Verfügbare Informationen zu "İNSAN VÜCUDU"
Qualität des Beitrags: Beteiligte Poster: siyah - McIzDıRaP - gogo - by CaRiSmA - shecher - MeTo - ^^dilosch^^ - FaTaLMaSTeR - rainbow Forum: ๒єאкєภt קг๏ןє кlย๒ย aus dem Unterforum: İNSAN VÜCUDU Antworten: 9 Forum gestartet am: Montag 08.01.2007 Sprache: türkisch Link zum Originaltopic: İNSAN VÜCUDU Letzte Antwort: vor 16 Jahren, 2 Monaten, 8 Tagen, 23 Stunden, 59 Minuten
Alle Beiträge und Antworten zu "İNSAN VÜCUDU"
Re: İNSAN VÜCUDU
siyah - 10.01.2007, 22:16İNSAN VÜCUDU
İNSAN VÜCÜDU
1- İskelet Sistemi
1. iskelet 2. Kaslar 3. Eklemler
Bu üç birimin işbirliği ile canlılarda hareket gerçekleşir. Koşmak, oynamak, yürümek, konuşmak ve yemek yeme gibi hareketleri hareket sistemini oluşturan iskelet ve iskeletin üzerini saran kaslarla gerçekleştiririz. Kemiklerden oluşmuş eklem ve bağlarla birbirine tutturulmuş destek yapıya iskelet denir.
İSKELET
Canlılarda iç ve dış olmak üzere iki tip iskelet vardır. Dış iskelet: Vücudun dış kısmında bulunur, üzerinde hiç bir vücut örtüsü bulunmaz. Organik, inorganik maddeler veya her ikisinin birleşiminden oluşur. Daha çok basit yapılı canlılarda bulunur. Bu canlılar-daki büyümeye dış iskelet sınırlayıcı etki gösterir.
Kavkı: Salyangoz, istiridye ve midyede bulunur. Kitin: Eklembacaklılarda bulunur.
Kalker: Mercanlarda bulunur.
İç iskelet: Vücudun iç kısmında bulunur. Üzeri çeşitli vücut örtüleri ile kaplıdır. Kemik ve kıkırdaktan oluş-muştur. Genel olarak omurgalılar adı verilen canlılarda bulunur.
Omurga: Omurgalılarda bulunur.
a) Kıkırdak omurga —> Köpek balıklarında bulunur.
b) Kemik omurga —> Balık, kuş, kurbağa, sürün-gen ve memelilerde bulunur.
2- Kas Sistemi
Kas Sistemi - Yürüme, konuşma, besinlerin çiğnenmesi, kan dolaşımı gibi tüm vücut hareketleri kasların aktivasyonuna bağlıdır. Kas dokusu, kontraksiyona uyarlanmış hücrelerden meydana gelir. Kas hücreleri kasıldığı zaman, kalınlaşır ve kısalır. Kasılma esnasında, tutundukları vücut kısmını hareket ettirirler. Kas hücreleri uzun ve dar olduklarından kas lifi olarak ta isimlendirilirler. Genellikle kas liflen kendilerini çevreleyen bağ dokusu tarafından sarılır.
3- Kan Dolaşım Sistemi
Dolaşım sistemi; arterler, arterioller, kapiller, venüller ve venlerden oluşan birbirine bağlı tüplerin oluşturduğu karmaşık bir sistemdir.
Kalp, bu sistemin içinde, itici bir güç olarak merkezde yer almaktadır. Kan, kalbin oluşturduğu basınçla tüm vücudu dolaşır. Kalp, yaklaşık olarak kişinin yumruğu büyüklüğünde, içi boş, kastan oluşan bir organdır. Septum denilen bir duvarla ortadan sağ ve sol olarak önce ikiye, bunlar da tekrar üst ( atrium→kulakçık ) ve alt ( ventrikül→karıncık ) olmak üzere ikiye bölünür; toplam dört boşluktan oluşur.
Vücuttan dönen kirli kan sağ kulakçığa, sağ kulakçıktan sağ karıncığa geçer, sağ karıncıktan da temizlenmek üzere pulmoner atardamarlarla akciğerlere taşınır. Akciğerlere ulaşan kan CO2 - O2 değişiminden sonra pulmoner toplardamarlar vasıtası ile vücuda pompalanmak üzere sol kulakçığa, oradan sol karıncığa geri taşınır, sol karıncıktan da aorta vasıtası ile vücuda dağıtılır. Kulakçık ile karıncık (Atrium ile ventrikül) arasındaki akışlar, geri dönüşe izin vermeyen kapaklar tarafından kontrol edilmektedir. Kanın geri dönüşünü önleyen bu sistemler sayesinde dolaşım sistemi tek yönde hareket ederek normal akışını sürdürür (arter:atardamar; kapiller:kılcaldamar; ven: toplardamar).
4- Boşaltım Sistemi
İnsanda boşaltım sistemi; böbrekler, idrar kanalı, idrar kesesi ve boşaltım kanalından oluşur
İdrar yapan ve idrarı dışarıya atan sisteme boşaltım sistemi adı verilir.
Boşaltma sisteminde bulunan organlar şunlardır :
1 - İdrarı yapan, vücut için faydasız ve zararlı maddeleri süzerek kandan ayıran böbrekler,
2 - İdrarı, idrarın toplanma yeri olan torbaya götüren idrar borusu,
3 - İdrarın toplandığı torba “idrar torbası” (mesane),
4 - İdrar torbasında birikmiş olan idrarı, vücuttan dışarı atan bölüm.
Böbreklere süzülmek, içindeki zararlı ve faydasız maddeler dışarı çıkarılmak için gelmiş olan kan, böbreklerin kabuk bölgesinde süzülmeye uğrar. Kanda bulunan üre, böbreklerde bu süzülme sonucu kandan ayrılır ve böbreğin havuzcuk denen bölümünde toplanarak, idrarın meydana gelmesini sağlar. İdrar, buradan idrar borusu yolu ile idrar torbasına gelir. İdrar torbasında birikme olduktan sonra da, refleks meydana getirecek kadar çoğalınca, uretra yolu ile dışarı atılır.
İdrar, sulu bir sıvıdır. İçinde, normal hallerde şu maddeler bulunur :
1 - Proteinlerin yanmasından meydana gelen üre ile ürik asit ve üratlar,
2 - Magnezyum, potasyum, sodyum tuzları, 3- Su, İdrardaki su oranı, her zaman değişir. Bu oran, kanın basıncı ve alınan su ile ilgilidir. Normal hallerde, 24 saatte 1 - 1,5 litre olarak çıkarılan idrar, suyun çok alındığı zamanlarda artabilir. Bu arada, idrarda bulunan maddeler, normal hallerde de yenilen yiyeceklere göre değişiklik gösterebilir. Çok et yiyenlerde asit, çok sebze yiyenlerde bazlar çoğalır. İdrar içinde bulunan üre, idrardaki bakteriler ve sıcağın etkisi ile kimyasal bir ayrışıma uğrar ve karbon asidi ile amonyak meydan gelir. Sıcakta kalmış idrarda, bu sebeple amonyak kokusu meydana gelir.
Böbreklerle kandaki zararlı ve faydasız maddelerin dışarı atılmasından başka, vücudumuzdaki zararlı ve faydasız maddelerin dışarı atılması işleri, başka yollarla yapılmaktadır. Biz, yalnız boşaltım sistemi ile vücudumuzdaki zararlı maddeleri dışarı atmak zorunda kalsak, çok geçmeden, kendi kendimize zehirlenip ölürüz.
Vücudumuzdaki zararlı maddelerin dışarı atılmasına yardımcı olan sindirim sistemindeki zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlayan kaim barsaklardan ayrı olarak, başlıca derimiz sayılabilir. Derimizle, kanda bulunan su, az oranda üre, ürik asit, tuzlar, karbon dioksit dışarı atılır. Bundan başka solunum yolu ile de, kanımızda birikmiş olan ve vücudumuz için zararlı olan karbondioksit gazını da dışarı çıkarırız.
5- Üreme Sistemi
Yeni fertler meydana getirmek demek olan üreme,canlıların başlıca özelliklerinden biridirDaha önce gördüğümüz organlar,sağlıklı yaşamak için gerekli,olduğu halde üreme organları,bir bireyin sağlıklı yaşaması için gerekli değil dir.örneğin,üreme organlarından herhangi biri veya bütün sistem çıkarılırsa organizma varlığını kaybetmez,yaşamını sürdürür.Fakat böyle bir organizma ancak kendi varlığını sürdürür ve ölür.soyunu devam ettiremez.Üreme yoluyla her fert ölümüne rağmen soyunun sürekliliğini sağlar.Moleküler düzeyde üreme olayı,nükleik asitlerin kendini eşleme özelliğinden kaynaklanır.Canlılar çok eskiden beri doğal seleksiyonla çeşitli üreme yolları geliştirmişlerdir.bu üreme olaylarında iki temeltip ayrılır:Eşeysiz üreme ve Eşeyli üreme
Eşeyli üreme
Bir dişi ve bir erkeğin cinsel birlerşmesi sonucunda ulaşılan üreme biçimidir.
Eşeysiz üreme
Omurgasız hayvanlarda 3 başlık altında toplanır.
1)PARÇALANMA 2)TOMURCUKLANMA 3)PARTENOGENEZ
1.PARÇALANMA
Toprak solucanı,yassı solucan v.b'de görülür.rejenerasyonla meydana gelir.bazı canlılarda yeni birey bazılarında kopan yerin yenilenmesi söz konusudur.
2.TOMURCUKLANMA Atasal bireyde tomurcuk oluşuyor.Ve bu tomurcuktan yeni birey oluşturuyor.
3.PARTENOGENEZ Arılarda görülür.Yumurtanın döllenmeden gelişmesine doğal partenogenez denir.
6- Solunum Sistemi
SOLUNUM SİSTEMİ
Vücudu oluşturan tüm hücreler yaşamlarını sürdürmek için bir dizi kimyasal işlemler yaparlar, bu işlemlere METABOLİZMA denilmektedir. Metabolik işlemler esnasında her hücre oksijen ve glikoz kullanır; karbondioksit ile diğer atık maddeleri üretir:
( Glikoz ) C6H1206 + 6 O2 6 CO2 + 6 H2O + Enerji
Görüldüğü gibi kimyasal işlemlerin olabilmesi için oksijene gereksinim vardır. Ayrıca hayati organlara ( kalp, beyin gibi ) birkaç dakika oksijen gitmediği takdirde hücrelerde hasar oluşmaktadır.
Soluduğumuz hava normalde % 21 oksijen, % 78 azot, % 1 oranında diğer gazları içermektedir. Biz soluduğumuz havada bulunan % 21 oranındaki oksijenin sadece % 5-6 sını kullanırız.
Oksijen yokluğunda görülebilecek sorunlar:
0 -1.dakikada kardiyak hassasiyet ( aritmi vb.)
1 -4. “ beyinde hasara eğilim
4 -6. “ beyin hasarı başlar
6 -10. “ beyin hasarı artar
10 + “ geri dönüşsüz beyin hasarı
Oksijenin atmosferden alınıp hücrelere iletilmesi iki sistemin iyi çalışmasına bağlıdır; 1- solunum sistemi, 2- dolaşım sistemi dolaşım)
7-Endokrin Sistem
Endokrin sistem
Endokrin sistem, vücudun kontrol ve düzenleme görevini sinir sistemi ile birlikte yürüten sistemdir.
Endokrin sistem sinir sistemi birlikte çalışarak organizmanın bütünlüğünü sağlar. Endokrin sistemin başlıca üç işlevi vardır.
• Büyüme, gelişme ve üremeyle ilgili olayların başlıca düzenleyicisidir.
• Metabolik aktivite ve vücut sıvılarındaki kimyasalların yoğunluğunu ayarlayarak homeostazın korunmasını sağlar.
• Sinir sistemi ile birlikte strese karşı dayanıklılığı arttırır.
Endokrin sistem endokrin bezlerden oluşur. Bu bezler hormon denen salgıyı salgılar.
Ürettikleri salgıları kana veren bezlere iç salgı bezi bu salgılara da hormon denir. Ürettikleri salgıları kanala veren bezlere ise dış salgı bezi denir. Bu salgılara da enzim denir.
İç salgı bezleri sistemi ( endokrin sistem ) birbirleriyle iletişim halindeki farklı bezlerden meydana gelir. İç salgı bezleri insan vücudunu kontrol eden bir sistemdir. Bu sistem sinir sistemiyle birlikte vücudun çalışmasını düzenler. Vücudun olağan ve olağan dışı olaylara tepkisini ayarlar. İç salgı bezleri bu işlevini salgıladıkları hormonlar vasıtasıyla sağlar. Değişik bezlerden salgılanan çeşitli hormonlar kan yoluyla ilgili organlara ulaşırlar ve bu organlara çeşitli emirler taşırlar.
Hormon
Canlıların vücudunda bulunan bezler tarafından üretilip, kan ile taşınan maddelerdir. Her hormonun etki edeceği hücre, doku veya organ farklıdır.
Az miktarda üretilip, protein ve yağ yapısındadırlar. Vücutta hormon üreten bezler; hipofiz, tiroid, paratiroid, adrenal, pankreas ve eşey bezleridir.
Hormonlar etki yerlerine göre 3 tiptir
Genel etkili hormonlar: Kan yoluyla ulaştıkları, vücudun br çok yerinde etkili olan hormonlardır, örneğin büyüme hormonu
Hedef yapılara etkili hormonlar: Sadece belli doku ve organlara etkili olan hormonlardır.
Lokal etkili hormonlar: Sadece salgılandıkları alanda etkili olan hormonlardır.
Hormon Üreten Bezler
a. Hipofiz Bezi
Beynin tabanında hipotalamusun altında yer alır. Merkezi sinir sisteminin hipotalamus kısmı ile olan bağlantısı sayesinde diğer bezleri kontrol eden ana bezdir.
İki kısma ayrılır. Ön lobuna adenohipofiz, arka lobuna ise nörohipofiz adı verilir. Adenohipofiz, hipofizin gerçek endokrin bölümüdür. Hipotalamusta üretilen hormonlar taşıyıcı damarlar vasıtası ile adenohipofize gelir ve hipofiz hormonlarının salınmasını ya da baskılanmasını sağlar.
Nörohipofiz ile ile hipotalamus arasında sinir bağlantıları vardır.
Hipofiz bezinde üretilen hormonlar ve görevleri
Büyüme hormonu (growt hormon, GH) : Büyüme ve gelişmeyi sağlar. Özellikle kemik ve kas dokusunun gelişmesinde etkilidir. Metabolizmayı doğrudan etkiler. Büyüme döneminde fazla salgılanması devliğe az salgılanması cüceliğe sebep olur.
Tiroid stimüle edici hormon (TSH): Tiroid bezini uyararak tiroid hormonlarının sentezlenmesi ve salgılanmasını sağlar.
Prolaktin: Dişilerde gebelik döneminde memedeki süt bezlerinin çalışarak süt üretmesini ve enjeksiyonunu sağlayan hormonu salgılar.
Folikül stimüle edici hormon (FSH) : Folikül stimüle edici hormon kadınlarda her bir menstrual siklus sırasında ovaryumda folikül hücrelerinin büyümesini ve östrojen salgılanmasını, erkeklerde ise sperm üretimini sağlar.
Melanosit stimüle edici hormon (MSH) : Deriye renk verici maddeleri uyaran hormondur.
Lüteinleştirici horman (LH) : Kadınlarda ovulasyonu (yumurtlamayı), progesteron ve östrojen salgılanmasını, erkeklerde ise testesteron salgılanmasını sağlar.
b. Tiroid bezi
Tiroid bezi, boynun ön kısmına yerleşmiş olan, salgıladığı hormonlarla vücut metabolizmamızı düzenleyen ve yaklaşık 25-40 g kadar olan bir bezdir. Tam olarak yutak ve gırtlak arasında yer alır.
Gırtlağın ön tarafında bulunan tiroid bezi salgıladığı hormonlarla, vücuttaki tüm organların işleyişini ve metabolizmasını etkiler. İki çeşit hormon üretir.
Tiroksin : Vücut metabolizmasını hızlandırır. Tiroksin hormonu iyot varlığında sentezlenir. Alınan yiyeceklerde iyot eksikse tiroksin salgılanamaz ve tiroit bezi büyür. Buna guatr denir. Tiroksin hormonu az salındığında hücreler arası sıvıda sodyum ve suyun, kanda ise kolesterolün yükselmesine yol açar.
Kalsitonin : Kandaki kalsiyum ve fosfatın kemiklere geçmesini sağlar. Kanın kalsiyum ve fosfor konsantrasyonunun ayarlanmasında düşürücü etkiye sahiptir.
Paratiroid bezi : Tiroid bezinin arkasında yer alan dört küçük bezdir. Salgıladığı parathormon, kemikten kalsiyum serbestleşmesini, kemikte kalsiyum depolanmasını sağlayan osteoblastları inhibasyonunu, kalsiyumun böbrekten atılmasını azaltıp fosfor atılımını arttırmak gibi fonksiyonları yerine getirir.
c. Böbrek üstü bezleri (adrenal bezler)
İki böbreğin üst kısmına yerleşmiş bir çift bezdir. Dışta yer alan kabuk (korteks) ve içte yer alan öz (medulla) olmak üzere iki kısımdan oluşur.
Kabuk (korteks) kısmından salınan hormonlar: Adrenal korteks hormonlar steroid yapıdadırlar. Su ve iyon dengesini sağlayan hormonlardır, En önemlisi aldosterondur. Aldosteron böbreklerde iyonların (sodyum ve klor) emilimini arttırır.
Öz Bölgesinden (medulla) Salınan Hormonlar: Adrenalin ve noradrenalin hormonlarını üretir. Bu hormonlar, kavga veya kaçış durumları için gereken ani bedensel tepkileri oluşturur ve desteklerler. Adrenalin korku, heyecan, öfke anında salınır. Kan basıncını yükseltir, kalp atışlarını hızlandırır, damarları daraltır, göz bebeklerini büyütür, kılları dikleştirir.
d. Pankreas Bezi
Pankreas bezi karma bir bezdir. Ürettiği enzimleri özel bir kanalla on iki parmak bağırsağına gönderir.
Pankreas bezi salgıladığı iki çeşit hormon ile kandaki şeker dengesini ayarlar.
İnsülin, kanda şeker miktarı arttığı zaman salınır. Kandaki şekerin {glikozun} fazlasının karaciğerde glikojen şeklinde depolanmasını sağlar. İnsülin yeterli salgılanmazsa kandaki şeker oranı yükselir.bu da şeker hastalığına sebep olur. Şeker hastalığı olan kişilerin idrarında glikoza rastlanır
Glukagon ise kandaki glikoz miktarı azaldığı zaman salınır. Karaciğerde depolanmış glikojende'" gereken miktarını glikoza dönüştürerek kana geçmesini sağlar.
e. Böbrekler
Böbrekler iki değişik yapıda hormon salgılarlar.
Kalsitriol : Steroid yapıda olan bir hormondur. Vücutta kalsiyum iyonunu destekler. D vitaminin aktif şeklidir.
Eritropoietin : Kırmızı kemik iliğinden eritrosit yapımını uyarır. Böbreklerdeki düşük oksijen oranına cevap olarak salınır. Böylelikle artan eritrosit yapımı sonucunda oksijen taşıma kapasitesi de artar.
f. Eşey Bezleri
Üreme sistemi hormonlarını kadınlarda ovaryum ( yumurtalık), erkeklerde ise testisler üretirler. Eşey bezleri ergenlik çağına girildikten sonra hipofiz bezinin etkisiyle faaliyet gösterir.
Testislerde erkeklik hormonları olan androjenler üretilir. Bunlardan testosteron hormonu fonksiyonel sperm yapımını ve olgunlaşmasını ikincil cinsiyet özelliklerinin (sakal ve bıyık çıkması,kılların büyümesi,sesin kalınlaşması,kemiklerin gelişmesi erkek tipi kaslı bir vücut yapısının oluşması) ortaya çıkmasını sağlar.
Yumurtalık dişilerde bulunan bir çift bezdir. Ergenlik dönemine ulaşıldığında bu bezden östrojen ve progesteron hormonları salgılanır . Östrojen dişilikle ilgili ikincil cinsiyet özelliklerini (dişilere özgü ince ses gelişimi,üreme organlarını gelişimi,dişiye ait vücut yapısının oluşması) sağlar.
Progesteron hormonu ise gebeliğe hazırlanmada önemli rol oynar. Embriyonun gelişmesi için rahmi hazırlar, embriyonun uterin tüpü boynuna iletilmesini sağlar ve meme bezlerinin gelişmesinde önemli bir yere sahiptir.
8-Sindirim Sistemi
Canlılar enerji ihtiyaçlarını karşılamak için beslenmek zorundadır. Fakat bazen dışarıdan besin almak tek başına yeterli olmaz. Çünkü büyük besin molekülleri hücre zarından geçemezler. Besinlerin hücre zarın-dan geçebilecek büyüklüğe kadar parçalanmasına sindirim, bu olayın gerçekleştiği sisteme de sindirim sistemi denir. Sindirim olayının gerçekleşebilmesi için su ve enzim mutlaka gereklidir.
Canlıların bir kısmı sindirilmiş besini dışardan hazır alırken, bir kısmı da aldığı besini kendisi sindirir.
a) Disaridan sindirilmemis besini hazır alan canlılar:
Boyle canlilar genellikle parazit canlılardir, bağırsak solucanı gibi). Bunlarda sindirim olayından ve sindirim sisteminden bahsedilemez.
b) Dışarıdan sindirilmemiş besin alan canlılar:
Böyle canlıları da ikiye ayırabiliriz.
1. Sindirim sistemi taşımayan canlılar: Bir hücreli- , ler, sünger sölentere gibi omurgasız canlılar.
2. Sindirim sistemi taşıyan canlılar: Hayvanların büyük bir çoğunluğu
Sindirim bir hidroliz olayıdır. Yani sulu ortamda büyük molekOIIO besin maddelerinin enzimlerle küçük mole-küllü besin maddelerine parçalanmasıdır. 0 halde sindirim olayının amacı besinleri hücre zarından geçebi-lecek büyüklüğe parçalamaktır diyebiliriz.
9- Sinir Sistemi
Sinir sistemi
Sinir sistemi vücudun en karmaşık sistemidir ve vücut ağırlığına göre oranı %2’ dir.
Soma: Çekirdek (nukleus) ve çekirdekçiği (nukleolus) ihtiva eden esas hücre kısmıdır.
Dentrid: Soma içerisinden çıkan çok sayıda dallanmalardır. Yapı olarak bir ağacın dallarını andırır. Dentridlerin görevi diğer nöronlardan gelen uyarıları alıp, nöron gövdesine iletmektir.
Akson: Gövdeden çıkan ve dallanama göstermeyen sitoplazmik uzantı kısmıdır. Her nöronda bir tane bulunur. Gövdeden çıkan akson, sinir hücresinden gelen işaretleri çevreye taşımakla görevli olup, böylece sinir hücresini diğer sinir hücreleri veya bir kas hücresi veya bir salgı bezi gibi iş yapan (effektör) hücrelerle bağlar. Mesaj iletiminde önemli rolü vardır.
Nöronlar işlevlerine göre 3 sınıfta incelenirler.
1- Duyusal nöronlar; duyuların alınmasını sağlarlar.
2- Motor nöronlar; doku, organ ya da organ sistemlerinin işleyişinde değişiklikler oluştururlar.
3- İnternöronlar; duyu ve motor nöronlar arasında yer alırlar.
Her nöron, dentritleri aracılığı ile diğer nöronlardan gelen uyarıları alır ve nöron gövdesine iletir. Bu uyarılar ya inhibitör ya da eksitatör niteliktedir. Değişik kaynaklardan gelen zıt yönlü uyarıların nöron gövdesindeki toplamına göre, nöron eksite ya da inhibe olur ve bu enformasyon nöronun aksonu aracılığıyla bağlı olduğu nöronlara ya da efektör organa (kas, salgı bezi) iletilir. Basit ve karmaşık davranış arasındaki temel fark, karmaşık davranışta daha çok sayıda ve değişik enformasyon içeren nöron gruplarının olaya katılmasıdır.
Genellikle nöronlar, dentritleri ve aksonları arasında karmaşık ilişkilerin kurulduğu birimler oluştururlar. Her birim diğeriyle karşılıklı ilişki içindedir ve her birim alınan uyarıyı modifiye ederek ilişki içinde olduğu diğer birimlere iletir. Sinir sistemi omurilikten beyin kabuğuna, hiyerarşik bir düzen içinde birbirine eklenmiş birimlerden oluşmuştur.
Nöronlar arasındaki bağlantı noktaları; Sinapslar
Uyaranların bir nörondan başka bir nörona geçişi sinaps adı verilen yapılar sayesinde gerçekleşir. Sinaps boşluğundan uyarıların (impuls) iletimi nörotransmitterler (aracı maddeler) veya mediatörler denilen maddeler sayesinde gerçekleşir. Nörotransmitterler iki sinir hücresi arasındaki bağlantıyı sağlayan kimyasal maddelerdir. Başta serotonin adı verilen madde olmak üzere henüz yapısı tam olarak açıklanamamış olan binlerce madde nörotransmitter olarak görev yapmaktadır
Sinapslarda presinaptik tarafa ulaşan aksiyon potansiyeli, bu uçtan kimyasal bir mediyatör salınmasına yol açar. Bu mediyatör postsinaptik taraftaki reseptörlerle etkileşerek, bazı iyon kanallarını aktive eder ve postsinaptik zarda elektriksel potansiyel değişikliğine yol açar. Sinaptik geçişi (transmission) sağlayan mediyatörler, nöronlar arasındaki ilişkiyi düzenleyen temel ögelerdir. Bugün 30 kadar nöromediyatörün varlığı bilinmektedir.
Sinir sisteminin organizasyonu
Sinir sistemi; merkezi (santral) sinir sistemi ve çevresel (periferik) sinir sistemi olmak üzere ikiye ayrılır.
Merkezi Sinir Sistemi
Merkezi sinir sistemi, beyin ve omurilikten oluşur.
Beyin (serebrum)
Ortalama bir erişkinin beyni 1300-1400 gramdır. Kafatası boşluğunda yer alan beyin, 100 milyar sinir hücresi (nöron) ve trilyonlarca “glia” denilen destek hücrelerinden oluşur.
Beyin ve omurilik meniks denen üç zarla koruma altına alınmıştır. En dıştaki zar dura mater adını alır ve kafatası kemiklerinin iç yüzeyine tutunur. Ortadaki zar bağ dokudan oluşan araknoid zardır. En içteki zar ise beyni tamamen saran ve besleyen pia mater denen zardır.
Beyin enerjisini glukozun yıkımından sağlar. Beyin oksijensiz ya da glukozsuz kalırsa faaliyetini yitirir.
Beynin başlıca kısımları
Serebral korteks
Serebrumun tüm kıvrımlarını örten serebral korteksin kalınlığı 2-6 mm arasındadır. Serebral korteksin sağ ve sol yarısı korpus kallosum denilen, kalın bir bant oluşturan sinir lifleri ile birbirine bağlanmıştır. İnsanlarda serebral korteksin yüzeyi pek çok girinti ve çıkıntıyla kaplıdır. Korteksdeki çıkıntılara girus girintilere ise sulkus denir. Bunlar yüzey alanının arttırılmasını sağlamışlardır.
Serebral korteksin fonksiyonu, düşünme, istemli hareket, dil, sonuç çıkarma, algılamadır.
Serebral hemisferlerden her biri vücudun zıt tarafını kontrol eder. İnsanların % 90-95’inde sol hemisfer baskındır.
Sol serebral hemisfer, sağ elin kontrolü,konuşma ve yazma dili, bilimsel ve sayısal yetenek,düşünme ve mantık ve çözümleme gibi motor alanlara sahiptir.
Sağ serebral hemisfer ise sol elin kontrolü, görme ve hayal, müzik ve sanat yeteneği, yüzlerin ve üç boyutlu şekillerin tanınması ve idrakın tamamlanması gibi özelliklere sahip motor alanlar bulunur.
Beyin sapı
Omurilik ile beyin arasındaki bağlantıyı sağlayan yapıdır. Beyin sapındaki bazı alanlar kan basıncı, kalp hızı ve solunum gibi hayati fonksiyonların düzenlenmesinden sorumludur.
Beyin sapındaki yapılar, medulla oblangata (omurilik soğanı), pons (köprü), retiküler formasyondur.
Beyin sapının omurilikle birleşen en alt kısmına omurilik soğanı (medulla oblangata) denir. Omurilik soğanı solunum ve dolaşım merkezidir. Köprü (pons), omurilik soğanı ile orta beyni birleştirir ve formasyonu oluşturur.
Retiküler formasyonun hem duyusal hem de motor fonksiyonları vardır. Serebral korteksi gelen duyusal sinirlere karşı uyarır.
Orta beyin (mesencephalon), beyin sapının en kısa bölümüdür. Görme ve işitme ile bunların başlattığı reflekslerle ilgilidir. Orta beyinde substantia nigra denen geniş ve koyu renkli çekirdekler bulunur. Dopamin salgılayan bu bölgenin hasarı sonucu parkinson adı verilen hastalık oluşur.
Serebellum (beyincik)
Beyin sapının hemen arka kısmında yer alan beyincik, merkezi sinir sistemi ağırlığının yaklaşık % 10’luk kısmını oluşturur. Serebellum, serebral korteks gibi hemisferlere ayrılır ve bu hemisferleri saran bir korteksi vardır.
En önemli fonksiyonları hareket, denge ve duruşun sağlanmasıyla ilgilidir. Kas hareketlerinin zamanlamasını ayarlar.
Omurilik ( medulla spinalis)
Omurilik omurgayı oluşturan omurlar içerisinde yer alan bir yapıdır. Vücudun büyük bir kısmı ile beyin arasında iletişimi sağlar. Hem somatik hem de visseral spinal refleks hareketlerini gerçekleştirir. Somatik spinal refleksler kas ve derideki duyu reseptörlerinden gelen uyaranlara tepkidir. Bu refleksler duruş şeklinin ortaya çıkmasını ve hareketlerin oluşmasına yardımcı olur. Visseral spinal refleksler ise iç organlardan gelen uyaranlar ile ortaya çıkar.
Beyin-omurilik sıvısı
Özellikle kandan oluşan ve açık renkli olan bu sıvı travmalarda bir su yastığı görevi yaparak beyni korur. Ayrıca beyin ile kan arsındaki besin maddesi ile atık madde değişimini sağlar. Muhteviyatında, çok az miktarda protein, oksijen, karbondioksit, sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve klor iyonları, glukoz birkaç lökosit ve bazı organik bileşikler bulunur.
Hipotalamus
Beynin tabanında yer alan bezelye büyüklüğünde bir yapıdır. Hipotalamus, vücut ısısının düzenleyicisidir. Eğer vücut çok ısınırsa, hipotalamus bunu algılar ve derideki kapiler damarların genişlemesini sağlar, bu da vücudun soğumasına yol açar. Hipotalamus aynı zamanda hipofiz bezini de kontrol eder. Duyguların, açlığın, susuzluğun düzenlenmesinde rol oynar.
Talamus
Talamus çevreden gelen duyusal bilgiyi alıp bunu serebral kortekse iletir. Ayrıca serebral korteksden gelen bilgileri de omurilik ve beynin diğer kısımlarına iletir. Fonksiyonu duyusal ve motor integrasyondur.
Limbik Sistem
Limbik sistem, verilen bir uyarıya karsı gösterilen duygusal cevabi kontrol etmede önemlidir. Bu sistemin pir parçası olan hipokampusun ise öğrenme ve hafıza olaylarında önemli fonksiyonu vardır.
Bazal Ganglia
Ganglia kelimesi ganglion kelimesinin çoğuludur, yani ganglionlar anlamına gelir. Bazal ganglia hareketin koordinasyonundan sorumludur. Globus pallidus, kaudat nükleus, subtalamik nükleus, putamen ve substantia nigra denilen yapılardan oluşur.
Perıferik Sinir Sistemi
Sinir sisteminin bu bölümü beyin ve omurilik dışındaki diğer sinir hücreleri ve tellerinden oluşur.
Periferik sinir sistemindeki nöron topluluklarına ganglion denir.
Periferik sinir sistemi, somatik sinir sistemi ve otonom sinir sistemi olmak üzere iki bölümde incelenir.
a) Somatik Sinir Sistemi
Merkezi sinir sistemine duyusal bilgi gönderen periferik sinirlerden ve iskelet kaslarını uyaran motor sinir liflerinden oluşur. Afferent (duyusal) ve efferent (motor) bölümlerden oluşur. Afferent bölüm kas, eklemler, tendonlar ve duyu organlarından gelen uyarıları alır, efferent bölüm ise bu uyarıları değerlendirir.
b) Otonom (visseral) Sinir Sistemi
Otonom sinir sistemi salgı bezlerini, kalp kasını ve iç organların düz kaslarını kontrol eder. Otonom sinir sistemi ikiye ayrılır: sempatik sinir sistemi, parasempatik sinir sistemi.
• Sempatik Sinir Sistemi: Duygularla paralel hareket eden sinir sistemi bölümüdür. Korku, sevinç, heyecan gibi durumlarda sempatik sinir sistemi aktive olur, kan basıncı artar, kalp hızlanır ve sindirim yavaşlar.
SSS ekstremitelerdeki kan damarları üzerine sürekli konstrüktör etkide bulunur. Korku ve öfke gibi uyaranlarla vücudu “dövüş yada kaç” reaksiyonuna hazırlar. Kalp hızlanır, göz bebekleri genişler, deri terler. Kan deri ve sindirim sisteminden iskelet kaslarına yönlendirilir, sindirim ve üriner kanallardaki sfinkterler kapanır.
• Parasempatik Sinir Sistemi: Parasempatik sinir sistemi genelde sempatik sinir sistemini dengeleme yönünde fonksiyon gösterir. Uyaranları duyu nöronları ile merkezi sinir sistemine getirir ve cevaplarını motor nöronlarla effektör organlara götürür. Parasempatik sistem kalbi yavaşlatır, tükürük ve barsak salgılarını artırır ve barsak hareketlerini artırır.
10-Lenf Sistemi
Lenf sistemi, lenf damarları ve lenf düğümlerinden meydana gelmiştir. Lenf damarları ile taşınan ve içinde akyuvar bulunduran doku sıvısına lenf sıvısı denir.
Lenf damarları yapı olarak toplardamarlara benzerler. Lenf sisteminde atardamar yoktur, sadece toplardamarlardan oluşmuştur, ve bu damarların uçları kapalıdır. Doku sıvısını kaplı ucuyla alır.
Lenf düğümleri, lenf damarlarının dolaşım sistemi ile birleştiği yerlerde bulunan özel hücre kümeleridir. Bu yapılarda lenfosit denilen akyuvarlar meydana getirilirler. Lenf sıvısı, lenf düğümlerinin dar ve kıvrımlı kanallarından geçerken içinde bulunan bakterileri bırakır ve bakteriler burada yutularak yok edilir.
Lenf sisteminin vücutta gerçekleştirdikleri:
1.Doku sıvısı ile kan sıvısının dengede kalmasını sağlar. Bu görevi doku sıvısını kana getirerek gerçekleştirir.
2.Kılcalları terkeden az miktardaki proteini tekrar dolaşıma sokar.
3.Bağırsaktan emilen yağ asiti ve gliserolü sol köprücük altı toplardamarına götürür.
4.Vücudun savunmasında görev alır.
Jila MALAK & Sezgin BULUT
Re: İNSAN VÜCUDU
McIzDıRaP - 10.01.2007, 22:44
Paylaşımın İçin Teşekkürler...
Re: İNSAN VÜCUDU
gogo - 18.01.2007, 13:26
gayet güsel olmus ama resim eksik gibi geldi bana :D :shock: :lol: :cry: :P :wink: gerci bende resimin nasıl konuldunu bulamadım ama olsun :D
Re: İNSAN VÜCUDU
by CaRiSmA - 18.01.2007, 13:42
kardeşilerim bilirisniz ben fasla sağlığa dikkat etmezdim bi dönem;)ama sizin bu projenizi gördükten sora iice bilinçli oldum:D:Dyha hakkatten tebrik ediorum kardeşlerim bide foto koysanız konsept mükemmel olur!!!;););)tatlı kız jila ve çapkın çocua saygılarımla;)böle dewam edin;)TEBRİKLER!!!
Re: İNSAN VÜCUDU
shecher - 18.01.2007, 13:45
ellerıne sağlık sezgın cookkk guzel olmus jıla ne yaptı acaba sorabılırmyım :?: :?: :twisted: :twisted:
Re: İNSAN VÜCUDU
MeTo - 18.01.2007, 13:51
Edit by McIzDıRaP: Yorum Yap,Reklam Değil!!!
Re: İNSAN VÜCUDU
^^dilosch^^ - 18.01.2007, 13:52
bitek sezginmi yaptı bunu aaaaaa :shock: ommaz ama jılacımda yapmıstır.. dorusu guzel olmuşş.. ama biraz resım fazla galıbaaa :D
Re: İNSAN VÜCUDU
FaTaLMaSTeR - 19.01.2007, 19:12
Herkese tşk ler 8)
Re: İNSAN VÜCUDU
rainbow - 20.01.2007, 14:55
evt bencede güsel olmuş biras sıkıcı ama olsun işin içinde sezgin ve jilam olunca resmleer olmasada oluo dmi. :?: :wink:
Mit folgendem Code, können Sie den Beitrag ganz bequem auf ihrer Homepage verlinken
Weitere Beiträge aus dem Forum ๒єאкєภt קг๏ןє кlย๒ย
Ähnliche Beiträge wie "İNSAN VÜCUDU"
