boyalı kuş (merak edenlere)

Untitled
Verfügbare Informationen zu "boyalı kuş (merak edenlere)"

  • Qualität des Beitrags: 0 Sterne
  • Beteiligte Poster: oznur - KüBrA
  • Forenurl: Klick
  • aus dem Unterforum: Kitap
  • Antworten: 2
  • Forum gestartet am: Donnerstag 07.12.2006
  • Sprache: türkisch
  • Link zum Originaltopic: boyalı kuş (merak edenlere)
  • Letzte Antwort: vor 15 Jahren, 11 Monaten, 14 Tagen, 23 Stunden, 11 Minuten
  • Alle Beiträge und Antworten zu "boyalı kuş (merak edenlere)"

    Re: boyalı kuş (merak edenlere)

    oznur - 13.04.2007, 15:01

    boyalı kuş (merak edenlere)
    yazar: JERZY KOSINSKI

    Kosinski, kitapta ikinci dünya savaşında ailesinden ayrılmak zorunda kalan altı yaşında bir çocuğun ailesinin onu bulmasına kadar yaşadıklarını, onun ağzından anlatıyor. Savaş, köyden köye savrulmalar, hayatta kalma mücadelesi, onca vahşete, safsatalara maruz kalmalar,... Bunlar hayal ürünüyken bile ürkütüyor insanı; Kosinski'nin kendi yaşadıklarını anlattığını öğrenmem ise içimi daha da ürpertti.

    Boyalı Kuş, Kosinski'nin kahramana ve zamana dair sözleriyle başlıyor: ”1939 yılının sonbaharı, ikinci dünya savaşının ilk haftaları binlerce benzeri gibi altı yaşındaki o küçük çocuk da, Orta Avrupa'nın büyük bir şehrinde yaşıyan annesiyla babası tarafından uzak bir köye gönderildi.”(sf.11) Ebeveynin niyeti çocuklarını savaştan uzaklaştırmak, her şey düzene girince de yanlarına almaktır. Onu bir yolcuya emanet ederler; ancak kargaşada çocukla ilgili bilgi alabilecekleri tek insanı/yolcuyu kaybederler. Çocuk, yaşlı bir kadınının yanında barınır. O ölünce başlar köyden köye kaçmaya. Dört yıl sürer bu. Köyler farklı olsa da oralarda yaşayan insanlar birbirinin aynıdır; “köylerinden dışarı çıkmayan, kendi aralarında yaşayan, sarı saçlı, açık tenli, mavi gözlüdür. Oysa çocuk esmer, kara kaşlı ve kara gözlüydü. Okumuş burjuvaların dilini konuşuyordu. Doğulu çiftçiler, ırgatlar için bu dil, anlaşılmaz bir şeydi.”(sf.11) Köylüler çocuğu Yahudi, Çingene sanırlar. Onu korurlarsa Nazilerden zarar göreceklerini bilirler; korku cehaletle birleşir çocuğun durumu iyice güçleşir. Yanında ağızlarını açmazlar; çocuğun, kendilerinin dişlerini sayacağına, bunun kötülük getireceğine ve sayılan her dişin hayatlarından bir yıl götüreceğine inanırlar. Çocukla gözgöze gelince de başlarını çevirip üç kere yere tükürürler. Gittiği he yerde “uğursuz”dur.



    Çocuk, başlarda ailesinin onu bulacağını umar. Bir süre sonra ise umuttan bahsetmez olur. Zamanla sert doğa ve insan şartlarına karşı kendini koruma yollarını öğrenir. Köylülerin konserve kutularından yaptıkları ‘komet' adı verilen ateş kutusu vardır. Bu hem ısınmada hem yemek pişirmede kullanılır. Çocuk da kendine bir tane edinir bunlardan; “Ateş kutusu, insanlarla köpeklere karşı da etkili bir silahtı. Kıvılcımlar saçan bu garip araç karşısında, en azgın köpek bile duraklardı. Saldırgan birinin yüzüne doğru sallansa, herifi kaçırmak mümkündü.”(sf.40)



    Sayfalar ilerledikçe kitabın içerdiği şiddet, hurafeler, cinsel sapkınlıklar da aynı oranda artıyor; insanın sinirleri dayanmıyor. Çocuk köylülerle anlaşma yapar kendisine yatacak yer ve yemek vermeleri için. Karşılığında ağır işler, nedensiz dayak yemeler... Genç bir kız cinsel arzularını dindirmek için onu kullanır. Başlarda hoşuna gider bu durum. Bir gece kız, abisi, babası aralarına bir tekeyi de katarak ilişkiye girerler, bunu görünce hayal kırıklığına uğrar. Ewka'nın, kendisi yerine kıllı, pis kokan bir tekeye sarılmasına anlam veremez. Oradan da ayrılır.



    Kitabın adı olan boyalı kuşun öyküsü ise yürek parçalayıcı: Çocuk, kuşçu Lekh'in yanına sığınır. Lekh ormanda en güzel kuşları yakalar, bunları köylülerle takas ederek hayatını kazanır. Ludmilla yöredekiler tarafından dışlanmış bir kadındır ve Lekh'in sevgilisidir. Zaman zaman buluşurlar, ancak hiç kimse kadının yaşadığı yeri bilmez. Ludmilla uzun süre ortadan kaybolduğunda Lekh en güzel kuşlardan birini seçer, onun her yanını rengarenk boyar. Ormanda, çocuğa kuşu ayaklarından tutarak sallatır, tepelerinde onun bağrışına gelen yeteri kadar kuş toplanmasını bekler. Sonra bırakır sürünün içine boyalı kuşu. O özgür olduğuna emin, katılır sürüye. Onlar ise kendilerinden biri olmadığına inandıklarından gagalayıp parçalarlar garip misafiri; zavallı kuş tüysüz, kan içinde düşer yere. Lekh'in sevgilisini görememesi uzadıkça kuşların kurbanlığı da sürer.


    ---> lekh'in sevgilisin öldürülme şekli beni etkilemişti..anlatamam çünkü çok kötü bişeydi...şölee sölim kız köyün or.. idi ve köylüler kızı ona mütakip bi yolla öldürdüler...



    Köyler sık sık “Beyazlar”ın, “Kızıllar”ın ve Almanların baskınına uğrar. Her biri karşı taraftan yana olan, ona yardım edenleri cezalandırır. Böyle bir günde Almanlar tarafından yakalanır çocuk. Bir asker infaz için onu ormana getirir, sonra serbest bırakır. Çocuk ileride insanların saç, deri rengini değiştirecek bir fitil bulmayı hayal eder. Almanların üstünlük savaşını anlayamaz: “yakmak için koca koca fırınlar yapacaklarına, Yahudilerle Çingenelerin göz ve saç rengini değiştirmek daha kolay olmaz mıydı?”(sf.111) Bir yandan da subayların kıyafetlerinden, duruşlarından etkilenir; köylülerin elinde odun ateşinde ölmektense Almanların yaptığı fırınlarda yanmayı daha onurlu bulur.

    1944 yılı sonbaharı Sovyet askerleri köylere girerler. Çocuk, Kalmuklar'ın köy baskınında yaralanmıştır, onu birliğin hastanesine götürürler. Bir süre birlikte yaşar. Askerler ona okuma yazma öğretirler. Sonraki güzergah bulunmuş çocukların gönderildiği merkezi yurtlardır. Oradaki çocukların, yaşadıklarının etkisiyle ya tamamen içlerine kapandıkları ya da saldırganlaştıkları anlatılır.



    Çocuk, annesi babası gelince, göğsündeki doğum lekesi onu ele vermese, onlarla gitmeyi istemez. Kendi başına yaşadığı onca zamandan sonra zor gelir bu durum. Onun saldırganlığını şaşkınlıkla izler ailesi. Geceleri dolaşma bahanesiyle dışarı atar kendini, dostlar edinir, gizli/tehlikeli işlere girer, “insanlar gündüz barış içinde yaşıyor, gece olunca savaş kuralları geçerli oluyordu”r (sf.238) Bir gece polis tarafından yakalanır. Sağlığı da kötü olduğu için batıdaki dağlık bölgeye yerleşirler. Ailesi, onu dağa yaşlı bir kayak hocasının yanına gönderir. Bir gün kayarken uçurumdan düşer. Hastanede uyandığında telefon çalar. Konuşma isteğini engelleyemez, hırıltılar hecelere, sözcüklere dönüşür. Uzak bir köy kilisesinde yitirdiği sesine kavuşur.



    Kitapta ne çocuğun ne de herhangi bir köyün adı vardır. Kosinski'nin “binlerce benzeri gibi” demesi her ikisi için de geçerlidir. Yıllardır maruz kaldığı kötülük iyice içine işler çocuğun, ileride kötü birisi olmayı insanlara kötülük saçmayı, bu sayede güç kazanıp üstünlük kazanmayı düşünür. Saldırganlaşmasının izleri doğayı zalimce betimlemesinde de görülür: ”Kül rengi bulutlarla dolu gökyüzü saman damların üstüne abanmış eziyor gibiydi. ” (sf.90)

    Kitap bittiğinde içim hüzünle, umutsuzlukla kaplansa da, zamanın ve sevginin en kötü yaşanmışlıkları bile unutturup yaraları sağaltacağı, bu nedenden insanevladından umut kesilmemesi fikriyle dağıttım kara bulutlarımı. Jerzy Kosinski, yapıtlarıyla, bu sava en güzel örneklerden birini oluşturuyor kanımca.


    Türkçesi: Aydın Emeç

    E yayınları



    Re: boyalı kuş (merak edenlere)

    KüBrA - 13.04.2007, 16:19


    baya yazmissin..tanitim icin tsk!



    Mit folgendem Code, können Sie den Beitrag ganz bequem auf ihrer Homepage verlinken



    Weitere Beiträge aus dem Forum Untitled

    hızlı okumaya çalışın - gepostet von oznur am Dienstag 20.02.2007
    ortak özellik nedir? - gepostet von oznur am Montag 26.03.2007



    Ähnliche Beiträge wie "boyalı kuş (merak edenlere)"

    Güzelliğinizin sayısını mı merak ediyorsunuz? - aysima_fb (Dienstag 14.08.2007)
    merak konusu, - ~Dj Akinci~ (Mittwoch 24.05.2006)
    EFENDiMiZi HiCMi MERAK ETMiYORSUNUZ - firtina (Samstag 30.06.2007)