi midir? Siz yorumlayacaksınız. Çok işkence görüyor demek de, çok iyi koşullarda yaşıyor demek de gerçeği tam yansıtmaz. Günlük yaşam için birçok isyan oldu, birçok şey oldu. Ama ben bu tür şeylere hiç girmedim. Ben günlük yaşama girmedim. Bir halk önderinin sorumluluğunu gösterdim. Aksi taktirde her şey çok kötü olurdu. Ama demokrasi mücadelesi gelişmiyor. Demokratik mücadele benim istediğim gibi yükseltilmiyor. Önderi, kadrosu yoktur. Demokratik politika bir sanattır; irade ister, enerji ister. Aşktır, hırstır, tutkudur, ama bunlar fazla gelişmiyor. Ancak gelinen nokta şu: Gördüğünüz gibi yaşıyorum. Doğru bulduğum görüşleri söylüyorum. Ben sizin gibi özgür değilim, dağdakiler ve Avrupa’dakiler gibi rahat da değilim. Sizin gibi Türkiye’de rahat da gezemiyorum. Ama ben burada düşüncelerimi derinleştiriyorum. Biliyorsunuz, İmralı’nın özelliği var. Burada kimlerin kaldığı belli. Bizans’tan beri bu böyledir. En üst devlet muhalifleri kaldı burada. Başbakanlar, devlet adamları geçti buradan. Bir baktınız yarın öldük, bir baktınız olumlu koşullar olur. Bunu günlük politik gelişmeler belirleyecek. Ben bu değerlendirmemi tüm Kürtlere, Türkiye’ye ve Avrupa”ya, kamuoyuna belirtiyorum. Daha önce de yapıyordum. Bir nevi halka bir rapordur. Bir direktif değil, bir rapordur dediklerim. Bunları bir mektup biçiminde düzenlersiniz. Daha önce size söylemiştim: Liderlere, AB’ne, Hükümete bir mektup yazın demiştim. Yazıldı mı?

    (Hayır,henüz yazılmadı.)

    Derhal yazılsın o halde. Bu dediklerimi de ekleyerek genişletebilirsiniz. Diyalog önemli. Derhal bir diyalog şeyi başlatılmalı. Herkes sorumlu davransın. Daha önce dediğim gibi, 17 Aralık tarihi önemli. Diyalog girişimi başlatacaklar bu tarihi dikkate alabilirler.

    (Akın Birdal’lerin girişimi devam ediyor. Bir dizi etkinlik planlamaları var. Bir barış konferansı düzenleyecekler. İstanbul’dan Diyarbakır’a barış treni girişimleri var, bunun gibi başka etkinlikleri var. Aralık ayına doğru diyalog aşamasına gelebileceğini düşünüyorlar. Hem sivil toplum ve örgütlerine dayalı bir çalışma yürütülüyor, hem de hükümet ve Kongra Gel’le doğrudan görüşecekler. Bunun için randevu istemleri olmuş.)

    Tamam. Ne gerekiyorsa yapsınlar. Konferans, tren, panel, konser etkinlikleri yapabilirler. Tekrar başarılar diliyorum. Anlamlı bir diyalog olursa 2 Ağustos benzeri yeni bir çağrıda bulunabilirim. Sağlık sorunlarım dolayısıyla her zaman müdahale etmeyebilirim. Ama şu an için sağlık koşullarım iyi. Herhangi bir gelişme olursa müdahale edebilirim. Acil bir diyalog başlamalıdır. Bizim adımıza muhatap filan da dayatmıyorum. Diyarbakır Belediyesi de olabilir, önemli değil. Eğer Erdoğan-Gül PKK’ye “Çekilirseniz sizi demokratik sürece alacağız” derlerse bu olumlu bir gelişme olur. Genelde karşılıklı bir af gerekiyor. Adli suçlarda değil, devlete karşı geliştirilen suçlarda, devlet bünyesinde bir af olur. Adi cinayetler affedildi zaten. Ancak gerçek af durumu olmadı. Diğer talepleri ekonomik, demokratik talepleri bir takvime bağlamıyoruz. Ama gelecek arkadaşların bir yıl, olmadı iki yıl, olmadı ama ondan sonra serbest çalışma koşulları olmalı. Böyle olursa inisiyatif alabilirim. O zaman hükümet ciddi derim. O zaman 2000’lerde yaptığım geri çekilme çağrısının bir benzerini yapabilirim. 2000’de umutluydum. Ama umuduma kar yağdı. Şimdi yeniden deneyebilirim. Eğer zırnık kadar İslam ve İslam’ın affı, zırnık kadar kendi halkına saygı, zırnık kadar kendi askerine ve polisine, kendi halkına saygı duyuyorsa, bir tek damla kan dökmekten çekiniyorlarsa, ben Türkiye halkları için her şeyi yapmaya hazırım. Ben varım. Ama eğer korkunç bir piyasa toplumcusu, gırtlağına kadar rantçı politikadan vazgeçmeyecekse, tüccar hükümeti olacaksa, Türk halkı bilmeli ki, bunun sorumlusu hükümettir, Erdoğan’dır. Ordu ve polis zaten savaşır, ama inisiyatif hükümettedir. Kontrolüm var şu anda, son iki ayda da bunu kullanacağım. Eğer 17 Aralığa kadar bir şey gelişmezse, diyalog olmazsa, ben de o zaman hükümet yalan söylüyor, makyaj yapıyor, AB’yi de orduyu da aldatıyor, ülkeyi harcıyor derim. İslami açıdan da söylüyorum: Müslüman Müslüman’ı öldürmez. Sen başkent başkent dolaşarak AB’ye taviz veriyorsun da, kendi halkına niye taviz vermiyorsun? DEHAP’a da söylüyorum: Politika ciddi bir iştir. Ciddi bir talepleri bile yok.

    (DEHAP bir heyet olarak birkaç gün önce Avrupa’ya gitti. Çeşitli temaslarda bulunacaklar.)

    Gitsinler tabii. Görüşsünler. Başka kurumlar da gidebilir. Hükümet ucuz politika yapıyor. Ben kan meselesi konusunda İslamiyet’in özüne katılıyorum. İslamiyet “Acemin Arab’a üstünlüğü yok” diyor. Sen Hıristiyan AB’yi Müslüman’a üstün tutuyorsun. Avrupa’ya taviz veriyorsun, ama Müslüman Kürt halkına vermiyorsun, Müslüman kardeşinin dilini yasaklıyorsun. Kaldı ki istenenler taviz filan da değil. İsyanlar dönemi de geride kaldı. Türk’ün Kürd’e üstünlüğü de yok. Kürtçe resmi dil olsun da demiyoruz. Mesele makul adil yaklaşımdır. Hükümet adil olmak zorunda. Nedir bu on gencin peşine bin asker takıyorsun? Bu dine, Müslümanlığa sığar mı? Adı da muhafazakar demokrat parti. Dilimden vazgeçsem iyi mi olur? Benim dinim kalır mı? Anadilini bilmeyenin dini olur mu? Anadilinden vazgeçenin dini de olmaz. Doğru konuşmayan imamın vaazını dinlemesinler. Sen çocuğuna kendi dilini öğretmiyorsan, senin çocuğun haramzadedir. Bunlar Müslüman da değil, tüccar bezirgan takımı. İslam’ı da kirletiyorlar. Ben böyle düşünüyorum. Zamanımız azaldı. Aktaracaklarınızı alayım.

    (Yeni parti çalışmasına ilişkin bazı aktarımlarımız olacak. Öncelikle Cuma günkü açıklamayı izleyebildiniz mi?)
    Bu proje tutacak.

    (Açıklamadan sonra bir toplantı yapıldı. Ahmet Türk ve Murat Bozlak sizin özellikle geçen hafta eş başkanlık için önerdiğinizin isimlere, yeni çalışmanın ve kendilerinin katılımının geleceği açısından doğru bulmadıklarını, bu konuda öneri olarak isimleri halk belirleyecek biçiminde bir düşünce belirtmenizin daha doğru olacağını ilettiler. Ayrıca sadece geçen hafta değil, ondan önceki görüşmelerde de yeni çalışmanın sorumluluğunu taşıyacak isim (Hatip Dicle) konusunda yaptığınız değerlendirmenin de bu çerçevede değiştirilmesinin doğru olacağını belirttiler.)

    İsim mühim değil. Bu parti tüm Türkiye’nin partisidir. Eş başkanlık modelini bunun için önermiştim. Tamam, anlaşıldı. Ben bütün isimleri geri çekiyorum. İsimleri halk seçecek. Herkes de buna saygı duyacak.

    (Sizin geçmişte önerdiğiniz sorumlu ismin, görüşmeye gelen bazı avukatların yönlendirmesi sonucu olduğunu düşünenler var.)

    İsimleri geri aldım, ama ilkelerimde çok ciddiyim. Asla vazgeçmem. Kimseye de zorla dayatmam. Madem sizi yönlendirici olarak görüyorlar, işte aranızda Diyarbakır’dan gelen bir arkadaş var. O söylediklerime tanıktır. Hem mektup gönderiyorlar, isim ve öneri istiyorlar, hem de isim kabul etmiyoruz diyorlar. Tamam, kabul ediyorum, bundan sonra da hiçbir isim önermeyeceğim. Ama hiç kimsenin ahbap çavuşlarını oraya doldurmasına da izin vermem. Bana isim ve klik şeyini getirmesinler. Klikleri, grupçukları da kabul etmem. İyi bir program, taslak çıkarılır. Demokratik Toplum ismi de kullanılabilir. Kendi görüşümü de dokuz sayfalık mektup yazdım. Yönetime dün verdim. Bilemiyorum, devlet doğru bulursa verir. Dördünün de ismine yazdım. Siz de okuyun. Yerel konferanslar başlar. Alttan üste doğru halk isteyecek, halk seçecek. Tabandan emekçiler yükselecek. Delegeler belirlenecek. Kim demokratik çizgiyi özümser, benimserse yer alır. Tarihi bir süreçtir. Kim seçilirse seçilir. Onlar da sonuçlarına saygılı olur, ben de saygılı olurum.

    (Bazı arkadaşların, görüşme notlarının özellikle isimlerin de yer aldığı bütün ayrıntısıyla yayınlanmasının -son haftada görüldüğü gibi- çeşitli sorunlara yol açtığı, ayrıca sizi de dönem dönem zor duruma düşürdüğü yönünde bir mesajları vardı. Bu konunun size aktarılarak sizin bu konudaki görüşünüzün sorulmasını istiyorlardı.)

    Bu konuda sorumlu olan sizlersiniz. Mesela bu hafta üçünüz geldiniz, siz düzenlersiniz. Basına ayrı diğer yerlere de ayrı düzenler gönderirsiniz. Beni kamuoyunda zor durumda bırakmayacak şeyler yapın. Bu düzenlemelerden siz sorumlusunuz.

    (Görüşme notlarının bütünüyle olduğu gibi yayınlandığından haberiniz var mıydı?)

    Hayır, haberim yoktu.

    (Bu konuyla Fuat arkadaş İlgileniyordu. Bu konuda özen gösteriyordu. Görüşme notlarının tümüyle yayınlanmaması bazı sorunlara yol açmıştı.
    Tecrit, sansür gibi...)

    Hayır, ben her yere ayrı mektup gönderin diyordum. Basın açıklamalarını siz düzenleyin demiştim. Bu yöntem uygulanmazsa sorumlu olan sizlersiniz. Beni kamuoyunda güç duruma düşürecek basın açıklamalarından -bu görüşe üçünüz geldiğiniz için- bundan sonra siz sorumlusunuz. Sanırım bu anlaşıldı. Tekrar sizin çalışmanıza geleyim. Yazdığım mektubu siz de okursunuz. Orda her şeyi yazdım. Amaç maddesini de açtım. Kamu-özel sektör ayrımına ek olarak, halk topluluklarına dayalı ekonomiyi ek olarak belirtiyorum. İletirsiniz. Bunu altıncı şık olarak ekleyebilirsiniz. Tekrar söylüyorum: Türkiye tarihinde Tanzimat dönemi, Cumhuriyet dönemi ne kadar önemliyse, demokrasi dönemi de o kadar önemlidir. Hızla tamamlayıp kongreye gidersiniz. Başka aktaracaklarınızı alayım.

    (Avukatlarla ilgili bir sorunumuz var. Bazı avukatlar sizin adınıza temsilci olduğunu söyleyerek çeşitli toplantılar yaptılar. Bu da sorunlara yol açtı. Görüşme talepleri var. Size aktarmak istedik.)

    Kim bunlar?

    (Size telgraf gönderen, Mehmet Kaya isimli avukat.)
    Bunlar hafiflik yapmışlar. Siz bu tip sorunları bana getirmeden hal edebilirsiniz.

    (Bu tip sorunlara yol açacağını düşündüğümüz başka yeni bazı avukatlar da görüşmek için talepte bulundular. Bu avukatların arasında Feridun Çelik de var. Hakkında ciddi rant iddiaları var. Hatta benzeri rant iddialarını araştırmak için kurulan Soruşturma Komisyonu henüz sonuçlanmamış olmakla birlikte, çok ciddi bulgulara ulaştığını belirtiyor.)

    Gelmek isteyenler gelsin. Ama haklarında rant iddiaları bulunan kişiler için komisyonun sonuçlarını bekleyin. Hükümetle ilgili konuya tekrar dönüyorum. Ben iki aya kadar tarihi sorumluluk içinde davranacağım. Son o zamanlarda operasyonlar artıyor mu?

    (Özellikle son haftada operasyon ve çatışmalar arttı. Petrol boru hatlarına dönük eylemler var.)

    Böyle giderse olur tabii. Gelsinler, bunu aniden bitirelim. Kanı durduralım. Başbakan neden istemiyor? Ben buradayım, benden ne talep ediyorlar? Gelsinler, bitirelim. Başbakan niye adım atmıyor? İstiyorlarsa belediye başkanı ile yapsınlar. Ben Türkiye’nin birliğini ve bütünlüğünü herkesten daha çok istiyorum. Türkiye halkının esenliğine çabalıyorum. Bizi askerle, polisle çatıştıracaklar, sorumluluk da bizde olacak. Bizimle orduyu çatıştırıp kendileri de hükümet olarak devam etmek istiyorlar. İki ay sonra PKK, gerilla serbesttir. Gerillaya da bir çağrıda bulunuyorum. 17-19 Aralığa kadar her şey belli olacak. Sizi imha da edebilirler. Herhalde kendilerini korurlar. Bunu herkes duysun. Gerilla kendi alanını belirler, komutanını seçer, istediği kadar eylem koyar. Her türlü şeye kendileri karar verirler. Yaşamak istiyorsanız savaşmasını da bileceksiniz. Tedbirlerinizi de alın. Benden istenen tüm talepleri karşıladım. Çerçeve budur. Bu temelde Diyarbakır’a selamlar.

    (Son günlerdeki azınlık tartışmalarını izleyebildiniz mi? Genel yaklaşımınız belli, ama tartışmalara ilişkin görüşleriniz merak ediliyor. Ayrıca aydınların önemli bir kesimi azınlık statüsünün hukuki bir güvence sağladığını, asli kurucu öğenin soyut olduğunu ve net hukuki bir karşılığının bulunmadığını belirtiyorlar.)

    Bir asli bir unsuruz. Biz bu devletin oluşumunda yer aldık, biz çoğunluğuz. Sünni mezhebe, Türk etnisitesine ne varsa, Kürtlere ve Alevilere de tanınmalıdır. Sünni’ye tanınan Alevi’ye, Türk’e tanınan Kürd’e tanınmalıdır. Azınlık düşüncesinin pek bir kıymeti yoktur. Uyarıyorum. Mesajımı hükümete net veriyorum.

    (Bir ara Başbakana mektup yazmıştınız, şimdi de yazacak mısınız?)

    Sayın Başbakan’a açık mektuptur bu. Bu konuda son derece dürüst ve netim. Bir an önce sağlam stratejik barış adımı atılsın. Bu iki ay önemli. Anaların da, kurumların da asli görevi budur. Topyekün barış için diyalog hamlesi geliştirilmeli. Savaş kapıda. Bu tehdit değil, uyarıdır. Ben sorumluluk alıyorum. Dürüstüm, netim, ama olmuyorsa adam gibi öleceğiz. Kemal Pir’ler nasıl öldüyse biz de öyle öleceğiz. Ne yapalım, ya barışın önü açılır ya da şerefimizle ölürüz. Üçüncü yol yok. Sanıyorum zamanımız bitiyor. Başka aktaracaklarınızı kısaca alayım.

    (DEHAP gençliğinin 9 Kasım’da konferansı var. Sürece cevap olamadıklarını belirterek özeleştiri veriyorlar, bağlılıklarını bildiriyorlar. Yeni siyasi oluşum çalışmalarının ağır işlediğini ve dar kaldığını, bunu giderme noktasında müdahil olamadıklarını belirtiyorlar.)

    Selamlıyorum. Üstün başarılar diliyorum. Bu görüşmeyi mesaj olarak onlara da gönderiyorum. Düzenleyip verirsiniz. Siz de gidin, bu mesajlarımı Diyarbakır halkına anlatın. Diyarbakır’a selamlar. Ne getirdiniz?

    (Gazete ve kitap getirdik.)

    Bundan sonra on beş gazete getirebilirsiniz. Herkese selamlar.


    Mehmet Öcalan’ın Görüşmesi

    Merhaba. Ne var ne yok? Bu Avrupa Birliği’ne giden hükümet, başbakan ve hükümetin yetkili kişileri kırk defadır Avrupa’ya gidiyorlar. Avrupa Birliği’ne girmek için bütün ricalarda bulunuyorlar. Buradaki kendi halkı ile, Kürtlerle kardeşiz diyorlar, ama kardeşin sorununun ne olduğunu sormuyorlar. Başbakan Müslümanlıktan, orucun kutsallığından bahsediyor; ama buradaki kardeşinin sorunlarının ne olduğunu sormuyor. Bu nasıl kardeşliktir, bu nasıl bir anlayıştır? Ben beş altı seneden beri yapmadıklarımı yaptırdım. Gerillaya yaptırdım. Bu çarpışmaları engelledim. Büyük zarar da gördük. Önümüzde iki aylık bir süreç var. Eğer bu iki ay içinde belli bir yöntem, barış sağlanmazsa, artık ben dağdaki insanları tutamam. Artık benim hakkım da olmaz. Barışın şartları oluşmadan barış nasıl olsun? Zaten benim fazla diyeceğim yok. Aydınlar, sanatçılar, sivil toplum kuruluşları, bütün kesimler bu iki ayı iyi değerlendirmeleri gerekmektedir. Barış olacaksa haysiyetli, dürüst bir barış olsun. Bu yeni oluşum, parti sana göre ne şekil gidiyor?

    (Herkes kendi cephesine göre bir değerlendirme yapıyor.)

    Bu herkes ne oluyor?

    (Biri eski DEHAP’taki yöneticiler, bir de cezaevinden yeni çıkanlar ve onların çevresindeki insanlar.)

    Ben grupları tanımıyorum. Bu partide grup olamaz. Demokrasi anlayışına uygun düşmez. Çalışacak olan yöneticilerin, bireylerin bu partide karşılıksız çalışması gerekir. Bu partide karşılıksız çalışacak insanlar gerekir. Şartlı insanlara gerek yok. Bazıları isim belirlemişim diye bana sitem etmiş. Ben isim misim önermiyorum. Önerimi geri alıyorum. Ama ben bu partinin takipçisi olacağım. İlerideki aşamada da demokratik hakkımı kullanırım. Grupçuları tanımıyorum. İlerdeki aşamada da böyle bir şey ortaya çıkarsa, ona da engel olurum. Sen yine Ankara’ya gidersin. Sen de demokratik hakkını, düşüncelerini aktarabilirsin. Gazetenin durumu nasıl? Pınar ne yaptı? Gazetedeki eski anlayış devam ediyor mu, etmiyor mu? Gazeteye gidersen arkadaşlarla konuşursun. Gazetede yine sorunlar var. Avukat arkadaşlara da söyle, Pınar’a destek olsunlar. Bu belediyelerin durumları nasıl? Yeni oluşum partileşirse bir komisyon kurulur. Geçmişte olan ve yeni seçilen başkanların halka karşı ne kadar verimli olduklarını, rantı, ailesel ve çevresel çıkarlarını düşünüp düşünmediklerini araştıracak. Eski ve yeni başkanlar hakkında bu araştırma yapılacak. Belediyelerden ranta bulaşan ekipler ve başkanlara, ailesel belediyecilik yapanlara halk ve biz müdahale edeceğiz. Halkın değerleri bireysel çıkarlar için kullanılamaz. Bu değerler büyük değerlerdir. Belediye başkanları kendilerini halka kabul ettirmelidirler. Belediye başkanı olmak için on onbeş kişi aday oluyor. Seçilene kadar halkının ayağına gidiyorlar. Seçildikten sonra halka gitmiyorlar. Bu kabul edilebilecek bir durum değildir. Kendilerini çok akıllı zannetmesinler. Ama halka layık olanları takdir ederiz. Herkese selamlar."




    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=2091

    http://www.rizgari.com/modules.php?name=News&file=article&sid=33



    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 10.11.2004: Görüşme Notu




    10.11.2004 Tarihli

    GÖRÜŞME NOTLARI


    Hos geldiniz.
    Baska gelen kimse var mi?
    (Yok)
    Sizi beklemiyordum. Hava durumu falan var. Sanirim MGK’de görüsmelerimiz tartisilmis. Bunlara kisaca verecegim yanit sudur: Uzun süreden beridir anlamli bir baris için pozitif çalismalar yürüttüm. Eger böyle anlasilmiyorsa benim yapacagim bir sey yok. Barisa yönelik olumlu çabalarim var. Devlet isteseydi bastan beri kapatabilirdi; her an da kapatabilir, ama kapatmiyor. Nasil degerlendiriyorlar, bilemiyorum. Savcilarla falan görüsüyorsunuz. Belki bu konuda siz beni biraz aydinlatabilirsiniz. Gazeteleri de çok takip edemiyorum, çok fazla verilmiyor. Kaldi ki devletin bu görüsmelerimizden haberi var.
    Daha duyarli olmamizi mi istiyorlar?
    Duyarli, onurlu bir barisin anlamli bir demokratik çabanin içinde olduk.


    Benim adıma bazı kurumlarla görüşüyorsunuz, görüşebilirsiniz de. Benim buradaki tavrım ilkeli bir tavırdır. İlkeli tavır yürütüyorum. Belki başta siz de derinlikli anlamadınız. Barışı geliştirdim, halen de yürütüyorum. Başka yapabileceğim bir şey yok. “Örgütle mesajlaşıyor” diyorlar. Elbette mesajlar olabilir. Örgütü tehlikeli bir konumda tutmamak için olacak. Demokrasi ve barışa hizmet amacıyla düşüncelerimi sundum. Ama üsluba da dikkat etmek gerekiyor. Beni de, devleti de zor duruma düşürmeyecek şekilde olmalı. Kamuoyunda sıkıntı yaratacak şekilde olmamalı. Sizin de özen göstermeniz gerekiyor. Benim örgütü yönettiğim doğru değildir. Benim burada bir savaş örgütü, devrim örgütü yönetmek gibi bir durumum yok. Bu koşullarda imkansızdır. Burası da o yer değildir. Devlet de, siz de yasalara aykırılık varsa kesebilirsiniz. Avukatlarım olarak sizi de zor duruma düşürmek istemem. Benim konumum ortada, oynanan oyunlar da ortada. Bunları boşa çıkarmak için doğrusunu yapmaya çalıştık. Filistin, Çeçenistan benzeri şeyler olmuyorsa, bu bizim burada attığımız adımlarla, çabayla bağlantılıdır. Bu anlamlıdır. Bu anlaşılmaz, bizi zorlayan politikalar uygulanırsa bu savaştır, şiddettir. Gönderdiğim dokuz sayfalık mektupta bunları orada belirttim. Sordunuz mu? Mektubu almışlar mı?
    (Hayır, daha almamışlar.)
    Sordum, gönderdiklerini söylüyorlar. Demokrasi anlayışımı, parti anlayışımı orada ortaya koydum. Yapılan şeyler demokratik haklarımızın ortaya konulmasıdır. Türkiye için gerekli bir partileşme konusunda görüşlerimi dile getirdim. Her yurttaş bu konuda görüşlerini dile getirebilir. İçerde veya dışarıda olması fark etmez. Benim tutuklu ya da hükümlü olmam görüşlerimi açıklamama engel olamaz. Ben de yasaların ruhuna uygun olarak görüşlerimi dile getirdim. Geldiğiniz sürece konuşacağım. Doğru partileşme için görüşlerimi söyledim. Doğru bulduğumu desteklerim, yanlış varsa karşısında dururum. Kendimi alet ettirmemek için hassasım. Bizimle dostça görüş birliği içinde olduğunu söyleyenler bunu böyle bilsinler. Doğru bulduğumu desteklerim, doğru bulmadığımı desteklemem. Kendimi alet ettirmem. Biz doğru konuşmazsak, anlamlı konuşmazsak ülke çığırından çıkar. Baştan beri inandığım düşünceleri savundum. Barış için de görüşlerimi dile getirdim. Dağda insanlarımız var, arkadaşlarımız var; anlamsız bir savaşın olmaması için çaba sarf ettim. Kaldı ki savaşı da yürütmedim. Bu korktuğumuzdan, teslim olduğumuzdan değil, doğru bulduğumuzdandır. Bunu böyle anlamaz, onursuzluk ve teslimiyet dayatılırsa bunu da kesinlikle kabul etmeyiz. Ben asla ucuz bir savaş yürütücüsü de olmam. Barış için bazı imkanları değerlendirmeye çabalıyorum. Bu gereklidir. Aksi halde toz duman olur. Benim rolüm arabulucu, katalizör görevi olabilir. Özellikle bunları oldukça açıklayın. Televizyonlara, basın organlarına bunları bol bol açıklayın. Benim rolüm budur. Ben burada oldukça derinliği olan, devlet için de çıkışı olan bir şey ortaya koyuyorum. Çizgime güveniyorum. Saptırma içinde değilim. Siz de ilk günlerde anlam veremediniz. Teslimiyetçilik dendi. Kemalist olduğum söylendi. Görüşlerimi çok açık dile getirdim. Bu son tartışmalar nasıl oldu?
    (Kara Kuvvetleri Komutanı tarafından ilk açıklama yapıldı. Bu son tartışmalardan rahatsızlık duyuyorlar; özellikle azınlık raporu, AB ilişkileri çerçevesinde yürütülen tartışmalardan.)
    Olabilir. Görüşlerini açıklayabilir. Siz bunları nasıl yorumluyorsunuz?
    (İkili bir yapı olduğu, bir kesimin düşüncelerinizin yansımasından yana olduğu, diğer kesimin buna karşı olduğu, bu açıklamaların bundan kaynaklandığı şeklinde yorumlar var.)
    Genelkurmay Başkanı demokratik çizgiyi mi temsil ediyor? Bana da öyle geliyor ki, bir kesim düşüncelerimin dışarı çıkmasını istiyor. Tümden kesmiyorlar. Ben Kemalizm ve devlet konusundaki düşüncelerimi ortaya koydum. Bu düşüncelerimi de açıkça savunuyorum. Palyatif ve makyajvari önlemelerle devlet reforme edilemez ve çözüm gelişemez. 1920’lerde radikal çözüm cumhuriyetti. Nasıl ki 1840’larda Tanzimat idiyse, 20’lerde de radikal çözüm tarzı cumhuriyetti. Günümüzde ise çözüm cumhuriyetin demokratik dönüşümüdür, benim çizgimdir. Cumhuriyetin 80 yıl sonra girdiği darboğaz çok açık. Cumhuriyet bozuldu, yozlaştırıldı. 80 yıl sonraki darboğazın nedeni zihniyet bozukluğudur. Yine demokrasi ile oynanıyor. Bugün devletçilik yaptığı söylenenler devletin önünde en büyük engeli oluşturuyorlar. Bunun yerine yapılması gereken tutarlı demokratik bir çizgiyi ortaya koymaktır. Yoksa içte ve dışta çok büyük tehlikelerden kurtulunamaz. Bugün Mustafa Kemal saygı ile anılıyorsa, 20’lerde geliştirdiği radikal çözüm tarzından dolayıdır. 30 ve 40’lardan sonra demokrasi değil oligarşi gelişti. Devletin devletçi ve milliyetçi temelde değil, demokratik temelde bir çizgi yürütmesi gerekir. Cumhuriyet dini ve milliyetçi bir temele oturursa dayandığı olumlu değerler aşınır. Kabuk hale gelir. İşte o zaman yıkılma tehlikesi gelişebilir. Demokratik bir dönüşüm ile kendisini kabuk devlet konumundan çıkarabilir. 1920’lerde Osmanlı devleti kabuk devlet olduğundan dolayı Mustafa Kemal bir hamlede söküp attı. Şimdi azınlık raporuna geliyorum. Cumhuriyetin bundan sonraki dönüşümü açısından güncel, bilimsel, çağdaş bir rapor. Basına yansıdığı kadarıyla böyle değerlendiriyorum. Demokratik kriterlere yakın buldum. Doğru bir cumhuriyet dönüşümüne, demokratik evrimine tutarlı biçimde kapıyı aralayan bir belgedir. Kısmen çıkış yolu gösteriyor. Önceden 180 sayfalık bir yazı yazmıştım. Orada da açmıştım. Şimdiki raporun dile getirdiği hususları açmıştım. Türkiyelilik kavramı benim getirdiğimden farklı. Türk tartışması, “ne kadar Türk, ne kadar Kürt olunacak” şeklindeki tartışma çözümsüzlüğe götürür. Ben bunları tartışmıyorum. Benim getirdiğim çözüm farklıydı. Bu konuda bir katkı yapmak istiyorum. Mustafa Kemal’in bu konudaki yaklaşımına da bakmak lazım. Cumhuriyet kurulduğunda Türki cumhuriyet diyorlar, Mustafa Kemal bunu kabul etmiyor. Türkiye cumhuriyeti diyor. Bu kelimeyi bilerek kullanıyor. Vatandaşlığın yönünü belirliyor. Bir ırkçı cumhuriyet tanımına girmek istemiyor. Onda ırk temelinde bir milliyetçilik yok. Kültür milliyetçiliği var. Vatandaşlığı bir ırka, bir etnisiteye dayandırmıyor. Zaten etnisite, millet bir aidiyet biçimidir. Vatandaş olmak için illa Türk olmak şart değildir. “Ne mutlu Türküm diyene” kavramını nasıl yorumlamak gerekir denebilir. Onun kaynağında Osmanlı döneminde kullanılan “İdraksiz Türkler” anlayışı var. Anadolu’da yaşayan Türkmenleri idraksiz Türkler şeklinde değerlendirip vatandaş saymıyorlardı. Bu yanlış anlayışı yıkmak ve vatandaşların kendilerine güveninin gelmesi için kullanmıştır. Doğal bir asimilasyon sürecinde bunu kullanıyor. O koşullarda vatandaşlarının kendilerini hor görmemesi için onları yüceltiyor. Feodal bir anlayışa karşı bu kavramı kullanıyor. “Kendi milletini inkar et, zorla Türk ol” diye bir şey yok. Bu doğal asimilasyon sürecinde Türkleşen Kürtler de var, Kürtleşen Türkler de var. Gelelim ulus terimine: Benim ulus tanımım çağdaştır. Türkiye somutunda konuşuyorum. Türkiyelilik değil, Türkiye ulusu kavramının daha çözümleyici olduğuna inanıyorum. Türkiye Fransa modelinden bahsediyor, doğrudur. Amerika bir coğrafi kavram olarak kullanılır. Orada yaşayan birçok ulus vardır. Hepsi Amerikan ulusu olarak ifade ediliyor. ABD’de yaşayanlar Amerikan ulusunu oluşturuyor. İngiltere’de İskoçlar, Galliler, İrlandalılar var. Hepsi İngiltere ulusu olarak kendilerini ifade ederler. İsviçre’de dört millet yaşıyor, ayrı kantonlar var, ama sonuçta İsviçre ulusu var. Türkiye’de de çeşitli uluslar olabilir, ama Türkiye ulusu kavramı olmalı. Baskın Oran’ı zorla sıkıştırsak çatlar, bölünmeyi derinleştirir. Resmi dil Türkçe’dir. Türkçe de öğrenilir, diğer diller de öğrenilir; eğitimde de, basında da kullanılır. ’Bir milliyete bir devlet’ tehlikeli bir yaklaşımdır. Ne kadar etnisite, ne kadar milliyet, o kadar devlet, o kadar federasyon bölünmeyi derinleştirir. Çeçenistan, Filistin gibi sonuçlara yol açar. Biz demokratik bütünlüğü geliştiriyoruz. Devletin üst kimliği içinde bütün kültürler kendilerini ifade eder; demokratik bütünlük içinde her kültür kendini özgürce ifade eder diyoruz. Devletin üst kimliği vatandaşlık bağını ifade eder. Avrupa ulusu da bir üst kimliktir. 25 devlet Avrupa Anayasasına imza attılar. Avrupa ulusu kavramı ilan edildi. Avrupalılık bir üst kimliktir. Bu Avrupa’da nasıl oluyorsa, Türkiye’de de olabilir. Türkiye’deki farklı milletler Türkiye ulusu içinde yer alır. Her millet kendi dilini özgürce kullanır, yayınını yapar, eğitimini yapar, kültürünü özgürce geliştirir. Bir formül öneriyorum. Bundan sonra önerim şu: Üç kimlikli hareket edilecek. Birincisi Avrupa ulusu, ikincisi Türkiye ulusu, üçüncüsü her etnik kimliğin kendi kavimsel özelliğidir. Örneğin Avrupa ulusundanım, Türkiye ulusundanım, aynı zamanda Kürd’üm, Türk’üm, Çerkez’im. Böyle devam eder. İspanya’da da böyledir; aynı zamanda Katalan’dır, İspanya ulusundandır ve Avrupalıdır. Aynı formülü bütün Avrupa uyguluyor. Türkiye’de de bu olabilir. Böyle bir slogan vardı: Farklılıklara evet, ayrılıkçılığa hayır! Bu benim de hoşuma gitti. Türkiye’de birleştirici kavram budur. Ben de farklılıklara evet, ayrılıkçılığı geliştirmeye hayır diyorum. Her alt kimlik de kendi sembollerini kullanır, dilini kullanır, eğitimini yapar. Bu konu da sembol kimlikler olabilir. Fransa’da da Korsika var, bunları açıklayarak verirsiniz. Sanırım bu konu da anlaşıldı.
    (Sizin daha önce kullandığınız kurucu unsur kavramı çok tartışılıyor.)
    Bunu daha önce açıklamıştım. Kürtler için çok genel tespitim var. İlk Kürtlerin –ki, bunlara Proto-Kürt de diyebiliriz- Sümerlerin oluşumunda yarı yarıya etkileri var. Bir de Anadolu’da var. Etilerde yani Hititlerde de böyle bir olgu var. O dönemde bunu başlatan Hurrilerdir. Hurriler de Kürt’tür, biliyorsunuz. Urartular, Mitanniler, Hititler aynı kültürel dokuyu paylaşırlar. Bu etkileşim tarihten beri devam eder. Bu kültürlerin hepsi Zağros coğrafyasında çıkış yapmışlar. Mezopotamya kültürünü Anadolu’ya taşırlar. Bunları savunmalarımda geniş açmıştım. 2000 yıllık tarihi vardır. Kürtler Perslerle kader birliği ederler. Pers devleti gelişir. Sonra İslamiyet gelir. Araplarla bir ortaklık olur. 500 yıl devam eder. Abbasiler ve Emevilerle beraber olurlar. Sonra Türkler Anadolu’ya geldiklerinde Türklerin ve Kürtlerin kaderi birleşir. Türk ve Kürt oymakları birlikte savaşmışlardır. 1000 yıllık ilişki tarzında yaygın bir iç içelik vardır. Çatışıp barışmışlardır. Sonradan Osmanlı gelir, bu onlarla da devam eder. Kürtler kendileri için ayrı bir devlet düşünmemişler, Türklerle birlikte siyasal oluşumlar içinde yerlerini almışlar. En sonunda bu cumhuriyetle devam eder. Benim tarih anlayışım budur. Ben bunları daha önce açmıştım, her halde anlaşıldı.
    (Fikret Bila “asli kurucu öğe” belirlemenizin ilerde ulus temelli bir ayrışmayı hedeflediğini yazmıştı. Bu kavramın ilerde buna dönüşeceği şeklinde yorumluyordu.)
    Fikret orada dar ele alıyor. Şimdi parti anlayışıma geliyorum. Biz ulus temelli bir partileşmeyi yanlış buluyoruz. Milliyetçi temelde partileşmeyi, siyaset yapmayı doğru bulmuyoruz. Bizim anlayışımızda devleti ele geçirme değil, demokratikleşmeyi gerçekleştirmek var. Burada toplum esas alınıyor, milliyet esas alınmıyor. Bu tartışmaları geride bırakmak gerekiyor. Ben bunları aştım. Milliyetçiliği geride bırakıp, kuracağımız toplumu öne alıyorum. Kuracağımız toplum demokratik mi, değil mi? Bizim için önemli sorun budur. Savunmam bu konuda çok çarpıcıdır. Demokratik toplum olacaksa nasıl bir parti? O mektubumda şöyle bir cümlem var: Devlet rant particiliği diyorum. Devlet yardakçılığı, devlet propagandacılığı, devlet memurluğu anlayışı diyorum. Bu devleti tıkatır. Kördüğümü derinleştirir. Parti anlayışım bu anlayışlara karşıdır. Ne devlet propagandacılığı, ne devlet rantçılığı. Devletin propagandaya ihtiyacı yok, kendi propagandasını kendisi yapabilir. Bunlar devletin önünde engel. Ama mevcut partiler bunun üzerine kurulmuş. Hepsinin amacı devletten bir iki koltuk kapmaktır. Avrupa’da böyle parti anlayışı yoktur. Benim anlayışım bu. HADEP’ten DEHAP’a kadar hiçbir parti bunu aşamadı. Onlar da devletten bir iki koltuk kapma yarışına girdiler. O yüzden belediyeler üzerinde bu kadar tartışma var. Ben bu anlayışları reddediyorum. Milliyetçilik temelinde gelişecek bir partileşmeye de karşı dururum. Devlet reformuna evet, devlet zıtlığına hayır. Benim anlayışımda devlet rantçısı, devlet propagandacısı parti olmaz. Hedef toplumdur. Toplumun demokratikleştirilmesidir. Toplumun demokratik taleplerini devlete dayatmaktır. Bunu nasıl yapar? Özgür yurttaş meclisleriyle yapacak. Bunun için dört birim söylüyorum: Köy, kasaba, mahalle ve kent meclisleri oluşturulur. Alt koordinasyon kurulları da kurulur. Buna taban demokrasisi, taban örgütlemesi diyorum. Demokratik yasaların özü budur. Halk bunu ortaya koyacak, temsilcileri aracılığıyla devlete taşıyacak. Bunu tüzüğe, programa yansıtmak bu işle ilgilenenlerin görevidir. Bu temel bir güvencedir. Ne dini rengi ağır basacak bir parti, ne de milli yanı ağır basacak bir parti; demokratik toplumdan yana olacak bir partileşme diyorum. Her milliyetten insan girebilir. Bu çözümün ruhudur. Demokratik toplum amaçlı hareket içine herkes girebilir. En iyi demokrasiyi kim iyi yürütüyorsa yer almalıdır. Demokratik bir yarışma olmalıdır. Burada milliyet, milliyetçilik yok; özgür yurttaşlar var. Atatürk de özgür yurttaşlığa önem veriyor, bunun için eğitime önem veriyor. Aldığı kültürü biliyorum, çok okudum. Amacı özgür yurttaş cumhuriyetini yaratmaktır. Tabandan tepeye bir çıkış. Cumhuriyet bir siyasi oluşumdur. Bu anlamda bir tartışmayı, bir partileşmeyi yürütmek toplumun, siyasetin bunalımını aşabilir. Bunlar cumhuriyetin özüne uygundur. Çağın en ileri bilimi nerede ise M. Kemal oradadır. Oldukça çağdaş bir insan. Çağın tehlikeli yanını biliyor; ne Sovyet ne de Nazi şeyine kayıyor. Öngörüsü doğru. Her iki sistem de aşıldı. Ben bu konuları daha önce savunmalarımda açmıştım. Bütün bunlar cumhuriyet ve yasaların özüne uygundur. M. Kemal’in 1920’lerdeki çizgisi çağdaş bir çizgiydi. Ama M. Kemal’in 1930’lardaki çizgisini günümüzde aynen uygulamaya çalışmak gericiliktir. Siyasette irticadır. Ordu içinde de, devlet içinde de bu tartışmalar yürütülüyor. Başarılı olmasını dilerim. Bundan rahatsız oluyorlarsa bunları konuşmayabiliriz. Savcılarla görüşüyorsunuzdur. Nasıl karşılıyorlar, bilemiyorum. Ben anlamlı bir barış için çaba yürütüyorum. Ben daha önce de söyledim: Yeşil ışık görürsem barış çabalarımı sürdürürüm. Leyla’ya da önceden bunu söylemiştim. Yeşil ışık alırsam rolümü oynarım. Dağdakileri de indirmek istiyoruz. Yeşil ışık alınırsa yürür, barış tek taraflı olmaz tabii. Yok böyle gelişmezse, PKK’ye de diyeceğim ki, benden perspektif beklemeyin, bildiklerinizi uygulayın. O takdirde de sorumluluk kabul etmeyeceğim. Taraflar karşı karşıya gelir tabii, ben de sorumluluk kabul etmem. Bunları ilgili yerlere verirsiniz. Basına da dikkat edersiniz.
    (Vatan gazetesinde görüşme notları manşetten verildi. Size yönelik açıklamalar bundan sonra gelişti. )
    Olumlu muydu, yoksa kışkırtıcı mıydı?
    (Tahrik edici bir dil kullanılmıştı. Bu açıklamaların etkisinin olabileceğini düşünüyoruz.)
    Neye ilişkin değerlendirmelerimi verdiler?
    (Parti çalışmalarınıza ilişkin görüşlerinize ağırlıklı yer verilmişti)
    Bizim cephe de duyarlı yaklaşsın. İlgili yerlere mektuplar şeklinde verin demiştim. Parti başkanlığı için isim önerilerim olmuştu. Neden bu kadar tartışıldı, neden bu kadar öne çıkarıldı, çok anlam veremedim. Doğru, demokratik de değildi, bu nedenle geri çektim. Aslında isim önerisini şunun için yapmıştım: Leyla’nın Avrupa’da bir nevi temsilcilik rolü var. Hatip’e de demokratik siyasette bir rol vermek istedim. Ama geri çektim. Delegeler belirlesin. Delegeler kendi listelerini, başkanlarını belirlerler. Yerel konferanslarla bu çalışma başlatılır. Siz bunları gazeteye, dergilere makalelerle yansıtın. Sizlerin de bu konularda sorumluluğunuz var. Hakkımdaki son açıklamalar çok şovence değerlendirmeler. Daha ben Suriye’deyken devlet içerisinden mektuplar geliyordu. Genelkurmay kaynaklı olduğunu tahmin ediyorum. ‘Sayın Öcalan’ diyorlardı, ‘Bu devlet yıkılırsa siz de altında kalırsınız.’ Bunu doğru bir yaklaşım olarak gördüm. Bu temelde de barış çabalarımı doğru gördüğüm için devam ettirdim. Halen de devam ettiriyorum. Bunu da doğru yaptığıma inanıyorum. Bu vesile ile de Arafat’ı anıyorum. Filistin halkına başsağlığı diliyorum. Bazı eleştirilerim oldu. Onu sevmemi engellemez. Onun anısına verilecek en güzel cevap, milliyetçilik yerine demokrasiyi ve barışı geliştirmektir. Bizde de İsrail-Filistin, Çeçenistan gibi olmadıysa bu çabamız sayesindedir. Ben doğru yaptığıma inanıyorum. Siz bunu benim adıma demeçlerde, panellerde dile getirmelisiniz. Demokratik toplum hareketine büyük önem veriyorum. Kürtler önlerindeki bu harekete çok yoğun katılmalıdırlar. Tanzimat ayarında, Cumhuriyet ayarında bir gelişme olarak görüyorum. Sıradan değildir. Cumhuriyetin aydınlık yönlerini esas alır, güncelleştirir. Tarihi bir hamledir. İttihat ve Terakki var, CHP var, bu da üçüncü partileşme hamlesidir. Bu konularda ben Demokratik Toplum Partisinin genel ilkeleri dışında bir şey söylemem. Ama bu ilkelerin takipçisi olacağız. Siz de bütün bunları takip edip getirmelisiniz. Bütün halkı ve dostları bu tarihi hamleye destek vermeye çağırıyorum. Anlaşıldı zannediyorum. Aktaracağınız önemli şey var mıydı?
    (Yapılan bir toplantıda yasama ve yürütme ayrışmasına gidilmiş. Divan Başkanlığı ve dört yardımcısı ile Yürütme Başkanı ve dört yardımcısı seçilmiş.)
    Ayrışmaya da gidilmiş oluyor.
    (Evet.)
    Hemen şunu söylüyorum. Genel demokratik çerçeveyi esas alsınlar. Benim demokratik toplum modelim belirleyicidir.
    (Cuma ve Rıza Siyasi Komitede, Karasu Bilim ve Sanat Komitesinde yer almışlar.)
    Ben görevlendirmelere bir şey söylemiyorum. Görev alabilirler. PKK’nin yeniden partileşmesine, benim ideolojik-politik düşüncelerime, yaşam felsefeme canı gönülden katılanlar yer alabilir. Cuma da, Rıza da olabilir. Canı gönülden paylaşıyorlarsa katılabilirler. Üç kişi bile olsa yeter.
    (Sizin daha önce yaptığınız eleştirileriniz farklı anlaşılmış, gidenlerle aynı kefeye koyma var. Cuma’lar zorlanıyorlarmış.)
    Ben öyle tanımlamıyorum, ben bunlara ilişkin böyle bir değerlendirmede bulunmadım. Cuma ile Abbas’ın bağlılıklarından şüphe etmem. Dev-Yol, Dev-Sol örneğini verdim. Önüne geçmeseydim, Dev-Solun başına Cuma, Abbas, Rıza, Dev-Yola da diğerleri gelirdi. Osman kardeşim, ama ne olduğu belli değildi. Osman’ı ortaya çıkaran Rıza’nın, Cuma’nın liderliğidir. Onlar kendi konumlarının farkında değiller. Görevlerine doğru yaklaşsınlar, tarihi tecrübeleri var. Ben kimseyi şöyle ya da böyle ilan etmedim. Benimle yoldaşlık yapmak tutkuyla, aşkla olur. Gönüllülük temelinde olur. Rütbe anlayışı yoktur. Böyle olursa evet, aksi halde yokum.
    (Modelin tam oturtulmadığı belirtiliyor. PAJK ve diğer kurumların Kongra Gel ile ilişkilerinin nasıl olacağı tartışılıyormuş. PAJK kendi kongresinde Kongra Gel ile eşgüdüm halinde çalışacaklarına ilişkin karar almış, bu nedenle pratikte sorunlar yaşanıyormuş.)
    Umarım doğru dönüşümü gerçekleştirirler. Demokratik toplum hareketi eş başkanlığı tartışıyor mu, kabul görüyor mu?
    (Genelde olumlu bulunuyor.)
    Başka aktaracaklarınız?
    (PRD kuruluş felsefesi temelinde kongresini yapmış, selamları var.)
    Bu nereye ilişkindir?
    (Kuzeyde otonom bir örgütlemedir.)
    Ben karışmıyorum. Fazla anlamlı değil. Çok gerekli görmüyorum, ama kendileri bilir. İran’la ilişkiler nasıl? Diyalog var mı?
    (Basında takip ettiğimiz kadarıyla bu aralar biraz gerginlik var.)
    İran’a, Suriye’ye ilişkin görüşlerimi daha önce söylemiştim. Demokratik çizgi şeyini geliştirsinler.
    (Bağdat’ta bir grup Arap avukat Abdullah Öcalan Düşüncesini Savunma Komitesini kurmuşlar, size selamları var.)
    Bol bol selamlarımı söyleyin. Irakta Demokratik Toplum Hareketi tarzı çalışmalar geliştirebilirler.
    (DEHAP Kadın Kolları önümüzdeki günlerde konferans yapacak.)
    Selamlıyorum. Çalışmalarına devam etsinler. Kendilerini hemen feshetmelerine gerek yok. Ancak demokratik toplum hareketine güçlü bir şekilde girmeliler, destek sunmalılar. Başarılar diliyorum. Eskiler de bu harekete katılabilirler. Tarık Ziya olabilir.
    (Eski Genel Başkanlar hareketi desteklediklerini, katılacaklarını açıkladılar.)
    Selamlarımı söyleyin. Son dönemde mektuplar aldım. Amasya cezaevinden Nagihan Akarsel anlamlı şeyler yazıyor. Yine Ruşen Tabak yazıyor. Sincan cezaevinden telgraf gönderenler vardı. Onlara selamlarımı söyleyin. Mektupları yanımda getirip size isimleri okuyacaktım, ama izin verilmedi. Selamlarımı söylersiniz.
    (Cezaevlerinde son yasal değişikliklerle 1500’e yakın kişi çıkacak, bir kısmı oldu denebilir.)
    1500 kişi mi çıkıyor? Önemlidir bunlar, demokratik toplum hareketinin içinde yer alabilirler. Herkese selamlarımı söyleyin. Ne getirdiniz.
    (Gazete, kitap ve dergi.)
    Fatma haftaya gelebilir.
    (Geçen hafta eşofman getirmiştik, aldınız mı?)
    Eşofmanı verirler bugün herhalde.
    (Bir ihtiyacınız var mı?)
    Özel bir ihtiyacım yok. Daha sonra söylerim. İyi günler, herkese selamlar!"


    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=2321




    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Öcalan'dan Erdoğan'a çağrı: Barış için iki cümle yeterli


    Görüşme Notları:

    Öcalan'dan Erdoğan'a çağrı: Barış için iki cümle yeterli

    FRANKFURT (03.12.2004) MHA- Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, ABD'nin Ortadoğu projesine karşı Kürtler için Kürdistan Demokratik Konfederasyonu oluşturulması gerektiğini bildirdi. Barış için karşılıklı ateşkes ve diyalogun önemine vurgu yapan Öcalan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek, "Onurlu barış, özgür demokratik çalışma için biz bu olanağı sağlayacağız desin. Bu iki cümle on binlerce kişinin kurtulmasını sağlayacak" diye konuştu. Öcalan ayrıca aydınları ve tüm Kürt halkını Demokratik Toplum Hareketi’ne destek sunmaya çağırdı.

    Kürt Halk Önderi Öcalan, avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada, Ortadoğu'ya ilişkin "Kürdistan Demokratik Konfederasyon" projesini önerdi. ABD'nin Ortadoğu'ya yönelik projesini, "kapitalizmi krizden kurtarma operasyonu" şeklinde değerlendiren Öcalan, ABD'nin federatif Kürt politikasına karşı Kürtlerin esas alması gereken projenin Kürdistan Demokratik Konfederasyon projesi olduğunu vurgulayarak, "Ulus devlet önermiyorum, federatif, merkezi ulus devleti içermiyor. Önerdiğim devlet olmayan, ona asla teslim de olmayan model. Bunu tüm Kürdistan parçaları için öneriyorum" dedi. Projeyi milliyetçiliğe karşı geliştirdiğini kaydeden Öcalan, "Dudayev, Arafat durumuna düşmemek için, ilkel milliyetçiliğe karşı ve ABD'nin kanlı sürecini engellemeye yöneliktir. Ortadoğu ve Türkiye aydınlarını, demokratlarını uyanık olmaya çağırıyorum. Aksi halde Çeçenistan-Rusya, İsrail-Filistin benzer bir durum gelişir" uyarısında bulundu. Karşılıklı ateşkes Karşılıklı ateşkes ve diyalogun barışa ve çözüme büyük ivme kazandıracağını vurgulayan Öcalan, Avrupa Birliği ülkeleri başkanlarının bu yönlü çağrı yapması gerektiğini belirterek, "Çözüm için, çok kanlı bir sürecin önlenmesi için sizin yapacağınız karşılıklı ateşkes ve diyalogla barışa ve çözüme en büyük ivmeyi verecektir. Bu çağrıyı sizden bekliyorum. Böyle bir çağrı gelişirse üzerime düşeni yapmaya hazırım. Şiddetin sona ermesi, silahsızlanma ancak böyle gelişebilir. PKK böyle dağdan çekilebilir" dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a mesaj gönderen Öcalan, "Barış söyleyeceğin iki cümleye bağlı. Genelkurmay Başkanı 'Biz Başbakanlığa bağlı bürokratlarız' diyor. Bu önemli bir söz. Her şey Erdoğan'ın elinde. Onurlu bir barış için demokratik çalışma imkanları açıktır, 'Gelin kaynaşın' demesi bile yeterli. Bir Şaron kadar bile olamıyor. Şaron'u eleştiriyor ama o bile çağrıda bulundu, Şaron'un onda biri kadar yapsın. 'Onurlu barış, özgür demokratik çalışma için biz bu olanağı sağlayacağız' desin. Bu iki cümle on binlerce kişinin kurtulmasını sağlayacak. Erdoğan'ı ciddi olmaya davet ediyorum. Bu olmazsa ben bu konuda en ufak bir rol oynayamam. Bir cümle sarf etsin bu kan bitsin. Aksi durumda olumlu rol oynayamam. Yanlış hesap yapılmasın" dedi. 'CHP gidiyor, AKP tüccar partisi' Türkiye siyasetine ilişkin belirlemelerde de bulunan Öcalan, 1. partileşme döneminin Tanzimat'tan İttihat Terakki'ye kadar olduğunu, sonraki partileşmelerin hepsinin oligarşik cumhuriyeti taşıdığını, ikinci partileşmenin ise Bülent Ecevit ile bittiğini söyledi. Şimdi 3. dönemin başlayacağını belirten Öcalan, "CHP gidiyor, Mehmet Ağar, Nesrin Nas onlar partileşme dönemlerinin kaybettiğini anladılar. ANAP, CHP bunun sancısını çekiyor. Mümkün değil bu kadrolarla bu süreci karşılayamazlar. AKP tam bir tüccar partisi. Bunun arkasında ABD var. Demokrasi ile fazla alakaları yok. Çıkarları gereği gerekirse demokratik adımları da atarlar" diye konuştu. 3. dönem partileşmesi 'Demokratik Toplum' 3. dönem partileşmesinin Demokratik Toplum partileşmesi olduğunu vurgulayan Öcalan, yeni partiye ilişkin şunları aktardı: "Tüzük taslağında eş başkanlık düzenlenir. Eş başkanlığı bütün kurumlarda her düzeyde düşünsünler. Bütün alanlarda uygulanabilir. Anlamlıdır, iyi bir ilkedir. Esnek bir partileşme olmalı katı merkeziyetçi olmamalı. Geniş bir parti meclisi, Geniş Başkanlık Kurulu oluşturulur. Başkanlık kurulu yarı yarıya ya da üçte bir kadın olur. Yarı yarıya olabilir. Bir de komisyonlar oluşturulur. Sayısı 10 -20 arası olabilir. Komisyonlar başkanlığa bağlı çalışır. Başkanlar Kurulu araştırma ve teorik çalışmalar yürütür. Parti Yürütme Kurulu yani icra kurulu oluşturulur. Bunlarda pratik çalışmalar yapar. Sekreterliğe bağlıdır. Yürütme organına bağlı 20-30 kişiden oluşan bürolar şeklinde, kadın, işçi, yardım daha önce belirttiğim bürolar oluşturulur. Politikanın yerel olduğunu anlamalıyız. Bu benim icadımda değil. Politika ilke olarak yereldir. Köy yereli, kasaba yereli, kent yereli, büyük kentlerde ise mahalleler yereli. Ben buna 'Özgür Yurttaş Meclisi' diyorum. Bunlar bir nevi taban örgütlenmesidir. Bu meclisler yetkili ve politikanın sahibi sayılırlar. Delegelerini seçerler. Bu delegeler yerelden bölgesel koordinasyona ve buradan başlayarak merkezi koordinasyona kadar dikey olarak oluşur. Bu yasal, demokratik bir modeldir. Bir de her konuya özgü sivil toplum örgütleri oluşturulur. Bu model Avrupa tarzı bir parti modelidir. Yeşiller de bu modeli biraz uygulamaya çalışıyor. Yeni dönem demokratik parti taslağı hazırlanır. Bir halkı savunmak kitabım taslak gerekçesi olarak alınır, işlenir. Üç ana belge temelinde yerel konferanslar, toplantılar yapılır. Kongreye beş bin delege ile gidilir." Demokratik Toplum Hareketi'ne katılım çağrısı Belirttiği modelin devlet düşmanlığı yapmayacağını ve devleti hedeflemeyeceğini ancak "devletin borazanı" da olmayacağını vurgulayan Öcalan, bu yeni model partileşmenin Türkiye'yi ileriye taşıyabileceğini kaydetti. "Gençleri, cezaevinden çıkanları, halkımızı, aydınları Demokratik Toplum Hareketi'ne katılmaya çağırıyorum" diyen Öcalan, şu mesajı verdi: "Avrupa'da bunun bir komitesini oluşturabilirsiniz. Bu yeni bir demokrasi hamlesidir. Türkiye'nin yeni eğilimidir. Bu hızla herkes bu sürece katılsın. Türkiye bir demokrasi dönemecinde, bu çalışma bir kilometre taşıdır. 17 Aralıktan sonra Türkiye demokrasi dönemecine giriyor. Wallerstein 'Eski sosyal bilgileri yırtın' diyor. Ben de Türkiyeli bütün aydınlara diyorum ki eski sosyal bilgilerinizi atın hızla demokratikleşme sürecine girin." 'Kadın özgürlüğü bütün özgürlüklerin temelidir' Öcalan kadın özgürlüğü konusunda da değerlendirmelerde bulunarak, kadın özgürlüğünün bütün özgürlüklerin temeli olduğunu kaydetti. Toplumun bütün özgürlüklerinin temelinin kadın özgürlüğünden geçtiğini belirten Öcalan, "Kadın özgürlüğü bütün özgürlüklerin temelidir. Toplumsal özgürlüklerin temelidir. Kadın köleliği de bütün köleliklerin temelidir. Bunu kabul ediyor musunuz? Etmiyor musunuz? Özgürleşmeyi kabul edenler mücadeleyi bu temelde göze almalılar" dedi. Kadınların, "Özgür kadın kimdir ve nasıl yaşamalıdır" konusunda araştırma yapması ve kölelik ile özgürlük olayına eleştirisel ve özeleştirisel yaklaşmasını isteyen Öcalan, "Bu hayati bir konudur. Avrupa'da birinci, ikinci ve üçüncü Feminist hareketler var. Son iki yüz yılın en önemli mücadelesidir. Ortadoğu'da kadın ölüdür. Yaşamı, bir tavuk, bir inek yaşamı değerindedir. Yiğit yaşanılması için kadın ve yaşam olayını köklü ele almalılar. Bu iç içedir. Kadın özgürlüğü çok büyük mücadeleyi göze almaktır" dedi. Erkeklere ilişkin de mesajı olduğunu ifade eden Öcalan, şunları aktardı: "Kadınla nasıl yaşamalıyı çözmeliler. Holywood kültürünü biliyorsunuz. Gılgameş için Türkiye'den kadın arıyorlar. Sosyalizme inanıyorsak, toplumculuğa inanıyorsak estetik güzellik anlayışımız nedir, toplumda kadın hareketinin yeri nedir? Bunu kişiliklerinde netleştirmeleri gerekiyor. Kitapta bunları hem özeleştirisel hem de eleştirel ele almalılar." Öcalan son olarak, PKK'nin yeniden inşa çalışmalarına ilişkin de şunları dile getirdi: "Özgün bir program yapabilirler. Benim savunmam manifesto gibidir. Bu kış ayında bitirebilirler. Büyük ilgisi olanlar, entelektüel birikimi olanlar, yürekten bağlı olanlar, tutkusu ve iddiası olanlar katılırlar. Savunmam nettir, konu nettir. İsteyen katılır, istemeyen katılmaz. Kariyer hırsı olanlar, rütbe peşinde olanlar, kaçkın, ölmüş kişilikler buna giremeyecek. Bu çalışma büyük bir arzu ve irade gerektiriyor. İhtiyaç duyanlar örgütlenmesini sağlayabilirler. Demokratik örgütlenme, demokratik eylem, demokratik siyaset, demokratik toplum üzerinde yoğunlaşsınlar."

    MHA NEWS AGENCY


    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=2697



    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 01.12.2004: Görüme Notu


    (Görüşme Notları: 01.12.2004: Görüme Notu)

    GÖRÜŞME NOTLARI

    Hoş geldiniz. Başka gelen var mı?

    (Aileden gelen var.)
    Tamam, oldu. Zaman çok kısa, boş tek bir cümle kullanılmasın. Aktaracaklarınızı hemen alayım.
    (Avrupa’dan ve çeşitli dost çevrelerden ateşkese ilişkin çağrılar var. İnşa Komitesi bu konudaki görüşünüzü soruyor. Özellikle Avrupa’da gerçekleştirilen Kürt Konferansında Avrupa Karma Parlamenterler Meclisi Eş Başkanı AP tarafından çift taraflı ateşkes çağrısının yapılabileceğini belirtiyor. Bu çerçevede parlamentoya önergeler verilmiş; rapora yansıma ihtimali olabilir deniyor. Ayrıca Avrupa’da çeşitli parlamenterler ve dostların bir ateşkes çağrısının AB sürecinde olumlu olacağını, barışçıl çalışmaların önünü açacağını belirtiyorlar.)
    Anlaşılıyor, sorunu gündeme getirecekler. Çift taraflı ateşkes çağrısı bildirgede yer alacak mı?


    (Rapora yansıması kesin değil.)
    Aydınlar, dostlar böyle bir çağrıda bulunuyor, öyle mi? Başka buna ilişkin aktaracağınız?
    (Ayrıca Avrupa’da Kürt sorunu gündemli bir konferans yapıldı. Hatip Dicle katılmıştı. İlginin büyük olduğunu, Avrupalı parlamenterlerin konferansı izlediğini, Eş Başkan Lagendijk’in çift taraflı ateşkes çağrısını orada da yinelediğini, 17 aralık sonrası Kürt sorunun gündemlerinde olacağı mesajı verdiğini belirtiyor. Konferans aydınlar, sivil inisiyatifler ve Desmond Tutu öncülüğünde yapıldı. Genel görüş olarak bir ateşkes çağrısının olumlu olacağı belirtiliyor.)
    Bu konuya değineceğim. Başka önemli aktaracaklarınız var mı? Yeni İnşadan haber var mı?
    (ABD askeri strateji analisti Mc Carty’nin sizin teslim edilişinize ilişkin önemli değerlendirmeleri vardı. Üç aşamalı bir planlamadan bahsediyor. ABD’nin sizi teslim etmesinin Ortadoğu’da yeni bir sürecin başlangıcı olduğunu, bunun ABD’nin müttefikine basit bir jesti olarak görülemeyeceğini, derin ilişkiler ve çıkarlara dayalı olduğunu, tek kazançlı çıkmayan ülkenin İtalya olduğunu, Rusya, Yunanistan ve İsrail’in kârlı çıktığını; birinci aşama olarak teslim edilmeniz, ikinci aşama olarak ise PKK’nin bölünerek güçten düşürülmesi, üçüncü ve en önemli aşamanın ise sizin PKK ve halk içindeki etkinliğinizin kırılması ve bağın koparılması olduğunu, bu gerçekleşirse PKK’nin tarihteki yerini alacağını, sizin de dünyadan tecrit edileceğinizi belirtiyor. Bu aşamanın devam ettiğini, bu gerçekleşmezse ABD operasyonunun da son alternatif olarak gündeme gelebileceğini belirtiyor. ABD’nin dünyanın pek çok yerinde bu tür girişlerinin olduğunu, bunu Mandela ve Arafat üzerinde de denediğini ancak sonuç alamadığını ve kabul etmek durumunda kaldığını da belirtiyor.)
    Bana göre Ortadoğu sürecinin başlatılması 3. Dünya Savaşı olarak görülecekse, 1. Dünya Savaşında benim durumumu Avusturya veliahdının durumuna benzetebiliriz. Benim getirilmemle birlikte bu süreç başladı. Bunlar bilinen şeyler. Ama başarılı olmadı. Bizim için üç aşama geçmiştir, dördüncü aşamayı da kabul ettiler, biz de şu anda dördüncü aşamadayız. Tabii sinsi oynadılar. Olay büyük. O kapsamda ele alınmalı. Ben de cevabımı vereceğim. Başka önemli aktaracaklarınız?
    (Kadın yapısının mesajı var.)
    Özetle ne diyorlar?
    (Askeri, siyasi ve ideolojik alandaki kadın çalışmalarının ortaklaşması temelinde dokuz kişilik bir koordinasyonun oluşturulduğunu, Kongra Gel birimlerinin güçlendirildiğini, bütün birimlerde kadın temsiliyetinin gerçekleştirildiğini belirtiyorlar.)
    Her tarafta, her birimde yer alıyorlar. Kendi öz güçleri var. Nedir problem olan?
    (Erkeğin iktidar anlayışından kendini kurtaramama olarak değerlendirilebilir. Kongre sonrası bir değerlendirme toplantısı da yapmışlar; 55 kişi katılmış. Temel sorun savunmalarınızdaki zihniyete girememe olarak da değerlendirilmiş.)
    Hemen bu konuyla başlayabiliriz. Hepiniz için söylüyorum. Ya özgürlük ya ölüm! Kadın özgürlüğü bütün özgürlüklerin temelidir; toplumsal özgürlüklerin temelidir. Kadın köleliği de bütün köleliklerin temelidir. Bunu kabul ediyor musunuz, etmiyor musunuz? Özgürleşmeyi kabul edenler mücadeleyi bu temelde göze almalılar. Toplumun bütün özgürlüklerinin temeli kadın özgürlüğünden geçer. Sınıfsal, etnik ve dinsel kurtuluşun özüdür. Ben böyle bakıyorum. Öyle anlaşılıyor ki erkeğin gasp ettiği beyniniz ve yüreğiniz var. Ruhunuzdaki ve beyninizdeki egemenliği silmeye cesaretiniz var mı, yok mu? Kendi içinizdeki erkek egemenliğini yıkmaya varsanız tutarlı olacaksınız. Kaçanlarda bu özün olmadığı anlaşıldı.
    Kadına bir araştırma konusu vereceğim. Özgür kadın kimdir ve nasıl yaşamalıdır? Kölelik ve özgürlük olayına yaklaşımı eleştirel ve özeleştirisel olarak ele alacaklar. Genelde ve bizim özgülümüzde nasıl yaşandı? Benim konuşmalarım var, savunmalarım var. Tabii kadın konusunda literatür de taranmalı. En çok da kendi mücadelelerini tanımlayacaklar. Bu hayati bir konudur. Avrupa’da birinci, ikinci ve üçüncü feminist hareketler var. Son iki yüzyılın en önemli mücadelesidir. Ortadoğu’da kadın ölüdür. Yaşamı bir tavuk, bir inek yaşamı değerindedir. Yiğit yaşanılması için kadın ve yaşam olayını köklü ele almalılar. Bu iç içedir.
    Osman aptal, serseri adam. Bunlar bir kadın için o tane vatan satarlar. Giden kadınların da durumu bu. Ancak yüzlercesi de geliyor. Böyle özgürlük mücadelesi olmaz. Şeref ve onura böyle sahip çıkılamaz. Egemen erkek dayak, şiddet, küfür ve savaş demektir. Bunu kabul ediyorsanız diyeceğim bir şey yok. Gördük, yirmi yıllık sözde komutanlarının durumu ortada. Kadın özgürlüğü çok büyük mücadeleyi göze almaktır. Bu hem onlara hem de Türkiye’deki kadın yapısına, hatta dünyadaki kadın hareketlerine cevabımdır. Ben yaşamımda bunu pratikleştirmeye çalışıyorum.
    Erkeği öldürmek dedim. Buna ilişkin çözümlemelerim var. Aslında bir mesaj da erkek arkadaşlara vermek gerekiyor. Onlar da kadınla nasıl yaşamalıyı çözmeliler. Holywood kültürünü biliyorsunuz. Gılgameş için Türkiye’den kadın arıyorlar. Sosyalizme inanıyorsak, toplumculuğa inanıyorsak, estetik güzellik anlayışımız nedir, toplumda kadın hareketinin yeri nedir? Bunu kişiliklerinde netleştirmeleri gerekiyor. Kitapta bunları hem özeleştirisel hem de eleştirel ele almalılar. Bunu hem Avrupa’daki kadına, hem Türkiye’deki kadına iletin. Zaman kısıtlı ilk girişi bununla yaptık. Diğer konulara gireceğim.
    (Bir avukat arkadaş söz alarak “Diyarbakır’dan geliyorum” dedi, kendini tanıttı.)
    Hoş geldiniz.
    (Sekiz aydan bu yana yanınıza getirilmiyoruz. Çeşitli toplantılar yaptığımız aktarılmış size. Yaptığımız toplantılar sizin söylediğiniz çerçevede mahalle meclislerini oluşturma temelindeydi.)
    Evet, bazı sorunlar olmuş. Diyarbakır’dan gelen bayan arkadaş da vardı.
    (Bürodan giden avukat arkadaşa dönerek)
    İkisi ayda bir gelebilirler, değil mi?
    (Gelebilirler.)
    Tamam, dönüşümlü gelebilirsiniz.
    (Diyarbakır’dan gelen avukat arkadaş, “İzmir’den bir buçuk ay önce gelen bir avukat görüşme notlarının değiştirildiğini söylüyor, yanınıza gelmesi halinde bunu teyit edeceğini söylüyor” dedi.)
    (Hayır, böyle bir durum yok, doğru da değil. En çok ciddi ele aldığımız nokta notların düzenlenmesidir. Bu iddiada bulunan arkadaş yanınıza gelebilir.)
    Arkadaşların bunu yaptığını sanmıyorum.
    (Bürodaki arkadaşa dönerek)
    Sizlerin bunu yapmadığınızı biliyorum. Bilinçli olarak yapacaklarını sanmıyorum. Yanlışlıkları olabilir. Ancak bunu bilinçli olarak yapmazlar. İddiada bulunan görüşmeye gelsin.
    (Diyarbakır’dan avukat arkadaş, “Yeni TCK ile birlikte yaklaşık iki bin kişi cezaevinden çıktı. Bunlara ilişkin herhangi bir proje yok. Ayrıca ana davadan çıkanlar resmen siyaset yapabilecekler, yasal engel kalktı. Ancak size bağlı olan kadrolar tasfiye ediliyor, atıl durumdalar” dedi.)
    İki bin civarında çıkan var. Hepsinin demokratik toplum hareketine katılması gerekir. Bazılarının maddi sorunları var sanıyorum. Buradaki partinin olanakları var, maddi destek sunabilir. Çıkanlar bir araya gelmeliler. Demokratik toplum hareketinde yer almaları onların boyun borcudur. DTH legal yasal bir harekettir. Yasal sorunları olmayanlar resmen kuruluş sürecine de katılırlar. Yasal haklarıdır. Küçük hesaplara girmeden, doğru çalışma ile yer almalılar. Onları görev almaya çağırıyorum. Herkes çalışsın. Kim engelliyor, kim pratikleştirmiyor? Sözlerim ortada. Ben toplumsal bir hareketin sorumlusuyum, vurun kırın demiyorum. Hak, adalet bizden sorulur. Devlet engel olmuyor. Peki, bunları engelleyen kim? Bunları bana getireceksiniz. Kendilerinin yaratıcı olması gerekiyor. Devletten korkmanıza gerek yok, zaten engel de olmuyor. Yüzünüz ak, ortada büyük fedakarlıklar var. Topluma borcumuz var; en büyük vatanseverlik, hak, adalet bizden sorulur. DTH’ne katılmaya ekmek su kadar ihtiyaçları var. Kahramanca direndiler, neden yetersiz kalıyorlar? Çalışmanın önünde bir engel yok, bizim adımıza kim engel oluyor?
    (Bana göre hareketten kaynaklı.)
    Duymak istemediğim bu sözleri kimse bize söylemesin. Ne diye böyle şikayet ediyorsunuz? Öfkeleniyorum.
    (Cezaevi çıkışlıların yaşadıkları sorunun harekette yaşananlarla bağlantılı olduğunu düşünüyorum ve bu alana yansıması olarak görüyorum. Ancak son süreçte bir toparlanma yaşanıyor. Cezaevi çıkışlılar bir konferans da düzenlediler. Kararlaşma ve sürece daha aktif katılım kararları var. Özeleştirisel bir yaklaşım da gösterildi.)
    Tedbirini alırsınız. Hareketten kaynaklanıyormuş. Legal hareketin çerçevesini çizdim. Kendileri inisiyatifli olmalı. Armut piş ağzıma düşle olmaz. Siz tavşandan daha beter edilmişsiniz. Osman’ların adamı var mı? Onların ne etkisi olabilir? Bir çorbaya kendini satanların ne etkisi olabilir? Nedir derdiniz? Bunlar ölüm orucuna yattılar, direndiler. Neden çalıştırılmıyorlar? Küçük hesapların peşinde koşmasınlar, demokrasi mücadelesine dört elle sarılsınlar. Halkın buna ihtiyacı var. Bunu anlamaları gerekiyor. Düzelin lütfen.
    (Birinci ve İkinci Barış Gruplarından 9 kişi çıktı.)
    Kimler çıktı?
    (Aktarıldı.)
    Dilek, Ergül, Ali Sapan onlar kaldılar, öyle mi? Aysel Doğan’ın durumu nedir?
    (O da çıkmadı, bir süre daha kalacaklar, size mektuplar göndermişti.)
    Hayır, hiç mektubunu almadım.
    (Dışarıda olan Barış Grubu üyeleri barış misyonlarını devam ettirmek istiyorlar. Sizden bu konuda perspektif bekliyorlar.)
    Tabii ki misyonlarını devam ettirmeliler. Onları barışın kahramanları olarak görüyorum. Ayrıca DTH’ne de katılsınlar. Selamlarımı söyleyin.
    (DTH 14 kişiden oluşan koordinasyonla çalışmalarını yerellerde konferans ve halk toplantıları ile başlatacak. Aralık ayının 23’ünden itibaren bu toplantıların yapılması planlandı.)
    Daha önce belirttiğim üç belgeyi hazırladınız mı?
    (Hayır, yerel toplantılar sonrasında bu çalışmaların başlatılması uygun görülüyor.)
    Tam tersine, bu belgeler çerçevesinde tartışmaları geliştirmelisiniz. Program ilkelerine ilişkin maddeler söylemiştim. Bir Halkı Savunmak kitabında da çerçeveyi verdim. Program gerekçesi olarak alınabilir. Bu belgeler iki üç haftada hazırlanabilir. Taslaktır. Parti hareketine aydınlar, geniş kesimler katılmalılar. Bu konuda Kentsiz Kentleşme, Toplumu Yeniden Kurmak adlı kitaplardan da yararlanabilirsiniz. Bu iki kitabı okuyun. Yararlanabilirsiniz. Benim temsil ettiğim dünya görüşü Wallerstein ve Bookchin’in düşüncelerine yakındır. Yakınlıklarımız var, ancak onları da aşıyor. Daha ilk savunmamda bunları dile getirdim. O zaman bu yazarları da okumadan önce bunları söylemiştim. Bu bir okuldur.
    Braudell’in kitaplarını getirebilirsiniz. Savunmalarım güçlüdür, teorik çerçeve belli. Sizler de bu konuyla ilgilenmelisiniz. Görevinizdir. Belirttiğim belgeler tartışma taslağı olur, daha sonra tartışmalarla genişletilir. CHP gidiyor. Ağar, Nesrin Nas onlar partileşme dönemlerinin kaybettiğini anladılar. Birinci partileşme dönemi Tanzimat’tan İttihat ve Terakki’ye kadardır. Biliyorsunuz, Meşrutiyetle fiilen sona erdi. Ondan sonraki partileşmelerin hepsi oligarşik cumhuriyeti taşıdı. İkinci partileşme CHP ise Ecevit’le bitirildi. 1973’te CHP fiilen bitti. İnönü’nün olayını biliyorsunuz. Ondan sonraki süreçlerde oligarşik devleti, oligarşik cumhuriyeti taşımak istediler. Cumhuriyetin modernleşmesi cumhuriyetin ilk on yılında temsil edildi. Ondan sonra cumhuriyeti yozlaştıran partileşmeler gelişti. Onun rantını, çıkarcılığını temsil ettiler. Türkiye’nin korkunç ranta bulaştırılması, satılması bu partilerin sorumluluğudur. Bu partileşmeler Ecevit şahsında bitti.
    Şimdi üçüncü bir dönem başlayacak. ANAP, CHP bunun sancısını çekiyor. Mümkün değil, bu kadrolarla bu süreci karşılayamazlar. AKP tam bir tüccar partisi. Bunun arkasında ABD var. Demokrasi ile fazla alakaları yok. Çıkarları gereği gerekirse demokratik adımları da atarlar. Üçüncü dönem partileşmesi demokratik toplum partileşmesidir. Leylalara gönderdiğim mektupta açmıştım. Ulaşmış mı, öğrendiniz mi?
    (Henüz ulaşmamış.)
    Sordum, gönderildiğini söylüyorlar. Orada geniş açmıştım. Neyse, özünü burada veriyorum. Verdiğim altı madde çerçevesinde program gerekçesi açılarak yazılır. Tüzük taslağında eş başkanlık düzenlenir. Eş başkanlığı bütün kurumlarda her düzeyde düşünsünler. Bütün alanlarda uygulanabilir. Anlamlıdır, iyi bir ilkedir. Esnek bir partileşme olmalı, katı merkeziyetçi olmamalı. Geniş bir parti meclisi, geniş başkanlık kurulu oluşturulur. Başkanlık kurulu yarı yarıya ya da üçte bir kadın olur. Yarı yarıya olabilir. Bir de komisyonlar oluşturulur. Sayısı 10–20 arası olabilir. Komisyonlar başkanlığa bağlı çalışır. Başkanlar kurulu araştırma ve teorik çalışmalar yürütür. Parti yürütme kurulu, yani icra kurulu oluşturulur. Bunlar da pratik çalışmalar yapar. Sekreterliğe bağlıdır.
    Yürütme organına bağlı 20-30 kişiden oluşan bürolar şeklinde kadın, işçi, yardım, daha önce belirttiğim bürolar oluşturulur. Politikanın yerel olduğunu anlamalıyız. Bu benim icadım da değil. Politika ilke olarak yereldir. Murat Yetkin’in bir yazısında okudum. O da bunu belirtiyor. Şimdi politika yereldir ilkesinin ayaklarını öneriyorum. Dört biçim sayıyorum: Köy yereli, kasaba yereli, kent yereli, büyük kentlerde ise mahalleler yereli. Ben buna özgür yurttaş meclisi diyorum. Bunlar bir nevi taban örgütlenmesidir. Bu meclisler yetkili ve politikanın sahibi sayılırlar. Delegelerini seçerler. Bu delegeler yerelden bölgesel koordinasyona ve buradan başlayarak merkezi koordinasyona kadar dikey olarak oluşur. Bu yasal, demokratik bir modeldir. Bir de her konuya özgü sivil toplum örgütleri oluşturulur.
    Bu model Avrupa tarzı bir parti modelidir. Yeşiller de bu modeli biraz uygulamaya çalışıyor. Yeni dönem demokratik parti taslağı hazırlanır. Bir Halkı Savunmak adlı kitabım taslak gerekçesi olarak alınır, işlenir. Üç ana belge temelinde yerel konferanslar, toplantılar yapılır. Kongreye beş bin delege ile gidilir. Başkan önermiyorum. Şu anda bu böyle. Şimdi bunları konuşmaya gerek de yok. Net konuşuyorum. Siz de anlamalısınız. Belirttiğim model devlet düşmanlığı yapmaz, devleti de hedeflemez; ancak devletin borazanı da değildir. Bu yeni model partileşme Türkiye’yi ileriye taşıyabilir. Sağ ve sol sekterler bunu gerçekleştiremezler. Pratikleri ile bu netleşmiştir. Şu ana kadar ki partileşmeler yozlaşmış partilerdir, oligarşiye hizmet eden partilerdir.
    Gençleri, cezaevinden çıkanları, halkımızı, aydınları DTH’ne katılmaya çağırıyorum. Binlerce kişi var, herkesi katın. Demir Küçükaydın da katkı sunabilir. Katılabilir. Avrupa’da bunun bir komitesini oluşturabilirsiniz. Bu yeni bir demokrasi hamlesidir. Türkiye’nin yeni eğilimidir. Bu hızla herkes bu sürece katılsın. Türkiye bir demokrasi dönemecinde. Bu çalışma bir kilometre taşıdır. 17 Aralık’tan sonra Türkiye demokrasi dönemecine giriyor. Wallerstein “Eski sosyal bilgileri yırtın” diyor. Ben de Türkiyeli bütün aydınlara diyorum ki, eski sosyal bilgilerinizi atın, hızla demokratikleşme sürecine girin. Bu onların da çıkarınadır. Aydınlara çağrımdır; özgürlüğünüz, onurunuz bu temeldedir. Sağlıklı bir tartışmaya çağırıyorum.
    Bir kitap önereceğim. Karasu bunu yazsın. Kitabın ismi “Cezaevi Kimliğinde Özgürleşme, Doğru Pratikleşme, Doğru Çalışma”
    olabilir. Karasu Kemal Pir’lerin anısına, özeleştirisel temelde yazsın. Beş kitap oldu. Sizden bunları soracağım.
    PKK’nin yeniden inşa çalışmaları var. Onlara mesajım şu: Özgün bir program yapabilirler. Benim savunmam manifesto gibidir. Bu kış ayında bitirebilirler. Büyük ilgisi olanlar, entelektüel birikimi olanlar, yürekten bağlı olanlar, tutkusu ve iddiası olanlar katılırlar. Savunmam nettir, konu nettir. İsteyen katılır, istemeyen katılmaz. Kariyer hırsı olanlar, rütbe peşinde olanlar, kaçkın ölmüş kişilikler buna giremeyecek. Bu çalışma büyük bir arzu ve irade gerektiriyor. İhtiyaç duyanlar örgütlenmesini sağlayabilirler. Demokratik örgütlenme, demokratik eylem, demokratik siyaset, demokratik toplum üzerinde yoğunlaşsınlar.
    (Bir gazeteci ABD’nin Kongra Gel’e yönelik bir operasyonu olacağı, bunun kesin olduğu, bir an önce çözüm bulunması için çaba sarf edilmesi gerektiği, Türkiye’nin dışında bu kararın verildiği şeklinde bir bilgi vermiş.)
    Çözüm bulun derken ne demek istiyor? Devletin bir önerisi var mı?
    (Bu bilginin aktarıldığı kişi yorumunda, kastedilen çözümün teslim olma temelinde olduğunu belirtiyor.)
    Operasyon sanmıyorum, ama olabilir de. Tedbirlerini alsınlar. Türkiye’nin bu operasyonda yer almaması doğru olabilir. Türkiye ABD’nin oyununa düşmemeli. Gidin kendisi ile tartışın. Selamlarımı söyleyin.
    Sizin ateşkese ilişkin aktarımlarınıza ilişkin olarak da şunları söylüyorum: Bu konuda 17 Aralık kararını görmek istiyorum. Hemen bir yanıt vermeyeceğim. Bu konuyu iki hafta sonrasına bırakıyorum. AB ülkeleri başkanlarına ve bu Eş Başkan Lagendijk’e de hitaben benim adıma bir mektup yazın. Mektubun özü şu: Çözüm için, çok kanlı bir sürecin önlenmesi için sizin yapacağınız karşılıklı ateşkes ve diyalog barışa ve çözüme en büyük ivmeyi verecektir. Bu çağrıyı sizden bekliyorum. Böyle bir çağrı gelişirse üzerime düşeni yapmaya hazırım. Şiddetin sona ermesi, silahsızlanma ancak böyle gelişebilir. PKK böyle dağdan çekilebilir. Bu çağrıyı sizden bekliyorum.
    Gerek Avrupa Parlamentosu, gerekse 17 Aralık AB zirvesinde çıkacak karardan sonra, oradan gelişecek öneri bir karara gitmem açısından önemli. Zirvedeki sonucu esas alacağım. Bu kararı görmem gerekiyor. 17 Aralık’ta çıkış yolu gösterilirse bu gelişir; aksi halde ben olası gelişmeleri önleyemem. Çözüm yolu açılmadan, silahlı güçlere gelin demem, diyemem de. Beni ihanetçi ilan ederler. Hatta bu süreci başlattığımda bana karşı çıkanlar da oldu. Gelin teslim olun demem. Bunu söylemek ihanettir zaten. PKK ile çatışmam. Böyle bir istem yanlış. Bunun hiç kimseye de yararı olmaz. Bunu Eş Başkana da iletirsiniz. Çift taraflı gelişirse bunu önemseyeceğim. Leylalar bu çerçevede görüşebilirler.
    (Önümüzdeki günlerde Avrupa’da görüşmeleri olacak.)
    Bu mesajımı onlar da iletsin. Türkiye’deki aydın girişimi de bu çerçevede çalışabilir. Çıkış yolu gösterilirse sorun çözülür. Barış için özenle çalışılmalı. Bu çerçevede Erdoğan’a da mesajım olacak: Barış, söyleyeceğin iki cümleye bağlı. Genelkurmay Başkanı, “Biz Başbakanlığa bağlı bürokratlarız” diyor. Bu önemli bir söz. Her şey Erdoğan’ın elinde. “Onurlu bir barış için demokratik çalışma imkanları açıktır, gelin kaynaşın” demesi bile yeterli. Bir Şaron kadar bile olamıyor. Şaron’u eleştiriyor, ama o bile çağrıda bulundu. Şaron’un onda biri kadar yapsın. “Onurlu barış, özgür, demokratik çalışma için biz bu olanağı sağlayacağız” desin. Bu iki cümle on binlerce kişinin kurtulmasını sağlayacak. Bunu manşetten verin. Erdoğan’ı ciddi olmaya davet ediyorum. Bu olmazsa ben bu konuda en ufak bir rol oynayamam. Bir cümle sarf etsin, bu kan bitsin. Aksi durumda olumlu rol oynayamam. Yanlış hesap yapılmasın.
    Hukuki bir çalışma önerim olacak. Evrensel ve ulusal hukuk konusunda bir çalışma olabilir. Bir grup avukat bu çalışmayı başlatabilir. Selim Çürükkaya, Süleyman, Zeki, Botan, bunların süreçlerine ilişkin bir araştırma grubu oluşturulur. Bunlar bir nevi iddianame hazırlarlar. Yirmi yıl kan kusturdular. Cuma’ya önermiştim, hazırlıyor zaten. Bu araştırma grubunun hazırladığı belge, ilerde sembolik bir yargılamaya dönüşebilir.
    Ateşkese ilişkin de 17 Aralık sonrası gelişmeleri ve yanıtları sizden alacağım, iki hafta sonra karar vereceğim. Asıl aktarmak istediğim bir konu vardı. Onu biraz açayım. ABD’nin Ortadoğu projesini biliyorum. Kapitalizmi krizden kurtarma operasyonudur. ABD’nin projesine karşı, ilkel milliyetçilere karşı halkların yanıtı ne olmalıya yanıtım şudur: ABD’nin Ortadoğu projesine karşı Kürtler için önerdiğim projem Kürdistan Demokratik Konfederasyonudur. Ana projem budur. ABD’nin federatif Kürt politikasına karşı Kürtlerin esas alması gereken proje budur. Ulus devlet önermiyorum; federatif, merkezi ulus devleti içermiyor. Önerdiğim devlet olmayan, ona asla teslim de olmayan model. Bunu tüm Kürdistan parçaları için öneriyorum. Kongra Gel bunun öncü temel çekirdeğidir. Bunun kavramsal, kurumsal, kuramsal tartışmasını geliştirsinler. Bunun hazırlıkları ile uğraşılabilir. Şimdilik tartışmaları yürütülsün, ileride buna proje olarak karar verilebilir.
    Bu milliyetçiliğe karşı geliştirdiğim bir projedir; Dudayev, Arafat durumuna düşmemek için, ilkel milliyetçiliğe karşı ve ABD’nin kanlı sürecini engellemeye yöneliktir. Ortadoğu ve Türkiye aydınlarını, demokratlarını uyanık olmaya çağırıyorum. Aksi halde Çeçenistan-Rusya, İsrail-Filistin benzeri bir durum gelişir. Güneydekiler savunma temelinde emniyetlerini alsınlar. Ne olur ne olmaz. Çok dikkatli hareket etsinler. Kızlar merkezde olur, savunma tedbirleri etrafında geliştirilir. Türkiye saldırmazsa PKK saldırmaz. İran’ın uygulamalarına karşı, koruculaştırma çalışmaları var, buna karşı savunma tedbirleri almalılar ve İranlı gençlerin katılımı sağlansın.
    (İran’a yönelik Kongre Gel’in bir uyarısı da oldu.)
    Uyarı yapmalılar tabii. Tedbirlerini almalılar. Türkiye saldırırsa ABD’nin oyununa düşmüş olur. ABD diyalogu esas almalı. Ne getirdiniz?
    (Gazete ve iki kitap.)
    Önümüzdeki hafta 44 numara, pençeli spor ayakkabı, bir de kışlık mont getirebilirsiniz. Herkese selamlar. İyi günler.

    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=2709




    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Öcalan'dan Erdoğan'a yanıt: Birinci Meclis ruhunu istiyoruz


    Görüşme Notları: Öcalan'dan Türkiye Başbakanı Erdoğan'a yanıt: Birinci Meclis ruhunu istiyoruz



    FRANKFURT (17.12.2004) MHA- Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Kürt sorununun demokratik çözümü konusunda Kürt siyasetçi ve aydınların verdiği ilan sonrasındaki tartışmaları değerlendirdi. İmralı Özel Tip Cezaevi'nde bulunan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "etnik, dinsel ve bölgesel milliyetçiliğe karşıyım" sözlerinin samimi olmadığını söyledi.

    Kürt siyasetçi ve aydınlarının Herald Tribune gazetesine verdiği ilan sonrasında TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın "Lozan'ı deliyorlar" şeklindeki açıklamasına yanıt veren Öcalan, "Ayrılık değil, 1. Meclis'in ruhunu istiyoruz. Lozan ne kadar Türkün anlaşmasıyla o kadar da Kürdün anlaşmasıdır" dedi. Öcalan, Herald Tribune gazetesinde yayımlanan ilan sonrasında yaşanan tartışmalar, Kızıltepe'de baba-oğul ile Suriye'de 5 PYD yöneticisinin infazı ve Başbakan Erdoğan'ın etnik siyasetle ilgili açıklamaları konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu. İlan sonrasında Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın "Lozan'ı deliyorlar" şeklinde açıklama yaptığını hatırlatan Öcalan, "Ona cevap vermek istiyorum. 1. Meclis'in ruhu temelinde Kürt Türk kardeşliğini canlandıralım. Ayrılık değil, 1. Meclis'in ruhunu istiyoruz. Lozan ne kadar Türkün anlaşmasıyla o kadar da Kürdün anlaşmasıdır. Bunları İnönü'nün söylediklerine dayandırıyoruz. İnönü Lozan'ı iki Diyarbakır milletvekilini yanına alarak 'biz Kürtler ve Türkler adına imzalıyoruz' dedi. Bunların hepsi tarihte var, kayıtlıdır. Kürt Türk çatışmasını önlemek için Lozan ve 1. Meclis'in ruhunu istiyoruz. ABD'ye dayalı Türk milliyetçiliği geliştirildi. Bu tehlikelidir. Birlik böyle sağlanmaz. Gerçek birlik, hukukuna, demokrasiye kavuşmuş Kürtlerden geçer. Türkün güvenliği için Kürt ne kadar gerekliyse, Kürdün güvenliği içinde Türk o kadar gereklidir. Zorla ayırsalar da ayrılmayacağız" dedi. Erdoğan'a yanıt verdi Öcalan, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "etnik, dinsel ve bölgesel milliyetçiliğe karşıyım" şeklindeki sözleri ile ilgili şunları söyledi: "Bizi kast ederek bunları söylüyordu. Bana cevap hakkı doğdu. Dinsel milliyetçiliğe dayanan AKP'dir. Hem Türk, hem Kürt etnik milliyetçileri de en çok AKP'nin içindedir. Şeyhler, ağalar takımı da kendi içlerindedir. Suçlu insan telaşına girerek başkasını suçluyor. Bunu AKP'ye iade ediyorum. Çok net ortaya koyuyorum. Türkiye'de dinsel milliyetçiliğe, etnik milliyetçiliğe bulaşanlar çok." Ortadoğu’da oyun içinde oyun var Son dönemde ABD, Türkiye ve mevcut Irak Yönetimi arasında KONGRA-GEL'e karşı nasıl hareket edileceğine dair yapılan toplantıları "Tehlikeli bir ittifak" olarak değerlendiren Öcalan, Musul'daki 5 PYD üyesinin infazının peşinin bırakılmamasını istedi. Öcalan, şunları söyledi: "Bu olayı iyice araştırmak lazım. Arkasında hangi güçler var, açığa çıkarmak lazım. Suriye halkına da yeni yıl vesilesiyle mesaj vermek istiyorum. Kendi haklarına, özgürlüklerine sahip çıksınlar. Kendi demokratik haklarını, kültürel kimliklerinin özgürlüğünü yürütmelerini istiyorum. Diğer parçalar içinde bu geçerli. Ortadoğu'da oyun içinde oyun var. Provokasyonlar var. Açık çalışıyorsanız ona göre hareket edeceksiniz. Kim vurduya getirebilirler. CIA olabilir, MOSSAD olabilir, KDP, YNK olabilir. Bizi Suriye ile çatıştırmak isteyenler olabilir. Türkiye MİT'i de olabilir. Bence çok net görünmüyor. Suriye'den açıklama istenebilir. Örgüt çalışması olarak da çok dikkatli olmak gerekiyor. Nasıl kendilerini ele geçirtiyorlar. Eskiden beri şikayetlerim, eleştirilerim vardı. Böyle politika, böyle savaş olmaz, bu sorunlar devam ediyor, benim tarzım olamaz. Diplomasi, siyaset böyle yürütülemez. Eğer adamın dört dörtlük savaşçı yeteneği varsa savaşır. Kars'ta da bu yaz benzer bir olay olmuştu. Gerilla köye iner mi? O zamanda değerlendirmiştim. Yapmayın dersiniz. Kızıltepe'de olanı gördünüz. Nedir bu Kızıltepe olayı? Söylendiği gibi silah filan da yok herhalde. Bir baba ile oğlunu infaz etmişler. Öyle anlaşılıyor ki, devlet politikası, merkezi bir karar sonucu yapılmış değil. Merkezi bir olay demiyorum ama karıştırıcılar var. Nitekim görevden alınmalarda oldu. Böyle kişiler, böyle gruplar vardır ve olacaktır." Kürtler için demokratik konfederalizm Kürt Halk Önderi Öcalan devamla şu değerlendirmelerde bulundu: * Meşhur bildiri ortalığı karıştırdı. Bizimkiler bu işin içinden nasıl çıkacaklar. Benim demokratik çıkışım tarihidir. Devlet biliyor. Hatta AKP uygulamaya çalışıyor. Ama PKK'nin anladığını sanmıyorum. Altı yıldır APO taktik yapıyor diyorlar. Öyle taktik değil temel politik bilincimi özetliyor. Bu konularda çok ciddiyim. Ben bazen bir kelime, bir cümle üzerinde elli defa duruyorum çok ciddi duruyorum. Beni şeyh yerine koyuyorlar. Benim bilimsel bir temelim var. Tarihsel dönemler üzerinde ciddi bilimsel düşünüyorum, çok yoğunlaşıyorum eskiden de ciddiydim ama anlamıyorlardı. Türkiye hakkında söylediklerim, kullandığım bütün kavramlar bilimseldir. Türkiye'nin bütünlüğü, Kemalizim vs. Devletinde yaklaşımını doğru bulmuyorum, APO'dan yararlanalım anlayışı yanlıştır. Ben özlü bir insanım. Özlü bir insan kolay kolay yanıltılamaz. Kendine güvenenler benim söylediklerim üzerinde yoğunlaşsınlar. * Genelde demokrasi kültürü yok. Birbirlerine tahammül yok. Lütfen bu konulara dikkat etsinler. Diğer partilerde yeni yeni bunlara geliyorlar, birleşmeler filan konuşuluyor, ortak platformlara geliyorlar. CHP, DYP'de de bunlar konuşuluyor. Son demokratik konfederasyon değerlendirmem önemli, sadece Kürtler için değil, bütün dünya için geçerli. Tartışmaya açmak gerekir. Demokratik konfederalizm Avrupa'nın şu an içine girdiği eğilimdir. * Avrupa'da dört yüzyıl uluslar, mezhepler birbiriyle boğazlaştı. 1649 Westfelya, yine 1851 dönemi var, ondan sonra birinci, ikinci dünya savaşları yaşandı, yüz binler öldü. Dinler, mezhepler savaşı oldu. Bunların hepsine yol açan milliyetçiliktir ama şimdi bunlar aşılıyor. Dün Erdoğan, etnik, dinsel ve bölgesel milliyetçiliğe karşıyım diyordu. Bizi kast ederek bunları söylüyordu. * Demokratik konfederalizmin öncülüğünü Avrupa'da bugün burjuvazi yapıyor. Ben halkın demokratik konfederalizmi kavramını kullanıyorum. Devlet değil, milliyete dayanmaz, siyasi sınırları esas almıyor, hangi siyasi kültür, hangi dinden olursa olsun hepsini kapsıyor. Daha önce altı maddelik ilkeleri belirmiştim. Siyasi içeriği budur. Taban demokrasisi kavramını kullanmıştım. Bu kavrama uygun olarak özgür yurttaş meclislerinden yukarıya doğru gelişir. Üstte gevşek bir koordinasyon merkezi olur. Türk, Kürt, Araplar içinde öneriyorum. Arapların yirmi iki devleti var. Bu yirmi iki devlet kendi içinde demokratik konfedaralizm oluşturabilir. Ama Arapların Türklerin devletleri var, devlet eğilimli düşünüyorlar, onların bu yaklaşıma gelmesi zor. Geriye bunu gerçekleştirecek sadece Kürtler kalıyor. * Kürtler için demokratik konfederalizm olabilir. Barzani'nin, Talabani'nin federesi var. Onlar devlet hedefli oluşumlardır. Benim önerdiğim devleti hedeflemiyor. Bu nedenle, kavramı, kuramı, kurumu doğru tartışın demiştim. Demokratik ulus devletçi ulustan farklıdır. * Demokratik konfederalizm eşittir, demokratik ulus, demokratik ulus da eşittir halkın demokrasisi. Benim önerdiğimde devlet ekseni yoktur, gevşek bir örgütlenmedir. Bu bizim aynı zamanda eşitlik, özgürlük ve sosyalizm anlayışımızı da dile getiriyor. Nasıl ki Avrupa konfederasyona gidiyorsa, ileride Ortadoğu Konfederalizmi olabilir. Zaten Ortadoğu tarihi konfederalizme uygundur. Bu günden yarına hemen kurulacak anlamında söylemiyorum, ama çağın gidişi o yöndedir. * Milliyetçilik ideolojisi üç yüzyıl Avrupa'yı, yüzyıldır da Ortadoğu'yu kasıp kavurdu. Ortadoğu'da Yahudileri, siyonist milliyetçilik; Arapları, Baas milliyetçiliği; Türkleri de, İttahat Terakki milliyetçiliği batırdı. Ecevit de bir dönem Türkiye, Azerbeycan, Kıbrıs federasyonu diyordu. Konfederalizm şiddete, ayrımcılığa yer vermeyen gönüllü bir çözüm modelidir. Benim çözüm tarzım, perspektifim budur. Bunun karşıtı da milliyetçi yaklaşımıdır. Milliyetçilik boğazlaşmaları halkları tüketir. Türkiye'de biz eğer konfederalizmi başaramazsak, Barzani, Talabani tarzı federe burjuva milliyetçiliği gelişir. Türklerde de milliyetçilik güçlüdür. ABD'de Kürt milliyetçiliğinin arkasındadır. Birbirini katletmenin hiçbir anlamı yok. Ben her zaman katletmeye karşı durdum. Burada da bunun için yaşıyorum. Kürtlerde demokratik bilincin gelişmesiyle bu işler çözülür. Diyarbakır'daki mitingde atılan farklılıklara evet ayrılıkçılığa hayır sloganı, güzel bir slogan. Önemliydi, doğru bir slogandı. * Cezaevlerinde çıkanlar, kendi özgün örgütlenmelerini kurmaları gerekir. Tutuklu ve Kayıplar dayanışma derneği kurulabilir. Hala içeride olanlar var, kayıp olanlar var, faili meçhule idenler var. Onların hakkını hukukunu korumak gerekir. Çıkanların çeşitli sorunları var. Hasta olanlar var, maddi sorunları olanlar var, eğitim sorunları var. Bu sorunları aşmak için destek ve dayanışmayı sağlamları gerekir. Bu arkadaşların kendi kişiliklerini doğru çözümleyip, yaşamla doğru bütünleşmeleri gerekir. Kendi eğitimlerini, özgürlük problemlerini, kimlik sorunlarını çözsünler. Özgürlük problemini kendi kişiliklerinde doğru çözümlemeleri gerekir. Onlara söylersiniz bireysel heveslere kapılmasınlar, yoksa manen tatmin olamazlar, eski komünistler gibi felçli olurlar. Özgürlük demokrasi insan hakları mücadeleleri vermeliler. Bu kadar şeyin karşılığı özgür yaşam katılımı olmalı. Yirmi yıl, on yıl cezaevinde kalmışlar, bağlıyız, seviyoruz diyorlar ama söylediklerini pratikleştirsinler. Cezaevinden sürekli mektup gönderiyorlar. Kaldı ki Türkiye de yeni bir süreç başlıyor, AB sürecine giriliyor. Siyasi yasaklar filan kalmaz artık. Sanırım bir kısmının yasağı da kalkmış durumda. Belirttiğim çalışmaların yanı sıra DTH de katılım gösterirler. Türk-Kürt kardeşliği * DTH çalışması için de birkaç şey söylemek gerekir. Halk toplantılarına da benim düşüncelerimin gitmesi gerekiyor. Program gerekçesi olarak benim Bir Halkı Savunmak kitabımın tümü esas alınabilir. Bu görüşlerim de halka sunulur. Bana inananlar, görüşlerimi merak edenler bunu öğrensinler. Program konusunda bu son söylediklerimi de birleştirilibilir. Milyonlarca kişi söylediklerimi merak ediyor. Bu görüşlerime herkes katılsın demiyorum, katılan katılır. Farklı görüşler olabilir. Dostlar da yer alır, sempatizanlarda olur. Burada kanun dışı olan bir şey yok. Ben cezaevindeyim ama demokratik yurttaşlık hakkımı kullanıyorum. Bende bu partinin sempatizanı olabilirim. Yasaldır. Ayrı görüşler olabilir, ama birlikte hareket etmek gerekir. Tarihi bir dönemdir. Daha önce önerdiğim eş başkanlık modeli vardı, bunu tekrar ediyorum. Eş başkanlık benim tercihimdir. Bunu Türk Kürt kardeşliği içinde önemsiyorum. Benim önerim Türk birisinin olmasıdır. Bu Kürt Türk birliğini sembolize eder. Bakalım bu konuda kadınlar ne düşünüyor. Onların da önerileri olacak. Onların hakkıdır. DTH çalışmasını yürüten arkadaşlar, son bildiride adı geçenler gazete de bu konuları uzun uzun yazabilirler.


    MHA NEWS AGENCY

    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=2912



    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 15.12.2004: Görüşme Notu



    Görüşme Notları: 15.12.2004: Görüşme Notu

    Hoş geldiniz.

    (Üç avukat yalniz geldik.)
    Evet, şimdi yine tarihi bir gün. Zaman çok yetersiz. Ben de söylemek istediklerimi tam açamiyorum. Sanirim sizin için de öyle. Zamani stratejik kullanmamiz lazim. Bu nedenle en önemlilerini aktaralim. Önce sizden mi baslayalim?
    (Bir bilgilendirme notu var. Onu aktarmak istiyoruz. Kisa bir süre önce Musul yakinlarinda Kongra Gel ve PYD yöneticisi bes kisi katledildi.)
    Radyodan dinlemistim. "Bes üst düzey kisi öldürüldü" denilmisti. Ayni olay mi?
    (Evet.)
    Kimler var?
    (Silan Kobani.)
    Kobanili olan Silan mi? Bizim o kiz, öyle mi? Ah, yazik.
    (Evet, O. Suriye çalismalarinin da koordinesindeydi. Ayni zamanda Kongra Gel Yürütme Kurulu üyesiydi.)
    Digerleri kimler, tamami Suriyeli arkadaslar mi?
    (Birisi Kuzeyden Fuat, Malazgirtli; digerleri Suriye’den Zekeriya, Ciwan, Haci.)


    Fuat kim? Yeni katilim herhalde.
    (90 sonrasi katilimli.)
    Digerleri bilinen isimler mi?
    (Hepsi PYD Meclisinde yer alan kadrolar, üst düzey yöneticiler.)
    Kim vuruyor bunlari, nasil değerlendiriyorlar?
    (Yapilan açiklamada olayin sorusturulmasi için bir sorusturma komisyonun kuruldugu, çalısmalarin devam ettigi, ancak ilk tespitler anlaminda olayin Türkiye ve Suriye istihbarati tarafindan kaçanlarin da destegi ile gerçeklestirildigi yönünde.)
    Kaçanlardan kastedilen Botan gil'midir?
    (Evet.)
    Yekiti, KDP isin içinde yok mu?
    (Onlara iliskin bir tespit yok.)
    Bir evde mi katledilmisler?
    (Hayir, araba ile giderken.)
    Taramislar mi?
    (İndirilip kursuna dizilmisler.)
    Ama bu çok saçma bir sey. Bu kadar yönetici nasil bir arabada olabiliyor? Ne isleri var Musul’da?
    (Suriye çalismasinda sorumluymuslar. Daha önce Suriye’de çalisma yürütüyorlardi. Baskilardan dolayi çalisamaz duruma gelince Irak’a çekilip Suriye çalismalarini oradan yürütüyorlarmis.)
    Islami güçlerin, Irak’taki direnisçilerin bir rolü var mi?
    (Bilgilendirmede yerel güçlerin kullanilmis olabilecegi, ancak esas etkili gücün istihbarat örgütleri oldugu belirtiliyor.)
    Suriye istihbaratina kesin mi diyorlar? Neden öyle diyorlar? Suriye Devleti Suriye Partisini tehlikeli mi buluyor? Suriye partisi hakkinda biraz bilgi almak istiyorum. Halk bize bagli mi, halkin durumu nasil? Devlet çok mu üstlerine gidiyor?
    (Halkin bagliligi oldugu, Kongra Gel içindeki sorunlardan dolayi bazi kafa karisikligi yasandigi belirtiliyordu. Bunlarin da asildigi belirtiliyor. Suriye devletinin baskisi oldugu, diger parçalardan (özellikle Kuzeylilerden) çok rahatsiz oldugu, örgüt içeriside istihbari faaliyetler yürüterek parçaciligi gelistirmeye çalistigi, Küçük Güneylilerin aileleri üzerinde baski kurdugu, bu sekilde etkisizlestirmeye çalistigi belirtiliyordu. Yapilan bir açiklamada, Fuat'in yakalanmasi ve öldürülmesi konusunda Suriye İstihbaratinin ödül koydugu belirtildi)
    Neden Fuat üzerinde bu kadar duruyorlar?
    (Daha önce Suriye’de üst düzeyde faaliyet gösterdigi için.)
    Kuzeylileri istemiyorlar. Sunu öğrenmek istiyorum: Benden sonra Suriye’nin bize yönelik politikasinda bir degisiklik mi oldu? Bu baskilar ordu kaynakli mi, yoksa genel bir devlet yönelimimi var? Bunlari ögrenmek istiyorum. Su an Suriye’de kaç tutuklu var? Saniyorum bin civarinda vardir.
    (Mart ayaklanmasi esnasinda iki binin üzerinde tutuklama olmus, su anda sayiyi net bilmiyoruz.)
    Kadrolar mi, halktan mi?
    (Ayaklanma sirasinda yurtseverler tutuklanmisti.)
    Iskenceden öldürülen var mi? Iskenceler var mi?
    (Sert yönelimler, iskenceler var. Kisa bir süre önce bir yurtsever iskence ile katledildi, teslim edilenler var.)
    Kimlerdir, ne zaman oldu? Hamili’den sonra mi oldu? Sayi ne kadar?
    (Son bir yilda altmisin üzerinde kisi teslim edildi.)
    Ha Denizler filan vardi. Baska kim vardi?
    (Xebat vardi, alt düzeyde kadrolar vardi.)
    Yani benim dönemimle tam dersi bir durum mu ortaya çikiyor? Öyle anlasiliyor. Niye böyle bir durum ortaya çikiyor?
    (Son dönemlerde ABD, Türkiye ve mevcut Irak yönetimi arasinda Kongra Gel’e karsi yapilacaklar konusunda bir dizi görüsme ve toplanti oldu. Ayrica Türkiye, Suriye, Iran ve Irak yönetimi arasinda Disisleri Bakanlari düzeyinde toplantilar oldu. Musul’daki olay da tam bu döneme denk geldi. Ayrica o dönemde Iran da dokuz Kürt’ü Türkiye’ye teslim etti.)
    Kim bu dokuz kisi, neden teslim edilmisler?
    (İsimlerini bilmiyoruz.)
    Bu çok ilginç ve tehlikeli bir ittifak.
    (Duran Kalkan da bir röportajında bu ittifak ile ilgili benzer bir değerlendirme yapmisti.)
    Böyle degerlendiriyorlar, ama acemice davranmaya devam ediyorlar. Particilik çok ciddi bir is, eski tarz baglilikla gitmez. Bu yaptiklari adeta sarlatanlik. Söyle devrim partisi, böyle devrim partisi diyorsunuz; ama bunlara da engel olmuyorsunuz. Sen öyle bes yöneticini arabaya bindirip göndereceksin. Yasalsa yasalligi, illegalse illegalligi bileceksiniz. Suriye yönetiminde bana karsi bir ciddiyet vardi. Bizim Suriye’deki evlerimiz vardi. Ne oldu?
    (Sam’dakilere devlet el koymus, diğer yerlerdekiler duruyorlar.)
    Esyalar vardi, saglam mi?
    (Arsiv saglammis.)
    Lübnan’da da bir evimiz vardi. Bilginiz var mi?
    (Bilgimiz yok.)
    Peki, Suriye bu olayi üstlendi mi?
    (Hayir, Suriye’nin böyle bir açiklamasi yok. Yapilan degerlendirme bu yönde.)
    O zaman direkt Suriye’yi dilimize baglamak olmaz. Bu olayi iyice arastirmak lazim. Arkasinda hangi güçler var, onlari açiga çikarmak lazim.
    Suriye halkina da yeni yil vesilesiyle mesaj vermek istiyorum. Kendi haklarina, özgürlüklerine sahip çiksinlar. Kendi demokratik haklarini, kültürel kimliklerinin özgürlügünü yürütmelerini istiyorum. Daha önceki konusmalarimdan da bazi derlemeler yapip benim adima yayinlayabilirsiniz. Diger parçalar için de bu geçerli. Yeni yil mesajini şimdiden böyle veriyorum. Belki gelmeyebilirsiniz.
    Ortadogu’da oyun içinde oyun var. Provokasyonlar var. Açik çalisiyorsaniz ona göre hareket edeceksiniz. Kim vurduya getirebilirler. CIA olabilir, MOSSAD olabilir, KDP ve YNK olabilir. Bizi Suriye ile çatistirmak isteyenler olabilir. Türkiye MİT’i de olabilir. Bence çok net görünmüyor. Üzerinizdeki oyunlarin büyüklügü belli. Bu olayin içinde kesin istihbarat örgütleri var. Suriye’den açiklama istenebilir. Ögrenmek istiyoruz denir. Özel dostlarimiz vardi. Benim adima da sorulabilir. Bu ayni zamanda Suriye yönetimine de uyari olabilir. Sorulabilir; direkt üzerimize mi geliyorsunuz, savas mi ilan ediyorsunuz denir. Örgüt çalismasi olarak da çok dikkatli olmak gerekiyor. Bu vesileyle uyariyorum: Önlem almazlarsa bu sekilde katledilirler. Nasil kendilerini ele geçirtiyorlar? Eskiden beri sikayetlerim, elestirilerim vardi. Böyle politika, böyle savas olmaz. Bu sorunlar devam ediyor. Bu benim tarzim olamaz; kaçanlarin tarzidir. Sorusturmada da bana “Sizinkiler kurbanlik koyun gibiler” dediler. Öcalan’in sert elestirilerini biliyorsunuz dersiniz. Diplomasi, siyaset böyle yürütülemez. Eger adamin dört dörtlük savasçi yetenegi varsa savasir. Kars’ta da bu yaz benzer bir olay olmustu. Gerilla köye iner mi? O zaman da degerlendirmistim. Yapmayin dersiniz. Ben çok kötü kullaniliyorum. Benim adima bu tür seyler yapilamaz. Ben Suriye’de yirmi yil kaldim, bir kisi bile ölmedi, sadece bir kisi tutuklandi. Gençlere de dikkat edilmelidir. Rasgele her yere göndermesinler. Apo kimligini, kisiligini otuz yildir anlatiyorum. Ben illa taraftarim olun demiyorum. Sempatizan, dost olabilirsiniz. Ama bana bagliysaniz ciddiyet, tarz, dirayet, buna uygun tempo gerekir.
    Leyla mektubunda bir yerde dostça diyor örnegin. Ama ben öyle Hasso Hüso degilim. Benimle dostluk öyle kolay olmaz. Size de yönelebilirler. Iste Kiziltepe’de olani gördünüz. Nedir bu Kiziltepe olayi?
    (Yargisiz infaz, çatisma yok.)
    Gerçekten söylendigi gibi silah filan var miydi?
    (Hayir, yurtseverler, baba ile oglu infaz edildi.)
    Öyle anlasiliyor ki, devlet politikasi, merkezi bir karar sonucu yapilmis degil. Merkezi bir olay demiyorum, ama karisticilar var. Nitekim görevden alinmalar da oldu. Böyle kisiler, böyle gruplar vardir ve olacaktir.
    Baska neler var?
    (Geçen görüsmede bir avukatin cezaevi çikislilarin çalismalara katilimlarinin engellendigi yönündeki aktariminin dogru olmadigi, aksine çalismalara katilmalari yönünde bir program ve hazirlik yapildgi belirtiliyor.)
    Zaten söyledikleri dogru gelmedi bana. Kendi özgün örgütlenmelerini kurmalari gerekir. Tutuklu ve Kayiplar Dayanisma Dernegi kurulabilir. Hala içeride olanlar var, kayip olanlar var, faili meçhule gidenler var. Onlarin hakkini hukukunu korumak gerekir.
    (Bu alanda kurulu iki dernek var.)
    O zaman var olanlar birlestirilebilir. Çikanlarin çesitli sorunlari var. Hasta olanlar var, maddi sorunlari olanlar var, egitim sorunlari var. Bu sorunlari asmak için destek ve dayanismayi saglamalari gerekir. Çikan sayi ne kadar, kalanlar ne kadar?
    (İçeride bin bes yüze yakin var. Son yasal düzenlemelerle birlikte Nisan ayina kadar çikacak olanlar dahil, bin bes yüz civari. Ama 99’dan beri çikanlarla birlikte üç bine yakin çikan olacak.)
    Bu arkadaslarin kendi kisiliklerini dogru çözümleyip yasamla dogru bütünlesmeleri gerekir. Kendi egitimlerini, özgürlük problemlerini, kimlik sorunlarini çözsünler. Özgürlük problemini kendi kisiliklerinde dogru çözümlemeleri gerekir. Onlara söylersiniz; bireysel heveslere kapilmasinlar, yoksa manen tatmin olamazlar, eski komünistler gibi felçli olurlar. Özgürlük, demokrasi, insan haklari mücadeleleri vermeliler. Bu kadar seyin karsılıgi özgür yasam katilimi olmali. Yirmi yil, on yil cezaevinde kalmislar; bagliyiz, seviyoruz diyorlar. Ama söylediklerini pratiklestirsinler. Cezaevinden sürekli mektup gönderiyorlar. Zaman olsaydi gönderenlerin isimlerini yazdirip benim adima cevap vermenizi isteyecektim. Ama bu söylediklerimi genel bir mesaj olarak düzenleyebilirsiniz. Kaldi ki Türkiye’de yeni bir süreç basliyor, AB sürecine giriliyor. Siyasi yasaklar filan kalmaz artik. Sanirim bir kisminin yasagi da kalkmis durumda.
    (Evet.)
    Belirttigim çalismalarin yani sira Demokratik Toplum Hareketine de katilim gösterirler.
    (Bilgilendirmede basin yayin çalismalarina iliskin genis katilimli bir konferans yapildigini, bazi sorunlarin tespit edildigini, özellikle Türkiye’deki basin yayin alaninda genisleme ve esneklik adi altinda bir uzaklasmanin yasandigi dönemsel politikalarin yansitilmasinda zorlandiklarini, bu nedenle yeni bir düzenlemeye gideceklerini belirtiyorlar.)
    Ben bu konuda ikili bir sey önerecegim. Legalite seyinde destekleyebilirler. Örnegin DTH legal bir çalismadir. Güdümlü bir parti degil. Bunlar yasal seylerdir, bunlara dikkat edilir. Kendi içinde bagimsizligi vardir. Leyla mektubunda kismen müdahaleler var anlaminda seyler belirtmisti. Bunlar yanlis, müdahale olmaz, ama destekleri olur. Örnegin basin için Avrupa’da dayanisma geceleri düzenlerler.
    (Her alanda son süreçte sizin kullandiginiz bazi kavramlara yanlis yaklasimlar var. Örnegin demokrasi kavrami örgütsüzlük, keyfiyetçilik olarak degerlendiriliyor.)
    O zaman bunu siz anlatacaksiniz. Bizimkilerde demokrasi kültürü yok. Pinar ne yapiyor, çalisiyor mu? Yanina bir iki hukukçu verilse olmaz mi? Pinar’in kitabini okumustum. Kavramlari biliyor. Entelektüel biri en azindan. Demokrasi tarihini biliyor. Orada cezaevi çikislilar da olabilir. İsmi bilen kimler var? Pinar’la birlikte kim var?
    (Basin koordinasyonu var. Isim düzeyinde taninan biri yok.)
    Cezaevi çikislilardan olabilir, teorisini gelistirenler, kendini yetistirenler, hukuku ve sosyolojiyi bilenler yer alabilirler.
    Meshur bildiri ortaligi karistirdi. Bizimkiler bu isin içinden nasil çikacaklar? Benim demokratik çikisim tarihidir. Devlet biliyor. Hatta AKP uygulamaya çalisiyor. Ama PKK’nin anladigini sanmiyorum. Alti yildir APO taktik yapiyor diyorlar. Öyle taktik degil, temel politik bilincimi özetliyor. Bu konularda çok ciddiyim. Ben bazen bir kelime, bir cümle üzerinde elli defa duruyorum, çok ciddi duruyorum. Beni seyh yerine koyuyorlar. Benim bilimsel bir temelim var. Tarihsel dönemler üzerinde ciddi bilimsel düsünüyorum, çok yogunlasiyorum. Eskiden de ciddiydim, ama anlamiyorlardi. Türkiye hakkinda söylediklerim, kullandigim bütün kavramlar bilimseldir. Türkiye’nin bütünlügü, Kemalizm vs konusunda devletin yaklasimini da dogru bulmuyorum. “APO’dan yararlanalim” anlayisi yanlistir. Ben özlü bir insanim. Özlü bir insan kolay kolay yaniltilamaz. Kendine güvenenler benim söylediklerim üzerinde yogunlassinlar.
    Genelde demokrasi kültürü yok. Birbirlerine tahammül yok. Lütfen bu konulara dikkat etsinler. Diger partiler de yeni yeni bunlara geliyorlar, birlesmeler filan konusuluyor, ortak platformlara geliyorlar. CHP ve DYP’de de bunlar konusuluyor.
    Son demokratik konfederasyon degerlendirmem önemli. Sadece Kürtler için degil, bütün dünya için geçerli. Tartisiliyor mu?
    (Hayir, henüz tartisilmiyor. Tam anlasilmadi.)
    Nasil tartisilmiyor? Tartismaya açmalari gerekir. Demokratik konfederalizm Avrupa’nin su an içine girdigi egilimdir. Avrupa’da dört yüzyil uluslar, mezhepler birbiriyle bogazlasti. 1649 Vestfalya, yine 1851 dönemi var; ondan sonra birinci ve ikinci dünya savaslari yasandi, yüz binler öldü. Dinler, mezhepler savasi oldu. Bunlarin hepsine yol açan milliyetçiliktir. Ama simdi bunlar asiliyor.
    Dün Erdogan “Etnik, dinsel ve bölgesel milliyetçilige karsiyim” diyordu. Bizi kast ederek bunlari söylüyordu. Bana cevap hakki dogdu. Cevap veriyorum. Dinsel milliyetçilige dayanan AKP’dir. Hem Türk, hem Kürt etnik milliyetçileri de en çok AKP’nin içindedir. Seyhler, agalar takimi da kendi içlerindedir. Suçlu insan telasina girerek baskasini suçluyor. Bunu AKP’ye iade ediyorum. Çok net ortaya koyuyorum. Türkiye’de dinsel milliyetçilige, etnik milliyetçilige bulasanlar çok. Demokratik konfederalizmin öncülügünü Avrupa’da bugün burjuvazi yapiyor. Ben halkin demokratik konfederalizmi kavramini kullaniyorum. Devlet degil, milliyete dayanmaz, siyasi sinirlari esas almiyor; hangi siyasi kültürden, hangi dinden olursa olsun hepsini kapsiyor.
    Daha önce alti maddelik ilkeleri belirmistim. Siyasi içerigi budur. Taban demokrasisi kavramini kullanmistim. Bu kavrama uygun olarak özgür yurttas meclislerinden yukariya dogru gelisir. Üstte gevsek bir koordinasyon merkezi olur. Türkler, Kürtler, Araplar için de öneriyorum. Araplarin yirmi iki devleti var. Bu yirmi iki devlet kendi içinde demokratik konfederalizm olusturabilir. Ama Araplarin ve Türklerin devletleri var. Devlet egilimli düsünüyorlar, onlarin bu yaklasima gelmesi zor. Geriye bunu gerçeklestirecek sadece Kürtler kaliyor. Kürtler için demokratik konfederalizm olabilir. Barzani ve Talabani’nin federesi var. Onlar devlet hedefli olusumlardir. Benim önerdigim devleti hedeflemiyor. Bu nedenle kavrami, kurami, kurumu dogru tartisin demistim. Demokratik ulus devletçi ulustan farklidir. Demokratik konfederalizm esittir, demokratik ulus; demokratik ulus da esittir halkin demokrasisi. Benim önerdigimde devlet ekseni yoktur, gevsek bir örgütlenmedir. Bu bizim ayni zamanda esitlik, özgürlük ve sosyalizm anlayisimizi da dile getiriyor. Nasil ki Avrupa konfederasyona gidiyorsa, ileride Ortadogu Konfederalizmi olabilir. Zaten Ortadogu tarihi konfederalizme uygundur. Bu günden yarina hemen kurulacak anlaminda söylemiyorum, ama çagin gidisi o yöndedir. Milliyetçilik ideolojisi üç yüzyil Avrupa’yi, yüzyildir da Ortadogu’yu kasip kavurdu. Ortadogu’da Yahudileri Siyonist milliyetçilik, Araplari Baas milliyetçiligi, Türkleri de İttihat ve Terakki milliyetçiligi batirdi. Ecevit de bir dönem Türkiye, Azerbaycan, Kibris federasyonu diyordu. Konfederalizm siddete, ayrimciliga yer vermeyen gönüllü bir çözüm modelidir. Benim çözüm tarzim, perspektifim budur. Bunun karsiti da milliyetçi yaklasimdir. Milliyetçilik bogazlasmalari halklari tüketir.
    Türkiye’de biz eger konfederalizmi basaramazsak, Barzani ve Talabani tarzi federe burjuva milliyetçiligi gelisir. Türklerde de milliyetçilik güçlüdür. ABD de Kürt milliyetçiliginin arkasindadir. Birbirini katletmenin hiçbir anlami yok. Ben her zaman katletmeye karsi durdum. Burada da bunun için yasiyorum. Kürtlerde demokratik bilincin gelismesiyle bu isler çözülür. Diyarbakir’daki mitingde atilan “farkliliklara evet, ayrilikçiliga hayir” slogani güzel bir slogan. Önemliydi, dogru bir slogandi. Suriye korkunç milliyetçi bir devlettir. Iran da Sia milliyetçisidir. ABD, Türkiye ve Israil ittifaki da tehlikelidir. Ama Kürtlerin konfederalizmi Ortadogu’daki bu sorunlari çözebilir. Üniter devlet kalir, ama küçülür. Zaten zorunludur. Böyle büyük devlet çökertir. Obez devlet diyorum. IMF zaten küçültüyor, AB demokratiklestirir. Bes yüz milyar Dolar borçla bir devlet ayakta kalamaz. Kürtler için devlet degil, demokratik konfederalizm. Bunun içinde kadinlar birligi, belediyeler birligi, mahalleler birligi, demokratik isçiler birligi, gençlik birligi, öğrenciler birligi biçiminde halki içine alir. Demokratiktir, içinde halk vardir. Bu kavramlari yeniliyorum. Yanlis anlasilmasin. Örnegin Türk-is ve Disk de birer konfederasyondur. O anlamda hukuk disi bir seyden bahsetmiyorum. Devlet disi, bir devlet degil. Bu kavrama yeni bir anlam yüklüyoruz.
    Diger partiler de degismek zorunda. Yarindan itibaren demokratik bir dönemdir. Tek sef partileri, merkezi ve oligarsik parti dönemi geçmistir. Simdi demokratik dönemdir. Cumhuriyeti üç dönemde ele aliyorum: Elliye kadar otoriter dönem, elliden günümüze kadar oligarsik yozlasma dönemi, simdi de cumhuriyetin demokratiklesmesi dönemi yasaniyor. AB bunu gerektiriyor.
    (Yeni insa çalismalari devam ediyormus. Birçok yogunlasma grubu bir arada bulunuyormus. Tüzük ve program çalışmalari sürüyormus. Newroz’da kurulusu tamamlamayi düsünüyorlar.)
    Daha önceden bitirebilirler miydi? Ama öyle planlamislarsa olabilir. Bu çerçeveyi onlara da iletin. İnanci ve bagliligi güçlü olanlar katilirlar. Bu bir koalisyon degil. Kendine güvenenler katilirlar, yer alirlar. Önerdigim alti ilke bir nevi onlar için de geçerlidir. Demokraside federe milliyetçilik ulus anlayisi yok. Ekonomi de toplumun denetimindedir. Bunlari alti ilkede açmistim. Bu çerçevede çalismalarini bitirirler. Kendilerine çok güvenenler katilirlar. Basarilar diliyorum.
    Meclis Baskani “Lozan’i deliyorlar” diyordu. Ona cevap vermek istiyorum. Birinci meclisin ruhu temelinde Kürt-Türk kardesligini canlandiralim. Ayrilik istemiyoruz, Birinci Meclisin ruhunu istiyoruz. Lozan ne kadar Türk’ün anlasmasiysa, o kadar da Kürt’ün anlasmasidir. Bunlari Inönü’nün söylediklerine dayandiriyoruz. Inönü Lozan Antlasmasini iki Diyarbakir milletvekilini yanina alarak imzaladi; “Biz Kürtler ve Türkler adina imzaliyoruz” dedi. Bunlarin hepsi tarihte var, kayitlidir. Lozan’in 39 maddesini biliyorsunuz. Baskin Oran kiyameti kopardi. Lozan’i azgin bir sovenizmle uygulatmayanlar bizi suçluyorlar. Kürtleri yok saydilar. Bunu manset yaparsiniz. Kürt-Türk çatismasini önlemek için Lozan ve Birinci Meclisin ruhunu istiyoruz. ABD’ye dayali Türk milliyetçiligi gelistirildi. Bu tehlikelidir. Birlik böyle saglanmaz. Gerçek birlik, hukukuna ve demokrasiye kavusmus Kürtlerden geçer. Türk’ün güvenligi için Kürt ne kadar gerekliyse, Kürt’ün güvenligi için de Türk o kadar gereklidir. Zorla ayirsalar da ayrilmayacagiz. Bu konuda mücadele verecegiz.
    Ne getirdiniz?
    (Mont, ayakkabi, gazete, kitap ve dergi getirdik. Baska bir ihtiyaciniz var mi?)
    Hayir, arkeo atlas’in birinci ve ikinci sayilarini aldim, üçüncüsünü de getirirsiniz. Herkese selam. Iyi çalismalar.


    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=2921




    Re: A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004

    dersim -

    Görüşme Notları: 05.01.2005: Görüşme Notu


    05.01.2005 Tarihli

    GÖRÜŞME NOTLARI


    Hoş geldiniz. (Yeni gelen arkadaşa dönerek) Siz nereden geliyorsunuz?
    (Mersin’den geliyorum.)
    Oraya kayıtlısınız. Mehmet mi geldi?
    (Evet, Mehmet geldi.)
    Zamanı iyi kullanalım, önem sırasına göre kısa kısa sizden alalım. Ne var?
    (Yürütme Konseyinin bilgisi var. HPG’den görevli Sezai Karakuş isminde bir arkadaş İstanbul’da yakalanmıştı. Basın örgüt parasıyla yaşadığını, farklı bir yaşam içinde olduğunu yazarak teşhir etmişti. Arkadaşın böyle bir durumu yoktu. Arkadaş buna karşı yedi sayfalık bir mektup bırakarak Tekirdağ F Tipi Cezaevinde yaşamına son vermiş.)
    Niye öyle bir yönteme başvurmuş?
    (Basının yaşamına dil uzattığını, buna sessiz kalamayacağını belirtiyor. Ayrıca sizden de özür diliyor. Sizin yaşam felsefenize aykırı bir şey olduğunu bildiğini, ama yaşam ilkelerine yapılan bu saldırı karşısında sessiz de kalamayacağını da belirtiyor.)
    Benim hakkımda onlarca şey yazdılar. Böyle bir şeye gerek yoktu. İntihar zayıflığın bir ifadesidir. Güçlü olan intihar etmez. Bu duruma düşülmemeli, anısına da saygı duyuyorum. Arkadaşı saygı ile anıyorum. Görevli olarak mı gönderilmiş? Böyle görev anlayışını kabul etmiyorum.
    Başka ne var?
    (Musul’da katledilen arkadaşlardan Fuat’ı tanıdığınızı, sorduğunuz değerleri ve maliyeyi korumakla görevli arkadaş olduğunu, bu nedenle hedeflediklerini belirtiyorlar.)
    Eski Fuat mı? Diğerleri de Suriyeli. Ne işleri vardı orada?




    (Musul’da öldürülen beş polisle ilgilerinin olmadığını belirtiyorlar.)
    Bu çok önemli. Bizimle ilgisinin olmaması önemlidir. Kimin yaptığı net mi?
    (Arap direnişçilerin yaptığı şeklinde basında yer aldı.)
    Bu iki olay arasında bağlantı var. Bu iki olay arasında bir benzerlik var. Çok tuhaf, beşe beş. Bizim arkadaşları katledenler net mi?
    (İstihbarat örgütlerinin ve kaçanların yaptığını söylüyorlar.)
    Bu genel bir tahmin, biraz bana doyurucu gelmiyor. Bu tip anlayışa karşı olduğum biliniyor. Bu tarz adam gönderme bizim tarzımız değil. Bunları komple açık bir şekilde gönderme, vurdumduymazlığa gitmeye açık bir şeydir. Kazım olayında da aynı şeyler yaşandı. Bunlar kirli savaşın nesneleridir. Provokasyonlar olabilir. Bizim savaş ve yaşam tarzımızın bu yanlışlıklardan arınması gerekir. Musul kimin denetiminde? Beş kişi arabada gezeceksiniz. Böyle şeyler olmaz. Neden bu beş kişi böyle gönderiliyor? Bunu yapmak objektif olarak işbirlikçilik anlamına geliyor. Muazzam kirli savaşa yol açıyor. Başka ne var?
    (Cemil Esat öldü. Sizin adınıza bir mektup yazılarak baş sağlığı dileniyor.)
    Cemil Esat öldü mü? Ah, yazık. Normal bir ölüm mü?
    (Evet. Yine bir mektup yazılarak daha önce bahsettiğiniz hususlar Suriye yönetiminde sorulmuş. Bize yansıyan bir cevap yok. Suriye yönetiminin harekete karşı politikasında değişiklik var deniliyor. Sizin on maddelik çözüme ilişkin perspektifinizin bütün Avrupa Devlet Başkanlarına ve Avrupa Parlamentosu’na gönderildiği, önemli bir duyarlılık yaratıldığı, Avrupa Parlamentosu’nun raporunda bunların büyük bir kısmının yer aldığını, ancak Avrupa Konseyi’nin raporunda direkt Kürt sorununa ilişkin net bir belirlemenin olmadığını, ama kapalı kapılar ardında bu sorunun tartışıldığını belirtiyorlar.)
    Sözlü bir takım şeyler olabilir mi? Herhalde sözlü bir takım şeyler var. Bize yönelik gerek ABD ile, gerek AB ve Türkiye arasında bir şey mi var? On maddelik çözüm paketi güncelleştirilebilir. Üçlü bir zirve olacak galiba.
    (Evet, önümüzdeki günlerde olacağı söyleniyor.)
    Bizim barışçı tutumumuz bu üçlü toplantıya yansıtılabilir. Türkiye, ABD ve Irak üçlüsüne mesajımız iletilsin. Uzlaşma çıkarsa biz buna varız. Daha önce Başbakana iki mektup yazmıştım. Birincisi Gül başbakanken yazmıştım. İkisinden de cevap alamadım. Yine Sayın Erdoğan’a da dokuz sayfalık bir mektup yazdım. Bu üçüncüsü oluyor. Mektubun içeriğini bu görüşmeye yansıtacağım. Başbakanın buna vereceği yanıt çok önemli. Son şanstır. Eğer olumlu bazı adımlar atılamazsa, kıştan sonra gelişecek olan gerilla düzeyinde, serhildan düzeyinde bir harekettir. Ama biz bunu istemiyoruz. Mektupta bunlar var. Cevap nasıl olacak, bilmiyorum. Leyla’lar da altı ay süre istemişlerdi, onları da dikkate aldık. Eğer düzenlenecek üçlü zirvede tasfiye kararlaştırılırsa, benim yapacağım bir şey yok. Üçlü yönelim çok şiddetli çatışma ortamı başlatır. Türkiye’nin içine yönelirler. Teslim olacak değiller. Buna kimin yol açtığı kendilerinin bileceği iştir.
    Zana’ların çıkışını, 17 Aralık’ı olumlu değerlendirmeye çalıştık. Ama üçlü bir anlaşma ile yönelim olursa, -mektubumda da belirttim- yanıt bulunamazsa, doğal olarak Filistin intifadası gibi olaylar, Çeçenistan gibi olaylar başlar. Türkiye’nin iyiliğini istiyorlarsa, AB sürecini kazasız belasız atlatmaları gerekir. Eğer Türkiye’de barış derinleştirilmek isteniyorsa, Erdoğan’ın bazı adımları atması şart. Sanırım Erdoğan 15 Ocakta Diyarbakır’ı ziyaret edecek. Burada vereceği mesajlar önemli. Olumlu mesaj vermesi gerekir. Aksi taktirde bu savaş ilanı anlamına gelir.
    Ben kendim için şunları söyleyeceğim. İyi yazın: Fiziki, psikolojik, etik ve toplumsal mantığımla ben bu biçimde sürdüremem. Ne idam korkusundan ne de başka bir şeyden, inandığımdan dolayı bu çizgiyi sürdürdüm. Üçüncü mektup oluyor. Erbakan’a da mektup göndermiştim. Hatta daha önce kendisi mektup göndermişti. Yine Özal döneminde de mektuplar göndermiştim. Bugün ufak bir adımın atılmaması bitirmeye yönelime varır. Savaşı dayatmak anlamındadır. Hükümetinki bir savaşı dayatmaktır. “Siz zayıfsınız, sizinle barış olmaz. Suriye ve İran ile anlaştık. Irak ve ABD ile görüştük, AB ile anlaştık. Sizi dünyadan tecrit ettik. İçerde de durumu idare ediyoruz. Siz teslim olsanız da kabul etmeyiz. Savaşı dayatıyoruz” diyor. Sonuç normal koşullarda savaş dayatmasıdır.
    Benim sorumluluklarım da bitmiştir. Bizimkiler de iyi anlasınlar, Musul’a böyle adam gönderilmez. Adam gibi bu savaşı gücünüz ölçüsünde karşılamanız gerekmektedir. Israrla savaş dayatılıyor, mutlak imha dayatılıyor. Bir iki ay içerisinde yeni bir şey olmazsa tamamen imha anlamına gelir. Burada ne olumlu ne olumsuz hiçbir şeyi üstlenmiyorum. Ben şimdiye kadar barış için elimden gelen her şeyi yaptım. Hükümet beni ciddiye almıyor, Kongra Gel de beni ciddiye almıyor. Bir ağır tecrit hükümlüsünün bu konularda bu kadar konuşması doğru değil. Ben Kürt ve Türk halkının ihtiyaçlarını düşünerek bunu yaptım. Ama bundan sonra nefesim yetmiyor. Gücümün yetmemesinden ziyade, bahsettiğim dört özellik nedeniyle fazla anlamlı bulmuyorum. Yirmi yıl, otuz yıl mücadele verdim, ancak bu kadarına yol açtım.
    Kaçanların ne yaptığı ortada. Bunlar sahte önderlik peşindeydiler. Bağlı arkadaşlar da yeteneklerine göre yapmaya çalışırlar. Bütün barışçıl çabamıza bir yanıt almadık. Çeçenistan bugün özerk bir cumhuriyettir; Filistin devlet benzeri bir örgütlenmedir, üniversiteleri var. Ama hala inkar politikası, yok sayılma durumu devam ediyor. Anadil, yayın hakkı bile verilmiyor. Bunların yanında deveden kulak taleplerden bulunduk. Ana okulu yok, doğru düzgün bir yayını yok. Demokratikleşme deniliyor. Bu yapay bir demokratikleşmedir, demokrasinin ruhuna aykırıdır, CHP demokratikleşmesidir. Ortada adım da yok. AKP bu konumdan yararlanarak, çıkarlarını iyi sentezleyerek götürüyor. AKP tüccar zihniyeti ile hareket ediyor. Barışa yanaşmıyor. İsrail ve Filistin barışını düşünüyor, ama kendi ülkesindeki barışa önem vermiyor. Gül, İsrail-Filistin barışı için gidiyor, ama burnu dibindeki olayı görmüyor. Demek ki savaşta çıkarı var. Asker, polis ve Kürt gençleri ölüyor, umurunda bile değil. AKP’nin başka türlü ayakta durması mümkün değil.
    Otuz yıldır düzen böyle sürüyor. Ordu zayıflıyor, Kürt halkı zayıflıyor, ama Kürt ağaları gelişiyor. Kemalizm geriliyor ve ABD güç kazanıyor. Hükümet, Kürt işbirlikçileri, ABD ile AB PKK’nin üzerine yönelmede anlaşıyorlar. Biz Avrupa Birliği zirvesine bütün gücümüzle destek olalım dedik. Taleplerimize cevap yok. Bu nereye götürüyor? İkinci bir Siyonizm gibi Kürt işbirlikçiliğinin devletleşmesi söz konusudur. Kürt milliyetçiliğinin devletleşmesi İran ve Türkiye’ye karşı kullanılacak. Ben bunu engellemeye çalıştım. Bizimkiler zayıf kalıyor. Kardeş denilen alçak bile milliyetçilerle birleşti. Benzeri şeyler 1948’de Filistin’de de oldu. Sonuç korkunç savaşlardır. İsrail’i nasıl Araplara karşı savaştırıp Arapları mahvettilerse, burada da yürütülen, iti ite kırdırma politikasıdır. Türk-Kürt savaşı başlıyor, ABD iki tarafı kullanıyor. AB de kullanacak. Ben bunun önlenmesi için çaba harcadım. Başbakan eğer halkını düşünüyorsa adım atar.
    Ecevit’in de sanırım açıklaması vardı?
    (“Musul’u alalım” diyordu.)
    Ne Musul’u, ne Kerkük'ü? Yeni Kudüs Kerkük’tür. Derya gibi kan akacak. Çok acı duyuyorum, ama maalesef gelinen nokta budur. Musul’da PKK’lilerin ve polislerin öldürülmesi kanlı sürecin başlangıcıdır. Bu bunun ilk adımıdır. Sayın Başbakandan rica ettim: Bunu durdurmak senin elindedir. Biz sıradan hakları istiyoruz. Böyle yaparsak Kürt milliyetçiliğinin ikinci Siyonizm olmasını engelleriz. Ben çok sorumlu davrandım. Başbakan mektuplarıma neden cevap vermiyor? Ben inanarak, severek yaptım ama yanıt yok. Sonuç savaşa gider. Gelişecek olan artık serhildandır. Ana okulunu, TV ve radyosunu dahi vermiyorlar. “İşkenceye sıfır tolerans” diyor, ama seninki aslında demokrasiye ve insan haklarına sıfır toleranstır. Bana söylesin, cumhuriyetin birliği için çalışalım. Geçmişte hepimizin hatası oldu. Bunları beraber aşalım, yeni bir sayfa açalım diyoruz.
    Ama bu olmazsa halka söyleyeceğim, kendi diline ve kültürüne sahip çıksın. Yeni AB Anayasasına göre kadın, çoluk çocuk “Anaokulumu, radyomu, televizyonumu istiyorum” desin. Sokağa dökülsünler. Anadiline sahip çıkmayan, adam yerine konulmaz; haramdır, çoluk çocuğu da haramdır. Anadilini öğrenmek temel bir haktır. Ama maalesef politika kurnazlık olarak anlaşılıyor. Karşı taraf sürekli gol atıyor. Aslında kale de, kalecide yok. Yüze sıfır, iki yüze sıfır, üç yüze sıfır. Bizimkiler anlamıyorlar. Kendilerini koruyamazlarsa ya imha olacaklar ya da intihar edecekler. Sonuç nereye gidiyor? Kör kavgaya gidiyor. Bu iyi bir şey değil. Türkiye insanı buna layık değil. Asker ve polis niçin ölsün? Asla intikam şeyim yok. Bu gençler, bu insanlar niye ölsün? İsrail-Filistin barışını düşüneceğine kendi ülkendeki barışı düşün. Filistin için kırk takla atıyor. Biz çok fazla şey istemiyoruz. Sorun iktidar sorunu, sorun bazı güçlerin çıkarı sorunu. Çözüm için birkaç şey söyledim. Demokrasi ve barış için gereken yapılmazsa birbirlerine girecekler. Ben karışmıyorum, ben söyleyeceğimi söyledim. Bir ağır tecrit hükümlüsü ancak bu kadar yapabilir. Mektubumun özü budur. Gereken adımlar atılmazsa halk kendi pozisyonunu alacak. Halkımız kendisini seferberlik konumuna getirmek zorunda.
    Başka aktaracaklarınız var mı?
    (Gazetedeki bir arkadaşın mesajı var. Kendine güvendiğiniz ve bu göreve onu önerdiğiniz için teşekkür ediyor. İlk geldiği zaman yukardan bir yönetim anlayışı ile gelmediğini, alttan demokratik bir yapılanmayı oluşturmaya çalıştığını, bunun zor ama doğru bir yöntem olduğunu belirtiyor. Böyle bir süreçte doğrudan değil ama dolaylı engellerle karşılaştığını, maddi ve kişisel bazı problemlerin önüne geldiğini, ama bunu aşmaya çalıştığını, bu alanın halkın demokrasi anlayışı için önemli olduğunu belirtiyor. Önceki haftalarda uzlaşın demiştiniz. Uzlaşma zeminine gelmeyen bazı değerlerle uzlaşmayacağını ve güveniniz ve dayanışmanızla çalışmalarda başarılı olacağını belirtiyor.)
    Değerli arkadaş, kendinizi az çok tanıyorum. Barış için çabanızı biliyorum. Babanızın, dedenizin soylu davranışlarını biliyorum. Bu görevi entelektüel kapasitenizi göz önüne alarak, kişiliğinizin barışçı yönünü de düşünerek, sizin reyinizi de almadan böyle bir öneride bulundum. Barışın ihtiyacı var, halkın ihtiyacı var. Kapasitenizin de olduğunu biliyorum, engeller olmasa normal demezdim. Çok çeşitli kesimlerle uzlaşmalarınızın olabileceğine inanıyorum. Cezaevinde çıkan arkadaşlarla, özellikle bayan arkadaşlarla ilişkiler olabilir. Yayın kurulunu genişletebilirsiniz. Çizgi için birkaç şey söyleyebilirim. İşleyeceğiniz şey devlet-ulus ile demokratik ulus kavramını işlersiniz. Bir de demokratik konfederalizm kavramını işlersiniz. Yine milliyetçiliği, milliyetçiliğin tarihi, milliyetçiliğin ve dinin Ortadoğu’da kullanılma şeklini ve kadın özgürlüğünü işlersiniz. Demokratik konfederasyonlaşmayı kitlelere taşırırsınız. AB süreci ile birlikte geniş kapsamlı yeni bir gazetenin derinliğine gelişeceğine inanıyorum. Başarılar diliyorum.
    Güvenliklerine toplu olarak dikkat etsinler. İlerde bazı siyasi görevler alabilir, söz konusu olabilir. Behice Boran’ın partileşme şeyi vardı. İlerde böyle şeyler olabilir. Demokratik Toplum Hareketine Türk birçok arkadaş katılmalı. Kendisine hem politika hem yayın alanında başarılar diliyorum. Siz avukatlarım gözlemlersiniz, dönem dönem bana aktarırsınız. Engel çıkaranlara müdahale edersiniz. Arkadaşlar da kendisine maddi ve manevi destek sunsunlar.
    Başka neler var?
    (DTH toplantılarına başladı. Diyarbakır’da halk ile yapılan toplantının olgun geçtiğini, sizin şahsınızda halkın projeye bağlı olduğunu, güven duyduğunu belirtiyorlar.)
    İstenilen düzeyde gidiyor mu? Sağlıklı işliyor mu?
    (Çok istenilen düzeyde olmasa da, pratik sorunlar olmakla birlikte, aşılmaya çalışılıyor.)
    Toplantıların sonuçları olduğu gibi basına yansıtılmalı. Birçok Türk arkadaş katılmalı. Bu bir Kürt Partisi değildir. Zorla da olsa etnik milliyetçilik yapılmayacaktır. Türk-Kürt ayrımı kaldırılmalıdır. Bu tamamen Avrupa normlarına uygundur. Türkiye ulusu ekseninde bütün halkların katılımı olmalıdır.
    (Bazı Türk aydınlarının eleştirilerinin olduğunu, başladıktan sonra ‘gelin katılın’ demenin doğru olmadığını, tartışıp ortak taleplerle birlikte başlatılması gerektiğini belirtiyorlar.)
    Burada hangi koşullarda bulunduğumu, nelerle nasıl boğuştuğumu bilmeleri gerekir. Başlaması katılmaları için engel değil. Bundan sonra da destek verebilirler. Eşitlik ve özgürlüğe çağırıyorum. Birlikteliğe çağırıyorum. Bunlar iyi dileklerdir. Türk aydınlar tekrar davet edilsin. Komünlerden yani özgür yurttaş meclislerinden DTH’ne bol bol katsınlar. Şimdi CHP de bazı şeyler yapmak istiyor, ama CHP bunu başaramaz. Benim bu demokratik konfederalizm kavramım tartışılıyor mu?
    (Çok tartışılmıyor, fazla yansımadı.)
    Nasıl tartışılmıyor? Tartışmaya açılması lazım. Benim bu söylediğim, Cumhuriyetin demokratikleşmesidir. Bütün bunlar yeni bir yol şeyine girebilir. Benim sosyalizm anlayışım şu: Reel sosyalizm dahil, devlete dayanan bir sosyalizm anlayışını doğru bulmuyorum. Benim demokratik konfederalist anlayışım budur. Demokrasiyi geliştirmeden sosyalizm olmaz. Sovyet hegemonyacılığı ile tutmadı. Sovyetler Sümer rahip devleti gibiydi. Çin de öyle. O yüzden ABD karşısında tutunamıyorlar. Ortadoğu’nun mevcut durumu ne üstten ABD’yi, ne de alttan halkı kabul eder. Yönetimler bu arada sıkışmışlardır. Ya kendilerini dönüştürürler, ya da ABD’nin baskısı karşısında ezilirler. Yeni bir milliyetçi dalga nasıl geçmişi kaybettirdiyse, bugünü de kaybettirir. Burada demokratik konfederalizm ilaç gibidir.
    ABD milliyetçiliği kışkırtıp bir yüzyılın kaybına yol açabilir. Milliyetçilik bir yüzyılı kaybettirdi, bu yüzyılın da kaybolmaması için demokratik konfederalizmi tabandan örgütlemek gerekir. Bu ana çizgidir. Demokratçılığa dayanan sosyalizm olmalı. Bunun özü daha önce program için açtığım altı maddedir. AB demokratikleşiyor, Türkiye demokratikleşiyor, Kürt Hareketi demokratikleşiyor. Bunlar bir sentez oluşturmalı. Yanlış anlaşılmasın, Türkiye konfederalizm olsun demiyorum. Üniter yapısını koruyarak, ama demokratik bir cumhuriyet olsun diyorum. Talabani-Barzani devleti yerine Kürdistan Demokratik Konfederalizmi diyorum. Bu, Türkiye Cumhuriyeti ile dost olmalı. Demokratik konfederalizm Kürt milliyetçisi değildir. Milliyetçi devletçilikten uzak durulması, demokratik ulusçuluğa önem verilmesi ve AB sürecinin bir sentez olarak algılanması gerekir. Bu temelde halkın seferber olmasını istiyorum. Bunu yeni yıl mesajı olarak düzenlersiniz.
    Hükümetin barış için adım atması gerekir. Kongra Gel de bu on maddelik talebi üçlü toplantıya sunsun. Gerekirse KDP aracılığıyla gönderebilir. Umarım bu bir iki ay içerisinde olumlu bir şey çıkar. Yüzyıllık problem böylelikle çözülür. Basın da bu çizgiyi takip etsin. Milliyetçiliği böylelikle tehlikeli olmaktan çıkarırız. Yeni yıl mesajını beş on sayfa olarak düzenlersiniz. Bütün dünya ve Ortadoğu halkına demokratik konfederalizmi hediye ediyorum. Bu temelde yeni yıllarını kutluyorum. Mesajın altına ‘yaşasın demokratik konfederalizm’, ‘yaşasın barış’ gibi anlamlı bir iki mesaj da yazabilirsiniz. Bunlar iyi dileklerdir. Çözümsel değerlendirmelerdir.
    DTH’ne selamlarımı iletirsiniz. Eş başkanlık modelini daha önce de söylemiştim. Eş başkanlık sistemi geliştirilmeli. Önerilerimi iletebilirsiniz. İllegalite olmayacak, sonuna kadar açıklık olmalı. M. Kemal’in 1920’lerdeki cumhuriyetçiliğine vereceğimiz en iyi yanıt, cumhuriyetin demokratikleştirilmesidir. En iyi yurttaşlığı ben yapıyorum. Sonuna kadar yasal vatandaşlık hakkımı kullanacağım.
    (DEHAP yasal zorunluluktan dolayı kongrelerini 13 Ocakta yapacağını, kongre yapmalarının yasal zorunluluktan kaynaklandığını, ancak farklı anlaşıldığını, böyle bir durumun olmadığını, DTH’ne destek verdiklerini belirtiyorlar.)
    Yasal nedenlerdendir, değil mi?
    (Evet.)
    Tamam, kongrelerini yapacaklar. Bu harekete katılsınlar. Anayasa mahkemesi DEHAP’ı kapatırsa kapatır.
    Sabri ne zaman çıkıyor?
    (Şubatın başında çıkıyor.)
    Çıktığında sağa sola gitmesine gerek yok. Bu harekete fiili sözcüm olarak katılsın. Bu arkadaş benim adıma fiilen Demokratik Toplum Hareketi içinde rolünü oynasın. Kendine bir ekip oluşturur. Sizden biri de onunla beraber yasal temsilci olarak çalışır.
    Güç tahminen ne kadardır?
    (7-8 bin civarındadır.)
    Ne kadarı içerdedir acaba?
    (Herhalde yarısı içerdedir.)
    Kandil bası da çok geçiyor, sanki hepsi Kandil’dedir. Yoğunluk orada mı?
    (Sanmıyoruz bütün alanlarda varlar.)
    Bradost alanlarında KDP-YNK ile demokratik uzlaşıyı geliştirsinler.
    (Bradost alanındaki halkın şehirlere göç ettiği söyleniyor.)
    Tamam, kendileri doldururlar. Yoğunluk Behdinan’da var galiba. Botan’a önem vermeliler. İran’da güç var mı?
    (Doğu gücü de varmış.)
    Dersim, Amed alanlarında varlar mı?
    (Bütün alanlarda olduğu söyleniyor. Karadeniz’e kadar olduğu söyleniyor.)
    O zaman çok tehlikeli olabilir. Kendi komuta kademelerini kendileri seçsinler. İntiharvari şeyleri doğu bulmuyorum. Kendi özgürlük mücadelenizi kendiniz geliştireceksiniz.
    Aktaracağınız ne var?
    (PAJK’ın mesajı var. PAJK zemininde bir toplantı yapmışlar. Şimdiye kadar erkeği dönüştürme projesi çerçevesinde yapılan eğitimleri değerlendirmişler. Baharda yeni bir eğitim devresi daha başlatacaklarını belirtiyorlar.)
    Kadınlar için hemen şunu söylüyorum: Kadınlara ilişkin 8 mart vesilesiyle daha sonra değerlendirmelerde bulunacağım. Daha önce söylemiştim. “Özgür kadın kimdir, nasıl yaşamalı” kitabını geliştirsinler demiştim. Bazıları bunun üzerinde yoğunlaşabilirler. Bayanlardan yürütme konseyine kim girmiş.
    (Asya ve Zaxo yürütme konseyi başkan yardımcısıdırlar.)
    Diğer başkan yardımcıları kimlerdir? Abbas var. Başka?
    (Rüstem var.)
    Nerelidir?
    (Küçük Güneylidir.)
    Diğer iki bayan vardı. Pelşin ile Jiyan çalışmanın içerisindeler mi?
    (İkisi de PAJK komisyonlarında çalışıyorlarmış.)
    Tamam, hepsine selam söylersiniz.
    (Gazeteleri gelmediğimiz zaman alabiliyor musunuz?)
    Günde bir tane almaya çalışıyorum. Herkese selamlarımı söylersiniz. Siz de gittiğiniz yerlerde herkese selamlarımı söylersiniz. İyi günler.

    Mehmet İle Görüşme

    Merhaba, nasılsın?
    (Sağ ol. Sağlık durumun nasıl? Herkes soruyor.)
    Sağlık durumum aynı devam ediyor. Gece yarıları sanki boğuluyorum, akıntı var, geceler yarıları nefessizlikten uyanıyorum. Sanki nefesim kesiliyor, uyanmak zorunda kalıyorum. Bu babamda da vardı herhalde.
    (Evet, vardı.)
    Bu nefessiz kalmanın nedeni kapalı yerde kalmamdır. Ayrıca nem oranı çok yüksek. Ağzım kuruyor, ağzımın içinde yaralar çıkıyor, yanmalar oluyor. Bu durumu avukatlara da aktarırsın. Bunun üzerinde durursunuz. Doktorlara anlatırsınız.
    Dışarıda ne var, ne yok?
    (Dışarıdaki gündemde yeni oluşum var. Halkın gündeminde de bu var.)
    Nasıl gidiyor DTH?
    (Bu oluşumda hem milliyetçi kesim, hem de DEHAP içindeki belli bir kesim, bunlar ufak da olsa sıkıntı çıkartmaya çalışıyorlar. Her iki kesimde de sıkıntı çıkaranlar var.)
    Bunun nedeni nedir?
    (Herkes kendi gücü oranında parsel koparmak istiyor.)
    Bu tür şeyler olacak, ama bu tür şeyler doğru değil. Önemli olan bu oluşumu götürenlerin beraber hareket etmeleridir. Birlik olmalarıdır. Genişletebilirler, farklı çevrelerden insanlar olur. Sadece Kürt partisi değil, değişik çevrelerden insanlar gelmeli.
    (Gençlik ve kadının saf dışı bırakıldığını iddia edenler var.)
    Gençlik ve kadın kurumların motor güçleridir. Ama gençliği ve kadını bazı bireyler ve hizipler kullanabilirler. Gençlik ve kadın buna karşı uyanık olmalıdır. Kendilerini kullandırtmasınlar. Benim bu konuda birçok kitap ve yazım çıktı, bunlardan faydalanabilirler. Buna göre kadın ve gençlik yeni oluşuma katkı sunabilirler. Doğru olan da budur.
    (Cezaevinde çıkan bazı arkadaşların selamları vardı.)
    Aslında bunların 20 yıllık birikimleri var. 20 yıl, 10 yıl yatanlar var. Bunların birikimleri var. Bunlar neden kurum ve toplumun ihtiyaçlarına cevap olmadılar?
    (Bazılarının yetersizlikleri var.)
    Nasıl yetersizlikler?
    (Gördüğüm kadarıyla ufak da olsa, birey düzeyinde de olsa rant, yoz ve zaaflılıklara düşmüşler.)
    Bu tür şeylere düşenler zaten bitmişler. Kalan arkadaşların tamamı bu yeni oluşumda ve kurumlarda yeteneklerine göre yer almaları gerekir. Kendilerini sorgulamalılar aynı zamanda. Bireyler ve hiziplere çok dikkat etsinler. Kendilerini kullandırtmasınlar. Aktif siyasete destek versinler, çalışmalara aktif katılsınlar. Dışarıya gitmelerine gerek yok.
    Kimlerle görüştün?
    (Şamil ile görüştüm.)
    Gazetede çalışıyor mu?
    (Evet, çalışıyor)
    Şamil avukatlarla görüşerek, benim bu altı yıllık buradaki dramımı gazetede yazabilir. Herhalde beni buraya getirdiklerinde iki yıl içinde ölmemi bekliyorlardı. Buradaki koşullar da bu duruma uygundur. Menderes ve Yılmaz Güney’i de buraya getirmişlerdi. Sistem iki üç yıl içerisinde ölmesini hesaplayarak insanları buraya getiriyor. Buradaki dramı gazetede yazsınlar.
    Başka ne var ne yok? Kaçanlara ilişkin herhangi bir bilgin var mı?
    (Net bilgim yok. Ama duyumlara göre kendi aralarında sorunlar yaşıyorlarmış. Anlaşmazlıkları var.)
    Kimler bir arada kalıyor?
    (Duyduğuma göre Kani, Botan ve Osman beraber kalıyorlar.)
    Zaten onlardan bir şey çıkmaz.
    Cezaevinde çıkan arkadaş var. Başka yere gitmesine gerek yok. Demokratik çalışmaya katılsın. Güvenliğine dikkat etsin.
    Gazeteye hiç gidiyor musun?
    (Evet, gittim, yetkililerle konuştum, ekonomik sorunları vardı.)
    Destek çıkanlar yok mu?
    (Destek veren yok.)
    Gazeteyi ayakta tutmaya çalışsınlar. Herkes destek versin. Gençlik dağıtımında yardımcı olsun.
    (Özgür yurttaşlık hareketinden arkadaşların selamları vardı. Köy ve kent meclisleri, halk meclisleri kurmaya çalışıyorlar.)
    Selamlarımı yolluyorum, başarılar diliyorum.
    Görsel basında ne var?
    (Bazı kişiler ve benim de görüşüm, TV bazı kişi ve kurumların sesi olmuştur. Ufak da olsa bazı kesimlerin görüşlerini yansıtmıyor. Bu yönlü iddialar var. Bende de bu kanaat var.)
    Bu konuda demokrasinin işlemesi gerekir.
    Üçlü zirve yapılıyor. Bu gidiş tehlikeli bir gidiştir. Bunun sonucuna bakmak gerekir.
    Kongra Gel’de ne var ne yok?
    (Gördüğüm kadarıyla, basında izlediğim kadarıyla herhangi bir sorun yok.)
    Duran, Cemil, Murat ve Mustafa basına konuşuyorlar mı?
    (Duran, Murat ve Mustafa çıkıyorlar, Cemil’i fazla görmüyorum.)
    Cemil’in sağlık ve herhangi bir problemi mi var?
    (Bildiğim kadarıyla sağlık vb. bir problemi yok.)
    HPG’nin gücü ne kadardır sence?
    (Bir bilgim yok.)
    Herkese saygı ve selamlarımı yolluyorum. Soran herkese selamlarımı söylersiniz.


    http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=News&file=article&sid=3054



    Mit folgendem Code, können Sie den Beitrag ganz bequem auf ihrer Homepage verlinken



    Weitere Beiträge aus dem Forum DERSİM-ZAZA ARŞİVİ

    MUNZUR'UN TÜRKÜSÜ ERZINCAN BULUSMASI - gepostet von dersim am Sonntag 27.05.2007
    Dersim İnancı'nda HIZIR_M. COMERD - gepostet von dersim am Sonntag 25.05.2008
    Miandonike - gepostet von dersim am Freitag 11.05.2007
    AIHM'in Içyer Karari ve Köye Dönüs Sorunu... Hüseyin AYGÜN - gepostet von dersim am Sonntag 17.06.2007



    Ähnliche Beiträge wie "A. Öcalan'ın Görüşme Notları_06.04.1999-15.12.2004"

    Nächste Treffen - gepostet von Amadeus M. am Donnerstag 06.04.2006