Verfügbare Informationen zu "İkinci Râşidî Hilâfet Devletinin Ayak Ses"
Qualität des Beitrags: Beteiligte Poster: Anonymous Forum: AUF WWW.ANSARYFORUM.DE.VU UMGESTELLT Forenbeschreibung: AUF WWW.ANSARYFORUM.DE.VU GEHTS WEITER aus dem Unterforum: Andere Sprachen Antworten: 1 Forum gestartet am: Donnerstag 02.12.2004 Sprache: deutsch Link zum Originaltopic: İkinci Râşidî Hilâfet Devletinin Ayak Ses Letzte Antwort: vor 18 Jahren, 13 Tagen, 21 Stunden, 12 Minuten
Alle Beiträge und Antworten zu "İkinci Râşidî Hilâfet Devletinin Ayak Ses"
Re: İkinci Râşidî Hilâfet Devletinin Ayak Ses
Anonymous - 14.03.2005, 00:50İkinci Râşidî Hilâfet Devletinin Ayak Ses
Hilâfetin Yıkılışının 81. Yılında;
İkinci Râşidî Hilâfet Devletinin Ayak Sesleri İşitiliyor, Ey Müslümanlar!
Bütün devletler İslama ve Müslümanlara düşmandır. Özellikle sömürgeci Batılı kâfir devletlerin İslama düşmanlıkları o derece şiddetliydi ki, İslamın hükümlerini uygulayan, koruyan ve tüm cihana aydınlık ve hidâyet olarak taşıyan Osmanlı Hilâfet Devletinin devletlerarası etkinliğini yıkmak için tüm güçlerini harcıyorlardı. Kimi zaman Haçlı savaşlarıyla, kimi zaman misyonerlik saldırılarıyla, kimi zaman siyâsî ve iktisâdî üsluplarla kimi zaman da fikrî ve ictimâî olarak Hilâfet Devletinin varlığını zarar vermenin derdine düşmüşlerdi. Zarar vermek diyoruz, zîra kâfirler bir gün gelip de Hilâfet Devletinin yıkılabileceğini hayâl bile edemiyorlardı. Ne zaman ki Müslümanlarda İslama bağlılık zayıfladı, İslamın hükümleri yanlış anlaşılır oldu, Cihad ve Fetih hareketleri durdu, işte o zaman liderliğini şeytan zihniyetli İngilizlerin yaptığı Batılı Kâfir devletler, Hilâfet Devletinin yıkılabileceğine dâir bir ümide sahip olmaya başladılar. Böylece bunun plânlarını ve projelerini hazırladılar. Yaklaşık iki yüz yıllık gayret ve mücadele sonunda, özellikle İngiliz kâfirler 3 Mart 1924 günü Hilâfet Devletini yık(tır)mayı başardılar. Dönemin İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curson denen kâfire, Avam Kamarasına Osmanlı Hilâfet Devletinden sonra kurulan Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığını neden tanıdığının hesabı kendisine sorulduğunda şöyle diyordu:
Biz Türkiyenin işini bitirdik. Bugünden sonra artık bir daha asla ayağa kalkamayacaktır. Çünkü biz onun gücünü aldığı iki şeyi: İslamı ve Hilâfeti yok ettik!..
Müslümanlar Hilâfetin yıkılmasının gerçek acısını ve şiddetini, kendilerini musibetler içinde ağlarlarken bulduklarında fark ettiler. Lâkin artık çok geçti. Müslümanların toprakları parçalanmış, onlarca küçük devletçiğe bölünmüş, toprakları işgâl edilmiş, servetleri yağmalanmış, evlatları katledilmiş, başlarına kâfirlerin ajanı olan yöneticiler atanmış, sayısız dert ve kedere maruz bırakılmış, elleri ve kolları bağlanmış idi. Yönetimleri, orduları, yasaları, ekonomileri, toplumları, hayatları, güvenlikleri, bakışları, anlayışları, davranışları, eğitimleri, sağlıkları ve varlıkları tamamen İslamdan koparılmış, çürümeye, yıkılmaya, yenilgiye terk edilmiş idi. Ayağa kalkmalarını imkân veren her şey ellerinden alınmış, yapayalnız, çaresiz, ümitsiz, korumasız, kalkansız ve savunmasız bırakılmışlardı.
Hilâfetin yokluğundan kaynaklanan zulümâtın etkisi sadece Orta Asyada, Ortadoğuda, Afrikada, Balkanlarda ve daha başka yerlerde yaşayan Müslümanlar ile sınırlı değildi. Aksine özellikle Güney Amerika, Doğu Avrupa, Afrika, Doğu ve Güneydoğu Asyada yaşayan mazlum halklar da sefâlete, açlığa, katliama, soykırıma ve zillete maruz kaldılar. İslamın evrensel risâletinden, aydınlığından, merhametinden ve adaletinden mahrum bırakıldılar. Hayrın ve hidâyetin onlara ulaşmasına engel oldular.
بَدَأَ الاسْلامُ غَرِيبًا ثُمَّ يَعُودُ غَرِيبًا كَمَا بَدَأَ فَطُوبَى لِلْغُرَبَاءِ قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَنِ الْغُرَبَاءُ قَالَ الَّذِينَ يُصْلِحُونَ إِذَا فَسَدَ النَّاسُ İslam garip olarak başladı, daha sonra başladığı gibi garip olarak geri dönecektir. Gariplere ne mutlu! Garipler kimlerdir Ey Allahın Rasülü! denildiğinde şöyle dedi: İnsanlar bozulduğunda ıslah edecek düzeltecek olanlardır
İşte Rasulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]in bu mübârek hitâbına nâil olmak, Allah [Subhânehu ve Tealâ]nın rızasına kavuşmak, Onun Dinini yüceltmek ve İslâmî Ümmete önceki izzet ve itibarını yeniden iade etmek üzere Hilâfet Devletini yeniden kurmak üzere birçok seçkin Müslüman harekete geçti. Onların inançları, azimleri ve çabalarıyla Müslümanlarda yeniden Hilâfete özlem duyulmaya başladı. Müslümanlar başlarına gelen onca musibet ve felâketten kurtulmanın, Allahın râzı olduğu İslâmî bir hayat yaşamanın ve kâfirlerden ve uşaklarından intikam almanın tek yolu olarak Hilâfet Devletini gördüler. Büyük bir şevk ve heyecanla bakışlarını onun kurulacağı dakikaya yönelttiler. Bu yıl Hacc farizasını edâ etmek üzere dünyanın her tarafından mukaddes beldelere giden yüz binlerce Müslüman, orada Hilâfet çağrılarını işittiler ve büyük bir coşkuyla teveccüh gösterdiler. Hilâfete büyük bir heyecanla sarılacaklarını, tekbirleriyle haykırdılar.
Bu uyanış kâfirlerin ve uşaklarının da dikkatinden kaçmadı. Amerikalı ve Avrupalı birçok devlet yetkilisi hemen İslâmî beldelere koşturup uşaklarına tâlimatlar verdiler. Kendilerine yönelik nefrete engel olmalarını, Hilâfete çağıranları tutuklamalarını, seslerini susturmalarını ve Hilâfete yapılan çağrılarını iftiralarla bulandırmalarını emrettiler. Bununla da yetinmeyip açıklamalar yaptılar, raporlar yayınladılar. Hem kendi yapabilecekleri önlemleri tasarladılar hem de başkalarına öğütler verdiler.
Türkiyede de -bilerek yada bilmeyerek, isteyerek yada istemeyerek- aynı selin akıntısına kapılmış gâfiller yada hâinler, Türkiyedeki Müslümanların Hilâfete sarılmalarını engellemek üzere yeni ceza yasaları çıkardılar, Hilâfet aleyhinde köşe yazıları yazdılar, konferanslar ve paneller düzenlediler. En son Avrupa Birliği ihânetini gerçekleştirdiği, başörtüsünü söz verdiği halde halen yasakladığı ve Hilâfetin kurulmasından yüz çevirdiği için Başbakana mektup veren ve Ümmeti bilinçlendirmek üzere mescidlerin önünde beyannameler dağıtan birçok cesur ve ihlaslı mümin gençler zindanlara atılmakta, hem de Hilâfetin yıkılışının yıldönümünde mahkemeye çıkarılarak cezalandırılmak istenmektedir.
Ey Müslümanlar!
Hilâfet, 81 yıl önce yıkıldığında çaresizlik ve üzüntü ile gözyaşları döküyordunuz. Sonra Hilâfetin korumasından ve savunmasından mahrum kaldığınız için başınıza gelen onca belâ ve musibet karşısında göz yaşlarınızı döktünüz ve döküyorsunuz. Irakta, Afganistanda, Filistinde, Keşmirde, Çeçenistanda, Balkanlarda, Sudanda, Özbekistanda kardeşlerimize karşı işlenen katliamlara ve bacılarımızın tecâvüze uğramalarına karşı seyirci olmak zorunda kaldınız ve kalıyorsunuz. Topraklarımızın ve zenginliklerimizin satılmasına, Kıbrısta, Avrupa Birliğinde, Sudanda, Filistinde, Endonezyada eli kanlı kâfirlerle ihânet anlaşmaları imzalanmasına öfkelendiniz ve öfkeleniyorsunuz. Yalan vaatlerle sizi aldatanları, yapılan sahte seçimleri, düzeltiyoruz diyenlerin her şeyi bozduklarını, kadınları kepaze edip gençleri serseri yaptıklarını, aile dramlarını, sokak çocuklarını, temel ihtiyaçlarımızın bile size reva görülmediğini anladınız.
Artık üzülme, ağlama, seyirci kalma zamanı değildir. Bilakis azimleri bileme, güçleri toplama, çalışmaları yoğunlaştırma, gayretleri çoğaltma ve darbeleri birleştirme zamanıdır. Çünkü artık kâfirin kalbine korku düşmüş, dizlerinin bağı çözülmüş, Curzon kâfirinin sözünün tersine dönmeye başladığını görmüş ve sonunun yaklaştığını fark etmiştir. Ve çünkü Allaha hamd olsun ki nihâyetinde İslâmî Ümmet;
Hilâfetin Allah [Subhânehu ve Tealâ]nın kesin bir farzı olduğunu, Rasulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]in Medinede devletini büyük zorluk ve meşakkatle kurduğunu, kurulması farz olan Hilâfetin Müslümanların kalkanı olduğunu, ancak onunla korunup sadece onun ardında savaşabileceklerini, Hilâfetin İslama ve Müslümanlara düşman kâfirlerin entrika ve tuzaklarıyla yıkıldığını, başına gelen tüm zulümlerin ve belâların sebebinin kâfirlere dostluk eden yöneticiler olduğunu, tüm problemlerinin tek köklü çözümünün Hilâfetin yeniden kurulmasından geçtiğini, Rasulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]in Nübüvvet Metodu üzere Râşidî Hilâfetin yeniden kurulacağını müjdelediğini, İçerisinde bulunduğumuz şu dönemde İslâmî Ümmetin tüm beldelerinden Hilâfet arzularının yankılandığını artık işitmiş, görmüş, anlamış ve kavramış durumdadır. Allahın izni ve yardımıyla İkinci Râşidî Hilâfet Devletiin kuruluşu çok yakındır. İşte o gün geldiğinde, Râşidî Hilâfet Devleti Allah [Subhânehu ve Tealâ]nın şu hükmüne;
فَأَمَّا الَّذِينَ كَفَرُواْ فَأُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّاصِرِينَ وَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ وَاللّهُ لاَ يُحِبُّ الظَّالِمِينَ İnkâr edenler var ya, onları dünyada ve Âhirette şiddetli bir azâba çarptıracağım! Onların hiç yardımcıları da olmayacak! Îman edip sâlih amellerde bulunanlara gelince; Allah onların mükâfatlarını eksiksiz verecektir. Muhakkak ki Allah zalimleri sevmez. [Âl-i İmrân 56-57]
mazhâr olacak ve Allah [Subhânehu ve Tealâ]nın şu;
وَمَا لَكُمْ لاَ تُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَالْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاء وَالْوِلْدَانِ الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَخْرِجْنَا مِنْ هَذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ أَهْلُهَا وَاجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ وَلِيًّا وَاجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ نَصِيرًا Size ne oldu da Allah yolunda ve Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla! diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz! [Nîsa 75]
emrini yerine getirerek tüm mazlum insanların ve özellikle Haçlı ve yahudi ordularının işgâli altında bulunan Müslümanların intikamını muhakkak alacaktır. İşte o gün, Allah [Subhânehu ve Tealâ]nın şu vaadi;
وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِيـنَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا Allah, sizlerden îmân edip sâlih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halîfe kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halîfe kılacağını, onlar için seçtiği dinlerini (İslamı) yeryüzünde hâkim kılacağını, (geçirdikleri) bu korkularını güvene çevireceğini vaâdetti. [Nur 55]
tahakkuk edecek, Rasulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]in şu müjdesinin;
... ثم تكون خلافة على منهاج النبوة
Sonra da yeniden Nübüvvet Minhâcı [Peygamberlik Metodu] üzere [Râşidî] Hilâfet olacaktır!
doğruluğu açığa çıkacaktır, İnşâAllah
İşte Hizb-ut Tahrir, tüm Müslümanları Râşidî Hilâfet Devletini kurmak üzere kendisiyle birlikte çalışmaya ve bu uğurda tüm güçlerini harcayarak şafak vaktini hızlandırmak üzere yarışmaya dâvet etmektedir:
وَفِي ذَلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ Yarışanlar işte bunun için yarışsınlar! [el-Mutaffifîn 26]
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir H. 23 Muharrem 1425
Türkiye Vilâyeti M. 03 Mart 2004
Hizb-ut Tahrir resmî web sitesi: www.hizb-ut-tahrir.org
Hizb-ut Tahrir medya bürosu web sitesi: www.hizb-ut-tahrir.info
Hizb-ut Tahrir medya bürosu radyosu: www.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/media/media
Hizb-ut Tahrir / Türkiye Vilayeti resmî web sitesi: www.al-ummah.org
Mit folgendem Code, können Sie den Beitrag ganz bequem auf ihrer Homepage verlinken
Weitere Beiträge aus dem Forum AUF WWW.ANSARYFORUM.DE.VU UMGESTELLT
EV KADINLAR! Takva ile örtünün! - gepostet von Freakofislam am Mittwoch 12.01.2005
Ähnliche Beiträge wie "İkinci Râşidî Hilâfet Devletinin Ayak Ses"
Sheila und Ayak - Willemke (Mittwoch 09.05.2007)
